Türkiye'nin Güncel Teknoloji Forumu | techforum.tr

TechForum’a Hoş Geldin! TechForum, bilgisayar donanımı, ekran kartı, işlemci, yazılım, yapay zeka, oyun ve teknoloji konularında bilgi paylaşımı yapılan Türkçe teknoloji forumudur. Sorular sorun, çözümler bulun ve teknoloji tutkunlarıyla tanışın. Hemen katılın ve teknoloji sohbetine dahil olun..

Kalabalık Yalnızlıklar 10

  • Görüntüleme: 17
1772797842073.webp

SÜREKLİ BİR YERE YETİŞİRKEN
Günün büyük bir kısmı bir yere yetişmeye çalışarak geçiyor.
Sabah alarmı çaldığında gün başlamadan bir acele hissi oluşuyor. Zihnimiz hemen listeyi açıyor: yapılacak işler, cevaplanacak mesajlar, yetişilecek toplantılar, ertelenmiş sorumluluklar… Daha yataktan kalkmadan bir hız başlıyor.
Ve o hız gün boyunca neredeyse hiç durmuyor.
Bir yere giderken başka bir yeri düşünüyoruz. Bir işi yaparken sıradaki işi planlıyoruz. Bir sohbetin ortasında bile aklımız başka bir yerde olabiliyor. Fiziksel olarak bir anın içindeyiz ama zihinsel olarak hep bir sonraki anın peşindeyiz.
Sanki hayat bir bekleme odasına dönüşmüş gibi.
Şu iş bitsin rahatlayacağım.
Şu dönem geçsin düzelecek.
Şu hedefe ulaşayım sonra dinleneceğim.
Ama garip bir şey oluyor: O hedef geldiğinde yenisi beliriyor. O dönem bitince başka bir yoğunluk başlıyor. O rahatlama anı sürekli erteleniyor.
Çünkü mesele sadece yapılacakların çok olması değil. Mesele, zihnin sürekli ileriye programlanmış olması.
Böyle yaşadığında “şimdi” küçük bir geçiş noktasına dönüşür. Sadece bir sonraki ana ulaşmak için kullanılan bir köprü gibi. Oysa hayat aslında o köprünün üzerinde geçer.
En çok kaçırdığımız şey de bu.
Bir kahve içerken gerçekten o kahvenin tadını almak. Bir yürüyüşte adımların ritmini fark etmek. Bir sohbet sırasında karşıdaki insanın ses tonunu, yüz ifadesini, o anın sıcaklığını hissetmek.
Bunlar küçük şeyler gibi görünür. Ama insanın iç dengesi çoğu zaman bu küçük temaslarla kurulur.
Sürekli bir yere yetişmeye çalıştığında zihnin gevşemez. Hep tetikte kalır. Hep biraz gergin, biraz hızlıdır. Ve bu tempo bir süre sonra normalleşir.
Durduğunda bile içindeki hız devam eder.
Belki de bu yüzden bazı insanlar tatilde bile rahatlayamaz. Çünkü problem sadece takvim değil; ritimdir.
İç ritmimiz bozulduğunda en basit anlar bile aceleyle yaşanır.
Oysa hayatın bazı anları hızlı yaşanmaya uygun değildir. Bir dostla edilen sohbet. Bir akşamüstü sessizliği. Bir kitabın içinde kaybolmak. Bir düşüncenin zihinde yavaş yavaş şekillenmesi…
Bunların hepsi yavaşlık ister.
Belki de yetişmeye çalıştığımız şey aslında zaman değil. Kendimize koyduğumuz beklentiler. Sürekli ilerleme zorunluluğu. Hep bir adım önde olma baskısı.
Ama bazen insanın en çok ihtiyacı olan şey hızlanmak değil; ritmini hatırlamak.
Her an bir yere varmak zorunda değiliz.
Her gün bir şey başarmak zorunda değiliz.
Bazı günler sadece yaşanmak için vardır.
Ve belki de gerçek rahatlama, hiçbir yere yetişmeye çalışmadığımız anlarda başlar.

Son yorumlar

Özge Karail yeni bir blog yazısı hazırladım:

Kalabalık Yalnızlıklar 10

Ekli dosyayı görüntüle 8048
SÜREKLİ BİR YERE YETİŞİRKEN
Günün büyük bir kısmı bir yere yetişmeye çalışarak geçiyor.
Sabah alarmı çaldığında gün başlamadan bir acele hissi oluşuyor. Zihnimiz hemen listeyi açıyor: yapılacak işler, cevaplanacak mesajlar, yetişilecek toplantılar, ertelenmiş sorumluluklar… Daha yataktan kalkmadan bir hız başlıyor.
Ve o hız gün boyunca neredeyse hiç durmuyor.
Bir yere giderken başka bir yeri düşünüyoruz. Bir işi yaparken sıradaki işi planlıyoruz. Bir sohbetin...

Blog yazısının tamamını buradan okuyun...
Geri
Üst