• Almanya'nın ilk sürücüsüz kamyonu teslimat yaptı.
    Almanya'nın ilk sürücüsüz kamyonu Lidl'e teslimat yaptı. Lidl ve Einride, otonom teslimat operasyonları için elektrikli, kabinsiz bir kamyonet kullanıyor. Bu araç, içinde güvenlik sürücüsü olmadan halka açık yollarda seyrediyor. Ancak şimdilik, faaliyet alanı oldukça sınırlı kalıyor.

    Sürücüsüz, ancak gözetimsiz değil

    Hessen eyaletinin Edermünde kentinde, Kassel yakınlarında, araç yerel dağıtım merkezinden yakındaki bir Lidl mağazasına mal taşıyor. Einride ve Lidl'ın ortak açıklamasına göre, bu, Almanya'da düzenli lojistik operasyonlarında kamu yolunda kullanılan ilk kabinsiz kamyon. Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu bu türden ilk izni verdi.

    Elektrikli tekli forklift, 15 Euro palet kapasitesine sahip olup, şubeye günde üç defaya kadar kuru malzeme tedarik etmeyi amaçlamaktadır. Dört ay sürmesi planlanan ilk proje aşamasında 3.000'den fazla palet taşınabilmiştir.

    Başlangıç ​​rotası son derece kısa, sadece 400 metre. Ayrıca, otonom kamyonun azami hızı 25 km/saat ile sınırlı. Araçta ne sürücü ne de başka bir güvenlik personeli bulunuyor. Ancak, taşıma tamamen denetimsiz değil. Yerel Operatör adı verilen bir kişi , ayrı bir araçla kamyona eşlik ediyor ve başlangıç ​​aşamasında yükleme ve boşaltma işlemlerini de üstleniyor.

    Seviye 4 yalnızca tanımlanmış bir alan içinde geçerlidir.
    Araç, SAE Seviye 4'te çalışmaktadır. Belirli bir çalışma alanı içinde ve özel koşullar altında, sistem araçta insan müdahalesine gerek kalmadan tüm sürüş görevlerini üstlenir. Ancak, kabinsiz kamyon herhangi bir keyfi başlangıç ​​ve varış noktası seçemez. Alman Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu (KBA) tarafından onaylanan çalışma aralığı için tasarlanmıştır.

    Kapalı bir test pistinde yapılan bir gösterinin aksine, bu deneme halka açık yollarda ve Lidl'ın gerçek tedarik zinciri içinde gerçekleşiyor. Bu nedenle, yalnızca otonom sürüş fonksiyonu ve elektrikli tahrik sistemi değil, aynı zamanda dağıtım merkezi ve mağazadaki süreçler de test ediliyor.
    Almanya'nın ilk sürücüsüz kamyonu Lidl'e teslimat yaptı. Lidl ve Einride, otonom teslimat operasyonları için elektrikli, kabinsiz bir kamyonet kullanıyor. Bu araç, içinde güvenlik sürücüsü olmadan halka açık yollarda seyrediyor. Ancak şimdilik, faaliyet alanı oldukça sınırlı kalıyor. [h2]Sürücüsüz, ancak gözetimsiz değil[/h2] Hessen eyaletinin Edermünde kentinde, Kassel yakınlarında, araç yerel dağıtım merkezinden yakındaki bir Lidl mağazasına mal taşıyor. Einride ve Lidl'ın ortak açıklamasına göre, bu, Almanya'da düzenli lojistik operasyonlarında kamu yolunda kullanılan ilk kabinsiz kamyon. Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu bu türden ilk izni verdi. Elektrikli tekli forklift, 15 Euro palet kapasitesine sahip olup, şubeye günde üç defaya kadar kuru malzeme tedarik etmeyi amaçlamaktadır. Dört ay sürmesi planlanan ilk proje aşamasında 3.000'den fazla palet taşınabilmiştir. Başlangıç ​​rotası son derece kısa, sadece 400 metre. Ayrıca, otonom kamyonun azami hızı 25 km/saat ile sınırlı. Araçta ne sürücü ne de başka bir güvenlik personeli bulunuyor. Ancak, taşıma tamamen denetimsiz değil. Yerel Operatör adı verilen bir kişi , ayrı bir araçla kamyona eşlik ediyor ve başlangıç ​​aşamasında yükleme ve boşaltma işlemlerini de üstleniyor. Seviye 4 yalnızca tanımlanmış bir alan içinde geçerlidir. Araç, SAE Seviye 4'te çalışmaktadır. Belirli bir çalışma alanı içinde ve özel koşullar altında, sistem araçta insan müdahalesine gerek kalmadan tüm sürüş görevlerini üstlenir. Ancak, kabinsiz kamyon herhangi bir keyfi başlangıç ​​ve varış noktası seçemez. Alman Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu (KBA) tarafından onaylanan çalışma aralığı için tasarlanmıştır. Kapalı bir test pistinde yapılan bir gösterinin aksine, bu deneme halka açık yollarda ve Lidl'ın gerçek tedarik zinciri içinde gerçekleşiyor. Bu nedenle, yalnızca otonom sürüş fonksiyonu ve elektrikli tahrik sistemi değil, aynı zamanda dağıtım merkezi ve mağazadaki süreçler de test ediliyor.
    Beğen
    8
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 761 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Nine Sols Oyun İncelemesi
    Nine Sols İncelemesi Sekiro'nun Savuşturmasıyla Metroidvania Dünyasının Buluşması

    Hollow Knight tarzı Metroidvania oyunlarını seviyorsanız ve Sekiro: Shadows Die Twice'ın savuşturma sistemine ayrı bir ilginiz varsa Nine Sols daha ilk dakikalarından dikkatinizi çekebilecek bir yapım.

    Benim için oyunu ilginç kılan şey de tam olarak buydu.

    Bir tarafta elle çizilmiş, karanlık ve etkileyici bir Metroidvania dünyası var.

    Diğer tarafta ise saldırılardan sürekli kaçmak yerine rakibin üzerine yürümeyi, doğru anda savuşturmayı ve düşmanın ritmini öğrenmeyi isteyen son derece agresif bir dövüş sistemi bulunuyor.

    Ama Nine Sols yalnızca "2D Sekiro" diyerek geçilebilecek bir oyun değil.

    Kendine özgü dünyası, Taoist öğelerle bilim kurguyu bir araya getiren sanat tasarımı, karakterleri ve oldukça güçlü hikâyesi sayesinde kendi kimliğini oluşturmayı başarıyor.

    İncelemenin ilerleyen bölümlerinde hikâye ve bazı patronlarla ilgili spoiler bulunmaktadır.

    İlk İzlenim: Taoizm ve Siberpunk Aynı Dünyada

    Nine Sols'un en güçlü taraflarından biri daha oyunu açar açmaz kendisini belli ediyor:

    Sanat tasarımı.

    Oyun yüksek teknoloji ile geleneksel Çin kültürü ve Taoist felsefeyi aynı dünyada birleştiriyor.

    Bir tarafta
    1. Laboratuvarlar
    2. Robotlar
    3. Yapay sistemler
    4. Biyolojik bilgisayarlar
    5. İleri teknoloji cihazları
    bulunurken diğer tarafta;
    1. Tapınaklar
    2. Geleneksel semboller
    3. Taoist düşünceler
    4. Doğa ve ruhani öğeler
    Normal şartlarda birbirine tamamen zıt görünebilecek bu iki yaklaşım Nine Sols içerisinde şaşırtıcı derecede doğal duruyor.
    Nine Sols'un dünyası sanki eski bir Çin gravürünün üzerine karanlık bir bilim kurgu medeniyeti kurulmuş gibi görünüyor.

    Elle Çizilmiş Görseller Gerçekten Çok Başarılı

    Oyunun büyük bölümü elle çizilmiş.

    Karakterlerden çevre tasarımlarına, animasyonlardan çizgi roman tarzındaki ara sahnelere kadar oyunun kendine özgü bir görsel dili bulunuyor.

    Hollow Knight veya Ori gibi oyunlarla karşılaştırıldığında çevreler bazen daha düz görünebilir.

    Ancak bunun her zaman bir eksiklik olduğunu düşünmüyorum.

    Tam tersine bazı bölgelerde bu düz yapı eski kitap illüstrasyonlarını veya gravürleri anımsatan çok hoş bir görünüm oluşturuyor.

    Özellikle teknoloji yoğunluğunun azaldığı doğal alanlarda sanat tasarımı daha da etkileyici hale geliyor.

    Her Bölge Kendi Kimliğine Sahip

    Haritanın farklı bölgeleri birbirinin renk değiştirilmiş kopyası gibi hissettirmiyor.

    Her alanın atmosferi, renk paleti, mimarisi, ses tasarımı ve çevresel detayları değişiyor.

    Buna rağmen bütün bölgeler aynı dünyanın parçası olduğunu hissettirmeye devam ediyor.

    Bu dengeyi sağlamak kolay değil.

    3D Kullanılan Bazı Bölümler Görsel Bütünlüğü Bozuyor

    Sanat tasarımının çok güçlü olması beraberinde küçük bir problem getiriyor.

    Bazı sahnelerde kullanılan 3D modeller, elle çizilmiş 2D grafiklerin yanında daha düşük detaylı görünüyor.

    Bu nedenle bazı 3D unsurlar çevreyle tam olarak bütünleşemiyor.

    Özellikle oyunun genel çizim kalitesi bu kadar yüksek olunca küçük kalite farkları bile daha kolay fark ediliyor.

    Neyse ki bu durum çok sık yaşanmıyor.

    Oyunun büyük bölümünde görsel kalite oldukça tutarlı.

    Çizgi Roman Tarzındaki Ara Sahneler

    Nine Sols'un hikâye anlatımında kullandığı çizgi roman bölümleri ayrıca övgüyü hak ediyor.

    Kısmen renkli manga tarzını anımsatan bu sahneler dinamik, detaylı ve oyunun genel sanat tasarımıyla son derece uyumlu.

    Özellikle dramatik anlarda klasik oyun içi kamera yerine çizilmiş paneller kullanılması hikâyeye ayrı bir kimlik kazandırıyor.

    Müzik ve Atmosfer

    Nine Sols'un görsel dünyasındaki doğu-batı sentezi müziklerinde de devam ediyor.

    Sakin bölümlerde geleneksel Çin enstrümanları ön plana çıkarken teknoloji yoğunluklu bölgelerde elektronik ve endüstriyel sesler devreye giriyor.

    Bazı alanlarda yumuşak flüt ve yaylı melodiler duyarken birkaç dakika sonra metalik darbeler, ağır baslar ve mekanik ritimlerle karşılaşabiliyorsunuz.

    Bu durum bölgelere yalnızca farklı bir görünüm değil, farklı bir karakter de kazandırıyor.

    Savaş Başladığında Müzik Değişiyor

    Müzik özellikle çatışmalarda çok başarılı.

    Sakin melodiler yerini daha hızlı ritimlere bırakıyor.

    Elektronik seslerle geleneksel enstrümanların aynı parçada birleşmesi oyunun sanat tasarımındaki ikiliği müzik tarafına taşıyor.

    Bazı bölgelerde müzik yalnızca arka plan değil, mekânın atmosferini oluşturan temel öğelerden biri.

    Nine Sols'un Kalbi: Dövüş Sistemi

    Bütün bu sanat tasarımını bir kenara bırakırsak Nine Sols'u gerçekten özel yapan taraf bence dövüş sistemi.

    Metroidvania türüne ait olmasına rağmen oyun keşiften çok savaşa ağırlık veriyor.

    Standart saldırıların ve kaçış hareketlerinin yanında savaşın merkezinde şu mekanik bulunuyor:

    Savuşturma.

    Sekiro oynayanlar sistemi hemen anlayacaktır.

    Rakibin saldırısından uzaklaşmak yerine doğru anda savunma tuşuna basmanız gerekiyor.

    Zamanlamayı doğru yaparsanız saldırıyı tamamen savuşturuyorsunuz.

    Zayıf düşmanların komboları bile kesilebiliyor.

    Ama yanlış zamanlama oldukça ağır cezalandırılıyor.

    Kusurlu Savuşturma ve İç Hasar Sistemi

    Nine Sols savuşturmayı Sekiro'dan biraz farklı yorumluyor.

    Savuşturmayı tam zamanında yapamadığınızda doğrudan bütün canınızı kaybetmiyorsunuz.

    Bunun yerine iç hasar birikiyor.

    Can göstergesinin bir bölümü geçici olarak zarar görmüş hale geliyor.

    İlginç olan nokta şu?

    İç hasar tek başına sizi öldürmeyebilir.

    Savaşta bir süre gerçek hasar almadan kalmayı başarırsanız bu bölüm zaman içerisinde iyileşiyor.

    Ancak iç hasar biriktirdikten sonra gerçek bir saldırı yerseniz işler kötüleşiyor.

    Biriken geçici hasar kalıcı hasara dönüşebiliyor.
    Nine Sols sizi yanlış savuşturma yaptığınız için hemen öldürmüyor; bir sonraki hatanızın çok daha pahalı olmasını sağlıyor.
    Bu sistem savaşlara oldukça güzel bir risk yönetimi ekliyor.

    Tai Chi Saldırısı

    Oyunda ilerledikçe yalnızca klasik saldırıları savuşturmak yeterli olmuyor.

    Düşmanların engellenemeyen özel saldırıları ortaya çıkıyor.

    Bunlara karşı Tai Chi hareketini kullanabiliyorsunuz.

    Düşmanın üzerine doğru zıplayıp doğru anda hareketi gerçekleştirdiğinizde normalde engellenemeyen saldırıları karşılayabiliyorsunuz.

    Bu aynı zamanda düşmana iç hasar veriyor.

    Başlangıçta karmaşık gelebiliyor ama öğrendiğinizde savaşların ritmi tamamen değişiyor.

    Sınırsız Savunma

    Oyunun ilerleyen bölümlerinde çok daha riskli bir savuşturma yeteneği açılıyor.

    Normal savuşturmada düğmeye doğru anda basmanız yeterliyken bu yetenekte;
    1. Savunma düğmesini basılı tutmanız
    2. Hareketi şarj etmeniz
    3. Doğru anda bırakmanız
    Karşılığında çok daha tehlikeli saldırıları bile savuşturabiliyorsunuz.

    Bu mekanik oyuncunun zamanlama becerisini iyice test ediyor.

    Yanlış zamanda bırakmak cezalandırıcı.

    Doğru kullandığınızda ise Yi neredeyse dokunulmaz hale gelebiliyor.

    Qi ve Tılsım Mekaniği

    Başarılı savuşturmaların başka bir ödülü daha var:

    Qi enerjisi.

    Rakiplerin saldırılarını savuşturdukça Qi kazanıyorsunuz.

    Bu enerjiyi kullanarak düşmana özel tılsımlar bağlayabiliyorsunuz.

    Tılsımı patlattığınızda düşmana ciddi hasar verirken biriktirdiğiniz iç hasarı da etkili biçimde gerçek hasara çevirebiliyorsunuz.

    Bu sistem Nine Sols'un savaşlarının yalnızca saldırı ve savunmadan oluşmasını engelliyor.

    Dövüşün ritmi genellikle şöyle ilerliyor:
    Saldırıyı oku → savuştur → Qi biriktir → tılsımı bağla → doğru anı bekle → patlat.
    Özellikle patron savaşlarında bu döngüyü doğru uygulamak büyük önem taşıyor.

    Kontroller Son Derece Tepkisel

    Bu kadar zamanlama odaklı bir oyun için kontrollerin iyi olması zorunlu.

    Nine Sols bu konuda gerçekten başarılı.

    Karakter verdiğiniz komutlara hızlı tepki veriyor.

    Savuşturmanın sesi ve görsel efekti oldukça tatmin edici.

    Doğru zamanlanan bir savunmanın başarılı olduğunu yalnızca ekrandan değil ses tasarımından da anlayabiliyorsunuz.

    Bu küçük ayrıntı dövüş sistemini çok daha bağımlılık yapıcı hale getiriyor.

    Oyuncunun Becerisi Gerçekten Önemli

    Bazı aksiyon oyunlarında güçlü ekipman toplayıp kötü oynasanız bile patronları geçebilirsiniz.

    Nine Sols buna pek izin vermiyor.

    Elbette karakterinizi geliştirebiliyorsunuz.

    Yeni yetenekler açılıyor.

    Sağlığınız artıyor.

    Farklı tılsımlar ve yeşim taşları kullanabiliyorsunuz.

    Ama bir patronun saldırılarını okuyamıyorsanız bunların hiçbiri sizi sonsuza kadar kurtarmıyor.

    Oyun sizden gerçekten daha iyi oynamanızı istiyor.

    Bence en başarılı taraflarından biri bu.

    Farklı Düşman Tasarımları

    Dövüş sistemi karmaşık olduğu kadar düşman çeşitliliği de sistemi kullanmanızı teşvik ediyor.

    Bazı düşmanlar doğrudan saldırılardan etkilenmiyor.

    Bazıları öldürülemiyor ve yalnızca etkisiz hale getirilebiliyor.

    Bazı rakipler aniden ortaya çıkıp birkaç saldırı yaptıktan sonra tekrar kayboluyor.

    Bazen de art arda gelen rakiplerle arena tarzı mücadelelere giriyorsunuz.

    Oyun sürekli olarak sahip olduğunuz mekanikleri farklı biçimde kullanmanızı istiyor.

    Karakter Gelişimi ve Beceri Ağacı

    Yi oyun boyunca güçlenmeye devam ediyor.

    Sağlık yenileme kapasitesini artırabilir, saldırıları geliştirebilir ve yeni savaş hareketleri açabilirsiniz.

    Beceri ağacında
    1. Hava atılımı
    2. Mermi savuşturma
    3. Qi kapasitesi geliştirmeleri
    4. Tılsım patlatma seçenekleri
    5. Yeni savunma hareketleri
    Bu gelişmeler yalnızca istatistik artırmıyor.

    Bazıları oyun tarzınızı ciddi biçimde değiştiriyor.

    Yeşim Taşları: Nine Sols'un Tılsım Sistemi

    Yeşim taşlarını Hollow Knight'taki tılsımlara benzetmek mümkün.

    Her taş belirli sayıda yuva kullanıyor.

    Sınırlı yuvalarınız olduğu için her şeyi aynı anda takamıyorsunuz.

    Bu da oyuncuyu kendi oyun tarzını oluşturmaya zorluyor.

    Bazı yapılar agresif savaşmaya uygun.

    Bazıları iç hasar üzerine yoğunlaşıyor.

    Bazıları iyileştirmeyi güçlendiriyor.

    Bazıları ise riskli hareketlerin dezavantajını azaltıyor.

    İyi kurulmuş bir yeşim kombinasyonu savaş tarzınızı tamamen değiştirebiliyor.

    Yay ve Uzak Mesafe Saldırıları

    Yi yalnızca yakın dövüş kullanmıyor.

    Yayın da farklı saldırı seçenekleri bulunuyor.

    Bazı oklar doğrudan yüksek hasar verirken bazıları alan kontrolü sağlıyor veya belirli hedefleri takip ediyor.

    Ok kapasitesinin sınırlı olması bunları sürekli kullanılan ana saldırı yerine kritik anlarda kullanılacak destek araçlarına dönüştürüyor.

    Patron Savaşları Nine Sols'un Zirvesi

    Bu kadar iyi bir dövüş sistemi doğal olarak iyi patron savaşlarına ihtiyaç duyuyor.

    Nine Sols burada beklentiyi fazlasıyla karşılıyor.

    Patronlar yalnızca daha fazla cana ve daha yüksek hasara sahip normal düşmanlar değil.

    Birçoğunun farklı mekanikleri bulunuyor.

    Bazı savaşlarda arena hazırlığı yapmak gerekiyor.

    Bazılarında çevredeki yardımcı düşmanları önce ortadan kaldırmanız gerekiyor.

    Bazılarında ise patronun hangi saldırıyı kullanacağını önceden okuyabilmek mücadelenin temelini oluşturuyor.

    Patronları Ezberlemek Yetmiyor, Öğrenmek Gerekiyor

    Nine Sols patron dövüşleri genellikle aynı döngüyü yaşatıyor.

    İlk deneme:

    Patron sizi birkaç saniyede yok ediyor.

    Beşinci deneme.

    Bazı saldırıları anlamaya başlıyorsunuz.

    Onuncu deneme.

    İlk aşamayı artık rahat geçiyorsunuz.

    Daha sonra yeni aşama geliyor ve yeniden başlıyorsunuz.

    İyi tarafı şu?

    Bir patronu yendiğinizde genellikle bunun şans eseri olmadığını hissediyorsunuz.

    Gerçekten öğrenmiş oluyorsunuz.

    Final Patronu: Oyunun En Büyük Beceri Testi

    Kaynak incelemede final patronunun gerçek son versiyonu özellikle oyunun en zor mücadelelerinden biri olarak anlatılıyor.

    İlk aşama bile ciddi bir öğrenme süreci isterken sonraki aşamalar yeni saldırı kombinasyonları ekliyor.

    Özellikle üçüncü aşamada bütün ekranı kaplayan saldırılar savuşturma zamanlamasını okumayı son derece zorlaştırıyor.

    Kaynak yazara göre bu mücadele yaklaşık on saat sürmüş.

    Bu biraz uç bir örnek olabilir ama Nine Sols'un patron tasarımının ne kadar talepkâr olabildiğini çok iyi anlatıyor.

    Oyunun en büyük ödüllerinden biri, başta imkânsız görünen bir savaşı sonunda okuyabilir hale gelmek.

    Lady Butterfly: Zorluk ile Hikâyenin Birleştiği Patron

    Kaynak incelemede özellikle öne çıkan diğer mücadele Lady Butterfly.

    Burada önemli olan yalnızca savaşın zor olması değil.

    Patronla karşılaşmadan önce yaşanan olaylar savaşa duygusal bir ağırlık kazandırıyor.

    Sanal dünyadaki tekrarlar, karakterin zihinsel durumunun giderek bozulması ve Yi'nin onunla iletişim kurmaya çalışması sonunda kaçınılmaz bir çatışmaya dönüşüyor.

    Savaş başladığında oyuncu yalnızca güçlü bir düşmanla değil, hikâyede tanıdığı bir karakterle karşı karşıya.

    Bu nedenle zafer yalnızca mekanik anlamda değil, duygusal açıdan da etkili oluyor.

    Metroidvania Tarafı Dövüş Kadar Güçlü mü?

    Burada oyunun en büyük eksiklerinden birine geliyoruz.

    Nine Sols teknik olarak bir Metroidvania.

    Ama açık konuşmak gerekirse keşif sistemi dövüş kadar güçlü değil.

    Karakterin hareket seçenekleri iyi.

    Çift zıplama, hava atılımı, kanca, duvar hareketleri, aşağı saldırı gibi klasik araçlar bulunuyor.

    Kontroller hızlı ve başarılı.

    Sorun bunları kullanacak yeterince karmaşık platform bölümü bulunmaması.

    Platform Bölümleri Daha Fazla Olabilirdi

    Nine Sols zaman zaman gerçekten başarılı platform sekansları sunuyor.

    Uzun bölümler oyuncunun hareket sistemine hâkimiyetini test ediyor.

    Fakat bunlar oldukça seyrek.

    İyi bir hareket sistemi oluşturulmuş olmasına rağmen oyun bunu yeterince zorlamıyor.
    Nine Sols'un hareket sistemi iyi; fakat oyun bu sistemi kullanabileceğimiz yeterince büyük oyun alanı vermiyor.
    Prince of Persia: The Lost Crown veya benzer platform ağırlıklı Metroidvania'larla karşılaştırıldığında fark daha belirgin.

    Keşif Sistemi Biraz Fazla Basit

    Haritadaki sırların büyük bölümü ilk geçiş sırasında bulunabiliyor.

    Elbette yeni yetenekler kazandıktan sonra geri dönmeniz gereken bölgeler var.

    Ancak klasik Metroidvania hissindeki;

    "Burada kesin bir şey var ama nasıl ulaşacağım?"

    merakı her zaman güçlü değil.

    Bulmacaların önemli bölümü oldukça basit.

    Bu durum kötü değil.

    Ama türün güçlü örnekleri düşünüldüğünde daha yaratıcı keşif mekanikleri beklemek mümkün.

    Ama Bazen Keşif Gerçekten Harika Çalışıyor

    İşin ilginç tarafı Nine Sols zaman zaman keşif konusunda neden daha fazlasını yapmadığını düşündüren mükemmel anlar yaratıyor.

    Kaynak incelemede küçük bir kilitli kapının oyuncuyu haritanın tamamen farklı bölgelerine götüren uzun bir keşif zincirine dönüştüğü anlatılıyor.

    İlk başta önemsiz görünen bir geçit başka bir bölgeye, orada unutulmuş bir ışınlanma noktasına, ardından yeni platform bölümlerine ve sonunda tamamen kaçırılmış alanlara götürüyor.

    İşte gerçek Metroidvania hissi tam olarak bu.

    Keşke oyun bunu daha sık yapsaydı.

    Hikâye Beklediğimden Çok Daha Güçlü

    Nine Sols'u yalnızca zorlu aksiyon için oynarsanız oyunun en iyi taraflarından birini kaçırabilirsiniz.

    Hikâyesi gerçekten başarılı.

    Dünya ilk bakışta karmaşık görünebilir ancak karakterleri tanıdıkça olayların arkasındaki yapı daha anlamlı hale geliyor.

    Bilimsel ilerleme, ölüm, yaşamın anlamı, ahlaki sorumluluk, intikam, pişmanlık ve kabul etme gibi temalar hikâyenin merkezinde bulunuyor.

    Yi Klasik Bir Kahraman Değil

    Ana karakter Yi ilk başta kolay sevilebilecek biri değil.

    Soğuk.

    Hesapçı.

    Kibirli.

    Geçmişte yaptığı bazı şeyler oldukça ağır.

    Oyunun güçlü tarafı karakteri kusursuz göstermeye çalışmaması.

    Tam tersine hikâye Yi'nin geçmişteki seçimleriyle yüzleşmesi üzerine kuruluyor.

    Başlangıçta ana motivasyonu büyük ölçüde intikam.

    Ancak oyun ilerledikçe çevresindeki karakterler onun dünyaya bakışını değiştirmeye başlıyor.

