• SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design – Sesli Chat Panelini Ücretsiz İndirin
    SpeakyChat Cool ve Wox Panel İndir Ücretsiz 2026 Design ile modern, mobil uyumlu ve kullanıcı dostu bir sesli chat sitesi kurun. Sesli sohbet panelini ücretsiz indirin, kuruluma hemen başlayın.

    Sesli sohbet sitesi kurmak isteyenlerin uzun zamandır aradığı SpeakyChat Cool ve Wox Panel, 2026 yılına uygun modern tasarım anlayışıyla yeniden karşınızda! Daha şık bir giriş ekranı, mobil cihazlarla uyumlu görünüm ve ziyaretçilerin kolayca sohbet odalarına ulaşabileceği sade bir yapı arıyorsanız bu panel tam size göre olabilir.

    Klasik sesli chat sistemlerinin karmaşık ve eski görünümlerinden sıkılanlar için hazırlanan SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design, sesli sohbet sitenize daha güncel ve profesyonel bir görünüm kazandırmayı amaçlar.

    Bu sayfa üzerinden yasal olarak paylaşılabilen sürümü ücretsiz indirebilir, kendi sunucunuzda kurulum çalışmalarına başlayabilirsiniz.

    SpeakyChat Cool ve Wox Panel Nedir?

    SpeakyChat Cool ve Wox Panel sesli chat, sesli sohbet ve çevrim içi oda sistemleri için kullanılan web tabanlı bir giriş ve yönetim panelidir. Ziyaretçilerin kullanıcı adı belirleyerek sohbet odalarına ulaşmasını kolaylaştıran sistem, farklı oda yapılarıyla çalışan sesli sohbet altyapılarına uyarlanabilir.

    Panelin temel amacı, kullanıcıları doğrudan karmaşık sayfalara yönlendirmek yerine sade ve anlaşılır bir giriş ekranı sunmaktır. Böylece ziyaretçi siteye geldiğinde hangi alana tıklaması gerektiğini kolayca anlayabilir.

    Cool ve Wox giriş seçenekleri kullanılan altyapıya göre ayrı ayrı gösterilebilir. Yalnızca kullandığınız sistemi aktif bırakarak gereksiz alanları kaldırabilir ve daha temiz bir giriş ekranı oluşturabilirsiniz.

    2026 Design Sürümünde Neler Öne Çıkıyor?

    Yeni nesil sesli sohbet sitelerinde yalnızca sistemin çalışması yeterli değildir. Tasarımın hızlı, mobil uyumlu ve kullanıcıların kolay anlayabileceği şekilde hazırlanması gerekir.

    SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design ile hedeflenen başlıca yenilikler şunlardır.
    1. Modern ve dikkat çekici giriş ekranı
    2. Cool ve Wox giriş seçenekleri
    3. Kullanıcı adıyla hızlı sohbet girişi
    4. Oda veya panel bağlantılarının kolay düzenlenebilmesi
    5. Daha sade menü ve buton yapısı
    6. Arka plan, logo ve renklerin değiştirilebilmesi
    7. Mevcut sesli chat altyapılarına uyarlanabilir yapı
    8. Daha profesyonel ve güven veren görünüm
    Paketin içerisindeki özellikler kullanılan sürüme göre değişebileceği için kurulumdan önce dosya içeriğini ve varsa dokümantasyonu kontrol etmeniz önerilir.
    1. Kullanıcı adı alanını kolayca görebilir.
    2. Giriş butonlarına rahatça dokunabilir.
    3. Cool veya Wox seçenekleri arasında geçiş yapabilir.
    4. Gereksiz yakınlaştırma yapmadan paneli kullanabilir.
    Kimler Kullanabilir?

    Bu panel özellikle şu kullanıcılar için uygundur.
    1. Yeni bir sesli chat sitesi kurmak isteyenler.(Sohbet odalarını Speakychatten alabilirsiniz).
    2. Mevcut sesli sohbet girişini modernleştirmek isteyenler
    3. Eski SpeakyChat tasarımını yenilemek isteyenler
    4. Cool veya Wox tabanlı yeni sesli chat paneli arayanlar
    5. Kendi alan adı altında sesli sohbet hizmeti sunanlar
    6. Tasarımı kendi markasına göre düzenlemek isteyenler
    HTML, CSS veya temel PHP bilgisine sahip kullanıcılar panel üzerinde logo, arka plan, renk, bağlantı ve metin değişikliklerini daha kolay gerçekleştirebilir.

    SpeakyChat Panel Nasıl Kurulur?

    Kurulum yöntemi paket içeriğine ve sunucunuzun yapılandırmasına göre değişebilir. Genel kurulum mantığı şu şekildedir:
    1. İndirdiğiniz dosyaları bilgisayarınızda açın.
    2. Dosyaları alan adınızın veya alt dizininizin web klasörüne yükleyin.
    3. Yapılandırma dosyalarında site adresini ve panel bağlantılarını düzenleyin.
    4. Cool veya Wox giriş yollarını kendi sisteminize göre tanımlayın.
    5. Logo, site adı, açıklama ve arka plan görselini değiştirin.
    6. Dosya ve klasör izinlerini sunucunuza uygun şekilde ayarlayın.
    7. Çalışmayan bağlantıları ve tarayıcı konsolundaki hataları kontrol edin.
    Kuruluma başlamadan önce mevcut sitenizin ve veritabanınızın tam yedeğini almanız önemlidir. Paneli doğrudan aktif sitenizin üzerine yüklemek yerine önce test alanında denemeniz daha güvenli olacaktır.

    Tasarımı Kendi Sitenize Göre Özelleştirin

    SpeakyChat Cool ve Wox Panel tasarımını kendi markanıza uyarlayabilirsiniz.

    Örneğin.
    1. Site logosunu değiştirebilirsiniz.
    2. Arka plan görselini yenileyebilirsiniz.
    3. Giriş butonlarının renklerini düzenleyebilirsiniz.
    4. Cool veya Wox seçeneklerinden kullanmadığınızı kaldırabilirsiniz.
    5. Sosyal medya ve iletişim bağlantıları ekleyebilirsiniz.
    6. Sohbet kuralları ve gizlilik bağlantıları oluşturabilirsiniz.
    7. Admin panelden tam müdahale
    Böylece indirilen hazır bir panel görünümünden uzaklaşıp tamamen kendi sesli sohbet markanıza ait bir giriş sayfası hazırlayabilirsiniz.

    Güvenlik İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Ücretsiz olarak dağıtılan panelleri kullanmadan önce dosyaları mutlaka kontrol edin. Kaynağı belirsiz veya değiştirilmiş paketlerin içerisinde zararlı kodlar bulunabilir. (techforum.tr olarak bunu sürekli öneriyoruz, techforum.tr nin amacı kullanıcıya güven vermektir).

    Kurulum öncesinde

    PHP dosyalarını inceleyin.
    Bilinmeyen dış bağlantıları kaldırın.
    Yönetim paneli şifrelerini değiştirin.
    Güncel PHP sürümüyle uyumluluğu kontrol edin.
    Yetkisiz kullanıcıların yapılandırma dosyalarına erişmesini engelleyin.

    Yalnızca dağıtım izni bulunan, lisanslı veya açık kaynak olarak yayımlanan dosyaları paylaşın. Ücretli bir yazılımın kırılmış, lisans kontrolü kaldırılmış veya izinsiz çoğaltılmış sürümünü kullanmak güvenlik ve telif sorunlarına yol açabilir. Fakat bu panel tamamen bizim tarafımızdan geliştirildği için lisans yoktur.

    SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design Ücretsiz İndir

    Modern bir sesli chat giriş ekranı oluşturmak, mevcut panelinizi yenilemek ve kullanıcılarınıza daha düzenli bir sohbet deneyimi sunmak için SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design sürümünü inceleyebilirsiniz.

    Sürüm: 2026 Design
    Dil: Türkçe
    Uyumluluk: Paket içerisindeki sistem gereksinimlerini kontrol ediniz
    Lisans: Yalnızca yasal dağıtım izni bulunan sürüm paylaşılmalıdır. Bu sürüm tarafımızca geliştirilmiştir. Yani Lisanslı diye kimse gelmesin.

    SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design, sesli sohbet sitesini daha modern göstermek isteyenler için güzel bir başlangıç seçeneğidir. Mobil uyumlu tasarım, sade giriş yapısı ve özelleştirilebilir görünüm sayesinde mevcut sesli chat sisteminizi tamamen değiştirmeden daha güncel bir arayüze kavuşturabilirsiniz.

    Paneli indirdikten sonra doğrudan canlı sitenizde kullanmak yerine önce test edin, güvenlik kontrollerini yapın ve kendi markanıza göre düzenleyin.

    Aradığınız modern sesli chat paneli artık elinizin altında. SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design sürümünü ücretsiz indirin, sohbet sitenizi yenilemeye başlayın.

    Arkadaşlar Php sürümünü 8 ve versiyonları olarak güncelledik eski Php 5 sürümleri tamamen kaldırıldı. Çoğu eksiği giderildi ve gerekli düzenlemeler techforum.tr olarak yapıldı. Geri kalan dizayn işlemlerini kod bilgisi olanlar kendilerine göre ayarlayabilir. Şuan mevcut olan giriş görüntü sayfasını bırakyoruz ana sayfayı kendinize göre tamamen değiştirebilirsiniz.

    Kurulum sırasında karşılaştığınız hataları, kullandığınız PHP sürümünü ve ekran görüntülerini konu altında paylaşarak TechForum.tr topluluğundan destek alabilirsiniz.
    SpeakyChat Cool ve Wox Panel İndir Ücretsiz 2026 Design ile modern, mobil uyumlu ve kullanıcı dostu bir sesli chat sitesi kurun. Sesli sohbet panelini ücretsiz indirin, kuruluma hemen başlayın. Sesli sohbet sitesi kurmak isteyenlerin uzun zamandır aradığı SpeakyChat Cool ve Wox Panel, 2026 yılına uygun modern tasarım anlayışıyla yeniden karşınızda! Daha şık bir giriş ekranı, mobil cihazlarla uyumlu görünüm ve ziyaretçilerin kolayca sohbet odalarına ulaşabileceği sade bir yapı arıyorsanız bu panel tam size göre olabilir. Klasik sesli chat sistemlerinin karmaşık ve eski görünümlerinden sıkılanlar için hazırlanan SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design, sesli sohbet sitenize daha güncel ve profesyonel bir görünüm kazandırmayı amaçlar. Bu sayfa üzerinden yasal olarak paylaşılabilen sürümü ücretsiz indirebilir, kendi sunucunuzda kurulum çalışmalarına başlayabilirsiniz. [h2]SpeakyChat Cool ve Wox Panel Nedir?[/h2] SpeakyChat Cool ve Wox Panel sesli chat, sesli sohbet ve çevrim içi oda sistemleri için kullanılan web tabanlı bir giriş ve yönetim panelidir. Ziyaretçilerin kullanıcı adı belirleyerek sohbet odalarına ulaşmasını kolaylaştıran sistem, farklı oda yapılarıyla çalışan sesli sohbet altyapılarına uyarlanabilir. Panelin temel amacı, kullanıcıları doğrudan karmaşık sayfalara yönlendirmek yerine sade ve anlaşılır bir giriş ekranı sunmaktır. Böylece ziyaretçi siteye geldiğinde hangi alana tıklaması gerektiğini kolayca anlayabilir. Cool ve Wox giriş seçenekleri kullanılan altyapıya göre ayrı ayrı gösterilebilir. Yalnızca kullandığınız sistemi aktif bırakarak gereksiz alanları kaldırabilir ve daha temiz bir giriş ekranı oluşturabilirsiniz. [h2]2026 Design Sürümünde Neler Öne Çıkıyor?[/h2] Yeni nesil sesli sohbet sitelerinde yalnızca sistemin çalışması yeterli değildir. Tasarımın hızlı, mobil uyumlu ve kullanıcıların kolay anlayabileceği şekilde hazırlanması gerekir. SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design ile hedeflenen başlıca yenilikler şunlardır. [ol] [li]Modern ve dikkat çekici giriş ekranı[/li] [li]Cool ve Wox giriş seçenekleri[/li] [li]Kullanıcı adıyla hızlı sohbet girişi[/li] [li]Oda veya panel bağlantılarının kolay düzenlenebilmesi[/li] [li]Daha sade menü ve buton yapısı[/li] [li]Arka plan, logo ve renklerin değiştirilebilmesi[/li] [li]Mevcut sesli chat altyapılarına uyarlanabilir yapı[/li] [li]Daha profesyonel ve güven veren görünüm[/li] [/ol] Paketin içerisindeki özellikler kullanılan sürüme göre değişebileceği için kurulumdan önce dosya içeriğini ve varsa dokümantasyonu kontrol etmeniz önerilir. [ol] [li]Kullanıcı adı alanını kolayca görebilir.[/li] [li]Giriş butonlarına rahatça dokunabilir.[/li] [li]Cool veya Wox seçenekleri arasında geçiş yapabilir.[/li] [li]Gereksiz yakınlaştırma yapmadan paneli kullanabilir.[/li] [/ol] [b]Kimler Kullanabilir? [/b] Bu panel özellikle şu kullanıcılar için uygundur. [ol] [li]Yeni bir sesli chat sitesi kurmak isteyenler.(Sohbet odalarını Speakychatten alabilirsiniz).[/li] [li]Mevcut sesli sohbet girişini modernleştirmek isteyenler[/li] [li]Eski SpeakyChat tasarımını yenilemek isteyenler[/li] [li]Cool veya Wox tabanlı yeni sesli chat paneli arayanlar[/li] [li]Kendi alan adı altında sesli sohbet hizmeti sunanlar[/li] [li]Tasarımı kendi markasına göre düzenlemek isteyenler[/li] [/ol] HTML, CSS veya temel PHP bilgisine sahip kullanıcılar panel üzerinde logo, arka plan, renk, bağlantı ve metin değişikliklerini daha kolay gerçekleştirebilir. [h2]SpeakyChat Panel Nasıl Kurulur?[/h2] Kurulum yöntemi paket içeriğine ve sunucunuzun yapılandırmasına göre değişebilir. Genel kurulum mantığı şu şekildedir: [ol] [li]İndirdiğiniz dosyaları bilgisayarınızda açın.[/li] [li]Dosyaları alan adınızın veya alt dizininizin web klasörüne yükleyin.[/li] [li]Yapılandırma dosyalarında site adresini ve panel bağlantılarını düzenleyin.[/li] [li]Cool veya Wox giriş yollarını kendi sisteminize göre tanımlayın.[/li] [li]Logo, site adı, açıklama ve arka plan görselini değiştirin.[/li] [li]Dosya ve klasör izinlerini sunucunuza uygun şekilde ayarlayın.[/li] [li]Çalışmayan bağlantıları ve tarayıcı konsolundaki hataları kontrol edin.[/li] [/ol] Kuruluma başlamadan önce mevcut sitenizin ve veritabanınızın tam yedeğini almanız önemlidir. Paneli doğrudan aktif sitenizin üzerine yüklemek yerine önce test alanında denemeniz daha güvenli olacaktır. [h2]Tasarımı Kendi Sitenize Göre Özelleştirin[/h2] SpeakyChat Cool ve Wox Panel tasarımını kendi markanıza uyarlayabilirsiniz. Örneğin. [ol] [li]Site logosunu değiştirebilirsiniz.[/li] [li]Arka plan görselini yenileyebilirsiniz.[/li] [li]Giriş butonlarının renklerini düzenleyebilirsiniz.[/li] [li]Cool veya Wox seçeneklerinden kullanmadığınızı kaldırabilirsiniz.[/li] [li]Sosyal medya ve iletişim bağlantıları ekleyebilirsiniz.[/li] [li]Sohbet kuralları ve gizlilik bağlantıları oluşturabilirsiniz.[/li] [li]Admin panelden tam müdahale[/li] [/ol] Böylece indirilen hazır bir panel görünümünden uzaklaşıp tamamen kendi sesli sohbet markanıza ait bir giriş sayfası hazırlayabilirsiniz. [h3]Güvenlik İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler[/h3] Ücretsiz olarak dağıtılan panelleri kullanmadan önce dosyaları mutlaka kontrol edin. Kaynağı belirsiz veya değiştirilmiş paketlerin içerisinde zararlı kodlar bulunabilir. (techforum.tr olarak bunu sürekli öneriyoruz, techforum.tr nin amacı kullanıcıya güven vermektir). Kurulum öncesinde PHP dosyalarını inceleyin. Bilinmeyen dış bağlantıları kaldırın. Yönetim paneli şifrelerini değiştirin. Güncel PHP sürümüyle uyumluluğu kontrol edin. Yetkisiz kullanıcıların yapılandırma dosyalarına erişmesini engelleyin. Yalnızca dağıtım izni bulunan, lisanslı veya açık kaynak olarak yayımlanan dosyaları paylaşın. Ücretli bir yazılımın kırılmış, lisans kontrolü kaldırılmış veya izinsiz çoğaltılmış sürümünü kullanmak güvenlik ve telif sorunlarına yol açabilir. Fakat bu panel tamamen bizim tarafımızdan geliştirildği için lisans yoktur. SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design Ücretsiz İndir Modern bir sesli chat giriş ekranı oluşturmak, mevcut panelinizi yenilemek ve kullanıcılarınıza daha düzenli bir sohbet deneyimi sunmak için SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design sürümünü inceleyebilirsiniz. Sürüm: 2026 Design Dil: Türkçe Uyumluluk: Paket içerisindeki sistem gereksinimlerini kontrol ediniz Lisans: Yalnızca yasal dağıtım izni bulunan sürüm paylaşılmalıdır. Bu sürüm tarafımızca geliştirilmiştir. Yani Lisanslı diye kimse gelmesin. SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design, sesli sohbet sitesini daha modern göstermek isteyenler için güzel bir başlangıç seçeneğidir. Mobil uyumlu tasarım, sade giriş yapısı ve özelleştirilebilir görünüm sayesinde mevcut sesli chat sisteminizi tamamen değiştirmeden daha güncel bir arayüze kavuşturabilirsiniz. Paneli indirdikten sonra doğrudan canlı sitenizde kullanmak yerine önce test edin, güvenlik kontrollerini yapın ve kendi markanıza göre düzenleyin. Aradığınız modern sesli chat paneli artık elinizin altında. SpeakyChat Cool ve Wox Panel 2026 Design sürümünü ücretsiz indirin, sohbet sitenizi yenilemeye başlayın. Arkadaşlar Php sürümünü 8 ve versiyonları olarak güncelledik eski Php 5 sürümleri tamamen kaldırıldı. Çoğu eksiği giderildi ve gerekli düzenlemeler techforum.tr olarak yapıldı. Geri kalan dizayn işlemlerini kod bilgisi olanlar kendilerine göre ayarlayabilir. Şuan mevcut olan giriş görüntü sayfasını bırakyoruz ana sayfayı kendinize göre tamamen değiştirebilirsiniz. Kurulum sırasında karşılaştığınız hataları, kullandığınız PHP sürümünü ve ekran görüntülerini konu altında paylaşarak TechForum.tr topluluğundan destek alabilirsiniz.
    Dosya Türü: zip
    Beğen
    Haha
    Wow
    9
    7 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Tumblr'ı hatırlamak, Imgur'u özlemek ve Reddit üzerine düşünmek
    Tumblr'dan Reddit'e: NSFW içeriklerin büyük internet platformları için neden ve nasıl sakıncalı hale geldiği. Tumblr'ı hatırlamak, Imgur'u özlemek ve Reddit üzerine düşünmek.

    Son yıllarda, Tumblr ve Imgur gibi iki büyük site, yetişkinlere yönelik içeriklere hoşgörülü olmaktan tamamen yasaklamaya doğru bir dönüşüm geçirdi. Reddit gibi bazı siteler ise yetişkinlere yönelik içeriklere "sadık" kalmaya devam ediyor, ancak bu durum ne kadar sürecek?

    2007 yılında kurulan platform, "blog yazmanın en kolay yolu" olarak pazarlanmıştı. Tumblr olarak adlandırılsa da, kendine özgü bir terim kullanıyordu: Tumblr. Elbette belirli özellikleri vardı, ancak en önemli ve belirleyici özelliği yazı stiliydi; kişisel bir günlük ile taslaklar arasında bir yerdeydi.

    Yani, DTF'deki tüm o gönderiler, yorumlarda "düşünce akışı" diye yazdıkları gönderiler.

    Sitenin kendine özgü tuhaflıkları vardı. Örneğin, yorum yoktu, bu yüzden "Kimsin?" diye yazmak veya daha anlamlı bir şey söylemek istiyorsanız, orijinal gönderiyi yeniden paylaşmanız ve "yorumunuzu" yeniden paylaşılan gönderiye yazmanız gerekiyordu. Buna yeniden bloglama deniyordu ve her yeni yeniden bloglama orijinal gönderiye katkıda bulunuyordu.

    Sizi kimin takip ettiğini göremiyordunuz. Görünüşe göre bu, insanların popülerliğin peşinden koşmasını engellemek için yapılmıştı.

    Site, sayfasının tamamen özelleştirilmesine, ek sayfalar eklenmesine ve kendi alan adının kullanılmasına olanak tanıyordu. Sayfayı özelleştirmek mümkün olduğundan, göz alıcı yazı tipleri ve sayfada *bazı popüler, duygusal grupların* şarkılarının çalması sıradan bir durumdu.

    İçerik açısından Tumblr, GIF'lerden, hayran kitlesine yönelik içeriklerden (örneğin Doctor Who GIF'leri) ve hem metin hem de GIF şeklinde çok sayıda pornografik içerikten oluşuyordu.

    Siteyle ilk kez 2011-2013 civarında karşılaştım. Her zaman onu, pornografik GIF'ler de dahil olmak üzere GIF kaynağı olarak düşünmüştüm. Orada kimsenin anlamlı bir blog yazabileceğini, belki de deneyimlerini, hayatlarını vb. anlatan yazılar paylaşabileceğini hiç düşünmemiştim. Elbette bu tür bloglar da vardı, ancak GIF'ler, yetişkinlere yönelik içerikler ve hayranlık kültürüyle ilgili çok daha fazla blog vardı.

