- Katılım
- 9 Şubat 2026
- Mesajlar
- 9
- Beğeniler
- 4
- Puanları
- 20
- Konu Yazar
- #1
Hollywood yıldızlarının hayatı genelde kırmızı halılar, ışıklar ve alkışlarla anılır. Fakat bazen bu parıltının hemen arkasında, karanlık ve ürpertici gerçekler gizlidir. Ashton Kutcher’ın başına gelenler de bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
2001 yılında Ashton Kutcher henüz kariyerinin başındaydı. 23 yaşında, genç, umut dolu bir aktördü. O dönem 22 yaşındaki Ashley Ellerin ile flört ediyordu. Bir akşam onu bir randevuya götürmek için Ashley’nin evine gitti. Sıradan, masum bir buluşma gibi görünüyordu. Kapının önüne geldi, zili çaldı. Yanıt yoktu. Birkaç kez daha denedi. Telefonla aradı. Yine cevap alamadı. Bir süre bekledi, sonra canı sıkılarak oradan ayrıldı.
Kutcher o an yalnızca “beni ekti” diye düşündü. O gece için bundan daha rahatsız edici bir ihtimal yok gibiydi. Fakat bilmediği bir şey vardı. Kapının arkasında korkunç bir sahne yaşanıyordu.
Ashley Ellerin evde yalnız değildi. İçeride, daha sonra “Hollywood Kasabı” olarak anılacak olan seri katil Michael Gargiulo bulunuyordu. Gargiulo eve gizlice girmişti ve Ashley’ye saldırmıştı. Ashton kapının önünde durup zili çalarken, telefonu ararken, birkaç metre ötede genç bir kadın hayatta kalmaya çalışıyordu. Sadece bir kapı ve birkaç duvar onları ayırıyordu.
Ashley o gece vahşice öldürüldü. Kutcher ise hiçbir şeyden habersiz şekilde evine döndü. Günler sonra gerçeği öğrendiğinde, yaşadığı şok tarif edilemezdi. Bir insanın başına gelebilecek en korkunç düşüncelerden biriyle yüzleşmişti: Eğer birkaç dakika daha bekleseydi, eğer kapıyı zorlasaydı, belki de onu kurtarabilirdi… ya da kendisi de katilin hedefi olabilirdi.
Yıllar sonra Michael Gargiulo yakalandı ve seri cinayetlerden yargılandı. Davada Ashton Kutcher da tanık olarak ifade verdi. Mahkeme salonunda, o gecenin ayrıntılarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Bir Hollywood yıldızının değil, travma yaşamış bir insanın konuşmasıydı bu.
Bu olay, ünlülerin bile ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Servet, şöhret ya da şans, bazen kapının diğer tarafındaki dehşete karşı hiçbir şey ifade etmiyor. Kutcher için o gece, bir randevunun bozulması değildi. Hayatının geri kalanında onu takip edecek bir kabusun başlangıcıydı.
Çoğumuz hayatımızda en az bir kez bir randevuya gidip karşı tarafın gelmediğini yaşamışızdır. Sinir olur, üzülür, belki gururumuz incinir. Fakat çok az insan, yıllar sonra o sırada sevdiği insanın bir seri katil tarafından öldürüldüğünü öğrenmek zorunda kalır.
Ashton Kutcher’ın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Bazen en sıradan görünen anlar, insan hayatının en karanlık dönüm noktalarına dönüşebilir. Ve bazen bir kapı, sadece bir kapı değildir. Arkasında, telafisi mümkün olmayan bir trajedi saklanıyor olabilir. Ama Kutcher'in bu olayda halen şüpheli bulunduğu da unutulmamalı...
2001 yılında Ashton Kutcher henüz kariyerinin başındaydı. 23 yaşında, genç, umut dolu bir aktördü. O dönem 22 yaşındaki Ashley Ellerin ile flört ediyordu. Bir akşam onu bir randevuya götürmek için Ashley’nin evine gitti. Sıradan, masum bir buluşma gibi görünüyordu. Kapının önüne geldi, zili çaldı. Yanıt yoktu. Birkaç kez daha denedi. Telefonla aradı. Yine cevap alamadı. Bir süre bekledi, sonra canı sıkılarak oradan ayrıldı.
Kutcher o an yalnızca “beni ekti” diye düşündü. O gece için bundan daha rahatsız edici bir ihtimal yok gibiydi. Fakat bilmediği bir şey vardı. Kapının arkasında korkunç bir sahne yaşanıyordu.
Ashley Ellerin evde yalnız değildi. İçeride, daha sonra “Hollywood Kasabı” olarak anılacak olan seri katil Michael Gargiulo bulunuyordu. Gargiulo eve gizlice girmişti ve Ashley’ye saldırmıştı. Ashton kapının önünde durup zili çalarken, telefonu ararken, birkaç metre ötede genç bir kadın hayatta kalmaya çalışıyordu. Sadece bir kapı ve birkaç duvar onları ayırıyordu.
Ashley o gece vahşice öldürüldü. Kutcher ise hiçbir şeyden habersiz şekilde evine döndü. Günler sonra gerçeği öğrendiğinde, yaşadığı şok tarif edilemezdi. Bir insanın başına gelebilecek en korkunç düşüncelerden biriyle yüzleşmişti: Eğer birkaç dakika daha bekleseydi, eğer kapıyı zorlasaydı, belki de onu kurtarabilirdi… ya da kendisi de katilin hedefi olabilirdi.
Yıllar sonra Michael Gargiulo yakalandı ve seri cinayetlerden yargılandı. Davada Ashton Kutcher da tanık olarak ifade verdi. Mahkeme salonunda, o gecenin ayrıntılarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Bir Hollywood yıldızının değil, travma yaşamış bir insanın konuşmasıydı bu.
Bu olay, ünlülerin bile ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Servet, şöhret ya da şans, bazen kapının diğer tarafındaki dehşete karşı hiçbir şey ifade etmiyor. Kutcher için o gece, bir randevunun bozulması değildi. Hayatının geri kalanında onu takip edecek bir kabusun başlangıcıydı.
Çoğumuz hayatımızda en az bir kez bir randevuya gidip karşı tarafın gelmediğini yaşamışızdır. Sinir olur, üzülür, belki gururumuz incinir. Fakat çok az insan, yıllar sonra o sırada sevdiği insanın bir seri katil tarafından öldürüldüğünü öğrenmek zorunda kalır.
Ashton Kutcher’ın hikâyesi bize şunu hatırlatıyor: Bazen en sıradan görünen anlar, insan hayatının en karanlık dönüm noktalarına dönüşebilir. Ve bazen bir kapı, sadece bir kapı değildir. Arkasında, telafisi mümkün olmayan bir trajedi saklanıyor olabilir. Ama Kutcher'in bu olayda halen şüpheli bulunduğu da unutulmamalı...