    Shuanshuan ile Yi'nin İlişkisi

    Yi'nin karakter gelişimindeki en önemli kişilerden biri Shuanshuan.

    Çocuk oldukça açık, meraklı ve hayatı Yi'den tamamen farklı biçimde görüyor.

    Yi sonuçlara ve verimliliğe odaklanırken Shuanshuan için yaşam yalnızca ulaşılacak hedeflerden ibaret değil.

    Zaman içerisinde aralarında beklenmedik bir bağ oluşuyor.

    Yi ona kültürüyle ilgili nesneler getiriyor.

    Onunla konuşuyor.

    Sorularına cevap veriyor.

    Ve yavaş yavaş kendi düşüncelerini de sorgulamaya başlıyor.

    Heng'in Gölgesi

    Shuanshuan'ın Yi üzerindeki etkisinin bu kadar güçlü olmasının önemli nedenlerinden biri küçük kız kardeşi Heng.

    Yi ile Heng birbirinden tamamen farklı karakterler.

    Yi daha mantıksal ve mesafeli.

    Heng ise doğaya, yaşama ve sezgilere daha yakın.

    Geçmişte Yi, Heng'in düşüncelerini yeterince ciddiye almamış.

    Ancak yıllar sonra Shuanshuan'ın dünyaya bakışında kardeşinin düşüncelerini yeniden görmeye başlıyor.

    Bu durum Yi'nin geçmişte yaptığı seçimleri yeniden değerlendirmesine neden oluyor.

    Oyunun Asıl Hikâyesi İntikam Değil

    Başlangıçta Nine Sols bir intikam hikâyesi gibi görünebilir.

    Ancak ilerledikçe çok daha kişisel bir hikâyeye dönüşüyor.

    Yi'nin asıl mücadelesi yalnızca düşmanlarıyla değil.

    Kendi geçmişiyle.

    Aldığı kararlarla.

    Ve bu kararların başkalarına verdiği zararlarla.

    Oyunun gerçek yolculuğu Yi'nin düşmanlarını yenmesi değil, neden eskisi gibi devam edemeyeceğini anlaması.

    Shennong ve Diğer Yan Karakterler

    Yan karakterlerin önemli bir bölümü de yalnızca görev dağıtan NPC'lerden ibaret değil.

    Shennong başlangıçta kaba ve kendine fazla güvenen biri gibi görünüyor.

    Ancak olaylar ilerledikçe cesur ve fedakâr tarafı ortaya çıkıyor.

    Köyü tehdit altında olduğunda kendi hayatını riske atması Yi'nin ona bakışını değiştiriyor.

    Robot karakterler ise oldukça karanlık hikâyenin içerisinde mizah unsuru oluşturuyor.

    Bazılarıyla ilgili küçük görevler beklenmedik şekilde duygusal sonuçlara ulaşabiliyor.

    Bu küçük hikâyeler dünyanın daha canlı hissettirmesine yardımcı oluyor.

    Nine Sols'un Güçlü ve Zayıf Tarafları

    Güçlü tarafları:
    1. Son derece başarılı savuşturma tabanlı dövüş sistemi
    2. Harika patron savaşları
    3. Kendine özgü Taoist bilim kurgu sanat tasarımı
    4. Başarılı müzik ve atmosfer
    5. Tepkisel kontroller
    6. Güçlü karakter gelişimi
    7. Beklenenden daha etkileyici hikâye
    8. Farklı oyun tarzlarına izin veren yeşim sistemi
    Zayıf tarafları:
    1. Keşif sistemi dövüş kadar güçlü değil
    2. Platform bölümleri daha fazla olabilirdi
    3. Bazı 3D öğeler 2D görsellerle tam uyuşmuyor
    4. Bazı zorluk sıçramaları oldukça sert
    5. Haritadaki birçok sır fazla kolay bulunabiliyor

    Nine Sols Kimler İçin Uygun?

    Eğer Sekiro'nun savuşturmasını, Hollow Knight tarzı dünyaları, zor patron savaşlarını, elle çizilmiş grafikleri, karanlık bilim kurgu hikâyelerini ve öğrenmesi zaman alan dövüş sistemlerini seviyorsanız Nine Sols'u mutlaka değerlendirmeniz gereken oyunlardan biri. Ancak ağırlıklı olarak keşif ve platform arıyorsanız beklentinizi biraz daha düşük tutmak gerekiyor.

    Nine Sols'un önceliği savaş.

    Nine Sols Oynamaya Değer mi?

    Bence kesinlikle değer.

    Nine Sols kusursuz bir Metroidvania değil.

    Keşif tarafı Hollow Knight kadar güçlü değil.

    Hareket sistemi bazı rakipleri kadar özgür hissettirmiyor.

    Görsel derinlik konusunda Ori seviyesinde olmayabilir.

    Ama dövüş sisteminde kendi sınıfında çok güçlü bir noktada.

    Savuşturma, iç hasar, Qi, tılsımlar, yeşim taşları ve patron tasarımları birbirini tamamlayan gerçekten başarılı bir sistem oluşturuyor.

    Daha da önemlisi oyun yalnızca mekanik açıdan başarılı değil.

    Hikâyesinin sonlarına geldiğinizde Yi'nin yolculuğunun ne kadar iyi planlandığını fark ediyorsunuz.
    Nine Sols benim için yalnızca başarılı bir Metroidvania değil; son yıllarda oynanabilecek en tatmin edici 2D dövüş sistemlerinden birine sahip oyunlardan biri.
    Kusurları var.

    Ama güçlü olduğu alanlarda o kadar iyi ki bu kusurların büyük bölümünü görmezden gelmek kolaylaşıyor.

    Özellikle Sekiro'nun "rakipten kaçma, saldırının içine gir ve savuştur" felsefesini sevenler için Nine Sols çok güçlü bir öneri.

    TechForum Puanı

    Görsel Tasarım: 9/10

    Müzik ve Ses: 9/10

    Dövüş Sistemi: 10/10

    Patron Tasarımları: 9.5/10

    Keşif: 7.5/10

    Platform Mekanikleri: 8/10

    Hikâye ve Karakterler: 9/10

    Genel Puan: 9/10

    Zorlu ancak adil dövüş sistemlerini seviyorsanız Nine Sols kesinlikle şans vermeniz gereken bir oyun.
    Nine Sols'u oynadınız mı? En çok zorlandığınız patron hangisiydi? Sizce savaş sistemi Sekiro ve Hollow Knight gibi oyunlarla kıyaslandığında nasıl?
    Nine Sols İncelemesi Sekiro'nun Savuşturmasıyla Metroidvania Dünyasının Buluşması Hollow Knight tarzı Metroidvania oyunlarını seviyorsanız ve Sekiro: Shadows Die Twice'ın savuşturma sistemine ayrı bir ilginiz varsa Nine Sols daha ilk dakikalarından dikkatinizi çekebilecek bir yapım. Benim için oyunu ilginç kılan şey de tam olarak buydu. [h2]Bir tarafta elle çizilmiş, karanlık ve etkileyici bir Metroidvania dünyası var.[/h2] Diğer tarafta ise saldırılardan sürekli kaçmak yerine rakibin üzerine yürümeyi, doğru anda savuşturmayı ve düşmanın ritmini öğrenmeyi isteyen son derece agresif bir dövüş sistemi bulunuyor. Ama Nine Sols yalnızca "2D Sekiro" diyerek geçilebilecek bir oyun değil. Kendine özgü dünyası, Taoist öğelerle bilim kurguyu bir araya getiren sanat tasarımı, karakterleri ve oldukça güçlü hikâyesi sayesinde kendi kimliğini oluşturmayı başarıyor. [i]İncelemenin ilerleyen bölümlerinde hikâye ve bazı patronlarla ilgili spoiler bulunmaktadır.[/i] [h2]İlk İzlenim: Taoizm ve Siberpunk Aynı Dünyada[/h2] Nine Sols'un en güçlü taraflarından biri daha oyunu açar açmaz kendisini belli ediyor: [b]Sanat tasarımı.[/b] Oyun yüksek teknoloji ile geleneksel Çin kültürü ve Taoist felsefeyi aynı dünyada birleştiriyor. Bir tarafta [ol] [li]Laboratuvarlar[/li] [li]Robotlar[/li] [li]Yapay sistemler[/li] [li]Biyolojik bilgisayarlar[/li] [li]İleri teknoloji cihazları[/li] [/ol] bulunurken diğer tarafta; [ol] [li]Tapınaklar[/li] [li]Geleneksel semboller[/li] [li]Taoist düşünceler[/li] [li]Doğa ve ruhani öğeler[/li] [/ol] Normal şartlarda birbirine tamamen zıt görünebilecek bu iki yaklaşım Nine Sols içerisinde şaşırtıcı derecede doğal duruyor. [quote]Nine Sols'un dünyası sanki eski bir Çin gravürünün üzerine karanlık bir bilim kurgu medeniyeti kurulmuş gibi görünüyor.[/quote] [h2]Elle Çizilmiş Görseller Gerçekten Çok Başarılı[/h2] Oyunun büyük bölümü elle çizilmiş. Karakterlerden çevre tasarımlarına, animasyonlardan çizgi roman tarzındaki ara sahnelere kadar oyunun kendine özgü bir görsel dili bulunuyor. Hollow Knight veya Ori gibi oyunlarla karşılaştırıldığında çevreler bazen daha düz görünebilir. Ancak bunun her zaman bir eksiklik olduğunu düşünmüyorum. Tam tersine bazı bölgelerde bu düz yapı eski kitap illüstrasyonlarını veya gravürleri anımsatan çok hoş bir görünüm oluşturuyor. Özellikle teknoloji yoğunluğunun azaldığı doğal alanlarda sanat tasarımı daha da etkileyici hale geliyor. [h3]Her Bölge Kendi Kimliğine Sahip[/h3] Haritanın farklı bölgeleri birbirinin renk değiştirilmiş kopyası gibi hissettirmiyor. Her alanın atmosferi, renk paleti, mimarisi, ses tasarımı ve çevresel detayları değişiyor. Buna rağmen bütün bölgeler aynı dünyanın parçası olduğunu hissettirmeye devam ediyor. Bu dengeyi sağlamak kolay değil. [h2]3D Kullanılan Bazı Bölümler Görsel Bütünlüğü Bozuyor[/h2] Sanat tasarımının çok güçlü olması beraberinde küçük bir problem getiriyor. Bazı sahnelerde kullanılan 3D modeller, elle çizilmiş 2D grafiklerin yanında daha düşük detaylı görünüyor. Bu nedenle bazı 3D unsurlar çevreyle tam olarak bütünleşemiyor. Özellikle oyunun genel çizim kalitesi bu kadar yüksek olunca küçük kalite farkları bile daha kolay fark ediliyor. Neyse ki bu durum çok sık yaşanmıyor. Oyunun büyük bölümünde görsel kalite oldukça tutarlı. [h2]Çizgi Roman Tarzındaki Ara Sahneler[/h2] Nine Sols'un hikâye anlatımında kullandığı çizgi roman bölümleri ayrıca övgüyü hak ediyor. Kısmen renkli manga tarzını anımsatan bu sahneler dinamik, detaylı ve oyunun genel sanat tasarımıyla son derece uyumlu. Özellikle dramatik anlarda klasik oyun içi kamera yerine çizilmiş paneller kullanılması hikâyeye ayrı bir kimlik kazandırıyor. [h2]Müzik ve Atmosfer[/h2] Nine Sols'un görsel dünyasındaki doğu-batı sentezi müziklerinde de devam ediyor. Sakin bölümlerde geleneksel Çin enstrümanları ön plana çıkarken teknoloji yoğunluklu bölgelerde elektronik ve endüstriyel sesler devreye giriyor. Bazı alanlarda yumuşak flüt ve yaylı melodiler duyarken birkaç dakika sonra metalik darbeler, ağır baslar ve mekanik ritimlerle karşılaşabiliyorsunuz. Bu durum bölgelere yalnızca farklı bir görünüm değil, farklı bir karakter de kazandırıyor. [h3]Savaş Başladığında Müzik Değişiyor[/h3] Müzik özellikle çatışmalarda çok başarılı. Sakin melodiler yerini daha hızlı ritimlere bırakıyor. Elektronik seslerle geleneksel enstrümanların aynı parçada birleşmesi oyunun sanat tasarımındaki ikiliği müzik tarafına taşıyor. Bazı bölgelerde müzik yalnızca arka plan değil, mekânın atmosferini oluşturan temel öğelerden biri. [h2]Nine Sols'un Kalbi: Dövüş Sistemi[/h2] Bütün bu sanat tasarımını bir kenara bırakırsak Nine Sols'u gerçekten özel yapan taraf bence dövüş sistemi. Metroidvania türüne ait olmasına rağmen oyun keşiften çok savaşa ağırlık veriyor. Standart saldırıların ve kaçış hareketlerinin yanında savaşın merkezinde şu mekanik bulunuyor: [b]Savuşturma.[/b] Sekiro oynayanlar sistemi hemen anlayacaktır. Rakibin saldırısından uzaklaşmak yerine doğru anda savunma tuşuna basmanız gerekiyor. Zamanlamayı doğru yaparsanız saldırıyı tamamen savuşturuyorsunuz. Zayıf düşmanların komboları bile kesilebiliyor. Ama yanlış zamanlama oldukça ağır cezalandırılıyor. [h2]Kusurlu Savuşturma ve İç Hasar Sistemi[/h2] Nine Sols savuşturmayı Sekiro'dan biraz farklı yorumluyor. Savuşturmayı tam zamanında yapamadığınızda doğrudan bütün canınızı kaybetmiyorsunuz. Bunun yerine [b]iç hasar[/b] birikiyor. Can göstergesinin bir bölümü geçici olarak zarar görmüş hale geliyor. İlginç olan nokta şu? İç hasar tek başına sizi öldürmeyebilir. Savaşta bir süre gerçek hasar almadan kalmayı başarırsanız bu bölüm zaman içerisinde iyileşiyor. Ancak iç hasar biriktirdikten sonra gerçek bir saldırı yerseniz işler kötüleşiyor. Biriken geçici hasar kalıcı hasara dönüşebiliyor. [quote]Nine Sols sizi yanlış savuşturma yaptığınız için hemen öldürmüyor; bir sonraki hatanızın çok daha pahalı olmasını sağlıyor.[/quote] Bu sistem savaşlara oldukça güzel bir risk yönetimi ekliyor. [h2]Tai Chi Saldırısı[/h2] Oyunda ilerledikçe yalnızca klasik saldırıları savuşturmak yeterli olmuyor. Düşmanların engellenemeyen özel saldırıları ortaya çıkıyor. Bunlara karşı Tai Chi hareketini kullanabiliyorsunuz. Düşmanın üzerine doğru zıplayıp doğru anda hareketi gerçekleştirdiğinizde normalde engellenemeyen saldırıları karşılayabiliyorsunuz. Bu aynı zamanda düşmana iç hasar veriyor. Başlangıçta karmaşık gelebiliyor ama öğrendiğinizde savaşların ritmi tamamen değişiyor. [h2]Sınırsız Savunma[/h2] Oyunun ilerleyen bölümlerinde çok daha riskli bir savuşturma yeteneği açılıyor. Normal savuşturmada düğmeye doğru anda basmanız yeterliyken bu yetenekte; [ol] [li]Savunma düğmesini basılı tutmanız[/li] [li]Hareketi şarj etmeniz[/li] [li]Doğru anda bırakmanız[/li] [/ol] Karşılığında çok daha tehlikeli saldırıları bile savuşturabiliyorsunuz. Bu mekanik oyuncunun zamanlama becerisini iyice test ediyor. Yanlış zamanda bırakmak cezalandırıcı. Doğru kullandığınızda ise Yi neredeyse dokunulmaz hale gelebiliyor. [h2]Qi ve Tılsım Mekaniği[/h2] Başarılı savuşturmaların başka bir ödülü daha var: [b]Qi enerjisi.[/b] Rakiplerin saldırılarını savuşturdukça Qi kazanıyorsunuz. Bu enerjiyi kullanarak düşmana özel tılsımlar bağlayabiliyorsunuz. Tılsımı patlattığınızda düşmana ciddi hasar verirken biriktirdiğiniz iç hasarı da etkili biçimde gerçek hasara çevirebiliyorsunuz. Bu sistem Nine Sols'un savaşlarının yalnızca saldırı ve savunmadan oluşmasını engelliyor. Dövüşün ritmi genellikle şöyle ilerliyor: [quote]Saldırıyı oku → savuştur → Qi biriktir → tılsımı bağla → doğru anı bekle → patlat.[/quote] Özellikle patron savaşlarında bu döngüyü doğru uygulamak büyük önem taşıyor. [h2]Kontroller Son Derece Tepkisel[/h2] Bu kadar zamanlama odaklı bir oyun için kontrollerin iyi olması zorunlu. Nine Sols bu konuda gerçekten başarılı. Karakter verdiğiniz komutlara hızlı tepki veriyor. Savuşturmanın sesi ve görsel efekti oldukça tatmin edici. Doğru zamanlanan bir savunmanın başarılı olduğunu yalnızca ekrandan değil ses tasarımından da anlayabiliyorsunuz. Bu küçük ayrıntı dövüş sistemini çok daha bağımlılık yapıcı hale getiriyor. [h2]Oyuncunun Becerisi Gerçekten Önemli[/h2] Bazı aksiyon oyunlarında güçlü ekipman toplayıp kötü oynasanız bile patronları geçebilirsiniz. Nine Sols buna pek izin vermiyor. Elbette karakterinizi geliştirebiliyorsunuz. Yeni yetenekler açılıyor. Sağlığınız artıyor. Farklı tılsımlar ve yeşim taşları kullanabiliyorsunuz. Ama bir patronun saldırılarını okuyamıyorsanız bunların hiçbiri sizi sonsuza kadar kurtarmıyor. [b]Oyun sizden gerçekten daha iyi oynamanızı istiyor.[/b] Bence en başarılı taraflarından biri bu. [h2]Farklı Düşman Tasarımları[/h2] Dövüş sistemi karmaşık olduğu kadar düşman çeşitliliği de sistemi kullanmanızı teşvik ediyor. Bazı düşmanlar doğrudan saldırılardan etkilenmiyor. Bazıları öldürülemiyor ve yalnızca etkisiz hale getirilebiliyor. Bazı rakipler aniden ortaya çıkıp birkaç saldırı yaptıktan sonra tekrar kayboluyor. Bazen de art arda gelen rakiplerle arena tarzı mücadelelere giriyorsunuz. Oyun sürekli olarak sahip olduğunuz mekanikleri farklı biçimde kullanmanızı istiyor. [h2]Karakter Gelişimi ve Beceri Ağacı[/h2] Yi oyun boyunca güçlenmeye devam ediyor. Sağlık yenileme kapasitesini artırabilir, saldırıları geliştirebilir ve yeni savaş hareketleri açabilirsiniz. Beceri ağacında [ol] [li]Hava atılımı[/li] [li]Mermi savuşturma[/li] [li]Qi kapasitesi geliştirmeleri[/li] [li]Tılsım patlatma seçenekleri[/li] [li]Yeni savunma hareketleri[/li] [/ol] Bu gelişmeler yalnızca istatistik artırmıyor. Bazıları oyun tarzınızı ciddi biçimde değiştiriyor. [h2]Yeşim Taşları: Nine Sols'un Tılsım Sistemi[/h2] Yeşim taşlarını Hollow Knight'taki tılsımlara benzetmek mümkün. Her taş belirli sayıda yuva kullanıyor. Sınırlı yuvalarınız olduğu için her şeyi aynı anda takamıyorsunuz. Bu da oyuncuyu kendi oyun tarzını oluşturmaya zorluyor. Bazı yapılar agresif savaşmaya uygun. Bazıları iç hasar üzerine yoğunlaşıyor. Bazıları iyileştirmeyi güçlendiriyor. Bazıları ise riskli hareketlerin dezavantajını azaltıyor. [b]İyi kurulmuş bir yeşim kombinasyonu savaş tarzınızı tamamen değiştirebiliyor.[/b] [h2]Yay ve Uzak Mesafe Saldırıları[/h2] Yi yalnızca yakın dövüş kullanmıyor. Yayın da farklı saldırı seçenekleri bulunuyor. Bazı oklar doğrudan yüksek hasar verirken bazıları alan kontrolü sağlıyor veya belirli hedefleri takip ediyor. Ok kapasitesinin sınırlı olması bunları sürekli kullanılan ana saldırı yerine kritik anlarda kullanılacak destek araçlarına dönüştürüyor. [h2]Patron Savaşları Nine Sols'un Zirvesi[/h2] Bu kadar iyi bir dövüş sistemi doğal olarak iyi patron savaşlarına ihtiyaç duyuyor. Nine Sols burada beklentiyi fazlasıyla karşılıyor. Patronlar yalnızca daha fazla cana ve daha yüksek hasara sahip normal düşmanlar değil. Birçoğunun farklı mekanikleri bulunuyor. Bazı savaşlarda arena hazırlığı yapmak gerekiyor. Bazılarında çevredeki yardımcı düşmanları önce ortadan kaldırmanız gerekiyor. Bazılarında ise patronun hangi saldırıyı kullanacağını önceden okuyabilmek mücadelenin temelini oluşturuyor. [h2]Patronları Ezberlemek Yetmiyor, Öğrenmek Gerekiyor[/h2] Nine Sols patron dövüşleri genellikle aynı döngüyü yaşatıyor. İlk deneme: Patron sizi birkaç saniyede yok ediyor. Beşinci deneme. Bazı saldırıları anlamaya başlıyorsunuz. Onuncu deneme. İlk aşamayı artık rahat geçiyorsunuz. Daha sonra yeni aşama geliyor ve yeniden başlıyorsunuz. İyi tarafı şu? Bir patronu yendiğinizde genellikle bunun şans eseri olmadığını hissediyorsunuz. Gerçekten öğrenmiş oluyorsunuz. [h2]Final Patronu: Oyunun En Büyük Beceri Testi[/h2] Kaynak incelemede final patronunun gerçek son versiyonu özellikle oyunun en zor mücadelelerinden biri olarak anlatılıyor. İlk aşama bile ciddi bir öğrenme süreci isterken sonraki aşamalar yeni saldırı kombinasyonları ekliyor. Özellikle üçüncü aşamada bütün ekranı kaplayan saldırılar savuşturma zamanlamasını okumayı son derece zorlaştırıyor. Kaynak yazara göre bu mücadele yaklaşık on saat sürmüş. Bu biraz uç bir örnek olabilir ama Nine Sols'un patron tasarımının ne kadar talepkâr olabildiğini çok iyi anlatıyor. [b]Oyunun en büyük ödüllerinden biri, başta imkânsız görünen bir savaşı sonunda okuyabilir hale gelmek.[/b] [h2]Lady Butterfly: Zorluk ile Hikâyenin Birleştiği Patron[/h2] Kaynak incelemede özellikle öne çıkan diğer mücadele Lady Butterfly. Burada önemli olan yalnızca savaşın zor olması değil. Patronla karşılaşmadan önce yaşanan olaylar savaşa duygusal bir ağırlık kazandırıyor. Sanal dünyadaki tekrarlar, karakterin zihinsel durumunun giderek bozulması ve Yi'nin onunla iletişim kurmaya çalışması sonunda kaçınılmaz bir çatışmaya dönüşüyor. Savaş başladığında oyuncu yalnızca güçlü bir düşmanla değil, hikâyede tanıdığı bir karakterle karşı karşıya. Bu nedenle zafer yalnızca mekanik anlamda değil, duygusal açıdan da etkili oluyor. [h2]Metroidvania Tarafı Dövüş Kadar Güçlü mü?[/h2] Burada oyunun en büyük eksiklerinden birine geliyoruz. Nine Sols teknik olarak bir Metroidvania. Ama açık konuşmak gerekirse keşif sistemi dövüş kadar güçlü değil. Karakterin hareket seçenekleri iyi. Çift zıplama, hava atılımı, kanca, duvar hareketleri, aşağı saldırı gibi klasik araçlar bulunuyor. Kontroller hızlı ve başarılı. Sorun bunları kullanacak yeterince karmaşık platform bölümü bulunmaması. [h2]Platform Bölümleri Daha Fazla Olabilirdi[/h2] Nine Sols zaman zaman gerçekten başarılı platform sekansları sunuyor. Uzun bölümler oyuncunun hareket sistemine hâkimiyetini test ediyor. Fakat bunlar oldukça seyrek. İyi bir hareket sistemi oluşturulmuş olmasına rağmen oyun bunu yeterince zorlamıyor. [quote]Nine Sols'un hareket sistemi iyi; fakat oyun bu sistemi kullanabileceğimiz yeterince büyük oyun alanı vermiyor.[/quote] Prince of Persia: The Lost Crown veya benzer platform ağırlıklı Metroidvania'larla karşılaştırıldığında fark daha belirgin. [h2]Keşif Sistemi Biraz Fazla Basit[/h2] Haritadaki sırların büyük bölümü ilk geçiş sırasında bulunabiliyor. Elbette yeni yetenekler kazandıktan sonra geri dönmeniz gereken bölgeler var. Ancak klasik Metroidvania hissindeki; "Burada kesin bir şey var ama nasıl ulaşacağım?" merakı her zaman güçlü değil. Bulmacaların önemli bölümü oldukça basit. Bu durum kötü değil. Ama türün güçlü örnekleri düşünüldüğünde daha yaratıcı keşif mekanikleri beklemek mümkün. [h2]Ama Bazen Keşif Gerçekten Harika Çalışıyor[/h2] İşin ilginç tarafı Nine Sols zaman zaman keşif konusunda neden daha fazlasını yapmadığını düşündüren mükemmel anlar yaratıyor. Kaynak incelemede küçük bir kilitli kapının oyuncuyu haritanın tamamen farklı bölgelerine götüren uzun bir keşif zincirine dönüştüğü anlatılıyor. İlk başta önemsiz görünen bir geçit başka bir bölgeye, orada unutulmuş bir ışınlanma noktasına, ardından yeni platform bölümlerine ve sonunda tamamen kaçırılmış alanlara götürüyor. İşte gerçek Metroidvania hissi tam olarak bu. Keşke oyun bunu daha sık yapsaydı. [h2]Hikâye Beklediğimden Çok Daha Güçlü[/h2] Nine Sols'u yalnızca zorlu aksiyon için oynarsanız oyunun en iyi taraflarından birini kaçırabilirsiniz. Hikâyesi gerçekten başarılı. Dünya ilk bakışta karmaşık görünebilir ancak karakterleri tanıdıkça olayların arkasındaki yapı daha anlamlı hale geliyor. Bilimsel ilerleme, ölüm, yaşamın anlamı, ahlaki sorumluluk, intikam, pişmanlık ve kabul etme gibi temalar hikâyenin merkezinde bulunuyor. [h2]Yi Klasik Bir Kahraman Değil[/h2] Ana karakter Yi ilk başta kolay sevilebilecek biri değil. Soğuk. Hesapçı. Kibirli. Geçmişte yaptığı bazı şeyler oldukça ağır. Oyunun güçlü tarafı karakteri kusursuz göstermeye çalışmaması. Tam tersine hikâye Yi'nin geçmişteki seçimleriyle yüzleşmesi üzerine kuruluyor. Başlangıçta ana motivasyonu büyük ölçüde intikam. Ancak oyun ilerledikçe çevresindeki karakterler onun dünyaya bakışını değiştirmeye başlıyor. [h2]Shuanshuan ile Yi'nin İlişkisi[/h2] Yi'nin karakter gelişimindeki en önemli kişilerden biri Shuanshuan. Çocuk oldukça açık, meraklı ve hayatı Yi'den tamamen farklı biçimde görüyor. Yi sonuçlara ve verimliliğe odaklanırken Shuanshuan için yaşam yalnızca ulaşılacak hedeflerden ibaret değil. Zaman içerisinde aralarında beklenmedik bir bağ oluşuyor. Yi ona kültürüyle ilgili nesneler getiriyor. Onunla konuşuyor. Sorularına cevap veriyor. Ve yavaş yavaş kendi düşüncelerini de sorgulamaya başlıyor. [h2]Heng'in Gölgesi[/h2] Shuanshuan'ın Yi üzerindeki etkisinin bu kadar güçlü olmasının önemli nedenlerinden biri küçük kız kardeşi Heng. Yi ile Heng birbirinden tamamen farklı karakterler. Yi daha mantıksal ve mesafeli. Heng ise doğaya, yaşama ve sezgilere daha yakın. Geçmişte Yi, Heng'in düşüncelerini yeterince ciddiye almamış. Ancak yıllar sonra Shuanshuan'ın dünyaya bakışında kardeşinin düşüncelerini yeniden görmeye başlıyor. Bu durum Yi'nin geçmişte yaptığı seçimleri yeniden değerlendirmesine neden oluyor. [h2]Oyunun Asıl Hikâyesi İntikam Değil[/h2] Başlangıçta Nine Sols bir intikam hikâyesi gibi görünebilir. Ancak ilerledikçe çok daha kişisel bir hikâyeye dönüşüyor. Yi'nin asıl mücadelesi yalnızca düşmanlarıyla değil. Kendi geçmişiyle. Aldığı kararlarla. Ve bu kararların başkalarına verdiği zararlarla. [b]Oyunun gerçek yolculuğu Yi'nin düşmanlarını yenmesi değil, neden eskisi gibi devam edemeyeceğini anlaması.[/b] [h2]Shennong ve Diğer Yan Karakterler[/h2] Yan karakterlerin önemli bir bölümü de yalnızca görev dağıtan NPC'lerden ibaret değil. Shennong başlangıçta kaba ve kendine fazla güvenen biri gibi görünüyor. Ancak olaylar ilerledikçe cesur ve fedakâr tarafı ortaya çıkıyor. Köyü tehdit altında olduğunda kendi hayatını riske atması Yi'nin ona bakışını değiştiriyor. Robot karakterler ise oldukça karanlık hikâyenin içerisinde mizah unsuru oluşturuyor. Bazılarıyla ilgili küçük görevler beklenmedik şekilde duygusal sonuçlara ulaşabiliyor. Bu küçük hikâyeler dünyanın daha canlı hissettirmesine yardımcı oluyor. [h2]Nine Sols'un Güçlü ve Zayıf Tarafları[/h2] [b]Güçlü tarafları:[/b] [ol] [li]Son derece başarılı savuşturma tabanlı dövüş sistemi[/li] [li]Harika patron savaşları[/li] [li]Kendine özgü Taoist bilim kurgu sanat tasarımı[/li] [li]Başarılı müzik ve atmosfer[/li] [li]Tepkisel kontroller[/li] [li]Güçlü karakter gelişimi[/li] [li]Beklenenden daha etkileyici hikâye[/li] [li]Farklı oyun tarzlarına izin veren yeşim sistemi[/li] [/ol] [b]Zayıf tarafları:[/b] [ol] [li]Keşif sistemi dövüş kadar güçlü değil[/li] [li]Platform bölümleri daha fazla olabilirdi[/li] [li]Bazı 3D öğeler 2D görsellerle tam uyuşmuyor[/li] [li]Bazı zorluk sıçramaları oldukça sert[/li] [li]Haritadaki birçok sır fazla kolay bulunabiliyor[/li] [/ol] [h2]Nine Sols Kimler İçin Uygun?[/h2] Eğer Sekiro'nun savuşturmasını, Hollow Knight tarzı dünyaları, zor patron savaşlarını, elle çizilmiş grafikleri, karanlık bilim kurgu hikâyelerini ve öğrenmesi zaman alan dövüş sistemlerini seviyorsanız Nine Sols'u mutlaka değerlendirmeniz gereken oyunlardan biri. Ancak ağırlıklı olarak keşif ve platform arıyorsanız beklentinizi biraz daha düşük tutmak gerekiyor. Nine Sols'un önceliği savaş. [h2]Nine Sols Oynamaya Değer mi?[/h2] Bence kesinlikle değer. Nine Sols kusursuz bir Metroidvania değil. Keşif tarafı Hollow Knight kadar güçlü değil. Hareket sistemi bazı rakipleri kadar özgür hissettirmiyor. Görsel derinlik konusunda Ori seviyesinde olmayabilir. Ama dövüş sisteminde kendi sınıfında çok güçlü bir noktada. Savuşturma, iç hasar, Qi, tılsımlar, yeşim taşları ve patron tasarımları birbirini tamamlayan gerçekten başarılı bir sistem oluşturuyor. Daha da önemlisi oyun yalnızca mekanik açıdan başarılı değil. Hikâyesinin sonlarına geldiğinizde Yi'nin yolculuğunun ne kadar iyi planlandığını fark ediyorsunuz. [quote]Nine Sols benim için yalnızca başarılı bir Metroidvania değil; son yıllarda oynanabilecek en tatmin edici 2D dövüş sistemlerinden birine sahip oyunlardan biri.[/quote] Kusurları var. Ama güçlü olduğu alanlarda o kadar iyi ki bu kusurların büyük bölümünü görmezden gelmek kolaylaşıyor. [b]Özellikle Sekiro'nun "rakipten kaçma, saldırının içine gir ve savuştur" felsefesini sevenler için Nine Sols çok güçlü bir öneri.[/b] [h2]TechForum Puanı[/h2] [b]Görsel Tasarım:[/b] 9/10 [b]Müzik ve Ses:[/b] 9/10 [b]Dövüş Sistemi:[/b] 10/10 [b]Patron Tasarımları:[/b] 9.5/10 [b]Keşif:[/b] 7.5/10 [b]Platform Mekanikleri:[/b] 8/10 [b]Hikâye ve Karakterler:[/b] 9/10 [b]Genel Puan: 9/10[/b] [i]Zorlu ancak adil dövüş sistemlerini seviyorsanız Nine Sols kesinlikle şans vermeniz gereken bir oyun.[/i] [quote]Nine Sols'u oynadınız mı? En çok zorlandığınız patron hangisiydi? Sizce savaş sistemi Sekiro ve Hollow Knight gibi oyunlarla kıyaslandığında nasıl?[/quote]
    Beğen
    12
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • DLSS 5 son günlerde oyun ve teknoloji dünyasının en fazla tartışılan konularından biri haline geldi. Aynı görüntülere bakan kullanıcıların tamamen farklı sonuçlara ulaşması ise tartışmayı yalnızca teknik bir konu olmaktan çıkarıyor.