    Dahası, sitede özellikle yetişkinlere yönelik içerik oldukça yaygındı. Resmi SSS bölümünde şu madde yer alıyordu:
    Tumblr'da yetişkinlere yönelik içeriklere izin veriliyor mu? Elbette. Bu tür şeylerle ilgili hiçbir sorunumuz yok. Dilediğinizce davranın. Çılgınlıklarınızı gösterin. Ne isterseniz yapın.
    Tumblr'da yetişkinlere yönelik içeriklere izin veriliyor mu? Elbette. Bu tür içeriklerle ilgili hiçbir sorunumuz yok. Ne isterseniz yapın. Cesaretinizi gösterin. Hiç fark etmez.
    "Go nuts" (çılgına dönmek) ifadesi, kelime oyununa dayalı bir deyimdir ve "çılgına dönmek" anlamına gelir. "Nuts" kelimesinin ikinci anlamı ise testislerdir.
    Sözlerimden, sitenin tamamen yetişkinlere yönelik GIF'lerden oluştuğunu düşünebilirsiniz. Ancak durum hiç de öyle değil. Site, birçok sanatçı, erotik fotoğrafçı, çizgi roman yazarı, çeşitli cinsel eğitimci vb. yanı sıra BDSM meraklıları ve LGBTQ+ temsilcileri için bir sığınak haline geldi. Webcam üzerinden cinsel içerikli yayın yapan kadınları da unutmayalım.

    İşte tipik bir camfkhora blog örneği:
    1. çok sayıda selfie
    2. iç çamaşırıyla veya çıplak fotoğraflar
    3. Kendinizle ilgili GIF'ler
    4. "Kamvhora" kelimesini olumsuz bir anlamda kullandığımı düşünmeyin sakın.
    Bir şekilde, Tumblr'da benzer, yarı erotik veya açıkça erotik içerikli paylaşımlar yapan birçok kız vardı.

    Örnek bulmak için çok uzağa bakmanıza gerek yok—Ashe Maree. Hatta sadece adını aratınca "Ashe Maree kıyafetli" diye Google'da arama yapmak zorunda kaldım çünkü sadece isminden bile çıplak fotoğrafları çıktı.

    Herkes her şeyden memnundu, Tumblr'ın yaratıcısı hariç, çünkü izleyici kitlesi büyüyordu ama kârlar artmıyordu.

    Dolayısıyla, 2013'te site 1 milyar dolara Yahoo'ya satıldı. Tumblr'ın yaratıcısı ve yeni sahipleri sitenin işleyişinde hiçbir değişiklik olmayacağı konusunda ısrar etseler de, yine de değişiklikler meydana geldi.

    Ancak o zamanlar bu kadar radikal değillerdi; Yahoo hâlâ oldukça liberal bir şirketti. Bununla birlikte, yetişkinlere yönelik içerik hâlâ denetleniyordu. Sitede daha önce yasaklanmış olan konular yasaklı kalmaya devam etti: çocuklarla ilgili her şey, yasaklı bilgiler ve spam.

    Dahası, site NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) bloglarını otomatik olarak "yetişkin" olarak sınıflandırmaya başladı. Bu bloglar için bir dizi kısıtlama getirildi ve kayıtlı olmayan kullanıcılara görünürlükleri sınırlandırıldı. Başka bir deyişle, NSFW içeriğine hala izin veriliyordu, ancak görünürlüğü azaltılmıştı.

    Ayrıca Yahoo yönetiminde sitenin geri kalanında da değişiklikler yapılmaya başlandığını belirtmekte fayda var. Örneğin, yeniden paylaşımlar normal yorumlara dönüştürüldü; bu da tüm yanıtları görüntülemeyi kolaylaştırdı, ancak "canlı" sohbeti ve daha fazla etkileşim hissini ortadan kaldırdı. Vurgu blog sayfalarında değil, kontrol panelindeydi.

    Bu nedenle kişiselleştirmenin önemi azalmıştır.

    Çoğu sosyal ağın baş belası olan algoritmalar, Tumblr'ı da etkiledi. Gönderiler artık kronolojik olarak listelenmiyor, algoritmalar kullanıcıların ne göreceğini belirliyor.

    Tumblr, binlerce farklı blogun bulunduğu eşsiz bir siteden, zamanla standart bir sosyal ağa dönüştü.

    Değişimin başlangıcı
    Herkes her şeyden memnundu, Tumblr'ın yaratıcısı hariç, çünkü izleyici kitlesi büyüyordu ama kârlar artmıyordu.

    Dolayısıyla, 2013'te site 1 milyar dolara Yahoo'ya satıldı. Tumblr'ın yaratıcısı ve yeni sahipleri sitenin işleyişinde hiçbir değişiklik olmayacağı konusunda ısrar etseler de, yine de değişiklikler meydana geldi.

    Ancak o zamanlar bu kadar radikal değillerdi; Yahoo hâlâ oldukça liberal bir şirketti. Bununla birlikte, yetişkinlere yönelik içerik hâlâ denetleniyordu. Sitede daha önce yasaklanmış olan konular yasaklı kalmaya devam etti: çocuklarla ilgili her şey, yasaklı bilgiler ve spam.

    Dahası, site NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) bloglarını otomatik olarak "yetişkin" olarak sınıflandırmaya başladı. Bu bloglar için bir dizi kısıtlama getirildi ve kayıtlı olmayan kullanıcılara görünürlükleri sınırlandırıldı. Başka bir deyişle, NSFW içeriğine hala izin veriliyordu, ancak görünürlüğü azaltılmıştı.

    Ayrıca Yahoo yönetiminde sitenin geri kalanında da değişiklikler yapılmaya başlandığını belirtmekte fayda var. Örneğin, yeniden paylaşımlar normal yorumlara dönüştürüldü; bu da tüm yanıtları görüntülemeyi kolaylaştırdı, ancak "canlı" sohbeti ve daha fazla etkileşim hissini ortadan kaldırdı. Vurgu blog sayfalarında değil, kontrol panelindeydi.

    Bu nedenle kişiselleştirmenin önemi azalmıştır.

    Çoğu sosyal ağın baş belası olan algoritmalar, Tumblr'ı da etkiledi. Gönderiler artık kronolojik olarak listelenmiyor, algoritmalar kullanıcıların ne göreceğini belirliyor.

    Tumblr, binlerce farklı blogun bulunduğu eşsiz bir siteden, zamanla standart bir sosyal ağa dönüştü.

    Yahoo hakkında birkaç söz
    2002'de Google şirketi satmayı teklif etti, ancak Yahoo satın almayı reddetti.
    Facebook'u satın almayı planlamışlardı, ancak daha sonra vazgeçtiler.
    Tumblr 1 milyar dolara satın alındı.
    Kalkınma politikası sürekli değişti.
    Milyonlarca kullanıcısı olan popüler hizmetlerini kapattılar.
    Sürekli başarısız satın almalar
    Microsoft şirketi 44 milyar dolara satın almayı teklif etti, ancak Yahoo şirketin çok küçük olduğuna karar vererek teklifi reddetti. Şirketin değeri daha sonra önemli ölçüde düştü.
    NSFW yasağı
    Yahoo'nun işleri çok kötüye gidiyordu ve Verizon onu satın aldı. Böylece Tumblr, Yahoo'dan ayrılıp yeni şirkete katıldı. Ve her şey böyle başladı.

    Öncelikle, Tumblr'ın kurucusu David Karp vefat etti.

    Ardından site güvenli modu uygulamaya koydu. Bu elbette tüm NSFW içeriklerinin yasaklanması değil, daha ziyade bir içerik filtreleme sistemiydi. Ancak, Tumblr'da tipik olarak yayınlanan içerikler üzerinden çalışıyordu.

    Normal bir güvenli mod gibi çalışıyordu. Hassas içerikleri gizliyor ve belirli sayfalara erişimi engelliyordu. Hassas içerikler sadece erotik içerikleri değil, aynı zamanda şiddet, kan, vahşet ve sadece iki cinsiyete yapılan göndermeleri de içeriyordu (ama bu bir şaka).

    Her şey "akıllı" algoritmalar, kullanıcı şikayetleri ve moderatörlerin çalışmaları sayesinde işledi. "Akıllı" kelimesini neden tırnak içinde kullandığımı tahmin etmişsinizdir sanırım.

    Algoritma, mayo fotoğraflarını, resimleri, tıbbi çizimleri ve heykelleri "hassas içerik" olarak işaretledi.

    Ancak en ciddi olay LGBTQ+ bloglarında yaşandı. Güvenli mod, bu tür tüm içerikleri gizledi. Bir temsilcisi kendi normal fotoğrafını yayınladığında, güvenli mod yüzünü eşcinsel olarak algılayıp fotoğrafı gizledi. Ya da daha büyük olasılıkla, etiketini kullanarak.

    Kısacası, neredeyse kazara kendilerini kapatıyorlardı. Ancak bunu yapabileceklerine karar vererek, 2018'de tüm müstehcen içerikleri tamamen yasakladılar. Siteden penis veya göğüs içeren her şey otomatik olarak kaldırıldı. Ve bu cinsel organlar son derece kusurlu makine öğrenimi kullanılarak bulundu.

    Yani yanlış pozitifler devam etti. Ve yine, LGBTQ+ bireyler söz konusu olduğunda, Tumblr tekrar özür dilemek zorunda kaldı. Ancak bu sefer algoritma o kadar kusurluydu ki, sıradan kediler bile NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) olarak etiketleniyordu. D beden tüylü kediler değil, sadece sıradan kediler. Kedilerin yanı sıra, kaldırılması gereken yetişkin içerikler arasında boş odalar ve yiyecekler de vardı. "Yiyecek pornosu" terimi çok kelime anlamıyla ele alınmıştı. Ve hatta giyinik insanların görüntüleri bile, ama bunlar açıkça seksiydi.

    Sonuçlar
    Kullanıcılar elbette bu gelişmeden memnun kalmadılar. Camhores siteyi terk etti, müstehcen resimler üreten sanatçılar siteyi terk etti, hayran kitleleri siteyi terk etti, bazı LGBTQ+ bireyler siteyi terk etti. Kısacası, Tumblr'ı Tumblr yapan hemen hemen her şey diğer sitelere taşındı.

    Sorun sadece yetişkinlere yönelik içerik yasağı değildi. Sitenin kullanıcılarına göre Tumblr kimliğini kaybediyor, sıradan bir şeye dönüşüyordu.

    O dönemde, yasağın ardından yapılan araştırmalara göre, yasağın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk aylarda trafik yüzde 30 oranında azaldı.

    2019'da site tekrar satıldı, bu sefer WordPress'ün sahiplerine. Yeni sahibi yasağı kaldırmasa da, hafifletti.

    Tumblr elbette ölmedi; yaşıyor. Ama mevcut durumu, örneğin, en parlak dönemiyle karşılaştırırsak, ölmüş durumda. Bu, özellikle internet kültürü üzerindeki etkisi söz konusu olduğunda geçerli. Şimdi, bu etki tamamen yok oldu.

    Bunun sebebi NSFW içerik yasağı mı? Bunu söylemek zor. Bence değil, ancak durum dikkat çekici. Kesin olan bir şey var: NSFW gif bulabileceğiniz yer sayısı azaldı.

    Imgur
    Imgur'un tarihi Reddit ile yakından bağlantılıdır. 2009'daki kuruluşunda Reddit'in kendi fotoğraf ve GIF yükleyicisi yoktu. Kullanıcılar fotoğrafları üçüncü taraf barındırma hizmetlerine yüklemek zorundaydı; bunlar sadece ticari olanlar değil, üniversite barındırma hizmetleri de dahildi.

    Bu durum aslında beni şaşırtıyor. ABD'deki birçok üniversite, örneğin MIT veya UC Berkeley, öğrencilerine ve öğretim üyelerine kendi takdirlerine göre kullanabilecekleri kişisel adresler (örneğin, web.mit.edu/~kullanıcıadı/) veriyordu.

    Teoride bunlar bir tür kartvizit veya benzeri bir şey olarak kullanılıyor, ancak aynı zamanda Reddit'te paylaşılan caps'leri yüklemek için de kullanılıyorlardı.

    Ancak bu sistem pek kullanışlı değildi. Çoğu hosting hizmeti reklamlarla doluydu, bağlantılar bozuktu, fotoğraflar siliniyordu ve hız yavaştı.

    Aktif bir Reddit kullanıcısı olan Alan Schaaf da aynı şeyi düşündü ve 2009'da blackjack ve fahişeler (kelimenin tam anlamıyla) içeren kendi hosting sitesini kurdu. Ve bunu özellikle Reddit için oluşturdu.

    Sitenin lansmanından sonra Reddit değişti; tüm resimler ve daha sonra GIF'ler artık Imgur üzerinden barındırılıyordu. Site kelimenin tam anlamıyla yalnızca Reddit için var olmuştu, ancak diğer siteler için de aktif olarak kullanılıyordu.

    Ve madem yetişkinlere yönelik içerikten bahsediyoruz, Imgur, bir arkadaş için porno arayan web sitelerinde aktif olarak kullanılıyordu. Sonuçta, bulmak istediğiniz pornonun ekran görüntüsü veya GIF'i, bir şekilde müstehcen videolar arayan bir web sitesine yüklenmeli.

    Kendi yükleyici programımızı kurmaktan ve tüm resim ve GIF'leri saklamanın getireceği masraftan kaçınmak için, imgur gibi üçüncü taraf barındırma hizmetlerini kullandık ve bunun çok kullanışlı olduğunu gördük.

    Müstehcen videoları seven birçok insan olsa da, Reddit kullanıcıları kadar çok değiller. Bu nedenle, Reddit Imgur'u standart olarak belirlediğinden, Reddit kullanıcıları Imgur üzerinde büyük bir baskı oluşturdu.

    Bu noktada Imgur, sadece bir Reddit barındırma hizmeti olmak istemediğini fark etti ve tam teşekküllü bir sosyal ağa dönüşmeye başladı. Yorumlar, kullanıcı hesapları, gönderi değerlendirmeleri ve ana galeri (ana sayfada en popüler gönderilerin sergilendiği yer) ortaya çıkmaya başladı.

    Bu durum elbette Imgur'u sadece bir barındırma hizmeti olarak gören Reddit kullanıcılarını memnun etmedi.

    Bununla birlikte, site büyümeye devam etti ve 2017'de, ilk resim barındırma hizmetlerinden biri olan Photobucket'ın resimleri yıllık 400 dolarlık bir ödeme duvarının arkasına gizlemeye karar vermesiyle yeni bir kullanıcı artışı dalgası yaşadı.

    Doğrudan bağlantılar çalışmayı durdurdu ve bunun yerine Plus aboneliği satın almayı isteyen bir yer tutucu açıldı yani Plus 500 planı.

    Hasar çok büyüktü ve bağlantılar toplu olarak kayboldu. Binlerce rehber, makale ve diğer çevrimiçi kaynaklar görselsiz kaldı. Kullanıcılar bundan memnun değildi, bu yüzden bazıları Imgur'a geçti.

    Ancak biz burada yetişkinlere yönelik içerikten (NSFW) bahsedeceğiz. Öyleyse gelin bu konuyu konuşalım. Başlangıçta sitenin yönetimi "Biz sadece bir barındırma hizmetiyiz" tutumunu benimsedi, bu nedenle normal içerik ile yetişkinlere yönelik içerik arasında bir ayrım yoktu.

    Ancak, sosyal bir ağa dönüşmesiyle birlikte, yetişkinlere yönelik içerikler denetlenmeye başlandı ve bu içeriklerin ana sayfada görünmesi öncelikle engellendi.

    Zamanla denetim daha da sıkılaştı, ancak yine de sitede pornografik GIF'lerinizi saklamak mümkündü.

    Yine, Reddit burada büyük rol oynadı, çünkü Imgur aracılığıyla yayınlanan müstehcen içerikli birçok alt forumu vardı.

    2018'de Tumblr, yetişkinlere yönelik içeriklere tamamen yasak getirdi ve birçok kullanıcı Imgur'un yetişkinlere yönelik içeriklerin yeni merkezi olacağına inandı. Gerçi, Mekke ve yetişkinlere yönelik içerik kelimelerini aynı cümlede kullanmak muhtemelen haramdır.

    Ancak bu gerçekleşmedi. Birçok Tumblr kullanıcısı Imgur'a geçti ve beraberlerinde tonlarca GIF ve resim getirdi, ancak Imgur kendisini erotik içerik olarak pazarlamadığı için hepsi gölgede kaldı.

    2021'de MediaLab, Imgur'u satın aldı. O zamana kadar zaten bir sosyal ağ haline gelmiş olan bu barındırma hizmetinin neden satıldığını söylemek zor. Olası nedenlerden biri, 2016'dan sonra trafikteki düşüş olabilir. 2016'da Reddit nihayet kendi resim yükleme hizmetini başlattı ve Imgur'u işlevsiz hale getirdi.

    Ancak Imgur hâlâ yetişkinlere yönelik siteler tarafından kullanılıyordu, fakat bunun yeterli olması pek olası değildi.

    MediaLab'ın gelişiyle birlikte, yetişkinlere yönelik içeriklerin yasaklanması konusu gündeme geldi ve bu yasak 2023'te yürürlüğe girdi.

    Göğüs ve vajina içeren GIF'lerin dünyasında Thanos'un parmak şıklatması gibi bir şey. Sadece her şeyi geri getirecek ve Sasha Grey GIF'lerini geri getirecek kendi Demir Adamımız yok.

    Elon Musk şu anda Iron Man rolüne çok uygun, ama Odyssey ile savaşmakla meşgul. Eh, ne bekliyorsunuz ki? Iron Man, dünyanın ta kendisi.

    Photobucket ve linklerin kaybolması olayından bahsetmiştim, hatırlıyor musunuz? Burada da aynı şey oldu, ama sadece yetişkinlere yönelik içerikler değil. Hesap olmadan anonim olarak yüklenen tüm içerikler de etkilendi. Ve anonim olarak yüklenen sadece yetişkinlere yönelik içerikler değildi. Herkes Imgur kullanıyordu ve birçoğu kayıt olmaya üşeniyordu.

    Aynı şekilde Reddit'teki alt forumlar, çeşitli forumlar, oyun siteleri, kişisel bloglar, GitHub README dosyaları ve çeşitli vikiler de hedef alındı.

    Bu durum beni de etkiledi. Bir zamanlar bir web sitesinde anime ve dizi eleştirileri yazıyordum ve yazılarıma Markdown ve Imgur bağlantısı kullanarak resimler ekliyordum. Sonra da resimler silindi.

    Bu durum, yetişkinlere yönelik içerik bağlamında bile beni etkiledi. Bu tür içerikler için bir hesabım olmasına rağmen, GIF'lerim yine de silindi. Hatta bir arkadaşım için bir porno arama sitesinde hesabım bile vardı... Arkadaşımın isteği üzerine tabii ki... Orada da arama yaptım. Ve tüm aramalarım kayboldu.

    Imgur'un tüm müstehcen ve anonim içerikleri sileceği öğrenilir öğrenilmez, insanlar arşivlerini indirmek için acele ettiler. Ben acele etmedim ve müstehcen GIF'lerden mahrum kaldım.

    Yetişkinlere yönelik içerikleri saklama özelliğini kaybeden birçok kişi RedGifs'e geçti. Reddit de artık onu kullanıyor. Hemen hemen tüm GIF'ler onun üzerinden işleniyor.

    Imgur tamamen meme ve eğlence içeriklerine odaklanan bir sosyal ağa dönüştü. Birçok kullanıcı, özellikle kalıcı bir fotoğraf depolama hizmeti olarak Imgur'a olan güvenini kaybetti. Aslında eskiden birçok kişi böyle düşünüyordu.

    Bence sitenin popülaritesi eskisine göre çok daha düşük. Site istatistik vermese de, Reddit uzun zamandır Imgur'u barındırma hizmeti olarak kullanmıyor. Kendi yükleyicisi var ve yetişkinlere yönelik GIF'ler için Redgifs mevcut.

    Yasak nedeniyle üçüncü taraf NSFW siteleri de siteyi kullanmayı bıraktı. Bence siteyi güvenli içerik için kişisel bir depo olarak kullanmak da şüpheli bir fikir; daha önce içerik kaldırma konusunda emsaller mevcut.

    Imgur artık sadece bir sosyal ağ. Eskiden orada takılırdım çünkü içeriklerim vardı, her ne kadar yetişkinlere yönelik olsa da, diğer içeriklerle bağlantı kurmamı sağlıyordu. Şimdi oraya gitmenin pek bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

    MediaLab hakkında kısa bilgi
    Gerçekten de şaibeli bir şirket. Popülerliğinin zirvesindeyken şirketleri satın almasıyla biliniyor. Bu da Imgur'un 2021'de, günümüzdeki tabirle, popülaritesinin bir kısmını kaybettiğinin bir başka kanıtı.

    Başlangıçta da belirttiğim gibi, Reddit'teki durum Tumblr ve Imgur'dan farklı.

    Öncelikle, üç site arasında, kısıtlamalar altında da olsa, yetişkinlere yönelik içeriklere hala izin verilen en eski site burasıdır.

    İkinci olarak, yarın tüm yetişkin içerikleri yasaklansa bile, Reddit Imgur'un, hatta Tumblr'ın başına gelen aynı kaderi paylaşmaz. Çünkü site, NSFW içerik olmasa bile popülerliğini koruyor, oysa bu içerik sitenin bir parçası. Sonuçta, Reddit'in kendisini "internet'in ön sayfası" olarak konumlandırması boşuna değil.

    Ama gelin daha detaylı konuşalım.

    NSFW kısıtlamaları
    Evet, sitede hala yetişkinlere yönelik içerik mevcut ve aktif bir Reddit kullanıcısı olarak (sadece okuma modunda olsa da), yetişkinlere yönelik içeriğin sitede sadece mevcut olmakla kalmayıp, geliştiğini de güvenle söyleyebilirim.

    Bazı sınırlamalara rağmen:

    Sitede yetişkinlere yönelik içerik daha az görünür durumda tavsiye edilmez. Varsayılan olarak arama sonuçlarında görünmez.

    NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) etiketlemesi zorunludur, aksi takdirde içerik kaldırılacaktır. Bir subreddit'in yanlış etiketlenmesi moderatör değişikliğine yol açabilir. NSFW içeriği varsayılan olarak gizlidir. Onay ve yaş doğrulaması gereklidir.

