Türkiye'nin Güncel Teknoloji Forumu | techforum.tr

TechForum’a Hoş Geldin! TechForum, bilgisayar donanımı, ekran kartı, işlemci, yazılım, yapay zeka, oyun ve teknoloji konularında bilgi paylaşımı yapılan Türkçe teknoloji forumudur. Sorular sorun, çözümler bulun ve teknoloji tutkunlarıyla tanışın. Hemen katılın ve teknoloji sohbetine dahil olun..

Kalabalık Yalnızlıklar 22

  • Görüntüleme: 10
file_00000000f9f0724682e6c1e01b984de3.webp

SÜREKLİ BİR ŞEY OLMAYI BEKLERKEN
İnsan hayatı çoğu zaman “bir gün” üzerine kurar.
Bir gün her şey daha iyi olacak.
Bir gün daha rahat olacağım.
Bir gün istediğim hayat başlayacak.
Bu “bir gün” fikri ilk başta umut verir. Zor zamanlarda insanı ayakta tutar. Geçici sıkışmışlıkları anlamlı kılar. Çünkü ileride bir yerde daha iyi bir versiyonun olduğuna inanırsın.
Ama zamanla bu düşünce fark etmeden bir alışkanlığa dönüşür.
Hayatın bugünü, geleceğin hazırlığına dönüşür.
Şu an yaptığın şeyler, ileride olmak istediğin kişi için bir araç gibi görünmeye başlar. Çalışırsın, beklersin, plan yaparsın. Ama hep bir eksiklik hissi vardır. Çünkü henüz “orada” değilsindir.
Ve insan sürekli bir yere varmayı beklediğinde, bulunduğu yerin değerini fark etmek zorlaşır.
Bugün, sadece geçilmesi gereken bir aşama gibi gelir. Şu anki hayat, asıl hayatın öncesi gibi hissedilir. Sanki gerçek yaşam biraz ileride, biraz daha hazır olduğunda başlayacakmış gibi.
Ama burada küçük bir yanılgı var.
Hayat ertelenebilir bir şey değil.
Çünkü o “bir gün” dediğin şey geldiğinde, zihnin yine başka bir “bir gün” yaratır. Bu sefer hedef değişir. Beklenti değişir. Ama his aynı kalır.
Hâlâ tam olarak orada değilsindir.
Bu döngü fark edilmediğinde yıllar geçebilir.
İnsan bir noktada dönüp baktığında şunu fark eder: Hep hazırlanmış ama çok az yaşamış.
Oysa hayat çoğu zaman büyük anlardan değil, küçük anlardan oluşur.
Bir sabah kahvesi.
Bir arkadaşla edilen kısa bir sohbet.
Yolda yürürken hissettiğin bir düşünce.
Akşamüstü gelen o kısa huzur anı.
Bunlar küçük gibi görünür. Ama hayatın asıl dokusu tam olarak bunlardan oluşur.
Sürekli bir şey olmayı beklediğinde, bu anlar arka planda kalır.
Çünkü zihnin hep ileridedir.
Oysa insanın hissettiği gerçeklik, bulunduğu andadır.
Ne kadar plan yaparsan yap, ne kadar hedef koyarsan koy, hayatın deneyimlendiği yer hep “şimdi”dir.
Ve “şimdi”yi sürekli ertelemek, hayatı ertelemektir.
Belki de mesele daha büyük bir hayat kurmak değildir.
Daha dolu bir “şimdi” kurmaktır.
Her şey mükemmel olmak zorunda değil. Her şey tamamlanmış olmak zorunda değil. İnsan eksik hissettiği hâlde de yaşayabilir. Belirsizlikle birlikte de mutlu olabilir.
Çünkü hayat, tamamlandığında başlayan bir şey değil.
Devam ederken yaşanan bir şey.
Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur:
Ben gerçekten bir şey olmayı mı bekliyorum,
yoksa zaten olan hayatın içinde miyim?
Bu fark edildiğinde küçük bir değişim olur.
İnsan geleceği planlamayı bırakmaz. Ama bugünü de görmezden gelmez.
Ve belki de ilk kez şunu fark eder:
Hayat, beklediğin yerde değil.
Zaten yaşadığın yerin içinde.

Son yorumlar

Özge Karail yeni bir blog yazısı hazırladım:

Kalabalık Yalnızlıklar 22

Ekli dosyayı görüntüle 8322
SÜREKLİ BİR ŞEY OLMAYI BEKLERKEN
İnsan hayatı çoğu zaman “bir gün” üzerine kurar.
Bir gün her şey daha iyi olacak.
Bir gün daha rahat olacağım.
Bir gün istediğim hayat başlayacak.
Bu “bir gün” fikri ilk başta umut verir. Zor zamanlarda insanı ayakta tutar. Geçici sıkışmışlıkları anlamlı kılar. Çünkü ileride bir yerde daha iyi bir versiyonun olduğuna inanırsın.
Ama zamanla bu düşünce fark etmeden bir alışkanlığa dönüşür.
Hayatın bugünü, geleceğin hazırlığına...

Blog yazısının tamamını buradan okuyun...
Geri
Üst