    Bir taraf DLSS 5'i bilgisayar grafiklerinin geleceği olarak değerlendirirken diğer taraf yapay zekâ destekli görüntü işlemenin oyunların özgün sanat tarzına zarar verebileceğini düşünüyor.

    Aslında iki tarafın da haklı olduğu noktalar var.

    Bu nedenle DLSS 5'i yalnızca "iyi" veya "kötü" şeklinde değerlendirmek yerine teknolojinin ne yaptığını, neyi değiştirdiğini ve hangi noktalarda sorun oluşturabileceğini anlamak daha doğru olacaktır.

    DLSS 5 Nedir ve Önceki DLSS Sürümlerinden Farkı Ne?

    DLSS başlangıçta temel olarak daha düşük çözünürlükte oluşturulan görüntüyü yapay zekâ yardımıyla daha yüksek çözünürlüğe taşımayı amaçlayan bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

    İlk yaklaşım kabaca şöyle açıklanabilir:
    Oyunu daha düşük çözünürlükte işleyelim ve eksik görüntü bilgisinin bir bölümünü eğitilmiş yapay zekâ modeli yardımıyla yeniden oluşturalım.
    Ancak DLSS zaman içerisinde yalnızca çözünürlük yükselten bir sistem olmaktan çıktı.

    Yeni nesil DLSS teknolojilerinde;
    1. Görüntü yükseltme
    2. Kare oluşturma
    3. Işın izleme görüntüsünün yeniden yapılandırılması
    4. Gürültü azaltma
    5. Hareket bilgilerinin değerlendirilmesi
    6. Daha gelişmiş nöral görüntü işleme
    gibi farklı teknolojiler birlikte kullanılmaya başladı.

    DLSS 5 ile tartışmanın büyümesinin temel nedeni ise yapay zekânın artık yalnızca görüntüyü büyütmek yerine son görüntünün bazı ayrıntılarının oluşturulmasında daha aktif rol üstlenmesi.

    DLSS 5 Basit Bir Görüntü Filtresi Değil

    DLSS 5 hakkında yapılan en yaygın yorumlardan biri teknolojinin basit bir görüntü filtresi veya sonradan uygulanan görsel efekt olduğu yönünde.

    Ancak çalışma mantığı bundan daha kapsamlı.

    Oyun motoru yalnızca ekranda oluşan son kareyi DLSS sistemine göndermiyor. Sahne hakkında çok daha fazla teknik veri kullanılabiliyor.

    Bunların arasında;
    1. Derinlik bilgileri
    2. Hareket vektörleri
    3. Geometri bilgileri
    4. Yüzey normalleri
    5. Işık kaynakları
    6. Nesnelerin hareket bilgileri
    gibi oyun motorunun sahip olduğu veriler bulunuyor.

    Bu nedenle sistem, sıradan bir fotoğraf filtresinden farklı şekilde çalışıyor.

    Amaç görüntüyü rastgele değiştirmek değil, oyun motorunun sağladığı verileri kullanarak hesaplanması çok maliyetli olabilecek görsel ayrıntıları daha verimli şekilde yeniden oluşturmaktır.

    Neden Bilgisayar Grafiklerinin Geleceği Olabilir?

    Bilgisayar grafikleri uzun yıllardır benzer bir gelişim mantığı izliyor.

    Daha iyi görüntü için;

    daha fazla poligon,

    daha yüksek çözünürlüklü dokular,

    daha fazla ışık kaynağı,

    daha fazla ışın,

    daha yüksek örnekleme

    kullanılıyor.

    Fakat burada önemli bir problem var.

    Görüntü kalitesi yükseldikçe gerekli hesaplama gücü de hızla artıyor.

    Özellikle tam ışın izleme veya Path Tracing gibi yöntemlerde ekran kartının yapması gereken işlem miktarı çok yüksek seviyelere çıkabiliyor.

    Her şeyi hesaplamak gerçekten gerekli mi?

    Burada yeni bir yaklaşım ortaya çıkıyor.

    Eğer yapay zekâ modeli sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini yeterince doğru tahmin edebiliyorsa her ışık etkileşimini doğrudan hesaplamak yerine bazı ayrıntılar nöral sistemler yardımıyla oluşturulabilir.
    Bilgisayar artık yalnızca dünyanın nasıl göründüğünü matematiksel olarak hesaplamıyor; aynı zamanda ortaya çıkması gereken görüntüyü yeniden oluşturmaya yardımcı oluyor.
    Bu yaklaşım gelecekte ekran kartlarının yalnızca ham işlem gücüne dayanmak yerine işlem gücünü çok daha verimli kullanmasını sağlayabilir.

    Işın İzleme ve Nöral Görüntü İşleme

    Ray Tracing yani ışın izleme, oyunlarda daha gerçekçi ışıklandırma ve yansımalar oluşturmayı amaçlıyor.

    Ancak kaliteli ışın izleme son derece yüksek hesaplama maliyetine sahip.

    Özellikle Path Tracing kullanıldığında ekran kartının çok sayıda ışık etkileşimini hesaplaması gerekiyor.

    Nöral görüntü işleme burada önemli bir destek sağlayabilir.

    Ekran kartı sahnenin temel fiziksel yapısını hesaplar, yapay zekâ sistemi ise eksik veya düşük örneklenmiş görüntü bilgisini daha kararlı hale getirmeye yardımcı olur.

    Bu yöntem özellikle;
    1. Yansımalar
    2. Gölgeler
    3. Dolaylı aydınlatma
    4. Cilt üzerindeki ışık davranışı
    5. Saç ve kumaş gibi karmaşık yüzeyler
    konusunda önemli avantajlar sağlayabilir.

    Peki DLSS 5 Neden Eleştiriliyor?

    Teknolojinin sunduğu avantajlara rağmen eleştirilerin tamamen haksız olduğunu söylemek mümkün değil.

    DLSS 5'in ilk örneklerinde özellikle karakter yüzleri büyük tartışma oluşturdu.

    Bazı görüntüler daha ayrıntılı ve gerçekçi görünürken karakterlerin orijinal tasarımından farklılaşabildiği görüldü.

    Buradaki problem görüntünün teknik olarak daha kaliteli olup olmamasından farklı.

    Asıl soru şu:
    Daha gerçekçi bir görüntü her zaman daha doğru bir görüntü müdür?
    Cevap her zaman evet değil.

    Sanatsal Tasarım Kaybolabilir mi?

    Oyun geliştiricileri her oyunu fotogerçekçi yapmak zorunda değildir.

    Bazı oyunlarda karakterler, ışıklandırma veya çevre tasarımı bilinçli olarak gerçek dünyadan farklı hazırlanır.

    Örneğin;
    1. Çizgi film tarzı oyunlar
    2. Retro grafik kullanan yapımlar
    3. PS1 dönemini taklit eden korku oyunları
    4. Anime tarzı karakter tasarımları
    5. Özel renk paleti kullanan sanat tasarımları
    gerçekçilikten özellikle uzaklaşabilir.

    Eğer nöral görüntü sistemi her sahneyi daha gerçekçi hale getirmeye çalışırsa geliştiricinin amaçladığı sanat tarzı değişebilir.

    DLSS 5 hakkındaki en ciddi tartışmalardan biri tam olarak burada başlıyor.

    Teknoloji görüntüyü iyileştirirken geliştiricinin sanatsal tercihlerine ne kadar müdahale etmeli?

    Daha Fazla Gerçekçilik Her Zaman Daha İyi Değildir

    Bir karakterin cildi çok gerçekçi hale getirilebilir.

    Işıklandırma kusursuz görünebilir.

    Saçlar ve kıyafetler çok daha ayrıntılı hale gelebilir.

    Ancak karakterin animasyonu eski veya yapay görünüyorsa ortaya farklı bir problem çıkar.

    Tekinsiz Vadi Etkisi

    İnsan beyninin neredeyse gerçek görünen fakat küçük ayrıntılarda doğal olmayan insan benzeri görüntülere karşı duyduğu rahatsızlığa "tekinsiz vadi" etkisi denir.

    Oyunlarda bu durum özellikle karakterlerde ortaya çıkabilir.

    Örneğin bir karakter;

    çok gerçekçi cilde,

    çok iyi ışıklandırmaya,

    gerçekçi gözlere

    sahip olabilir.

    Ancak yüz animasyonu veya vücut hareketleri yeterince doğal değilse görüntü daha etkileyici olmak yerine daha rahatsız edici hale gelebilir.

    DLSS gibi teknolojiler görüntünün bazı bölümlerini çok hızlı şekilde ileri taşırken diğer bölümler aynı seviyede kalırsa bu fark daha görünür hale gelebilir.

    DLSS 5 Kötü Animasyonu Düzeltemez

    DLSS 5'in önemli sınırlarından biri de budur.

    Teknoloji görüntüyü işleyebilir ancak oyunun temel üretim sorunlarını tek başına çözemez.

    Eğer;
    1. Karakter animasyonu kötüyse
    2. Model kalitesi düşükse
    3. Geometri hatalıysa
    4. Sanat tasarımı tutarsızsa
    5. Temel oyun motoru sorunları varsa
    DLSS bunların tamamını ortadan kaldıramaz.

    Hatta bazı durumlarda yüksek kaliteli ışıklandırma düşük kaliteli bir modeli daha görünür hale getirebilir.

    Yapay Zekâ Tartışması DLSS Tartışmasını Etkiliyor

    DLSS 5 hakkındaki tartışmaların yalnızca teknik nedenlerden kaynaklandığını düşünmek de doğru değil.

    Son yıllarda yapay zekâ teknolojileri konusunda oldukça güçlü bir toplumsal tartışma yaşanıyor.

    Bazı kullanıcılar yapay zekâ kullanılan her teknolojiye baştan olumsuz yaklaşabiliyor.

    Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

    Oyun teknolojilerinde otomasyon yeni bir kavram değil.

    Ekran kartları yıllardır;
    1. Gölgeleri hesaplıyor
    2. Dokuları filtreliyor
    3. Yansımaları oluşturuyor
    4. Kenar yumuşatma gerçekleştiriyor
    5. Görüntü yükseltme işlemleri yapıyor
    ve bunların tamamı farklı algoritmalarla otomatik olarak gerçekleşiyor.

    Bu nedenle bir teknolojiyi yalnızca "yapay zekâ kullanıyor" gerekçesiyle değerlendirmek yeterli değil.

    Asıl değerlendirilmesi gereken ortaya çıkan sonuçtur.

    DLSS 5 Geleneksel Render Sistemlerinin Yerini Alacak mı?

    Kısa cevap: Şimdilik hayır.

    DLSS 5'in mantığı geleneksel render sistemini tamamen ortadan kaldırmak değil.

    Oyun motoru yine;

    geometriyi,

    nesne hareketlerini,

    kamerayı,

    temel ışıklandırmayı,

    derinliği

    hesaplamaya devam ediyor.

    Nöral görüntü sistemi ise bu verilerin üzerine ek bir işleme katmanı oluşturuyor.

    Bu nedenle geleceğin grafik sistemlerinin tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan görüntülerden oluşması yerine klasik render teknolojileri ile nöral işlemenin birlikte kullanıldığı hibrit sistemlere dönüşmesi daha olası görünüyor.

    Ham Güç Yerine Akıllı Hesaplama

    Bilgisayar grafiklerinin geçmişinde performans artışının temel yöntemi daha güçlü donanım kullanmaktı.

    Ancak fiziksel ve ekonomik sınırlar nedeniyle sonsuza kadar aynı yöntemle ilerlemek mümkün değil.

    Bu nedenle sektörün önündeki önemli sorulardan biri şu olabilir:
    Daha fazla işlem yapmak yerine mevcut işlem gücünü daha akıllı kullanabilir miyiz?
    DLSS teknolojisinin en önemli yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

    Eğer nöral modeller yeterince güvenilir hale gelirse gelecekte grafik kartlarının performansı yalnızca ham hesaplama gücüyle ölçülmeyebilir.

    Yapay zekâ işlem kapasitesi de ekran kartlarının temel performans unsurlarından biri haline gelebilir.

    DLSS 5'in En Büyük Riski Nedir?

    Bence en önemli risk görüntü kalitesinden çok kontrol meselesidir.

    Geliştiricinin teknolojinin hangi sahnelere ve hangi yoğunlukta uygulanacağını kontrol edebilmesi gerekir.

    Örneğin bir oyunda;

    karakter yüzlerine düşük seviyede,

    çevre ışıklandırmasına yüksek seviyede,

    saç ve kumaşlara orta seviyede

    nöral işlem uygulanmak istenebilir.

    Bu kontrol geliştiricinin elinde olmazsa oyunların sanat tarzlarında beklenmeyen değişiklikler oluşabilir.

    Bu nedenle teknolojinin başarısını yalnızca NVIDIA değil, oyun geliştiricilerine sunulan araçlar da belirleyecek.

    Eleştiri Neden Önemli?

    Yeni teknolojilerin eleştirilmesi kötü bir şey değildir.

    Tam tersine, kullanıcıların ve geliştiricilerin gösterdiği sorunlar teknolojinin gelişmesine yardımcı olabilir.

    DLSS 5 için de özellikle şu alanların dikkatle takip edilmesi gerekiyor:
    1. Karakter yüzlerinin korunması
    2. Orijinal sanat tarzına sadakat
    3. Hareket sırasında görüntü kararlılığı
    4. Görüntüde yapay ayrıntı oluşmaması
    5. Performans maliyeti
    6. Geliştirici kontrol seçenekleri
    Bir teknolojiyi eleştirmek ile teknolojinin tamamını reddetmek aynı şey değildir.

    DLSS 5 Devrim mi, Yoksa Fazla Abartılıyor mu?

    Şu anda kesin bir cevap vermek için erken.

    DLSS 5 gerçekten bilgisayar grafiklerinin önemli bir dönüşümünün başlangıcı olabilir.

    Fakat bunun gerçekleşmesi için teknolojinin;

    tutarlı,

    performanslı,

    kontrol edilebilir,

    sanat tasarımına saygılı

    ve farklı oyun türlerine uyarlanabilir

    hale gelmesi gerekiyor.

    Aksi halde belirli oyunlarda kullanılan ilginç bir grafik özelliği olarak da kalabilir.

    Asıl Cevap İki Uçta da Değil

    DLSS 5 tartışmasında iki güçlü görüş bulunuyor.

    Bir grup teknolojinin bilgisayar grafiklerinde devrim yaratacağını düşünüyor.

    Diğer grup ise yapay zekânın oyunların sanatsal kimliğini bozacağından endişe ediyor.

    Ancak gerçek muhtemelen bu iki görüşün arasında.
    DLSS 5 oldukça etkileyici bir teknoloji olabilir; fakat aynı zamanda çözülmesi gereken ciddi teknik ve sanatsal sorunlara sahip olabilir.
    Bir teknolojiyi değerlendirmek için mutlaka tamamen desteklemek veya tamamen karşı çıkmak gerekmiyor.

    Teknolojinin iyi yaptığı şeyleri kabul ederken eksiklerini eleştirmek mümkün.

    Bilgisayar Grafiklerinde Yeni Bir Dönem Başlıyor Olabilir

    DLSS 5'in en önemli tarafı yalnızca oyunları daha güzel göstermesi değil.

    Asıl önemli değişim bilgisayar grafiklerinin oluşturulma yönteminde yaşanabilir.

    Bugüne kadar ekran kartları sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini büyük ölçüde doğrudan hesapladı.

    Yeni yaklaşımda ise geleneksel render sistemlerinin yanına sahnenin son görüntüsünü yeniden oluşturmaya yardımcı olan nöral modeller ekleniyor.

    Bu yaklaşım başarılı olursa gelecekte oyun grafikleri yalnızca daha güçlü ekran kartları sayesinde değil, daha akıllı görüntü işleme yöntemleri sayesinde de gelişebilir.

    Ancak teknolojinin gerçek başarısını sunum videoları değil, farklı oyunlarda elde edilen sonuçlar belirleyecek.

    Bugün için en mantıklı yaklaşım DLSS 5'i ne koşulsuz biçimde övmek ne de tamamen reddetmek. Teknolojinin gelişimini, performansını ve oyunların özgün sanat tasarımlarına etkisini takip etmek çok daha sağlıklı görünüyor.