    En son kural, Reddit Karartması adı verilen bir olaydan kaynaklanıyor.

    2023 yılında Reddit, API kurallarını değiştirdi. İlk olarak, API büyük ticari uygulamalar için ücretli bir hizmet haline geldi. İkinci olarak, API müstehcen içerik iletmeyi durdurdu.

    Reddit elbette bunun nedenlerini açıkladı, ancak üçüncü taraf uygulama sahipleri de kendi teorilerini ortaya koydu. Bunların en önemlisi, Reddit yönetiminin üçüncü taraf uygulamaları ortadan kaldırmaya, kullanıcıları resmi uygulamaya geçirmeye ve kullanıcı trafiğini daha iyi kontrol etmeye çalıştığı yönündeydi.

    Doğal olarak, yeni kurallar kullanıcılar veya moderatörler tarafından iyi karşılanmadı. Bunun nedeni, subreddit moderatörlerinin çoğunun gönüllü olmasıydı. Spam'i, yasaklı içeriği ve hem subredditlerin hem de Reddit'in genel kurallarını ihlal eden diğer materyalleri kaldırıyorlar. API'ler, araç kutularındaki araçlardan sadece biriydi.

    Yeni kurallar yürürlüğe girdikten sonra yaklaşık 8.000-9.000 subreddit protesto etmeye başladı. Moderatörler subredditleri özel veya salt okunur hale getirdi.

    Bu, subredditlerin büyük ölçüde gönüllü moderatörlere dayandığını gösterme girişimiydi. Ancak Reddit yönetimi bunu kabul etmedi ve API değişikliklerini geri almadı.

    Ardından "protestocular" farklı bir taktik kullandılar. Subreddit'leri toplu olarak NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) olarak yeniden sınıflandırmaya ve topluluklarda bu tür içeriklere izin vermeye başladılar. Bu, Reddit'i gelirden mahrum bırakma girişimiydi, çünkü kurallara göre NSFW subreddit'lerinde reklam gösterilmiyor.

    Reddit bu duruma zaten yanıt verdi. İlk olarak, moderatörlerin büyük subredditleri diğer kategorilere taşımasını yasakladılar; artık yönetim onayı gerekiyor. Bu, protesto yolunu fiilen kapattı. Son olarak, subredditleri tekrar güvenli içerik (sfw) kategorisine geri taşıdılar.

    İkinci olarak, grevdeki tüm moderatörleri bir kenara atıp yerlerine yönetime sadık olanları getirmeye başladılar.

    Yönetim, bu tür eylemleri, başlangıçta "güvenli" subredditlere abone olan ve Reddit'e giriş yaptıklarında ana sayfalarında kocaman bir penis resmi görmeyi beklemeyen kullanıcıların güveninin ihlali olarak açıkladı...

    Bu protesto sadece yetişkinlere yönelik içerikle ilgili olmasa da, daha çok yeni API kurallarıyla ilgiliydi; ancak Reddit'in bu tür içeriklere ilişkin politikasının iyi bir örneğidir.

    Yönetimin eylemleri, Reddit'in daha fazla merkezileşme ve dolayısıyla içerik üzerinde daha fazla kontrol arzusunu ortaya koydu. Yani kısaca 3 platform da amacının dışında hizmet etmeye devam ediyor.
    Tumblr'dan Reddit'e: NSFW içeriklerin büyük internet platformları için neden ve nasıl sakıncalı hale geldiği. Tumblr'ı hatırlamak, Imgur'u özlemek ve Reddit üzerine düşünmek. Son yıllarda, Tumblr ve Imgur gibi iki büyük site, yetişkinlere yönelik içeriklere hoşgörülü olmaktan tamamen yasaklamaya doğru bir dönüşüm geçirdi. Reddit gibi bazı siteler ise yetişkinlere yönelik içeriklere "sadık" kalmaya devam ediyor, ancak bu durum ne kadar sürecek? 2007 yılında kurulan platform, "blog yazmanın en kolay yolu" olarak pazarlanmıştı. Tumblr olarak adlandırılsa da, kendine özgü bir terim kullanıyordu: Tumblr. Elbette belirli özellikleri vardı, ancak en önemli ve belirleyici özelliği yazı stiliydi; kişisel bir günlük ile taslaklar arasında bir yerdeydi. Yani, DTF'deki tüm o gönderiler, yorumlarda "düşünce akışı" diye yazdıkları gönderiler. Sitenin kendine özgü tuhaflıkları vardı. Örneğin, yorum yoktu, bu yüzden "Kimsin?" diye yazmak veya daha anlamlı bir şey söylemek istiyorsanız, orijinal gönderiyi yeniden paylaşmanız ve "yorumunuzu" yeniden paylaşılan gönderiye yazmanız gerekiyordu. Buna yeniden bloglama deniyordu ve her yeni yeniden bloglama orijinal gönderiye katkıda bulunuyordu. Sizi kimin takip ettiğini göremiyordunuz. Görünüşe göre bu, insanların popülerliğin peşinden koşmasını engellemek için yapılmıştı. Site, sayfasının tamamen özelleştirilmesine, ek sayfalar eklenmesine ve kendi alan adının kullanılmasına olanak tanıyordu. Sayfayı özelleştirmek mümkün olduğundan, göz alıcı yazı tipleri ve sayfada *bazı popüler, duygusal grupların* şarkılarının çalması sıradan bir durumdu. İçerik açısından Tumblr, GIF'lerden, hayran kitlesine yönelik içeriklerden (örneğin Doctor Who GIF'leri) ve hem metin hem de GIF şeklinde çok sayıda pornografik içerikten oluşuyordu. Siteyle ilk kez 2011-2013 civarında karşılaştım. Her zaman onu, pornografik GIF'ler de dahil olmak üzere GIF kaynağı olarak düşünmüştüm. Orada kimsenin anlamlı bir blog yazabileceğini, belki de deneyimlerini, hayatlarını vb. anlatan yazılar paylaşabileceğini hiç düşünmemiştim. Elbette bu tür bloglar da vardı, ancak GIF'ler, yetişkinlere yönelik içerikler ve hayranlık kültürüyle ilgili çok daha fazla blog vardı. Dahası, sitede özellikle yetişkinlere yönelik içerik oldukça yaygındı. Resmi SSS bölümünde şu madde yer alıyordu: [quote]Tumblr'da yetişkinlere yönelik içeriklere izin veriliyor mu? Elbette. Bu tür şeylerle ilgili hiçbir sorunumuz yok. Dilediğinizce davranın. Çılgınlıklarınızı gösterin. Ne isterseniz yapın.[/quote] [quote]Tumblr'da yetişkinlere yönelik içeriklere izin veriliyor mu? Elbette. Bu tür içeriklerle ilgili hiçbir sorunumuz yok. Ne isterseniz yapın. Cesaretinizi gösterin. Hiç fark etmez.[/quote] [quote]"Go nuts" (çılgına dönmek) ifadesi, kelime oyununa dayalı bir deyimdir ve "çılgına dönmek" anlamına gelir. "Nuts" kelimesinin ikinci anlamı ise testislerdir. [/quote] Sözlerimden, sitenin tamamen yetişkinlere yönelik GIF'lerden oluştuğunu düşünebilirsiniz. Ancak durum hiç de öyle değil. Site, birçok sanatçı, erotik fotoğrafçı, çizgi roman yazarı, çeşitli cinsel eğitimci vb. yanı sıra BDSM meraklıları ve LGBTQ+ temsilcileri için bir sığınak haline geldi. Webcam üzerinden cinsel içerikli yayın yapan kadınları da unutmayalım. [b]İşte tipik bir camfkhora blog örneği:[/b] [ol] [li]çok sayıda selfie[/li] [li]iç çamaşırıyla veya çıplak fotoğraflar[/li] [li]Kendinizle ilgili GIF'ler[/li] [li]"Kamvhora" kelimesini olumsuz bir anlamda kullandığımı düşünmeyin sakın.[/li] [/ol] Bir şekilde, Tumblr'da benzer, yarı erotik veya açıkça erotik içerikli paylaşımlar yapan birçok kız vardı. Örnek bulmak için çok uzağa bakmanıza gerek yok—Ashe Maree. Hatta sadece adını aratınca "Ashe Maree kıyafetli" diye Google'da arama yapmak zorunda kaldım çünkü sadece isminden bile çıplak fotoğrafları çıktı. Herkes her şeyden memnundu, Tumblr'ın yaratıcısı hariç, çünkü izleyici kitlesi büyüyordu ama kârlar artmıyordu. Dolayısıyla, 2013'te site 1 milyar dolara Yahoo'ya satıldı. Tumblr'ın yaratıcısı ve yeni sahipleri sitenin işleyişinde hiçbir değişiklik olmayacağı konusunda ısrar etseler de, yine de değişiklikler meydana geldi. Ancak o zamanlar bu kadar radikal değillerdi; Yahoo hâlâ oldukça liberal bir şirketti. Bununla birlikte, yetişkinlere yönelik içerik hâlâ denetleniyordu. Sitede daha önce yasaklanmış olan konular yasaklı kalmaya devam etti: çocuklarla ilgili her şey, yasaklı bilgiler ve spam. Dahası, site NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) bloglarını otomatik olarak "yetişkin" olarak sınıflandırmaya başladı. Bu bloglar için bir dizi kısıtlama getirildi ve kayıtlı olmayan kullanıcılara görünürlükleri sınırlandırıldı. Başka bir deyişle, NSFW içeriğine hala izin veriliyordu, ancak görünürlüğü azaltılmıştı. Ayrıca Yahoo yönetiminde sitenin geri kalanında da değişiklikler yapılmaya başlandığını belirtmekte fayda var. Örneğin, yeniden paylaşımlar normal yorumlara dönüştürüldü; bu da tüm yanıtları görüntülemeyi kolaylaştırdı, ancak "canlı" sohbeti ve daha fazla etkileşim hissini ortadan kaldırdı. Vurgu blog sayfalarında değil, kontrol panelindeydi. Bu nedenle kişiselleştirmenin önemi azalmıştır. Çoğu sosyal ağın baş belası olan algoritmalar, Tumblr'ı da etkiledi. Gönderiler artık kronolojik olarak listelenmiyor, algoritmalar kullanıcıların ne göreceğini belirliyor. Tumblr, binlerce farklı blogun bulunduğu eşsiz bir siteden, zamanla standart bir sosyal ağa dönüştü. Değişimin başlangıcı Herkes her şeyden memnundu, Tumblr'ın yaratıcısı hariç, çünkü izleyici kitlesi büyüyordu ama kârlar artmıyordu. Dolayısıyla, 2013'te site 1 milyar dolara Yahoo'ya satıldı. Tumblr'ın yaratıcısı ve yeni sahipleri sitenin işleyişinde hiçbir değişiklik olmayacağı konusunda ısrar etseler de, yine de değişiklikler meydana geldi. Ancak o zamanlar bu kadar radikal değillerdi; Yahoo hâlâ oldukça liberal bir şirketti. Bununla birlikte, yetişkinlere yönelik içerik hâlâ denetleniyordu. Sitede daha önce yasaklanmış olan konular yasaklı kalmaya devam etti: çocuklarla ilgili her şey, yasaklı bilgiler ve spam. Dahası, site NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) bloglarını otomatik olarak "yetişkin" olarak sınıflandırmaya başladı. Bu bloglar için bir dizi kısıtlama getirildi ve kayıtlı olmayan kullanıcılara görünürlükleri sınırlandırıldı. Başka bir deyişle, NSFW içeriğine hala izin veriliyordu, ancak görünürlüğü azaltılmıştı. Ayrıca Yahoo yönetiminde sitenin geri kalanında da değişiklikler yapılmaya başlandığını belirtmekte fayda var. Örneğin, yeniden paylaşımlar normal yorumlara dönüştürüldü; bu da tüm yanıtları görüntülemeyi kolaylaştırdı, ancak "canlı" sohbeti ve daha fazla etkileşim hissini ortadan kaldırdı. Vurgu blog sayfalarında değil, kontrol panelindeydi. Bu nedenle kişiselleştirmenin önemi azalmıştır. Çoğu sosyal ağın baş belası olan algoritmalar, Tumblr'ı da etkiledi. Gönderiler artık kronolojik olarak listelenmiyor, algoritmalar kullanıcıların ne göreceğini belirliyor. Tumblr, binlerce farklı blogun bulunduğu eşsiz bir siteden, zamanla standart bir sosyal ağa dönüştü. Yahoo hakkında birkaç söz 2002'de Google şirketi satmayı teklif etti, ancak Yahoo satın almayı reddetti. Facebook'u satın almayı planlamışlardı, ancak daha sonra vazgeçtiler. Tumblr 1 milyar dolara satın alındı. Kalkınma politikası sürekli değişti. Milyonlarca kullanıcısı olan popüler hizmetlerini kapattılar. Sürekli başarısız satın almalar Microsoft şirketi 44 milyar dolara satın almayı teklif etti, ancak Yahoo şirketin çok küçük olduğuna karar vererek teklifi reddetti. Şirketin değeri daha sonra önemli ölçüde düştü. NSFW yasağı Yahoo'nun işleri çok kötüye gidiyordu ve Verizon onu satın aldı. Böylece Tumblr, Yahoo'dan ayrılıp yeni şirkete katıldı. Ve her şey böyle başladı. [b]Öncelikle, Tumblr'ın kurucusu David Karp vefat etti.[/b] Ardından site güvenli modu uygulamaya koydu. Bu elbette tüm NSFW içeriklerinin yasaklanması değil, daha ziyade bir içerik filtreleme sistemiydi. Ancak, Tumblr'da tipik olarak yayınlanan içerikler üzerinden çalışıyordu. Normal bir güvenli mod gibi çalışıyordu. Hassas içerikleri gizliyor ve belirli sayfalara erişimi engelliyordu. Hassas içerikler sadece erotik içerikleri değil, aynı zamanda şiddet, kan, vahşet ve sadece iki cinsiyete yapılan göndermeleri de içeriyordu (ama bu bir şaka). Her şey "akıllı" algoritmalar, kullanıcı şikayetleri ve moderatörlerin çalışmaları sayesinde işledi. "Akıllı" kelimesini neden tırnak içinde kullandığımı tahmin etmişsinizdir sanırım. Algoritma, mayo fotoğraflarını, resimleri, tıbbi çizimleri ve heykelleri "hassas içerik" olarak işaretledi. Ancak en ciddi olay LGBTQ+ bloglarında yaşandı. Güvenli mod, bu tür tüm içerikleri gizledi. Bir temsilcisi kendi normal fotoğrafını yayınladığında, güvenli mod yüzünü eşcinsel olarak algılayıp fotoğrafı gizledi. Ya da daha büyük olasılıkla, etiketini kullanarak. Kısacası, neredeyse kazara kendilerini kapatıyorlardı. Ancak bunu yapabileceklerine karar vererek, 2018'de tüm müstehcen içerikleri tamamen yasakladılar. Siteden penis veya göğüs içeren her şey otomatik olarak kaldırıldı. Ve bu cinsel organlar son derece kusurlu makine öğrenimi kullanılarak bulundu. Yani yanlış pozitifler devam etti. Ve yine, LGBTQ+ bireyler söz konusu olduğunda, Tumblr tekrar özür dilemek zorunda kaldı. Ancak bu sefer algoritma o kadar kusurluydu ki, sıradan kediler bile NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) olarak etiketleniyordu. D beden tüylü kediler değil, sadece sıradan kediler. Kedilerin yanı sıra, kaldırılması gereken yetişkin içerikler arasında boş odalar ve yiyecekler de vardı. "Yiyecek pornosu" terimi çok kelime anlamıyla ele alınmıştı. Ve hatta giyinik insanların görüntüleri bile, ama bunlar açıkça seksiydi. [b]Sonuçlar[/b] Kullanıcılar elbette bu gelişmeden memnun kalmadılar. Camhores siteyi terk etti, müstehcen resimler üreten sanatçılar siteyi terk etti, hayran kitleleri siteyi terk etti, bazı LGBTQ+ bireyler siteyi terk etti. Kısacası, Tumblr'ı Tumblr yapan hemen hemen her şey diğer sitelere taşındı. Sorun sadece yetişkinlere yönelik içerik yasağı değildi. Sitenin kullanıcılarına göre Tumblr kimliğini kaybediyor, sıradan bir şeye dönüşüyordu. O dönemde, yasağın ardından yapılan araştırmalara göre, yasağın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk aylarda trafik yüzde 30 oranında azaldı. 2019'da site tekrar satıldı, bu sefer WordPress'ün sahiplerine. Yeni sahibi yasağı kaldırmasa da, hafifletti. Tumblr elbette ölmedi; yaşıyor. Ama mevcut durumu, örneğin, en parlak dönemiyle karşılaştırırsak, ölmüş durumda. Bu, özellikle internet kültürü üzerindeki etkisi söz konusu olduğunda geçerli. Şimdi, bu etki tamamen yok oldu. Bunun sebebi NSFW içerik yasağı mı? Bunu söylemek zor. Bence değil, ancak durum dikkat çekici. Kesin olan bir şey var: NSFW gif bulabileceğiniz yer sayısı azaldı. Imgur Imgur'un tarihi Reddit ile yakından bağlantılıdır. 2009'daki kuruluşunda Reddit'in kendi fotoğraf ve GIF yükleyicisi yoktu. Kullanıcılar fotoğrafları üçüncü taraf barındırma hizmetlerine yüklemek zorundaydı; bunlar sadece ticari olanlar değil, üniversite barındırma hizmetleri de dahildi. Bu durum aslında beni şaşırtıyor. ABD'deki birçok üniversite, örneğin MIT veya UC Berkeley, öğrencilerine ve öğretim üyelerine kendi takdirlerine göre kullanabilecekleri kişisel adresler (örneğin, web.mit.edu/~kullanıcıadı/) veriyordu. Teoride bunlar bir tür kartvizit veya benzeri bir şey olarak kullanılıyor, ancak aynı zamanda Reddit'te paylaşılan caps'leri yüklemek için de kullanılıyorlardı. Ancak bu sistem pek kullanışlı değildi. Çoğu hosting hizmeti reklamlarla doluydu, bağlantılar bozuktu, fotoğraflar siliniyordu ve hız yavaştı. Aktif bir Reddit kullanıcısı olan Alan Schaaf da aynı şeyi düşündü ve 2009'da blackjack ve fahişeler (kelimenin tam anlamıyla) içeren kendi hosting sitesini kurdu. Ve bunu özellikle Reddit için oluşturdu. Sitenin lansmanından sonra Reddit değişti; tüm resimler ve daha sonra GIF'ler artık Imgur üzerinden barındırılıyordu. Site kelimenin tam anlamıyla yalnızca Reddit için var olmuştu, ancak diğer siteler için de aktif olarak kullanılıyordu. Ve madem yetişkinlere yönelik içerikten bahsediyoruz, Imgur, bir arkadaş için porno arayan web sitelerinde aktif olarak kullanılıyordu. Sonuçta, bulmak istediğiniz pornonun ekran görüntüsü veya GIF'i, bir şekilde müstehcen videolar arayan bir web sitesine yüklenmeli. Kendi yükleyici programımızı kurmaktan ve tüm resim ve GIF'leri saklamanın getireceği masraftan kaçınmak için, imgur gibi üçüncü taraf barındırma hizmetlerini kullandık ve bunun çok kullanışlı olduğunu gördük. Müstehcen videoları seven birçok insan olsa da, Reddit kullanıcıları kadar çok değiller. Bu nedenle, Reddit Imgur'u standart olarak belirlediğinden, Reddit kullanıcıları Imgur üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Bu noktada Imgur, sadece bir Reddit barındırma hizmeti olmak istemediğini fark etti ve tam teşekküllü bir sosyal ağa dönüşmeye başladı. Yorumlar, kullanıcı hesapları, gönderi değerlendirmeleri ve ana galeri (ana sayfada en popüler gönderilerin sergilendiği yer) ortaya çıkmaya başladı. Bu durum elbette Imgur'u sadece bir barındırma hizmeti olarak gören Reddit kullanıcılarını memnun etmedi. Bununla birlikte, site büyümeye devam etti ve 2017'de, ilk resim barındırma hizmetlerinden biri olan Photobucket'ın resimleri yıllık 400 dolarlık bir ödeme duvarının arkasına gizlemeye karar vermesiyle yeni bir kullanıcı artışı dalgası yaşadı. Doğrudan bağlantılar çalışmayı durdurdu ve bunun yerine Plus aboneliği satın almayı isteyen bir yer tutucu açıldı yani Plus 500 planı. Hasar çok büyüktü ve bağlantılar toplu olarak kayboldu. Binlerce rehber, makale ve diğer çevrimiçi kaynaklar görselsiz kaldı. Kullanıcılar bundan memnun değildi, bu yüzden bazıları Imgur'a geçti. Ancak biz burada yetişkinlere yönelik içerikten (NSFW) bahsedeceğiz. Öyleyse gelin bu konuyu konuşalım. Başlangıçta sitenin yönetimi "Biz sadece bir barındırma hizmetiyiz" tutumunu benimsedi, bu nedenle normal içerik ile yetişkinlere yönelik içerik arasında bir ayrım yoktu. Ancak, sosyal bir ağa dönüşmesiyle birlikte, yetişkinlere yönelik içerikler denetlenmeye başlandı ve bu içeriklerin ana sayfada görünmesi öncelikle engellendi. Zamanla denetim daha da sıkılaştı, ancak yine de sitede pornografik GIF'lerinizi saklamak mümkündü. Yine, Reddit burada büyük rol oynadı, çünkü Imgur aracılığıyla yayınlanan müstehcen içerikli birçok alt forumu vardı. 2018'de Tumblr, yetişkinlere yönelik içeriklere tamamen yasak getirdi ve birçok kullanıcı Imgur'un yetişkinlere yönelik içeriklerin yeni merkezi olacağına inandı. Gerçi, Mekke ve yetişkinlere yönelik içerik kelimelerini aynı cümlede kullanmak muhtemelen haramdır. Ancak bu gerçekleşmedi. Birçok Tumblr kullanıcısı Imgur'a geçti ve beraberlerinde tonlarca GIF ve resim getirdi, ancak Imgur kendisini erotik içerik olarak pazarlamadığı için hepsi gölgede kaldı. 2021'de MediaLab, Imgur'u satın aldı. O zamana kadar zaten bir sosyal ağ haline gelmiş olan bu barındırma hizmetinin neden satıldığını söylemek zor. Olası nedenlerden biri, 2016'dan sonra trafikteki düşüş olabilir. 2016'da Reddit nihayet kendi resim yükleme hizmetini başlattı ve Imgur'u işlevsiz hale getirdi. Ancak Imgur hâlâ yetişkinlere yönelik siteler tarafından kullanılıyordu, fakat bunun yeterli olması pek olası değildi. MediaLab'ın gelişiyle birlikte, yetişkinlere yönelik içeriklerin yasaklanması konusu gündeme geldi ve bu yasak 2023'te yürürlüğe girdi. Göğüs ve vajina içeren GIF'lerin dünyasında Thanos'un parmak şıklatması gibi bir şey. Sadece her şeyi geri getirecek ve Sasha Grey GIF'lerini geri getirecek kendi Demir Adamımız yok. Elon Musk şu anda Iron Man rolüne çok uygun, ama Odyssey ile savaşmakla meşgul. Eh, ne bekliyorsunuz ki? Iron Man, dünyanın ta kendisi. Photobucket ve linklerin kaybolması olayından bahsetmiştim, hatırlıyor musunuz? Burada da aynı şey oldu, ama sadece yetişkinlere yönelik içerikler değil. Hesap olmadan anonim olarak yüklenen tüm içerikler de etkilendi. Ve anonim olarak yüklenen sadece yetişkinlere yönelik içerikler değildi. Herkes Imgur kullanıyordu ve birçoğu kayıt olmaya üşeniyordu. Aynı şekilde Reddit'teki alt forumlar, çeşitli forumlar, oyun siteleri, kişisel bloglar, GitHub README dosyaları ve çeşitli vikiler de hedef alındı. Bu durum beni de etkiledi. Bir zamanlar bir web sitesinde anime ve dizi eleştirileri yazıyordum ve yazılarıma Markdown ve Imgur bağlantısı kullanarak resimler ekliyordum. Sonra da resimler silindi. Bu durum, yetişkinlere yönelik içerik bağlamında bile beni etkiledi. Bu tür içerikler için bir hesabım olmasına rağmen, GIF'lerim yine de silindi. Hatta bir arkadaşım için bir porno arama sitesinde hesabım bile vardı... Arkadaşımın isteği üzerine tabii ki... Orada da arama yaptım. Ve tüm aramalarım kayboldu. Imgur'un tüm müstehcen ve anonim içerikleri sileceği öğrenilir öğrenilmez, insanlar arşivlerini indirmek için acele ettiler. Ben acele etmedim ve müstehcen GIF'lerden mahrum kaldım. Yetişkinlere yönelik içerikleri saklama özelliğini kaybeden birçok kişi RedGifs'e geçti. Reddit de artık onu kullanıyor. Hemen hemen tüm GIF'ler onun üzerinden işleniyor. Imgur tamamen meme ve eğlence içeriklerine odaklanan bir sosyal ağa dönüştü. Birçok kullanıcı, özellikle kalıcı bir fotoğraf depolama hizmeti olarak Imgur'a olan güvenini kaybetti. Aslında eskiden birçok kişi böyle düşünüyordu. Bence sitenin popülaritesi eskisine göre çok daha düşük. Site istatistik vermese de, Reddit uzun zamandır Imgur'u barındırma hizmeti olarak kullanmıyor. Kendi yükleyicisi var ve yetişkinlere yönelik GIF'ler için Redgifs mevcut. Yasak nedeniyle üçüncü taraf NSFW siteleri de siteyi kullanmayı bıraktı. Bence siteyi güvenli içerik için kişisel bir depo olarak kullanmak da şüpheli bir fikir; daha önce içerik kaldırma konusunda emsaller mevcut. Imgur artık sadece bir sosyal ağ. Eskiden orada takılırdım çünkü içeriklerim vardı, her ne kadar yetişkinlere yönelik olsa da, diğer içeriklerle bağlantı kurmamı sağlıyordu. Şimdi oraya gitmenin pek bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. [b]MediaLab hakkında kısa bilgi[/b] Gerçekten de şaibeli bir şirket. Popülerliğinin zirvesindeyken şirketleri satın almasıyla biliniyor. Bu da Imgur'un 2021'de, günümüzdeki tabirle, popülaritesinin bir kısmını kaybettiğinin bir başka kanıtı. Başlangıçta da belirttiğim gibi, Reddit'teki durum Tumblr ve Imgur'dan farklı. Öncelikle, üç site arasında, kısıtlamalar altında da olsa, yetişkinlere yönelik içeriklere hala izin verilen en eski site burasıdır. İkinci olarak, yarın tüm yetişkin içerikleri yasaklansa bile, Reddit Imgur'un, hatta Tumblr'ın başına gelen aynı kaderi paylaşmaz. Çünkü site, NSFW içerik olmasa bile popülerliğini koruyor, oysa bu içerik sitenin bir parçası. Sonuçta, Reddit'in kendisini "internet'in ön sayfası" olarak konumlandırması boşuna değil. Ama gelin daha detaylı konuşalım. NSFW kısıtlamaları Evet, sitede hala yetişkinlere yönelik içerik mevcut ve aktif bir Reddit kullanıcısı olarak (sadece okuma modunda olsa da), yetişkinlere yönelik içeriğin sitede sadece mevcut olmakla kalmayıp, geliştiğini de güvenle söyleyebilirim. Bazı sınırlamalara rağmen: Sitede yetişkinlere yönelik içerik daha az görünür durumda tavsiye edilmez. Varsayılan olarak arama sonuçlarında görünmez. NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) etiketlemesi zorunludur, aksi takdirde içerik kaldırılacaktır. Bir subreddit'in yanlış etiketlenmesi moderatör değişikliğine yol açabilir. NSFW içeriği varsayılan olarak gizlidir. Onay ve yaş doğrulaması gereklidir. En son kural, Reddit Karartması adı verilen bir olaydan kaynaklanıyor. 2023 yılında Reddit, API kurallarını değiştirdi. İlk olarak, API büyük ticari uygulamalar için ücretli bir hizmet haline geldi. İkinci olarak, API müstehcen içerik iletmeyi durdurdu. Reddit elbette bunun nedenlerini açıkladı, ancak üçüncü taraf uygulama sahipleri de kendi teorilerini ortaya koydu. Bunların en önemlisi, Reddit yönetiminin üçüncü taraf uygulamaları ortadan kaldırmaya, kullanıcıları resmi uygulamaya geçirmeye ve kullanıcı trafiğini daha iyi kontrol etmeye çalıştığı yönündeydi. Doğal olarak, yeni kurallar kullanıcılar veya moderatörler tarafından iyi karşılanmadı. Bunun nedeni, subreddit moderatörlerinin çoğunun gönüllü olmasıydı. Spam'i, yasaklı içeriği ve hem subredditlerin hem de Reddit'in genel kurallarını ihlal eden diğer materyalleri kaldırıyorlar. API'ler, araç kutularındaki araçlardan sadece biriydi. Yeni kurallar yürürlüğe girdikten sonra yaklaşık 8.000-9.000 subreddit protesto etmeye başladı. Moderatörler subredditleri özel veya salt okunur hale getirdi. Bu, subredditlerin büyük ölçüde gönüllü moderatörlere dayandığını gösterme girişimiydi. Ancak Reddit yönetimi bunu kabul etmedi ve API değişikliklerini geri almadı. Ardından "protestocular" farklı bir taktik kullandılar. Subreddit'leri toplu olarak NSFW (yetişkinlere yönelik içerik) olarak yeniden sınıflandırmaya ve topluluklarda bu tür içeriklere izin vermeye başladılar. Bu, Reddit'i gelirden mahrum bırakma girişimiydi, çünkü kurallara göre NSFW subreddit'lerinde reklam gösterilmiyor. Reddit bu duruma zaten yanıt verdi. İlk olarak, moderatörlerin büyük subredditleri diğer kategorilere taşımasını yasakladılar; artık yönetim onayı gerekiyor. Bu, protesto yolunu fiilen kapattı. Son olarak, subredditleri tekrar güvenli içerik (sfw) kategorisine geri taşıdılar. İkinci olarak, grevdeki tüm moderatörleri bir kenara atıp yerlerine yönetime sadık olanları getirmeye başladılar. Yönetim, bu tür eylemleri, başlangıçta "güvenli" subredditlere abone olan ve Reddit'e giriş yaptıklarında ana sayfalarında kocaman bir penis resmi görmeyi beklemeyen kullanıcıların güveninin ihlali olarak açıkladı... Bu protesto sadece yetişkinlere yönelik içerikle ilgili olmasa da, daha çok yeni API kurallarıyla ilgiliydi; ancak Reddit'in bu tür içeriklere ilişkin politikasının iyi bir örneğidir. Yönetimin eylemleri, Reddit'in daha fazla merkezileşme ve dolayısıyla içerik üzerinde daha fazla kontrol arzusunu ortaya koydu. Yani kısaca 3 platform da amacının dışında hizmet etmeye devam ediyor.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • The Elder Scrolls Skyrim yeni ücretli eklentileri
    Bethesda yeniden mod satmaya başladı. Geliştiriciler, Creations platformunda, yeni yol arkadaşları, aktiviteler ve mekanlar içeren, oyun meraklılarından gelen birçok büyük ölçekli ücretli eklentiyi yayınladı.
    Bethesda yeniden mod satmaya başladı. Geliştiriciler, Creations platformunda, yeni yol arkadaşları, aktiviteler ve mekanlar içeren, oyun meraklılarından gelen birçok büyük ölçekli ücretli eklentiyi yayınladı.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 336 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Crimson Desert'in satışları altı milyonu aştı
    Pearl Abyss, Crimson Desert'in satış rakamlarını bir kez daha açıkladı. Aksiyon oyunu altı milyon kopya sattı.

