- Katılım
- 12 Şubat 2026
- Mesajlar
- 1
- Beğeniler
- 4
- Puanları
- 20
- Konu Yazar
- #1
Herkese selam,
Orta Çağ paralı askerleri üzerine okuma yaparken hep Avrupa örnekleri anlatılıyor: İtalya’daki condottieri’ler, Alman Landsknecht’ler, İsviçreli mızraklı birlikler vs. Peki aynı dönemlerde Türk-İslam dünyasında benzer bir paralı askerlik sistemi var mıydı? Yoksa bizde askerlik tamamen devlete ve hükümdara bağlı bir sadakat yapısı mıydı? Bu konu kafamı kurcalamaya başladı.
Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor: Türk devlet geleneğinde ordu her zaman merkezi bir unsurdu. Ancak bu, tüm askerlerin gönüllü ya da sadece “sadakat” temelli olduğu anlamına gelmiyor. Büyük Selçuklu Devleti’nde görülen gulam sistemi, aslında maaşlı ve profesyonel askerlik modeliydi. Küçük yaşta alınan veya devşirilen gençler eğitiliyor, saraya ve hükümdara bağlı bir askeri sınıf oluşturuluyordu. Bu askerler düzenli maaş alıyordu. Teknik olarak köle statüsünde olsalar da fiilen profesyonel bir askeri elit sınıf oluşturuyorlardı.
Daha çarpıcı örnek ise Memlükler. Mısır’da kurulan Memlük Sultanlığı tamamen asker kökenli bir yönetim tarafından kurulmuştu. Başlangıçta satın alınan ve eğitilen askerler zamanla devlet yönetimini ele geçirdi. Bu durum bana İtalya’daki bazı paralı asker komutanlarının (condottieri) hizmet ettikleri şehir devletlerini kontrol altına almasını hatırlatıyor. Sizce bu bir benzerlik sayılabilir mi?
Osmanlı dönemine geldiğimizde ise karşımıza ulufeli askerler çıkıyor. Yeniçeriler düzenli maaş alan, profesyonel ve sürekli askerlik yapan bir sınıftı. Ancak Avrupa’daki paralı askerlerden farklı olarak, bunlar özel sözleşmeyle farklı devletlere hizmet eden birlikler değildi; doğrudan Osmanlı merkezine bağlıydılar. Yani burada “paralı askerlik” var ama “asker kiralama piyasası” yok.
Buna karşılık savaş zamanlarında orduya katılan düzensiz birlikler vardı. Özellikle başıbozuklar, maaş ve ganimet karşılığı savaşa katılan birliklerdi. Disiplin sorunlarıyla biliniyorlardı ve zaman zaman sivil halkla ciddi problemler yaşanıyordu. Bu yönüyle Avrupa’daki bazı paralı asker birliklerine daha çok benziyor olabilirler.
Bir de Anadolu beylikleri dönemini düşünelim. 14. yüzyılda siyasi yapı oldukça parçalıydı. Farklı beylerin hizmetine giren savaşçı gruplar vardı. Bu insanlar tamamen ideolojik sadakatle mi hareket ediyordu, yoksa ekonomik kazanç önemli bir motivasyon muydu? Ganimet ekonomisinin güçlü olduğu bir çağda, savaşın aynı zamanda bir geçim kaynağı olduğu açık değil mi?
Burada asıl merak ettiğim nokta şu: Türk-İslam dünyasında askerlik daha çok “devlete bağlı profesyonellik” şeklinde mi gelişti, yoksa Avrupa’daki gibi daha serbest ve ticari bir askeri piyasa mı vardı? Aradaki fark kültürel mi, siyasi mi, yoksa ekonomik mi?