    Siz DLSS 5 hakkında ne düşünüyorsunuz? Nöral görüntü işleme bilgisayar grafiklerinin geleceği olabilir mi, yoksa oyunların özgün görsel tasarımına gereğinden fazla mı müdahale ediyor?
    DLSS 5 son günlerde oyun ve teknoloji dünyasının en fazla tartışılan konularından biri haline geldi. Aynı görüntülere bakan kullanıcıların tamamen farklı sonuçlara ulaşması ise tartışmayı yalnızca teknik bir konu olmaktan çıkarıyor. Bir taraf DLSS 5'i bilgisayar grafiklerinin geleceği olarak değerlendirirken diğer taraf yapay zekâ destekli görüntü işlemenin oyunların özgün sanat tarzına zarar verebileceğini düşünüyor. Aslında iki tarafın da haklı olduğu noktalar var. Bu nedenle DLSS 5'i yalnızca "iyi" veya "kötü" şeklinde değerlendirmek yerine teknolojinin ne yaptığını, neyi değiştirdiğini ve hangi noktalarda sorun oluşturabileceğini anlamak daha doğru olacaktır. [h2]DLSS 5 Nedir ve Önceki DLSS Sürümlerinden Farkı Ne?[/h2] DLSS başlangıçta temel olarak daha düşük çözünürlükte oluşturulan görüntüyü yapay zekâ yardımıyla daha yüksek çözünürlüğe taşımayı amaçlayan bir teknoloji olarak ortaya çıktı. İlk yaklaşım kabaca şöyle açıklanabilir: [quote]Oyunu daha düşük çözünürlükte işleyelim ve eksik görüntü bilgisinin bir bölümünü eğitilmiş yapay zekâ modeli yardımıyla yeniden oluşturalım.[/quote] Ancak DLSS zaman içerisinde yalnızca çözünürlük yükselten bir sistem olmaktan çıktı. Yeni nesil DLSS teknolojilerinde; [ol] [li]Görüntü yükseltme[/li] [li]Kare oluşturma[/li] [li]Işın izleme görüntüsünün yeniden yapılandırılması[/li] [li]Gürültü azaltma[/li] [li]Hareket bilgilerinin değerlendirilmesi[/li] [li]Daha gelişmiş nöral görüntü işleme[/li] [/ol] gibi farklı teknolojiler birlikte kullanılmaya başladı. DLSS 5 ile tartışmanın büyümesinin temel nedeni ise yapay zekânın artık yalnızca görüntüyü büyütmek yerine son görüntünün bazı ayrıntılarının oluşturulmasında daha aktif rol üstlenmesi. [h2]DLSS 5 Basit Bir Görüntü Filtresi Değil[/h2] DLSS 5 hakkında yapılan en yaygın yorumlardan biri teknolojinin basit bir görüntü filtresi veya sonradan uygulanan görsel efekt olduğu yönünde. Ancak çalışma mantığı bundan daha kapsamlı. Oyun motoru yalnızca ekranda oluşan son kareyi DLSS sistemine göndermiyor. Sahne hakkında çok daha fazla teknik veri kullanılabiliyor. Bunların arasında; [ol] [li]Derinlik bilgileri[/li] [li]Hareket vektörleri[/li] [li]Geometri bilgileri[/li] [li]Yüzey normalleri[/li] [li]Işık kaynakları[/li] [li]Nesnelerin hareket bilgileri[/li] [/ol] gibi oyun motorunun sahip olduğu veriler bulunuyor. Bu nedenle sistem, sıradan bir fotoğraf filtresinden farklı şekilde çalışıyor. [b]Amaç görüntüyü rastgele değiştirmek değil, oyun motorunun sağladığı verileri kullanarak hesaplanması çok maliyetli olabilecek görsel ayrıntıları daha verimli şekilde yeniden oluşturmaktır.[/b] [h2]Neden Bilgisayar Grafiklerinin Geleceği Olabilir?[/h2] Bilgisayar grafikleri uzun yıllardır benzer bir gelişim mantığı izliyor. Daha iyi görüntü için; daha fazla poligon, daha yüksek çözünürlüklü dokular, daha fazla ışık kaynağı, daha fazla ışın, daha yüksek örnekleme kullanılıyor. Fakat burada önemli bir problem var. Görüntü kalitesi yükseldikçe gerekli hesaplama gücü de hızla artıyor. Özellikle tam ışın izleme veya Path Tracing gibi yöntemlerde ekran kartının yapması gereken işlem miktarı çok yüksek seviyelere çıkabiliyor. [h3]Her şeyi hesaplamak gerçekten gerekli mi?[/h3] Burada yeni bir yaklaşım ortaya çıkıyor. Eğer yapay zekâ modeli sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini yeterince doğru tahmin edebiliyorsa her ışık etkileşimini doğrudan hesaplamak yerine bazı ayrıntılar nöral sistemler yardımıyla oluşturulabilir. [quote]Bilgisayar artık yalnızca dünyanın nasıl göründüğünü matematiksel olarak hesaplamıyor; aynı zamanda ortaya çıkması gereken görüntüyü yeniden oluşturmaya yardımcı oluyor.[/quote] Bu yaklaşım gelecekte ekran kartlarının yalnızca ham işlem gücüne dayanmak yerine işlem gücünü çok daha verimli kullanmasını sağlayabilir. [h2]Işın İzleme ve Nöral Görüntü İşleme[/h2] Ray Tracing yani ışın izleme, oyunlarda daha gerçekçi ışıklandırma ve yansımalar oluşturmayı amaçlıyor. Ancak kaliteli ışın izleme son derece yüksek hesaplama maliyetine sahip. Özellikle Path Tracing kullanıldığında ekran kartının çok sayıda ışık etkileşimini hesaplaması gerekiyor. Nöral görüntü işleme burada önemli bir destek sağlayabilir. Ekran kartı sahnenin temel fiziksel yapısını hesaplar, yapay zekâ sistemi ise eksik veya düşük örneklenmiş görüntü bilgisini daha kararlı hale getirmeye yardımcı olur. Bu yöntem özellikle; [ol] [li]Yansımalar[/li] [li]Gölgeler[/li] [li]Dolaylı aydınlatma[/li] [li]Cilt üzerindeki ışık davranışı[/li] [li]Saç ve kumaş gibi karmaşık yüzeyler[/li] [/ol] konusunda önemli avantajlar sağlayabilir. [h2]Peki DLSS 5 Neden Eleştiriliyor?[/h2] Teknolojinin sunduğu avantajlara rağmen eleştirilerin tamamen haksız olduğunu söylemek mümkün değil. DLSS 5'in ilk örneklerinde özellikle karakter yüzleri büyük tartışma oluşturdu. Bazı görüntüler daha ayrıntılı ve gerçekçi görünürken karakterlerin orijinal tasarımından farklılaşabildiği görüldü. Buradaki problem görüntünün teknik olarak daha kaliteli olup olmamasından farklı. Asıl soru şu: [quote]Daha gerçekçi bir görüntü her zaman daha doğru bir görüntü müdür?[/quote] Cevap her zaman evet değil. [h2]Sanatsal Tasarım Kaybolabilir mi?[/h2] Oyun geliştiricileri her oyunu fotogerçekçi yapmak zorunda değildir. Bazı oyunlarda karakterler, ışıklandırma veya çevre tasarımı bilinçli olarak gerçek dünyadan farklı hazırlanır. Örneğin; [ol] [li]Çizgi film tarzı oyunlar[/li] [li]Retro grafik kullanan yapımlar[/li] [li]PS1 dönemini taklit eden korku oyunları[/li] [li]Anime tarzı karakter tasarımları[/li] [li]Özel renk paleti kullanan sanat tasarımları[/li] [/ol] gerçekçilikten özellikle uzaklaşabilir. Eğer nöral görüntü sistemi her sahneyi daha gerçekçi hale getirmeye çalışırsa geliştiricinin amaçladığı sanat tarzı değişebilir. [b]DLSS 5 hakkındaki en ciddi tartışmalardan biri tam olarak burada başlıyor.[/b] Teknoloji görüntüyü iyileştirirken geliştiricinin sanatsal tercihlerine ne kadar müdahale etmeli? [h2]Daha Fazla Gerçekçilik Her Zaman Daha İyi Değildir[/h2] Bir karakterin cildi çok gerçekçi hale getirilebilir. Işıklandırma kusursuz görünebilir. Saçlar ve kıyafetler çok daha ayrıntılı hale gelebilir. Ancak karakterin animasyonu eski veya yapay görünüyorsa ortaya farklı bir problem çıkar. [h3]Tekinsiz Vadi Etkisi[/h3] İnsan beyninin neredeyse gerçek görünen fakat küçük ayrıntılarda doğal olmayan insan benzeri görüntülere karşı duyduğu rahatsızlığa "tekinsiz vadi" etkisi denir. Oyunlarda bu durum özellikle karakterlerde ortaya çıkabilir. Örneğin bir karakter; çok gerçekçi cilde, çok iyi ışıklandırmaya, gerçekçi gözlere sahip olabilir. Ancak yüz animasyonu veya vücut hareketleri yeterince doğal değilse görüntü daha etkileyici olmak yerine daha rahatsız edici hale gelebilir. DLSS gibi teknolojiler görüntünün bazı bölümlerini çok hızlı şekilde ileri taşırken diğer bölümler aynı seviyede kalırsa bu fark daha görünür hale gelebilir. [h2]DLSS 5 Kötü Animasyonu Düzeltemez[/h2] DLSS 5'in önemli sınırlarından biri de budur. Teknoloji görüntüyü işleyebilir ancak oyunun temel üretim sorunlarını tek başına çözemez. Eğer; [ol] [li]Karakter animasyonu kötüyse[/li] [li]Model kalitesi düşükse[/li] [li]Geometri hatalıysa[/li] [li]Sanat tasarımı tutarsızsa[/li] [li]Temel oyun motoru sorunları varsa[/li] [/ol] DLSS bunların tamamını ortadan kaldıramaz. Hatta bazı durumlarda yüksek kaliteli ışıklandırma düşük kaliteli bir modeli daha görünür hale getirebilir. [h2]Yapay Zekâ Tartışması DLSS Tartışmasını Etkiliyor[/h2] DLSS 5 hakkındaki tartışmaların yalnızca teknik nedenlerden kaynaklandığını düşünmek de doğru değil. Son yıllarda yapay zekâ teknolojileri konusunda oldukça güçlü bir toplumsal tartışma yaşanıyor. Bazı kullanıcılar yapay zekâ kullanılan her teknolojiye baştan olumsuz yaklaşabiliyor. Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Oyun teknolojilerinde otomasyon yeni bir kavram değil. Ekran kartları yıllardır; [ol] [li]Gölgeleri hesaplıyor[/li] [li]Dokuları filtreliyor[/li] [li]Yansımaları oluşturuyor[/li] [li]Kenar yumuşatma gerçekleştiriyor[/li] [li]Görüntü yükseltme işlemleri yapıyor[/li] [/ol] ve bunların tamamı farklı algoritmalarla otomatik olarak gerçekleşiyor. Bu nedenle bir teknolojiyi yalnızca "yapay zekâ kullanıyor" gerekçesiyle değerlendirmek yeterli değil. Asıl değerlendirilmesi gereken ortaya çıkan sonuçtur. [h2]DLSS 5 Geleneksel Render Sistemlerinin Yerini Alacak mı?[/h2] Kısa cevap: Şimdilik hayır. DLSS 5'in mantığı geleneksel render sistemini tamamen ortadan kaldırmak değil. Oyun motoru yine; geometriyi, nesne hareketlerini, kamerayı, temel ışıklandırmayı, derinliği hesaplamaya devam ediyor. Nöral görüntü sistemi ise bu verilerin üzerine ek bir işleme katmanı oluşturuyor. Bu nedenle geleceğin grafik sistemlerinin tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan görüntülerden oluşması yerine klasik render teknolojileri ile nöral işlemenin birlikte kullanıldığı hibrit sistemlere dönüşmesi daha olası görünüyor. [h2]Ham Güç Yerine Akıllı Hesaplama[/h2] Bilgisayar grafiklerinin geçmişinde performans artışının temel yöntemi daha güçlü donanım kullanmaktı. Ancak fiziksel ve ekonomik sınırlar nedeniyle sonsuza kadar aynı yöntemle ilerlemek mümkün değil. Bu nedenle sektörün önündeki önemli sorulardan biri şu olabilir: [quote]Daha fazla işlem yapmak yerine mevcut işlem gücünü daha akıllı kullanabilir miyiz?[/quote] DLSS teknolojisinin en önemli yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor. Eğer nöral modeller yeterince güvenilir hale gelirse gelecekte grafik kartlarının performansı yalnızca ham hesaplama gücüyle ölçülmeyebilir. Yapay zekâ işlem kapasitesi de ekran kartlarının temel performans unsurlarından biri haline gelebilir. [h2]DLSS 5'in En Büyük Riski Nedir?[/h2] Bence en önemli risk görüntü kalitesinden çok kontrol meselesidir. Geliştiricinin teknolojinin hangi sahnelere ve hangi yoğunlukta uygulanacağını kontrol edebilmesi gerekir. Örneğin bir oyunda; karakter yüzlerine düşük seviyede, çevre ışıklandırmasına yüksek seviyede, saç ve kumaşlara orta seviyede nöral işlem uygulanmak istenebilir. Bu kontrol geliştiricinin elinde olmazsa oyunların sanat tarzlarında beklenmeyen değişiklikler oluşabilir. Bu nedenle teknolojinin başarısını yalnızca NVIDIA değil, oyun geliştiricilerine sunulan araçlar da belirleyecek. [h2]Eleştiri Neden Önemli?[/h2] Yeni teknolojilerin eleştirilmesi kötü bir şey değildir. Tam tersine, kullanıcıların ve geliştiricilerin gösterdiği sorunlar teknolojinin gelişmesine yardımcı olabilir. DLSS 5 için de özellikle şu alanların dikkatle takip edilmesi gerekiyor: [ol] [li]Karakter yüzlerinin korunması[/li] [li]Orijinal sanat tarzına sadakat[/li] [li]Hareket sırasında görüntü kararlılığı[/li] [li]Görüntüde yapay ayrıntı oluşmaması[/li] [li]Performans maliyeti[/li] [li]Geliştirici kontrol seçenekleri[/li] [/ol] [b]Bir teknolojiyi eleştirmek ile teknolojinin tamamını reddetmek aynı şey değildir.[/b] [h2]DLSS 5 Devrim mi, Yoksa Fazla Abartılıyor mu?[/h2] Şu anda kesin bir cevap vermek için erken. DLSS 5 gerçekten bilgisayar grafiklerinin önemli bir dönüşümünün başlangıcı olabilir. Fakat bunun gerçekleşmesi için teknolojinin; tutarlı, performanslı, kontrol edilebilir, sanat tasarımına saygılı ve farklı oyun türlerine uyarlanabilir hale gelmesi gerekiyor. Aksi halde belirli oyunlarda kullanılan ilginç bir grafik özelliği olarak da kalabilir. [h2]Asıl Cevap İki Uçta da Değil[/h2] DLSS 5 tartışmasında iki güçlü görüş bulunuyor. Bir grup teknolojinin bilgisayar grafiklerinde devrim yaratacağını düşünüyor. Diğer grup ise yapay zekânın oyunların sanatsal kimliğini bozacağından endişe ediyor. Ancak gerçek muhtemelen bu iki görüşün arasında. [quote]DLSS 5 oldukça etkileyici bir teknoloji olabilir; fakat aynı zamanda çözülmesi gereken ciddi teknik ve sanatsal sorunlara sahip olabilir.[/quote] Bir teknolojiyi değerlendirmek için mutlaka tamamen desteklemek veya tamamen karşı çıkmak gerekmiyor. Teknolojinin iyi yaptığı şeyleri kabul ederken eksiklerini eleştirmek mümkün. [h2]Bilgisayar Grafiklerinde Yeni Bir Dönem Başlıyor Olabilir[/h2] DLSS 5'in en önemli tarafı yalnızca oyunları daha güzel göstermesi değil. Asıl önemli değişim bilgisayar grafiklerinin oluşturulma yönteminde yaşanabilir. Bugüne kadar ekran kartları sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini büyük ölçüde doğrudan hesapladı. Yeni yaklaşımda ise geleneksel render sistemlerinin yanına sahnenin son görüntüsünü yeniden oluşturmaya yardımcı olan nöral modeller ekleniyor. Bu yaklaşım başarılı olursa gelecekte oyun grafikleri yalnızca daha güçlü ekran kartları sayesinde değil, daha akıllı görüntü işleme yöntemleri sayesinde de gelişebilir. Ancak teknolojinin gerçek başarısını sunum videoları değil, farklı oyunlarda elde edilen sonuçlar belirleyecek. [i]Bugün için en mantıklı yaklaşım DLSS 5'i ne koşulsuz biçimde övmek ne de tamamen reddetmek. Teknolojinin gelişimini, performansını ve oyunların özgün sanat tasarımlarına etkisini takip etmek çok daha sağlıklı görünüyor.[/i] [b]Siz DLSS 5 hakkında ne düşünüyorsunuz? Nöral görüntü işleme bilgisayar grafiklerinin geleceği olabilir mi, yoksa oyunların özgün görsel tasarımına gereğinden fazla mı müdahale ediyor?[/b]
    Beğen
    10
    2 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Sony, PlayStation oyuncularının şirket aleyhine açacağı toplu davaları engellemeye çalışıyor.
    Sony, PlayStation Store üzerinden oyun satışıyla ilgili toplu dava açılmasını engellemek için ABD federal mahkemesine başvurdu. Şirket, ihtilafın bağlayıcı bireysel tahkim yoluyla çözülmesini ve her davacının konuyu ayrı ayrı ele almasını istiyor.

    Dava, dört PlayStation sahibinin Sony'yi Kaliforniya Dijital Ürün Satış Yasasını ihlal etmekle suçlamasının ardından başladı. Davacılar, mağazanın "Şimdi Satın Al" ve "Satın Almayı Onayla" gibi ifadeler kullandığını, ancak ödeme yapıldıktan sonra kullanıcıların oyuna değil, Sony'nin belirli koşullar altında iptal edebileceği bir lisansa sahip olduklarını iddia ediyor.

    1 Ocak 2025 tarihinden itibaren Kaliforniya eyaletinin AB 2426 sayılı yasası yürürlüğe girecek. Bu yasa, dijital ürün satıcılarının, alıcılara mutlak mülkiyet yerine lisans verildiğini açıkça bildirmelerini zorunlu kılıyor. Yasa ayrıca, dijital içeriğe erişimin iptaline atıfta bulunurken "satın almak" ve "edinmek" kelimelerinin kullanımını da kısıtlıyor.

    Sony şimdi kendi kurallarının bir başka maddesinden yararlanmaya çalışıyor. ABD'li müşteriler için PlayStation Kullanıcı Sözleşmesi, zorunlu tahkim ve toplu dava feragatini içeriyor. Resmi olarak, bu madde, sözleşmeyi kabul ettikten sonra 30 gün içinde Sony'ye yazılı bildirim gönderilerek devre dışı bırakılabiliyordu.

    Şirket, dilekçesine 2023, 2025 ve 2026 yıllarına ait kullanıcı şartlarının eklerini sundu. Bu şekilde Sony, ihtilafın taraflarının, söz konusu ihtilafları toplu dava dışında çözmek konusunda önceden anlaştıklarını kanıtlamayı amaçlıyor.
    Sony, PlayStation Store üzerinden oyun satışıyla ilgili toplu dava açılmasını engellemek için ABD federal mahkemesine başvurdu. Şirket, ihtilafın bağlayıcı bireysel tahkim yoluyla çözülmesini ve her davacının konuyu ayrı ayrı ele almasını istiyor. Dava, dört PlayStation sahibinin Sony'yi Kaliforniya Dijital Ürün Satış Yasasını ihlal etmekle suçlamasının ardından başladı. Davacılar, mağazanın "Şimdi Satın Al" ve "Satın Almayı Onayla" gibi ifadeler kullandığını, ancak ödeme yapıldıktan sonra kullanıcıların oyuna değil, Sony'nin belirli koşullar altında iptal edebileceği bir lisansa sahip olduklarını iddia ediyor. 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren Kaliforniya eyaletinin AB 2426 sayılı yasası yürürlüğe girecek. Bu yasa, dijital ürün satıcılarının, alıcılara mutlak mülkiyet yerine lisans verildiğini açıkça bildirmelerini zorunlu kılıyor. Yasa ayrıca, dijital içeriğe erişimin iptaline atıfta bulunurken "satın almak" ve "edinmek" kelimelerinin kullanımını da kısıtlıyor. Sony şimdi kendi kurallarının bir başka maddesinden yararlanmaya çalışıyor. ABD'li müşteriler için PlayStation Kullanıcı Sözleşmesi, zorunlu tahkim ve toplu dava feragatini içeriyor. Resmi olarak, bu madde, sözleşmeyi kabul ettikten sonra 30 gün içinde Sony'ye yazılı bildirim gönderilerek devre dışı bırakılabiliyordu. Şirket, dilekçesine 2023, 2025 ve 2026 yıllarına ait kullanıcı şartlarının eklerini sundu. Bu şekilde Sony, ihtilafın taraflarının, söz konusu ihtilafları toplu dava dışında çözmek konusunda önceden anlaştıklarını kanıtlamayı amaçlıyor.
    Beğen
    7
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 571 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Grand Theft Auto VI'ya ait yeni oynanış görüntüleri ve bir harita internete sızdı
    Grand Theft Auto VI'ya ait yeni oynanış görüntüleri ve bir harita internete sızdı. Bu sızıntı, oyunun Netflix ortaklığıyla planlanan tanıtımından sadece bir hafta önce gerçekleşti.

    Hacker grubu Cyberleek, gerçek oyun görüntülerini gösterdiği düşünülen birkaç video yayınladı. Görüntülerde ana karakterlerden biri olan Jason yer alıyor.

    Videolardan birinde evinin yakınlarında basketbol oynarken, diğerinde direksiyon başına geçiyor, kaza yapıyor, kavga ediyor ve polisin dikkatini çekiyor. Take-Two, internete yüklenen video ve görüntüleri kaldırmaya çoktan başladı.

    GTA VI'ya ait olduğu iddia edilen bir harita da internete sızdı. Haritada Leonidas eyaleti yer alıyor. Florida'nın oyun benzeri bu versiyonunda oyuncular beş büyük ilçeyi keşfedebilecekler: Leonard, Lummox, Kelly, Mariana ve Vice Dale.

    Ancak sızdırılan videolar, oyunun konusunu veya hikaye görevlerini göstermiyor. İçeriden gelen bilgilere göre, sızıntıda kullanılan oyun sürümü en az bir yıl öncesine ait olabilir; bu da GTA VI'nın nihai sürümünün gösterilen görüntülerden önemli ölçüde farklı olabileceği anlamına geliyor.

    Sızıntı, olabilecek en kötü zamanda gerçekleşti. Rockstar, önümüzdeki günlerde büyük bir oyun içi tanıtım videosu yayınlamaya hazırlanıyor. Sunum, Netflix ile ortaklaşa yapılacak ve platform, görüntüleri göstermek için altı saatlik özel bir süreye sahip olacak.

    Cyberleek, Take-Two'nun oyunun dijital dağıtımı ve daha yüksek fiyatlı sürümlerine yönelik planlarına karşı olduğunu iddia ediyor. Hatta diğer yayıncılara karşı da benzer saldırılar düzenlemekle tehdit etti.

    Grand Theft Auto VI, 19 Kasım 2026'da PlayStation 5 ve Xbox Series X/S için piyasaya sürülecek. Oyun yalnızca dijital olarak satışa sunulacak fiziksel sürümler bile indirme kodu içerecek. PC sürümü henüz resmi olarak duyurulmadı.
    Grand Theft Auto VI'ya ait yeni oynanış görüntüleri ve bir harita internete sızdı. Bu sızıntı, oyunun Netflix ortaklığıyla planlanan tanıtımından sadece bir hafta önce gerçekleşti. Hacker grubu Cyberleek, gerçek oyun görüntülerini gösterdiği düşünülen birkaç video yayınladı. Görüntülerde ana karakterlerden biri olan Jason yer alıyor. Videolardan birinde evinin yakınlarında basketbol oynarken, diğerinde direksiyon başına geçiyor, kaza yapıyor, kavga ediyor ve polisin dikkatini çekiyor. Take-Two, internete yüklenen video ve görüntüleri kaldırmaya çoktan başladı. GTA VI'ya ait olduğu iddia edilen bir harita da internete sızdı. Haritada Leonidas eyaleti yer alıyor. Florida'nın oyun benzeri bu versiyonunda oyuncular beş büyük ilçeyi keşfedebilecekler: Leonard, Lummox, Kelly, Mariana ve Vice Dale. Ancak sızdırılan videolar, oyunun konusunu veya hikaye görevlerini göstermiyor. İçeriden gelen bilgilere göre, sızıntıda kullanılan oyun sürümü en az bir yıl öncesine ait olabilir; bu da GTA VI'nın nihai sürümünün gösterilen görüntülerden önemli ölçüde farklı olabileceği anlamına geliyor. Sızıntı, olabilecek en kötü zamanda gerçekleşti. Rockstar, önümüzdeki günlerde büyük bir oyun içi tanıtım videosu yayınlamaya hazırlanıyor. Sunum, Netflix ile ortaklaşa yapılacak ve platform, görüntüleri göstermek için altı saatlik özel bir süreye sahip olacak. Cyberleek, Take-Two'nun oyunun dijital dağıtımı ve daha yüksek fiyatlı sürümlerine yönelik planlarına karşı olduğunu iddia ediyor. Hatta diğer yayıncılara karşı da benzer saldırılar düzenlemekle tehdit etti. Grand Theft Auto VI, 19 Kasım 2026'da PlayStation 5 ve Xbox Series X/S için piyasaya sürülecek. Oyun yalnızca dijital olarak satışa sunulacak fiziksel sürümler bile indirme kodu içerecek. PC sürümü henüz resmi olarak duyurulmadı.
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Zhang Daqian Çinli sanatçı (1899-1983)

    Zhang Daqian

    Bende merak uyandıran bir sanatçı Çinli sanatçı (1899-1983). Çin guohua resminin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Klasiklerin titizlikle hazırlanmış reprodüksiyonlarıyla başlayan sanatçı, daha sonra kendi rafine stilini geliştirerek teknik ve renk geleneklerini sürdürdü ve geliştirdi. Olgunluk yıllarında, Batı avangardından etkilenerek, soyutlama ve dışavurumculuk ruhuyla, parlak renk sıçramalarının hakim olduğu ve detaydan ziyade genel vurguya odaklanan resimler yapmaya başladı.

    Zhang Daqian, 1899 yılında Neijiang'da (Sichuan Eyaleti) sanata saygı duyan ve ilgi gösteren yoksul bir ailede dünyaya geldi.

    Çocukluğundan itibaren sanatsal çalışmalara ilgi duydu; bu da şiir kopyalamak ve falcılık gibi amaçlar için resimler çizmek anlamına geliyordu. Sanat dünyasıyla ilk tanışmalarından biri, belirli çevrelerde tanınmış bir sanatçı olan ağabeyiyle oldu.

    Daqian'ın gelişiminin ilk aşamalarını tartışırken, gerçek olaylar ile neredeyse mitolojik motifler arasında ayrım yapmak oldukça zordur. Standart gerçekler gibi görünen, ancak daha da olası olan unsurlar arasında, Kyoto'da kardeşiyle birlikte tekstil boyama eğitimi alması ve kısa bir süre Budist bir manastırda kalması yer almaktadır. Budizm'e karşı duyduğu belirli bir hayal kırıklığına rağmen, bu sonuncusu, sanatçının daha sonraki olgun eserlerinde yansıyan, yaşamın manevi yönüne olan ilgisini şekillendirmiş olabilir.

    Zhang'ın biyografisinde bahsedilen, hayatındaki daha romantikleştirilmiş dönüm noktalarından biri, nişanlısının trajik ölümü nedeniyle memleketinden ayrılması ve 17 yaşında aylarca haydutlar tarafından esir alınmasıdır: Haydutlar için sekreter olarak çalışırken aynı zamanda onların yağmaladığı kitapları da incelemiştir.