    Oyunun bu dönüm noktasına ulaşması üç aydan biraz daha kısa sürdü ve oyun 19 Mart'ta piyasaya sürüldü.

    Crimson Desert ilk gününde iki milyon, bir ay içinde ise beş milyon kopya sattı.

    Geliştiriciler daha önce, talep olduğu sürece oyuna yeni içerikler eklenmeye devam edeceğini belirtmişti.

    Karışık yorumlar almıştı, ancak Pearl Abyss sonraki güncellemelerde önemli sorunları aktif olarak ele aldı ve yeni içerikler ekledi.

    Haziran başında geliştiriciler oyuna ilişkin gelecek planlarını açıkladılar çapraz kayıt özelliği, hikaye iyileştirmeleri ve çok daha fazlası yakında eklenecek.

    Pearl Abyss'in Halkla İlişkiler ve Pazarlama Direktörü Will Powers, Summer Game Fest'te Dexerto'ya verdiği röportajda, ekibin oyunu talep olduğu sürece güncellemeye devam edeceğini belirtti.

    Bu, oyuncuların alışık olmadığı bir model: piyasaya sürüldükten sonra sürekli olarak ücretsiz içerik sunan, yüksek ücretli bir oyun.

    Will Powers , Halkla İlişkiler ve Pazarlama Direktörü

    Powers'a göre, bir oyunu tanıtmanın en iyi yolu, istikrarlı bir oyuncu kitlesi oluşturmak ve Steam listelerinde üst sıralarda yer almaktır. Ayrıca, geliştiriciler topluluğa katkıda bulunmak istiyorlar.
    Pearl Abyss, Crimson Desert'in satış rakamlarını bir kez daha açıkladı. Aksiyon oyunu altı milyon kopya sattı. Oyunun bu dönüm noktasına ulaşması üç aydan biraz daha kısa sürdü ve oyun 19 Mart'ta piyasaya sürüldü. Crimson Desert ilk gününde iki milyon, bir ay içinde ise beş milyon kopya sattı. Geliştiriciler daha önce, talep olduğu sürece oyuna yeni içerikler eklenmeye devam edeceğini belirtmişti. Karışık yorumlar almıştı, ancak Pearl Abyss sonraki güncellemelerde önemli sorunları aktif olarak ele aldı ve yeni içerikler ekledi. Haziran başında geliştiriciler oyuna ilişkin gelecek planlarını açıkladılar çapraz kayıt özelliği, hikaye iyileştirmeleri ve çok daha fazlası yakında eklenecek. Pearl Abyss'in Halkla İlişkiler ve Pazarlama Direktörü Will Powers, Summer Game Fest'te Dexerto'ya verdiği röportajda, ekibin oyunu talep olduğu sürece güncellemeye devam edeceğini belirtti. Bu, oyuncuların alışık olmadığı bir model: piyasaya sürüldükten sonra sürekli olarak ücretsiz içerik sunan, yüksek ücretli bir oyun. Will Powers , Halkla İlişkiler ve Pazarlama Direktörü Powers'a göre, bir oyunu tanıtmanın en iyi yolu, istikrarlı bir oyuncu kitlesi oluşturmak ve Steam listelerinde üst sıralarda yer almaktır. Ayrıca, geliştiriciler topluluğa katkıda bulunmak istiyorlar.
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • POCO X8 Pro Max İncelemesi: POCO Sonunda Cimriliği Bırakıyor mu?
    Bir akıllı telefonun adındaki "Pro Max" ön eki büyük bir ağırlık taşır. Bu tür bir cihazın, kasa malzemelerinden ekran kalitesine ve pil ömrüne kadar her şeyde tavizsiz olmasını beklersiniz. Üst düzey ürünleriyle adını duyuran POCO, büyük liglerde de oynayabileceğini kanıtlamaya karar verdi ve tanıyacağınız cihazı piyasaya sürdü. POCO X8 Pro Max, sadece ürün gamına yeni bir güncelleme değil, düz, çerçevesiz 1.5K ekranı, suya dayanıklılığı ve inanılmaz 8.500 mAh piliyle kendi nihai amiral gemisini yaratma girişimidir. İlginizi çekti mi? Hadi başlayalım!

    Teknik özellikler;

    İşlemci: MediaTek Dimensity 9500s

    RAM: 8 GB / 12 GB LPDDR5X (9600 Mb/sn)

    ROM: 256 GB / 512 GB UFS 4.1

    Ekran: 6,83 inç, AMOLED, 1280×2772, 120 Hz

    Pil: 8500 mAh, 100 W hızlı şarj, 27 W ters şarj

    Ana kamera: 50 MP – ana, Light Fusion 600 (muhtemelen Sony IMX882), 1/1.95", EGF 26 mm, f/1.5, OIS

    8 MP – ultra geniş açılı (muhtemelen SmartSens SC820, 16 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2)

    Ön kamera: 20 MP (muhtemelen OmniVision OV20B), 21 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2

    SIM kart: 2 nano-SIM + eSIM

    Ağ ve veri aktarımı: 5G, Wi-Fi 7, Bluetooth 6.0, NFC, USB Type-C

    Navigasyon: GPS (L1+L5), GLONASS (G1), Beidou (B1I+B1C+B2a+B2b), Galileo (E1+E5a+E5b), QZSS(L1+L5), NavIC (L5)

    Özellikler: IP68, stereo hoparlörler, ekran içi parmak izi okuyucu
    Ölçüler: 162,9 x 79,9 x 8,2 mm, ağırlık 218 gram
    İşletim sistemi: Xiaomi HyperOS 3 (Android 16)
    Teknik özelliklere bakıldığında, POCO X8 Pro Max'in mühendislerinin performans ve pil ömrüne odaklandığı, kameraları ise biraz geri plana attığı açıkça görülüyor. Modüller en yeni teknolojiye sahip değil ve paket amiral gemisi seviyesinde değil (TV modülü yok). Ancak, cihazın fiyatını göz önünde bulundurursak, X8 Pro Max'in donanımının fiyatına göre oldukça iyi olduğu anlaşılıyor.

    Cihaz, sade ama şık bir karton kutuda geliyor. POCO'nun imzası olan sarı renk, burada sadece koyu siyah bir arka plana karşı vurgu olarak kullanılmış ve hemen ciddi bir hava yaratıyor. İç kutu ise alışılagelmiş zengin sarı renkte.

    Paketi açtığımızda, akıllı telefonun kendisiyle değil, kalın kağıttan veya ince plastikten yapılmış koruyucu bir taşıma çantasıyla karşılaşıyoruz. Cihazın temel özellikleri burada büyük harflerle belirgin bir şekilde gösteriliyor: 8500 mAh pil ve Dimensity 9500 işlemciler hemen dikkat çekiyor. Paket içeriği pratik ve anlaşılır:

    POCO X8 Pro Max akıllı telefonun kendisi
    Kalın opak kılıf
    USB Type-C - Type-C kablosu
    SIM kart tepsisi çıkarma aleti (markalı sarı zarfın içinde gizli)
    Dokümantasyon

    Akıllı telefonu kutusundan çıkardığınızda, sağlam bir donanım parçası olduğunu hemen anlıyorsunuz. POCO X8 Pro Max, sade ve gösterişsiz bir tasarıma sahip. Ön yüzünde, rahatsız edici çentiklerden arındırılmış, tamamen düz bir ekran bulunuyor. Koruyucu film fabrikada düzgün bir şekilde uygulanmış bu, birçok Çin markası için gelenek haline gelen hoş bir detay.

    Arka panel mat ve toz boyalı metal gibi görünüyor, ancak yine de plastiktir.

    Arka panelin büyük bir bölümünü kamera kümesi oluşturuyor. Bu küme, tek bir oval şeklin içine yerleştirilmiş iki büyük yuvarlak kameradan oluşuyor. Sol tarafta çift LED flaş ve OIS ile 50 megapiksel özelliklerini gururla duyuran bir etiket bulunuyor.

    Cihaz gövdeden oldukça belirgin bir şekilde dışarı çıkıyor. Kılıfsız bir şekilde masada dururken, telefon yazı yazarken sallanıyor.

    Akıllı telefonun kenarları düz ve köşeleri yuvarlak, bu da modern trendlerle uyumlu.

    Sağ kenarda ses seviyesi ayar düğmesi ve güç düğmesi yer alıyor. Her ikisi de hoş bir parlaklığa sahip eğimli kenarlı metalden yapılmıştır. Güç düğmesinin eğimli kenarı gerçek bir tasarım harikasıdır.

    Gövdenin tamamen siyah olan monolit görünümünü sulandıran, agresif bir kırmızı renkle boyanmıştır.

    Alt kenarda her şey standart: ana hoparlör, Type-C bağlantı noktası, mikrofon ve SIM kart yuvası.

    Tepsi açıldığında önemli bir detay göze çarpıyor: ters çevrilebilir (iki nano-SIM kart için) ve kalın kırmızı bir kauçuk contaya sahip. Bu, tam IP68 su korumasının açık bir göstergesidir.

    En üst kısımda ikinci bir mikrofon ve ikinci hoparlör için bir grup delik bulunuyor (tam stereo ses oluşturmak için).

    Sol taraftaki yüzeyde hiçbir unsur bulunmamaktadır.

    Ürünle birlikte gelen kılıf özel olarak belirtilmeyi hak ediyor. Mükemmel bir kılıf mat koyu gri renkte, şık bir marka logosu ve oluklu iç yüzeye sahip. Tüm kesikler yerinde ve lensleri çizilmelere karşı korumak için kamera gövdesinin etrafında küçük bir çıkıntı bulunuyor.

    Buradaki ekran oldukça büyük; tam 6,83 inç, ki bu günümüz standartlarına göre oldukça büyük. Bu boyut bazıları için dezavantaj olabilirken, diğerleri için avantaj olabilir. Ekran, birkaç yıldır fiili standart olan 1,5K çözünürlüğe (1280×2772) sahip canlı bir AMOLED'dir. Ekran 12 bit renk, HDR10+ ve Dolby Vision sunuyor.

    En yüksek parlaklık 3500 nit olup, güneşli öğlen saatlerinde bile rahat bir görüntüleme için fazlasıyla yeterli olmalıdır. Ekranın kendisi, daha önce de belirtildiği gibi, üretim sırasında koruyucu bir filmle kaplanan Corning Gorilla Glass 7i ile kaplıdır.

    Ekranın etrafındaki çerçeveler ince ve en önemlisi mükemmel simetrik. Hiçbir şekilde "çene" çıkıntısı yok. Ön kamera, ortada 3,5 mm'lik bir kesikte yer alarak kusursuz bir görüntüleme deneyimi sağlıyor.

    Yenileme hızı 60 veya 120 Hz olarak ayarlanabilir veya uyarlanabilir seçeneği tercih edilebilir. Dokunmatik örnekleme hızı da ayarlanabilir. Arayüz animasyonları akıcıdır ve renkler zengin ancak göz kamaştırıcı değildir.

    POCO X8 Pro Max akıllı telefonda Sürekli Açık Ekran (AOD) özelliği bulunuyor, ancak uygulama şekli oldukça tuhaf. Ekrana dokunduktan sonra yalnızca 10 saniye çalışıyor, ardından kapanıyor.

    Ayarlarda "Akıllı" seçeneği bulunuyor; akıllı telefon birinin ekrana baktığını algıladığında ekran aydınlanıyor. Yeterli ışıkta bu özellik oldukça iyi çalışıyor.

    Kameralar
    POCO X8 Pro Max, kameralar söz konusu olduğunda sağlıklı bir minimalizm sergiliyor. Arkada yalnızca iki modül bulunuyor:

    50 MP – ana, Light Fusion 600 (muhtemelen Sony IMX882), 1/1.95", EGF 26 mm, f/1.5, OIS
    8 MP – ultra geniş açılı (muhtemelen SmartSens SC820, 16 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2)

    Ana 50 megapiksel sensör, optik görüntü sabitleme (OIS) özelliğine sahip. Bu, gece çekimlerinin net, hareketli videoların ise akıcı olacağı anlamına geliyor. İkinci büyük lens ise ultra geniş açılı bir modüle ev sahipliği yapıyor. 50 mm'den daha büyük eşdeğer odak uzaklığına sahip bir telefoto modülü bulunmuyor, ancak bu özellik daha yüksek fiyat aralığındaki akıllı telefonlar için ayrılmış durumda.

