- Katılım
- 9 Şubat 2026
- Mesajlar
- 20
- Beğeniler
- 52
- Puanları
- 30
- Konu Yazar
- #1
Son dönemde uluslararası forumlarda, think tank raporlarında ve jeopolitik tartışmalarda 2026 ve sonrasına dair bazı ortak senaryolar öne çıkıyor. Bunlar bir ülkenin ya da bir grubun resmi görüşü değil, dünyada dolaşan analiz ve beklentilerin bir özeti gibi okunmalı.
1. ABD–İran gerilimi “kontrollü” bir düzeye oturabilir
Birçok analiste göre ABD’nin İran’a doğrudan kara harekâtı yapması gerçekçi değil. Bunun yerine yaptırımlar, sınırlı askeri baskı ve diplomatik manevralar birlikte yürütülmeye devam edecek. İran nükleer programından vazgeçmediği sürece ekonomik rahatlama zor görünüyor, ama tam ölçekli bir savaş da beklenmiyor.
2. Venezuela konusu tam kapanmış sayılmıyor
Petrol rezervleri nedeniyle Venezuela hâlâ küresel sistem için önemli. Bazı yorumlara göre ülkede siyasi yapı değişse bile, büyük güçlerin asıl ilgisi enerji kaynaklarının kontrolünde olacak. Bu da Venezuela’nın uzun süre daha dış politik pazarlıkların içinde kalacağı anlamına geliyor.
3. Çin ekonomisi yavaşlayacak ama dağılmayacak
Yaygın bir görüş, Çin’in eski çift haneli büyüme döneminin bittiği, fakat bunun bir çöküş değil yavaş bir yeniden dengeleme olduğu yönünde. Üretim, ihracat ve teknoloji kapasitesi hâlâ çok büyük. Şehirli çekirdek nüfus ile kırsal ve göçmen işçi nüfusu arasındaki fark daha belirgin hale gelse de sistem çalışmaya devam ediyor.
4. Çok kutuplu dünya daha sert bir rekabet yaratacak
ABD merkezli düzenin tek belirleyici olmadığı bir dünya oluşuyor. Bu, bazı bölgelerde daha fazla güç boşluğu, daha fazla yerel çatışma ve daha fazla nüfuz mücadelesi anlamına geliyor. Büyük güçler artık yalnızca askeri değil, ekonomi ve teknoloji üzerinden de rekabet ediyor.
5. Doğu Asya gerilimleri sıradanlaşabilir
Çin, Japonya, Tayvan ve Güneydoğu Asya hattı, küresel ticaretin kalbi olduğu için daha fazla siyasi baskı altında. Küçük krizler, diplomatik gerilimler ve askeri tatbikatlar bu bölgede “olağan” hale gelebilir.
6. Rusya–Ukrayna savaşı masada bitebilir
Birçok yorumcuya göre savaşın ne zaman biteceği sahadaki askeri durum kadar, büyük güçlerin uzlaşmaya ne kadar istekli olacağına bağlı. Barış, bir tarafın tamamen kazanmasından çok, herkesin yorgun düştüğü bir noktada gelebilir.
7. Tayvan çevresinde hem dış hem iç baskılar artabilir
Ekonomik yavaşlama ve dış tehditler Tayvan siyasetini daha gergin hale getirebilir. İç politik bölünmeler ile dış baskılar aynı anda yükselirse, toplumda kutuplaşma artabilir.
8. ABD–Çin ilişkileri sert rekabet içinde yumuşayabilir
ABD’nin Çin’e ihtiyacı tamamen bitmiş değil. Çin’in de Batı pazarlarına ihtiyacı sürüyor. Bu yüzden perde arkasında daha fazla pazarlık ve geçici uzlaşma görülebilir.
9. Güneydoğu Asya’da “gri alan” ekonomileri büyüyebilir
Bazı ülkelerde yasa dışı ya da yarı yasal sanayi bölgeleri, siber suçlar ve dolandırıcılık ağları küresel bir sorun haline geliyor. Bu yapıların bazıları adeta devletler arası bir gölge ekonomi gibi çalışıyor.
