Selamlar Techforum ailesi! İlk yazıda televizyonun tepesine vurarak dünyayı kurtardığımız günlere gitmiştik. Bugün ise modern zamanların en büyük sabır testiyle karşı karşıyayız: Annelerimize akıllı telefon kullanmayı öğretmek. Eğer siz de "Oğlum/kızım, bu Google neden benden şifre istiyor?" sorusuyla uykunuzdan uyandırıldıysanız, doğru yerdesiniz.
Her şey o masum "Evladım, benim bu eski telefon artık kasmaya başladı, bana da şöyle dokunmatiğinden bir şey alalım" cümlesiyle başlar. O an başınıza geleceklerden habersiz, en iyi modelini seçer, heyecanla kutusunu açarsınız. İşte o kutu, aslında bir Pandora’nın kutusudur. İlk dersimiz her zaman ekran kilidini açmaktır. Annelerimiz o parmağı ekrana öyle bir bastırır ki, sanırsınız telefonun içindeki işlemciye kadar ulaşmaya çalışıyor. "Anneciğim nazikçe kaydıracaksın" dersiniz, o ise ekranı sanki cam siliyormuş gibi büyük bir titizlikle ovar. Sonunda kilit açıldığında ikiniz de ilk büyük zaferi kazanmışsınızdır.
Ardından gelen WhatsApp aşaması ise tam bir fıkradır. Anneler için WhatsApp, sadece bir mesajlaşma uygulaması değil; tüm sülaleyi, komşuları ve hatta hiç tanımadığı kişileri bile sabah namazı vaktinde "Hayırlı Cumalar" mesajına boğma aracıdır. Yanlışlıkla gönderilen o boş ses kayıtları, saniyeler süren tavan fotoğrafları ve "Yazıyor..." ibaresinin on dakika boyunca ekranda kalıp sonunda sadece "Tamam" gelmesi... İşte bunlar hep o kutsal sabır testinin parçalarıdır. Bir de o meşhur görüntülü aramalar var ki, evlere şenlik! Annem aradığında ekranda sadece alnını, burnunun ucunu ya da salonun tavanını görüyorum. "Anne kamerayı kendine çevir" dediğimde ise telefonu havaya kaldırıp etrafı çekmeye başlıyor. Biz birbirimizi göremiyoruz ama olsun, o sesimi duyuyor ya, dünya onun için tamamlanmış oluyor.
En sevdiğim kısım ise bildirimler. Telefonun üst kısmında o kadar çok simge birikir ki, telefon artık "yeter" diye bağırmak üzeredir. "Bu ne anne?" dersiniz, "Bilmem evladım, kendi kendine çıktı, gitmiyorlar" der. Bakarsınız; üç tane antivirüs programı indirmiş, telefonun dili yanlışlıkla Rusça olmuş ve feneri açık unutmuş. O an derin bir nefes alıp "Hepsini kapatıyorum bak" dersiniz. O ise size hayranlıkla bakıp "Sen de ne anlıyorsun bu işlerden, aferin" der. O an, kaybettiğiniz tüm sabrınızın yerine kocaman bir huzur dolar.
Aslında onlara kızamıyoruz. Onlar bizi yürümeyi öğretirken binlerce kez aynı sabrı gösterdiler. Şimdi sıra bizde. Varsın yanlış gruba yanlış fotoğrafı atsınlar, varsın her gördükleri linke tıklayıp bizi panikletsinler. Günün sonunda telefonun ucunda onların sesini duymak, en hızlı internet paketinden daha değerli. Sizin annelerinizle teknoloji imtihanınız nasıl geçiyor? Yorumlarda buluşalım, biraz dertleşip çokça gülelim!