    Her halükarda, Şanghay'da dönemin iki ünlü sanatçısı Zeng Xi ve Li Ruiqing'den klasik Çin sanatı eğitimi almaya başladı. Bu durumda klasik eğitim, klasik eserlerin yeniden üretilmesi anlamına geliyordu ve Zhang Daqian bu alanda en büyük ustalardan biri oldu. Daha sonra, ünlü koleksiyoncular bazen onun reprodüksiyonlarını orijinallerden ayırt edemiyorlardı; bu durum, sanatçının gerçekten orijinalleri bağışlayıp bağışlamadığı konusunda bazı endişelere bile yol açtı.

    Burada, Çin resminin aslında ne olduğuna değinmek gerekiyor: Çince guóhuà kelimesinden türeyen guohua, "ulusal resim" anlamına gelir. Çin'de, resim ve kaligrafi eğitimi, eğitimli sayılmak için şarttı. Şiirle birlikte, bu iki sanat formu arasındaki son derece yakın ilişkiyi temel alan "üç mükemmellik" olarak adlandırılan unsurları oluşturuyordu. Dolayısıyla, resimlere genellikle kaligrafik olarak yazılmış dizeler eşlik ederken, resim ve kaligrafide aynı araçlar kullanılıyordu.

    "Xuan" veya ipek adı verilen özel emici kağıt üzerine fırça ve mürekkeple resim yapıyorlardı ve bunun ardında bir felsefe yatıyordu. Fırça sadece yabancı bir araç değil, sanatçının iç enerjisini dünyaya aktaran bir tür aracıydı. Buna göre, bu bağlamdaki çizgiler, ruhani dürtülerini çok derin bir düzeyde karakterize eden bir "animagram" (Latince animus, yani ruh) gibidir.

    Diğer felsefi yönler de aynı derecede önemlidir: kağıdın beyaz kısmı boşluk değil, önemli bir ikilik bileşenidir; eserin bütünü üzerinde çalışırken hata payı yoktur, bu da kullanılan aletlerin teknik özellikleriyle belirlenir ve teknik beceriye özel talepler getirir.

    Gohua çerçevesinde, çeşitli yönleri ayırt etmek gelenekseldir.

    Gongbi (Çince'de "titiz fırça" anlamına gelir) gerçek nesneyle ilgili katı çizgileri ve titiz detayları vurgular ve eserler öncelikle soylular ve zenginler için tasarlanmıştır.

    Sho-i (Çince'de "serbest fırça" anlamına gelir), aksine, çok daha az kısıtlamayla, daha ifadeci ve akıcı, genellikle tek renkli bir görüntü sunar; bu tür resimleri, satış için olmasa bile, sadece hediye olarak bile, eğitimli herhangi bir kişi yaratabilir. Sho-i'nin temel amacı, öznel bir ruh halini ve tavrı aktarmaktır; bir tür empresyonizm, ancak biraz farklı vurgularla.

    1930'lara gelindiğinde, Zhang Daqian zaten tam anlamıyla tanınmış bir guohua ustası olmuştu. Sergileri binlerce insanı çekiyordu ve 1936'da Nanjing Üniversitesi'nde profesör olmaya davet edildi. Ancak Daqian'ın ilgisi, Çin kültürel değerlerinin kökenlerine yönelik araştırmalara odaklanmıştı ve bu da onu ülke genelinde kapsamlı seyahatler yapmaya yönlendirdi.

    En önemli projeler arasında, sanatçının maneviyatını etkilemekle kalmayıp eserlerinin karakterini de doğrudan etkileyen, Dunhuang mağaralarındaki Budist dini imgelerinin kopyalanması üzerine uzun süreli çalışma yer almaktadır. Ustanın, dönemin oldukça kısıtlı guohua tarzına daha canlı renkler ve duyusallık katmayı başardığı belirtilmektedir.

    1949'da Zhang Daqian Çin'i terk etmek zorunda kaldı. Sanatçı için çok değerli olan Çin kültürünün gelenekleri ve kökleri, iktidara gelen komünistler tarafından ilerlemeyi engelleyen geçmişin bir kalıntısı olarak algılandı. Sanatçı, bir dünya vatandaşı ve Doğu estetik değerlerinin önemli bir savunucusu oldu.

    Sonraki birkaç on yıl boyunca Brezilya, Arjantin ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayacaktı, ancak her zaman vatanına özlem duyacaktı. Bu nedenle, nerede olursa olsun, evlerinde Çin bahçeleri belirecek ve Çin ile bağlantılar isimler düzeyinde bile kurulacaktı. Örneğin, Zhang, Brezilya'daki São Paulo şehrine, memleketi Siçuan bölgesinin eski adı olan "Sanba" adını verirdi.
    Aynı zamanda, Çin dışında olmak Daqian'ın Batı sanat akımları, sanatçıları ve genel olarak kültürüyle doğrudan etkileşim kurmasına olanak sağladı. Önemli bir olay, 1956'da Pablo Picasso ile yaptığı görüşmeydi; bu görüşme, Doğu ve Batı arasında tam anlamıyla bir ideolojik diyaloğun başlangıcı oldu. Örneğin, Pablo'nun eserine yönelik eleştiri talebine karşılık Zhang, doğru araçlara sahip olmadığını belirtti ve ardından ona bir Çin resim fırçası koleksiyonu gönderdi.
    Evinden uzakta, sanatçı "potsai" adını verdiği yeni bir üslup geliştirdi. Eserleri, Batı anlamında anlaşıldığı gibi, dışavurumcu veya soyut bir karakter kazandı: Klasik guohua'nın belirli çizgilere ve ayrıntılara verdiği önem ve kısıtlı renk kullanımı, yerini dinamik, canlı çizgilerin ve renk noktalarının hakimiyetine bıraktı. Bunun hem resimdeki avangard akımlardan hem de Daqian'ın görme sorunlarından etkilendiğine inanılıyor. Kendisi de bu yeni üslubun kökenlerini eski Çinli sanatçı Wang Mo'nun eserlerinde gördü.

    Zhang Daqian, hayatının son beş yılında anavatanına daha yakın bir yere taşınarak Tayvan'a yerleşti ve aktif sanat hayatına devam etti. Ölümünden sonra, yaşamı boyunca biriktirdiği eserleri koleksiyoncular tarafından büyük değer görmeye başladı. 2011 yılının sonuna kadar, Daqian'ın eserleri, 1997'den 2010'a kadar neredeyse kesintisiz olarak zirvede yer alan Pablo Picasso'dan daha fazla gelir elde etti. Eserlerine olan talep artmaya devam ediyor. 2022'de sanatçının manzara resimlerinden biri yaklaşık 47 milyon dolara satılarak hem Zhang Daqian hem de genel olarak Çin resim sanatı için Sotheby's müzayede rekorunu kırdı.
    [h2]Zhang Daqian[/h2] [i]Bende merak uyandıran bir sanatçı[/i] Çinli sanatçı (1899-1983). Çin guohua resminin önde gelen temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Klasiklerin titizlikle hazırlanmış reprodüksiyonlarıyla başlayan sanatçı, daha sonra kendi rafine stilini geliştirerek teknik ve renk geleneklerini sürdürdü ve geliştirdi. Olgunluk yıllarında, Batı avangardından etkilenerek, soyutlama ve dışavurumculuk ruhuyla, parlak renk sıçramalarının hakim olduğu ve detaydan ziyade genel vurguya odaklanan resimler yapmaya başladı. [b]Zhang Daqian, 1899 yılında Neijiang'da (Sichuan Eyaleti) sanata saygı duyan ve ilgi gösteren yoksul bir ailede dünyaya geldi. [/b] Çocukluğundan itibaren sanatsal çalışmalara ilgi duydu; bu da şiir kopyalamak ve falcılık gibi amaçlar için resimler çizmek anlamına geliyordu. Sanat dünyasıyla ilk tanışmalarından biri, belirli çevrelerde tanınmış bir sanatçı olan ağabeyiyle oldu. Daqian'ın gelişiminin ilk aşamalarını tartışırken, gerçek olaylar ile neredeyse mitolojik motifler arasında ayrım yapmak oldukça zordur. Standart gerçekler gibi görünen, ancak daha da olası olan unsurlar arasında, Kyoto'da kardeşiyle birlikte tekstil boyama eğitimi alması ve kısa bir süre Budist bir manastırda kalması yer almaktadır. Budizm'e karşı duyduğu belirli bir hayal kırıklığına rağmen, bu sonuncusu, sanatçının daha sonraki olgun eserlerinde yansıyan, yaşamın manevi yönüne olan ilgisini şekillendirmiş olabilir. Zhang'ın biyografisinde bahsedilen, hayatındaki daha romantikleştirilmiş dönüm noktalarından biri, nişanlısının trajik ölümü nedeniyle memleketinden ayrılması ve 17 yaşında aylarca haydutlar tarafından esir alınmasıdır: Haydutlar için sekreter olarak çalışırken aynı zamanda onların yağmaladığı kitapları da incelemiştir. Her halükarda, Şanghay'da dönemin iki ünlü sanatçısı Zeng Xi ve Li Ruiqing'den klasik Çin sanatı eğitimi almaya başladı. Bu durumda klasik eğitim, klasik eserlerin yeniden üretilmesi anlamına geliyordu ve Zhang Daqian bu alanda en büyük ustalardan biri oldu. Daha sonra, ünlü koleksiyoncular bazen onun reprodüksiyonlarını orijinallerden ayırt edemiyorlardı; bu durum, sanatçının gerçekten orijinalleri bağışlayıp bağışlamadığı konusunda bazı endişelere bile yol açtı. Burada, Çin resminin aslında ne olduğuna değinmek gerekiyor: Çince guóhuà kelimesinden türeyen guohua, "ulusal resim" anlamına gelir. Çin'de, resim ve kaligrafi eğitimi, eğitimli sayılmak için şarttı. Şiirle birlikte, bu iki sanat formu arasındaki son derece yakın ilişkiyi temel alan "üç mükemmellik" olarak adlandırılan unsurları oluşturuyordu. Dolayısıyla, resimlere genellikle kaligrafik olarak yazılmış dizeler eşlik ederken, resim ve kaligrafide aynı araçlar kullanılıyordu. "Xuan" veya ipek adı verilen özel emici kağıt üzerine fırça ve mürekkeple resim yapıyorlardı ve bunun ardında bir felsefe yatıyordu. Fırça sadece yabancı bir araç değil, sanatçının iç enerjisini dünyaya aktaran bir tür aracıydı. Buna göre, bu bağlamdaki çizgiler, ruhani dürtülerini çok derin bir düzeyde karakterize eden bir "animagram" (Latince animus, yani ruh) gibidir. Diğer felsefi yönler de aynı derecede önemlidir: kağıdın beyaz kısmı boşluk değil, önemli bir ikilik bileşenidir; eserin bütünü üzerinde çalışırken hata payı yoktur, bu da kullanılan aletlerin teknik özellikleriyle belirlenir ve teknik beceriye özel talepler getirir. [h3]Gohua çerçevesinde, çeşitli yönleri ayırt etmek gelenekseldir.[/h3] Gongbi (Çince'de "titiz fırça" anlamına gelir) gerçek nesneyle ilgili katı çizgileri ve titiz detayları vurgular ve eserler öncelikle soylular ve zenginler için tasarlanmıştır. Sho-i (Çince'de "serbest fırça" anlamına gelir), aksine, çok daha az kısıtlamayla, daha ifadeci ve akıcı, genellikle tek renkli bir görüntü sunar; bu tür resimleri, satış için olmasa bile, sadece hediye olarak bile, eğitimli herhangi bir kişi yaratabilir. Sho-i'nin temel amacı, öznel bir ruh halini ve tavrı aktarmaktır; bir tür empresyonizm, ancak biraz farklı vurgularla. 1930'lara gelindiğinde, Zhang Daqian zaten tam anlamıyla tanınmış bir guohua ustası olmuştu. Sergileri binlerce insanı çekiyordu ve 1936'da Nanjing Üniversitesi'nde profesör olmaya davet edildi. Ancak Daqian'ın ilgisi, Çin kültürel değerlerinin kökenlerine yönelik araştırmalara odaklanmıştı ve bu da onu ülke genelinde kapsamlı seyahatler yapmaya yönlendirdi. En önemli projeler arasında, sanatçının maneviyatını etkilemekle kalmayıp eserlerinin karakterini de doğrudan etkileyen, Dunhuang mağaralarındaki Budist dini imgelerinin kopyalanması üzerine uzun süreli çalışma yer almaktadır. Ustanın, dönemin oldukça kısıtlı guohua tarzına daha canlı renkler ve duyusallık katmayı başardığı belirtilmektedir. [i]1949'da Zhang Daqian Çin'i terk etmek zorunda kaldı. Sanatçı için çok değerli olan Çin kültürünün gelenekleri ve kökleri, iktidara gelen komünistler tarafından ilerlemeyi engelleyen geçmişin bir kalıntısı olarak algılandı. Sanatçı, bir dünya vatandaşı ve Doğu estetik değerlerinin önemli bir savunucusu oldu.[/i] Sonraki birkaç on yıl boyunca Brezilya, Arjantin ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayacaktı, ancak her zaman vatanına özlem duyacaktı. Bu nedenle, nerede olursa olsun, evlerinde Çin bahçeleri belirecek ve Çin ile bağlantılar isimler düzeyinde bile kurulacaktı. Örneğin, Zhang, Brezilya'daki São Paulo şehrine, memleketi Siçuan bölgesinin eski adı olan "Sanba" adını verirdi. [quote]Aynı zamanda, Çin dışında olmak Daqian'ın Batı sanat akımları, sanatçıları ve genel olarak kültürüyle doğrudan etkileşim kurmasına olanak sağladı. Önemli bir olay, 1956'da Pablo Picasso ile yaptığı görüşmeydi; bu görüşme, Doğu ve Batı arasında tam anlamıyla bir ideolojik diyaloğun başlangıcı oldu. Örneğin, Pablo'nun eserine yönelik eleştiri talebine karşılık Zhang, doğru araçlara sahip olmadığını belirtti ve ardından ona bir Çin resim fırçası koleksiyonu gönderdi.[/quote] Evinden uzakta, sanatçı "potsai" adını verdiği yeni bir üslup geliştirdi. Eserleri, Batı anlamında anlaşıldığı gibi, dışavurumcu veya soyut bir karakter kazandı: Klasik guohua'nın belirli çizgilere ve ayrıntılara verdiği önem ve kısıtlı renk kullanımı, yerini dinamik, canlı çizgilerin ve renk noktalarının hakimiyetine bıraktı. Bunun hem resimdeki avangard akımlardan hem de Daqian'ın görme sorunlarından etkilendiğine inanılıyor. Kendisi de bu yeni üslubun kökenlerini eski Çinli sanatçı Wang Mo'nun eserlerinde gördü. Zhang Daqian, hayatının son beş yılında anavatanına daha yakın bir yere taşınarak Tayvan'a yerleşti ve aktif sanat hayatına devam etti. Ölümünden sonra, yaşamı boyunca biriktirdiği eserleri koleksiyoncular tarafından büyük değer görmeye başladı. 2011 yılının sonuna kadar, Daqian'ın eserleri, 1997'den 2010'a kadar neredeyse kesintisiz olarak zirvede yer alan Pablo Picasso'dan daha fazla gelir elde etti. Eserlerine olan talep artmaya devam ediyor. 2022'de sanatçının manzara resimlerinden biri yaklaşık 47 milyon dolara satılarak hem Zhang Daqian hem de genel olarak Çin resim sanatı için Sotheby's müzayede rekorunu kırdı.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Prey (2017) Oyun Görev İncelemesi Oyun Tasarımı Perspektifinden
    Bu sefer, çeşitli görev mekanikleri ve oyuncuya tam seçim özgürlüğü sunan, oyuncunun ne yaptığına veya kimi öldürdüğüne bakılmaksızın ana olay örgüsünü bozmayan sürükleyici bir simülasyon oyunundan bir görev analizi daha.

    Prey , insanlığın Typhon adı verilen uzaylı yaşam formlarıyla karşılaştığı ve kendi yeteneklerini geliştirmek için onları incelediği yakın gelecekteki alternatif bir evrende geçen, seviye atlama, gizlilik ve sistemik unsurları içeren sürükleyici bir simülasyon veya aksiyon nişancı oyunudur. Bir noktada, test denekleri kaçar ve Dünya için bir tehdit oluşturur; uzay istasyonunda mahsur kalan kahraman bu tehditle yüzleşmek zorundadır.

    İçerik:

    Açık dünya yapısı istasyonun bölmeleri içinde ve arasında çok sayıda geçit ve açık alan bulunan yarı açık bir dünya.

    Dünyanın sistemik yapısı nesneleri bileşenlerine ayırmak ve ardından bunlardan ekipman üretmek/işaretçiler kullanarak mürettebat üyelerini takip etmek/Typhon ile cesetleri diriltmek
    Rol yapma sistemi oyun dünyasında bulunan nöromodülatörler ve kostüm değiştiriciler kullanılarak cinsiyet seçimi ve beceri yükseltmeleri.

    Görevler ve işler, hedef işaretçisi olan basit işlerdir, ancak çeşitli eylemler ve mekanikler kullanılır.
    Hareket özgürlüğü ve değişkenlik karakter üzerinde sürekli kontrol, oyunu bozma riski olmadan karşılaştığınız herkesi öldürme yeteneği.

    Akılda kalıcı görevler, hedef işaretçisi olan ancak çeşitli eylemler ve mekanikler içeren basit görevlerdir.

    Açık dünya yapısı
    Oyun dünyası yarı açık ve üç bölüme ayrılmış durumda:

    Uzay istasyonunun hava ve yerçekimiyle çalışan, birbirine kapı-geçiş sistemi ve üç kat arasında hızlı hareket için ek bir asansörle bağlı ayrı bölümleri (bölümler).

    SAGITA sistemi, yerçekimi olmayan, hava akımıyla çalışan, istasyonun tamamından geçen ve çeşitli bölmelere erişim sağlayan bir ulaşım merkezidir.

    İstasyonun etrafındaki, hava ve yerçekiminden arındırılmış, bazı bölmeleri olan bir hava kilidi sistemiyle istasyona bağlı alan.

    Bu nedenle, oyuncunun istasyondaki bir noktadan diğerine geçmek için her zaman birkaç seçeneği vardır. Oyunun başında, birçok noktaya erişilemez; hava kilitleri kilitlidir ve içeriden manuel olarak açılmalıdır, asansör arızalıdır ve istasyonun birçok kapısı şifreli kilitlerle kilitlenmiştir; bu kilitlerin şifreleri notlarda, ses kayıtlarında veya bilgisayar mesajlarında bulunmalıdır. Bazı kapılar hacklenebilirken, diğerleri istasyon boyunca cesetlerde bulunması gereken anahtar kartlarla kilitlenmiştir.

    Sürükleyici simülasyon oyunları için tipik olduğu gibi, mekanlar gerçekçi bir şekilde düzenlenmiştir; oturma odaları, tuvaletler, yemek odaları, mutfaklar, dinlenme alanları, çalışma alanları vb. Bu, her odanın yaklaşık konumunu tahmin etmeye yardımcı olur.

    Kompartman girişindeki kontrol noktalarında genellikle aynı güvenlik görevlileri bulunur.
    Ancak başka engeller de var: kırık kapılar, molozlar, tehlikeli ortamlar, basınç düşmesi ve benzeri. Bazı yerlerde bunlar havalandırma açıklıklarından geçilerek aşılabilir ve molozlar bir pompa veya imha bombası kullanılarak bağımsız olarak temizlenebilir. Kilitli kapılar, arbalet atışlarıyla bir düğmeye basılarak veya kendinizi bir kupa gibi gizleyerek çatlaklardan geçerek açılabilir. Çevresel tehlikeleri ortadan kaldırmak veya bir duvar boyunca merdiven inşa etmek için alçı topu kullanılabilir.

    Mekanlar geniş, çeşitli ve dikey olup, karakter zıplayabilir, kendini yukarı çekebilir ve manevra paketi kullanarak süzülebilir bu da engelleri aşmasına ve birçok tehditten kaçınmasına yardımcı olur.

    Dünyanın sistemik doğası.

    Sürükleyici bir simülasyon oyunu olan Prey, çeşitli oyun sistemlerine sahiptir: ekipman ve teçhizatın kırılması/onarılması, gizlilik, düşman sesli uyarıları, düşme ve fırlatılan nesnelerin verdiği hasar vb. Aşağıda, görevler için önemli olan sistemleri vurgulayacağım.

    Kurtarma ve üretim sistemi . Oyun dünyasındaki kaynaklar sınırlıdır; silahlar, ekipmanlar, ilk yardım kitleri ve mühimmat sabit konumlarda bulunur ve yeniden ortaya çıkmaz. Düşman cesetlerinden az miktarda ganimet bulabilirsiniz, ancak bu garanti değildir ve çatışmalar toplayabileceğinizden daha fazla mühimmat tüketir. Üretim sistemi bu sorunu çözüyor.

    Oyun nesnelerinin neredeyse tamamı, sökülebilen dört ana bileşenden oluşur: çöp, ekipman, cesetler, düşmanlar ve büyük engeller. Daha küçük eşyalar kurtarma istasyonlarında geri dönüştürülürken, daha büyük olanlar geri dönüşüm bombasıyla parçalanarak oyuncunun özel çalışma tezgahlarında çok çeşitli eşyaları (görevle ilgili olanlar da dahil) yeniden oluşturmasına olanak tanır.

    Bu sistem ayrıca oyuncuyu, bir görev için önemli olan bir eşyayı kaybettiğinde ilerlemesini kaybetmekten de korur.

    Önemli olan bir tarife sahip olmaktır.

    Personel Takip Sistemi . Tüm mürettebat üyeleri, güvenlik terminallerinde isim ve pozisyonlarına göre bulunmalarını sağlayan bir takip cihazı taşır. Bu, birçok görevde son derece faydalıdır. Oyuncunun önceden bulamaması gereken nadir ve önemli karakterler dışında, hiçbirinde takip cihazı bulunmaz.

    Bu sistem, oyunda yaşayan ve ölen kişileri gösteren nesnel işaretlerin varlığını haklı çıkarıyor. Oyunun sürükleyiciliğini bozmamak için diğer görevler için de benzer bir sistem uygulanmalıdır.

    Typhon evrimi. Yayılmaları, çeşitli çevresel nesneleri taklit ederek kendilerini kamufle edebilen Taklitçilere dayanmaktadır. Bu Taklitçiler daha sonra, hikaye ilerledikçe tüm istasyonu dolduran altın bir parıltı ören Dokuyuculara dönüşürler. Ayrıca bir insan cesedini canlandırarak, bölgede dolaşan ve oyunun ana düşman türünü oluşturan insansı bir hayalete dönüştürebilirler. Adlandırılmış karakterler adlandırılmış hayaletlere dönüşür ve bazı ölümsüz yaratıklar oyunun sonlarında bu formda yeniden canlanır.

    Rol yapma sistemi
    Oyunun başında oyuncu karakterin cinsiyetini seçebilir; bu seçim karakterin etkileşimleri ve seslendirmesi dışında hiçbir şeyi etkilemez. Karakter gelişimi, iki geniş kategoriye ayrılan çeşitli dallardaki yetenek ağacı yükseltmeleri yoluyla gerçekleşir: İnsan ve Typhon. Birincisi hasar, sağlık, gizlilik, üretim, hackleme, ağır kaldırma vb. gibi temel yetenekleri geliştirirken, ikincisi alan saldırıları, taklit, yeniden canlandırma, kopya oluşturma ve daha birçokları gibi sihirle karşılaştırılabilir özel psiyonik yetenekler sağlar; bunların hepsi psiyonik enerji tüketir.

    Oyuncu deneyim puanı veya seviye kazanmaz. Tüm yeteneklerin kilidini açmak için oyun dünyasında bulunan nöromodüller adı verilen eşyaları harcamak gerekir. Oyunun orta ve son aşamalarında, tarifi bulmak, bunları kendiniz üretme yeteneğinin kilidini açacaktır. Başlangıçta sınırlıdır, ancak bir lisans bulduğunuzda sınırsızdır.

    İnsan yeteneklerinin geliştirilmesi yeni fırsatlar dışında hiçbir şeyi etkilemezken, Typhon yetenekleri onu kademeli olarak onlardan birine dönüştürür; bu da yerel otomatik savunma sistemlerinin düşmanlığıyla kendini gösterir ve oyuncuyu bir uzaylı olarak tanımlamaya başlarlar.

    Mantıklı olan, benzer şekilde bazı Typhonların oyuncuyu düşman olarak algılamayı bırakması olurdu. En azından basit yüz ifadeleri açısından.

    Ve düşmanlık eşiği çok çabuk yükseliyor, 3 yetenek yeterli.
    Seviye atlamanın ek bir yolu da, taklit tarayıcı, çeşitli hasar türlerinden koruma, çeşitli psiyonik yeteneklere bonuslar ve benzeri çeşitli avantajlar sağlayan modülleri kıyafet ve psikoskop kask yuvalarına takmaktır. Modüller istasyonun her yerine dağılmıştır.

    Oyunun başında Typhon yetenekleri kilitlidir ve farklı düşman türlerini tarayarak kilidi açılırken, insan yetenekleri anında açılır.

    Oyunun hikayesine göre, nöromodlar başkalarının anılarını içerir ve yerleştirildiklerinde bu anıları ve becerilerini aktarırlar. Ancak oyunda yalnızca boş nöromodlar buluyoruz ve bunlar herhangi bir yükseltme için kullanılabiliyor.

    Mevcut mürettebat takip sistemi göz önüne alındığında, insan becerilerinin kilidini açmak için bu becerilere sahip kişilerin cesetlerini arayarak bir mekanizma eklemek mümkün olabilirdi. Mühendislik becerileri mekanikçilerden, güvenlik becerileri güvenlik görevlilerinden vb. edinilebilirdi.

    Bu uygun olurdu.
    Görevler ve işler
    Oyunun hedefleri oldukça basit: Çoğu zaman bir yere gitmeniz, bir şeyi tamir etmeniz, bir şeyi etkinleştirmeniz, bir not veya anahtar kartı bulmanız gerekiyor. Bazen biriyle konuşacaksınız ve şaşırtıcı bir şekilde, amaç nadiren birini öldürmek oluyor. Oyunun tüm cazibesi, hedefe ulaşmanın çeşitli yollarında, mekanları keşfetmede ve düşmanlarla kurnazlık, çevreyi kullanma ve dikkat dağıtma yoluyla yüzleşmede yatıyor.

