• Musk, OpenAI geçmek istiyor ve yeni veri merkezi kuruyor
    Musk, OpenAI'yi yakalamak ve geçmek için yıl sonuna kadar 660.000 NVIDIA GPU'lu bir yapay zeka veri merkezi kuracak. Elon Musk'ın xAI şirketi, Memphis'teki Colossus 2 veri merkezinin işlem kapasitesini önemli ölçüde genişletmeyi planlıyor. Girişimciye göre, tesisin 2026 yılının sonuna kadar 660.000 adede kadar NVIDIA Blackwell GB300 hızlandırıcı alması bekleniyor.

    Projenin ilk aşaması (Colossus 1) halihazırda faaliyette ve öncelikle NVIDIA Hopper GPU'larını kullanıyor. Başlangıçta yaklaşık 200.000 H100 hızlandırıcıdan oluşuyordu ve daha sonra 30.000 adet NVIDIA GB200 tabanlı sistem daha eklendi. Bu nedenle, ilk tesisin mevcut konfigürasyonu yaklaşık 230.000 GPU'dan oluşmaktadır.

    İkinci aşama (Colossus 2), daha yeni NVIDIA Blackwell çözümlerine odaklanacak. Özellikle GB300, aynı Grace CPU mimarisine sahip ancak daha güçlü bir Blackwell Ultra grafik modülü içeren GB200'ün geliştirilmiş bir versiyonudur.

    Musk, xAI'nin halihazırda 440.000 adet GB300 GPU'yu kurmak için çalıştığını ve 2026 yılının sonuna kadar 220.000 hızlandırıcı daha eklenmesinin beklendiğini belirtti. Kasım ayı sonuna kadar tesiste yaklaşık 440.000 adet GPU'nun faaliyete geçeceğini ve son 220.000 adetlik partinin ise Aralık ayında tasarım kapasitesine ulaşmasının beklendiğini tahmin ediyor.

    Hesaplama altyapısının genişlemesi, xAI'nin kendi yapay zeka modellerini geliştirme ve OpenAI ve Anthropic gibi önde gelen geliştiricilerle rekabet etme planlarıyla bağlantılıdır. Musk, hızla genişleyen hesaplama kaynaklarının bir zorluk olmaya devam ettiğini belirtti. Bununla birlikte, şirketin hızlandırılmış altyapı inşası yoluyla bu açığı önemli ölçüde kapatabileceğine inanıyor.
    Musk, OpenAI'yi yakalamak ve geçmek için yıl sonuna kadar 660.000 NVIDIA GPU'lu bir yapay zeka veri merkezi kuracak. Elon Musk'ın xAI şirketi, Memphis'teki Colossus 2 veri merkezinin işlem kapasitesini önemli ölçüde genişletmeyi planlıyor. Girişimciye göre, tesisin 2026 yılının sonuna kadar 660.000 adede kadar NVIDIA Blackwell GB300 hızlandırıcı alması bekleniyor. Projenin ilk aşaması (Colossus 1) halihazırda faaliyette ve öncelikle NVIDIA Hopper GPU'larını kullanıyor. Başlangıçta yaklaşık 200.000 H100 hızlandırıcıdan oluşuyordu ve daha sonra 30.000 adet NVIDIA GB200 tabanlı sistem daha eklendi. Bu nedenle, ilk tesisin mevcut konfigürasyonu yaklaşık 230.000 GPU'dan oluşmaktadır. İkinci aşama (Colossus 2), daha yeni NVIDIA Blackwell çözümlerine odaklanacak. Özellikle GB300, aynı Grace CPU mimarisine sahip ancak daha güçlü bir Blackwell Ultra grafik modülü içeren GB200'ün geliştirilmiş bir versiyonudur. Musk, xAI'nin halihazırda 440.000 adet GB300 GPU'yu kurmak için çalıştığını ve 2026 yılının sonuna kadar 220.000 hızlandırıcı daha eklenmesinin beklendiğini belirtti. Kasım ayı sonuna kadar tesiste yaklaşık 440.000 adet GPU'nun faaliyete geçeceğini ve son 220.000 adetlik partinin ise Aralık ayında tasarım kapasitesine ulaşmasının beklendiğini tahmin ediyor. Hesaplama altyapısının genişlemesi, xAI'nin kendi yapay zeka modellerini geliştirme ve OpenAI ve Anthropic gibi önde gelen geliştiricilerle rekabet etme planlarıyla bağlantılıdır. Musk, hızla genişleyen hesaplama kaynaklarının bir zorluk olmaya devam ettiğini belirtti. Bununla birlikte, şirketin hızlandırılmış altyapı inşası yoluyla bu açığı önemli ölçüde kapatabileceğine inanıyor.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 391 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • DLSS 5 son günlerde oyun ve teknoloji dünyasının en fazla tartışılan konularından biri haline geldi. Aynı görüntülere bakan kullanıcıların tamamen farklı sonuçlara ulaşması ise tartışmayı yalnızca teknik bir konu olmaktan çıkarıyor.

    Bir taraf DLSS 5'i bilgisayar grafiklerinin geleceği olarak değerlendirirken diğer taraf yapay zekâ destekli görüntü işlemenin oyunların özgün sanat tarzına zarar verebileceğini düşünüyor.

    Aslında iki tarafın da haklı olduğu noktalar var.

    Bu nedenle DLSS 5'i yalnızca "iyi" veya "kötü" şeklinde değerlendirmek yerine teknolojinin ne yaptığını, neyi değiştirdiğini ve hangi noktalarda sorun oluşturabileceğini anlamak daha doğru olacaktır.

    DLSS 5 Nedir ve Önceki DLSS Sürümlerinden Farkı Ne?

    DLSS başlangıçta temel olarak daha düşük çözünürlükte oluşturulan görüntüyü yapay zekâ yardımıyla daha yüksek çözünürlüğe taşımayı amaçlayan bir teknoloji olarak ortaya çıktı.

    İlk yaklaşım kabaca şöyle açıklanabilir:
    Oyunu daha düşük çözünürlükte işleyelim ve eksik görüntü bilgisinin bir bölümünü eğitilmiş yapay zekâ modeli yardımıyla yeniden oluşturalım.
    Ancak DLSS zaman içerisinde yalnızca çözünürlük yükselten bir sistem olmaktan çıktı.

    Yeni nesil DLSS teknolojilerinde;
    1. Görüntü yükseltme
    2. Kare oluşturma
    3. Işın izleme görüntüsünün yeniden yapılandırılması
    4. Gürültü azaltma
    5. Hareket bilgilerinin değerlendirilmesi
    6. Daha gelişmiş nöral görüntü işleme
    gibi farklı teknolojiler birlikte kullanılmaya başladı.

    DLSS 5 ile tartışmanın büyümesinin temel nedeni ise yapay zekânın artık yalnızca görüntüyü büyütmek yerine son görüntünün bazı ayrıntılarının oluşturulmasında daha aktif rol üstlenmesi.

    DLSS 5 Basit Bir Görüntü Filtresi Değil

    DLSS 5 hakkında yapılan en yaygın yorumlardan biri teknolojinin basit bir görüntü filtresi veya sonradan uygulanan görsel efekt olduğu yönünde.

    Ancak çalışma mantığı bundan daha kapsamlı.

    Oyun motoru yalnızca ekranda oluşan son kareyi DLSS sistemine göndermiyor. Sahne hakkında çok daha fazla teknik veri kullanılabiliyor.

    Bunların arasında;
    1. Derinlik bilgileri
    2. Hareket vektörleri
    3. Geometri bilgileri
    4. Yüzey normalleri
    5. Işık kaynakları
    6. Nesnelerin hareket bilgileri
    gibi oyun motorunun sahip olduğu veriler bulunuyor.

    Bu nedenle sistem, sıradan bir fotoğraf filtresinden farklı şekilde çalışıyor.

    Amaç görüntüyü rastgele değiştirmek değil, oyun motorunun sağladığı verileri kullanarak hesaplanması çok maliyetli olabilecek görsel ayrıntıları daha verimli şekilde yeniden oluşturmaktır.

    Neden Bilgisayar Grafiklerinin Geleceği Olabilir?

    Bilgisayar grafikleri uzun yıllardır benzer bir gelişim mantığı izliyor.

    Daha iyi görüntü için;

    daha fazla poligon,

    daha yüksek çözünürlüklü dokular,

    daha fazla ışık kaynağı,

    daha fazla ışın,

    daha yüksek örnekleme

    kullanılıyor.

    Fakat burada önemli bir problem var.

    Görüntü kalitesi yükseldikçe gerekli hesaplama gücü de hızla artıyor.

    Özellikle tam ışın izleme veya Path Tracing gibi yöntemlerde ekran kartının yapması gereken işlem miktarı çok yüksek seviyelere çıkabiliyor.

    Her şeyi hesaplamak gerçekten gerekli mi?

    Burada yeni bir yaklaşım ortaya çıkıyor.

    Eğer yapay zekâ modeli sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini yeterince doğru tahmin edebiliyorsa her ışık etkileşimini doğrudan hesaplamak yerine bazı ayrıntılar nöral sistemler yardımıyla oluşturulabilir.
    Bilgisayar artık yalnızca dünyanın nasıl göründüğünü matematiksel olarak hesaplamıyor; aynı zamanda ortaya çıkması gereken görüntüyü yeniden oluşturmaya yardımcı oluyor.
    Bu yaklaşım gelecekte ekran kartlarının yalnızca ham işlem gücüne dayanmak yerine işlem gücünü çok daha verimli kullanmasını sağlayabilir.

    Işın İzleme ve Nöral Görüntü İşleme

    Ray Tracing yani ışın izleme, oyunlarda daha gerçekçi ışıklandırma ve yansımalar oluşturmayı amaçlıyor.

    Ancak kaliteli ışın izleme son derece yüksek hesaplama maliyetine sahip.

    Özellikle Path Tracing kullanıldığında ekran kartının çok sayıda ışık etkileşimini hesaplaması gerekiyor.

    Nöral görüntü işleme burada önemli bir destek sağlayabilir.

    Ekran kartı sahnenin temel fiziksel yapısını hesaplar, yapay zekâ sistemi ise eksik veya düşük örneklenmiş görüntü bilgisini daha kararlı hale getirmeye yardımcı olur.

    Bu yöntem özellikle;
    1. Yansımalar
    2. Gölgeler
    3. Dolaylı aydınlatma
    4. Cilt üzerindeki ışık davranışı
    5. Saç ve kumaş gibi karmaşık yüzeyler
    konusunda önemli avantajlar sağlayabilir.

    Peki DLSS 5 Neden Eleştiriliyor?

    Teknolojinin sunduğu avantajlara rağmen eleştirilerin tamamen haksız olduğunu söylemek mümkün değil.

    DLSS 5'in ilk örneklerinde özellikle karakter yüzleri büyük tartışma oluşturdu.

    Bazı görüntüler daha ayrıntılı ve gerçekçi görünürken karakterlerin orijinal tasarımından farklılaşabildiği görüldü.

    Buradaki problem görüntünün teknik olarak daha kaliteli olup olmamasından farklı.

    Asıl soru şu:
    Daha gerçekçi bir görüntü her zaman daha doğru bir görüntü müdür?
    Cevap her zaman evet değil.

    Sanatsal Tasarım Kaybolabilir mi?

    Oyun geliştiricileri her oyunu fotogerçekçi yapmak zorunda değildir.

    Bazı oyunlarda karakterler, ışıklandırma veya çevre tasarımı bilinçli olarak gerçek dünyadan farklı hazırlanır.

    Örneğin;
    1. Çizgi film tarzı oyunlar
    2. Retro grafik kullanan yapımlar
    3. PS1 dönemini taklit eden korku oyunları
    4. Anime tarzı karakter tasarımları
    5. Özel renk paleti kullanan sanat tasarımları
    gerçekçilikten özellikle uzaklaşabilir.

    Eğer nöral görüntü sistemi her sahneyi daha gerçekçi hale getirmeye çalışırsa geliştiricinin amaçladığı sanat tarzı değişebilir.

    DLSS 5 hakkındaki en ciddi tartışmalardan biri tam olarak burada başlıyor.

    Teknoloji görüntüyü iyileştirirken geliştiricinin sanatsal tercihlerine ne kadar müdahale etmeli?

    Daha Fazla Gerçekçilik Her Zaman Daha İyi Değildir

    Bir karakterin cildi çok gerçekçi hale getirilebilir.

    Işıklandırma kusursuz görünebilir.

    Saçlar ve kıyafetler çok daha ayrıntılı hale gelebilir.

    Ancak karakterin animasyonu eski veya yapay görünüyorsa ortaya farklı bir problem çıkar.

    Tekinsiz Vadi Etkisi

    İnsan beyninin neredeyse gerçek görünen fakat küçük ayrıntılarda doğal olmayan insan benzeri görüntülere karşı duyduğu rahatsızlığa "tekinsiz vadi" etkisi denir.

    Oyunlarda bu durum özellikle karakterlerde ortaya çıkabilir.

    Örneğin bir karakter;

    çok gerçekçi cilde,

    çok iyi ışıklandırmaya,

    gerçekçi gözlere

    sahip olabilir.

    Ancak yüz animasyonu veya vücut hareketleri yeterince doğal değilse görüntü daha etkileyici olmak yerine daha rahatsız edici hale gelebilir.

    DLSS gibi teknolojiler görüntünün bazı bölümlerini çok hızlı şekilde ileri taşırken diğer bölümler aynı seviyede kalırsa bu fark daha görünür hale gelebilir.

    DLSS 5 Kötü Animasyonu Düzeltemez

    DLSS 5'in önemli sınırlarından biri de budur.

    Teknoloji görüntüyü işleyebilir ancak oyunun temel üretim sorunlarını tek başına çözemez.

