GERÇEKTEN NE İSTEDİĞİMİZİ NE ZAMAN UNUTTUK?
Çocukken bir şey istediğimizde bunu söylemek kolaydı.
Ne sevdiğimizi bilir, neyi istemediğimizi de rahatça ifade ederdik. Bir oyunu sevmezsek bırakırdık. Bir yere gitmek istemezsek yüzümüzden anlaşılırdı. İsteklerimiz doğrudandı, filtresizdi.
Sonra büyüdük.
Ve hayatın içine başka sesler girdi. Ailenin beklentileri, toplumun normları, çevrenin tavsiyeleri, başarı hikâyeleri, ideal hayat tarifleri… Yavaş yavaş kendi sesimiz bu gürültünün içinde daha az duyulur oldu.
Bir noktadan sonra insan gerçekten ne istediğini değil, neyin doğru kabul edildiğini düşünmeye başlıyor.
“Bu iş iyi bir kariyer sağlar.”
“Bu şehir daha mantıklı.”
“Bu seçim daha güvenli.”
Mantık kötü bir rehber değil. Ama bazen mantık ile iç ses aynı şeyi söylemez.
Çoğumuz hayatımızdaki büyük kararları verirken kendimize şu soruyu çok az soruyoruz:
Ben bunu gerçekten istiyor muyum?
Bu soru basit görünür ama cevabı karmaşık olabilir. Çünkü insan uzun süre kendi isteklerini geri plana attığında onları duymak zorlaşır.
Bir süre sonra seçimler alışkanlığa dönüşür. Aynı tempoda yaşamak, aynı tür kararları vermek, aynı yönü takip etmek… Her şey düzenli görünür ama içeride küçük bir boşluk oluşabilir.
O boşluk çoğu zaman şu düşünceyle ortaya çıkar:
“Her şey yolunda ama bir şey eksik.”
Bu eksiklik çoğu zaman yeni bir başarı, yeni bir eşya ya da yeni bir hedefle dolmaz. Çünkü sorun sahip olduklarımızla ilgili değildir. Sorun, seçtiğimiz yolun gerçekten bize ait olup olmadığıyla ilgilidir.
İnsan bazen doğru görünen hayatı yaşayabilir ama kendine ait olmayan bir ritimle.
Ve bu fark edildiğinde ilginç bir şey olur: İnsan yeniden sormaya başlar.
Gerçekten ne yapmak istiyorum?
Nerede daha huzurluyum?
Ne beni gerçekten heyecanlandırıyor?
Bu soruların cevapları her zaman dramatik değişimler gerektirmez. Bazen küçük ayarlamalar yeterlidir. Hayatın içinde biraz daha yer açmak. Kendine daha dürüst bakmak. Başkalarının beklentileri ile kendi isteklerini ayırt edebilmek.
İnsan her istediğini yapamayabilir. Hayatın sınırları vardır. Ama insan en azından ne istediğini bilirse, seçimlerini daha bilinçli yapar.
Ve bu farkındalık bile iç dünyada büyük bir rahatlama yaratır.
Belki de mesele hayatı tamamen değiştirmek değildir.
Sadece hayatın içinde kendine daha fazla yer açmaktır.
Çünkü insan kendi isteklerini unuttuğunda hayat mekanikleşir.
Ama onları yeniden hatırladığında, aynı hayat bile daha canlı görünmeye başlar.