    Görevler ses kayıtları, notlar, radyo mesajları ve nadir doğrudan karakter diyalogları aracılığıyla verilir ve ilerleme çeşitli oyuncu eylemleriyle gerçekleşir (bunlara daha sonra değineceğiz). Hikaye de aynı şekilde sunulur ve anlatılır, ayrıca nadir oyun içi sahneler ve mekanlardaki çevresel unsurlar aracılığıyla da aktarılır. Cesetlerin, silahların, savunma sistemlerinin ve barikatlardaki dağınık mobilyaların yerleşimi, olayların genel anlatısını tamamlar.

    Oyunda diyalog sistemi yok; karakter sadece diğerlerinin konuşmalarını dinliyor, bu da sürükleyici deneyimi artırıyor. Oyuncu karakterin kontrolünü elinde tutuyor ve her şeye tepki vermekte ve başkalarının isteklerine uyup uymamakta tamamen özgür.

    Sessiz bir karakter hiçbir kişilik özelliği göstermez veya oyuncunun düşünceleriyle çelişen hiçbir şey söylemez, bu nedenle oyunun içine dalma hissini bozmaz. Ancak, diğerleri sessizliği normal olarak algılar ki bu da tam tersine oyunun içine dalma hissini yok edebilir.

    Bazen doğal görünmüyor.
    Çoğu görev, bir hedef işaretçisiyle işaretlenmiştir, ancak işaretçi içermeyen görevler de vardır. Örneğin, çizimlere dayanarak hazineleri ve ses kayıtlarındaki belirsiz ipuçlarına dayanarak kaçakçıların saklandığı yerleri aramanız gerekecek. Nadir gizli ikincil etkinliklerin hiçbir notu yoktur, örneğin Arboretum'da Rani'yi telepattan kurtarmak gibi. Ara sıra zaman sınırlı görevler olacak, ancak bolca zamanınız var, bu yüzden nadiren acele etmeniz gerekecek.

    Görevler için genellikle ödül verilmez; sadece hikayede ilerlersiniz veya ek seçeneklerin kilidini açarsınız, ancak çoğu zaman sonunda nöromodüller, planlar, değerli ekipmanlar içeren bir sandık veya ceset elde edersiniz ya da su içerek mana yenilenmesi gibi özel yeteneklerin kilidini açarsınız.

    Ana olay örgüsü, çevresel değişikliklerle birlikte kronolojik bölümlere ayrılabilir. İlk olarak, istasyonda ilerleyerek kademeli olarak tüm mekanlara erişim kazanırsınız. Ardından, düşman Operatörler şeklinde yeni bir tehdit tüm bölümlerde ortaya çıkar. Son olarak, Typhon'un ilerleyişi ivme kazanır ve çoğu mekan oyuncu için erişilemez hale gelir, geriye sadece olay örgüsü için önemli alanlar kalır.

    Dünyada giderek yeni düşman türleri ortaya çıkıyor, Typhon ağı yayılıyor ve savunma sistemleri uzaylı tehdidine yenik düşerek oyuncuyu çaresiz bir duruma düşürüyor.

    Hareket özgürlüğü ve değişkenlik
    Oyuncunun hedefleri nispeten basit olduğundan, değişkenlik esas olarak hedefe nasıl ulaşılacağı ve yol boyunca engellerin nasıl aşılacağı konusunda yatmaktadır. Örneğin, bir onarım görevinde, bölgede çalışan bir yedek parça bulabilir, onarım yeteneğiyle onarabilir veya istasyonda bulunan bir tarifi kullanarak bir üretim istasyonunda yeni bir parça üretebilirsiniz.

    Oyun, giriş bölümü, açılış ve kapanış ara sahneleri dışında karakter kontrolünüzü asla elinizden almaz. Karşılaştığınız herhangi bir karakteri, hatta önemli görev karakterlerini bile öldürmekte veya onları şok tabancasıyla sersemleterek eylemlerini ve diyaloglarını kesmekte özgürsünüz ve bu durum oyunu bozmaz.

    Tüm bunlar, ana olay örgüsü için hayati önem taşıyan karakterlerin oyuncuyla uzaktan iletişim kurması ve temel rollerini yerine getirene kadar doğrudan etkileşime girmemesiyle sağlanır. Daha önce karşılaşılanlar, yok edildiklerinde montaj istasyonlarında sonsuzca yeniden inşa edilen robot karakterlerdir ve bilgilerin önemli bir kısmı, hafıza kaybından önce kahramanın kendisinden alınan ses kayıtları veya video kayıtları aracılığıyla iletilir. Oyuncu ayrıca onlara karşı ölümcül bir şey yapamaz.

    Son çare olarak, oyun istasyondan bir kaçış kapsülüyle kaçmayı gerektiren alternatif bir son sunuyor; bu son için başka karakterlere veya kaybedilebilecek önemli eşyalara ihtiyaç duyulmuyor. Hemen açılmayacak olsa da, en uç durumlarda bile oyunun tamamlanmasını garanti ediyor.

    Elbette, oyun klasik ahlaki seçimler de içeriyor: kurtarmak/öldürmek, yardım etmek/görmezden gelmek, isteğe bağlı bir görevi tamamlamak veya iki seçenek arasında seçim yapmak. Bu seçimler, ikincil görevlerin ve ana hikayedeki mevcut seçeneklerin sonuçlarını belirleyecek; diğer hayatta kalanlarla birlikte istasyondan ayrılma seçeneği ise ikincil karakterlerden birine ve oyunun sonuna doğru ana hikayeye paralel olarak ilerleyen ilgili bir görev serisinin tamamlanmasına bağlıdır.

    Epilog, bir köpeğin rüyası şeklinde olup, sonucu insan/Typhon yeteneklerinin dengesi, ahlaki seçimler ve kurtarılan hayatlar tarafından belirlenir. Başarılı olursa, istasyondaki olayların Dünya üzerindeki sonuçları gösterilecek ve son, sonuçsuz bir seçim yapmamız istenecektir. Son çok ani ve daha fazla açıklama gerektiriyor.

    Unutulmaz görevler
    Prey'deki görevler oldukça basit, ancak bunları tamamlamak için kullanılan mekanikler çeşitlilik gösteriyor. Genellikle oyunlarda karakter yürür, dövüşür, iletişim kurar, gizlice ilerler, arama yapar ve keşifte bulunur; bu da diğer birçok oyun fırsatının kullanılmadan kalmasına neden olur. Ancak burada geliştiriciler gerçekten yaratıcı olmuşlar.

    --------------------------------------------------------------------------------------------

    Aşçı, diğer aşçıya soruyor.
    Klasik bir görevle başlayalım. Hikayede ilerlemek için oyuncunun kilitli bir kapıyı açmak üzere bir sesli komut alması gerekiyor. Bu, hayatta kalan insanların zihinlerini ele geçirmiş telepatik Typhon'larla dolu konut modülüne dağılmış belirli bir karakterin ses kayıtlarını toplamayı gerektiriyor. Kontrolleri dışında kalan tek aşçı da orada, mutfağa barikat kurmuş durumda. Oyuncu, Typhon'ları yenerek içeri girmelerini ve son ses kaydına erişmelerini sağlamalıdır.

    Şef bir sürpriz açıklayacak ve oyuncuyu bir buzdolabına hapsedecek. Oyuncu kaçmak için buz bloklarını bir ışın tabancasıyla eritmelidir. Serbest kaldıktan sonra, oyun dünyasında tuzaklı kapılar ve terminaller şeklinde hediyeler bulacak ve oyunun sonuna kadar önemli olaylar hakkında yorumlarda bulunacaktır.

    Onunla başa çıkmak için, penceredeki tuşa dokunarak başka bir karakterle iletişime geçmeniz ve ayrı bir test denek terminali aracılığıyla aşçının kimlik numarasını ve konumunu bulmanız gerekiyor.

    Bu görevde bir sürü benzersiz özellik var: ses kayıtları toplamak, ışın tabancasının benzersiz bir kullanımı, tuzaklarla ve aşçının yorumlarıyla oyun dünyasını değiştirmek ve çevreyi ihbar etme zorunluluğu. Ve tüm bunlar, sözlerinde herhangi bir tutarsızlık fark ederseniz, aşçıyı ilk karşılaşmanızda öldürüp görevi başlamadan bitirebileceğiniz gerçeğine rağmen geçerli. Oyun bunu yasaklamıyor.

    İlginç bir şekilde, oyunda belirli bir karakter için görev için gerekenden daha fazla odyolog bulunuyor. Bu, hepsini bulmanız gerekmediği anlamına geliyor, çünkü görev işaretçisiyle işaretlenmemişler.

    Ayrıca, kaçakçıların sakladığı depoları açmak için bir anahtar kullanarak çevrede dolaşacaksınız.

    Ama defalarca oynamama rağmen henüz tek bir tane bile bulamadım.
    --------------------------------------------------------------------------------------------

    Avcıya Karşı Avcı
    Typhon'un çeşitli yeteneklerini geliştirdikten sonra, oyuncuyu periyodik olarak avlayacak devasa bir uzaylı kabus ortaya çıkar. Ortaya çıkar, bölgeyi sarar, oyuncuyu arar ve bir süre dolduktan sonra kaybolur. Oyuncu bir yere saklanıp bekleyebilir veya istasyonun yörüngesindeki bir uyduyu modifiye ederek, özel bir sinyalle ses kayıtlarını çalarak kabusu cezbedip uzaklaştırmak için bir görevi tamamlayabilir.

    Kabusun kendisi şişman ve tehlikeli, ancak manevra kabiliyeti yok; havalandırma kanallarında saklanıp geçmesini beklemek yeterli. Dünyanın oyuncunun seviye atlamasına tepki vermesi fikri ilginç, ancak zamanlayıcı kötü bir çözüm gibi görünüyor.

    Oyunun, Kabus yaratığını bölgeye ek bir tehlikeli devriye gezen düşman olarak yerleştirmesi ve oyuncuyu onunla başa çıkana kadar gerilmeye, koşmaya ve saklanmaya zorlaması daha iyi olurdu.

    --------------------------------------------------------------------------------------------

    Su katkı maddesi
    Görevlerden birinde oyuncu deneysel bir katkı maddesi üretebilecek ve istasyonun su arıtma sistemini değiştirerek tüm içme çeşmeleri ve kazanların tüketim sonrasında karakterin psiyonik enerjisini geri kazandırmasını sağlayacak ve böylece sonsuz bir mana yenilenme kaynağı elde edecektir.

    Asansör restorasyonu
    Dünyayı gezmenin kullanışlı yollarından biri ana asansördür, ancak oyunun başında arızalıdır. Bir Typhon Teknopat asansörün çalışmasına müdahale etmiştir ve ortadan kaldırılması gerekir. Bu, oyunun başlarında tehlikeli bir düşmandır, ancak doğru araçlarla başa çıkılabilir.

    Asansör, oyun içinde silah çekmenin yasak olduğu güvenli bir mekandır; hatta sakin NPC'lerin bulunduğu koridorlarda bile bu durum geçerlidir. Ancak normal bir yolculuk sırasında asansörün aniden durması, gücünün kesilmesi ve oyuncunun önünde düşman bir hayaletin belirmesi daha da şaşırtıcıdır.

    Benzer bir durum başka bir Resident Evil oyununda da yaşandı ; oyuncu, güvenli bir sığınak görevi gören kayıt odasında bir düşman tarafından hazırlıksız yakalandı.

    Bu, hatırlaması kolay bir şey.
    --------------------------------------------------------------------------------------------

    Deneyler bölümü
    İstasyonda Typhon ile insanlar üzerinde gizli deneyler yapıldığı bir sır değil ve oyuncu bu deneylerin çoğunu tekrarlayabilecek; mahkumların üzerine Taklitçi yaratıklar salabilecek, bir Dokumacının bir cesetten Hayalet yaratmasına izin verebilecek veya yeni silah tasarımlarını test edebilecek.

    Bu, mahsur kalmış bir kaçış kapsülündeki insanları kurtarma ve Typhon felaketinden yarım saat önce fırlatılan uzay mekiğinin kaderine karar verme gibi ahlaki açıdan belirsiz görevleri de içerir. Her iki durumda da, Typhon'u Dünya'ya getirme ve trajediyi daha da büyütme riski vardır. Bu nedenle, kapsülün fırlatılmasına yardım etme veya kontrol odasından uzay mekiğini imha etme konusunda bir karar verilmelidir.

    İstasyonun hayatta kalan son sakinleri, güvenlik şefinin komutası altında kargo bölümünde toplandı. Diğer bölümlere geçebilmek için kilitli bir kapının ardındaki bir hayalet sürüsüyle savaşmaları gerekiyor ve bunu yapabilmek için de çalışan birkaç savunma kulesine ihtiyaçları var.

    Bir diğerinde, bir morg'a girmek için, mekanik bir operatörün periyodik olarak uçarak geçtiği kilitli bir kapıdan geçmeniz gerekiyor. Başka birinde, gizli bir bölmeyi açmak için statik bir nesneyi bir yerden başka bir yere taşımanız ve son olarak, karakterin cesedini tehlikeden kurtarmak için güvenli bir yere taşımanız gerekiyor. Bir diğerinde ise, belirli bir konumda ses kaydı oynatmanız, Typhon'u taramanız, anahtar eşyalar üretmeniz, karakterleri şok tabancasıyla sersemletmeniz, bir cesede şifreyle erişmek için yangını söndürmeniz ve gizli sahibini bulmak için düşman bir operatörü hacklemeniz gerekecek.

    Başka ne olabilir ki?
    Oyunda, arızalı araçları tamir etmesi gereken ancak bunu yapmayan tamirciler yer alıyor. Ancak, böyle bir tamirciye bir şey tamir ederken eşlik edebileceğiniz bir görev oluşturabilirsiniz.

    Taklitçiler her şeye dönüşebilir. Onu önemli bir nesneye dönüştürüp o halde dondurmak, belki de holografik bir kayıttan gelen özel bir sinyalle, eğlenceli olurdu; böylece onu o formda amaçlanan amaç için kullanmak üzere zamana karşı yarışabilirdik.

    Hayaletler, diriltildikleri ölülerin hayatlarından kısa cümleler mırıldanırlar. Bunu kullanarak, yeteneğinizle ölüleri diriltebilir veya bir dokumacıyı bunu yapmaya ikna edebilirsiniz; böylece örneğin tanıdık bir ses kaydını oynatarak değerli bilgiler veya bir erişim kodu öğrenebilirsiniz.