    Eğer;
    1. Karakter animasyonu kötüyse
    2. Model kalitesi düşükse
    3. Geometri hatalıysa
    4. Sanat tasarımı tutarsızsa
    5. Temel oyun motoru sorunları varsa
    DLSS bunların tamamını ortadan kaldıramaz.

    Hatta bazı durumlarda yüksek kaliteli ışıklandırma düşük kaliteli bir modeli daha görünür hale getirebilir.

    Yapay Zekâ Tartışması DLSS Tartışmasını Etkiliyor

    DLSS 5 hakkındaki tartışmaların yalnızca teknik nedenlerden kaynaklandığını düşünmek de doğru değil.

    Son yıllarda yapay zekâ teknolojileri konusunda oldukça güçlü bir toplumsal tartışma yaşanıyor.

    Bazı kullanıcılar yapay zekâ kullanılan her teknolojiye baştan olumsuz yaklaşabiliyor.

    Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

    Oyun teknolojilerinde otomasyon yeni bir kavram değil.

    Ekran kartları yıllardır;
    1. Gölgeleri hesaplıyor
    2. Dokuları filtreliyor
    3. Yansımaları oluşturuyor
    4. Kenar yumuşatma gerçekleştiriyor
    5. Görüntü yükseltme işlemleri yapıyor
    ve bunların tamamı farklı algoritmalarla otomatik olarak gerçekleşiyor.

    Bu nedenle bir teknolojiyi yalnızca "yapay zekâ kullanıyor" gerekçesiyle değerlendirmek yeterli değil.

    Asıl değerlendirilmesi gereken ortaya çıkan sonuçtur.

    DLSS 5 Geleneksel Render Sistemlerinin Yerini Alacak mı?

    Kısa cevap: Şimdilik hayır.

    DLSS 5'in mantığı geleneksel render sistemini tamamen ortadan kaldırmak değil.

    Oyun motoru yine;

    geometriyi,

    nesne hareketlerini,

    kamerayı,

    temel ışıklandırmayı,

    derinliği

    hesaplamaya devam ediyor.

    Nöral görüntü sistemi ise bu verilerin üzerine ek bir işleme katmanı oluşturuyor.

    Bu nedenle geleceğin grafik sistemlerinin tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan görüntülerden oluşması yerine klasik render teknolojileri ile nöral işlemenin birlikte kullanıldığı hibrit sistemlere dönüşmesi daha olası görünüyor.

    Ham Güç Yerine Akıllı Hesaplama

    Bilgisayar grafiklerinin geçmişinde performans artışının temel yöntemi daha güçlü donanım kullanmaktı.

    Ancak fiziksel ve ekonomik sınırlar nedeniyle sonsuza kadar aynı yöntemle ilerlemek mümkün değil.

    Bu nedenle sektörün önündeki önemli sorulardan biri şu olabilir:
    Daha fazla işlem yapmak yerine mevcut işlem gücünü daha akıllı kullanabilir miyiz?
    DLSS teknolojisinin en önemli yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

    Eğer nöral modeller yeterince güvenilir hale gelirse gelecekte grafik kartlarının performansı yalnızca ham hesaplama gücüyle ölçülmeyebilir.

    Yapay zekâ işlem kapasitesi de ekran kartlarının temel performans unsurlarından biri haline gelebilir.

    DLSS 5'in En Büyük Riski Nedir?

    Bence en önemli risk görüntü kalitesinden çok kontrol meselesidir.

    Geliştiricinin teknolojinin hangi sahnelere ve hangi yoğunlukta uygulanacağını kontrol edebilmesi gerekir.

    Örneğin bir oyunda;

    karakter yüzlerine düşük seviyede,

    çevre ışıklandırmasına yüksek seviyede,

    saç ve kumaşlara orta seviyede

    nöral işlem uygulanmak istenebilir.

    Bu kontrol geliştiricinin elinde olmazsa oyunların sanat tarzlarında beklenmeyen değişiklikler oluşabilir.

    Bu nedenle teknolojinin başarısını yalnızca NVIDIA değil, oyun geliştiricilerine sunulan araçlar da belirleyecek.

    Eleştiri Neden Önemli?

    Yeni teknolojilerin eleştirilmesi kötü bir şey değildir.

    Tam tersine, kullanıcıların ve geliştiricilerin gösterdiği sorunlar teknolojinin gelişmesine yardımcı olabilir.

    DLSS 5 için de özellikle şu alanların dikkatle takip edilmesi gerekiyor:
    1. Karakter yüzlerinin korunması
    2. Orijinal sanat tarzına sadakat
    3. Hareket sırasında görüntü kararlılığı
    4. Görüntüde yapay ayrıntı oluşmaması
    5. Performans maliyeti
    6. Geliştirici kontrol seçenekleri
    Bir teknolojiyi eleştirmek ile teknolojinin tamamını reddetmek aynı şey değildir.

    DLSS 5 Devrim mi, Yoksa Fazla Abartılıyor mu?

    Şu anda kesin bir cevap vermek için erken.

    DLSS 5 gerçekten bilgisayar grafiklerinin önemli bir dönüşümünün başlangıcı olabilir.

    Fakat bunun gerçekleşmesi için teknolojinin;

    tutarlı,

    performanslı,

    kontrol edilebilir,

    sanat tasarımına saygılı

    ve farklı oyun türlerine uyarlanabilir

    hale gelmesi gerekiyor.

    Aksi halde belirli oyunlarda kullanılan ilginç bir grafik özelliği olarak da kalabilir.

    Asıl Cevap İki Uçta da Değil

    DLSS 5 tartışmasında iki güçlü görüş bulunuyor.

    Bir grup teknolojinin bilgisayar grafiklerinde devrim yaratacağını düşünüyor.

    Diğer grup ise yapay zekânın oyunların sanatsal kimliğini bozacağından endişe ediyor.

    Ancak gerçek muhtemelen bu iki görüşün arasında.
    DLSS 5 oldukça etkileyici bir teknoloji olabilir; fakat aynı zamanda çözülmesi gereken ciddi teknik ve sanatsal sorunlara sahip olabilir.
    Bir teknolojiyi değerlendirmek için mutlaka tamamen desteklemek veya tamamen karşı çıkmak gerekmiyor.

    Teknolojinin iyi yaptığı şeyleri kabul ederken eksiklerini eleştirmek mümkün.

    Bilgisayar Grafiklerinde Yeni Bir Dönem Başlıyor Olabilir

    DLSS 5'in en önemli tarafı yalnızca oyunları daha güzel göstermesi değil.

    Asıl önemli değişim bilgisayar grafiklerinin oluşturulma yönteminde yaşanabilir.

    Bugüne kadar ekran kartları sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini büyük ölçüde doğrudan hesapladı.

    Yeni yaklaşımda ise geleneksel render sistemlerinin yanına sahnenin son görüntüsünü yeniden oluşturmaya yardımcı olan nöral modeller ekleniyor.

    Bu yaklaşım başarılı olursa gelecekte oyun grafikleri yalnızca daha güçlü ekran kartları sayesinde değil, daha akıllı görüntü işleme yöntemleri sayesinde de gelişebilir.

    Ancak teknolojinin gerçek başarısını sunum videoları değil, farklı oyunlarda elde edilen sonuçlar belirleyecek.

    Bugün için en mantıklı yaklaşım DLSS 5'i ne koşulsuz biçimde övmek ne de tamamen reddetmek. Teknolojinin gelişimini, performansını ve oyunların özgün sanat tasarımlarına etkisini takip etmek çok daha sağlıklı görünüyor.

