Ekranın Öte Yanı 3

  • Görüntüleme: 10
1772278687423.webp

TOZLU HARD DİSKLER VE DİJİTAL RUHLAR: HAFIZA MI BİRİKTİRİYORUZ, VERİ Mi?
Ekranın öte yanındaki dostum, bugün çekmecenin en dibinde kalan o eski, gri hard diski ya da artık açılmayan o ilk akıllı telefonunu düşünmeni istiyorum. Hepimizin bir kenarda unuttuğu, artık güncel hiçbir yazılımı çalıştırmayan, pilleri şişmiş veya kabloları kaybolmuş bir teknoloji mezarlığı var. Bizler hayatımızda en yeni işlemcilerin hızını, en güncel ekran kartlarının FPS değerlerini konuşurken, aslında o eski ve hantal cihazların içinde neleri bıraktığımızı çoğu zaman unutuyoruz. O tozlu kutuların içinde sadece gigabaytlarca veri değil, hayatımızın bir dönemi, artık sesini duymadığımız insanların mesajları, belki de hiç gerçekleşmemiş hayallerin taslakları duruyor. Dijital dünya bize her şeyi saklayabileceğimiz vaadinde bulunurken, aslında bize "hatırlamayı" mı unutturuyor, yoksa her şeyi birer "veriye" mi dönüştürüyor?
Eskiden fiziksel bir fotoğraf albümüne dokunmak, sayfa aralarındaki kurumuş çiçekleri görmek bir ritüeldi. Şimdi ise binlerce fotoğrafımız bulut depolama alanlarında, hiç bakılmamak üzere istiflenmiş durumda. Teknoloji bize sonsuz bir hafıza kapasitesi sundu ama bu sonsuzluk, anıların değerini mi azalttı? Bir şeyi "kaydetmek" ile onu gerçekten "yaşamak" arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor. Konserlerde sahneyi görmek yerine telefon ekranından kayıt yapan o kalabalığı hatırla; o anı gerçekten orada bulunarak mı yaşıyorlar, yoksa sadece ileride asla izlemeyecekleri bir veri paketini mi istifliyorlar? Bizler pikselleri çoğaltırken, o anın ruhunu mu seyreltiyoruz? "Ekranın Öte Yanı"nda, silinmeyen ama asla bakılmayan o dijital yığınların altında eziliyoruz.
İşin daha derin bir boyutu da var: Bizden geriye ne kalacak? Eskiden bir yazarın daktilosu, bir mühendisin el yazması projeleri kalırdı. Bugün ise her şeyimiz şifreli klasörlerde, abonelik tabanlı servislerde ve merkezi sunucularda. Bir gün ekranlarımızı sonsuza dek kapattığımızda, o "dijital mirasımız" kime ait olacak? Şifresini bilmediğimiz bir bulut hesabındaki anılar, gerçekten yaşanmış sayılır mı? Teknoloji dünyasının içinde yaşayan bizler, verinin ölümsüzlüğüne inanırken aslında kendi geçiciliğimizi mi maskeliyoruz? Belki de gerçek hafıza, bir sabit sürücüde saklanan sıfırlar ve birler değil; o ekranı kapattıktan sonra zihnimizde kalan, bizi gülümseten veya hüzünlendiren o puslu görüntüdür.
Bugün bir anlığına dur ve dijital çöplüğüne bir bak. Kaç tane "sonra bakarım" diye kaydedilmiş link, kaç tane hiç düzenlenmemiş klasör var? Belki de gerçek özgürlük, her şeyi kaydetmeye çalışmayı bırakıp bazı anların sadece zihnimizde akıp gitmesine izin vermektir. Çünkü en değerli donanım olan insan hafızası, veriyi değil; duyguyu saklamak için tasarlanmıştır. Pikseller solar, hard diskler bozulur, sunucular kapanır; ama bir anın bizde bıraktığı o iz, hiçbir güncellemeye ihtiyaç duymadan bizimle kalır. Sahi, senin o eski hard diskinin içinde sakladığın ama yüzleşmekten korktuğun en son anın neydi? Ekranın öte yanındaki o insanın, sadece veri biriktiren bir makine olmadığını kendine hatırlatmanın vakti gelmedi mi?

Son yorumlar

Özge Karail yeni bir blog yazısı hazırladım:

Ekranın Öte Yanı 3

Ekli dosyayı görüntüle 7630
TOZLU HARD DİSKLER VE DİJİTAL RUHLAR: HAFIZA MI BİRİKTİRİYORUZ, VERİ Mi?
Ekranın öte yanındaki dostum, bugün çekmecenin en dibinde kalan o eski, gri hard diski ya da artık açılmayan o ilk akıllı telefonunu düşünmeni istiyorum. Hepimizin bir kenarda unuttuğu, artık güncel hiçbir yazılımı çalıştırmayan, pilleri şişmiş veya kabloları kaybolmuş bir teknoloji mezarlığı var. Bizler hayatımızda en yeni işlemcilerin hızını, en güncel ekran kartlarının FPS değerlerini...

Blog yazısının tamamını buradan okuyun...
Geri
Üst