    Üstelik oyuncunun cephaneliğindeki Typhon yeteneklerinden bahsetmiyorum bile. Kendinizin hayalet bir kopyasını yaratabilir, düşmanları kandırmak için ölü taklidi yapabilir, birini gözetlemek için kendinizi bir kupa kılığına sokabilir veya hedeflerinize ulaşmak için insanların ve robotların zihinlerini kontrol edebilirsiniz.
    Bu sefer, çeşitli görev mekanikleri ve oyuncuya tam seçim özgürlüğü sunan, oyuncunun ne yaptığına veya kimi öldürdüğüne bakılmaksızın ana olay örgüsünü bozmayan sürükleyici bir simülasyon oyunundan bir görev analizi daha. Prey , insanlığın Typhon adı verilen uzaylı yaşam formlarıyla karşılaştığı ve kendi yeteneklerini geliştirmek için onları incelediği yakın gelecekteki alternatif bir evrende geçen, seviye atlama, gizlilik ve sistemik unsurları içeren sürükleyici bir simülasyon veya aksiyon nişancı oyunudur. Bir noktada, test denekleri kaçar ve Dünya için bir tehdit oluşturur; uzay istasyonunda mahsur kalan kahraman bu tehditle yüzleşmek zorundadır. İçerik: Açık dünya yapısı istasyonun bölmeleri içinde ve arasında çok sayıda geçit ve açık alan bulunan yarı açık bir dünya. Dünyanın sistemik yapısı nesneleri bileşenlerine ayırmak ve ardından bunlardan ekipman üretmek/işaretçiler kullanarak mürettebat üyelerini takip etmek/Typhon ile cesetleri diriltmek Rol yapma sistemi oyun dünyasında bulunan nöromodülatörler ve kostüm değiştiriciler kullanılarak cinsiyet seçimi ve beceri yükseltmeleri. Görevler ve işler, hedef işaretçisi olan basit işlerdir, ancak çeşitli eylemler ve mekanikler kullanılır. Hareket özgürlüğü ve değişkenlik karakter üzerinde sürekli kontrol, oyunu bozma riski olmadan karşılaştığınız herkesi öldürme yeteneği. Akılda kalıcı görevler, hedef işaretçisi olan ancak çeşitli eylemler ve mekanikler içeren basit görevlerdir. Açık dünya yapısı Oyun dünyası yarı açık ve üç bölüme ayrılmış durumda: Uzay istasyonunun hava ve yerçekimiyle çalışan, birbirine kapı-geçiş sistemi ve üç kat arasında hızlı hareket için ek bir asansörle bağlı ayrı bölümleri (bölümler). SAGITA sistemi, yerçekimi olmayan, hava akımıyla çalışan, istasyonun tamamından geçen ve çeşitli bölmelere erişim sağlayan bir ulaşım merkezidir. İstasyonun etrafındaki, hava ve yerçekiminden arındırılmış, bazı bölmeleri olan bir hava kilidi sistemiyle istasyona bağlı alan. Bu nedenle, oyuncunun istasyondaki bir noktadan diğerine geçmek için her zaman birkaç seçeneği vardır. Oyunun başında, birçok noktaya erişilemez; hava kilitleri kilitlidir ve içeriden manuel olarak açılmalıdır, asansör arızalıdır ve istasyonun birçok kapısı şifreli kilitlerle kilitlenmiştir; bu kilitlerin şifreleri notlarda, ses kayıtlarında veya bilgisayar mesajlarında bulunmalıdır. Bazı kapılar hacklenebilirken, diğerleri istasyon boyunca cesetlerde bulunması gereken anahtar kartlarla kilitlenmiştir. Sürükleyici simülasyon oyunları için tipik olduğu gibi, mekanlar gerçekçi bir şekilde düzenlenmiştir; oturma odaları, tuvaletler, yemek odaları, mutfaklar, dinlenme alanları, çalışma alanları vb. Bu, her odanın yaklaşık konumunu tahmin etmeye yardımcı olur. Kompartman girişindeki kontrol noktalarında genellikle aynı güvenlik görevlileri bulunur. Ancak başka engeller de var: kırık kapılar, molozlar, tehlikeli ortamlar, basınç düşmesi ve benzeri. Bazı yerlerde bunlar havalandırma açıklıklarından geçilerek aşılabilir ve molozlar bir pompa veya imha bombası kullanılarak bağımsız olarak temizlenebilir. Kilitli kapılar, arbalet atışlarıyla bir düğmeye basılarak veya kendinizi bir kupa gibi gizleyerek çatlaklardan geçerek açılabilir. Çevresel tehlikeleri ortadan kaldırmak veya bir duvar boyunca merdiven inşa etmek için alçı topu kullanılabilir. Mekanlar geniş, çeşitli ve dikey olup, karakter zıplayabilir, kendini yukarı çekebilir ve manevra paketi kullanarak süzülebilir bu da engelleri aşmasına ve birçok tehditten kaçınmasına yardımcı olur. Dünyanın sistemik doğası. Sürükleyici bir simülasyon oyunu olan Prey, çeşitli oyun sistemlerine sahiptir: ekipman ve teçhizatın kırılması/onarılması, gizlilik, düşman sesli uyarıları, düşme ve fırlatılan nesnelerin verdiği hasar vb. Aşağıda, görevler için önemli olan sistemleri vurgulayacağım. Kurtarma ve üretim sistemi . Oyun dünyasındaki kaynaklar sınırlıdır; silahlar, ekipmanlar, ilk yardım kitleri ve mühimmat sabit konumlarda bulunur ve yeniden ortaya çıkmaz. Düşman cesetlerinden az miktarda ganimet bulabilirsiniz, ancak bu garanti değildir ve çatışmalar toplayabileceğinizden daha fazla mühimmat tüketir. Üretim sistemi bu sorunu çözüyor. Oyun nesnelerinin neredeyse tamamı, sökülebilen dört ana bileşenden oluşur: çöp, ekipman, cesetler, düşmanlar ve büyük engeller. Daha küçük eşyalar kurtarma istasyonlarında geri dönüştürülürken, daha büyük olanlar geri dönüşüm bombasıyla parçalanarak oyuncunun özel çalışma tezgahlarında çok çeşitli eşyaları (görevle ilgili olanlar da dahil) yeniden oluşturmasına olanak tanır. Bu sistem ayrıca oyuncuyu, bir görev için önemli olan bir eşyayı kaybettiğinde ilerlemesini kaybetmekten de korur. Önemli olan bir tarife sahip olmaktır. Personel Takip Sistemi . Tüm mürettebat üyeleri, güvenlik terminallerinde isim ve pozisyonlarına göre bulunmalarını sağlayan bir takip cihazı taşır. Bu, birçok görevde son derece faydalıdır. Oyuncunun önceden bulamaması gereken nadir ve önemli karakterler dışında, hiçbirinde takip cihazı bulunmaz. Bu sistem, oyunda yaşayan ve ölen kişileri gösteren nesnel işaretlerin varlığını haklı çıkarıyor. Oyunun sürükleyiciliğini bozmamak için diğer görevler için de benzer bir sistem uygulanmalıdır. Typhon evrimi. Yayılmaları, çeşitli çevresel nesneleri taklit ederek kendilerini kamufle edebilen Taklitçilere dayanmaktadır. Bu Taklitçiler daha sonra, hikaye ilerledikçe tüm istasyonu dolduran altın bir parıltı ören Dokuyuculara dönüşürler. Ayrıca bir insan cesedini canlandırarak, bölgede dolaşan ve oyunun ana düşman türünü oluşturan insansı bir hayalete dönüştürebilirler. Adlandırılmış karakterler adlandırılmış hayaletlere dönüşür ve bazı ölümsüz yaratıklar oyunun sonlarında bu formda yeniden canlanır. Rol yapma sistemi Oyunun başında oyuncu karakterin cinsiyetini seçebilir; bu seçim karakterin etkileşimleri ve seslendirmesi dışında hiçbir şeyi etkilemez. Karakter gelişimi, iki geniş kategoriye ayrılan çeşitli dallardaki yetenek ağacı yükseltmeleri yoluyla gerçekleşir: İnsan ve Typhon. Birincisi hasar, sağlık, gizlilik, üretim, hackleme, ağır kaldırma vb. gibi temel yetenekleri geliştirirken, ikincisi alan saldırıları, taklit, yeniden canlandırma, kopya oluşturma ve daha birçokları gibi sihirle karşılaştırılabilir özel psiyonik yetenekler sağlar; bunların hepsi psiyonik enerji tüketir. Oyuncu deneyim puanı veya seviye kazanmaz. Tüm yeteneklerin kilidini açmak için oyun dünyasında bulunan nöromodüller adı verilen eşyaları harcamak gerekir. Oyunun orta ve son aşamalarında, tarifi bulmak, bunları kendiniz üretme yeteneğinin kilidini açacaktır. Başlangıçta sınırlıdır, ancak bir lisans bulduğunuzda sınırsızdır. İnsan yeteneklerinin geliştirilmesi yeni fırsatlar dışında hiçbir şeyi etkilemezken, Typhon yetenekleri onu kademeli olarak onlardan birine dönüştürür; bu da yerel otomatik savunma sistemlerinin düşmanlığıyla kendini gösterir ve oyuncuyu bir uzaylı olarak tanımlamaya başlarlar. Mantıklı olan, benzer şekilde bazı Typhonların oyuncuyu düşman olarak algılamayı bırakması olurdu. En azından basit yüz ifadeleri açısından. Ve düşmanlık eşiği çok çabuk yükseliyor, 3 yetenek yeterli. Seviye atlamanın ek bir yolu da, taklit tarayıcı, çeşitli hasar türlerinden koruma, çeşitli psiyonik yeteneklere bonuslar ve benzeri çeşitli avantajlar sağlayan modülleri kıyafet ve psikoskop kask yuvalarına takmaktır. Modüller istasyonun her yerine dağılmıştır. Oyunun başında Typhon yetenekleri kilitlidir ve farklı düşman türlerini tarayarak kilidi açılırken, insan yetenekleri anında açılır. Oyunun hikayesine göre, nöromodlar başkalarının anılarını içerir ve yerleştirildiklerinde bu anıları ve becerilerini aktarırlar. Ancak oyunda yalnızca boş nöromodlar buluyoruz ve bunlar herhangi bir yükseltme için kullanılabiliyor. Mevcut mürettebat takip sistemi göz önüne alındığında, insan becerilerinin kilidini açmak için bu becerilere sahip kişilerin cesetlerini arayarak bir mekanizma eklemek mümkün olabilirdi. Mühendislik becerileri mekanikçilerden, güvenlik becerileri güvenlik görevlilerinden vb. edinilebilirdi. Bu uygun olurdu. Görevler ve işler Oyunun hedefleri oldukça basit: Çoğu zaman bir yere gitmeniz, bir şeyi tamir etmeniz, bir şeyi etkinleştirmeniz, bir not veya anahtar kartı bulmanız gerekiyor. Bazen biriyle konuşacaksınız ve şaşırtıcı bir şekilde, amaç nadiren birini öldürmek oluyor. Oyunun tüm cazibesi, hedefe ulaşmanın çeşitli yollarında, mekanları keşfetmede ve düşmanlarla kurnazlık, çevreyi kullanma ve dikkat dağıtma yoluyla yüzleşmede yatıyor. Görevler ses kayıtları, notlar, radyo mesajları ve nadir doğrudan karakter diyalogları aracılığıyla verilir ve ilerleme çeşitli oyuncu eylemleriyle gerçekleşir (bunlara daha sonra değineceğiz). Hikaye de aynı şekilde sunulur ve anlatılır, ayrıca nadir oyun içi sahneler ve mekanlardaki çevresel unsurlar aracılığıyla da aktarılır. Cesetlerin, silahların, savunma sistemlerinin ve barikatlardaki dağınık mobilyaların yerleşimi, olayların genel anlatısını tamamlar. Oyunda diyalog sistemi yok; karakter sadece diğerlerinin konuşmalarını dinliyor, bu da sürükleyici deneyimi artırıyor. Oyuncu karakterin kontrolünü elinde tutuyor ve her şeye tepki vermekte ve başkalarının isteklerine uyup uymamakta tamamen özgür. Sessiz bir karakter hiçbir kişilik özelliği göstermez veya oyuncunun düşünceleriyle çelişen hiçbir şey söylemez, bu nedenle oyunun içine dalma hissini bozmaz. Ancak, diğerleri sessizliği normal olarak algılar ki bu da tam tersine oyunun içine dalma hissini yok edebilir. Bazen doğal görünmüyor. Çoğu görev, bir hedef işaretçisiyle işaretlenmiştir, ancak işaretçi içermeyen görevler de vardır. Örneğin, çizimlere dayanarak hazineleri ve ses kayıtlarındaki belirsiz ipuçlarına dayanarak kaçakçıların saklandığı yerleri aramanız gerekecek. Nadir gizli ikincil etkinliklerin hiçbir notu yoktur, örneğin Arboretum'da Rani'yi telepattan kurtarmak gibi. Ara sıra zaman sınırlı görevler olacak, ancak bolca zamanınız var, bu yüzden nadiren acele etmeniz gerekecek. Görevler için genellikle ödül verilmez; sadece hikayede ilerlersiniz veya ek seçeneklerin kilidini açarsınız, ancak çoğu zaman sonunda nöromodüller, planlar, değerli ekipmanlar içeren bir sandık veya ceset elde edersiniz ya da su içerek mana yenilenmesi gibi özel yeteneklerin kilidini açarsınız. Ana olay örgüsü, çevresel değişikliklerle birlikte kronolojik bölümlere ayrılabilir. İlk olarak, istasyonda ilerleyerek kademeli olarak tüm mekanlara erişim kazanırsınız. Ardından, düşman Operatörler şeklinde yeni bir tehdit tüm bölümlerde ortaya çıkar. Son olarak, Typhon'un ilerleyişi ivme kazanır ve çoğu mekan oyuncu için erişilemez hale gelir, geriye sadece olay örgüsü için önemli alanlar kalır. Dünyada giderek yeni düşman türleri ortaya çıkıyor, Typhon ağı yayılıyor ve savunma sistemleri uzaylı tehdidine yenik düşerek oyuncuyu çaresiz bir duruma düşürüyor. Hareket özgürlüğü ve değişkenlik Oyuncunun hedefleri nispeten basit olduğundan, değişkenlik esas olarak hedefe nasıl ulaşılacağı ve yol boyunca engellerin nasıl aşılacağı konusunda yatmaktadır. Örneğin, bir onarım görevinde, bölgede çalışan bir yedek parça bulabilir, onarım yeteneğiyle onarabilir veya istasyonda bulunan bir tarifi kullanarak bir üretim istasyonunda yeni bir parça üretebilirsiniz. Oyun, giriş bölümü, açılış ve kapanış ara sahneleri dışında karakter kontrolünüzü asla elinizden almaz. Karşılaştığınız herhangi bir karakteri, hatta önemli görev karakterlerini bile öldürmekte veya onları şok tabancasıyla sersemleterek eylemlerini ve diyaloglarını kesmekte özgürsünüz ve bu durum oyunu bozmaz. Tüm bunlar, ana olay örgüsü için hayati önem taşıyan karakterlerin oyuncuyla uzaktan iletişim kurması ve temel rollerini yerine getirene kadar doğrudan etkileşime girmemesiyle sağlanır. Daha önce karşılaşılanlar, yok edildiklerinde montaj istasyonlarında sonsuzca yeniden inşa edilen robot karakterlerdir ve bilgilerin önemli bir kısmı, hafıza kaybından önce kahramanın kendisinden alınan ses kayıtları veya video kayıtları aracılığıyla iletilir. Oyuncu ayrıca onlara karşı ölümcül bir şey yapamaz. Son çare olarak, oyun istasyondan bir kaçış kapsülüyle kaçmayı gerektiren alternatif bir son sunuyor; bu son için başka karakterlere veya kaybedilebilecek önemli eşyalara ihtiyaç duyulmuyor. Hemen açılmayacak olsa da, en uç durumlarda bile oyunun tamamlanmasını garanti ediyor. Elbette, oyun klasik ahlaki seçimler de içeriyor: kurtarmak/öldürmek, yardım etmek/görmezden gelmek, isteğe bağlı bir görevi tamamlamak veya iki seçenek arasında seçim yapmak. Bu seçimler, ikincil görevlerin ve ana hikayedeki mevcut seçeneklerin sonuçlarını belirleyecek; diğer hayatta kalanlarla birlikte istasyondan ayrılma seçeneği ise ikincil karakterlerden birine ve oyunun sonuna doğru ana hikayeye paralel olarak ilerleyen ilgili bir görev serisinin tamamlanmasına bağlıdır. Epilog, bir köpeğin rüyası şeklinde olup, sonucu insan/Typhon yeteneklerinin dengesi, ahlaki seçimler ve kurtarılan hayatlar tarafından belirlenir. Başarılı olursa, istasyondaki olayların Dünya üzerindeki sonuçları gösterilecek ve son, sonuçsuz bir seçim yapmamız istenecektir. Son çok ani ve daha fazla açıklama gerektiriyor. Unutulmaz görevler Prey'deki görevler oldukça basit, ancak bunları tamamlamak için kullanılan mekanikler çeşitlilik gösteriyor. Genellikle oyunlarda karakter yürür, dövüşür, iletişim kurar, gizlice ilerler, arama yapar ve keşifte bulunur; bu da diğer birçok oyun fırsatının kullanılmadan kalmasına neden olur. Ancak burada geliştiriciler gerçekten yaratıcı olmuşlar. -------------------------------------------------------------------------------------------- Aşçı, diğer aşçıya soruyor. Klasik bir görevle başlayalım. Hikayede ilerlemek için oyuncunun kilitli bir kapıyı açmak üzere bir sesli komut alması gerekiyor. Bu, hayatta kalan insanların zihinlerini ele geçirmiş telepatik Typhon'larla dolu konut modülüne dağılmış belirli bir karakterin ses kayıtlarını toplamayı gerektiriyor. Kontrolleri dışında kalan tek aşçı da orada, mutfağa barikat kurmuş durumda. Oyuncu, Typhon'ları yenerek içeri girmelerini ve son ses kaydına erişmelerini sağlamalıdır. Şef bir sürpriz açıklayacak ve oyuncuyu bir buzdolabına hapsedecek. Oyuncu kaçmak için buz bloklarını bir ışın tabancasıyla eritmelidir. Serbest kaldıktan sonra, oyun dünyasında tuzaklı kapılar ve terminaller şeklinde hediyeler bulacak ve oyunun sonuna kadar önemli olaylar hakkında yorumlarda bulunacaktır. Onunla başa çıkmak için, penceredeki tuşa dokunarak başka bir karakterle iletişime geçmeniz ve ayrı bir test denek terminali aracılığıyla aşçının kimlik numarasını ve konumunu bulmanız gerekiyor. Bu görevde bir sürü benzersiz özellik var: ses kayıtları toplamak, ışın tabancasının benzersiz bir kullanımı, tuzaklarla ve aşçının yorumlarıyla oyun dünyasını değiştirmek ve çevreyi ihbar etme zorunluluğu. Ve tüm bunlar, sözlerinde herhangi bir tutarsızlık fark ederseniz, aşçıyı ilk karşılaşmanızda öldürüp görevi başlamadan bitirebileceğiniz gerçeğine rağmen geçerli. Oyun bunu yasaklamıyor. İlginç bir şekilde, oyunda belirli bir karakter için görev için gerekenden daha fazla odyolog bulunuyor. Bu, hepsini bulmanız gerekmediği anlamına geliyor, çünkü görev işaretçisiyle işaretlenmemişler. Ayrıca, kaçakçıların sakladığı depoları açmak için bir anahtar kullanarak çevrede dolaşacaksınız. Ama defalarca oynamama rağmen henüz tek bir tane bile bulamadım. -------------------------------------------------------------------------------------------- Avcıya Karşı Avcı Typhon'un çeşitli yeteneklerini geliştirdikten sonra, oyuncuyu periyodik olarak avlayacak devasa bir uzaylı kabus ortaya çıkar. Ortaya çıkar, bölgeyi sarar, oyuncuyu arar ve bir süre dolduktan sonra kaybolur. Oyuncu bir yere saklanıp bekleyebilir veya istasyonun yörüngesindeki bir uyduyu modifiye ederek, özel bir sinyalle ses kayıtlarını çalarak kabusu cezbedip uzaklaştırmak için bir görevi tamamlayabilir. Kabusun kendisi şişman ve tehlikeli, ancak manevra kabiliyeti yok; havalandırma kanallarında saklanıp geçmesini beklemek yeterli. Dünyanın oyuncunun seviye atlamasına tepki vermesi fikri ilginç, ancak zamanlayıcı kötü bir çözüm gibi görünüyor. Oyunun, Kabus yaratığını bölgeye ek bir tehlikeli devriye gezen düşman olarak yerleştirmesi ve oyuncuyu onunla başa çıkana kadar gerilmeye, koşmaya ve saklanmaya zorlaması daha iyi olurdu. -------------------------------------------------------------------------------------------- Su katkı maddesi Görevlerden birinde oyuncu deneysel bir katkı maddesi üretebilecek ve istasyonun su arıtma sistemini değiştirerek tüm içme çeşmeleri ve kazanların tüketim sonrasında karakterin psiyonik enerjisini geri kazandırmasını sağlayacak ve böylece sonsuz bir mana yenilenme kaynağı elde edecektir. Asansör restorasyonu Dünyayı gezmenin kullanışlı yollarından biri ana asansördür, ancak oyunun başında arızalıdır. Bir Typhon Teknopat asansörün çalışmasına müdahale etmiştir ve ortadan kaldırılması gerekir. Bu, oyunun başlarında tehlikeli bir düşmandır, ancak doğru araçlarla başa çıkılabilir. Asansör, oyun içinde silah çekmenin yasak olduğu güvenli bir mekandır; hatta sakin NPC'lerin bulunduğu koridorlarda bile bu durum geçerlidir. Ancak normal bir yolculuk sırasında asansörün aniden durması, gücünün kesilmesi ve oyuncunun önünde düşman bir hayaletin belirmesi daha da şaşırtıcıdır. Benzer bir durum başka bir Resident Evil oyununda da yaşandı ; oyuncu, güvenli bir sığınak görevi gören kayıt odasında bir düşman tarafından hazırlıksız yakalandı. Bu, hatırlaması kolay bir şey. -------------------------------------------------------------------------------------------- Deneyler bölümü İstasyonda Typhon ile insanlar üzerinde gizli deneyler yapıldığı bir sır değil ve oyuncu bu deneylerin çoğunu tekrarlayabilecek; mahkumların üzerine Taklitçi yaratıklar salabilecek, bir Dokumacının bir cesetten Hayalet yaratmasına izin verebilecek veya yeni silah tasarımlarını test edebilecek. Bu, mahsur kalmış bir kaçış kapsülündeki insanları kurtarma ve Typhon felaketinden yarım saat önce fırlatılan uzay mekiğinin kaderine karar verme gibi ahlaki açıdan belirsiz görevleri de içerir. Her iki durumda da, Typhon'u Dünya'ya getirme ve trajediyi daha da büyütme riski vardır. Bu nedenle, kapsülün fırlatılmasına yardım etme veya kontrol odasından uzay mekiğini imha etme konusunda bir karar verilmelidir. İstasyonun hayatta kalan son sakinleri, güvenlik şefinin komutası altında kargo bölümünde toplandı. Diğer bölümlere geçebilmek için kilitli bir kapının ardındaki bir hayalet sürüsüyle savaşmaları gerekiyor ve bunu yapabilmek için de çalışan birkaç savunma kulesine ihtiyaçları var. Bir diğerinde, bir morg'a girmek için, mekanik bir operatörün periyodik olarak uçarak geçtiği kilitli bir kapıdan geçmeniz gerekiyor. Başka birinde, gizli bir bölmeyi açmak için statik bir nesneyi bir yerden başka bir yere taşımanız ve son olarak, karakterin cesedini tehlikeden kurtarmak için güvenli bir yere taşımanız gerekiyor. Bir diğerinde ise, belirli bir konumda ses kaydı oynatmanız, Typhon'u taramanız, anahtar eşyalar üretmeniz, karakterleri şok tabancasıyla sersemletmeniz, bir cesede şifreyle erişmek için yangını söndürmeniz ve gizli sahibini bulmak için düşman bir operatörü hacklemeniz gerekecek. Başka ne olabilir ki? Oyunda, arızalı araçları tamir etmesi gereken ancak bunu yapmayan tamirciler yer alıyor. Ancak, böyle bir tamirciye bir şey tamir ederken eşlik edebileceğiniz bir görev oluşturabilirsiniz. Taklitçiler her şeye dönüşebilir. Onu önemli bir nesneye dönüştürüp o halde dondurmak, belki de holografik bir kayıttan gelen özel bir sinyalle, eğlenceli olurdu; böylece onu o formda amaçlanan amaç için kullanmak üzere zamana karşı yarışabilirdik. Hayaletler, diriltildikleri ölülerin hayatlarından kısa cümleler mırıldanırlar. Bunu kullanarak, yeteneğinizle ölüleri diriltebilir veya bir dokumacıyı bunu yapmaya ikna edebilirsiniz; böylece örneğin tanıdık bir ses kaydını oynatarak değerli bilgiler veya bir erişim kodu öğrenebilirsiniz. Üstelik oyuncunun cephaneliğindeki Typhon yeteneklerinden bahsetmiyorum bile. Kendinizin hayalet bir kopyasını yaratabilir, düşmanları kandırmak için ölü taklidi yapabilir, birini gözetlemek için kendinizi bir kupa kılığına sokabilir veya hedeflerinize ulaşmak için insanların ve robotların zihinlerini kontrol edebilirsiniz.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Günün öne çıkan teknoloji başlığına göz atın:

    **SAMSUNG NOTES'TA "TELEFONU ARAÇ OLARAK KULLAN" SEÇENEĞI GÖRÜNMÜYOR**

    Merhaba, sorunumu yapay zeka ile çözmeyi daha önce denedim, ancak şimdiye kadar işe yaramadı. Samsung Notes uygulamasında S26 Ultra telefonumu tabletim için renk paleti olarak kullanmak istiyorum. Her şey bağlı, ancak Notes uygulamasında çok önemli olan telefonu araç olarak kullan"simgesi...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6711/

    #samsung #notesta #telefonu #araç #olarak #teknoloji #techforumtr
    📢 Günün öne çıkan teknoloji başlığına göz atın: 📌 **SAMSUNG NOTES'TA "TELEFONU ARAÇ OLARAK KULLAN" SEÇENEĞI GÖRÜNMÜYOR** 📝 Merhaba, sorunumu yapay zeka ile çözmeyi daha önce denedim, ancak şimdiye kadar işe yaramadı. Samsung Notes uygulamasında S26 Ultra telefonumu tabletim için renk paleti olarak kullanmak istiyorum. Her şey bağlı, ancak Notes uygulamasında çok önemli olan telefonu araç olarak kullan"simgesi... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6711/ #samsung #notesta #telefonu #araç #olarak #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 771 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Fahrenheit Five Neden Beş Kez Oynadım
    Bir kere oynayıp bitirdiğiniz, kapatıp unuttuğunuz oyunlar vardır. Yıllar sonra geri dönüp, güneşin daha parlak parladığı ve dünyanın daha nazik olduğu zamanları nostaljik bir şekilde anımsadığınız oyunlar da vardır. Ve sonra, içinizde bir kıymık gibi yaşayan ve her oynadığınızda yeniden aşık olduğunuz bir oyun vardır. Özellikle de güncellenmiş dokulara sahip yeniden düzenlenmiş bir sürümü yayınlandıktan sonra, oynamayanlara da oynama ve ne tür bir meyve olduğunu görme fırsatı verdi. 2005 yılında piyasaya sürüldüğünü düşünürsek, oyun hala keyifli ve sürükleyici.

    Benim için bu, tüm QTE oyunlarının ve interaktif filmlerin atası olan Fahrenheit Indigo Prophecy. Beş kez bitirdim. Ve açıkçası, altıncı kez oynamaya da hazırım.

    İlk buluşma. 14 yaşındaydım.
    Tam olarak nasıl edindiğimi hatırlamak zor. Muhtemelen oyunları YouTube fragmanları veya Metacritic puanlarıyla değil, "kapağı güzel göründüğü için torrentten bir klasör indirerek" keşfettiğimiz zamanlardı. 14 veya 15 yaşındaydım, odamda oturuyordum, dışarıda kış vardı (atmosfer de buna uyuyordu) ve Quantic Dream'in daha sonra Heavy Rain, Beyond Two Souls ve Detroit'i yapacak olan aynı kişiler olduğunu bilmiyordum.

    Oyunu yeni başlattım ve sonuna kadar kendimi oyundan ayıramadım.

    İlk sahne bir lokantanın tuvaletinde geçiyor. Kahraman Lucas Kane, tuvaletin başında oturuyor, başı zonkluyor, elleri titriyor ve sonra tuvaletten çıkıp bir bıçak alıyor ve... bir adamı öldürüyor. Hiçbir sebep yokken. Nedenini bile anlamadan.

    14 yaşında bir çocuk için şok ediciydi. O zamanlar oyunlarda böyle bir şey hiç görmemiştim.

    Fahrenheit tam olarak nedir?
    Kısaca özetlemek gerekirse: 2005 yılında yayınlanan, David Cage tarafından yapılmış interaktif bir film. New York şehri anormal derecede soğuk bir döneme giriyor, şehirde bir dizi garip cinayet işleniyor ve siz aynı anda üç karakteri birden kontrol ediyorsunuz:

    Lucas Kane, sıradan bir programcıdır ve öfke nöbeti sırasında tanımadığı birini öldürür ve başına gelenleri anlamaz. Carla Valenti, cinayetleri araştıran dedektiftir. Tyler Miles ise Carla'nın ortağı olan ikinci dedektiftir.

    Bundan sonra, mistisizm, kadim kahinler, Hint ritüelleri, dünyanın sonu ve sonunda ağzınız açık kalacak kadar çılgın bir olay içeren bir dedektiflik öyküsü geliyor.

    Ama asıl önemli olan bu değil. Önemli olan, bunu nasıl anlattığı.

    Neden beş kez oynadım?
    Dürüst olmak gerekirse, "başarımlar için tekrar oynamak" veya "tüm sonları görmek" gibi şeylerin hayranı değilim. Daha çok tembel bir oyuncuyum; bir kere oynarım ve unuturum. Ama Fahrenheit beni her seferinde yeniden kendine bağlamayı başardı.

    İlk seferinde olay örgüsüne şok olmuş bir şekilde içinden geçtim.

    İkinci denememde ise bunu bilinçli olarak yaptım; diyaloglarda farklı replikler seçtim ve Carla ile Tyler'ın tepkilerinin nasıl değiştiğini gözlemledim.

    Üçüncü deneme - Hızlı Zamanlı Etkinlikte (QTE) hata yapmamaya çalıştım (daha fazlası aşağıda).

    Dördüncü ve beşinci bölümleri nostalji için ve yeniden düzenlenmiş versiyonda nelerin değiştiğini deneyimlemek için izledim. Onları bir dizi izler gibi izledim. Tıpkı yılbaşından önce her yıl tekrar izlediğiniz, bayram ruhunu hissettiğiniz ve nostalji duygusunu yaşadığınız filmler gibi. Benim için Fahrenheit, oyun sektöründe bu rolü oynuyor.

    Onu neden seviyorum?
    1. New York'un kış atmosferi
    Karla kaplı bir şehir, boş sokaklar, buğulu nefes, kafelerde kısık sesle çalan caz müziği, neon tabelalar. Oyun, genellikle sadece iyi bir film noir'da bulunan "büyük şehirde yalnızlık" hissini bir şekilde aktarmayı başarıyor. Olağanüstü soğukluğu ve bunaltıcı atmosferi fiziksel olarak hissedebiliyorsunuz.

    2. Hayatta olan karakterler
    Lucas, Carla ve Tyler "görevleri olan oyun kuklaları" değiller. Onlar da insanlar. Carla klostrofobiyle mücadele ediyor ve kabuslarıyla başa çıkmaya çalışıyor. Tyler uykusuz gecelerden ve soruşturmadan bitkin düşmüş durumda (oyunda, yanlış hatırlamıyorsam, bir de ruh sağlığı göstergesi var). Lucas normal bir hayat yaşamaya çalışıyor, ta ki bir gün bir kafede yaşanan bir olaydan sonra polisler dairesine baskın yapıp hayatını altüst edene kadar.

    3. Hala dinlediğim film müzikleri
    Angelo Badalamenti (evet, Lynch ile Twin Peaks'te çalışan aynı kişi) bu oyunun müziklerini besteledi ve bu müzikler hâlâ tüylerimi diken diken ediyor. Ana tema, "Dreams of a Murder", "Overdose."

    4. Anlamlı QTE'ler
    Günümüzde Hızlı Zamanlı Etkinlikler (Quick Time Events) çoğu zaman oyunculara yönelik bir hakaret olarak kullanılıyor. "Ölmekten kaçınmak için X'e basın."

    Ama Fahrenheit'te QTE'ler (Hızlı Zamanlı Etkinlikler) anlatının bir parçasıydı. Polislerden panik içinde kaçıyorsunuz ve panik, ekrandaki panikle senkronize oluyor. Kavga ediyorsunuz ve refleksleriniz Lucas'ın yüzüne yumruk yiyip yemeyeceğini belirliyor. Bir kızla yataktasınız ve evet, orada da QTE'ler vardı ve beklenmedik bir şekilde hem komik hem de garip bir durum yaratıyordu.

    5. Tuhaf olmaktan çekinmeyen bir olay örgüsü
    Oyunun sonunu spoiler vermeden anlatayım: Fahrenheit, oyunun sonuna doğru öyle kozmik bir boyuta ulaşıyor ki, oturup "Az önce ne oldu böyle?" diye merak edeceksiniz. Antik uygarlıklar, kahinler, iklim felaketi, insanlığın kaderi için son savaş yine de oyun, samimi bir havayı korumayı başarıyor; belirli bireylerin hikayesi merkezde kalıyor.

    Olumsuz yönleri mi? Bazıları var.
    Dürüst olmak gerekirse: oyun eski ve şu an biraz itici gelebilir.

    Grafikler 2005'ten kalma. Yüzler bazı yerlerde biraz sert, animasyonlar garip. Sonu -evet, çılgınca ama biraz tutarsız ve kafa karıştırıcı olabiliyor. Cage'in cilalı bir son için zamanı yokmuş gibi geliyor ve bazı sonlar, şahsen benim için, biraz sıkıcı ve ilgisizdi. Daha destansı bir sürpriz ve bazı açıklamalar bekliyordum, ama genel olarak, korkunç değil; neredeyse tüm sorularımı yanıtlıyor. Bazı QTE'ler özellikle dövüş sahnelerinde- sinir bozucu ve kafa karıştırıcı o kadar garip ki iki veya üç kez tekrar oynamanız gerekiyor.

    Ancak tüm bunlar affedilebilir çünkü oyunun bir ruhu var; modern AAA oyunlarının %90'ının baştan beri ruhtan yoksun olduğunu düşünürsek. O zamanlar farklı bir dünyaydı, ajandalar veya sansür yoktu, gerçek anlamda, hatta sanat eserleri diyebileceğim bir dönemdi.

    Neden bugün almalısınız?
    Eğer daha önce Fahrenheit oynamadıysanız, bir deneyin. Ciddi söylüyorum. Her açıdan iyi yaşlanmış bir oyun değil. Ama benim için, benimle birlikte olgunlaşan bir oyun.

    14 yaşında, onu cinayetler ve mistisizm içeren sert bir dedektif hikayesi olarak görürsünüz. 20 yaşında, yalnızlık ve kendini keşfetme üzerine bir hikaye olur. 30 yaşında ise, etrafınızdaki dünya çıldırırken insan olmanın ve insan kalmanın ne anlama geldiğine dair bir yansıma olarak algılarsınız.

    O tıpkı iyi bir kitap gibi. Her okuduğunuzda yeni bir şey keşfediyorsunuz.

    Epilog
    Altıncı kez geri döner miyim bilmiyorum. Büyük ihtimalle evet. Kışa kadar bekleyeceğim, hafta sonu açacağım, pizza sipariş edeceğim, kimse beni rahatsız etmesin diye telefonumu kapatacağım ve Lucas Kane'in bir lokanta tuvaletinde bir yabancıyı öldürmesine ve olaylar zincirini başlatmasına izin vereceğim.

    Çünkü bazı oyunlar ilgi çekicidir. Bir de anılar yaratan oyunlar vardır; Fahrenheit benim için işte böyle bir oyun. O tasasız zamanların anıları.

    Ve bu aşkın sonsuza dek süreceği anlaşılıyor.