    Siz DLSS 5 hakkında ne düşünüyorsunuz? Nöral görüntü işleme bilgisayar grafiklerinin geleceği olabilir mi, yoksa oyunların özgün görsel tasarımına gereğinden fazla mı müdahale ediyor?
    DLSS 5 son günlerde oyun ve teknoloji dünyasının en fazla tartışılan konularından biri haline geldi. Aynı görüntülere bakan kullanıcıların tamamen farklı sonuçlara ulaşması ise tartışmayı yalnızca teknik bir konu olmaktan çıkarıyor. Bir taraf DLSS 5'i bilgisayar grafiklerinin geleceği olarak değerlendirirken diğer taraf yapay zekâ destekli görüntü işlemenin oyunların özgün sanat tarzına zarar verebileceğini düşünüyor. Aslında iki tarafın da haklı olduğu noktalar var. Bu nedenle DLSS 5'i yalnızca "iyi" veya "kötü" şeklinde değerlendirmek yerine teknolojinin ne yaptığını, neyi değiştirdiğini ve hangi noktalarda sorun oluşturabileceğini anlamak daha doğru olacaktır. [h2]DLSS 5 Nedir ve Önceki DLSS Sürümlerinden Farkı Ne?[/h2] DLSS başlangıçta temel olarak daha düşük çözünürlükte oluşturulan görüntüyü yapay zekâ yardımıyla daha yüksek çözünürlüğe taşımayı amaçlayan bir teknoloji olarak ortaya çıktı. İlk yaklaşım kabaca şöyle açıklanabilir: [quote]Oyunu daha düşük çözünürlükte işleyelim ve eksik görüntü bilgisinin bir bölümünü eğitilmiş yapay zekâ modeli yardımıyla yeniden oluşturalım.[/quote] Ancak DLSS zaman içerisinde yalnızca çözünürlük yükselten bir sistem olmaktan çıktı. Yeni nesil DLSS teknolojilerinde; [ol] [li]Görüntü yükseltme[/li] [li]Kare oluşturma[/li] [li]Işın izleme görüntüsünün yeniden yapılandırılması[/li] [li]Gürültü azaltma[/li] [li]Hareket bilgilerinin değerlendirilmesi[/li] [li]Daha gelişmiş nöral görüntü işleme[/li] [/ol] gibi farklı teknolojiler birlikte kullanılmaya başladı. DLSS 5 ile tartışmanın büyümesinin temel nedeni ise yapay zekânın artık yalnızca görüntüyü büyütmek yerine son görüntünün bazı ayrıntılarının oluşturulmasında daha aktif rol üstlenmesi. [h2]DLSS 5 Basit Bir Görüntü Filtresi Değil[/h2] DLSS 5 hakkında yapılan en yaygın yorumlardan biri teknolojinin basit bir görüntü filtresi veya sonradan uygulanan görsel efekt olduğu yönünde. Ancak çalışma mantığı bundan daha kapsamlı. Oyun motoru yalnızca ekranda oluşan son kareyi DLSS sistemine göndermiyor. Sahne hakkında çok daha fazla teknik veri kullanılabiliyor. Bunların arasında; [ol] [li]Derinlik bilgileri[/li] [li]Hareket vektörleri[/li] [li]Geometri bilgileri[/li] [li]Yüzey normalleri[/li] [li]Işık kaynakları[/li] [li]Nesnelerin hareket bilgileri[/li] [/ol] gibi oyun motorunun sahip olduğu veriler bulunuyor. Bu nedenle sistem, sıradan bir fotoğraf filtresinden farklı şekilde çalışıyor. [b]Amaç görüntüyü rastgele değiştirmek değil, oyun motorunun sağladığı verileri kullanarak hesaplanması çok maliyetli olabilecek görsel ayrıntıları daha verimli şekilde yeniden oluşturmaktır.[/b] [h2]Neden Bilgisayar Grafiklerinin Geleceği Olabilir?[/h2] Bilgisayar grafikleri uzun yıllardır benzer bir gelişim mantığı izliyor. Daha iyi görüntü için; daha fazla poligon, daha yüksek çözünürlüklü dokular, daha fazla ışık kaynağı, daha fazla ışın, daha yüksek örnekleme kullanılıyor. Fakat burada önemli bir problem var. Görüntü kalitesi yükseldikçe gerekli hesaplama gücü de hızla artıyor. Özellikle tam ışın izleme veya Path Tracing gibi yöntemlerde ekran kartının yapması gereken işlem miktarı çok yüksek seviyelere çıkabiliyor. [h3]Her şeyi hesaplamak gerçekten gerekli mi?[/h3] Burada yeni bir yaklaşım ortaya çıkıyor. Eğer yapay zekâ modeli sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini yeterince doğru tahmin edebiliyorsa her ışık etkileşimini doğrudan hesaplamak yerine bazı ayrıntılar nöral sistemler yardımıyla oluşturulabilir. [quote]Bilgisayar artık yalnızca dünyanın nasıl göründüğünü matematiksel olarak hesaplamıyor; aynı zamanda ortaya çıkması gereken görüntüyü yeniden oluşturmaya yardımcı oluyor.[/quote] Bu yaklaşım gelecekte ekran kartlarının yalnızca ham işlem gücüne dayanmak yerine işlem gücünü çok daha verimli kullanmasını sağlayabilir. [h2]Işın İzleme ve Nöral Görüntü İşleme[/h2] Ray Tracing yani ışın izleme, oyunlarda daha gerçekçi ışıklandırma ve yansımalar oluşturmayı amaçlıyor. Ancak kaliteli ışın izleme son derece yüksek hesaplama maliyetine sahip. Özellikle Path Tracing kullanıldığında ekran kartının çok sayıda ışık etkileşimini hesaplaması gerekiyor. Nöral görüntü işleme burada önemli bir destek sağlayabilir. Ekran kartı sahnenin temel fiziksel yapısını hesaplar, yapay zekâ sistemi ise eksik veya düşük örneklenmiş görüntü bilgisini daha kararlı hale getirmeye yardımcı olur. Bu yöntem özellikle; [ol] [li]Yansımalar[/li] [li]Gölgeler[/li] [li]Dolaylı aydınlatma[/li] [li]Cilt üzerindeki ışık davranışı[/li] [li]Saç ve kumaş gibi karmaşık yüzeyler[/li] [/ol] konusunda önemli avantajlar sağlayabilir. [h2]Peki DLSS 5 Neden Eleştiriliyor?[/h2] Teknolojinin sunduğu avantajlara rağmen eleştirilerin tamamen haksız olduğunu söylemek mümkün değil. DLSS 5'in ilk örneklerinde özellikle karakter yüzleri büyük tartışma oluşturdu. Bazı görüntüler daha ayrıntılı ve gerçekçi görünürken karakterlerin orijinal tasarımından farklılaşabildiği görüldü. Buradaki problem görüntünün teknik olarak daha kaliteli olup olmamasından farklı. Asıl soru şu: [quote]Daha gerçekçi bir görüntü her zaman daha doğru bir görüntü müdür?[/quote] Cevap her zaman evet değil. [h2]Sanatsal Tasarım Kaybolabilir mi?[/h2] Oyun geliştiricileri her oyunu fotogerçekçi yapmak zorunda değildir. Bazı oyunlarda karakterler, ışıklandırma veya çevre tasarımı bilinçli olarak gerçek dünyadan farklı hazırlanır. Örneğin; [ol] [li]Çizgi film tarzı oyunlar[/li] [li]Retro grafik kullanan yapımlar[/li] [li]PS1 dönemini taklit eden korku oyunları[/li] [li]Anime tarzı karakter tasarımları[/li] [li]Özel renk paleti kullanan sanat tasarımları[/li] [/ol] gerçekçilikten özellikle uzaklaşabilir. Eğer nöral görüntü sistemi her sahneyi daha gerçekçi hale getirmeye çalışırsa geliştiricinin amaçladığı sanat tarzı değişebilir. [b]DLSS 5 hakkındaki en ciddi tartışmalardan biri tam olarak burada başlıyor.[/b] Teknoloji görüntüyü iyileştirirken geliştiricinin sanatsal tercihlerine ne kadar müdahale etmeli? [h2]Daha Fazla Gerçekçilik Her Zaman Daha İyi Değildir[/h2] Bir karakterin cildi çok gerçekçi hale getirilebilir. Işıklandırma kusursuz görünebilir. Saçlar ve kıyafetler çok daha ayrıntılı hale gelebilir. Ancak karakterin animasyonu eski veya yapay görünüyorsa ortaya farklı bir problem çıkar. [h3]Tekinsiz Vadi Etkisi[/h3] İnsan beyninin neredeyse gerçek görünen fakat küçük ayrıntılarda doğal olmayan insan benzeri görüntülere karşı duyduğu rahatsızlığa "tekinsiz vadi" etkisi denir. Oyunlarda bu durum özellikle karakterlerde ortaya çıkabilir. Örneğin bir karakter; çok gerçekçi cilde, çok iyi ışıklandırmaya, gerçekçi gözlere sahip olabilir. Ancak yüz animasyonu veya vücut hareketleri yeterince doğal değilse görüntü daha etkileyici olmak yerine daha rahatsız edici hale gelebilir. DLSS gibi teknolojiler görüntünün bazı bölümlerini çok hızlı şekilde ileri taşırken diğer bölümler aynı seviyede kalırsa bu fark daha görünür hale gelebilir. [h2]DLSS 5 Kötü Animasyonu Düzeltemez[/h2] DLSS 5'in önemli sınırlarından biri de budur. Teknoloji görüntüyü işleyebilir ancak oyunun temel üretim sorunlarını tek başına çözemez. Eğer; [ol] [li]Karakter animasyonu kötüyse[/li] [li]Model kalitesi düşükse[/li] [li]Geometri hatalıysa[/li] [li]Sanat tasarımı tutarsızsa[/li] [li]Temel oyun motoru sorunları varsa[/li] [/ol] DLSS bunların tamamını ortadan kaldıramaz. Hatta bazı durumlarda yüksek kaliteli ışıklandırma düşük kaliteli bir modeli daha görünür hale getirebilir. [h2]Yapay Zekâ Tartışması DLSS Tartışmasını Etkiliyor[/h2] DLSS 5 hakkındaki tartışmaların yalnızca teknik nedenlerden kaynaklandığını düşünmek de doğru değil. Son yıllarda yapay zekâ teknolojileri konusunda oldukça güçlü bir toplumsal tartışma yaşanıyor. Bazı kullanıcılar yapay zekâ kullanılan her teknolojiye baştan olumsuz yaklaşabiliyor. Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Oyun teknolojilerinde otomasyon yeni bir kavram değil. Ekran kartları yıllardır; [ol] [li]Gölgeleri hesaplıyor[/li] [li]Dokuları filtreliyor[/li] [li]Yansımaları oluşturuyor[/li] [li]Kenar yumuşatma gerçekleştiriyor[/li] [li]Görüntü yükseltme işlemleri yapıyor[/li] [/ol] ve bunların tamamı farklı algoritmalarla otomatik olarak gerçekleşiyor. Bu nedenle bir teknolojiyi yalnızca "yapay zekâ kullanıyor" gerekçesiyle değerlendirmek yeterli değil. Asıl değerlendirilmesi gereken ortaya çıkan sonuçtur. [h2]DLSS 5 Geleneksel Render Sistemlerinin Yerini Alacak mı?[/h2] Kısa cevap: Şimdilik hayır. DLSS 5'in mantığı geleneksel render sistemini tamamen ortadan kaldırmak değil. Oyun motoru yine; geometriyi, nesne hareketlerini, kamerayı, temel ışıklandırmayı, derinliği hesaplamaya devam ediyor. Nöral görüntü sistemi ise bu verilerin üzerine ek bir işleme katmanı oluşturuyor. Bu nedenle geleceğin grafik sistemlerinin tamamen yapay zekâ tarafından oluşturulan görüntülerden oluşması yerine klasik render teknolojileri ile nöral işlemenin birlikte kullanıldığı hibrit sistemlere dönüşmesi daha olası görünüyor. [h2]Ham Güç Yerine Akıllı Hesaplama[/h2] Bilgisayar grafiklerinin geçmişinde performans artışının temel yöntemi daha güçlü donanım kullanmaktı. Ancak fiziksel ve ekonomik sınırlar nedeniyle sonsuza kadar aynı yöntemle ilerlemek mümkün değil. Bu nedenle sektörün önündeki önemli sorulardan biri şu olabilir: [quote]Daha fazla işlem yapmak yerine mevcut işlem gücünü daha akıllı kullanabilir miyiz?[/quote] DLSS teknolojisinin en önemli yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor. Eğer nöral modeller yeterince güvenilir hale gelirse gelecekte grafik kartlarının performansı yalnızca ham hesaplama gücüyle ölçülmeyebilir. Yapay zekâ işlem kapasitesi de ekran kartlarının temel performans unsurlarından biri haline gelebilir. [h2]DLSS 5'in En Büyük Riski Nedir?[/h2] Bence en önemli risk görüntü kalitesinden çok kontrol meselesidir. Geliştiricinin teknolojinin hangi sahnelere ve hangi yoğunlukta uygulanacağını kontrol edebilmesi gerekir. Örneğin bir oyunda; karakter yüzlerine düşük seviyede, çevre ışıklandırmasına yüksek seviyede, saç ve kumaşlara orta seviyede nöral işlem uygulanmak istenebilir. Bu kontrol geliştiricinin elinde olmazsa oyunların sanat tarzlarında beklenmeyen değişiklikler oluşabilir. Bu nedenle teknolojinin başarısını yalnızca NVIDIA değil, oyun geliştiricilerine sunulan araçlar da belirleyecek. [h2]Eleştiri Neden Önemli?[/h2] Yeni teknolojilerin eleştirilmesi kötü bir şey değildir. Tam tersine, kullanıcıların ve geliştiricilerin gösterdiği sorunlar teknolojinin gelişmesine yardımcı olabilir. DLSS 5 için de özellikle şu alanların dikkatle takip edilmesi gerekiyor: [ol] [li]Karakter yüzlerinin korunması[/li] [li]Orijinal sanat tarzına sadakat[/li] [li]Hareket sırasında görüntü kararlılığı[/li] [li]Görüntüde yapay ayrıntı oluşmaması[/li] [li]Performans maliyeti[/li] [li]Geliştirici kontrol seçenekleri[/li] [/ol] [b]Bir teknolojiyi eleştirmek ile teknolojinin tamamını reddetmek aynı şey değildir.[/b] [h2]DLSS 5 Devrim mi, Yoksa Fazla Abartılıyor mu?[/h2] Şu anda kesin bir cevap vermek için erken. DLSS 5 gerçekten bilgisayar grafiklerinin önemli bir dönüşümünün başlangıcı olabilir. Fakat bunun gerçekleşmesi için teknolojinin; tutarlı, performanslı, kontrol edilebilir, sanat tasarımına saygılı ve farklı oyun türlerine uyarlanabilir hale gelmesi gerekiyor. Aksi halde belirli oyunlarda kullanılan ilginç bir grafik özelliği olarak da kalabilir. [h2]Asıl Cevap İki Uçta da Değil[/h2] DLSS 5 tartışmasında iki güçlü görüş bulunuyor. Bir grup teknolojinin bilgisayar grafiklerinde devrim yaratacağını düşünüyor. Diğer grup ise yapay zekânın oyunların sanatsal kimliğini bozacağından endişe ediyor. Ancak gerçek muhtemelen bu iki görüşün arasında. [quote]DLSS 5 oldukça etkileyici bir teknoloji olabilir; fakat aynı zamanda çözülmesi gereken ciddi teknik ve sanatsal sorunlara sahip olabilir.[/quote] Bir teknolojiyi değerlendirmek için mutlaka tamamen desteklemek veya tamamen karşı çıkmak gerekmiyor. Teknolojinin iyi yaptığı şeyleri kabul ederken eksiklerini eleştirmek mümkün. [h2]Bilgisayar Grafiklerinde Yeni Bir Dönem Başlıyor Olabilir[/h2] DLSS 5'in en önemli tarafı yalnızca oyunları daha güzel göstermesi değil. Asıl önemli değişim bilgisayar grafiklerinin oluşturulma yönteminde yaşanabilir. Bugüne kadar ekran kartları sahnenin nasıl görünmesi gerektiğini büyük ölçüde doğrudan hesapladı. Yeni yaklaşımda ise geleneksel render sistemlerinin yanına sahnenin son görüntüsünü yeniden oluşturmaya yardımcı olan nöral modeller ekleniyor. Bu yaklaşım başarılı olursa gelecekte oyun grafikleri yalnızca daha güçlü ekran kartları sayesinde değil, daha akıllı görüntü işleme yöntemleri sayesinde de gelişebilir. Ancak teknolojinin gerçek başarısını sunum videoları değil, farklı oyunlarda elde edilen sonuçlar belirleyecek. [i]Bugün için en mantıklı yaklaşım DLSS 5'i ne koşulsuz biçimde övmek ne de tamamen reddetmek. Teknolojinin gelişimini, performansını ve oyunların özgün sanat tasarımlarına etkisini takip etmek çok daha sağlıklı görünüyor.[/i] [b]Siz DLSS 5 hakkında ne düşünüyorsunuz? Nöral görüntü işleme bilgisayar grafiklerinin geleceği olabilir mi, yoksa oyunların özgün görsel tasarımına gereğinden fazla mı müdahale ediyor?[/b]
    Beğen
    10
    2 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Grand Theft Auto 6 videosu değerlendirildi
    DF, Grand Theft Auto 6 videosunu değerlendirdi: GTA 6, detay ve gerçekçilik açısından diğer tüm oyunları geride bırakıyor.

    Digital Foundry, Grand Theft Auto 6 için yayınlanan 26 dakikalık son oynanış videosuna özel bir bölüm hazırladı. Sunucular Rich ve Oliver, ilk izlenimlerini paylaştılar, teknik yönleri incelediler ve Rockstar'ın tartışmalı kararlarını ele aldılar.

    Sunumun kendisi benzersiz olarak nitelendirildi. GTA 6'nın dünyasının detay ve gerçekçilik düzeyi, daha önce piyasaya sürülen her şeyin ötesinde. Animasyon ve saç işleme (özellikle kıvırcık saçlar) özellikle övgü aldı. Sunum yapanlar ayrıca, inandırıcı vurgulara sahip gerçekçi ten dokusundan ve genel görsel stilin olgunluğundan da etkilendiler. Oyun fotogerçekçiliği hedeflemiyor, ancak her şey mükemmel bir denge içinde çalışıyor.

    Rockstar, PS5 ve Xbox Series X konsolları için hedef kare hızının 30 fps olduğunu doğruladı. 60 fps olasılığı düşük. Kare hızını ikiye katlamak, fizik motorunun kalitesini düşürmeyi ve NPC sayısını azaltmayı gerektirir. Oyun, yüksek kaliteli gölge haritalarını yoğun bir şekilde kullanıyor. Gerçek Zamanlı Işın İzleme (RTL) kullanılarak şeffaf ve opak yüzeylerde yansımalar mevcut. Genel olarak, aydınlatma mükemmel. Ancak bunun bir bedeli var: bazı sahnelerde gürültü ve kararsızlık.

    DF'nin hesaplamalarına göre çözünürlük 1440p (dinamik ölçeklendirme olmadan). 4K yükseltme yok. Açık dünya, trafik ve NPC yoğunluğuyla dikkat çekiyor, ancak fragman çoğunlukla görevlerden ibaret olup serbest oyun oynanışına pek yer vermiyor. Simülasyonun GTA V'ten bir kat daha karmaşık olması bekleniyor.

