MASKELER YORULUNCA
İnsan bazen en çok kendi yüzünü taşımaktan yorulur. Sabah kalktığımızda ilk yaptığımız şeylerden biri görünür bir dünyaya hazırlanmak. Saçımızı düzeltmek, kıyafetimizi seçmek, ses tonumuzu ayarlamak… Ama aslında hazırladığımız şey bedenimiz değil; rolümüz.
Hepimizin bir maskesi var. Kimi zaman profesyonel, kimi zaman mutlu, kimi zaman güçlü. Bu maskeler kötü değil. İnsan sosyal bir varlık. Biraz kendimizi saklamak, biraz uyum sağlamak doğal. Problem, maskelerin yüzümüzden hiç inmiyor oluşu. Çünkü maskeler zamanla sadece korumaz, aynı zamanda yorar. İlk başta maskeyi biz seçeriz. “Bugün biraz daha güçlü görüneyim.” Sonra maskeyi biz taşırız. “Kimse anlamasın.” Bir süre sonra maske bizi taşır. “Ben zaten böyleyim.” İnsan en tehlikeli alışkanlıklarını fark etmeden edinir. İyi görünmek, sorun çıkarmamak, yük olmamak… Bunlar toplumun ödüllendirdiği davranışlar gibi görünür. Ama iç dünyada küçük bir sessizlik büyür.
Gerçek hisler bazen yüksek sesle konuşmaz. Daha çok yorgunluk olarak konuşur. Sabah zor uyanmak, sebepsiz huzursuzluk, gereksiz detaylara takılmak, anlamsız bir boşluk hissi… Bunların hepsi “bir şeyler yanlış” demenin zarif yollarıdır. Maskeler yorulduğunda insan da yorulur. Çünkü rol yapmak enerji ister. Sürekli motive görünmek, sürekli güçlü olmak, sürekli dengede kalmak… Bunlar insan doğasına biraz ağır gelir.
Belki de kırılganlığı saklamak zorunda olmadığımız bir dünya hayal etmek zorundayız. Herkes her şeyi anlatmak zorunda değil elbette. Ama hiç değilse, iyi değilken iyiymiş gibi yapmanın zorunlu olmadığı alanlara ihtiyacımız var. Çünkü kalabalıkların içinde asıl yalnızlık, kimsenin gerçekte ne hissettiğini bilmemesidir. Herkes konuşur ama kimse kendini anlatmaz. Bir insanın en insani hâli, bazen güçlü olması değil; yorulduğunu kabul edebilmesidir.
Maskeyi tamamen atmak zor olabilir. Belki de gerekli de değildir. Ama bazen, sadece birkaç dakika… Gerçek yüzümüzle nefes almaya ihtiyacımız var. Ve belki de kendimize sormamız gereken soru çok basit: Bugün, gerçekten ben miyim? Yoksa iyiymiş gibi yapan biri mi?