Türkiye'nin Güncel Teknoloji Forumu | techforum.tr

TechForum’a Hoş Geldin! TechForum, bilgisayar donanımı, ekran kartı, işlemci, yazılım, yapay zeka, oyun ve teknoloji konularında bilgi paylaşımı yapılan Türkçe teknoloji forumudur. Sorular sorun, çözümler bulun ve teknoloji tutkunlarıyla tanışın. Hemen katılın ve teknoloji sohbetine dahil olun..

Kalabalık Yalnızlıklar 25

  • Görüntüleme: 10
1774427130572.webp

SÜREKLİ BİRİLERİNE ANLATIRKEN KENDİMİZİ NEDEN ANLAYAMIYORUZ?
İnsan konuşur.
Gün içinde birçok şey anlatır. Başından geçenleri, düşündüklerini, hissettiklerini… Bazen bir arkadaşına, bazen bir aile üyesine, bazen de sadece mesajlaşırken bile içinden geçenleri döker.
Anlatmak rahatlatır.
İnsan paylaştıkça hafifler. İçinde tuttuğu şeyler kelimelere döküldüğünde yükü azalır. Bu yüzden çoğumuz bir şey yaşadığımızda ilk refleks olarak birine anlatmak isteriz.
Ama ilginç bir durum var:
Bazen çok anlatırız ama yine de anlaşılmamış hissederiz.
Hatta bazen daha da garibi olur. Her şeyi anlatmışızdır ama içimizde hâlâ bir netlik yoktur. Sanki kelimeler bir yere kadar gitmiş, ama asıl meseleye dokunamamış gibi.
Çünkü anlatmak ile anlamak aynı şey değildir.
Bir şeyi başkalarına anlatırken çoğu zaman onu düzenleriz. Cümleleri toparlarız, bazı detayları seçeriz, bazılarını atlarız. Hikâyeyi anlatılabilir hâle getiririz.
Ama bu süreçte hislerin ham hâli kaybolabilir.
Kendimize anlatmadığımız şeyi başkalarına anlatıyor olabiliriz.
İnsan bazen gerçekten ne hissettiğini tam olarak bilmeden konuşur. Sadece yüzeyde görünen kısmı ifade eder. Ama altında daha derin bir şey olabilir.
Bir kırgınlık, ama aslında değersizlik hissi.
Bir öfke, ama aslında hayal kırıklığı.
Bir uzaklaşma, ama aslında anlaşılma ihtiyacı.
Bu katmanlar fark edilmediğinde, anlatılan şey eksik kalır.
Ve insan ne kadar konuşursa konuşsun, içindeki o “tam olarak bu değil” hissi devam eder.
Çünkü anlaşılmak, sadece karşı tarafın seni duyması değildir. Önce senin kendini duyman gerekir.
İnsan kendi duygusunu netleştiremediğinde, karşısındaki ne kadar iyi dinlerse dinlesin bir şey eksik kalır.
Bu yüzden bazen konuşmadan önce durmak gerekir.
Kendine şu soruyu sormak:
Ben şu an gerçekten ne hissediyorum?
Bu soru kolay değildir. Çünkü ilk cevap genelde yüzeyseldir. Ama biraz durduğunda, biraz düşündüğünde, biraz sessiz kaldığında altındaki gerçek duygu ortaya çıkmaya başlar.
Ve işte o zaman anlatılan şey değişir.
Daha sade olur. Daha net olur. Daha gerçek olur.
İnsan kendini anladığında, anlatma ihtiyacı bile farklılaşır. Daha az konuşur ama daha doğru şeyleri söyler. Daha az tekrar eder ama daha çok anlaşılır.
Belki de mesele daha çok anlatmak değildir.
Daha doğru yerden anlatmaktır.
Ve bu yer çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.
Kendini anlamadan anlatmaya çalışmak, eksik bir çeviri gibidir.
Ama kendini gerçekten duyduğunda, kelimeler zaten yerini bulur.

Son yorumlar

Özge Karail yeni bir blog yazısı hazırladım:

Kalabalık Yalnızlıklar 25

Ekli dosyayı görüntüle 8353
SÜREKLİ BİRİLERİNE ANLATIRKEN KENDİMİZİ NEDEN ANLAYAMIYORUZ?
İnsan konuşur.
Gün içinde birçok şey anlatır. Başından geçenleri, düşündüklerini, hissettiklerini… Bazen bir arkadaşına, bazen bir aile üyesine, bazen de sadece mesajlaşırken bile içinden geçenleri döker.
Anlatmak rahatlatır.
İnsan paylaştıkça hafifler. İçinde tuttuğu şeyler kelimelere döküldüğünde yükü azalır. Bu yüzden çoğumuz bir şey yaşadığımızda ilk refleks olarak birine anlatmak isteriz.
Ama ilginç...

Blog yazısının tamamını buradan okuyun...
Geri
Üst