Blood Falls gizemi büyük ölçüde çözüldü!

Antarktika’nın beyaz sessizliğinde, yıllardır bilim insanlarını ve kamuoyunu büyüleyen bir doğa olayı vardı. Kızıl renkte akan bir şelale. Sanki buzulun damarları açılmış, içinden kan sızıyordu. Bu ürkütücü manzara, Blood Falls olarak biliniyor ve Taylor Glacier üzerinde yer alıyor.
ScreenHunter_46.webp


1911 yılında Avustralyalı jeolog Thomas Griffith Taylor tarafından kayda geçirilen bu fenomen, uzun süre gizemini korudu. Alg patlaması mıydı? Nadir bir mineral mi? Yoksa bilinmeyen bir biyolojik süreç mi?

Son araştırmalarla birlikte, bu 100 yılı aşkın gizem büyük ölçüde çözüldü.

Kırmızı Rengin Sırrı: Demir ve Oksidasyon​


Bilimsel konsensüse göre Blood Falls’un kırmızı görünümü, demir açısından zengin aşırı tuzlu suyun oksijenle temas etmesi sonucu oluşan oksidasyondan kaynaklanıyor.

ScreenHunter_47.webp

Taylor Buzulu’nun yaklaşık 400 metre altında, milyonlarca yıldır izole edilmiş bir tuzlu su rezervuarı bulunuyor. Bu su, yüksek tuz oranı sayesinde -20 °C’nin altındaki sıcaklıklarda bile donmuyor. Buzul çatlaklarından yüzeye sızdığında ise içindeki çözünmüş demir oksijenle temas ediyor ve paslanarak koyu kırmızı bir renk alıyor.

Başlangıçta bazı araştırmacılar rengin mineral tortularından kaynaklandığını öne sürse de, gelişmiş mikroskobik analizler ve kimyasal incelemeler demir oksidin temel etken olduğunu netleştirdi. Özellikle nanometrik boyuttaki demir parçacıklarının ışıkla etkileşimi, karakteristik kan kırmızısı tonu açıklıyor.

2 Milyon Yıllık İzole Bir Ekosistem​

Asıl çarpıcı keşif ise rengin kendisinden çok, bu suyun içinde hayat bulunması oldu.

Rezervuarın yaklaşık 1.5 ila 2 milyon yıldır yüzeyden tamamen izole olduğu düşünülüyor. Bu süre zarfında güneş ışığı, oksijen ve klasik enerji kaynakları olmadan kapalı bir sistemde varlığını sürdüren mikroorganizmalar tespit edildi.

Bu mikroorganizmalar enerji üretmek için demir ve sülfat gibi kimyasal bileşenleri kullanıyor. Fotosentez yok. Oksijen yok. Sadece kimyasal reaksiyonlarla sürdürülen bir yaşam.

Bu keşif, ekstrem koşullarda yaşayan organizmalar yani “extremophile” kavramını bir adım ileri taşıdı. Blood Falls artık yalnızca bir jeolojik olay değil, yeraltı mikrobiyal ekosistemlerinin canlı bir laboratuvarı olarak görülüyor.

Neden Önemli?​


Blood Falls’un bilimsel değeri Antarktika ile sınırlı değil. Bu sistem, özellikle Mars ve Jüpiter’in buzlu uydusu Europa gibi gök cisimlerinde olası yaşam arayışında referans model olarak kullanılıyor.
ScreenHunter_45.webp


Eğer Dünya’da, milyonlarca yıl boyunca buz altında, oksijensiz ve ışık almayan bir ortamda yaşam sürdürülebiliyorsa, benzer koşullara sahip başka gezegenlerde de mikrobiyal yaşam mümkün olabilir.

Bu nedenle Blood Falls, gezegen bilimi ve astrobiyoloji alanında stratejik bir örnek kabul ediliyor.

Bilim insanları kırmızı rengin nedenini büyük ölçüde açıklamış durumda. Ancak rezervuarın tam yapısı, suyun yeraltında nasıl dolaştığı ve mikroorganizmaların evrimsel geçmişi hâlâ araştırılıyor.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Konuyu okuyanlar
1 dk

Bu Hafta Öne Çıkan Konular

TechFoumTR Blog Yazıları

Geri
Üst