- Katılım
- 9 Şubat 2026
- Mesajlar
- 10
- Beğeniler
- 4
- Puanları
- 20
- Konu Yazar
- #1
İnternette bir yabancıya kimlik bilgilerinizi, IBAN’ınızı ya da banka detaylarınızı verdiyseniz ve şimdi bunun bir dolandırıcı olabileceğinden şüpheleniyorsanız, durum düşündüğünüzden çok daha ciddi olabilir. Bu artık “belki bir şey olmaz” seviyesi değil, aktif bir finansal ve hukuki risk alanıdır. Çünkü modern dolandırıcılık şebekeleri doğrudan sizin paranızı çalmaktan çok, sizi farkında olmadan suç zincirinin bir halkası haline getirmeyi hedefler.
Bir dolandırıcının elinde IBAN olması demek, sizin banka hesabınızın para aklama, sahte yatırım, yasa dışı bahis veya kart dolandırıcılığı gelirlerinin “ara istasyonu” olarak kullanılabileceği anlamına gelir. Para sizin hesabınıza girer, birkaç dakika veya saat kalır, sonra başka bir hesaba aktarılır. Günün sonunda parayı siz almadığınız halde, tüm kayıtlar sizin IBAN’ınızı gösterir. Polis ve bankalar da doğal olarak ilk olarak o IBAN’ın sahibine bakar.
Bu yüzden ilk yapılması gereken şey panik değil, hesabı kilitlemektir. Bankanızı arayıp derhal tüm giriş ve çıkış işlemlerinin durdurulmasını istemelisiniz. Debit kart, internet bankacılığı, otomatik ödemeler ve FAST transferleri iptal edilmelidir. Hesap sadece şubeden, kimlik ibrazı ile çalışır hale getirilmelidir. Bu kulağa sert gelebilir ama bir evi hırsız basmışken kapıyı kilitlemekten farksızdır.
İkinci adım yazılı bildirimdir. Sadece telefonda konuşmak yetmez. Bankaya resmi bir dilekçe vererek, hesabınızın dolandırıcılık şüphesi altında olduğunu ve yazılı talimatınız olmadan hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini bildirmeniz gerekir. Bu belge, ileride çıkabilecek hukuki bir durumda sizin ilk savunma kalkanınız olur.
Üçüncü adım ise emniyet ve savcılıktır. Dolandırıcılık şüphesiyle bir suç duyurusu açtırmak, “ben bu durumu fark ettiğim anda bildirdim” demektir. Hem bankadan hem de polisten birer dosya numarası alıp bunları birbirine referans vermek, sizi mağdur pozisyonunda tutar. Aksi halde suskun kalmak, istemeden şüpheli tarafına düşmenize neden olabilir.
Birçok uzman bu noktada daha sert bir tavsiye verir: O hesabı tamamen terk edin. Yeni bir bankada, yeni bir IBAN, yeni bir kart ve hiçbir otomatik ödeme olmadan temiz bir başlangıç yapın. Çünkü dolandırıcıların eline geçmiş bir IBAN, artık kirlenmiş sayılır. Siz o hesaptan ne kadar uzaklaşırsanız, onlar da o kadar etkisiz kalır.
Unutulmaması gereken en önemli şey şudur: Bu tür vakalarda bankalar ve polis en çok “ilk kim fark etti ve ilk kim bildirdi” sorusuna bakar. Şüphe doğduğu anda harekete geçen kişi korunur. Bekleyen kişi ise çoğu zaman başkasının suçunun ortasında kalır.
Eğer en ufak bir tuhaflık, açıklayamadığınız bir para girişi ya da bilginiz dışında bir işlem gördüyseniz, bunu görmezden gelmek yerine kilidi vurmak en akıllıca harekettir. Dolandırıcılıkla mücadelede altın kural budur: Şüphe varsa, kapatılır.
Bir dolandırıcının elinde IBAN olması demek, sizin banka hesabınızın para aklama, sahte yatırım, yasa dışı bahis veya kart dolandırıcılığı gelirlerinin “ara istasyonu” olarak kullanılabileceği anlamına gelir. Para sizin hesabınıza girer, birkaç dakika veya saat kalır, sonra başka bir hesaba aktarılır. Günün sonunda parayı siz almadığınız halde, tüm kayıtlar sizin IBAN’ınızı gösterir. Polis ve bankalar da doğal olarak ilk olarak o IBAN’ın sahibine bakar.
Bu yüzden ilk yapılması gereken şey panik değil, hesabı kilitlemektir. Bankanızı arayıp derhal tüm giriş ve çıkış işlemlerinin durdurulmasını istemelisiniz. Debit kart, internet bankacılığı, otomatik ödemeler ve FAST transferleri iptal edilmelidir. Hesap sadece şubeden, kimlik ibrazı ile çalışır hale getirilmelidir. Bu kulağa sert gelebilir ama bir evi hırsız basmışken kapıyı kilitlemekten farksızdır.
İkinci adım yazılı bildirimdir. Sadece telefonda konuşmak yetmez. Bankaya resmi bir dilekçe vererek, hesabınızın dolandırıcılık şüphesi altında olduğunu ve yazılı talimatınız olmadan hiçbir işlem yapılmaması gerektiğini bildirmeniz gerekir. Bu belge, ileride çıkabilecek hukuki bir durumda sizin ilk savunma kalkanınız olur.
Üçüncü adım ise emniyet ve savcılıktır. Dolandırıcılık şüphesiyle bir suç duyurusu açtırmak, “ben bu durumu fark ettiğim anda bildirdim” demektir. Hem bankadan hem de polisten birer dosya numarası alıp bunları birbirine referans vermek, sizi mağdur pozisyonunda tutar. Aksi halde suskun kalmak, istemeden şüpheli tarafına düşmenize neden olabilir.
Birçok uzman bu noktada daha sert bir tavsiye verir: O hesabı tamamen terk edin. Yeni bir bankada, yeni bir IBAN, yeni bir kart ve hiçbir otomatik ödeme olmadan temiz bir başlangıç yapın. Çünkü dolandırıcıların eline geçmiş bir IBAN, artık kirlenmiş sayılır. Siz o hesaptan ne kadar uzaklaşırsanız, onlar da o kadar etkisiz kalır.
Unutulmaması gereken en önemli şey şudur: Bu tür vakalarda bankalar ve polis en çok “ilk kim fark etti ve ilk kim bildirdi” sorusuna bakar. Şüphe doğduğu anda harekete geçen kişi korunur. Bekleyen kişi ise çoğu zaman başkasının suçunun ortasında kalır.
Eğer en ufak bir tuhaflık, açıklayamadığınız bir para girişi ya da bilginiz dışında bir işlem gördüyseniz, bunu görmezden gelmek yerine kilidi vurmak en akıllıca harekettir. Dolandırıcılıkla mücadelede altın kural budur: Şüphe varsa, kapatılır.