HER ŞEYE ALIŞIRKEN
İnsan çok hızlı alışan bir varlık.
Başlangıçta zor gelen şeyler zamanla normalleşir. İlk başta rahatsız eden bir tempo, bir süre sonra hayatın rutini olur. İlk başta garip gelen davranışlar, zamanla sıradan görünmeye başlar.
Alışmak hayatta kalmayı kolaylaştırır. Zorluklara uyum sağlamamızı sağlar. Ama aynı özellik bazen fark etmeden kendimizden uzaklaşmamıza da neden olur.
Çünkü insan sadece iyi şeylere değil, iyi olmayan şeylere de alışır.
Bir işin seni yavaş yavaş tüketmesine alışabilirsin. Sürekli yorgun hissetmeye alışabilirsin. Kendini ifade edemediğin ilişkilerde bulunmaya alışabilirsin. Hatta içindeki huzursuzluğun arka planda sürekli var olmasına bile alışabilirsin.
Bir süre sonra bu hisler dikkat çekmez.
Sanki hayat zaten böyleymiş gibi gelir.
Ama insanın iç dünyası bazen küçük sinyaller gönderir. Nedensiz bir huzursuzluk. Sebebi tam belli olmayan bir sıkışmışlık hissi. Bir şeylerin eksik olduğu ama tam olarak ne olduğunu söyleyemediğin anlar…
Bu hisler çoğu zaman bir sorun değil; bir uyarıdır.
Çünkü alışmak, farkındalığı azaltır.
Bir ortamın sana iyi gelip gelmediğini sorgulamayı bıraktığında, sadece akışa kapılırsın. Günler birbirine benzemeye başlar. Haftalar hızlı geçer. Ama içsel bir canlılık azalır.
Oysa bazı şeylere alışmamak gerekir.
Saygısızlığa alışmamak gerekir. Sürekli yorgun olmaya alışmamak gerekir. Kendini bastırmaya alışmamak gerekir. Çünkü insan bu durumları normalleştirdiğinde, hayatın kalitesi sessizce düşer.
Ve en tehlikelisi şu olur: Daha iyisini hayal etmeyi bırakır.
Bir noktadan sonra “Böyle gelmiş böyle gider” düşüncesi yerleşir. Oysa çoğu zaman durum gerçekten değiştirilemez değildir. Sadece alışılmıştır.
Hayat bazen büyük değişimlerle değil, küçük fark edişlerle yön değiştirir.
“Bu bana iyi gelmiyor” diyebilmek bir başlangıçtır. “Ben aslında başka bir şey istiyorum” demek de öyle.
İnsan hayatındaki birçok şeyi değiştiremeyebilir. Ama farkındalık kazandığında en azından otomatik yaşamaktan çıkar.
Ve farkındalık, insanın içindeki canlılığı geri getirir.
Belki de kendimize sormamız gereken soru çok basit:
Ben buna gerçekten razı mıyım,
yoksa sadece alıştım mı?
Bu sorunun cevabı bazen huzursuz edici olabilir. Ama aynı zamanda özgürleştiricidir.
Çünkü insan bazı şeylere alışmayı bıraktığında, hayat yeniden hareket etmeye başlar.