    Kamera uygulamasının arayüzü tanıdık ve sezgisel. Çekimden önce uygulayabileceğiniz bir düzine yerleşik filtre ön ayarı bulunuyor ve pozlama ayarlarını hassas bir şekilde ayarlamak için bir Pro modu da mevcut.

    Ana kamera varsayılan olarak 12,5 MP, gerektiğinde ise 50 MP fotoğraf çekebiliyor. Ayarlardan çıktı formatını JPG veya HEIF olarak seçebilirsiniz. Video kaydı konusunda ise X8 Pro Max, 60 Hz'de 4K'ya kadar çözünürlükte çekim yapabiliyor ve H.264 ile HEVC olmak üzere iki video kodeği seçeneği sunuyor.


    Fotoğraf modunda, gelecekteki çerçevenin altındaki önerilen değerlerden birine (x0.6, x1 veya x2) tıklayarak yakınlaştırma oranını ayarlayabilirsiniz. Kaydırma hareketi, x0.6'dan x10'a kadar yumuşak bir yakınlaştırma sağlayan bir kadranı açar. Kamera modülünden doğrudan alınan gerçeğe yakın bir çekim yalnızca x0.6 (16 mm eşdeğer odak uzaklığı) ve x1 (26 mm eşdeğer odak uzaklığı) değerlerinde mümkün olacaktır.

    Dijital zoom özelliği kesinlikle çok yetersiz. 5x (130 mm'ye eşdeğer) zoomda idare eder, ancak 10x (260 mm'ye eşdeğer) zoomda tamamen işe yaramaz.

    Akıllı telefon, Android 16 tabanlı nispeten yeni Xiaomi HyperOS işletim sistemini kullanıyor. Üretici, beş yıl boyunca büyük yazılım güncellemeleri ve altı yıl boyunca güvenlik güncellemeleri sözü veriyor. Bu, önümüzdeki birkaç yıl boyunca istikrarlı bir çalışma garantisi gibi görünüyor.

    Arayüz son derece hızlı, fark edilebilir bir gecikme yok, her şey sorunsuz ve hızlı tepki veriyor. Güçlü MediaTek Dimensity 9500s çipi ve 12 GB RAM'in cihazın altında çalıştığını düşünürsek bu hiç de şaşırtıcı değil.

    Sistem, yazı tipleri, duvar kağıtları, simgeler ve daha fazlası gibi geniş özelleştirme seçenekleri sunuyor. Ayrıca, arayüzün görünümünü önemli ölçüde değiştiren çok sayıda tema da mevcut. Bazı temalar ücretli olsa da, çok sayıda ücretsiz tema da bulunuyor.

    Burada, entegre bir yapay zekâ araçları paketi, neredeyse tüm günlük akıllı telefon kullanım senaryolarını kapsıyor: sistem, herhangi bir uygulamada metin oluşturup stilistik olarak geliştirebiliyor, fotoğraf ve videoların akıllıca düzenlenmesi için özellikler sunuyor ve konuşmacıya göre otomatik ses transkripsiyonundan kısa metin özetlerinin oluşturulmasına kadar gelişmiş ses işleme işlemlerini gerçekleştiriyor.

    Performans; POCO X8 Pro Max, en yeni 3 nanometre işlem teknolojisi kullanılarak üretilen MediaTek Dimensity 9500s işlemciyle çalışır. Bu sekiz çekirdekli işlemci, bir adet Cortex-X925 çekirdeği (3,73 GHz'e kadar tepe saat hızıyla), üç adet Cortex-X4 çekirdeği (3,3 GHz'e kadar frekansla) ve dört adet Cortex-A720 çekirdeği (2,4 GHz'e kadar frekansla) içerir. Grafik işlemleri, ışın izleme için donanım desteğine sahip bir Immortalis-G925 MC12 GPU tarafından gerçekleştirilirken, NPU 890 sinir ağı hesaplamalarını üstlenir.

    Popüler AnTuTu v11.0.5 kıyaslama testinde POCO X8 Pro Max, saygın bir performans sergileyerek 2.465.937 puan elde etti. Bu puan, onu fiyatının iki ila üç katı olan amiral gemisi telefonlarla aynı seviyeye getiriyor.

    Bellek alt sisteminin hızı özel bir ilgiyi hak ediyor. Depolama Testinde, akıllı telefon 193.619 puan aldı. Sıralı okuma ve yazma hızları sırasıyla 2.194 MB/s ve 2.123 MB/s'dir. Rastgele erişim de yaklaşık 2 GB/s okuma hızıyla en üst düzeydedir. Yardımcı program bellek türünü UFS 3.x olarak tanımlasa da, gerçek hız rakamları açıkça gelişmiş UFS 4.0 standardının kullanıldığını gösteriyor. Uygulamalar neredeyse anında yüklenip başlatılacaktır.

    3DMark grafik performans testi, bu tür donanımlar için beklenen performansı gösteriyor. Standart Wild Life testi, akıllı telefon için çok kolay kaldı ve "Maksimum" puanla sınırlı kaldı. Zorlu Wild Life Extreme testinde ise cihaz, saniyede ortalama 33,12 kare hızıyla 5.531 puan elde etti. Kısa 3DMark testleri sırasında akıllı telefonun yalnızca 40°C'ye ulaştığını belirtmek önemlidir.

    Yüksek tepe performansı harika, peki Dimensity 9500'ler sürekli yük altında nasıl performans gösteriyor? Bunu test etmek için CPU Kısıtlama Testini kullandık (ayarlar: 100 iş parçacığı, 15 dakika).

    Çip, en yüksek güç ve kararlılık arasında mükemmel bir denge sergiliyor. 15 dakikadan fazla süren yoğun testlerde, işlemci optimum sıcaklığı korumak için frekansları öngörülebilir ve sorunsuz bir şekilde ayarlıyor. Sistem, performansı maksimumun %68'inde rahat bir seviyede stabilize ediyor. Mutlak anlamda, cihaz mükemmel sonuçlar veriyor: 479 GIPS'lik bir tepe noktası ve sürekli yük altında 360 GIPS'te (minimum 314 GIPS) sabit kalan ortalama bir değer.

    Kulaklık sesi yüksek ve yeterli bir ses aralığına sahip. Yakınlık sensörü doğru çalışıyor: beklendiği gibi, telefonu kulağınıza tuttuğunuzda ekran kararıyor.

    Kablosuz modül paketi güncel standartlara uygundur: Bluetooth 6.0, Wi-Fi 7 ve NFC özelliklerinin tümü dahildir. eSIM özelliği, dijital operatör profillerinin kullanımına olanak tanır.

    Navigasyon konusunda ise mükemmel: Cihaz tüm önemli sistemlerle (GPS, GLONASS, Galileo, Beidou, QZSS, NavIC) uyumlu çalışıyor. Soğuk başlatma yaklaşık 10 saniye sürüyor ve sıcak başlatma anında gerçekleşiyor. Yoğun şehir ortamlarında telefon güvenilir sinyal alımı sağlıyor ve sinyal sürekliliğini koruyor.

    Ses; POCO X8 Pro Max, cihazın üst ve alt kısımlarında, karşılıklı yerleştirilmiş bir çift hoparlörden ses iletiyor. Ve mühendisler gerçek stereo ses elde ettikleri için övgüyü hak ediyorlar. Hoparlörlerden gelen sesler birbirinden farklı değil, gerçekten eşit. Ses oldukça iyi, detaylı ve yeterli bir ses seviyesine sahip. Elbette, akıllı telefonun sesini küçük bir kablosuz hoparlörle bile karşılaştıramazsınız.

    Sistem ayarları bazı ses iyileştirmelerini gizliyor. Tam teşekküllü bir ekolayzır, Dolby Atmos ön ayarları ve Xiaomi Sound'un yanı sıra surround ses seçeneği de bulacaksınız. Kaydırıcılarla oynamak eğlenceli; gerçekten de sesin karakterini değiştiriyorlar, ancak parçalarınızda dramatik bir değişiklik beklemeyin. Geleneksel 3,5 mm jak girişi yok, bu yüzden Bluetooth kulaklık kullanacağız. Ve burada her şey yolunda: SBC, AAC, LDAC ve LHDC 5.0 gibi iyi bir codec seçeneği mevcut. Videolarda senkronizasyon sorunu yok ve müzik akışı kalitesi mükemmel.


    5000-6000 mAh'nin standart kabul edildiği bir dönemde, POCO kuralları yıkmaya karar verdi. Serinin önceki modelinden farklı olarak, mühendisler X8 Pro Max'e tam 8500 mAh'lik bir pil sığdırmayı başarırken, cihazın kalınlığını sadece 8,2 mm'de tutmayı başardılar. Resmi web sitesi pilin kimyasını belirtmiyor, ancak bazı raporlar silikon-karbon (Si-C) olduğunu öne sürüyor.

    Tipik (benim için) günlük kullanımda (mesajlaşma, internette gezinme, fotoğraf çekme, biraz da WoT: Blitz oynama), POCO X8 Pro Max günde 6-7 saat ekran süresiyle üç günden biraz fazla dayandı. Bu sonuç, diğer birçok modele kıyasla gerçekten imrenilecek bir sonuç.

    POCO X8 Pro Max ile üretici, "taviz verilmiş orta sınıf" bir akıllı telefon daha üretmek yerine, en önemli alanlara güçlü bir şekilde odaklandı. Akıllı telefon, güçlü Dimensity 9500s işlemcisi sayesinde amiral gemisi seviyesine yakın performans sunuyor. Ekranın mükemmel parlaklığı, ince ve simetrik çerçeveleri, IP68 toz ve su geçirmezlik özelliği, eSIM desteği ve uzun süreli yazılım desteği (5 yıl güncelleme) bu cihazın en üst lige hedeflediğini açıkça gösteriyor. Standart kalınlıktaki kasada bulunan devasa 8500 mAh pil ise teknolojik bir zafer niteliğinde ve onu aktif kullanıcılar veya oyuncular için hayal cihazı haline getiriyor.

    Bu, bu akıllı telefonda hiçbir masraftan kaçınılmadığı anlamına mı geliyor? Hayır. Bazı ödünler verilmiş, ancak bunlar son derece iyi düşünülmüş. Cam yerine plastik arka kapak, telefoto lensin olmaması ve basit bir 8 megapiksel ultra geniş açılı kamera; bunlar, akıllı telefonun makul fiyatlı kalmasını sağlayan, onu aşırı pahalı bir amiral gemisi haline getirmeyen fedakarlıklar. Ancak optik görüntü sabitleme özelliğine sahip ana 50 megapiksel kamera, günlük çekim senaryolarının %90'ını yeterince karşılıyor.
    Bir akıllı telefonun adındaki "Pro Max" ön eki büyük bir ağırlık taşır. Bu tür bir cihazın, kasa malzemelerinden ekran kalitesine ve pil ömrüne kadar her şeyde tavizsiz olmasını beklersiniz. Üst düzey ürünleriyle adını duyuran POCO, büyük liglerde de oynayabileceğini kanıtlamaya karar verdi ve tanıyacağınız cihazı piyasaya sürdü. POCO X8 Pro Max, sadece ürün gamına yeni bir güncelleme değil, düz, çerçevesiz 1.5K ekranı, suya dayanıklılığı ve inanılmaz 8.500 mAh piliyle kendi nihai amiral gemisini yaratma girişimidir. İlginizi çekti mi? Hadi başlayalım! Teknik özellikler; İşlemci: MediaTek Dimensity 9500s RAM: 8 GB / 12 GB LPDDR5X (9600 Mb/sn) ROM: 256 GB / 512 GB UFS 4.1 Ekran: 6,83 inç, AMOLED, 1280×2772, 120 Hz Pil: 8500 mAh, 100 W hızlı şarj, 27 W ters şarj Ana kamera: 50 MP – ana, Light Fusion 600 (muhtemelen Sony IMX882), 1/1.95", EGF 26 mm, f/1.5, OIS 8 MP – ultra geniş açılı (muhtemelen SmartSens SC820, 16 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2) Ön kamera: 20 MP (muhtemelen OmniVision OV20B), 21 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2 SIM kart: 2 nano-SIM + eSIM Ağ ve veri aktarımı: 5G, Wi-Fi 7, Bluetooth 6.0, NFC, USB Type-C Navigasyon: GPS (L1+L5), GLONASS (G1), Beidou (B1I+B1C+B2a+B2b), Galileo (E1+E5a+E5b), QZSS(L1+L5), NavIC (L5) Özellikler: IP68, stereo hoparlörler, ekran içi parmak izi okuyucu Ölçüler: 162,9 x 79,9 x 8,2 mm, ağırlık 218 gram İşletim sistemi: Xiaomi HyperOS 3 (Android 16) Teknik özelliklere bakıldığında, POCO X8 Pro Max'in mühendislerinin performans ve pil ömrüne odaklandığı, kameraları ise biraz geri plana attığı açıkça görülüyor. Modüller en yeni teknolojiye sahip değil ve paket amiral gemisi seviyesinde değil (TV modülü yok). Ancak, cihazın fiyatını göz önünde bulundurursak, X8 Pro Max'in donanımının fiyatına göre oldukça iyi olduğu anlaşılıyor. Cihaz, sade ama şık bir karton kutuda geliyor. POCO'nun imzası olan sarı renk, burada sadece koyu siyah bir arka plana karşı vurgu olarak kullanılmış ve hemen ciddi bir hava yaratıyor. İç kutu ise alışılagelmiş zengin sarı renkte. Paketi açtığımızda, akıllı telefonun kendisiyle değil, kalın kağıttan veya ince plastikten yapılmış koruyucu bir taşıma çantasıyla karşılaşıyoruz. Cihazın temel özellikleri burada büyük harflerle belirgin bir şekilde gösteriliyor: 8500 mAh pil ve Dimensity 9500 işlemciler hemen dikkat çekiyor. Paket içeriği pratik ve anlaşılır: POCO X8 Pro Max akıllı telefonun kendisi Kalın opak kılıf USB Type-C - Type-C kablosu SIM kart tepsisi çıkarma aleti (markalı sarı zarfın içinde gizli) Dokümantasyon Akıllı telefonu kutusundan çıkardığınızda, sağlam bir donanım parçası olduğunu hemen anlıyorsunuz. POCO X8 Pro Max, sade ve gösterişsiz bir tasarıma sahip. Ön yüzünde, rahatsız edici çentiklerden arındırılmış, tamamen düz bir ekran bulunuyor. Koruyucu film fabrikada düzgün bir şekilde uygulanmış bu, birçok Çin markası için gelenek haline gelen hoş bir detay. Arka panel mat ve toz boyalı metal gibi görünüyor, ancak yine de plastiktir. Arka panelin büyük bir bölümünü kamera kümesi oluşturuyor. Bu küme, tek bir oval şeklin içine yerleştirilmiş iki büyük yuvarlak kameradan oluşuyor. Sol tarafta çift LED flaş ve OIS ile 50 megapiksel özelliklerini gururla duyuran bir etiket bulunuyor. Cihaz gövdeden oldukça belirgin bir şekilde dışarı çıkıyor. Kılıfsız bir şekilde masada dururken, telefon yazı yazarken sallanıyor. Akıllı telefonun kenarları düz ve köşeleri yuvarlak, bu da modern trendlerle uyumlu. Sağ kenarda ses seviyesi ayar düğmesi ve güç düğmesi yer alıyor. Her ikisi de hoş bir parlaklığa sahip eğimli kenarlı metalden yapılmıştır. Güç düğmesinin eğimli kenarı gerçek bir tasarım harikasıdır. Gövdenin tamamen siyah olan monolit görünümünü sulandıran, agresif bir kırmızı renkle boyanmıştır. Alt kenarda her şey standart: ana hoparlör, Type-C bağlantı noktası, mikrofon ve SIM kart yuvası. Tepsi açıldığında önemli bir detay göze çarpıyor: ters çevrilebilir (iki nano-SIM kart için) ve kalın kırmızı bir kauçuk contaya sahip. Bu, tam IP68 su korumasının açık bir göstergesidir. En üst kısımda ikinci bir mikrofon ve ikinci hoparlör için bir grup delik bulunuyor (tam stereo ses oluşturmak için). Sol taraftaki yüzeyde hiçbir unsur bulunmamaktadır. Ürünle birlikte gelen kılıf özel olarak belirtilmeyi hak ediyor. Mükemmel bir kılıf mat koyu gri renkte, şık bir marka logosu ve oluklu iç yüzeye sahip. Tüm kesikler yerinde ve lensleri çizilmelere karşı korumak için kamera gövdesinin etrafında küçük bir çıkıntı bulunuyor. Buradaki ekran oldukça büyük; tam 6,83 inç, ki bu günümüz standartlarına göre oldukça büyük. Bu boyut bazıları için dezavantaj olabilirken, diğerleri için avantaj olabilir. Ekran, birkaç yıldır fiili standart olan 1,5K çözünürlüğe (1280×2772) sahip canlı bir AMOLED'dir. Ekran 12 bit renk, HDR10+ ve Dolby Vision sunuyor. En yüksek parlaklık 3500 nit olup, güneşli öğlen saatlerinde bile rahat bir görüntüleme için fazlasıyla yeterli olmalıdır. Ekranın kendisi, daha önce de belirtildiği gibi, üretim sırasında koruyucu bir filmle kaplanan Corning Gorilla Glass 7i ile kaplıdır. Ekranın etrafındaki çerçeveler ince ve en önemlisi mükemmel simetrik. Hiçbir şekilde "çene" çıkıntısı yok. Ön kamera, ortada 3,5 mm'lik bir kesikte yer alarak kusursuz bir görüntüleme deneyimi sağlıyor. Yenileme hızı 60 veya 120 Hz olarak ayarlanabilir veya uyarlanabilir seçeneği tercih edilebilir. Dokunmatik örnekleme hızı da ayarlanabilir. Arayüz animasyonları akıcıdır ve renkler zengin ancak göz kamaştırıcı değildir. POCO X8 Pro Max akıllı telefonda Sürekli Açık Ekran (AOD) özelliği bulunuyor, ancak uygulama şekli oldukça tuhaf. Ekrana dokunduktan sonra yalnızca 10 saniye çalışıyor, ardından kapanıyor. Ayarlarda "Akıllı" seçeneği bulunuyor; akıllı telefon birinin ekrana baktığını algıladığında ekran aydınlanıyor. Yeterli ışıkta bu özellik oldukça iyi çalışıyor. Kameralar POCO X8 Pro Max, kameralar söz konusu olduğunda sağlıklı bir minimalizm sergiliyor. Arkada yalnızca iki modül bulunuyor: 50 MP – ana, Light Fusion 600 (muhtemelen Sony IMX882), 1/1.95", EGF 26 mm, f/1.5, OIS 8 MP – ultra geniş açılı (muhtemelen SmartSens SC820, 16 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2) Ana 50 megapiksel sensör, optik görüntü sabitleme (OIS) özelliğine sahip. Bu, gece çekimlerinin net, hareketli videoların ise akıcı olacağı anlamına geliyor. İkinci büyük lens ise ultra geniş açılı bir modüle ev sahipliği yapıyor. 50 mm'den daha büyük eşdeğer odak uzaklığına sahip bir telefoto modülü bulunmuyor, ancak bu özellik daha yüksek fiyat aralığındaki akıllı telefonlar için ayrılmış durumda. Kamera uygulamasının arayüzü tanıdık ve sezgisel. Çekimden önce uygulayabileceğiniz bir düzine yerleşik filtre ön ayarı bulunuyor ve pozlama ayarlarını hassas bir şekilde ayarlamak için bir Pro modu da mevcut. Ana kamera varsayılan olarak 12,5 MP, gerektiğinde ise 50 MP fotoğraf çekebiliyor. Ayarlardan çıktı formatını JPG veya HEIF olarak seçebilirsiniz. Video kaydı konusunda ise X8 Pro Max, 60 Hz'de 4K'ya kadar çözünürlükte çekim yapabiliyor ve H.264 ile HEVC olmak üzere iki video kodeği seçeneği sunuyor. Fotoğraf modunda, gelecekteki çerçevenin altındaki önerilen değerlerden birine (x0.6, x1 veya x2) tıklayarak yakınlaştırma oranını ayarlayabilirsiniz. Kaydırma hareketi, x0.6'dan x10'a kadar yumuşak bir yakınlaştırma sağlayan bir kadranı açar. Kamera modülünden doğrudan alınan gerçeğe yakın bir çekim yalnızca x0.6 (16 mm eşdeğer odak uzaklığı) ve x1 (26 mm eşdeğer odak uzaklığı) değerlerinde mümkün olacaktır. Dijital zoom özelliği kesinlikle çok yetersiz. 5x (130 mm'ye eşdeğer) zoomda idare eder, ancak 10x (260 mm'ye eşdeğer) zoomda tamamen işe yaramaz. Akıllı telefon, Android 16 tabanlı nispeten yeni Xiaomi HyperOS işletim sistemini kullanıyor. Üretici, beş yıl boyunca büyük yazılım güncellemeleri ve altı yıl boyunca güvenlik güncellemeleri sözü veriyor. Bu, önümüzdeki birkaç yıl boyunca istikrarlı bir çalışma garantisi gibi görünüyor. Arayüz son derece hızlı, fark edilebilir bir gecikme yok, her şey sorunsuz ve hızlı tepki veriyor. Güçlü MediaTek Dimensity 9500s çipi ve 12 GB RAM'in cihazın altında çalıştığını düşünürsek bu hiç de şaşırtıcı değil. Sistem, yazı tipleri, duvar kağıtları, simgeler ve daha fazlası gibi geniş özelleştirme seçenekleri sunuyor. Ayrıca, arayüzün görünümünü önemli ölçüde değiştiren çok sayıda tema da mevcut. Bazı temalar ücretli olsa da, çok sayıda ücretsiz tema da bulunuyor. Burada, entegre bir yapay zekâ araçları paketi, neredeyse tüm günlük akıllı telefon kullanım senaryolarını kapsıyor: sistem, herhangi bir uygulamada metin oluşturup stilistik olarak geliştirebiliyor, fotoğraf ve videoların akıllıca düzenlenmesi için özellikler sunuyor ve konuşmacıya göre otomatik ses transkripsiyonundan kısa metin özetlerinin oluşturulmasına kadar gelişmiş ses işleme işlemlerini gerçekleştiriyor. Performans; POCO X8 Pro Max, en yeni 3 nanometre işlem teknolojisi kullanılarak üretilen MediaTek Dimensity 9500s işlemciyle çalışır. Bu sekiz çekirdekli işlemci, bir adet Cortex-X925 çekirdeği (3,73 GHz'e kadar tepe saat hızıyla), üç adet Cortex-X4 çekirdeği (3,3 GHz'e kadar frekansla) ve dört adet Cortex-A720 çekirdeği (2,4 GHz'e kadar frekansla) içerir. Grafik işlemleri, ışın izleme için donanım desteğine sahip bir Immortalis-G925 MC12 GPU tarafından gerçekleştirilirken, NPU 890 sinir ağı hesaplamalarını üstlenir. Popüler AnTuTu v11.0.5 kıyaslama testinde POCO X8 Pro Max, saygın bir performans sergileyerek 2.465.937 puan elde etti. Bu puan, onu fiyatının iki ila üç katı olan amiral gemisi telefonlarla aynı seviyeye getiriyor. Bellek alt sisteminin hızı özel bir ilgiyi hak ediyor. Depolama Testinde, akıllı telefon 193.619 puan aldı. Sıralı okuma ve yazma hızları sırasıyla 2.194 MB/s ve 2.123 MB/s'dir. Rastgele erişim de yaklaşık 2 GB/s okuma hızıyla en üst düzeydedir. Yardımcı program bellek türünü UFS 3.x olarak tanımlasa da, gerçek hız rakamları açıkça gelişmiş UFS 4.0 standardının kullanıldığını gösteriyor. Uygulamalar neredeyse anında yüklenip başlatılacaktır. 3DMark grafik performans testi, bu tür donanımlar için beklenen performansı gösteriyor. Standart Wild Life testi, akıllı telefon için çok kolay kaldı ve "Maksimum" puanla sınırlı kaldı. Zorlu Wild Life Extreme testinde ise cihaz, saniyede ortalama 33,12 kare hızıyla 5.531 puan elde etti. Kısa 3DMark testleri sırasında akıllı telefonun yalnızca 40°C'ye ulaştığını belirtmek önemlidir. Yüksek tepe performansı harika, peki Dimensity 9500'ler sürekli yük altında nasıl performans gösteriyor? Bunu test etmek için CPU Kısıtlama Testini kullandık (ayarlar: 100 iş parçacığı, 15 dakika). Çip, en yüksek güç ve kararlılık arasında mükemmel bir denge sergiliyor. 15 dakikadan fazla süren yoğun testlerde, işlemci optimum sıcaklığı korumak için frekansları öngörülebilir ve sorunsuz bir şekilde ayarlıyor. Sistem, performansı maksimumun %68'inde rahat bir seviyede stabilize ediyor. Mutlak anlamda, cihaz mükemmel sonuçlar veriyor: 479 GIPS'lik bir tepe noktası ve sürekli yük altında 360 GIPS'te (minimum 314 GIPS) sabit kalan ortalama bir değer. Kulaklık sesi yüksek ve yeterli bir ses aralığına sahip. Yakınlık sensörü doğru çalışıyor: beklendiği gibi, telefonu kulağınıza tuttuğunuzda ekran kararıyor. Kablosuz modül paketi güncel standartlara uygundur: Bluetooth 6.0, Wi-Fi 7 ve NFC özelliklerinin tümü dahildir. eSIM özelliği, dijital operatör profillerinin kullanımına olanak tanır. Navigasyon konusunda ise mükemmel: Cihaz tüm önemli sistemlerle (GPS, GLONASS, Galileo, Beidou, QZSS, NavIC) uyumlu çalışıyor. Soğuk başlatma yaklaşık 10 saniye sürüyor ve sıcak başlatma anında gerçekleşiyor. Yoğun şehir ortamlarında telefon güvenilir sinyal alımı sağlıyor ve sinyal sürekliliğini koruyor. Ses; POCO X8 Pro Max, cihazın üst ve alt kısımlarında, karşılıklı yerleştirilmiş bir çift hoparlörden ses iletiyor. Ve mühendisler gerçek stereo ses elde ettikleri için övgüyü hak ediyorlar. Hoparlörlerden gelen sesler birbirinden farklı değil, gerçekten eşit. Ses oldukça iyi, detaylı ve yeterli bir ses seviyesine sahip. Elbette, akıllı telefonun sesini küçük bir kablosuz hoparlörle bile karşılaştıramazsınız. Sistem ayarları bazı ses iyileştirmelerini gizliyor. Tam teşekküllü bir ekolayzır, Dolby Atmos ön ayarları ve Xiaomi Sound'un yanı sıra surround ses seçeneği de bulacaksınız. Kaydırıcılarla oynamak eğlenceli; gerçekten de sesin karakterini değiştiriyorlar, ancak parçalarınızda dramatik bir değişiklik beklemeyin. Geleneksel 3,5 mm jak girişi yok, bu yüzden Bluetooth kulaklık kullanacağız. Ve burada her şey yolunda: SBC, AAC, LDAC ve LHDC 5.0 gibi iyi bir codec seçeneği mevcut. Videolarda senkronizasyon sorunu yok ve müzik akışı kalitesi mükemmel. 5000-6000 mAh'nin standart kabul edildiği bir dönemde, POCO kuralları yıkmaya karar verdi. Serinin önceki modelinden farklı olarak, mühendisler X8 Pro Max'e tam 8500 mAh'lik bir pil sığdırmayı başarırken, cihazın kalınlığını sadece 8,2 mm'de tutmayı başardılar. Resmi web sitesi pilin kimyasını belirtmiyor, ancak bazı raporlar silikon-karbon (Si-C) olduğunu öne sürüyor. Tipik (benim için) günlük kullanımda (mesajlaşma, internette gezinme, fotoğraf çekme, biraz da WoT: Blitz oynama), POCO X8 Pro Max günde 6-7 saat ekran süresiyle üç günden biraz fazla dayandı. Bu sonuç, diğer birçok modele kıyasla gerçekten imrenilecek bir sonuç. POCO X8 Pro Max ile üretici, "taviz verilmiş orta sınıf" bir akıllı telefon daha üretmek yerine, en önemli alanlara güçlü bir şekilde odaklandı. Akıllı telefon, güçlü Dimensity 9500s işlemcisi sayesinde amiral gemisi seviyesine yakın performans sunuyor. Ekranın mükemmel parlaklığı, ince ve simetrik çerçeveleri, IP68 toz ve su geçirmezlik özelliği, eSIM desteği ve uzun süreli yazılım desteği (5 yıl güncelleme) bu cihazın en üst lige hedeflediğini açıkça gösteriyor. Standart kalınlıktaki kasada bulunan devasa 8500 mAh pil ise teknolojik bir zafer niteliğinde ve onu aktif kullanıcılar veya oyuncular için hayal cihazı haline getiriyor. Bu, bu akıllı telefonda hiçbir masraftan kaçınılmadığı anlamına mı geliyor? Hayır. Bazı ödünler verilmiş, ancak bunlar son derece iyi düşünülmüş. Cam yerine plastik arka kapak, telefoto lensin olmaması ve basit bir 8 megapiksel ultra geniş açılı kamera; bunlar, akıllı telefonun makul fiyatlı kalmasını sağlayan, onu aşırı pahalı bir amiral gemisi haline getirmeyen fedakarlıklar. Ancak optik görüntü sabitleme özelliğine sahip ana 50 megapiksel kamera, günlük çekim senaryolarının %90'ını yeterince karşılıyor.
    Beğen
    11
    3 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • iOS neden mobil oyunlar için en iyi platformdur?
    Mobil oyunculuk uzun zamandır ikinci planda kalan bir konu olmaktan çıktı. Bugün akıllı telefonlar konsol seviyesinde oyunlar sunuyor ve geliştiriciler bunları giderek tam teşekküllü oyun platformları olarak görüyor. Ancak en teknolojik olarak gelişmiş ve sofistike oyunların nerede piyasaya sürüldüğüne bakarsanız, pazarın ikiye ayrıldığı açıkça görülüyor.