    Birden fazla kez oynadığınız ve kalbinizde özel bir yeri olan, geçmişin ve o zamanların bir anısı olan oyun hangisi? Yorumlarda bildirin.
    Bir kere oynayıp bitirdiğiniz, kapatıp unuttuğunuz oyunlar vardır. Yıllar sonra geri dönüp, güneşin daha parlak parladığı ve dünyanın daha nazik olduğu zamanları nostaljik bir şekilde anımsadığınız oyunlar da vardır. Ve sonra, içinizde bir kıymık gibi yaşayan ve her oynadığınızda yeniden aşık olduğunuz bir oyun vardır. Özellikle de güncellenmiş dokulara sahip yeniden düzenlenmiş bir sürümü yayınlandıktan sonra, oynamayanlara da oynama ve ne tür bir meyve olduğunu görme fırsatı verdi. 2005 yılında piyasaya sürüldüğünü düşünürsek, oyun hala keyifli ve sürükleyici. Benim için bu, tüm QTE oyunlarının ve interaktif filmlerin atası olan Fahrenheit Indigo Prophecy. Beş kez bitirdim. Ve açıkçası, altıncı kez oynamaya da hazırım. İlk buluşma. 14 yaşındaydım. Tam olarak nasıl edindiğimi hatırlamak zor. Muhtemelen oyunları YouTube fragmanları veya Metacritic puanlarıyla değil, "kapağı güzel göründüğü için torrentten bir klasör indirerek" keşfettiğimiz zamanlardı. 14 veya 15 yaşındaydım, odamda oturuyordum, dışarıda kış vardı (atmosfer de buna uyuyordu) ve Quantic Dream'in daha sonra Heavy Rain, Beyond Two Souls ve Detroit'i yapacak olan aynı kişiler olduğunu bilmiyordum. Oyunu yeni başlattım ve sonuna kadar kendimi oyundan ayıramadım. İlk sahne bir lokantanın tuvaletinde geçiyor. Kahraman Lucas Kane, tuvaletin başında oturuyor, başı zonkluyor, elleri titriyor ve sonra tuvaletten çıkıp bir bıçak alıyor ve... bir adamı öldürüyor. Hiçbir sebep yokken. Nedenini bile anlamadan. 14 yaşında bir çocuk için şok ediciydi. O zamanlar oyunlarda böyle bir şey hiç görmemiştim. Fahrenheit tam olarak nedir? Kısaca özetlemek gerekirse: 2005 yılında yayınlanan, David Cage tarafından yapılmış interaktif bir film. New York şehri anormal derecede soğuk bir döneme giriyor, şehirde bir dizi garip cinayet işleniyor ve siz aynı anda üç karakteri birden kontrol ediyorsunuz: Lucas Kane, sıradan bir programcıdır ve öfke nöbeti sırasında tanımadığı birini öldürür ve başına gelenleri anlamaz. Carla Valenti, cinayetleri araştıran dedektiftir. Tyler Miles ise Carla'nın ortağı olan ikinci dedektiftir. Bundan sonra, mistisizm, kadim kahinler, Hint ritüelleri, dünyanın sonu ve sonunda ağzınız açık kalacak kadar çılgın bir olay içeren bir dedektiflik öyküsü geliyor. Ama asıl önemli olan bu değil. Önemli olan, bunu nasıl anlattığı. Neden beş kez oynadım? Dürüst olmak gerekirse, "başarımlar için tekrar oynamak" veya "tüm sonları görmek" gibi şeylerin hayranı değilim. Daha çok tembel bir oyuncuyum; bir kere oynarım ve unuturum. Ama Fahrenheit beni her seferinde yeniden kendine bağlamayı başardı. İlk seferinde olay örgüsüne şok olmuş bir şekilde içinden geçtim. İkinci denememde ise bunu bilinçli olarak yaptım; diyaloglarda farklı replikler seçtim ve Carla ile Tyler'ın tepkilerinin nasıl değiştiğini gözlemledim. Üçüncü deneme - Hızlı Zamanlı Etkinlikte (QTE) hata yapmamaya çalıştım (daha fazlası aşağıda). Dördüncü ve beşinci bölümleri nostalji için ve yeniden düzenlenmiş versiyonda nelerin değiştiğini deneyimlemek için izledim. Onları bir dizi izler gibi izledim. Tıpkı yılbaşından önce her yıl tekrar izlediğiniz, bayram ruhunu hissettiğiniz ve nostalji duygusunu yaşadığınız filmler gibi. Benim için Fahrenheit, oyun sektöründe bu rolü oynuyor. Onu neden seviyorum? 1. New York'un kış atmosferi Karla kaplı bir şehir, boş sokaklar, buğulu nefes, kafelerde kısık sesle çalan caz müziği, neon tabelalar. Oyun, genellikle sadece iyi bir film noir'da bulunan "büyük şehirde yalnızlık" hissini bir şekilde aktarmayı başarıyor. Olağanüstü soğukluğu ve bunaltıcı atmosferi fiziksel olarak hissedebiliyorsunuz. 2. Hayatta olan karakterler Lucas, Carla ve Tyler "görevleri olan oyun kuklaları" değiller. Onlar da insanlar. Carla klostrofobiyle mücadele ediyor ve kabuslarıyla başa çıkmaya çalışıyor. Tyler uykusuz gecelerden ve soruşturmadan bitkin düşmüş durumda (oyunda, yanlış hatırlamıyorsam, bir de ruh sağlığı göstergesi var). Lucas normal bir hayat yaşamaya çalışıyor, ta ki bir gün bir kafede yaşanan bir olaydan sonra polisler dairesine baskın yapıp hayatını altüst edene kadar. 3. Hala dinlediğim film müzikleri Angelo Badalamenti (evet, Lynch ile Twin Peaks'te çalışan aynı kişi) bu oyunun müziklerini besteledi ve bu müzikler hâlâ tüylerimi diken diken ediyor. Ana tema, "Dreams of a Murder", "Overdose." 4. Anlamlı QTE'ler Günümüzde Hızlı Zamanlı Etkinlikler (Quick Time Events) çoğu zaman oyunculara yönelik bir hakaret olarak kullanılıyor. "Ölmekten kaçınmak için X'e basın." Ama Fahrenheit'te QTE'ler (Hızlı Zamanlı Etkinlikler) anlatının bir parçasıydı. Polislerden panik içinde kaçıyorsunuz ve panik, ekrandaki panikle senkronize oluyor. Kavga ediyorsunuz ve refleksleriniz Lucas'ın yüzüne yumruk yiyip yemeyeceğini belirliyor. Bir kızla yataktasınız ve evet, orada da QTE'ler vardı ve beklenmedik bir şekilde hem komik hem de garip bir durum yaratıyordu. 5. Tuhaf olmaktan çekinmeyen bir olay örgüsü Oyunun sonunu spoiler vermeden anlatayım: Fahrenheit, oyunun sonuna doğru öyle kozmik bir boyuta ulaşıyor ki, oturup "Az önce ne oldu böyle?" diye merak edeceksiniz. Antik uygarlıklar, kahinler, iklim felaketi, insanlığın kaderi için son savaş yine de oyun, samimi bir havayı korumayı başarıyor; belirli bireylerin hikayesi merkezde kalıyor. Olumsuz yönleri mi? Bazıları var. Dürüst olmak gerekirse: oyun eski ve şu an biraz itici gelebilir. Grafikler 2005'ten kalma. Yüzler bazı yerlerde biraz sert, animasyonlar garip. Sonu -evet, çılgınca ama biraz tutarsız ve kafa karıştırıcı olabiliyor. Cage'in cilalı bir son için zamanı yokmuş gibi geliyor ve bazı sonlar, şahsen benim için, biraz sıkıcı ve ilgisizdi. Daha destansı bir sürpriz ve bazı açıklamalar bekliyordum, ama genel olarak, korkunç değil; neredeyse tüm sorularımı yanıtlıyor. Bazı QTE'ler özellikle dövüş sahnelerinde- sinir bozucu ve kafa karıştırıcı o kadar garip ki iki veya üç kez tekrar oynamanız gerekiyor. Ancak tüm bunlar affedilebilir çünkü oyunun bir ruhu var; modern AAA oyunlarının %90'ının baştan beri ruhtan yoksun olduğunu düşünürsek. O zamanlar farklı bir dünyaydı, ajandalar veya sansür yoktu, gerçek anlamda, hatta sanat eserleri diyebileceğim bir dönemdi. Neden bugün almalısınız? Eğer daha önce Fahrenheit oynamadıysanız, bir deneyin. Ciddi söylüyorum. Her açıdan iyi yaşlanmış bir oyun değil. Ama benim için, benimle birlikte olgunlaşan bir oyun. 14 yaşında, onu cinayetler ve mistisizm içeren sert bir dedektif hikayesi olarak görürsünüz. 20 yaşında, yalnızlık ve kendini keşfetme üzerine bir hikaye olur. 30 yaşında ise, etrafınızdaki dünya çıldırırken insan olmanın ve insan kalmanın ne anlama geldiğine dair bir yansıma olarak algılarsınız. O tıpkı iyi bir kitap gibi. Her okuduğunuzda yeni bir şey keşfediyorsunuz. Epilog Altıncı kez geri döner miyim bilmiyorum. Büyük ihtimalle evet. Kışa kadar bekleyeceğim, hafta sonu açacağım, pizza sipariş edeceğim, kimse beni rahatsız etmesin diye telefonumu kapatacağım ve Lucas Kane'in bir lokanta tuvaletinde bir yabancıyı öldürmesine ve olaylar zincirini başlatmasına izin vereceğim. Çünkü bazı oyunlar ilgi çekicidir. Bir de anılar yaratan oyunlar vardır; Fahrenheit benim için işte böyle bir oyun. O tasasız zamanların anıları. Ve bu aşkın sonsuza dek süreceği anlaşılıyor. Birden fazla kez oynadığınız ve kalbinizde özel bir yeri olan, geçmişin ve o zamanların bir anısı olan oyun hangisi? Yorumlarda bildirin.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • James Handy, Los Angeles'ta öldürüldü
    "Jumanji" ve "Top Gun: Maverick" filmlerinin yıldızı olan 81 yaşındaki aktör James Handy, Los Angeles'ta öldürüldü.

    Sevgilisinin oğlu tarafından vahşice bıçaklanarak öldürüldü saldırının ardından 911'i arayan oğul korkunç bir itirafta bulundu.

    Amerika Birleşik Devletleri'nden üzücü haber: Amerikalı aktör James Handy, Los Angeles'ın Tarzana bölgesinde hayatını kaybetti. Yerel medya, polise dayandırdığı haberlerinde, 81 yaşındaki aktörün evinin yakınlarında göğsünden bıçaklanmış halde bulunduğunu belirtti. Sağlık ekipleri hayatını kurtaramadı.

    Handy'nin sevgilisinin oğlu olan 44 yaşındaki Michael Gledhill, cinayetten şüpheleniliyor. Suç, dehşet verici ayrıntılarla birlikte işlendi. Soruşturmacılara göre, saldırıdan hemen sonra adam 911'i aradı ve belirsiz bir şekilde şu sözleri söyledi: "Ben insanoğluyum, günahkar bir adamı öldürdüm." Polis memurları olay yerine geldiğinde, Gledhill itiraz etmedi; sakin bir şekilde memurlara yaklaştı ve özellikle kendisi için orada olduklarını belirtti. Şüpheli şu anda gözaltında ve mahkeme kefaletini 2 milyon dolar olarak belirledi.

    James Handy'yi nasıl hatırlayacağız?

    Film ve televizyon hayranları için Handy, adını hatırlamasanız bile yüzünü herkesin tanıdığı ikonik yardımcı oyunculardan biriydi. Kariyeri boyunca yüzden fazla projede yer aldı. En dikkat çekici rolleri şunlardır: Filmde:

    Orijinal Jumanji (1995)
    "Top Gun: Maverick"
    Araknofobi
    Bu seride The X-Files ve Star Trek gibi geek klasiklerinin yanı sıra The Mentalist ve Castle gibi popüler polisiye diziler de yer alıyor.
    "Jumanji" ve "Top Gun: Maverick" filmlerinin yıldızı olan 81 yaşındaki aktör James Handy, Los Angeles'ta öldürüldü. Sevgilisinin oğlu tarafından vahşice bıçaklanarak öldürüldü saldırının ardından 911'i arayan oğul korkunç bir itirafta bulundu. Amerika Birleşik Devletleri'nden üzücü haber: Amerikalı aktör James Handy, Los Angeles'ın Tarzana bölgesinde hayatını kaybetti. Yerel medya, polise dayandırdığı haberlerinde, 81 yaşındaki aktörün evinin yakınlarında göğsünden bıçaklanmış halde bulunduğunu belirtti. Sağlık ekipleri hayatını kurtaramadı. Handy'nin sevgilisinin oğlu olan 44 yaşındaki Michael Gledhill, cinayetten şüpheleniliyor. Suç, dehşet verici ayrıntılarla birlikte işlendi. Soruşturmacılara göre, saldırıdan hemen sonra adam 911'i aradı ve belirsiz bir şekilde şu sözleri söyledi: "Ben insanoğluyum, günahkar bir adamı öldürdüm." Polis memurları olay yerine geldiğinde, Gledhill itiraz etmedi; sakin bir şekilde memurlara yaklaştı ve özellikle kendisi için orada olduklarını belirtti. Şüpheli şu anda gözaltında ve mahkeme kefaletini 2 milyon dolar olarak belirledi. James Handy'yi nasıl hatırlayacağız? Film ve televizyon hayranları için Handy, adını hatırlamasanız bile yüzünü herkesin tanıdığı ikonik yardımcı oyunculardan biriydi. Kariyeri boyunca yüzden fazla projede yer aldı. En dikkat çekici rolleri şunlardır: Filmde: Orijinal Jumanji (1995) "Top Gun: Maverick" Araknofobi Bu seride The X-Files ve Star Trek gibi geek klasiklerinin yanı sıra The Mentalist ve Castle gibi popüler polisiye diziler de yer alıyor.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 919 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • PlayStation Store'un 2026 Oyun Zamanı Yaz İndiriminde Neler Alınmalı?
    Sony'nin PlayStation kullanıcıları için yıllık küresel kampanyasıdır. Yaklaşık iki hafta süren bu kampanyada, popüler oyunlar ve hatta son dönemdeki önemli oyunlar da dahil olmak üzere yüzlerce oyun büyük indirimlerle satışa sunulur.

    2026 Oyun Zamanı İndirim Tarihleri
    PS Store'daki indirim kampanyası resmi olarak 27 Mayıs 2026'da başladı ve 10 Haziran 2026'da sona erecek.

    Sony, bu dönemde State of Play sunumunu da gerçekleştirecek. Resmi yayın, 3 Haziran 2026'da PlayStation'ın resmi YouTube ve Twitch kanallarında yapılacak. Bir saatten fazla sürmesi beklenen yayının en önemli bölümü, Wolverine hakkında tek oyunculu bir aksiyon oyunu olan Marvel's Wolverine'in tanıtımı olacak.

    PS Store'da hangi oyunlara indirim yapıldı?
    Başarılı ürünlerde indirimler
    Bu blok, eleştirmenlerden ve oyunculardan sürekli olarak yüksek puanlar alan, çok platformlu önemli oyunları içerir.

    The Witcher 3: Wild Hunt (Standart) — %80 indirim. Türkiye fiyatı: 50,80 TL.
    Red Dead Redemption 2 — %75 indirim. Türkiye fiyatı: 524,75 TL.
    Cyberpunk 2077 (Standart) — %55 indirim. Türkiye fiyatı: 1259,55 TL.
    God of War Ragnarök — %50 indirim. Türkiye fiyatı: 1399,50 TL.
    Assassin's Creed Shadows — %50 indirim. Türkiye fiyatı: 1.399,50 TL
    Baldur's Gate 3 — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 1.874,25 TL.

    Fiyatlar genellikle Türkiye ve Hindistan'da daha uygundur.

    2026 sürümlerinde indirimler

    Bu oyunlar yakın zamanda piyasaya sürüldü, ancak şimdiden indirimli fiyattan satın alabilirsiniz:

    Resident Evil Requiem — %30 indirim. Türkiye fiyatı: 2414,30 TL.
    Nioh 3 — %29 indirim. Türkiye fiyatı: 2.448,79 TL.
    Dragon Quest VII: Reimagined Deluxe Edition — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 2736,75 TL.
    God of War: Sons of Sparta — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1039,20 TL.
    Cairn — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1039,20 TL.
    En büyük indirimler
    Bu oyunlarda şu anda %70-85 indirim var:

    NBA 2K26 — %85 indirim. Türkiye fiyatı: 435 TL.
    The Witcher 3: Wild Hunt (Standart) — %80 indirim. Türkiye fiyatı: 50,80 TL.
    Resident Evil 4 (Remake) — %75 indirim. Türkiye fiyatı: 349,75 TL.
    Mortal Kombat 1 — %70 indirim. Türkiye fiyatı: 524,70 TL.
    PlayStation'a özel oyunlarda indirimler
    Sony'nin kendi yapımlarında yapılan fiyat indirimleri, platformun en popüler oyunlarından bazılarını dijital koleksiyonunuza harika bir fiyata eklemek için mükemmel bir fırsat sunuyor:

    Gran Turismo 7 — %50 indirim. Türkiye fiyatı: 999,50 TL.
    Astro Bot — %29 indirim. Türkiye fiyatı: 2129,29 TL.
    Yōtei'nin Hayaleti — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 2.586,75 TL.
    God of War: Sons of Sparta — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1039,20 TL.
    2025 sürümlerinde indirimler
    Geçen yılın popüler oyunları indirimde:

    DOOM: The Dark Ages — %67 indirim. Türkiye fiyatı: 758,67 TL.
    SILENT HILL f ​​— ​​%50 indirim. Türkiye fiyatı: 1.724,50 TL.
    Battlefield 6 — %45 indirim. Türkiye fiyatı: 1.595 TL.
    Borderlands 4 — %40 indirim. Türkiye fiyatı: 1740 TL.
    Death Stranding 2: On The Beach — %38 indirim. Türkiye fiyatı: 2138,38 TL.
    Split Fiction — %30 indirim. Türkiye fiyatı: 1260 TL.
    Clair Obscur: Expedition 33 — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 1311,75 TL.
    Gönderim ücretinde %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1199,20 TL.
    Oyunların Deluxe sürümlerinde indirimler
    Sezon geçişleri, hikaye genişletmeleri ve oyun içi bonuslar içeren sürümler:

    Kingdom Come: Deliverance II Royal Edition — %60 indirim. Türkiye fiyatı: 1259,60 TL.
    Marvel's Spider-Man 2 Dijital Deluxe Sürümü — %45 indirim. Türkiye fiyatı: 2116,95 TL.
    Cyberpunk 2077: Ultimate Edition — %45 indirim. Türkiye fiyatı: 629,75 TL.
    Borderlands 4 Süper Deluxe Sürümü — %40 indirim. Türkiye fiyatı: 2808 TL.
    Resident Evil 9: Requiem Deluxe Edition — %30 indirim. Türkiye fiyatı: 2694,30 TL.
    Ghost of Yōtei Dijital Deluxe Sürümü — %23 indirim. Türkiye fiyatı: 2963,73 TL.
    Dispatch: Dijital Deluxe Sürüm — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1559,20 TL.

    PS Store 2026 Yaz İndirimleri ne zaman sona eriyor?
    Days of Play 2026 indirimi 10 Haziran'da sona eriyor. Lütfen promosyonun, seçtiğiniz bölgenin yerel saatine göre gün sonuna kadar süreceğini unutmayın. Örneğin, Hindistan PS Store'u Moskova saatinden 2,5 saat ileridedir, ancak Türkiye PlayStation hesabınız Moskova ile aynı saat dilimindedir.

    İndirimlerden yararlanmak için PlayStation Plus aboneliğine ihtiyacım var mı?
    PS Store'daki "Time to Play" kampanyasının temel fiyatları, abonelik durumuna bakılmaksızın tüm PlayStation kullanıcıları için geçerlidir. Kampanya tüm konsol sahipleri için geçerlidir.
    Sony'nin PlayStation kullanıcıları için yıllık küresel kampanyasıdır. Yaklaşık iki hafta süren bu kampanyada, popüler oyunlar ve hatta son dönemdeki önemli oyunlar da dahil olmak üzere yüzlerce oyun büyük indirimlerle satışa sunulur. 2026 Oyun Zamanı İndirim Tarihleri PS Store'daki indirim kampanyası resmi olarak 27 Mayıs 2026'da başladı ve 10 Haziran 2026'da sona erecek. Sony, bu dönemde State of Play sunumunu da gerçekleştirecek. Resmi yayın, 3 Haziran 2026'da PlayStation'ın resmi YouTube ve Twitch kanallarında yapılacak. Bir saatten fazla sürmesi beklenen yayının en önemli bölümü, Wolverine hakkında tek oyunculu bir aksiyon oyunu olan Marvel's Wolverine'in tanıtımı olacak. PS Store'da hangi oyunlara indirim yapıldı? Başarılı ürünlerde indirimler Bu blok, eleştirmenlerden ve oyunculardan sürekli olarak yüksek puanlar alan, çok platformlu önemli oyunları içerir. The Witcher 3: Wild Hunt (Standart) — %80 indirim. Türkiye fiyatı: 50,80 TL. Red Dead Redemption 2 — %75 indirim. Türkiye fiyatı: 524,75 TL. Cyberpunk 2077 (Standart) — %55 indirim. Türkiye fiyatı: 1259,55 TL. God of War Ragnarök — %50 indirim. Türkiye fiyatı: 1399,50 TL. Assassin's Creed Shadows — %50 indirim. Türkiye fiyatı: 1.399,50 TL Baldur's Gate 3 — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 1.874,25 TL. Fiyatlar genellikle Türkiye ve Hindistan'da daha uygundur. 2026 sürümlerinde indirimler Bu oyunlar yakın zamanda piyasaya sürüldü, ancak şimdiden indirimli fiyattan satın alabilirsiniz: Resident Evil Requiem — %30 indirim. Türkiye fiyatı: 2414,30 TL. Nioh 3 — %29 indirim. Türkiye fiyatı: 2.448,79 TL. Dragon Quest VII: Reimagined Deluxe Edition — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 2736,75 TL. God of War: Sons of Sparta — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1039,20 TL. Cairn — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1039,20 TL. En büyük indirimler Bu oyunlarda şu anda %70-85 indirim var: NBA 2K26 — %85 indirim. Türkiye fiyatı: 435 TL. The Witcher 3: Wild Hunt (Standart) — %80 indirim. Türkiye fiyatı: 50,80 TL. Resident Evil 4 (Remake) — %75 indirim. Türkiye fiyatı: 349,75 TL. Mortal Kombat 1 — %70 indirim. Türkiye fiyatı: 524,70 TL. PlayStation'a özel oyunlarda indirimler Sony'nin kendi yapımlarında yapılan fiyat indirimleri, platformun en popüler oyunlarından bazılarını dijital koleksiyonunuza harika bir fiyata eklemek için mükemmel bir fırsat sunuyor: Gran Turismo 7 — %50 indirim. Türkiye fiyatı: 999,50 TL. Astro Bot — %29 indirim. Türkiye fiyatı: 2129,29 TL. Yōtei'nin Hayaleti — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 2.586,75 TL. God of War: Sons of Sparta — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1039,20 TL. 2025 sürümlerinde indirimler Geçen yılın popüler oyunları indirimde: DOOM: The Dark Ages — %67 indirim. Türkiye fiyatı: 758,67 TL. SILENT HILL f ​​— ​​%50 indirim. Türkiye fiyatı: 1.724,50 TL. Battlefield 6 — %45 indirim. Türkiye fiyatı: 1.595 TL. Borderlands 4 — %40 indirim. Türkiye fiyatı: 1740 TL. Death Stranding 2: On The Beach — %38 indirim. Türkiye fiyatı: 2138,38 TL. Split Fiction — %30 indirim. Türkiye fiyatı: 1260 TL. Clair Obscur: Expedition 33 — %25 indirim. Türkiye fiyatı: 1311,75 TL. Gönderim ücretinde %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1199,20 TL. Oyunların Deluxe sürümlerinde indirimler Sezon geçişleri, hikaye genişletmeleri ve oyun içi bonuslar içeren sürümler: Kingdom Come: Deliverance II Royal Edition — %60 indirim. Türkiye fiyatı: 1259,60 TL. Marvel's Spider-Man 2 Dijital Deluxe Sürümü — %45 indirim. Türkiye fiyatı: 2116,95 TL. Cyberpunk 2077: Ultimate Edition — %45 indirim. Türkiye fiyatı: 629,75 TL. Borderlands 4 Süper Deluxe Sürümü — %40 indirim. Türkiye fiyatı: 2808 TL. Resident Evil 9: Requiem Deluxe Edition — %30 indirim. Türkiye fiyatı: 2694,30 TL. Ghost of Yōtei Dijital Deluxe Sürümü — %23 indirim. Türkiye fiyatı: 2963,73 TL. Dispatch: Dijital Deluxe Sürüm — %20 indirim. Türkiye fiyatı: 1559,20 TL. PS Store 2026 Yaz İndirimleri ne zaman sona eriyor? Days of Play 2026 indirimi 10 Haziran'da sona eriyor. Lütfen promosyonun, seçtiğiniz bölgenin yerel saatine göre gün sonuna kadar süreceğini unutmayın. Örneğin, Hindistan PS Store'u Moskova saatinden 2,5 saat ileridedir, ancak Türkiye PlayStation hesabınız Moskova ile aynı saat dilimindedir. İndirimlerden yararlanmak için PlayStation Plus aboneliğine ihtiyacım var mı? PS Store'daki "Time to Play" kampanyasının temel fiyatları, abonelik durumuna bakılmaksızın tüm PlayStation kullanıcıları için geçerlidir. Kampanya tüm konsol sahipleri için geçerlidir.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 5B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • TechForumTR topluluğu yeni bir konuyu tartışıyor:

    **HP LAPTOPTA ORIJINAL ŞARJ ALETI KULLANMAK ZORUNLU MU?**

    Merhaba, Dizüstü bilgisayar şarj alışkanlıklarına aşina değilim. HP cp0565ng modelimde orijinal bir pil ve değiştirilebilir bir Greencell pil bulunuyor. Windows 11 yüklü. Windows çalışırken pil hiç şarj olmuyor mu? Her zaman orijinal şarj cihazını (19 volt, 3,4 mAh) kullanmak zorunda mıyım? Şarj...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6463/

    #laptopta #orijinal #şarj #aleti #kullanmak #teknoloji #techforumtr
    💬 TechForumTR topluluğu yeni bir konuyu tartışıyor: 📌 **HP LAPTOPTA ORIJINAL ŞARJ ALETI KULLANMAK ZORUNLU MU?** 📝 Merhaba, Dizüstü bilgisayar şarj alışkanlıklarına aşina değilim. HP cp0565ng modelimde orijinal bir pil ve değiştirilebilir bir Greencell pil bulunuyor. Windows 11 yüklü. Windows çalışırken pil hiç şarj olmuyor mu? Her zaman orijinal şarj cihazını (19 volt, 3,4 mAh) kullanmak zorunda mıyım? Şarj... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6463/ #laptopta #orijinal #şarj #aleti #kullanmak #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal