- Katılım
- 9 Şubat 2026
- Mesajlar
- 17
- Beğeniler
- 45
- Puanları
- 30
- Konu Yazar
- #1
İnternette ve özellikle tarih forumlarında sık sık şu tartışmaya rastlıyoruz:
Macarca’da yaklaşık 300–500 Türkçe kökenli kelime varken, 500’den fazla Slavca kökenli kelime de var.
O hâlde neden bazı Macarlar kendilerini Türklerle ilişkilendiriyor ama Slavlarla pek özdeşleştirmiyor?
Bu sadece kelime sayısıyla açıklanabilecek bir mesele değil. İşin içinde tarih, kimlik, siyaset ve kolektif hafıza var.
Yani Magyarlara kimlik kazandıran, onları bir halk haline getiren çağdan gelir.
Bunlar sıradan kelimeler değil:
Slavca kelimeler ise çok daha sonra, Macarlar Karpat Havzası’na yerleştikten sonra gelir. Yani “biz kimdik?” sorusundan sonra eklenen komşuluk etkileridir.
İnsanlar atalarının çorbasını yapan aşçıya değil, o çorbanın tarifini veren büyükannede kimlik arar.
Örneğin:
Slavlarla ilişki ise çoğunlukla:
İnsan kimliğini, kendisini ezen değil, kendisiyle birlikte at sürenle kurar.
Bu, Türk halklarının tarihiyle çok örtüşür.
Tengricilik, totemler, kurt, turul (Macar mitolojisindeki kutsal kuş), kabile sistemi gibi unsurlar Macar kültüründe Slavlardan çok Türk dünyasına yakındır.
Slavlar tarih boyunca:
Macarlar bilinçaltında kendilerini “orman halkı” değil, “bozkır halkı” olarak görür.
Ama:
Bugün Anadolu Türklerinin çoğu genetik olarak Yunan, Ermeni, Kürt veya Balkan kökenlidir ama Türk kimliğini benimser. Çünkü kimlik DNA değil, hafızadır.
Aynı şey Macarlar için de geçerlidir. Macarlar kendilerini Türklerle özdeşleştirirken kelimeleri değil, bozkır geçmişlerini temel alırlar.
Slavlardan ise kelime almışlardır ama ruh almamışlardır.
Bu yüzden biri “atalarım”, diğeri “komşularım” olarak görülür.
Tarih bazen sözlükle değil, hafızayla yazılır. Siz ne düşünüyorsunuz?
Macarca’da yaklaşık 300–500 Türkçe kökenli kelime varken, 500’den fazla Slavca kökenli kelime de var.
O hâlde neden bazı Macarlar kendilerini Türklerle ilişkilendiriyor ama Slavlarla pek özdeşleştirmiyor?
Bu sadece kelime sayısıyla açıklanabilecek bir mesele değil. İşin içinde tarih, kimlik, siyaset ve kolektif hafıza var.
1. Zamanlama meselesi
Türkçe alıntıların büyük kısmı Macarların devlet olmadan önceki bozkır dönemine aittir.Yani Magyarlara kimlik kazandıran, onları bir halk haline getiren çağdan gelir.
Bunlar sıradan kelimeler değil:
- at
- savaş
- boy, kabile
- yönetici, lider
- hayvancılık
- göçebe yaşam
- sosyal yapı
Slavca kelimeler ise çok daha sonra, Macarlar Karpat Havzası’na yerleştikten sonra gelir. Yani “biz kimdik?” sorusundan sonra eklenen komşuluk etkileridir.
İnsanlar atalarının çorbasını yapan aşçıya değil, o çorbanın tarifini veren büyükannede kimlik arar.
2. Türklerle ilişki eşit, Slavlarla ilişki hiyerarşik
Macarların Türk halklarıyla ilişkisi tarih boyunca genellikle:- müttefik
- konfederasyon ortağı
- birlikte göç eden bozkır toplulukları
Örneğin:
- Onogurlar
- Bulgar Türkleri
- Hazarlar
- Kabarlar
- Kumanlar
Slavlarla ilişki ise çoğunlukla:
- yrleşik köylüler
- vergi veren halk
- daha sonra Habsburg döneminde baskı altında kalınan gruplar
İnsan kimliğini, kendisini ezen değil, kendisiyle birlikte at sürenle kurar.
3. Kültür farkı: Bozkır ruhu
Macarlar tarihsel olarak:- göçebe
- atlı
- savaşçı
- bozkır kültürlü
Bu, Türk halklarının tarihiyle çok örtüşür.
Tengricilik, totemler, kurt, turul (Macar mitolojisindeki kutsal kuş), kabile sistemi gibi unsurlar Macar kültüründe Slavlardan çok Türk dünyasına yakındır.
Slavlar tarih boyunca:
- köylü
- tarımcı
- yerleşik
- Bizans ve Katolik dünyasına entegre
Macarlar bilinçaltında kendilerini “orman halkı” değil, “bozkır halkı” olarak görür.
4. Dil soy ağacı başka, kimlik başka
Macarca dilbilimsel olarak Ural kökenlidir. Bu tartışma kapalıdır.Ama:
- genetik
- kültür
- tarih
- mitoloji
- siyasi hafıza
Bugün Anadolu Türklerinin çoğu genetik olarak Yunan, Ermeni, Kürt veya Balkan kökenlidir ama Türk kimliğini benimser. Çünkü kimlik DNA değil, hafızadır.
Aynı şey Macarlar için de geçerlidir. Macarlar kendilerini Türklerle özdeşleştirirken kelimeleri değil, bozkır geçmişlerini temel alırlar.
Slavlardan ise kelime almışlardır ama ruh almamışlardır.
Bu yüzden biri “atalarım”, diğeri “komşularım” olarak görülür.
Tarih bazen sözlükle değil, hafızayla yazılır. Siz ne düşünüyorsunuz?