    Bir yanda, mobil dünyada bir tür bilgisayar olan, çok sayıda cihaza, değişken performansa ve öngörülemeyen bir kullanıcı deneyimine sahip Android var. Diğer yanda ise, tıpkı konsollarda olduğu gibi, her şeyin katı kurallara göre ve tek bir şirketin tam kontrolü altında işlediği iOS bulunuyor. Oyunların nasıl göründüğünü, nasıl çalıştığını ve geliştiricilerin ne kadar ileri gidebileceğini belirleyen de bu farklılıktır.

    Yani buradaki soru, daha fazla oyunun nerede olduğu değil, oynamanın daha rahat olduğu. Ve mobil oyunculuğu tam teşekküllü bir sektör olarak ele alırsak, iOS giderek lider konumuna geliyor. Bunun nedenlerini inceleyelim.

    Apple cihazlarının donanımı ve optimizasyonu

    En bariz olanla başlamakta fayda var: cihazlar. iOS'un en büyük avantajlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Apple sadece güçlü çipler üretmekle kalmıyor, bunu tamamen kontrollü bir ekosistem içinde yapıyor. İşlemci, grafik kartı, bellek ve sistemin kendisi, farklı üreticilerden gelen bileşenlerin bir araya getirilmesiyle değil, tek bir ünite olarak sıfırdan tasarlanıyor. Sonuç olarak, geliştiriciler oyunlarını yüzlerce farklı cihaza uyarlamaya çalışmak yerine, gerçekten optimize edebilecekleri net ve istikrarlı bir platform elde ediyorlar.

    2026 için görünüm oldukça net. Mevcut iPhone'lar, 2,4 milyon Antutu puanı veren A19 ve A19 Pro çipleriyle çalışıyor. Önceki nesil zayıf değildi, ancak yeni modeller performansın önemsiz olduğu bir seviyeye ulaştı. Akıllı telefon her görevi yerine getiriyor. Yeni bir iPhone satın aldığınızda, satın aldığınız her şeyin maksimum ayarlarda çalışacağından emin olabilirsiniz. Bununla birlikte, A18 ve A17 Pro gibi önceki nesiller hala geçerliliğini koruyor, ancak geleceğe yönelik bir güvenceye sahip değiller. Bu arada, eski çözümler yavaş yavaş tavizlere dönüşüyor: ya grafik ayarlarını düşürmeniz ya da daha düşük kare hızları deneyimlemeniz gerekecek.

    iPad'ler, iOS'u basit bir mobil platformdan çok daha fazlasına dönüştürdükleri için özel bir övgüyü hak ediyorlar. Büyük ekran kullanışlıdır. Bir oyun kumandası bağlayıp arkanıza yaslanarak oldukça büyük bir ekranda harika bir görüntünün keyfini çıkarabilirsiniz. Ancak en önemli şey M serisi çiplerdir. M3'lü iPad Air, M5'li iPad Pro ve hatta daha eski sürümler, mobil cihazların sınırlarını çoktan aşmış durumda. En üst düzey iPhone'un Antutu puanı 2,4 milyon mu? En üst düzey iPad ise 4 milyona yaklaşıyor. Esasen, yetenekleri açısından bir akıllı telefondan çok bir dizüstü bilgisayara daha yakın bir tablete sahibiz.

    Sonuç basit. iPhone güç ve çok yönlülük sunarken, iPad konfor ve ölçeklenebilirlik sağlıyor ve Apple çipleri istikrarlı ve sezgisel performans sunuyor. iOS'ta mobil oyun oynamanın temeli budur. Önemli olan sadece güç miktarı değil, nasıl kullanıldığıdır. iOS'ta oyunlar genellikle ani düşüşler veya beklenmedik hatalar olmadan daha istikrarlı kare hızlarıyla çalışır. Bu her zaman rakamlarda görünmeyebilir, ancak gerçek dünya kullanımında açıkça fark edilir.

    iOS Oyun Özellikleri
    Ancak güçlü donanım tek başına fark yaratmaz. İşte burada işletim sistemi devreye giriyor. iOS, güçlü bir cihazı tam teşekküllü bir oyun platformuna dönüştüren şeydir. Bunun nedeni basit: buradaki her şey, öngörülebilir bir kullanıcı deneyimi için sıfırdan tasarlanmıştır. Geliştiriciler, oyunlarını geliştirdikleri cihazları net bir şekilde anlıyor ve kullanıcılar her şeyin amaçlandığı gibi çalışacağına güveniyor. Yine, konsollarla olan benzetmeyi görüyor musunuz?

    iOS 26'nın piyasaya sürülmesiyle Apple, oyun alanında bir adım daha attı. Sistem artık, tüm oyun aktiviteleri için yeni bir merkez haline gelen özel bir "Oyunlar" uygulamasına sahip. Oyun kütüphanesini, sosyal özellikleri ve önerileri bir araya getiren bu uygulama, eski Game Center'ın yerini alarak her şeyi tek bir yerde topluyor. Artık sadece yüklü uygulamaların bir listesi değil, tüm bir ekosistem. İçinde, App Store ve Apple Arcade'den indirdiğiniz oyunlar da dahil olmak üzere oynadığınız her oyunu, kullanışlı sıralama ve filtreleme seçenekleriyle görebilirsiniz.

    Sosyal bileşen ayrı olarak yeniden tasarlandı. Başarılar, liderlik tabloları ve meydan okumalar hala mevcut, ancak artık daha erişilebilir ve anlaşılabilir. İlerlemenizi takip edebilir, sonuçları arkadaşlarınızla karşılaştırabilir, yüksek puan bildirimleri alabilir ve başkalarına hemen meydan okuyabilirsiniz. Ayrıca, güçlü bir sosyal katman eklendi: arkadaş listesi, etkinlik ve iş birliği modu. Tek oyunculu projeler bile artık meydan okumalar ve liderlik tabloları sayesinde yarışmalara dönüştürülebiliyor. Önemli bir özellik de senkronizasyon. Tüm başarılar, ilerleme ve kütüphane cihazlar arasında otomatik olarak aktarılıyor. iPhone'unuzda bir oyuna başlayın ve iPad'inizde devam edin; hiçbir şey kaybolmaz.

    App Store'un kendisi de en az onun kadar önemli. Android'in aksine, editoryal bileşeni çok daha güçlü. Koleksiyonlar, öneriler ve temalı listeler, insanların sonsuz bir katalogda gezinmek yerine oyunları keşfetmelerine gerçekten yardımcı oluyor. iOS 26'da bu yaklaşım daha da güçlendirildi: aynı koleksiyonlar ve oyun etkinlikleri artık kısmen doğrudan Oyunlar uygulamasına taşındı ve burada güncellemeler, etkinlikler ve yeni sürümler görüntüleniyor.

    Apple Arcade'i de unutamayız. Reklamsız ve bağış gerektirmeyen oyunlar sunan bağımsız bir abonelik hizmetidir. Sabit bir ücret ödersiniz ve sadece para kazanma amaçlı bir hizmet değil, tam teşekküllü oyunlar olarak tasarlanmış bir oyun kütüphanesine erişim kazanırsınız. Basitçe söylemek gerekirse, Apple Arcade, Xbox Game Pass ve PS Plus'ın mobil karşılığıdır.

    Bir diğer önemli nokta ise güncelliğidir. Apple cihazları 5-7 yılda bir güncelleme alır ve bu durum oyunları doğrudan etkiler. Daha eski iPhone'lar bile yeni oyunları çalıştırmaya devam eder, ancak her zaman maksimum ayarlarda değil. Sonuç olarak, oyun kütüphanesi her yıl sıfırlanmaz, ancak kullanıcıyla birlikte kademeli olarak gelişir. Ve son olarak, ama en önemlisi, her zaman perde arkasında kalan ve son kullanıcının bilmesine gerek olmayan bir şeyden bahsediyorum. Apple'ın tescilli grafik API'si olan Metal'den bahsediyorum.

    OpenGL veya Vulkan gibi evrensel çözümlerin aksine, belirli donanım ve sistemler için sıfırdan oluşturulmuştur. Geliştiriciler için bu, cihaz kaynaklarına daha kolay erişim ve daha az kısıtlama anlamına gelir. Sonuç olarak, oyunlar daha iyi optimize edilir, daha istikrarlı çalışır ve Apple çiplerinden en iyi şekilde yararlanır. Bu nedenle iOS, giderek daha karmaşık grafiklere ve yüksek performansa sahip oyunlara yer vermektedir.

    Ödeme gücüne sahip izleyici kitlesi
    En çok hafife alınan faktörlerden biri de kullanıcıların kendileridir. iOS, tarihsel olarak kullanıcılarının içerik için ödeme yapmaya daha istekli olmasıyla öne çıkmıştır. Bu durum sadece abonelikler için değil, tam teşekküllü oyun satın alımları için de geçerlidir.

    Bu, geliştiriciler için çok önemli. Bir kullanıcı bir oyun için para ödediğinde, bağışlar ve reklamlarla dolu sonsuz bir hizmet değil, bitmiş bir ürün oluşturmak mantıklıdır. Sonuç olarak, iOS'ta, kullanıcıları ne pahasına olursa olsun elde tutmanın bir yolu olarak değil, baştan sona tam teşekküllü oyunlar olarak tasarlanan projeler giderek artıyor. Bu, pazarı doğrudan etkiliyor. Agresif para kazanmaya daha az bağımlılık, daha az jenerik klon, daha az rahatsız edici reklam içeren proje ve daha fazla yüksek kaliteli içerik anlamına geliyor. Sonuç basit bir ilişki: Kullanıcılar ödeme yapmaya istekli olduğunda, gerçekten oynamaya değer oyunlar ortaya çıkıyor.

    Oyun yelpazesi
    Mobil oyunlar bir zamanlar sadece zaman geçirmek için kullanılan basit araçlar olarak görülürken, durum artık büyük ölçüde değişti. iOS, uzun zaman önce mobil cihazların sınırlarını aşarak, tam teşekküllü bir oyun platformu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

    En önemli kanıt, konsol kalitesinde oyunların ortaya çıkmasıdır. Yakın zamana kadar sadece PC ve konsollarda bulunan oyunlar iPhone ve iPad'e geliyor. Assassin's Creed, Death Stranding, Resident Evil ve benzeri oyunlardan bahsediyoruz. Bunlar kırpılmış sürümler değil, oynanışı ve grafikleri koruyan, dokunmatik kontrollere veya oyun kumandalarına uyarlanmış tam teşekküllü portlardır. Ve burada önemli olan, bu tür oyunların sadece varlığı değil, düzgün bir şekilde çalışmalarıdır. Hileler olmadan, "mobil" tavizler olmadan. Bu, platforma bakış açısını değiştiren şeydir.

    Apple Arcade'i tekrar hatırlatmakta fayda var, ancak bu sefer daha detaylı olarak. Reklamsız ve uygulama içi satın alımlar olmadan bir oyun kütüphanesine erişmenizi sağlayan bir abonelik sistemidir. Sabit bir ücret ödersiniz ve sonsuz ücretli oyun sistemleri yerine tam teşekküllü oyunlara sahip olursunuz. 2026 itibariyle Arcade'de 200'den fazla oyun bulunuyor ve kütüphane düzenli olarak genişliyor. Yeni oyunlar aylık olarak yayınlanıyor; bunlar ya tamamen yeni ve özel oyunlar ya da mevcut oyunların güncellenmiş sürümleri oluyor.

    Şu anda en iyileri arasında şunlar yer alıyor:

    Sid Meier’s Civilization VII
    DREDGE
    Unpacking
    Cult of the Lamb
    Balatro
    Powerwash Simulator
    Dead Cells
    Stardew Valley
    Oceanhorn 3

    Bu liste kesinlikle kapsamlı değil. Birçok oyuna zaten aşina olabilirsiniz, çünkü PC ve konsollarda oldukça popülerler. iOS, giderek özel oyunlar ve erken yayınlar için bir platform haline geliyor. Bunlar her zaman büyük AAA oyunlar olmuyor, ancak eğilim açık. Bazı oyunlar önce iOS'ta yayınlanıyor veya özel içerik alıyor. Büyük serilerin mobil sürümleri buna iyi bir örnek. Borderlands Mobile yakın zamanda yayınlandı; Android sürümünü ne zaman bekleyebiliriz? Bilinmiyor. Geliştiriciler için mantıklı bir hamle, çünkü iOS neredeyse korsanlıktan arınmış durumda. Ayrıca, net bir kitle, istikrarlı donanım ve daha fazla para var.