Size birkaç soru bırakayım:
Orta Çağ paralı askerleri üzerine okuma yaparken hep Avrupa örnekleri anlatılıyor: İtalya’daki condottieri’ler, Alman Landsknecht’ler, İsviçreli mızraklı birlikler vs. Peki aynı dönemlerde Türk-İslam dünyasında benzer bir paralı askerlik sistemi var mıydı? Yoksa bizde askerlik tamamen devlete ve hükümdara bağlı bir sadakat yapısı mıydı? Bu konu kafamı kurcalamaya başladı.
Öncelikle şunu kabul etmek gerekiyor: Türk devlet geleneğinde ordu her zaman merkezi bir unsurdu. Ancak bu, tüm askerlerin gönüllü ya da sadece “sadakat” temelli olduğu anlamına gelmiyor. Büyük Selçuklu Devleti’nde görülen gulam sistemi, aslında maaşlı ve profesyonel askerlik modeliydi. Küçük yaşta alınan veya devşirilen gençler eğitiliyor, saraya ve hükümdara bağlı bir askeri sınıf oluşturuluyordu. Bu askerler düzenli maaş alıyordu. Teknik olarak köle statüsünde olsalar da fiilen profesyonel bir askeri elit sınıf oluşturuyorlardı.
Daha çarpıcı örnek ise Memlükler. Mısır’da kurulan Memlük Sultanlığı tamamen asker kökenli bir yönetim tarafından kurulmuştu. Başlangıçta satın alınan ve eğitilen askerler zamanla devlet yönetimini ele geçirdi. Bu durum bana İtalya’daki bazı paralı asker komutanlarının (condottieri) hizmet ettikleri şehir devletlerini kontrol altına almasını hatırlatıyor. Sizce bu bir benzerlik sayılabilir mi?
Osmanlı dönemine geldiğimizde ise karşımıza ulufeli askerler çıkıyor. Yeniçeriler düzenli maaş alan, profesyonel ve sürekli askerlik yapan bir sınıftı. Ancak Avrupa’daki paralı askerlerden farklı olarak, bunlar özel sözleşmeyle farklı devletlere hizmet eden birlikler değildi; doğrudan Osmanlı merkezine bağlıydılar. Yani burada “paralı askerlik” var ama “asker kiralama piyasası” yok.
Buna karşılık savaş zamanlarında orduya katılan düzensiz birlikler vardı. Özellikle başıbozuklar, maaş ve ganimet karşılığı savaşa katılan birliklerdi. Disiplin sorunlarıyla biliniyorlardı ve zaman zaman sivil halkla ciddi problemler yaşanıyordu. Bu yönüyle Avrupa’daki bazı paralı asker birliklerine daha çok benziyor olabilirler.
Bir de Anadolu beylikleri dönemini düşünelim. 14. yüzyılda siyasi yapı oldukça parçalıydı. Farklı beylerin hizmetine giren savaşçı gruplar vardı. Bu insanlar tamamen ideolojik sadakatle mi hareket ediyordu, yoksa ekonomik kazanç önemli bir motivasyon muydu? Ganimet ekonomisinin güçlü olduğu bir çağda, savaşın aynı zamanda bir geçim kaynağı olduğu açık değil mi?
Burada asıl merak ettiğim nokta şu: Türk-İslam dünyasında askerlik daha çok “devlete bağlı profesyonellik” şeklinde mi gelişti, yoksa Avrupa’daki gibi daha serbest ve ticari bir askeri piyasa mı vardı? Aradaki fark kültürel mi, siyasi mi, yoksa ekonomik mi?
Size birkaç soru bırakayım:
- Gulam ve Memlük sistemi sizce paralı askerlik kategorisine girer mi?
- Başıbozukları Avrupa’daki paralı askerlerle kıyaslamak doğru olur mu?
- Türk devlet geleneğinde askerlik daha çok sadakat temelli miydi, yoksa ekonomik zorunluluk ağır mı basıyordu?
- 14. yüzyıl Anadolu’sunda yaşayan biri olsaydınız, geçim için bir beyin ordusuna katılır mıydınız?