Selamlar Techforum dostları! İlk iki yazımızda evdeki teknolojiyle barışmaya çalışmıştık, şimdi ise sokağa çıkıyoruz. Hani şu cebimizde taşıdığımız, dünyanın tüm yollarını bildiğini iddia eden ama bazen bizi ıssız bir tarlanın ortasında ineklerle baş başa bırakan o meşhur rehberimizi konuşalım: Navigasyon. Eskiden yol sormak bir sosyalleşme aracıydı; camı indirir, "Dayı, buralarda bir postane olacaktı?" derdik. Dayı da eliyle uzakları gösterip "Dümdüz git, camiyi geçince sağa kır, kime sorsan gösterir" derdi. Şimdi ise o dayının yerini, hiç itiraz kabul etmeyen, robotik sesli bir hanımefendi aldı.
Geçenlerde şehir dışına, arkadaşımın yazlığına gitmeye karar verdim. Telefonu cama yapıştırdım, adresi girdim ve o özgüvenli sesi duydum: "Rota oluşturuldu, 200 metre sonra sağa dönün." Her şey harika başlıyordu. Ancak yarım saat sonra asfalt yol bitti, önce çakıla, sonra bildiğiniz toprak yola girdik. Navigasyon ise hala çok emin bir şekilde "Düz devam edin" diyordu. İçimden "Herhalde kestirme yol burası, teknoloji benden iyi bilecek değil ya" dedim. Yol daraldı, ağaç dalları aynalara çarpmaya başladı. Sonunda kendimi bir köyün meydanında, devasa bir çınarın altında buldum. Ama bir sorun vardı; meydan insan kaynıyordu ve her yer bayraklarla süslenmişti.
Evet, navigasyon beni arkadaşımın yazlığına değil, o köyün en büyük düğününe getirmişti. Arabayla tam kazanın, yani keşkek dövülen yerin yanına kadar girmiştim. Köylüler şaşkın şaşkın bakarken navigasyon o soğukkanlı sesiyle son noktayı koydu: "Hedefinize ulaştınız!" O an yer yarılsa da içine girsem diye düşündüm. Düğün sahibi amca yanıma gelip "Evladım, sen damat tarafı mısın, kız tarafı mı?" diye sordu. "Ben navigasyon tarafıyım amca, yol bitti buraya attı beni" diyebildim sadece. Sağ olsunlar, o kadar misafirperverlerdi ki "Hazır gelmişken bir tabak keşkek yemeden salmayız" dediler. Arkadaşımı arayıp "Ben şu an bir köy düğününde zeybek izliyorum, biraz gecikeceğim" dediğimde bana inanmadı.
İşte navigasyonun cilvesi bu; sizi gitmek istediğiniz yere değil, bazen gitmeniz gereken yere, yani bir hayat hikayesinin içine atıveriyor. O günden beri navigasyona olan güvenim biraz sarsıldı. Artık o "Sağa dönün" dediğinde önce bir etrafa bakıyorum, düğün bayrağı var mı diye kontrol ediyorum. Teknoloji harika bir şey, yolu asla kaybetmiyoruz belki ama bazen o yolu kaybetmek, en güzel anıların başlangıcı olabiliyor. Sizin de navigasyon kurbanı olduğunuz, kendinizi hiç beklemediğiniz yerlerde bulduğunuz anlar var mı? Gelin yorumlarda navigasyonun bizi nerelere sürüklediğini konuşalım!