    Uzun zamandır iOS'un zayıf noktalarından biri olan emülatör sorunu bile yavaş yavaş değişti. Daha önce sistem tamamen kapalıydı ve eski konsol oyunlarını çalıştırmak yalnızca geçici çözümlerle mümkündü. Şimdi Apple, emülatörlerin App Store'da barındırılmasına izin verdi ve klasik konsollar gibi temel özellikler artık resmi olarak destekleniyor. Android kadar esnek ve açık kaynaklı olmasa da, sistemin bir parçası olması bile çok şey ifade ediyor. iOS daha sınırlı bir platform olmaya devam ediyor, ancak karşılığında istikrar ve öngörülebilirlik sunuyor.
    Mobil oyunculuk uzun zamandır ikinci planda kalan bir konu olmaktan çıktı. Bugün akıllı telefonlar konsol seviyesinde oyunlar sunuyor ve geliştiriciler bunları giderek tam teşekküllü oyun platformları olarak görüyor. Ancak en teknolojik olarak gelişmiş ve sofistike oyunların nerede piyasaya sürüldüğüne bakarsanız, pazarın ikiye ayrıldığı açıkça görülüyor. Bir yanda, mobil dünyada bir tür bilgisayar olan, çok sayıda cihaza, değişken performansa ve öngörülemeyen bir kullanıcı deneyimine sahip Android var. Diğer yanda ise, tıpkı konsollarda olduğu gibi, her şeyin katı kurallara göre ve tek bir şirketin tam kontrolü altında işlediği iOS bulunuyor. Oyunların nasıl göründüğünü, nasıl çalıştığını ve geliştiricilerin ne kadar ileri gidebileceğini belirleyen de bu farklılıktır. Yani buradaki soru, daha fazla oyunun nerede olduğu değil, oynamanın daha rahat olduğu. Ve mobil oyunculuğu tam teşekküllü bir sektör olarak ele alırsak, iOS giderek lider konumuna geliyor. Bunun nedenlerini inceleyelim. Apple cihazlarının donanımı ve optimizasyonu En bariz olanla başlamakta fayda var: cihazlar. iOS'un en büyük avantajlarından biri de burada ortaya çıkıyor. Apple sadece güçlü çipler üretmekle kalmıyor, bunu tamamen kontrollü bir ekosistem içinde yapıyor. İşlemci, grafik kartı, bellek ve sistemin kendisi, farklı üreticilerden gelen bileşenlerin bir araya getirilmesiyle değil, tek bir ünite olarak sıfırdan tasarlanıyor. Sonuç olarak, geliştiriciler oyunlarını yüzlerce farklı cihaza uyarlamaya çalışmak yerine, gerçekten optimize edebilecekleri net ve istikrarlı bir platform elde ediyorlar. 2026 için görünüm oldukça net. Mevcut iPhone'lar, 2,4 milyon Antutu puanı veren A19 ve A19 Pro çipleriyle çalışıyor. Önceki nesil zayıf değildi, ancak yeni modeller performansın önemsiz olduğu bir seviyeye ulaştı. Akıllı telefon her görevi yerine getiriyor. Yeni bir iPhone satın aldığınızda, satın aldığınız her şeyin maksimum ayarlarda çalışacağından emin olabilirsiniz. Bununla birlikte, A18 ve A17 Pro gibi önceki nesiller hala geçerliliğini koruyor, ancak geleceğe yönelik bir güvenceye sahip değiller. Bu arada, eski çözümler yavaş yavaş tavizlere dönüşüyor: ya grafik ayarlarını düşürmeniz ya da daha düşük kare hızları deneyimlemeniz gerekecek. iPad'ler, iOS'u basit bir mobil platformdan çok daha fazlasına dönüştürdükleri için özel bir övgüyü hak ediyorlar. Büyük ekran kullanışlıdır. Bir oyun kumandası bağlayıp arkanıza yaslanarak oldukça büyük bir ekranda harika bir görüntünün keyfini çıkarabilirsiniz. Ancak en önemli şey M serisi çiplerdir. M3'lü iPad Air, M5'li iPad Pro ve hatta daha eski sürümler, mobil cihazların sınırlarını çoktan aşmış durumda. En üst düzey iPhone'un Antutu puanı 2,4 milyon mu? En üst düzey iPad ise 4 milyona yaklaşıyor. Esasen, yetenekleri açısından bir akıllı telefondan çok bir dizüstü bilgisayara daha yakın bir tablete sahibiz. Sonuç basit. iPhone güç ve çok yönlülük sunarken, iPad konfor ve ölçeklenebilirlik sağlıyor ve Apple çipleri istikrarlı ve sezgisel performans sunuyor. iOS'ta mobil oyun oynamanın temeli budur. Önemli olan sadece güç miktarı değil, nasıl kullanıldığıdır. iOS'ta oyunlar genellikle ani düşüşler veya beklenmedik hatalar olmadan daha istikrarlı kare hızlarıyla çalışır. Bu her zaman rakamlarda görünmeyebilir, ancak gerçek dünya kullanımında açıkça fark edilir. iOS Oyun Özellikleri Ancak güçlü donanım tek başına fark yaratmaz. İşte burada işletim sistemi devreye giriyor. iOS, güçlü bir cihazı tam teşekküllü bir oyun platformuna dönüştüren şeydir. Bunun nedeni basit: buradaki her şey, öngörülebilir bir kullanıcı deneyimi için sıfırdan tasarlanmıştır. Geliştiriciler, oyunlarını geliştirdikleri cihazları net bir şekilde anlıyor ve kullanıcılar her şeyin amaçlandığı gibi çalışacağına güveniyor. Yine, konsollarla olan benzetmeyi görüyor musunuz? iOS 26'nın piyasaya sürülmesiyle Apple, oyun alanında bir adım daha attı. Sistem artık, tüm oyun aktiviteleri için yeni bir merkez haline gelen özel bir "Oyunlar" uygulamasına sahip. Oyun kütüphanesini, sosyal özellikleri ve önerileri bir araya getiren bu uygulama, eski Game Center'ın yerini alarak her şeyi tek bir yerde topluyor. Artık sadece yüklü uygulamaların bir listesi değil, tüm bir ekosistem. İçinde, App Store ve Apple Arcade'den indirdiğiniz oyunlar da dahil olmak üzere oynadığınız her oyunu, kullanışlı sıralama ve filtreleme seçenekleriyle görebilirsiniz. Sosyal bileşen ayrı olarak yeniden tasarlandı. Başarılar, liderlik tabloları ve meydan okumalar hala mevcut, ancak artık daha erişilebilir ve anlaşılabilir. İlerlemenizi takip edebilir, sonuçları arkadaşlarınızla karşılaştırabilir, yüksek puan bildirimleri alabilir ve başkalarına hemen meydan okuyabilirsiniz. Ayrıca, güçlü bir sosyal katman eklendi: arkadaş listesi, etkinlik ve iş birliği modu. Tek oyunculu projeler bile artık meydan okumalar ve liderlik tabloları sayesinde yarışmalara dönüştürülebiliyor. Önemli bir özellik de senkronizasyon. Tüm başarılar, ilerleme ve kütüphane cihazlar arasında otomatik olarak aktarılıyor. iPhone'unuzda bir oyuna başlayın ve iPad'inizde devam edin; hiçbir şey kaybolmaz. App Store'un kendisi de en az onun kadar önemli. Android'in aksine, editoryal bileşeni çok daha güçlü. Koleksiyonlar, öneriler ve temalı listeler, insanların sonsuz bir katalogda gezinmek yerine oyunları keşfetmelerine gerçekten yardımcı oluyor. iOS 26'da bu yaklaşım daha da güçlendirildi: aynı koleksiyonlar ve oyun etkinlikleri artık kısmen doğrudan Oyunlar uygulamasına taşındı ve burada güncellemeler, etkinlikler ve yeni sürümler görüntüleniyor. Apple Arcade'i de unutamayız. Reklamsız ve bağış gerektirmeyen oyunlar sunan bağımsız bir abonelik hizmetidir. Sabit bir ücret ödersiniz ve sadece para kazanma amaçlı bir hizmet değil, tam teşekküllü oyunlar olarak tasarlanmış bir oyun kütüphanesine erişim kazanırsınız. Basitçe söylemek gerekirse, Apple Arcade, Xbox Game Pass ve PS Plus'ın mobil karşılığıdır. Bir diğer önemli nokta ise güncelliğidir. Apple cihazları 5-7 yılda bir güncelleme alır ve bu durum oyunları doğrudan etkiler. Daha eski iPhone'lar bile yeni oyunları çalıştırmaya devam eder, ancak her zaman maksimum ayarlarda değil. Sonuç olarak, oyun kütüphanesi her yıl sıfırlanmaz, ancak kullanıcıyla birlikte kademeli olarak gelişir. Ve son olarak, ama en önemlisi, her zaman perde arkasında kalan ve son kullanıcının bilmesine gerek olmayan bir şeyden bahsediyorum. Apple'ın tescilli grafik API'si olan Metal'den bahsediyorum. OpenGL veya Vulkan gibi evrensel çözümlerin aksine, belirli donanım ve sistemler için sıfırdan oluşturulmuştur. Geliştiriciler için bu, cihaz kaynaklarına daha kolay erişim ve daha az kısıtlama anlamına gelir. Sonuç olarak, oyunlar daha iyi optimize edilir, daha istikrarlı çalışır ve Apple çiplerinden en iyi şekilde yararlanır. Bu nedenle iOS, giderek daha karmaşık grafiklere ve yüksek performansa sahip oyunlara yer vermektedir. Ödeme gücüne sahip izleyici kitlesi En çok hafife alınan faktörlerden biri de kullanıcıların kendileridir. iOS, tarihsel olarak kullanıcılarının içerik için ödeme yapmaya daha istekli olmasıyla öne çıkmıştır. Bu durum sadece abonelikler için değil, tam teşekküllü oyun satın alımları için de geçerlidir. Bu, geliştiriciler için çok önemli. Bir kullanıcı bir oyun için para ödediğinde, bağışlar ve reklamlarla dolu sonsuz bir hizmet değil, bitmiş bir ürün oluşturmak mantıklıdır. Sonuç olarak, iOS'ta, kullanıcıları ne pahasına olursa olsun elde tutmanın bir yolu olarak değil, baştan sona tam teşekküllü oyunlar olarak tasarlanan projeler giderek artıyor. Bu, pazarı doğrudan etkiliyor. Agresif para kazanmaya daha az bağımlılık, daha az jenerik klon, daha az rahatsız edici reklam içeren proje ve daha fazla yüksek kaliteli içerik anlamına geliyor. Sonuç basit bir ilişki: Kullanıcılar ödeme yapmaya istekli olduğunda, gerçekten oynamaya değer oyunlar ortaya çıkıyor. Oyun yelpazesi Mobil oyunlar bir zamanlar sadece zaman geçirmek için kullanılan basit araçlar olarak görülürken, durum artık büyük ölçüde değişti. iOS, uzun zaman önce mobil cihazların sınırlarını aşarak, tam teşekküllü bir oyun platformu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. En önemli kanıt, konsol kalitesinde oyunların ortaya çıkmasıdır. Yakın zamana kadar sadece PC ve konsollarda bulunan oyunlar iPhone ve iPad'e geliyor. Assassin's Creed, Death Stranding, Resident Evil ve benzeri oyunlardan bahsediyoruz. Bunlar kırpılmış sürümler değil, oynanışı ve grafikleri koruyan, dokunmatik kontrollere veya oyun kumandalarına uyarlanmış tam teşekküllü portlardır. Ve burada önemli olan, bu tür oyunların sadece varlığı değil, düzgün bir şekilde çalışmalarıdır. Hileler olmadan, "mobil" tavizler olmadan. Bu, platforma bakış açısını değiştiren şeydir. Apple Arcade'i tekrar hatırlatmakta fayda var, ancak bu sefer daha detaylı olarak. Reklamsız ve uygulama içi satın alımlar olmadan bir oyun kütüphanesine erişmenizi sağlayan bir abonelik sistemidir. Sabit bir ücret ödersiniz ve sonsuz ücretli oyun sistemleri yerine tam teşekküllü oyunlara sahip olursunuz. 2026 itibariyle Arcade'de 200'den fazla oyun bulunuyor ve kütüphane düzenli olarak genişliyor. Yeni oyunlar aylık olarak yayınlanıyor; bunlar ya tamamen yeni ve özel oyunlar ya da mevcut oyunların güncellenmiş sürümleri oluyor. Şu anda en iyileri arasında şunlar yer alıyor: Sid Meier’s Civilization VII DREDGE Unpacking Cult of the Lamb Balatro Powerwash Simulator Dead Cells Stardew Valley Oceanhorn 3 Bu liste kesinlikle kapsamlı değil. Birçok oyuna zaten aşina olabilirsiniz, çünkü PC ve konsollarda oldukça popülerler. iOS, giderek özel oyunlar ve erken yayınlar için bir platform haline geliyor. Bunlar her zaman büyük AAA oyunlar olmuyor, ancak eğilim açık. Bazı oyunlar önce iOS'ta yayınlanıyor veya özel içerik alıyor. Büyük serilerin mobil sürümleri buna iyi bir örnek. Borderlands Mobile yakın zamanda yayınlandı; Android sürümünü ne zaman bekleyebiliriz? Bilinmiyor. Geliştiriciler için mantıklı bir hamle, çünkü iOS neredeyse korsanlıktan arınmış durumda. Ayrıca, net bir kitle, istikrarlı donanım ve daha fazla para var. Uzun zamandır iOS'un zayıf noktalarından biri olan emülatör sorunu bile yavaş yavaş değişti. Daha önce sistem tamamen kapalıydı ve eski konsol oyunlarını çalıştırmak yalnızca geçici çözümlerle mümkündü. Şimdi Apple, emülatörlerin App Store'da barındırılmasına izin verdi ve klasik konsollar gibi temel özellikler artık resmi olarak destekleniyor. Android kadar esnek ve açık kaynaklı olmasa da, sistemin bir parçası olması bile çok şey ifade ediyor. iOS daha sınırlı bir platform olmaya devam ediyor, ancak karşılığında istikrar ve öngörülebilirlik sunuyor.
    Beğen
    3
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Xiaomi 17 Akıllı Telefon İncelemesi
    Xiaomi 17 Akıllı Telefon İncelemesi: Buz Mavisi Renkte, Leica Kameralı Kompakt Amiral Gemisi

    Yeni Xiaomi 17 modeli, ergonomi ve performans arasında mükemmel bir denge kurma girişimi. Çoğu üreticinin dev ekran boyutlarının peşinde koştuğu bir dönemde, bu model amiral gemisi Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga seti, geniş kapasiteli 6330 mAh pil ve üç adet 50 megapiksel modüllü gelişmiş kamera sistemi ve Leica imzası taşıyan tasarımıyla 6,3 inçlik bir gövde sunuyor. Haydi başlayalım!

    Teknik özellikler
    İşlemci: Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 5
    RAM: 12 GB / 16 GB LPDDR5X
    ROM'u: 256 GB / 512 GB / 1 TB UFS 4.1
    Ekran: 6,3 inç, LTPO AMOLED, 1220×2656, 120 Hz
    Pil: 6330 mAh, 100 W hızlı şarj, 50 W kablosuz şarj
    Ana kamera:
    50 MP (ana lens, OIS, Leica Summilux), Light Fusion 950, 1/1.31", eşdeğer odak uzaklığı 23 mm, f/1.67
    50 MP (ultra geniş açı, EIS), OmniVision OV50M, 17 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2, x0.7 optik zoom (ana modüle göre)
    50 MP (telefoto, OIS), Samsung JN5, 60 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.0, optik zoom x2.6 (ana modüle göre)
    Ön kamera:
    50 MP, OmniVision OV50M, 21 mm EGF, f/2.2 • SIM kart: 2 nano-SIM + eSIM
    Ağ ve veri aktarımı: 5G, Wi-Fi 7, Bluetooth 6.0, NFC, USB Type-C
    Navigasyon: GPS (L1+L5), GLONASS (G1), Beidou, Galileo (E1+E5a), QZSS (L1+L5), NavIC (L5)
    Özellikler: IP68, stereo hoparlörler, ekran içi parmak izi okuyucu
    Ölçüler: 151,1 x 71,8 x 8,06 mm, ağırlık 191 gram
    İşletim sistemi: Xiaomi HyperOS 3 (Android 16)
    Paketleme ve montaj

    Xiaomi 17, kalın kartondan yapılmış minimalist beyaz bir kutuda geliyor. Ambalaj tasarımı, markanın imza stiliyle tutarlı: model adı ortada metal kabartma olarak yer alıyor ve kırmızı Leica logosu köşede zarif bir şekilde duruyor. Gösterişli grafikler yok; her şey minimalist.

    Kutunun içinde akıllı telefonun kendisi, koruyucu kılıf, USB Type-C kablosu ve SIM kart çıkarma aparatı bulunuyor. Ayrıca, fabrikadan önceden takılmış bir ekran koruyucu da mevcut; standart ama yine de hoş bir detay. Benim cihazımda şarj cihazı yoktu, ancak resmi olarak gönderilenlerde şarj cihazı bulunuyor.

    Görünüm ve tasarım

    Xiaomi 17, son yıllarda az sayıda Android akıllı telefon üreticisinin benimsediği kompakt amiral gemisi felsefesini sürdürüyor. Ancak iPhone 17'nin boyutları (149,6 x 71,5 x 7,9 mm), Xiaomi 17'nin boyutlarına (151,1 x 71,8 x 8,06 mm) oldukça benzer. Cihaz elde şaşırtıcı derecede rahat hissettiriyor ve ekranın herhangi bir köşesine tek elle ulaşabiliyorsunuz.

    Yan kenarlar neredeyse kare şeklinde, ancak köşeler düzgünce yuvarlatılmış. Kasa çerçevesi mat eloksallı kaplamalı alüminyumdan yapılmış. Daha düşük modellerin aksine, burada plastik yok; sonuçta bu bir amiral gemisi.

    Arka panel, hoş bir dokunma hissi veren mat camdan yapılmıştır. Buz Mavisi rengi, göz alıcı bir turkuaz değil, hafif inci parlaklığına sahip, sakin bir açık mavidir. Farklı ışık koşullarında, ucuz veya oyuncak gibi görünmeden neredeyse beyazdan yumuşak bir maviye dönüşür. Bu yüzeyde parmak izleri neredeyse görünmezdir.

    Alt kısımda, dış panelde parlak bir yüzeyle tamamlanmış, zarif bir marka logosu bulunuyor. Bunu kadraja almak zor oldu ama denedim.


    Kamera grubu, kasanın genişliğinin neredeyse üçte ikisini kaplıyor. Panelin ortasına, efsanevi optik markası LEICA ile olan ortaklığa bir saygı duruşu olarak LEICA logosu işlenmiş. Görsel olarak, kamera grubu, serinin önceki modeli (Xiaomi 15) ile aynı dört "kameraya" sahip. Ancak burada her kamera ayrı bir yuvarlak cam panelle kaplı. Daha önce, tüm kameraları aynı anda kaplayan tek bir kare panel vardı.

    Kamera arka panelin üzerinde belirgin bir şekilde çıkıntı yapıyor. İlk adım, modüller için dikdörtgen bir platform, ikinci adım ise kamera lenslerinin kendisidir.

    Düz bir yüzeye yerleştirildiğinde, kamera ünitesi akıllı telefonun bir kenarını belirgin şekilde yukarı kaldırıyor.

    Kontroller ergonomik olarak tasarlanmış: güç düğmesi ve ses seviyesi ayar düğmesi sağ tarafta yer alıyor. Düğmelerin dokunsal ve işitsel tepkisi net.

    Alt kenarda USB Type-C bağlantı noktası, ana hoparlör, mikrofon ve tepsi bulunur. Tepsiyi çıkarırken, mikrofon deliğine yanlışlıkla ataş sokmamaya dikkat edin, çünkü tehlikeli derecede yakındır.

    Kasanın üst ve sol kenarlarında herhangi bir düğme veya başka işlevsel unsur bulunmamaktadır.

    Kutu içeriğindeki kılıf da dikkat çekmeye değer. Şeffaf ve oldukça sert bir plastikten yapılmış. Zamanla sararma eğiliminde olan silikon bir kılıf değil, bu nedenle görünümünün uzun süre değişmeden kalacağını umuyoruz. Şeffaflığı sayesinde akıllı telefon, kılıfsız haline oldukça benzer görünüyor.

    Malzemenin sertliğine rağmen, düğmeler kılıf üzerinden kolayca ve sorunsuz bir şekilde basılıyor ve hoş bir dokunsal deneyim sunuyor. Kılıfın alt kenarında tek ve büyük bir kesik bulunuyor, bu da akıllı telefonun tüm bileşenlerine erişim sağlarken köşeleri de kapatıyor. Kılıf, kamera modülünün etrafında yükseltilmiş olup lenslerin sürtünmesini önlüyor.

    Ekran

    Xiaomi 17'nin ekranı, 1220 x 2656 piksel çözünürlüğe sahip 6,3 inçlik bir LTPO AMOLED paneldir. En boy oranı 19,5:9 olup, yaklaşık 460 ppi piksel yoğunluğuna sahiptir. Yenileme hızı, içeriğe bağlı olarak 1 ile 120 Hz arasında değişen uyarlanabilir bir hızdır. Tepe parlaklığı 3000 nit'e ulaşır; bu da doğrudan güneş ışığında bile rahat bir görüntüleme için fazlasıyla yeterli olmalıdır.

    Ekranın etrafındaki çerçeveler minimum düzeyde (1,5-2 mm) ve her tarafta simetrik. Ön kamera için ekranın üst kısmında, ortada, 3,5 mm çapında şık bir delik bulunuyor. Göze batmayan bu delik, görüntülemeyi engellemiyor.

    Öznel olarak: Ekran çok iyi. Renkler zengin ama göz kamaştırıcı değil ve siyahlar gerçekten siyah, koyu gri değil. Parlaklık seviyesi çok yüksek dış mekanlarda her şey mükemmel bir şekilde okunabiliyor. İç mekanlarda, minimum parlaklıkta bile gözler yorulmuyor.

    Görüş açıları mükemmel; görüntü her açıdan bozulma olmadan, yalnızca hafif bir parlaklık kaybıyla kalıyor. HDR10+ ve Dolby Vision destekleniyor.

    Ayarlar bölümünden renk sıcaklığını (standart, sıcak, soğuk) seçebilir, göz korumasını (mavi ışık filtresi) etkinleştirebilir ve otomatik ayarlar beklediğiniz gibi çalışmazsa yenileme hızını manuel olarak ayarlayabilirsiniz.

    Kameralar
    Xiaomi 17, üç ana modülle donatılmıştır:

    50 MP (ana lens, OIS, Leica Summilux), Light Fusion 950, 1/1.31", eşdeğer odak uzaklığı 23 mm, f/1.67
    50 MP (ultra geniş açı, EIS), OmniVision OV50M, 17 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2,
    50 MP (telefoto, OIS), Samsung JN5, EGF 60 mm, f/2.0

    Bu kamera kurulumu, kullanıcıya 3,5x optik zoom oranıyla (minimum ve maksimum eşdeğer odak uzaklıklarına göre) üç farklı odak uzaklığı sunar. Bu, DSLR/aynasız bir kameradaki 16-50/18-55mm gibi bir kit lensin odak uzaklığı aralığıyla yaklaşık olarak aynıdır.

    Varsayılan olarak, tüm fotoğraflar 4'ü 1 arada piksel birleştirme yöntemi kullanılarak 12,5 MP çözünürlükte çekilir. Gerekirse ayarlardan çözünürlüğü tam 50 MP'ye ayarlayabilirsiniz.

    Kamera uygulaması, Leica'nın imzası niteliğindeki iki işleme stilini sunuyor: Otantik ve Canlı.