Bu tablo, iyi ya da kötü bir gelecek vaadi değil. Sadece dünyada konuşulan, raporlara ve tartışmalara yansıyan genel eğilimlerin bir özeti. 2026, büyük güçlerin doğrudan savaşından çok, ekonomik, teknolojik ve siyasi çekişmelerin öne çıktığı bir yıl olmaya aday görünüyor. Sizce neler olacak?
1. ABD–İran gerilimi “kontrollü” bir düzeye oturabilir
Birçok analiste göre ABD’nin İran’a doğrudan kara harekâtı yapması gerçekçi değil. Bunun yerine yaptırımlar, sınırlı askeri baskı ve diplomatik manevralar birlikte yürütülmeye devam edecek. İran nükleer programından vazgeçmediği sürece ekonomik rahatlama zor görünüyor, ama tam ölçekli bir savaş da beklenmiyor.
2. Venezuela konusu tam kapanmış sayılmıyor
Petrol rezervleri nedeniyle Venezuela hâlâ küresel sistem için önemli. Bazı yorumlara göre ülkede siyasi yapı değişse bile, büyük güçlerin asıl ilgisi enerji kaynaklarının kontrolünde olacak. Bu da Venezuela’nın uzun süre daha dış politik pazarlıkların içinde kalacağı anlamına geliyor.
3. Çin ekonomisi yavaşlayacak ama dağılmayacak
Yaygın bir görüş, Çin’in eski çift haneli büyüme döneminin bittiği, fakat bunun bir çöküş değil yavaş bir yeniden dengeleme olduğu yönünde. Üretim, ihracat ve teknoloji kapasitesi hâlâ çok büyük. Şehirli çekirdek nüfus ile kırsal ve göçmen işçi nüfusu arasındaki fark daha belirgin hale gelse de sistem çalışmaya devam ediyor.
4. Çok kutuplu dünya daha sert bir rekabet yaratacak
ABD merkezli düzenin tek belirleyici olmadığı bir dünya oluşuyor. Bu, bazı bölgelerde daha fazla güç boşluğu, daha fazla yerel çatışma ve daha fazla nüfuz mücadelesi anlamına geliyor. Büyük güçler artık yalnızca askeri değil, ekonomi ve teknoloji üzerinden de rekabet ediyor.
5. Doğu Asya gerilimleri sıradanlaşabilir
Çin, Japonya, Tayvan ve Güneydoğu Asya hattı, küresel ticaretin kalbi olduğu için daha fazla siyasi baskı altında. Küçük krizler, diplomatik gerilimler ve askeri tatbikatlar bu bölgede “olağan” hale gelebilir.
6. Rusya–Ukrayna savaşı masada bitebilir
Birçok yorumcuya göre savaşın ne zaman biteceği sahadaki askeri durum kadar, büyük güçlerin uzlaşmaya ne kadar istekli olacağına bağlı. Barış, bir tarafın tamamen kazanmasından çok, herkesin yorgun düştüğü bir noktada gelebilir.
7. Tayvan çevresinde hem dış hem iç baskılar artabilir
Ekonomik yavaşlama ve dış tehditler Tayvan siyasetini daha gergin hale getirebilir. İç politik bölünmeler ile dış baskılar aynı anda yükselirse, toplumda kutuplaşma artabilir.
8. ABD–Çin ilişkileri sert rekabet içinde yumuşayabilir
ABD’nin Çin’e ihtiyacı tamamen bitmiş değil. Çin’in de Batı pazarlarına ihtiyacı sürüyor. Bu yüzden perde arkasında daha fazla pazarlık ve geçici uzlaşma görülebilir.
9. Güneydoğu Asya’da “gri alan” ekonomileri büyüyebilir
Bazı ülkelerde yasa dışı ya da yarı yasal sanayi bölgeleri, siber suçlar ve dolandırıcılık ağları küresel bir sorun haline geliyor. Bu yapıların bazıları adeta devletler arası bir gölge ekonomi gibi çalışıyor.
Bu tablo, iyi ya da kötü bir gelecek vaadi değil. Sadece dünyada konuşulan, raporlara ve tartışmalara yansıyan genel eğilimlerin bir özeti. 2026, büyük güçlerin doğrudan savaşından çok, ekonomik, teknolojik ve siyasi çekişmelerin öne çıktığı bir yıl olmaya aday görünüyor. Sizce neler olacak?