    PS5 Pro (PSSR ve daha güçlü bir RT motoru ile) gürültüyü önemli ölçüde azaltabilir ve netliği artırabilir. Ancak, işlemci sınırlamaları kare hızlarının 30-40 fps'yi aşmasını engelleyecektir. Bir PC'de 60 fps için çok güçlü bir işlemciye (örneğin, Ryzen 7800X3D veya daha iyisi) ihtiyaç duyulacaktır.

    Genel olarak, GTA 6 şüphesiz bu neslin en iddialı projesi, ancak teknik mükemmellik bazı ödünler gerektiriyor. Bunlar arasında 30 fps, gürültülü gerçek zamanlı işletim sistemi ve ideal olmayan görüntü kalitesi yer alıyor.

    https://www.youtube.com/watch?v=ca1GIOBPI6w
    DF, Grand Theft Auto 6 videosunu değerlendirdi: GTA 6, detay ve gerçekçilik açısından diğer tüm oyunları geride bırakıyor. Digital Foundry, Grand Theft Auto 6 için yayınlanan 26 dakikalık son oynanış videosuna özel bir bölüm hazırladı. Sunucular Rich ve Oliver, ilk izlenimlerini paylaştılar, teknik yönleri incelediler ve Rockstar'ın tartışmalı kararlarını ele aldılar. Sunumun kendisi benzersiz olarak nitelendirildi. GTA 6'nın dünyasının detay ve gerçekçilik düzeyi, daha önce piyasaya sürülen her şeyin ötesinde. Animasyon ve saç işleme (özellikle kıvırcık saçlar) özellikle övgü aldı. Sunum yapanlar ayrıca, inandırıcı vurgulara sahip gerçekçi ten dokusundan ve genel görsel stilin olgunluğundan da etkilendiler. Oyun fotogerçekçiliği hedeflemiyor, ancak her şey mükemmel bir denge içinde çalışıyor. Rockstar, PS5 ve Xbox Series X konsolları için hedef kare hızının 30 fps olduğunu doğruladı. 60 fps olasılığı düşük. Kare hızını ikiye katlamak, fizik motorunun kalitesini düşürmeyi ve NPC sayısını azaltmayı gerektirir. Oyun, yüksek kaliteli gölge haritalarını yoğun bir şekilde kullanıyor. Gerçek Zamanlı Işın İzleme (RTL) kullanılarak şeffaf ve opak yüzeylerde yansımalar mevcut. Genel olarak, aydınlatma mükemmel. Ancak bunun bir bedeli var: bazı sahnelerde gürültü ve kararsızlık. DF'nin hesaplamalarına göre çözünürlük 1440p (dinamik ölçeklendirme olmadan). 4K yükseltme yok. Açık dünya, trafik ve NPC yoğunluğuyla dikkat çekiyor, ancak fragman çoğunlukla görevlerden ibaret olup serbest oyun oynanışına pek yer vermiyor. Simülasyonun GTA V'ten bir kat daha karmaşık olması bekleniyor. PS5 Pro (PSSR ve daha güçlü bir RT motoru ile) gürültüyü önemli ölçüde azaltabilir ve netliği artırabilir. Ancak, işlemci sınırlamaları kare hızlarının 30-40 fps'yi aşmasını engelleyecektir. Bir PC'de 60 fps için çok güçlü bir işlemciye (örneğin, Ryzen 7800X3D veya daha iyisi) ihtiyaç duyulacaktır. Genel olarak, GTA 6 şüphesiz bu neslin en iddialı projesi, ancak teknik mükemmellik bazı ödünler gerektiriyor. Bunlar arasında 30 fps, gürültülü gerçek zamanlı işletim sistemi ve ideal olmayan görüntü kalitesi yer alıyor. https://www.youtube.com/watch?v=ca1GIOBPI6w
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 755 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Sony PS5 Pro'da Geliştirilmiş PSSR'nin nasıl çalıştığını açıkladı
    Sony, PS5 Pro'da Geliştirilmiş PSSR'nin nasıl çalıştığını açıkladı bu devrim niteliğinde bir özellik.

    Sony'den Daniel Craig, PS5 Pro için güncellenmiş PSSR'nin ayrıntılarını açıkladı. Yeni model, Sony ve AMD tarafından Project Amethyst kapsamında geliştirildi. Temel yenilik, sinir ağındaki hesaplama yükünün yeniden dağıtılmasıdır.

    Orijinal Renk Tahmin Ağı'nda (CPN), parametrelerin yaklaşık %30'u 540p çözünürlükte kullanılıyordu. Yeni Çekirdek Tahmin Ağı'nda (KPN) ise parametrelerin %90'ı 540p ve altı çözünürlüklerde kullanılırken, ağ 4K çözünürlükte neredeyse hiç kaynak kullanmıyor. Bu da verimliliğin artmasına yol açıyor.

    Ayrıca, KPN artık nihai rengi doğrudan tahmin etmiyor. Bunun yerine, karışım ağırlıkları oluşturuyor. Karışım işleminin kendisi geleneksel filtreler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu yaklaşım, HDR renginin ağ içinde 8 bit formatında depolanması ve işlenmesi ihtiyacını ortadan kaldırarak, ek yükü daha da azaltıyor.

    Ayrıca, geliştirilmiş kararlılık, daha keskin detaylar, azaltılmış bellek tüketimi ve azaltılmış GPU çalışma süresi de belirtilmiştir. Görüntü kalitesi her çözünürlükte (özellikle düşük çözünürlüklerde belirgin şekilde) iyileşmektedir. Model eğitim süresi önemli ölçüde azaltılmıştır.

    Geliştirilmiş PSSR'nin, PS5 Pro'nun piyasaya sürüldüğü sürümün yerini aldığı ve ayrı bir mod olmadığı belirtiliyor. Mevcut PSSR özellikli oyunlar, oyunun kendisini güncellemeden, sistem geçersiz kılma yoluyla yeni modeli kullanabilir. Yeni kütüphaneyi doğrudan entegre eden geliştiriciler, geliştirilmiş algoritmaya tam olarak erişebilecekler.

    Esasen bu, ölçeklendirme teknolojisinde büyük bir iyileştirme olup, ölçeklendirmeyi daha hızlı, daha iyi ve daha uygun maliyetli hale getiriyor. Tüm bunlar, geliştiricilerden yama bekleme ihtiyacı olmadan gerçekleşiyor.
    [b]Sony, PS5 Pro'da Geliştirilmiş PSSR'nin nasıl çalıştığını açıkladı bu devrim niteliğinde bir özellik. [/b] Sony'den Daniel Craig, PS5 Pro için güncellenmiş PSSR'nin ayrıntılarını açıkladı. Yeni model, Sony ve AMD tarafından Project Amethyst kapsamında geliştirildi. Temel yenilik, sinir ağındaki hesaplama yükünün yeniden dağıtılmasıdır. Orijinal Renk Tahmin Ağı'nda (CPN), parametrelerin yaklaşık %30'u 540p çözünürlükte kullanılıyordu. Yeni Çekirdek Tahmin Ağı'nda (KPN) ise parametrelerin %90'ı 540p ve altı çözünürlüklerde kullanılırken, ağ 4K çözünürlükte neredeyse hiç kaynak kullanmıyor. Bu da verimliliğin artmasına yol açıyor. Ayrıca, KPN artık nihai rengi doğrudan tahmin etmiyor. Bunun yerine, karışım ağırlıkları oluşturuyor. Karışım işleminin kendisi geleneksel filtreler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu yaklaşım, HDR renginin ağ içinde 8 bit formatında depolanması ve işlenmesi ihtiyacını ortadan kaldırarak, ek yükü daha da azaltıyor. Ayrıca, geliştirilmiş kararlılık, daha keskin detaylar, azaltılmış bellek tüketimi ve azaltılmış GPU çalışma süresi de belirtilmiştir. Görüntü kalitesi her çözünürlükte (özellikle düşük çözünürlüklerde belirgin şekilde) iyileşmektedir. Model eğitim süresi önemli ölçüde azaltılmıştır. Geliştirilmiş PSSR'nin, PS5 Pro'nun piyasaya sürüldüğü sürümün yerini aldığı ve ayrı bir mod olmadığı belirtiliyor. Mevcut PSSR özellikli oyunlar, oyunun kendisini güncellemeden, sistem geçersiz kılma yoluyla yeni modeli kullanabilir. Yeni kütüphaneyi doğrudan entegre eden geliştiriciler, geliştirilmiş algoritmaya tam olarak erişebilecekler. Esasen bu, ölçeklendirme teknolojisinde büyük bir iyileştirme olup, ölçeklendirmeyi daha hızlı, daha iyi ve daha uygun maliyetli hale getiriyor. Tüm bunlar, geliştiricilerden yama bekleme ihtiyacı olmadan gerçekleşiyor.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Soulslike oyunlar yanlışlıkla zor oyunlar olarak değerlendiriliyor
    Zorluk derecesinin ölçütü: Soulslike oyunlar yanlışlıkla zor oyunlar olarak değerlendiriliyor. Dark Souls'un mirasçıları için böyle bir kaderin sebebi nedir?

    Yasal Uyarı

    Bu materyal ne pratik bir rehber, ne eleştirel bir analiz, ne de bir ifşaat niteliğindedir. Amacı, okuyucuya Souls benzeri oyunlar fenomeni hakkında genel bir anlayış kazandırmak ve bu oyunların meşhur karmaşıklığının doğasına ilişkin öznel bir bakış açısı sunmaktır. Yazar, oyun dünyasındaki her yargının sorgulanabilir olduğunu bilerek, nihai otorite iddiasından bilinçli olarak kaçınmaktadır. Aynı zamanda, bu oyunların yalnızca "seçilmiş birkaç kişiye" erişilebilir olduğu yönündeki kalıcı efsanenin incelemeye dayanmadığına inanıyorum. Aşağıda, bu elitist yanılgıyı çürüten argümanlar sunacağım.

    Özü

    Oyun zorluğunu değerlendirmek özneldir. Birine kolay gelen bir şey, bir başkasına dayanılmaz derecede zor gelebilir. Ve bu durum karşılıklı olarak geçerlidir. On yılı aşkın süredir oluşan mitolojisi sayesinde Souls serisi, birçok oyuncu için zor oyunlarla sıkı bir şekilde özdeşleşmiştir. Aynı nedenle, zırhsız Elden Ring'i tamamlamak gibi zorlukları içeren videolar internette yaygındır; bu videolar her zaman ilgi uyandırır. Bu arada, türün kendisi de sürekli olarak yeni klişeler ve yanlış anlamalar biriktirmektedir.

    Tekken'in yönetmeni Katsuhiro Harada'nın şu açıklamayı yaptığını belirtmekte fayda var:
    Şahsen, Dark Souls'taki aksiyon mekaniklerinin oldukça basit olduğunu düşünüyorum ve oyunu özellikle zor bir oyun olarak görmüyorum.
    Tekken'in yönetmeni Katsuhiro Harada
    Ancak, tweetinin tamamını okursanız, özellikle uzun süredir devam eden iş birlikleri göz önüne alındığında, Miyazaki'nin oyunları hakkında çok olumlu konuştuğu açıkça ortaya çıkıyor.

    Cehaletten kaynaklanan zorluk
    Başından beri Dark Souls'un halkla ilişkiler kampanyası, zorlu bir mücadeleye can atan, sıkı bir kitleyi hedefliyordu. Oyunun çıkışından önce bile The Guardian , "Dikkat... Demon's Souls'un manevi halefi daha da zor, karanlık ve tehlikeli hale geldi" başlıklı bir makale yayınladı. Harita, görev günlüğü ve duraklatma düğmesinin olmaması heyecanı daha da artırdı; bu, DS'nin zorluklarının sadece küçük bir parçası gibi görünüyordu .

    Oyun, oyuncuyu zekasını kullanmaya itercesine, belirli engellerin birden fazla yolla aşılabileceği şekilde tasarlanmıştı. Aynı Guardian makalesinde şu ifadeler de yer alıyordu:
    Hidetaka Miyazaki, oyunu zorlu olacak şekilde kurgulamış, ancak zorlukların üstesinden gelmenin her zaman birden fazla yolu olduğunu ve oyuncuların hatalarından ders çıkarabileceğini belirtmiştir.
    Muhafız
    Gerçekten de, oyundaki birçok şey son derece tahmin edilemez. Çoğu zaman zekânızı kullanmanız gerekir, bazen oyun dünyası ipuçları verir veya son çare olarak her şeyinizi ortaya koyabilirsiniz. Ancak bu gibi oyunlarda akıntıya karşı yüzmek çok dezavantajlı bir seçenektir.

    Örneğin, köprüdeki Wyvern, oyunun başında birçok oyuncu için gerçek bir baş belası olabilir: bu boss, ilk karşılaştığınızda gerçekten can sıkıcı olabilir. Ancak belirli koşullar yerine getirilirse atlanabilir ve hatta ödüllendirilebilir. Yine de, oyun bunu açıkça belirtmiyor.

    Lies of P oyununda İnsanlık mekaniği bulunuyor. Oyunda doğrudan veya açık bir ipucu olmamasına rağmen, bu mekanik olay örgüsünü doğrudan etkiliyor. Yeterli İnsanlık puanı biriktirmek için sürekli yalan söylemeniz ve böylece şefkat göstermeniz gerekiyor. Ayrıca, belirli bir İnsanlık puanına ulaşmak, kanonik kabul edilen alternatif bir sonu açıyor.

    Wu Chang: Fallen Feathers'da ilk karşılaştığınız sunak, düşman şeklinde bir tuzak olabilir. Ve bu oyunda aniden ortaya çıkan düşmanlar oldukça yaygın. Bilmeden oynayan bir oyuncu kolayca tuzağa düşebilir. Oyunun başlangıçta oyunculara hiç de nazik davranmadığı ve tabiri caizse onları acı çektirdiği düşünüldüğünde, böyle bir "hediye", eğer farkında değilseniz, oldukça şaşırtıcı olabilir.

    Bu zorluklar, oyuncu bunların farkına varana kadar zor görünebilir. Oyuna zaman ayırıp kendinizi tamamen kaptırırsanız, oyun daha keyifli hale gelir. Bu bir Minecraft seansı veya hız koşusu değil . Oyuncu bu kurala uyarsa, oyun ona karşı nazik davranacak ve oyunu tamamen farklı bir açıdan, iyi anlamda görecektir.

    Yöntem, beceriden daha önemlidir.
    Ama neyse, gizli mekanikler işte. Sonuçta, bu tür oyunlarda beceri de önemlidir. Zamanında kaçamazsanız ölürsünüz. Bu tür oyunların basit bir döngü üzerine kurulu olduğunu anlamak önemlidir: geçmeye çalış ve öl. Bu döngü, oyuncu başarılı olana kadar devam eder. Bu, düşman zamanlamalarını öğrenmeyi, belirli bir hedefe doğru sıçramayı hesaplamayı veya süre dolmadan önce belirli bir gereksinimi karşılamayı içerebilir. Çoğu durumda, bu, oyuncuları gerekli beceriler kas hafızalarına yerleşene kadar zor bir duruma sokar; bundan sonra, zamanla bile, engel artık bir zorluk teşkil etmez.

    Oyunu bir kez tamamladıktan sonra, tekrar oynamak o kadar zor gelmiyor. Oyunu baştan oynayan herkes, ilk oynayıştan sonra oyunun daha hızlı ilerlediğini fark edecektir. Bu da, özellikle NG+ modunda (birkaç istisna dışında), sonraki oynayışların genellikle daha az zorlayıcı olduğu anlamına gelir.

    İlk kez karşılaştığınız ve hangi hareketlere sahip olduğunu bilmediğiniz bir düşmanla karşılaştığınızda da zorluk ortaya çıkar. Ama hepimiz biliyoruz ki Souls oyunları dövüşe odaklıdır. Bu oyunlarda yaptığınız her şey öldürmektir. Herkesi tekrar tekrar öldürmeniz gerekir ve sonuçta tüm oyun tek bir şeye odaklanır: öldürmek. Bin denemeden sonra, beyninizi kapatıp sadece kas hafızanıza güvenseniz bile, nefret ettiğiniz herhangi bir patronu bile yenebilirsiniz.

    10.000 farklı vuruş tekniğini uygulayan adamdan korkmam. Ben tek bir vuruşu 10.000 kez uygulayan adamdan korkarım.

    Bruce Lee
    Bu, kolay olduğu anlamına gelmez. Belirleyici faktör beceri değil, yöntemdir. Örneğin, DS'de klasik örnek şudur: "Bir fırsat bul → 3 vuruş yap → kaç → tekrarla." Kendine güvenen, metodik bir beceriyle, oyun deneyiminiz ne olursa olsun, herhangi bir patronu alt edebilirsiniz.

    Patron sistemi
    Boss savaşlarından ayrı olarak bahsetmek istiyorum, çünkü bunlar tüm Souls benzeri oyunların temelini oluşturuyor. Türün diğer oyunlarına kıyasla genellikle şaşırtıcı sayıda boss bulunuyor. Gerçekten de, boss savaşlarında yapılan bir hatanın bedeli oldukça yüksek: bir veya iki vuruşu kaçırırsanız, neredeyse ölmüş sayılırsınız. Ölürseniz, büyük olasılıkla ruhlarınızı kaybedersiniz, çünkü ruhlarınızı ancak boss'u yenerek geri kazanabilirsiniz (yukarıda bahsettiğim oyunlar hariç). Bu boss'lar sert ve sık sık vuruyorlar. Boss savaşlarının genellikle iki aşaması vardır ve ikinci aşamada genellikle daha agresif saldırılar veya biraz değiştirilmiş saldırı düzenleri bulunur. Birçok kişi bunu bir meydan okuma olarak görüyor. Bu meydan okuma, bu tür oyunların sadece güzel bir şekilde tasarlanmış olmakla kalmayıp aynı zamanda oldukça muhteşem olması gerçeğiyle de haklı çıkarılıyor.

    Oyun tasarımı açısından bakıldığında, boss'lar bu türe çok iyi uyuyor çünkü çocukluğumuzdan beri bir seviyeyi tamamladığınızda, öğrendiklerinizi pekiştirmek için sonunda bir sınav olacağı hissine kapıldık. Bu nedenle, boss'lar genellikle üstesinden gelinmesi gereken güçlü bir şey olarak önemli bir rol oynarlar. Bir diğer önemli faktör ise, boss dövüşlerinin bu tür oyunların başka hiçbir yerde olmadığı kadar gösterişli olduğu yer olmasıdır. Devasa, korkutucu ve genellikle belirli bir saldırı türünü gerçekleştirdiğinizde farklı bir animasyona sahipler. Bu nedenle, boss'ların bu oyunlarda özel bir rolü vardır.

    Vurduğunuz her darbeyi hissedersiniz. Kullandığınız her komboyu, tıpkı bir kaçış veya karşı saldırıyı hissettiğiniz gibi hissedersiniz. Bunun nedeni, risklerin yüksek olmasıdır: Şimdi darbe alırsanız, her şeye yeniden başlamanız gerekeceğini biliyorsunuz ve bu nedenle, vuruşlar, kaçışlar ve karşı saldırılar için fırsatlar bulmaya daha dikkatlisiniz. Lies of P'de aynı anda dört tane olan bir boss dövüşünde ne kadar zorlandığımı hatırlıyorum. Onu yenene kadar çaresizlik içinde ağladım. Her kaçışı inanılmaz derecede havalı bir şey, vurduğum her darbeyi ise kişisel bir başarı olarak hissettim. Ama bir yıl sonra, sıfırdan başladığımda, onları ilk denememde yenebildim. Ancak, ilk seferki kadar heyecan verici değildi. Bunun nedeni, beynin tüm hareketleri çoktan öğrenmiş ve ezberlemiş olmasıdır. Onun için artık bir meydan okuma değil, sadece bir ısınmadır.

    Yani, tüm boss dövüşü animasyonları öğrenmek ve onlara karşı koymakla ilgili. Aslında, genel olarak Souls oyunlarından bahsediyorsak, oyunun tamamı esasen bunun üzerine kurulu: bir şeyin animasyonlarını öğrenin ve onlara karşı koyun. Bunda kolay ya da zor bir şey yok. Sadece öyle.

    Tür, zorluğu belirlemez.
    Birçok kişinin en büyük yanılgısı, Souls oyunlarının belirli bir zorluk seviyesini ima ettiği düşüncesidir. Türün zorluk seviyesini hiç belirlemediği birçok örnek var. Örneğin Nioh 3 mükemmel bir örnek. Tüm oyunu tüm cephaneliğinizi kullanmadan bile oynayabilirsiniz. Hatta birçok silahı hiç kullanmadan da oyunu kolayca bitirebilirsiniz. Ancak diyelim ki NG+'ya geçtiğinizde, sahip olduğunuz her şeyi gerçekten kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu yaklaşım, geliştiricilerin hem sıradan oyuncuları hem de daha deneyimli oyuncuları aynı anda memnun etmeye çalıştığı izlenimini veriyor. Bir yandan bunu sevmiyorum, diğer yandan ise Team Ninja'nın tüm oyunları Bushnell'in "öğrenmesi kolay, ustalaşması zor" ilkesi üzerine kurulu. Her şey ustalaşmak için basit kurallarla ilgili, ancak becerilerinizi geliştirmek çok daha uzun sürüyor.

    Eğer Wyvern veya ilk boss gibi bazı boss'ları nasıl yeneceğinizi biliyorsanız, Dark Souls'u tamamlamak özellikle zor değil. Dark Souls'un asıl amacı, ilk başta aşılmaz gibi görünen bir şey olsa bile, karar vermeden önce oyunu öğrenmektir.

    Lies of P daha sonra bir zorluk ayarı da ekledi. Oyun sırasında istediğiniz zaman zorluk seviyesini değiştirebilirsiniz. Ancak, zorluk seviyesi sadece zorluğu artırarak düşmanları daha güçlü ve daha zorlu hale getiriyor. Hareketler, düşman sayısı ve engeller aynı kalıyor. Geliştiricilerin daha zor bir zorluk seviyesi değil, daha kolay bir seviye eklediğini belirtmekte fayda var. Bu yaklaşım, öğrenme eğrisini önemli ölçüde düşürerek tüm oyunculara hitap ediyor.

    Son olarak, Souls oyunlarının bir nevi "hafifletilmiş" versiyonu olan oyunlar da var. Örneğin, Star Wars Jedi: Survivor, Souls oyunlarıyla aynı unsurlara sahip: dayanıklılık çubuğu, sunaklar ve dövüş temposuna vurgu. Beş zorluk seviyesi bulunuyor. Ancak birçok kişi buna Souls oyunu demez.

    Souls oyunları, tamamlanması zor bir türün klişesi haline geldi. Ve bu kısmen doğru. Çünkü her oyun engelleri aşmak için tasarlanmıştır ve zorluk genellikle öznel bir faktör olarak algılanır. Ancak terime objektif olarak bakarsanız, zor olan tamamen farklı oyunlardır.

    Diğer zorluk seviyeleri
    Genel olarak oyun zorluğu konusunu incelemek için, diğer türdeki oyunları incelemek ve karşılaştırmak gereklidir. Zorluk, yalnızca zamanlamayla değil, oyuncuya meydan okuyabilecek diğer tüm yollarla, özellikle de karmaşık olanlarla belirlenebilir.

    Tek bir boss'a binlerce kez ölmeme rağmen Sekiro'yu rahatlıkla bitirebiliyorum . Ama Far Cry serisi de dahil olmak üzere herhangi bir birinci şahıs nişancı oyununda inanılmaz derecede zorlanıyorum . Bu, Far Cry'ın Sekiro'dan daha zor olduğu anlamına mı geliyor? Sanmıyorum. Bu, Sekiro'da zorlanan diğerlerinden daha yetenekli olduğum anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır! Elbette herkes farklıdır ve herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Bazı insanların mükemmel refleksleri olabilir ancak son derece düşük bir APM'leri (dakikadaki eylem sayısı) olabilir. Bazılarının iyi bir zamanlama duygusu olabilir ancak benim gibi kesinlikle berbat bir nişan alma yeteneği olabilir. Bu faktörlerin hiçbiri oyunu zorlaştırmaz. Daha önce de belirttiğim gibi, oyunu rahatça bitirmek için daha derine inmeniz gerekiyor ve bunun karşılığını alacaksınız.
    Zorluk derecesinin ölçütü: Soulslike oyunlar yanlışlıkla zor oyunlar olarak değerlendiriliyor. Dark Souls'un mirasçıları için böyle bir kaderin sebebi nedir? [h2]Yasal Uyarı [/h2]Bu materyal ne pratik bir rehber, ne eleştirel bir analiz, ne de bir ifşaat niteliğindedir. Amacı, okuyucuya Souls benzeri oyunlar fenomeni hakkında genel bir anlayış kazandırmak ve bu oyunların meşhur karmaşıklığının doğasına ilişkin öznel bir bakış açısı sunmaktır. Yazar, oyun dünyasındaki her yargının sorgulanabilir olduğunu bilerek, nihai otorite iddiasından bilinçli olarak kaçınmaktadır. Aynı zamanda, bu oyunların yalnızca "seçilmiş birkaç kişiye" erişilebilir olduğu yönündeki kalıcı efsanenin incelemeye dayanmadığına inanıyorum. Aşağıda, bu elitist yanılgıyı çürüten argümanlar sunacağım. [h3] Özü[/h3] Oyun zorluğunu değerlendirmek özneldir. Birine kolay gelen bir şey, bir başkasına dayanılmaz derecede zor gelebilir. Ve bu durum karşılıklı olarak geçerlidir. On yılı aşkın süredir oluşan mitolojisi sayesinde Souls serisi, birçok oyuncu için zor oyunlarla sıkı bir şekilde özdeşleşmiştir. Aynı nedenle, zırhsız Elden Ring'i tamamlamak gibi zorlukları içeren videolar internette yaygındır; bu videolar her zaman ilgi uyandırır. Bu arada, türün kendisi de sürekli olarak yeni klişeler ve yanlış anlamalar biriktirmektedir. Tekken'in yönetmeni Katsuhiro Harada'nın şu açıklamayı yaptığını belirtmekte fayda var: [quote]Şahsen, Dark Souls'taki aksiyon mekaniklerinin oldukça basit olduğunu düşünüyorum ve oyunu özellikle zor bir oyun olarak görmüyorum.[/quote] [b]Tekken'in yönetmeni Katsuhiro Harada[/b] Ancak, tweetinin tamamını okursanız, özellikle uzun süredir devam eden iş birlikleri göz önüne alındığında, Miyazaki'nin oyunları hakkında çok olumlu konuştuğu açıkça ortaya çıkıyor. [b]Cehaletten kaynaklanan zorluk[/b] Başından beri Dark Souls'un halkla ilişkiler kampanyası, zorlu bir mücadeleye can atan, sıkı bir kitleyi hedefliyordu. Oyunun çıkışından önce bile The Guardian , "Dikkat... Demon's Souls'un manevi halefi daha da zor, karanlık ve tehlikeli hale geldi" başlıklı bir makale yayınladı. Harita, görev günlüğü ve duraklatma düğmesinin olmaması heyecanı daha da artırdı; bu, DS'nin zorluklarının sadece küçük bir parçası gibi görünüyordu . Oyun, oyuncuyu zekasını kullanmaya itercesine, belirli engellerin birden fazla yolla aşılabileceği şekilde tasarlanmıştı. Aynı Guardian makalesinde şu ifadeler de yer alıyordu: [quote]Hidetaka Miyazaki, oyunu zorlu olacak şekilde kurgulamış, ancak zorlukların üstesinden gelmenin her zaman birden fazla yolu olduğunu ve oyuncuların hatalarından ders çıkarabileceğini belirtmiştir.[/quote] [b]Muhafız[/b] Gerçekten de, oyundaki birçok şey son derece tahmin edilemez. Çoğu zaman zekânızı kullanmanız gerekir, bazen oyun dünyası ipuçları verir veya son çare olarak her şeyinizi ortaya koyabilirsiniz. Ancak bu gibi oyunlarda akıntıya karşı yüzmek çok dezavantajlı bir seçenektir. Örneğin, köprüdeki Wyvern, oyunun başında birçok oyuncu için gerçek bir baş belası olabilir: bu boss, ilk karşılaştığınızda gerçekten can sıkıcı olabilir. Ancak belirli koşullar yerine getirilirse atlanabilir ve hatta ödüllendirilebilir. Yine de, oyun bunu açıkça belirtmiyor. Lies of P oyununda İnsanlık mekaniği bulunuyor. Oyunda doğrudan veya açık bir ipucu olmamasına rağmen, bu mekanik olay örgüsünü doğrudan etkiliyor. Yeterli İnsanlık puanı biriktirmek için sürekli yalan söylemeniz ve böylece şefkat göstermeniz gerekiyor. Ayrıca, belirli bir İnsanlık puanına ulaşmak, kanonik kabul edilen alternatif bir sonu açıyor. Wu Chang: Fallen Feathers'da ilk karşılaştığınız sunak, düşman şeklinde bir tuzak olabilir. Ve bu oyunda aniden ortaya çıkan düşmanlar oldukça yaygın. Bilmeden oynayan bir oyuncu kolayca tuzağa düşebilir. Oyunun başlangıçta oyunculara hiç de nazik davranmadığı ve tabiri caizse onları acı çektirdiği düşünüldüğünde, böyle bir "hediye", eğer farkında değilseniz, oldukça şaşırtıcı olabilir. Bu zorluklar, oyuncu bunların farkına varana kadar zor görünebilir. Oyuna zaman ayırıp kendinizi tamamen kaptırırsanız, oyun daha keyifli hale gelir. Bu bir Minecraft seansı veya hız koşusu değil 🧱. Oyuncu bu kurala uyarsa, oyun ona karşı nazik davranacak ve oyunu tamamen farklı bir açıdan, iyi anlamda görecektir. [b]Yöntem, beceriden daha önemlidir.[/b] Ama neyse, gizli mekanikler işte. Sonuçta, bu tür oyunlarda beceri de önemlidir. Zamanında kaçamazsanız ölürsünüz. Bu tür oyunların basit bir döngü üzerine kurulu olduğunu anlamak önemlidir: geçmeye çalış ve öl. Bu döngü, oyuncu başarılı olana kadar devam eder. Bu, düşman zamanlamalarını öğrenmeyi, belirli bir hedefe doğru sıçramayı hesaplamayı veya süre dolmadan önce belirli bir gereksinimi karşılamayı içerebilir. Çoğu durumda, bu, oyuncuları gerekli beceriler kas hafızalarına yerleşene kadar zor bir duruma sokar; bundan sonra, zamanla bile, engel artık bir zorluk teşkil etmez. Oyunu bir kez tamamladıktan sonra, tekrar oynamak o kadar zor gelmiyor. Oyunu baştan oynayan herkes, ilk oynayıştan sonra oyunun daha hızlı ilerlediğini fark edecektir. Bu da, özellikle NG+ modunda (birkaç istisna dışında), sonraki oynayışların genellikle daha az zorlayıcı olduğu anlamına gelir. İlk kez karşılaştığınız ve hangi hareketlere sahip olduğunu bilmediğiniz bir düşmanla karşılaştığınızda da zorluk ortaya çıkar. Ama hepimiz biliyoruz ki Souls oyunları dövüşe odaklıdır. Bu oyunlarda yaptığınız her şey öldürmektir. Herkesi tekrar tekrar öldürmeniz gerekir ve sonuçta tüm oyun tek bir şeye odaklanır: öldürmek. Bin denemeden sonra, beyninizi kapatıp sadece kas hafızanıza güvenseniz bile, nefret ettiğiniz herhangi bir patronu bile yenebilirsiniz. 10.000 farklı vuruş tekniğini uygulayan adamdan korkmam. Ben tek bir vuruşu 10.000 kez uygulayan adamdan korkarım. [b]Bruce Lee[/b] Bu, kolay olduğu anlamına gelmez. Belirleyici faktör beceri değil, yöntemdir. Örneğin, DS'de klasik örnek şudur: "Bir fırsat bul → 3 vuruş yap → kaç → tekrarla." Kendine güvenen, metodik bir beceriyle, oyun deneyiminiz ne olursa olsun, herhangi bir patronu alt edebilirsiniz. [b]Patron sistemi [/b]Boss savaşlarından ayrı olarak bahsetmek istiyorum, çünkü bunlar tüm Souls benzeri oyunların temelini oluşturuyor. Türün diğer oyunlarına kıyasla genellikle şaşırtıcı sayıda boss bulunuyor. Gerçekten de, boss savaşlarında yapılan bir hatanın bedeli oldukça yüksek: bir veya iki vuruşu kaçırırsanız, neredeyse ölmüş sayılırsınız. Ölürseniz, büyük olasılıkla ruhlarınızı kaybedersiniz, çünkü ruhlarınızı ancak boss'u yenerek geri kazanabilirsiniz (yukarıda bahsettiğim oyunlar hariç). Bu boss'lar sert ve sık sık vuruyorlar. Boss savaşlarının genellikle iki aşaması vardır ve ikinci aşamada genellikle daha agresif saldırılar veya biraz değiştirilmiş saldırı düzenleri bulunur. Birçok kişi bunu bir meydan okuma olarak görüyor. Bu meydan okuma, bu tür oyunların sadece güzel bir şekilde tasarlanmış olmakla kalmayıp aynı zamanda oldukça muhteşem olması gerçeğiyle de haklı çıkarılıyor. Oyun tasarımı açısından bakıldığında, boss'lar bu türe çok iyi uyuyor çünkü çocukluğumuzdan beri bir seviyeyi tamamladığınızda, öğrendiklerinizi pekiştirmek için sonunda bir sınav olacağı hissine kapıldık. Bu nedenle, boss'lar genellikle üstesinden gelinmesi gereken güçlü bir şey olarak önemli bir rol oynarlar. Bir diğer önemli faktör ise, boss dövüşlerinin bu tür oyunların başka hiçbir yerde olmadığı kadar gösterişli olduğu yer olmasıdır. Devasa, korkutucu ve genellikle belirli bir saldırı türünü gerçekleştirdiğinizde farklı bir animasyona sahipler. Bu nedenle, boss'ların bu oyunlarda özel bir rolü vardır. Vurduğunuz her darbeyi hissedersiniz. Kullandığınız her komboyu, tıpkı bir kaçış veya karşı saldırıyı hissettiğiniz gibi hissedersiniz. Bunun nedeni, risklerin yüksek olmasıdır: Şimdi darbe alırsanız, her şeye yeniden başlamanız gerekeceğini biliyorsunuz ve bu nedenle, vuruşlar, kaçışlar ve karşı saldırılar için fırsatlar bulmaya daha dikkatlisiniz. Lies of P'de aynı anda dört tane olan bir boss dövüşünde ne kadar zorlandığımı hatırlıyorum. Onu yenene kadar çaresizlik içinde ağladım. Her kaçışı inanılmaz derecede havalı bir şey, vurduğum her darbeyi ise kişisel bir başarı olarak hissettim. Ama bir yıl sonra, sıfırdan başladığımda, onları ilk denememde yenebildim. Ancak, ilk seferki kadar heyecan verici değildi. Bunun nedeni, beynin tüm hareketleri çoktan öğrenmiş ve ezberlemiş olmasıdır. Onun için artık bir meydan okuma değil, sadece bir ısınmadır. Yani, tüm boss dövüşü animasyonları öğrenmek ve onlara karşı koymakla ilgili. Aslında, genel olarak Souls oyunlarından bahsediyorsak, oyunun tamamı esasen bunun üzerine kurulu: bir şeyin animasyonlarını öğrenin ve onlara karşı koyun. Bunda kolay ya da zor bir şey yok. Sadece öyle. [b]Tür, zorluğu belirlemez.[/b] Birçok kişinin en büyük yanılgısı, Souls oyunlarının belirli bir zorluk seviyesini ima ettiği düşüncesidir. Türün zorluk seviyesini hiç belirlemediği birçok örnek var. Örneğin Nioh 3 mükemmel bir örnek. Tüm oyunu tüm cephaneliğinizi kullanmadan bile oynayabilirsiniz. Hatta birçok silahı hiç kullanmadan da oyunu kolayca bitirebilirsiniz. Ancak diyelim ki NG+'ya geçtiğinizde, sahip olduğunuz her şeyi gerçekten kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu yaklaşım, geliştiricilerin hem sıradan oyuncuları hem de daha deneyimli oyuncuları aynı anda memnun etmeye çalıştığı izlenimini veriyor. Bir yandan bunu sevmiyorum, diğer yandan ise Team Ninja'nın tüm oyunları Bushnell'in "öğrenmesi kolay, ustalaşması zor" ilkesi üzerine kurulu. Her şey ustalaşmak için basit kurallarla ilgili, ancak becerilerinizi geliştirmek çok daha uzun sürüyor. Eğer Wyvern veya ilk boss gibi bazı boss'ları nasıl yeneceğinizi biliyorsanız, Dark Souls'u tamamlamak özellikle zor değil. Dark Souls'un asıl amacı, ilk başta aşılmaz gibi görünen bir şey olsa bile, karar vermeden önce oyunu öğrenmektir. Lies of P daha sonra bir zorluk ayarı da ekledi. Oyun sırasında istediğiniz zaman zorluk seviyesini değiştirebilirsiniz. Ancak, zorluk seviyesi sadece zorluğu artırarak düşmanları daha güçlü ve daha zorlu hale getiriyor. Hareketler, düşman sayısı ve engeller aynı kalıyor. Geliştiricilerin daha zor bir zorluk seviyesi değil, daha kolay bir seviye eklediğini belirtmekte fayda var. Bu yaklaşım, öğrenme eğrisini önemli ölçüde düşürerek tüm oyunculara hitap ediyor. Son olarak, Souls oyunlarının bir nevi "hafifletilmiş" versiyonu olan oyunlar da var. Örneğin, Star Wars Jedi: Survivor, Souls oyunlarıyla aynı unsurlara sahip: dayanıklılık çubuğu, sunaklar ve dövüş temposuna vurgu. Beş zorluk seviyesi bulunuyor. Ancak birçok kişi buna Souls oyunu demez. Souls oyunları, tamamlanması zor bir türün klişesi haline geldi. Ve bu kısmen doğru. Çünkü her oyun engelleri aşmak için tasarlanmıştır ve zorluk genellikle öznel bir faktör olarak algılanır. Ancak terime objektif olarak bakarsanız, zor olan tamamen farklı oyunlardır. [b]Diğer zorluk seviyeleri[/b] Genel olarak oyun zorluğu konusunu incelemek için, diğer türdeki oyunları incelemek ve karşılaştırmak gereklidir. Zorluk, yalnızca zamanlamayla değil, oyuncuya meydan okuyabilecek diğer tüm yollarla, özellikle de karmaşık olanlarla belirlenebilir. Tek bir boss'a binlerce kez ölmeme rağmen Sekiro'yu rahatlıkla bitirebiliyorum . Ama Far Cry serisi de dahil olmak üzere herhangi bir birinci şahıs nişancı oyununda inanılmaz derecede zorlanıyorum . Bu, Far Cry'ın Sekiro'dan daha zor olduğu anlamına mı geliyor? Sanmıyorum. Bu, Sekiro'da zorlanan diğerlerinden daha yetenekli olduğum anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır! Elbette herkes farklıdır ve herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Bazı insanların mükemmel refleksleri olabilir ancak son derece düşük bir APM'leri (dakikadaki eylem sayısı) olabilir. Bazılarının iyi bir zamanlama duygusu olabilir ancak benim gibi kesinlikle berbat bir nişan alma yeteneği olabilir. Bu faktörlerin hiçbiri oyunu zorlaştırmaz. Daha önce de belirttiğim gibi, oyunu rahatça bitirmek için daha derine inmeniz gerekiyor ve bunun karşılığını alacaksınız.
    Beğen
    1
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Birleşmiş Milletler'e göre, yapay zeka 2030 yılına kadar 1,3 milyar insanın tükettiği kadar su tüketecek.
    Birleşmiş Milletler Üniversitesi'ne göre, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin toplam su tüketimi yılda 9,3 trilyon litreye ulaşabilir. Bu miktar, Sahra Altı Afrika'daki 1,3 milyar insanın asgari evsel su ihtiyacına eşdeğerdir.

    Tahmin, Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü uzmanları tarafından hazırlandı. Hesaplama, yalnızca sunucu soğutmasında kullanılan suyu değil, elektrik üretiminde kullanılan suyu da içeriyordu.

    2030 yılına kadar veri merkezleri yılda 945 TWh'ye kadar elektrik tüketebilir. Ana yük, sinir ağlarının eğitilmesinden değil, halihazırda devreye alınmış modeller tarafından yapılan sorguların işlenmesinden kaynaklanmaktadır: bu, yapay zeka enerji tüketiminin %80 ila %90'ını oluşturmaktadır.

    Yapay zeka kullanılarak oluşturulan tek bir kısa video, 200.000 spam mesajını filtrelemek kadar enerji gerektirebilir. Veri merkezlerinden kaynaklanan yıllık elektronik atık hacmi 2030 yılına kadar 2,5 milyon tona ulaşabilir.

    Raporun yazarları ayrıca yılda 399 milyon tona kadar CO2 emisyonu öngörüyor . Veri merkeziyle ilgili altyapının alanı 14.500 km2'yi aşabilir.

    Araştırmacılar, yapay zeka veri merkezlerinin büyümesinin küresel enerji ve su kaynakları üzerindeki yükü artıracağı konusunda uyarıyor.
    Birleşmiş Milletler Üniversitesi'ne göre, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin toplam su tüketimi yılda 9,3 trilyon litreye ulaşabilir. Bu miktar, Sahra Altı Afrika'daki 1,3 milyar insanın asgari evsel su ihtiyacına eşdeğerdir. Tahmin, Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü uzmanları tarafından hazırlandı. Hesaplama, yalnızca sunucu soğutmasında kullanılan suyu değil, elektrik üretiminde kullanılan suyu da içeriyordu. 2030 yılına kadar veri merkezleri yılda 945 TWh'ye kadar elektrik tüketebilir. Ana yük, sinir ağlarının eğitilmesinden değil, halihazırda devreye alınmış modeller tarafından yapılan sorguların işlenmesinden kaynaklanmaktadır: bu, yapay zeka enerji tüketiminin %80 ila %90'ını oluşturmaktadır. Yapay zeka kullanılarak oluşturulan tek bir kısa video, 200.000 spam mesajını filtrelemek kadar enerji gerektirebilir. Veri merkezlerinden kaynaklanan yıllık elektronik atık hacmi 2030 yılına kadar 2,5 milyon tona ulaşabilir. Raporun yazarları ayrıca yılda 399 milyon tona kadar CO2 emisyonu öngörüyor . Veri merkeziyle ilgili altyapının alanı 14.500 km2'yi aşabilir. Araştırmacılar, yapay zeka veri merkezlerinin büyümesinin küresel enerji ve su kaynakları üzerindeki yükü artıracağı konusunda uyarıyor.
    Beğen
    5
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • AMD EPYC Venice çiplerinin seri üretimine başladı
    AMD, TSMC'nin 2nm N2 işlem teknolojisini kullanarak EPYC Venice sunucu işlemcilerinin üretimini artırmaya başladı. Bu, AMD'nin N2 tabanlı ilk yüksek performanslı bilgi işlem ürünü ve şirket için yapay zeka çözümlerinde önemli bir adım.

    Tayvan'da üretime başlandı. AMD, bu çiplerin üretimini gelecekte ABD'de yapmayı planlıyor, ancak TSMC'nin Arizona'daki fabrikaları hala N2 teknolojisinde uzmanlaşmaya hazırlanıyor. Amerikan tesislerinde 2 nm ürünlerin seri üretimine başlanması yıllar alacak.

    Venice, altıncı nesil bir EPYC işlemcisidir. AMD, bu yeni işlemciyi, daha güçlü sunucu platformlarına ihtiyaç duyan yapay zeka ve ajan tabanlı hesaplama iş yüklerinin büyümesine bağlıyor.

    ComputerBase'e göre, piyasaya sürülecek ilk çip, temel 2nm işlem teknolojisine dayalı 256 çekirdekli bir sürüm olabilir. Bu çip, Turin Dense'in halefi olarak adlandırılıyor. Daha sonra, muhtemelen geliştirilmiş N2P işlem teknolojisine dayalı 96 çekirdekli Venice Classic'in piyasaya sürülmesi bekleniyor.

    EPYC Venice'in ilk sevkiyatlarının 3. çeyrekte yapılması bekleniyor.

    AMD ayrıca Tayvan'da altyapıya 10 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı planlıyor. Fonlar, yonga levha, gelişmiş ara bağlantı ve paketleme sektörlerindeki ortaklara tahsis edilecek. Bu yatırımların amacı, AMD'nin yeni yapay zeka sistemleri için üretim tabanını güçlendirmektir.
    AMD, TSMC'nin 2nm N2 işlem teknolojisini kullanarak EPYC Venice sunucu işlemcilerinin üretimini artırmaya başladı. Bu, AMD'nin N2 tabanlı ilk yüksek performanslı bilgi işlem ürünü ve şirket için yapay zeka çözümlerinde önemli bir adım. Tayvan'da üretime başlandı. AMD, bu çiplerin üretimini gelecekte ABD'de yapmayı planlıyor, ancak TSMC'nin Arizona'daki fabrikaları hala N2 teknolojisinde uzmanlaşmaya hazırlanıyor. Amerikan tesislerinde 2 nm ürünlerin seri üretimine başlanması yıllar alacak. Venice, altıncı nesil bir EPYC işlemcisidir. AMD, bu yeni işlemciyi, daha güçlü sunucu platformlarına ihtiyaç duyan yapay zeka ve ajan tabanlı hesaplama iş yüklerinin büyümesine bağlıyor. ComputerBase'e göre, piyasaya sürülecek ilk çip, temel 2nm işlem teknolojisine dayalı 256 çekirdekli bir sürüm olabilir. Bu çip, Turin Dense'in halefi olarak adlandırılıyor. Daha sonra, muhtemelen geliştirilmiş N2P işlem teknolojisine dayalı 96 çekirdekli Venice Classic'in piyasaya sürülmesi bekleniyor. EPYC Venice'in ilk sevkiyatlarının 3. çeyrekte yapılması bekleniyor. AMD ayrıca Tayvan'da altyapıya 10 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı planlıyor. Fonlar, yonga levha, gelişmiş ara bağlantı ve paketleme sektörlerindeki ortaklara tahsis edilecek. Bu yatırımların amacı, AMD'nin yeni yapay zeka sistemleri için üretim tabanını güçlendirmektir.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Xeon + DDR3 Sistemler Neden Yeniden Popüler Oluyor?
    Giderek büyüyen RAM krizi ortamında, 2007 yılında tanıtılan DDR3 bellek standardı, PC üreticileri arasında yeniden popülerlik kazandı. Uygun fiyatı ve bulunabilirliğinin yanı sıra, önemli bir avantaj daha sunuyor: çok düşük zamanlama değerleri. DDR3 1600-2133 MHz modüllerinin gecikme süresini basit hesaplamalarla nanosaniyeye çevirirseniz (zamanlama bellek frekansı x 2000), beklenmedik bir şekilde DDR4 ve hatta DDR5 ile karşılaştırılabilir, hatta daha düşük olduğunu göreceksiniz. Dört kanallı modda çalışırken bant genişliğinden bahsetmiyorum bile.

    DDR3'ü destekleyen son ana akım platformlar Intel LGA 1151, LGA 2011 ve AMD AM3+ idi. Her birinin güçlü ve zayıf yönleri vardı, ancak modern oyunlarda nispeten kabul edilebilir bir performans seviyesi sunabilen tek platform LGA 2011'dir. Dayanıklılığının sırrı, dört bellek kanalını aynı anda işleyebilme yeteneğinde yatmaktadır bu da genel RAM bant genişliğini önemli ölçüde artırır. Bu, Xeon E5-1660 v2, E5-2643 v2 veya E5-2687W v2 gibi güçlü çok çekirdekli işlemciler ve iyi bir grafik kartıyla birleştiğinde, LGA 2011'i modern AM4 ve LGA 1700 çözümleriyle aynı seviyeye getirir. Bu elbette, düzgün yapılandırılmış bir bilgisayar gerektirir: Turbo Boost'un kilidinin açılması, güvenlik yamalarının devre dışı bırakılması ve optimize edilmiş bir işletim sistemi.

    En iyi fiyat/performans oranını elde etmek için, dört adet RAM modülü satın alarak tasarruf etmeyin ve anakartınızın dört kanallı modu desteklediğinden emin olun. Bilgisayarınızı yapılandırmak ve test etmek için birçok akşamınızı ayırmaya hazır olun. Ancak göründüğü kadar zor değil. Xeon meraklıları topluluğu geniş ve güncel bilgilere, BIOS dosyalarına ve nitelikli bir uzmandan yardım bulmak zor olmayacaktır.

    15 yıllık bir RAM standardının yeniden önem kazanacağını çok az kişi tahmin edebilirdi. Ancak, öyle oldu. DDR3 satışları son iki ayda üç kattan fazla arttı. Bu hiç de şaşırtıcı değil, çünkü DDR4 ve DDR5'in aksine, makul fiyatlarla kolayca bulunabiliyor. Ve performansı, iyi bir işlemci ve ekran kartıyla birlikte, çoğu modern oyun için fazlasıyla yeterli.
    Giderek büyüyen RAM krizi ortamında, 2007 yılında tanıtılan DDR3 bellek standardı, PC üreticileri arasında yeniden popülerlik kazandı. Uygun fiyatı ve bulunabilirliğinin yanı sıra, önemli bir avantaj daha sunuyor: çok düşük zamanlama değerleri. DDR3 1600-2133 MHz modüllerinin gecikme süresini basit hesaplamalarla nanosaniyeye çevirirseniz (zamanlama bellek frekansı x 2000), beklenmedik bir şekilde DDR4 ve hatta DDR5 ile karşılaştırılabilir, hatta daha düşük olduğunu göreceksiniz. Dört kanallı modda çalışırken bant genişliğinden bahsetmiyorum bile. DDR3'ü destekleyen son ana akım platformlar Intel LGA 1151, LGA 2011 ve AMD AM3+ idi. Her birinin güçlü ve zayıf yönleri vardı, ancak modern oyunlarda nispeten kabul edilebilir bir performans seviyesi sunabilen tek platform LGA 2011'dir. Dayanıklılığının sırrı, dört bellek kanalını aynı anda işleyebilme yeteneğinde yatmaktadır bu da genel RAM bant genişliğini önemli ölçüde artırır. Bu, Xeon E5-1660 v2, E5-2643 v2 veya E5-2687W v2 gibi güçlü çok çekirdekli işlemciler ve iyi bir grafik kartıyla birleştiğinde, LGA 2011'i modern AM4 ve LGA 1700 çözümleriyle aynı seviyeye getirir. Bu elbette, düzgün yapılandırılmış bir bilgisayar gerektirir: Turbo Boost'un kilidinin açılması, güvenlik yamalarının devre dışı bırakılması ve optimize edilmiş bir işletim sistemi. En iyi fiyat/performans oranını elde etmek için, dört adet RAM modülü satın alarak tasarruf etmeyin ve anakartınızın dört kanallı modu desteklediğinden emin olun. Bilgisayarınızı yapılandırmak ve test etmek için birçok akşamınızı ayırmaya hazır olun. Ancak göründüğü kadar zor değil. Xeon meraklıları topluluğu geniş ve güncel bilgilere, BIOS dosyalarına ve nitelikli bir uzmandan yardım bulmak zor olmayacaktır. 15 yıllık bir RAM standardının yeniden önem kazanacağını çok az kişi tahmin edebilirdi. Ancak, öyle oldu. DDR3 satışları son iki ayda üç kattan fazla arttı. Bu hiç de şaşırtıcı değil, çünkü DDR4 ve DDR5'in aksine, makul fiyatlarla kolayca bulunabiliyor. Ve performansı, iyi bir işlemci ve ekran kartıyla birlikte, çoğu modern oyun için fazlasıyla yeterli.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 6B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Ryzen X3D İşlemciler Apex Legends’ta Mikro Donmaya Neden Oluyordu (Yama Geldi)
    3D önbelleğe sahip Ryzen işlemciler Apex Legends'ta fizik motorunu bozuyordu, sorunu düzeltmek için bir yama yayınlandı.

    Battle royale oyunu Apex Legends'ın geliştiricisi Respawn Games, beklenmedik bir sorunla karşılaştı: Aşırı yüksek CPU performansı oyunun fizik motorunu bozuyordu. En son Overclocked güncellemesi bu hatayı düzeltti ve tam olarak ne olduğunu da açıkladı.

    Yama notlarında geliştiriciler, özellikle 3D önbelleğe sahip Ryzen işlemcilerde yüksek tek çekirdekli işlemci performansının, model ve nesne fiziği hesaplamalarında aksaklıklara ve mikro donmalara yol açabileceğini belirtmişti. Bu sorun genellikle çok yüksek kare hızlarında ortaya çıkıyordu. Geliştiriciler, yamada fizik işlemeyi optimize ederek, 500 fps'nin üzerindeki performans seviyelerinde bile takılmaları ve hatalı nesne davranışlarını ortadan kaldırdı.

    Ayrıca, Overclocked güncellemesi Apex Legends'ın PC sürümüne bir dizi iyileştirme getirdi, bunlar arasında tüm haritalarda CPU optimizasyonları, saniyede 240 karenin üzerindeki kare hızı düşüşlerinin ortadan kaldırılması, daha doğru ve net nesne gölgelendirmesi ve geliştirilmiş yansımalar yer alıyor.

    AYRINTI İÇİN;

    https://www.ea.com/games/apex-legends/apex-legends/news/overclocked-patch-notes
    3D önbelleğe sahip Ryzen işlemciler Apex Legends'ta fizik motorunu bozuyordu, sorunu düzeltmek için bir yama yayınlandı. Battle royale oyunu Apex Legends'ın geliştiricisi Respawn Games, beklenmedik bir sorunla karşılaştı: Aşırı yüksek CPU performansı oyunun fizik motorunu bozuyordu. En son Overclocked güncellemesi bu hatayı düzeltti ve tam olarak ne olduğunu da açıkladı. Yama notlarında geliştiriciler, özellikle 3D önbelleğe sahip Ryzen işlemcilerde yüksek tek çekirdekli işlemci performansının, model ve nesne fiziği hesaplamalarında aksaklıklara ve mikro donmalara yol açabileceğini belirtmişti. Bu sorun genellikle çok yüksek kare hızlarında ortaya çıkıyordu. Geliştiriciler, yamada fizik işlemeyi optimize ederek, 500 fps'nin üzerindeki performans seviyelerinde bile takılmaları ve hatalı nesne davranışlarını ortadan kaldırdı. Ayrıca, Overclocked güncellemesi Apex Legends'ın PC sürümüne bir dizi iyileştirme getirdi, bunlar arasında tüm haritalarda CPU optimizasyonları, saniyede 240 karenin üzerindeki kare hızı düşüşlerinin ortadan kaldırılması, daha doğru ve net nesne gölgelendirmesi ve geliştirilmiş yansımalar yer alıyor. AYRINTI İÇİN; https://www.ea.com/games/apex-legends/apex-legends/news/overclocked-patch-notes
    Beğen
    Haha
    12
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 6B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • OpenAI, İlk Yapay Zeka Akıllı Telefonu
    OpenAI, İlk Yapay Zeka Akıllı Telefonu İçin Dimensity 9600 Çipini Seçti. OpenAI, dahili yapay zekaya sahip kendi akıllı telefonunun geliştirme sürecini hızlandırıyor. Cihaza güç verecek işlemci ise şimdiden belli oldu.

    Tanınmış iç kaynaklardan Ming-Chi Kuo, OpenAI'nin Dimensity 9600 çipinin özel bir versiyonunda karar kıldığını bildirdi. Daha önce şirketin Qualcomm ve MediaTek ile görüşmelerde bulunduğu ve ilk akıllı telefonu için benzersiz bir çip oluşturmak istediği bildirilmişti.

    Özel olarak tasarlanan Dimensity 9600, TSMC'nin N2P işlem teknolojisi kullanılarak üretilecek. Ancak standart sürümden farklı olarak, yapay zeka iş yüklerine özel olarak uyarlanmış bir dizi geliştirme içerecek. Özellikle, görüntü işleme için geliştirilmiş bir ISP, heterojen yapay zeka hesaplaması için çift NPU motoru ve veri işlemeyi hızlandırmak için LPDDR6 ve UFS 5.0 desteği bulunuyor. Hibrit yapay zeka operasyonuna özel önem veriliyor: bazı görevler cihazda yerel olarak gerçekleştirilirken, daha karmaşık olanlar bulutta gerçekleştirilecek. Kullanıcı verilerini güvence altına almak için gelişmiş şifreleme de dahil edilecek.

    Bir kaynağa göre, OpenAI yapay zeka destekli akıllı telefonunun üretimini gelecek yılın ilk yarısında başlatacak. Şirket, 2027-2028 yıllarında yaklaşık 30 milyon adet sevkiyat bekliyor.
    OpenAI, İlk Yapay Zeka Akıllı Telefonu İçin Dimensity 9600 Çipini Seçti. OpenAI, dahili yapay zekaya sahip kendi akıllı telefonunun geliştirme sürecini hızlandırıyor. Cihaza güç verecek işlemci ise şimdiden belli oldu. Tanınmış iç kaynaklardan Ming-Chi Kuo, OpenAI'nin Dimensity 9600 çipinin özel bir versiyonunda karar kıldığını bildirdi. Daha önce şirketin Qualcomm ve MediaTek ile görüşmelerde bulunduğu ve ilk akıllı telefonu için benzersiz bir çip oluşturmak istediği bildirilmişti. Özel olarak tasarlanan Dimensity 9600, TSMC'nin N2P işlem teknolojisi kullanılarak üretilecek. Ancak standart sürümden farklı olarak, yapay zeka iş yüklerine özel olarak uyarlanmış bir dizi geliştirme içerecek. Özellikle, görüntü işleme için geliştirilmiş bir ISP, heterojen yapay zeka hesaplaması için çift NPU motoru ve veri işlemeyi hızlandırmak için LPDDR6 ve UFS 5.0 desteği bulunuyor. Hibrit yapay zeka operasyonuna özel önem veriliyor: bazı görevler cihazda yerel olarak gerçekleştirilirken, daha karmaşık olanlar bulutta gerçekleştirilecek. Kullanıcı verilerini güvence altına almak için gelişmiş şifreleme de dahil edilecek. Bir kaynağa göre, OpenAI yapay zeka destekli akıllı telefonunun üretimini gelecek yılın ilk yarısında başlatacak. Şirket, 2027-2028 yıllarında yaklaşık 30 milyon adet sevkiyat bekliyor.
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 5B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Meta, yapay zeka veri merkezlerini güneş enerjisiyle çalıştırmayı planlıyor.
    Meta, yapay zeka veri merkezlerini alçak Dünya yörüngesinden elde edilen güneş enerjisiyle çalıştırmayı planlıyor.

    Meta, uzay güneş enerjisi geliştiricisi Overview Energy'den 1 GW'a kadar kapasite güvencesi sağladı. Uydular yörüngede güneş ışığını toplayacak ve yapay zeka veri merkezlerine güç sağlamak için Dünya'ya geri iletecek.

    Meta, güneş enerjisi toplayan uyduları Dünya'dan yaklaşık 22.000 mil yukarıda, jeosenkron yörüngeye yerleştirmeyi planlıyor. Bu sayede, neredeyse sürekli güneş ışığı alabilecek ve düşük yoğunluklu yakın kızılötesi radyasyon kullanarak bunu yerdeki alıcı istasyonlara iletebilecekler.

    Bu ışık, alıcı tesisler tarafından elektrik enerjisine dönüştürülecek ve elektrik şebekesine iletilecektir. Overview Energy'nin hesaplamalarına göre, bu durum güneş enerjisi santrallerinin, geleneksel panellerin enerji üretmediği gece saatlerinde de kullanılmasını sağlayacaktır.

    Proje, yapay zeka altyapısının artan enerji tüketiminden kaynaklanmaktadır. Veri merkezleri giderek daha fazla elektriğe ihtiyaç duyarken, yenilenebilir enerji üretimi her zaman istikrarlı güç sağlamamaktadır. Büyük tesisler için bu durum, pillerle bile sorun teşkil etmektedir.

    Overview Energy'nin ilk yörüngeye yerleştirme denemesinin 2028'de yapılması planlanıyor ve ticari teslimatların 2030'dan itibaren başlaması bekleniyor.

    Meta ayrıca Noon Energy ile uzun vadeli enerji depolama konusunda bir anlaşma imzaladı. Şirket, 1 GW'a kadar kapasite ve 100 GWh depolama kapasitesi güvence altına aldı. 25 MW kapasite ve 2,5 GWh depolama kapasitesine sahip ilk pilot projenin 2028 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor.

    Noon Energy, tersine çevrilebilir katı oksit yakıt hücreleri ve karbon depolama kullanıyor. Meta*'ya göre, bu sistem 100 saatten fazla enerji depolayabiliyor, oysa lityum iyon piller genellikle daha kısa döngüler için tasarlanmıştır.
    Meta, yapay zeka veri merkezlerini alçak Dünya yörüngesinden elde edilen güneş enerjisiyle çalıştırmayı planlıyor. Meta, uzay güneş enerjisi geliştiricisi Overview Energy'den 1 GW'a kadar kapasite güvencesi sağladı. Uydular yörüngede güneş ışığını toplayacak ve yapay zeka veri merkezlerine güç sağlamak için Dünya'ya geri iletecek. Meta, güneş enerjisi toplayan uyduları Dünya'dan yaklaşık 22.000 mil yukarıda, jeosenkron yörüngeye yerleştirmeyi planlıyor. Bu sayede, neredeyse sürekli güneş ışığı alabilecek ve düşük yoğunluklu yakın kızılötesi radyasyon kullanarak bunu yerdeki alıcı istasyonlara iletebilecekler. Bu ışık, alıcı tesisler tarafından elektrik enerjisine dönüştürülecek ve elektrik şebekesine iletilecektir. Overview Energy'nin hesaplamalarına göre, bu durum güneş enerjisi santrallerinin, geleneksel panellerin enerji üretmediği gece saatlerinde de kullanılmasını sağlayacaktır. Proje, yapay zeka altyapısının artan enerji tüketiminden kaynaklanmaktadır. Veri merkezleri giderek daha fazla elektriğe ihtiyaç duyarken, yenilenebilir enerji üretimi her zaman istikrarlı güç sağlamamaktadır. Büyük tesisler için bu durum, pillerle bile sorun teşkil etmektedir. Overview Energy'nin ilk yörüngeye yerleştirme denemesinin 2028'de yapılması planlanıyor ve ticari teslimatların 2030'dan itibaren başlaması bekleniyor. Meta ayrıca Noon Energy ile uzun vadeli enerji depolama konusunda bir anlaşma imzaladı. Şirket, 1 GW'a kadar kapasite ve 100 GWh depolama kapasitesi güvence altına aldı. 25 MW kapasite ve 2,5 GWh depolama kapasitesine sahip ilk pilot projenin 2028 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. Noon Energy, tersine çevrilebilir katı oksit yakıt hücreleri ve karbon depolama kullanıyor. Meta*'ya göre, bu sistem 100 saatten fazla enerji depolayabiliyor, oysa lityum iyon piller genellikle daha kısa döngüler için tasarlanmıştır.
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • RTX 5090'dan 10 kata kadar daha hızlı ekran kartı!
    Bolt Graphics, Zeus GPU'su için tasarım sürecinin tamamlandığını duyurdu. Sektör portalı Wccftech'ten gazeteciler bu haberi ilk duyuranlar arasındaydı.

    Çip, seri üretim aşamasına ulaştı. Bu, üreticinin seri üretim için kullanılabilecek hazır bir GPU şablonuna sahip olduğu anlamına geliyor. Zeus, geçen yılın Mart ayında duyurulmuştu. Bolt Graphics, ürününün çeşitli görevlerde GeForce RTX 5090'dan önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini iddia ediyor.

    Üreticiye göre Zeus, ışın izleme konusunda NVIDIA'nın mevcut amiral gemisi işlemcisinden 5 kat, yüksek performanslı hesaplamada (HPC) 6 kat ve yol izlemede ise tam 10 kat daha hızlı olacak. Yeni ürün, RISC-V mimarisine dayanıyor ve TSMC'nin 12nm işlem teknolojisi kullanılarak üretilmesi planlanıyor.

    Üç farklı Zeus tabanlı hızlandırıcı konfigürasyonu planlanıyor. İlki, Bolt Zeus 1c26-032 olarak adlandırılan ve tek bir GPU, 128 MB önbellek, 363 GB/s hızında 32 GB LPDDR5X VRAM ve iki DDR5 SO-DIMM yuvası içeren, 160 GB'a kadar bellek kapasitesine olanak tanıyan bir model olacak. İkinci model, Bolt Zeus 2c26-064 olarak adlandırılan ve iki GPU, 256 MB önbellek, 725 GB/s hızında 64 GB LPDDR5X bellek ve dört DDR5 SO-DIMM yuvası içeren bir model olacak. Bellek kapasitesi 320 GB'a kadar genişletilebilecek.

    En yeni model Bolt Zeus 2c26-128 olarak adlandırılıyor. Çift GPU, 256 MB önbellek, 128 GB LPDDR5X VRAM ve dört adet DDR5 SO-DIMM yuvasına sahip. Maksimum bellek kapasitesi 384 GB. Bu hızlandırıcıların tamamı iki varyantta sunulacak: geleneksel PCIe genişletme kartları ve 2U sunucu çözümleri olarak.
    Bolt Graphics, Zeus GPU'su için tasarım sürecinin tamamlandığını duyurdu. Sektör portalı Wccftech'ten gazeteciler bu haberi ilk duyuranlar arasındaydı. Çip, seri üretim aşamasına ulaştı. Bu, üreticinin seri üretim için kullanılabilecek hazır bir GPU şablonuna sahip olduğu anlamına geliyor. Zeus, geçen yılın Mart ayında duyurulmuştu. Bolt Graphics, ürününün çeşitli görevlerde GeForce RTX 5090'dan önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini iddia ediyor. Üreticiye göre Zeus, ışın izleme konusunda NVIDIA'nın mevcut amiral gemisi işlemcisinden 5 kat, yüksek performanslı hesaplamada (HPC) 6 kat ve yol izlemede ise tam 10 kat daha hızlı olacak. Yeni ürün, RISC-V mimarisine dayanıyor ve TSMC'nin 12nm işlem teknolojisi kullanılarak üretilmesi planlanıyor. Üç farklı Zeus tabanlı hızlandırıcı konfigürasyonu planlanıyor. İlki, Bolt Zeus 1c26-032 olarak adlandırılan ve tek bir GPU, 128 MB önbellek, 363 GB/s hızında 32 GB LPDDR5X VRAM ve iki DDR5 SO-DIMM yuvası içeren, 160 GB'a kadar bellek kapasitesine olanak tanıyan bir model olacak. İkinci model, Bolt Zeus 2c26-064 olarak adlandırılan ve iki GPU, 256 MB önbellek, 725 GB/s hızında 64 GB LPDDR5X bellek ve dört DDR5 SO-DIMM yuvası içeren bir model olacak. Bellek kapasitesi 320 GB'a kadar genişletilebilecek. En yeni model Bolt Zeus 2c26-128 olarak adlandırılıyor. Çift GPU, 256 MB önbellek, 128 GB LPDDR5X VRAM ve dört adet DDR5 SO-DIMM yuvasına sahip. Maksimum bellek kapasitesi 384 GB. Bu hızlandırıcıların tamamı iki varyantta sunulacak: geleneksel PCIe genişletme kartları ve 2U sunucu çözümleri olarak.
    Beğen
    6
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal