Türkiye'nin Güncel Teknoloji Forumu | techforum.tr

TechForum’a Hoş Geldin! TechForum, bilgisayar donanımı, ekran kartı, işlemci, yazılım, yapay zeka, oyun ve teknoloji konularında bilgi paylaşımı yapılan Türkçe teknoloji forumudur. Sorular sorun, çözümler bulun ve teknoloji tutkunlarıyla tanışın. Hemen katılın ve teknoloji sohbetine dahil olun..

Kalabalık Yalnızlıklar 18

  • Görüntüleme: 5
file_00000000884071f59c0ca9486cc18752.webp

SÜREKLİ BİR ŞEYLERE YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN KENDİMİZİ KAÇIRIYORUZ
Günün çoğu bir şeylere yetişmeye çalışarak geçiyor.
Sabah alarmıyla başlayan küçük bir hız var. Kahve içerken bile zihnimiz günün programını düşünmeye başlıyor. Yapılacak işler, cevaplanacak mesajlar, ertelenmiş görevler… Daha gün başlamadan zihnimiz çoktan koşmaya başlamış oluyor.
Sonra gün akıp gidiyor.
Bir işten diğerine geçiyoruz. Bir konuşma bitmeden başka bir düşünceye atlıyoruz. Bir hedef tamamlanmadan yenisi ortaya çıkıyor. Sürekli hareket hâlindeyiz.
Ama bazen günün sonunda tuhaf bir his kalıyor.
Her şey yapılmış ama sanki hiçbir şey gerçekten yaşanmamış gibi.
Bu his çoğu insanın çok iyi tanıdığı bir duygu. Çünkü modern hayat hız üzerine kurulu. Hızlı kararlar, hızlı iletişim, hızlı üretim… Her şey bir sonraki adıma ulaşmak için tasarlanmış gibi.
Ama insanın iç dünyası bu kadar hızlı çalışmaz.
Duyguların, düşüncelerin ve farkındalığın kendi ritmi vardır. Bu ritim çoğu zaman daha yavaştır. Bir anı gerçekten yaşamak için orada olmak gerekir. Ama zihnin sürekli bir sonraki adımı düşünüyorsa bulunduğun an bulanıklaşır.
İnsan bazen tam da bu yüzden kendini kaçırır.
Bir akşam yürüyüşe çıkarsın ama zihnin yarınki işleri düşünür. Bir arkadaşınla sohbet edersin ama aklının bir kısmı telefon bildirimlerinde kalır. Bir başarı elde edersin ama hemen bir sonraki hedefi düşünmeye başlarsın.
Bu tempo uzun süre devam ettiğinde hayat bir kontrol listesine dönüşebilir.
Yapılacaklar işaretlenir. Günler ilerler. Ama iç dünyada bir tür mesafe oluşur. Sanki hayatın içinde değil de yanında yürüyormuşsun gibi.
Oysa bazı anlar vardır ki hızla yaşanmaya uygun değildir.
Bir akşamüstü sessizliği. Bir dostla uzun bir sohbet. Bir kitabın sayfaları arasında kaybolmak. Bir manzaraya bakarken zamanın yavaşlaması…
Bu anlar üretken görünmeyebilir ama insanın iç dengesi çoğu zaman tam da bu anlarda kuruluyor.
Sürekli yetişmeye çalıştığımızda bu anları kaçırıyoruz.
Belki de sorun zamanın az olması değil. Zamanın içindeki dikkatimizin bölünmüş olmasıdır.
İnsan aynı anda çok şey yapabilir ama aynı anda gerçekten var olamaz.
Belki de bazen yapmamız gereken şey hızlanmak değil; fark etmek.
Bir kahvenin tadını gerçekten almak. Bir sohbetin içinde kalmak. Bir yürüyüşte adımların ritmini hissetmek.
Bunlar küçük şeyler gibi görünür ama hayatın özü çoğu zaman bu küçük anların içinde saklıdır.
Sürekli bir yere yetişmeye çalışırken bazen en önemli şeyi kaçırıyoruz:
Kendimizi.

Son yorumlar

Özge Karail yeni bir blog yazısı hazırladım:

Kalabalık Yalnızlıklar 18

Ekli dosyayı görüntüle 8158
SÜREKLİ BİR ŞEYLERE YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN KENDİMİZİ KAÇIRIYORUZ
Günün çoğu bir şeylere yetişmeye çalışarak geçiyor.
Sabah alarmıyla başlayan küçük bir hız var. Kahve içerken bile zihnimiz günün programını düşünmeye başlıyor. Yapılacak işler, cevaplanacak mesajlar, ertelenmiş görevler… Daha gün başlamadan zihnimiz çoktan koşmaya başlamış oluyor.
Sonra gün akıp gidiyor.
Bir işten diğerine geçiyoruz. Bir konuşma bitmeden başka bir düşünceye atlıyoruz. Bir hedef...

Blog yazısının tamamını buradan okuyun...
Geri
Üst