    Birinci mod, fotoğraflara hafif bir vinyet ve soluk tonlarla daha fazla kontrast katıyor; bir nevi "Leica klasiği". İkinci mod ise doygunluğu artırıyor ve gölgeleri aydınlatarak fotoğrafları daha parlak ve canlı hale getiriyor. Bunlar arasında doğrudan kamera arayüzünden (sağ üst köşe) geçiş yapabilirsiniz, ancak stilleri tamamen devre dışı bırakamazsınız; Xiaomi ve Leica "doğru" işleme konusunda ısrarcı.

    Ayrıca, kamera uygulaması arayüzünden bir düzine ön ayar arasından seçim yaparak fotoğrafınıza anında efekt uygulayabilirsiniz. Gelişmiş yaratıcılık için, fotoğraf modülü sayısına karşılık gelen 17 mm (x0.7), 23 mm (x1) ve 60 mm (x2.6) olmak üzere üç odak uzaklığı sunan bir "Pro" modu bulunmaktadır.

    Doğal olarak, "Profesyonel" modda pozlama ve beyaz dengesinin tüm yönlerini manuel olarak ayarlayabilirsiniz. Ayrıca, önceden ayarlanmış bir odak noktası kullanmak yerine, gerçek bir kamerada olduğu gibi kaydırıcıyı makrodan manzaraya doğru hareket ettirerek manuel olarak odaklama yapabilirsiniz.

    Normal modda ("Fotoğraf"), beş önceden ayarlanmış değerden birini seçme seçeneği hemen sunulur. Bunlardan üçü gerçek, doğrudan kameradan alınmış değerlerdir ve birkaçı yazılım kırpmasıdır. Alttan yukarı kaydırma, x0,7 ile x60 arasında herhangi bir ara değeri seçmenize olanak tanıyan bir yakınlaştırma tekerleğini ortaya çıkarır.

    5x dijital zoom aşağı yukarı yeterli, 10x'te ise idare edilebilir, ancak daha yüksek zoom seviyelerinde bulanıklık ve bozulmalar oluşmaya başlıyor; bu nedenle aşırı kullanmamak en iyisi. Dürbünle kullanım için uygun, ancak kesinlikle sanatsal fotoğrafçılık için değil.

    Telefoto modülü makro fotoğrafçılık için oldukça yeteneklidir. Yukarıdaki fotoğraflar, 2x donanımsal zoom (kamera uygulaması arayüzünde 5x) ile telefoto modülü (60 mm, Samsung JN5) kullanılarak çekilmiştir.



    Her üç modül de gün ışığında mükemmel detay yakalıyor. Bana göre Xiaomi 17, az çok iyi değiştirilebilir lensli kameralar kadar iyi çekim yapıyor. Elbette, tam çerçevede bakıldığında, ikincisi gözle görülür şekilde daha fazla detay yakalayacaktır, ancak günlük kullanım için "el altında" bir kamera olarak Xiaomi 17 çok, çok iyi görünüyor.

    Gece fotoğrafları oldukça iyi çıkıyor, ancak aşırı pozlanmış koşullarda çekilenlere göre açıkça daha kötü. Bununla birlikte, gökyüzünün tonları bile oldukça iyi ve doğru bir şekilde işlenmiş. Çerçevenin sağ tarafındaki arabanın bulunduğu gökyüzü doğru çıktı - endüstriyel sera aydınlatmasından kaynaklanan sıcak aşırı pozlama.

    Ana kameralarla çekilen birkaç video klibi yukarıda eklenmiştir. Bunlar hem görüntünün kendisini hem de sabitleyici ve mikrofonun performansını değerlendirmek için kullanılabilir. Bu arada, ana kameralar 4K çözünürlükte 60 fps veya 8K çözünürlükte 30 fps hızında kayıt yapabilir. Ayrıca Full HD çözünürlükte 960 fps hızında kayıt yapabilen bir ağır çekim özelliği de bulunmaktadır.

    Performans
    Xiaomi 17, 3 nanometre üretim teknolojisiyle üretilen amiral gemisi Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga setiyle çalışıyor. Sekiz çekirdekli işlemci, 4,6 GHz hızında çalışan iki yüksek performanslı çekirdek ve 3,62 GHz hızında çalışan altı enerji tasarruflu çekirdekten oluşuyor. Grafik işlemleri Adreno 840 tarafından, sinir ağı işlemleri ise Hexagon NPU tarafından gerçekleştiriliyor.

    AnTuTu v10 testinde akıllı telefon 3.253.571 puan alarak 2026 yılının başlarında mobil pazarındaki en iyi sonuçlardan birini elde etti. LPDDR5X RAM ve UFS 4.1 depolama, yıldırım hızında sistem performansı sağlar. Depolama testlerinde, sıralı okuma/yazma hızları ≈4300 MB/s'ye ulaşır. Uygulamalar anında başlatılır ve görevler arasında geçiş sorunsuz gerçekleşir.

    Uzun süreli yük altında, telefon oldukça ciddi şekilde performans düşüşü yaşamaya başlıyor. Beş dakikalık testten sonra, frekans grafiği kademeli olarak azalıyor ve maksimum değerin %60'ını aşıyor, ardından ciddi bir performans düşüşü başlıyor. Kullanıcının gerçek dünya senaryolarında akıllı telefona bu kadar yük bindirmeyeceğini umuyoruz. Test, yaklaşık 26°C ortam sıcaklığında, kutu içeriğindeki kılıf ile birlikte ve akıllı telefon bir masa üzerinde olacak şekilde gerçekleştirilmiştir.

    Şunu belirtmekte fayda var ki, oyun oynama gibi gerçek dünya senaryolarında, akıllı telefonun yonga setine binen yük biraz farklıdır ve bu nedenle performans düşüşü yaşanmaz. Dolayısıyla, akıllı telefonu amacına uygun olarak kullanmayı düşünüyorsanız, aşırı ısınma ve saat hızı düşüşü endişe kaynağı değildir.

    Sistem ve arayüz
    Xiaomi 17, şirketin HyperOS 3 arayüzüyle Android 16 işletim sistemini kullanıyor. Üretici, 5 yıl boyunca büyük Android güncellemeleri ve 6 yıl boyunca güvenlik güncellemeleri sözü veriyor; bu da bir Android akıllı telefon için mükemmel bir değer.

    MIUI'ye kıyasla HyperOS'ta daha az reklam bulunuyor. Dahili GetApps ve Themes uygulamaları bazen ücretli içerik sunuyor, ancak bu ayarlar bölümünden devre dışı bırakılabiliyor. Genel olarak, sistem herhangi bir gecikme olmadan sorunsuz çalışıyor.
    Xiaomi 17 Akıllı Telefon İncelemesi: Buz Mavisi Renkte, Leica Kameralı Kompakt Amiral Gemisi Yeni Xiaomi 17 modeli, ergonomi ve performans arasında mükemmel bir denge kurma girişimi. Çoğu üreticinin dev ekran boyutlarının peşinde koştuğu bir dönemde, bu model amiral gemisi Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga seti, geniş kapasiteli 6330 mAh pil ve üç adet 50 megapiksel modüllü gelişmiş kamera sistemi ve Leica imzası taşıyan tasarımıyla 6,3 inçlik bir gövde sunuyor. Haydi başlayalım! Teknik özellikler İşlemci: Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 5 RAM: 12 GB / 16 GB LPDDR5X ROM'u: 256 GB / 512 GB / 1 TB UFS 4.1 Ekran: 6,3 inç, LTPO AMOLED, 1220×2656, 120 Hz Pil: 6330 mAh, 100 W hızlı şarj, 50 W kablosuz şarj Ana kamera: 50 MP (ana lens, OIS, Leica Summilux), Light Fusion 950, 1/1.31", eşdeğer odak uzaklığı 23 mm, f/1.67 50 MP (ultra geniş açı, EIS), OmniVision OV50M, 17 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2, x0.7 optik zoom (ana modüle göre) 50 MP (telefoto, OIS), Samsung JN5, 60 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.0, optik zoom x2.6 (ana modüle göre) Ön kamera: 50 MP, OmniVision OV50M, 21 mm EGF, f/2.2 • SIM kart: 2 nano-SIM + eSIM Ağ ve veri aktarımı: 5G, Wi-Fi 7, Bluetooth 6.0, NFC, USB Type-C Navigasyon: GPS (L1+L5), GLONASS (G1), Beidou, Galileo (E1+E5a), QZSS (L1+L5), NavIC (L5) Özellikler: IP68, stereo hoparlörler, ekran içi parmak izi okuyucu Ölçüler: 151,1 x 71,8 x 8,06 mm, ağırlık 191 gram İşletim sistemi: Xiaomi HyperOS 3 (Android 16) Paketleme ve montaj Xiaomi 17, kalın kartondan yapılmış minimalist beyaz bir kutuda geliyor. Ambalaj tasarımı, markanın imza stiliyle tutarlı: model adı ortada metal kabartma olarak yer alıyor ve kırmızı Leica logosu köşede zarif bir şekilde duruyor. Gösterişli grafikler yok; her şey minimalist. Kutunun içinde akıllı telefonun kendisi, koruyucu kılıf, USB Type-C kablosu ve SIM kart çıkarma aparatı bulunuyor. Ayrıca, fabrikadan önceden takılmış bir ekran koruyucu da mevcut; standart ama yine de hoş bir detay. Benim cihazımda şarj cihazı yoktu, ancak resmi olarak gönderilenlerde şarj cihazı bulunuyor. Görünüm ve tasarım Xiaomi 17, son yıllarda az sayıda Android akıllı telefon üreticisinin benimsediği kompakt amiral gemisi felsefesini sürdürüyor. Ancak iPhone 17'nin boyutları (149,6 x 71,5 x 7,9 mm), Xiaomi 17'nin boyutlarına (151,1 x 71,8 x 8,06 mm) oldukça benzer. Cihaz elde şaşırtıcı derecede rahat hissettiriyor ve ekranın herhangi bir köşesine tek elle ulaşabiliyorsunuz. Yan kenarlar neredeyse kare şeklinde, ancak köşeler düzgünce yuvarlatılmış. Kasa çerçevesi mat eloksallı kaplamalı alüminyumdan yapılmış. Daha düşük modellerin aksine, burada plastik yok; sonuçta bu bir amiral gemisi. Arka panel, hoş bir dokunma hissi veren mat camdan yapılmıştır. Buz Mavisi rengi, göz alıcı bir turkuaz değil, hafif inci parlaklığına sahip, sakin bir açık mavidir. Farklı ışık koşullarında, ucuz veya oyuncak gibi görünmeden neredeyse beyazdan yumuşak bir maviye dönüşür. Bu yüzeyde parmak izleri neredeyse görünmezdir. Alt kısımda, dış panelde parlak bir yüzeyle tamamlanmış, zarif bir marka logosu bulunuyor. Bunu kadraja almak zor oldu ama denedim. Kamera grubu, kasanın genişliğinin neredeyse üçte ikisini kaplıyor. Panelin ortasına, efsanevi optik markası LEICA ile olan ortaklığa bir saygı duruşu olarak LEICA logosu işlenmiş. Görsel olarak, kamera grubu, serinin önceki modeli (Xiaomi 15) ile aynı dört "kameraya" sahip. Ancak burada her kamera ayrı bir yuvarlak cam panelle kaplı. Daha önce, tüm kameraları aynı anda kaplayan tek bir kare panel vardı. Kamera arka panelin üzerinde belirgin bir şekilde çıkıntı yapıyor. İlk adım, modüller için dikdörtgen bir platform, ikinci adım ise kamera lenslerinin kendisidir. Düz bir yüzeye yerleştirildiğinde, kamera ünitesi akıllı telefonun bir kenarını belirgin şekilde yukarı kaldırıyor. Kontroller ergonomik olarak tasarlanmış: güç düğmesi ve ses seviyesi ayar düğmesi sağ tarafta yer alıyor. Düğmelerin dokunsal ve işitsel tepkisi net. Alt kenarda USB Type-C bağlantı noktası, ana hoparlör, mikrofon ve tepsi bulunur. Tepsiyi çıkarırken, mikrofon deliğine yanlışlıkla ataş sokmamaya dikkat edin, çünkü tehlikeli derecede yakındır. Kasanın üst ve sol kenarlarında herhangi bir düğme veya başka işlevsel unsur bulunmamaktadır. Kutu içeriğindeki kılıf da dikkat çekmeye değer. Şeffaf ve oldukça sert bir plastikten yapılmış. Zamanla sararma eğiliminde olan silikon bir kılıf değil, bu nedenle görünümünün uzun süre değişmeden kalacağını umuyoruz. Şeffaflığı sayesinde akıllı telefon, kılıfsız haline oldukça benzer görünüyor. Malzemenin sertliğine rağmen, düğmeler kılıf üzerinden kolayca ve sorunsuz bir şekilde basılıyor ve hoş bir dokunsal deneyim sunuyor. Kılıfın alt kenarında tek ve büyük bir kesik bulunuyor, bu da akıllı telefonun tüm bileşenlerine erişim sağlarken köşeleri de kapatıyor. Kılıf, kamera modülünün etrafında yükseltilmiş olup lenslerin sürtünmesini önlüyor. Ekran Xiaomi 17'nin ekranı, 1220 x 2656 piksel çözünürlüğe sahip 6,3 inçlik bir LTPO AMOLED paneldir. En boy oranı 19,5:9 olup, yaklaşık 460 ppi piksel yoğunluğuna sahiptir. Yenileme hızı, içeriğe bağlı olarak 1 ile 120 Hz arasında değişen uyarlanabilir bir hızdır. Tepe parlaklığı 3000 nit'e ulaşır; bu da doğrudan güneş ışığında bile rahat bir görüntüleme için fazlasıyla yeterli olmalıdır. Ekranın etrafındaki çerçeveler minimum düzeyde (1,5-2 mm) ve her tarafta simetrik. Ön kamera için ekranın üst kısmında, ortada, 3,5 mm çapında şık bir delik bulunuyor. Göze batmayan bu delik, görüntülemeyi engellemiyor. Öznel olarak: Ekran çok iyi. Renkler zengin ama göz kamaştırıcı değil ve siyahlar gerçekten siyah, koyu gri değil. Parlaklık seviyesi çok yüksek dış mekanlarda her şey mükemmel bir şekilde okunabiliyor. İç mekanlarda, minimum parlaklıkta bile gözler yorulmuyor. Görüş açıları mükemmel; görüntü her açıdan bozulma olmadan, yalnızca hafif bir parlaklık kaybıyla kalıyor. HDR10+ ve Dolby Vision destekleniyor. Ayarlar bölümünden renk sıcaklığını (standart, sıcak, soğuk) seçebilir, göz korumasını (mavi ışık filtresi) etkinleştirebilir ve otomatik ayarlar beklediğiniz gibi çalışmazsa yenileme hızını manuel olarak ayarlayabilirsiniz. Kameralar Xiaomi 17, üç ana modülle donatılmıştır: 50 MP (ana lens, OIS, Leica Summilux), Light Fusion 950, 1/1.31", eşdeğer odak uzaklığı 23 mm, f/1.67 50 MP (ultra geniş açı, EIS), OmniVision OV50M, 17 mm eşdeğer odak uzaklığı, f/2.2, 50 MP (telefoto, OIS), Samsung JN5, EGF 60 mm, f/2.0 Bu kamera kurulumu, kullanıcıya 3,5x optik zoom oranıyla (minimum ve maksimum eşdeğer odak uzaklıklarına göre) üç farklı odak uzaklığı sunar. Bu, DSLR/aynasız bir kameradaki 16-50/18-55mm gibi bir kit lensin odak uzaklığı aralığıyla yaklaşık olarak aynıdır. Varsayılan olarak, tüm fotoğraflar 4'ü 1 arada piksel birleştirme yöntemi kullanılarak 12,5 MP çözünürlükte çekilir. Gerekirse ayarlardan çözünürlüğü tam 50 MP'ye ayarlayabilirsiniz. Kamera uygulaması, Leica'nın imzası niteliğindeki iki işleme stilini sunuyor: Otantik ve Canlı. Birinci mod, fotoğraflara hafif bir vinyet ve soluk tonlarla daha fazla kontrast katıyor; bir nevi "Leica klasiği". İkinci mod ise doygunluğu artırıyor ve gölgeleri aydınlatarak fotoğrafları daha parlak ve canlı hale getiriyor. Bunlar arasında doğrudan kamera arayüzünden (sağ üst köşe) geçiş yapabilirsiniz, ancak stilleri tamamen devre dışı bırakamazsınız; Xiaomi ve Leica "doğru" işleme konusunda ısrarcı. Ayrıca, kamera uygulaması arayüzünden bir düzine ön ayar arasından seçim yaparak fotoğrafınıza anında efekt uygulayabilirsiniz. Gelişmiş yaratıcılık için, fotoğraf modülü sayısına karşılık gelen 17 mm (x0.7), 23 mm (x1) ve 60 mm (x2.6) olmak üzere üç odak uzaklığı sunan bir "Pro" modu bulunmaktadır. Doğal olarak, "Profesyonel" modda pozlama ve beyaz dengesinin tüm yönlerini manuel olarak ayarlayabilirsiniz. Ayrıca, önceden ayarlanmış bir odak noktası kullanmak yerine, gerçek bir kamerada olduğu gibi kaydırıcıyı makrodan manzaraya doğru hareket ettirerek manuel olarak odaklama yapabilirsiniz. Normal modda ("Fotoğraf"), beş önceden ayarlanmış değerden birini seçme seçeneği hemen sunulur. Bunlardan üçü gerçek, doğrudan kameradan alınmış değerlerdir ve birkaçı yazılım kırpmasıdır. Alttan yukarı kaydırma, x0,7 ile x60 arasında herhangi bir ara değeri seçmenize olanak tanıyan bir yakınlaştırma tekerleğini ortaya çıkarır. 5x dijital zoom aşağı yukarı yeterli, 10x'te ise idare edilebilir, ancak daha yüksek zoom seviyelerinde bulanıklık ve bozulmalar oluşmaya başlıyor; bu nedenle aşırı kullanmamak en iyisi. Dürbünle kullanım için uygun, ancak kesinlikle sanatsal fotoğrafçılık için değil. Telefoto modülü makro fotoğrafçılık için oldukça yeteneklidir. Yukarıdaki fotoğraflar, 2x donanımsal zoom (kamera uygulaması arayüzünde 5x) ile telefoto modülü (60 mm, Samsung JN5) kullanılarak çekilmiştir. Her üç modül de gün ışığında mükemmel detay yakalıyor. Bana göre Xiaomi 17, az çok iyi değiştirilebilir lensli kameralar kadar iyi çekim yapıyor. Elbette, tam çerçevede bakıldığında, ikincisi gözle görülür şekilde daha fazla detay yakalayacaktır, ancak günlük kullanım için "el altında" bir kamera olarak Xiaomi 17 çok, çok iyi görünüyor. Gece fotoğrafları oldukça iyi çıkıyor, ancak aşırı pozlanmış koşullarda çekilenlere göre açıkça daha kötü. Bununla birlikte, gökyüzünün tonları bile oldukça iyi ve doğru bir şekilde işlenmiş. Çerçevenin sağ tarafındaki arabanın bulunduğu gökyüzü doğru çıktı - endüstriyel sera aydınlatmasından kaynaklanan sıcak aşırı pozlama. Ana kameralarla çekilen birkaç video klibi yukarıda eklenmiştir. Bunlar hem görüntünün kendisini hem de sabitleyici ve mikrofonun performansını değerlendirmek için kullanılabilir. Bu arada, ana kameralar 4K çözünürlükte 60 fps veya 8K çözünürlükte 30 fps hızında kayıt yapabilir. Ayrıca Full HD çözünürlükte 960 fps hızında kayıt yapabilen bir ağır çekim özelliği de bulunmaktadır. Performans Xiaomi 17, 3 nanometre üretim teknolojisiyle üretilen amiral gemisi Qualcomm Snapdragon 8 Elite Gen 5 yonga setiyle çalışıyor. Sekiz çekirdekli işlemci, 4,6 GHz hızında çalışan iki yüksek performanslı çekirdek ve 3,62 GHz hızında çalışan altı enerji tasarruflu çekirdekten oluşuyor. Grafik işlemleri Adreno 840 tarafından, sinir ağı işlemleri ise Hexagon NPU tarafından gerçekleştiriliyor. AnTuTu v10 testinde akıllı telefon 3.253.571 puan alarak 2026 yılının başlarında mobil pazarındaki en iyi sonuçlardan birini elde etti. LPDDR5X RAM ve UFS 4.1 depolama, yıldırım hızında sistem performansı sağlar. Depolama testlerinde, sıralı okuma/yazma hızları ≈4300 MB/s'ye ulaşır. Uygulamalar anında başlatılır ve görevler arasında geçiş sorunsuz gerçekleşir. Uzun süreli yük altında, telefon oldukça ciddi şekilde performans düşüşü yaşamaya başlıyor. Beş dakikalık testten sonra, frekans grafiği kademeli olarak azalıyor ve maksimum değerin %60'ını aşıyor, ardından ciddi bir performans düşüşü başlıyor. Kullanıcının gerçek dünya senaryolarında akıllı telefona bu kadar yük bindirmeyeceğini umuyoruz. Test, yaklaşık 26°C ortam sıcaklığında, kutu içeriğindeki kılıf ile birlikte ve akıllı telefon bir masa üzerinde olacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Şunu belirtmekte fayda var ki, oyun oynama gibi gerçek dünya senaryolarında, akıllı telefonun yonga setine binen yük biraz farklıdır ve bu nedenle performans düşüşü yaşanmaz. Dolayısıyla, akıllı telefonu amacına uygun olarak kullanmayı düşünüyorsanız, aşırı ısınma ve saat hızı düşüşü endişe kaynağı değildir. Sistem ve arayüz Xiaomi 17, şirketin HyperOS 3 arayüzüyle Android 16 işletim sistemini kullanıyor. Üretici, 5 yıl boyunca büyük Android güncellemeleri ve 6 yıl boyunca güvenlik güncellemeleri sözü veriyor; bu da bir Android akıllı telefon için mükemmel bir değer. MIUI'ye kıyasla HyperOS'ta daha az reklam bulunuyor. Dahili GetApps ve Themes uygulamaları bazen ücretli içerik sunuyor, ancak bu ayarlar bölümünden devre dışı bırakılabiliyor. Genel olarak, sistem herhangi bir gecikme olmadan sorunsuz çalışıyor.
    Beğen
    33
    5 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal