• Thermaltake 1200W'a kadar güç sunan çift modüllü Dockpower FI güç kaynaklarını piyasaya sürdü
    Thermaltake, ayrı bir bağlantı modülüne sahip benzersiz bir güç kaynağı piyasaya sürdü. Geliştiricilere göre, bu tasarım gerekli kabloların önceden kablolanmasına olanak tanıyarak montaj sürecini basitleştiriyor. Kullanıcılar ayrıca mevcut kabloları bozmadan güç kaynağını (örneğin, 850W'tan 1200W'a) hızlı bir şekilde yükseltebiliyorlar.

    150 x 86 x 160 mm ölçülerindeki bu yeni ürünler, ATX 3.1/PCI-E 5.1 ​​​​standartlarına uygundur. 12V-2x6 konnektörü, görsel bağlantı güvenilirliği için iki renkli işaretlemeye sahiptir. 80 PLUS Gold enerji verimliliği sertifikasına ve eksiksiz bir koruma paketine (OCP, OVP, UVP, OPP, OTP ve SCP) sahiptirler. Hidrolik yataklı 135 mm'lik bir fan soğutma sağlar.

    Güç kaynakları siyah ve beyaz olmak üzere iki renk seçeneğiyle sunulmaktadır. Tüm modellerin fiyatları aşağıda listelenmiştir:

    750 W559 ¥ 4.019 TL $83
    850 W659 ¥ 4.738 TL $98
    1000 W759 ¥ 5.457 TL $113
    1200 W859 ¥ 6.176 TL $127
    Thermaltake, ayrı bir bağlantı modülüne sahip benzersiz bir güç kaynağı piyasaya sürdü. Geliştiricilere göre, bu tasarım gerekli kabloların önceden kablolanmasına olanak tanıyarak montaj sürecini basitleştiriyor. Kullanıcılar ayrıca mevcut kabloları bozmadan güç kaynağını (örneğin, 850W'tan 1200W'a) hızlı bir şekilde yükseltebiliyorlar. 150 x 86 x 160 mm ölçülerindeki bu yeni ürünler, ATX 3.1/PCI-E 5.1 ​​​​standartlarına uygundur. 12V-2x6 konnektörü, görsel bağlantı güvenilirliği için iki renkli işaretlemeye sahiptir. 80 PLUS Gold enerji verimliliği sertifikasına ve eksiksiz bir koruma paketine (OCP, OVP, UVP, OPP, OTP ve SCP) sahiptirler. Hidrolik yataklı 135 mm'lik bir fan soğutma sağlar. Güç kaynakları siyah ve beyaz olmak üzere iki renk seçeneğiyle sunulmaktadır. Tüm modellerin fiyatları aşağıda listelenmiştir: 750 W559 ¥ 4.019 TL $83 850 W659 ¥ 4.738 TL $98 1000 W759 ¥ 5.457 TL $113 1200 W859 ¥ 6.176 TL $127
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 379 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Phanteks EX5, Plus ve Max ince tasarımlı kasa
    Phanteks, EX5'i her bir bileşenin ayrı ayrı yerleştirildiği "ince tasarımlı" bir kasa olarak tasarladı. Bu, benzersiz bir görünüm yaratıyor, ancak ilk testlerin gösterdiği gibi, bunun da bir bedeli var ancak alışılmadık bir şekilde, büyük meblağlar şeklinde değil. Türkiye de ne yazık ki yok şuan bulan olursa haber versin.

    EX5'in ardındaki fikir aslında oldukça basit. İşlemci, ekran kartı, güç kaynağı ve soğutucu, kasanın içindeki ayrı bölmelerde yer alıyor. Bu bölmeler arasına yerleştirilen kalıp, kuleye bir bloklar topluluğu görünümü veriyor. İç kısım ATX anakart için yer sağlarken, ekran kartı için ayrılmış fileli bölme yalnızca maksimum 3,6 yuva genişliğinde veya 73 milimetre kalınlığında bir genişletme kartının takılmasına izin veriyor.

    Bu tasarım, grafik kartının doğrudan temiz hava çekip dışarı atmasını sağlayarak mümkün olan en verimli soğutmayı garanti eder. CPU soğutucularının yüksekliği 78 milimetre ile sınırlıdır. Ancak Phanteks, kasayı hava soğutma için tasarlamamıştır.

    Tasarım, bunun yerine 360 ​​mm'lik hepsi bir arada (AIO) sıvı soğutucu kullanımını öngörüyor. Bu soğutucu anakartın yanına yerleştiriliyor ve aynı anda ekran kartının üzerinden hava çekiyor. Aktif kasa havalandırması için anakartın arkasına 120 mm'lik bir fan da yerleştiriliyor. Phanteks, sabit disk seçeneklerini dağıtmış. Bir disk anakartın arkasına, diğeri ise kasanın altındaki güç kaynağının önüne takılabiliyor.
    Phanteks, EX5'i her bir bileşenin ayrı ayrı yerleştirildiği "ince tasarımlı" bir kasa olarak tasarladı. Bu, benzersiz bir görünüm yaratıyor, ancak ilk testlerin gösterdiği gibi, bunun da bir bedeli var ancak alışılmadık bir şekilde, büyük meblağlar şeklinde değil. Türkiye de ne yazık ki yok şuan bulan olursa haber versin. EX5'in ardındaki fikir aslında oldukça basit. İşlemci, ekran kartı, güç kaynağı ve soğutucu, kasanın içindeki ayrı bölmelerde yer alıyor. Bu bölmeler arasına yerleştirilen kalıp, kuleye bir bloklar topluluğu görünümü veriyor. İç kısım ATX anakart için yer sağlarken, ekran kartı için ayrılmış fileli bölme yalnızca maksimum 3,6 yuva genişliğinde veya 73 milimetre kalınlığında bir genişletme kartının takılmasına izin veriyor. Bu tasarım, grafik kartının doğrudan temiz hava çekip dışarı atmasını sağlayarak mümkün olan en verimli soğutmayı garanti eder. CPU soğutucularının yüksekliği 78 milimetre ile sınırlıdır. Ancak Phanteks, kasayı hava soğutma için tasarlamamıştır. Tasarım, bunun yerine 360 ​​mm'lik hepsi bir arada (AIO) sıvı soğutucu kullanımını öngörüyor. Bu soğutucu anakartın yanına yerleştiriliyor ve aynı anda ekran kartının üzerinden hava çekiyor. Aktif kasa havalandırması için anakartın arkasına 120 mm'lik bir fan da yerleştiriliyor. Phanteks, sabit disk seçeneklerini dağıtmış. Bir disk anakartın arkasına, diğeri ise kasanın altındaki güç kaynağının önüne takılabiliyor.
    Beğen
    11
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 729 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Monolith'in Dönüşü, Zalissya Savunması ve Rostok Arenası
    Bölge'de işler sonunda tamamen kontrolden çıktı.

    Deneyin engellenememesiyle birlikte araştırma merkezi alevler içinde kaldı, Varta ile aramızdaki bütün köprüler yıkıldı ve daha birkaç saat önce yan yana savaştığım Monolith üyeleri bir anda silahlarını bana çevirmeye başladı.

    Başta bunun yalnızca yerel bir olay olduğunu düşündüm.

    Yanılmışım.

    Kısa süre içerisinde Monolith güçlerinin farklı bölgelerde organize saldırılara başladığı haberleri gelmeye başladı. Önlerine çıkan grupları dağıtıyor, yerleşimlere saldırıyor ve Bölge'nin dengesini hızla bozuyorlardı.

    Bu yazı hikâye görevleriyle ilgili önemli spoiler'lar içerir.

    Monolith Neden Bir Anda Geri Döndü?

    Yaşananların merkezinde yapılan deney vardı.

    Deney sırasında kullanılan eser yalnızca beklenmeyen bir tepkiye neden olmamıştı. Görünüşe göre uzun süredir bastırılmış bir şey yeniden harekete geçmişti.

    Monolith üyeleri tekrar fanatik davranışlar göstermeye başladı.

    Artık eski dostlarını tanımıyorlardı.

    Karşılarına çıkan herkesi düşman olarak görüyor ve tek bir amaç etrafında hareket ediyorlardı.
    Bir anda karşımda eski müttefiklerim değil, yeniden uyandırılmış fanatik bir ordu vardı.
    Bu noktada tek hedefim ne olduğunu anlamaktı.

    Profesör Lodochka'nın Yardım Çağrısı

    Olayların ortasında Profesör Lodochka'dan bir yardım çağrısı aldım.

    Paralı askerler tarafından ele geçirilmişti.

    Bölge'de böyle mesajlar genellikle kötü haber anlamına gelir ve bu sefer de durum farklı değildi.

    Paralı askerlerle çatıştıktan sonra profesörü kurtarmayı başardım.

    Lodochka önemli bir şey anlattı.

    Adadaki insanlar savunma hazırlığı yaparken bir anda davranışları değişmişti.

    Birbirlerini bırakıp aynı çağrıya cevap vermiş gibi bölgeden uzaklaşmışlardı.

    Daha sonra üssün altında güçlü bir psiyonik sinyal tespit edilmişti.

    Bu sinyalin kaynağını bulmak artık her şeyden önemliydi.

    Yeraltındaki Psi-Yayıcı

    Üssün altında gizli bir geçit buldum.

    Aşağı indikçe ortam daha rahatsız edici hale geliyordu.

    Sonunda Monolith'in kutsal kabul ettiği yapıya benzeyen bir odanın içerisine ulaştım.

    Ama asıl sorun o yapı değildi.

    Yakınında çalışan güçlü bir psi-yayıcı vardı.

    Cihaza yaklaşmamla birlikte etkisini fiziksel olarak hissetmeye başladım.

    Baş dönmesi.

    Mide bulantısı.

    Zihinsel baskı.

    Ve sonra parçalar birleşmeye başladı.

    Faust'un Planı

    Psi-yayıcının oraya tesadüfen bırakılmadığı açıktı.

    Faust, Monolith üyelerini tekrar kontrol altına almak için cihazı bilinçli olarak yerleştirmiş görünüyordu.

    Deney sırasında kullanılan eser ise bu sistemin tetikleyicisi olmuştu.

    Yani başından beri yaşananların önemli bir bölümü planlanmış olabilir.
    Bize verilen cihazlar, yapılan deney ve psi-yayıcılar birbirinden bağımsız değildi. Hepsi aynı planın parçalarıydı.
    O anda Faust'un neden bazı ekipmanları bana verdiği de daha anlamlı hale geldi.

    Asıl hedef deneyin gerçekleşmesiydi.

    Artık Bölge Monolith ile Savaşmak Zorundaydı

    Psi-yayıcıyı aldıktan sonra tekrar Lodochka'ya döndüm.

    Tabii Bölge hiçbir işi kolaylaştırmadığı için paralı askerler bir kez daha yolumu kesti.

    Cihazı isteyen bir müşterileri vardı.

    Ama bu kadar tehlikeli bir şeyi teslim etmek gibi bir niyetim yoktu.

    Çatışmadan sonra yayıcıyı Lodochka'ya ulaştırdım.

    Profesör şüphelerimi doğruladı.

    Adadaki insanların değişmesinin temel nedeni psi-radyasyonuydu.

    Daha kötüsü, bunun tek cihaz olmadığı ortaya çıktı.

    Başka bölgelerde de benzer yayıcılar bulunuyordu.

    Bu noktadan sonra mesele birkaç kişinin kurtarılması olmaktan çıkmıştı.

    Monolith yeniden büyük bir tehdit haline gelmişti.

    Sıradaki Hedef: Küre

    Lodochka'nın verdiği bilgiler beni Küre'ye yönlendirdi.

    Ancak yolda yeni bir yardım çağrısı aldım.

    Zalissya saldırı altındaydı.

    Monolith güçleri yerleşimin savunmasını kırmak üzereydi.

    Teknik olarak bu çağrıyı görmezden gelip görevime devam edebilirdim.

    Ama Bölge'nin ortasında bir yerleşim yardım istiyorsa ve birkaç dakika sonra tamamen yok olacağını biliyorsanız yürüyüp gitmek pek kolay değil.

    Zalissya Savunması

    Zalissya'ya ulaştığımda çatışma çoktan başlamıştı.

    Yerleşimin çevresi Monolith birlikleriyle doluydu.

    Savunmadaki takipçiler ise hem sayı hem ekipman açısından gerideydi.

    İlk saldırı dalgasına doğrudan girdim.

    Ve fark hemen ortaya çıktı.

    Monolith savaşçıları iyi donanımlıydı, disiplinli hareket ediyordu ve yeni gelen takipçileri kısa sürede etkisiz hale getiriyordu.

    Benim yardımım olmasaydı savunmanın uzun süre dayanması pek mümkün görünmüyordu.

    Bir noktadan sonra görev yapmak için değil, Zalissya'yı gerçekten ayakta tutmak için savaşıyordum.

    Savunma Neredeyse Çöktü

    Çatışma ilerledikçe kayıplar arttı.

    Bir ara savunmada geriye yalnızca birkaç kişi kalmıştı.

    Yeni saldırı dalgaları gelmeye devam ediyordu.

    Üstelik içeriden de sorun çıktı.

    Rehberlerden birinin Monolith tarafında olduğu ortaya çıktı.

    Onu etkisiz hale getirdikten sonra kalan saldırıları birlikte püskürttük.

    Uzun çatışmanın sonunda Zalissya ayakta kalmayı başardı.
    Biz ayakta kaldığımız sürece buranın da bir şansı vardı.
    Yerleşim ağır kayıp verdi ancak tamamen yok olmaktan kurtuldu.

    Küre'deki İkinci Psi-Yayıcı

    Zalissya'nın savunması tamamlandıktan sonra tekrar ana hedefime yöneldim.

    Küre'de işler beklediğim kadar sakin değildi.

    Askerlerin arasında Monolith etkisine girmiş bir kişi bulunuyordu ve kısa süre içerisinde yeniden çatışmanın ortasında kaldım.

    Bölgeyi temizledikten sonra aradığım şeyi buldum:

    Bir başka psi-yayıcı.

    Artık Faust'un kurduğu sistemin sandığımdan daha geniş olduğu kesindi.

    Cihazı aldıktan sonra Scar ile buluşmak üzere Rostok'a doğru yola çıktım.

    Scar Gerçekten Ne Kadar Masum?

    Rostok yakınlarında Scar ve Spark ile buluştum.

    Bir operasyon hazırlığındaydılar.

    Daha da ilginç olan ise etraftaki kasaların psi-yayıcı parçalarıyla dolu olmasıydı.

    Scar'a bulduğum cihazları gösterip hesap sordum.

    Parçaları gerçekten sattığını kabul etti.

    Ancak ne amaçla kullanılacağını bilmediğini söyledi.

    Ona göre bu yalnızca ticari bir anlaşmaydı.

    Faust'un planından haberi yoktu.

    Doğru söylüyor olabilir.

    Ama Bölge'de birinin "ne için kullanılacağını bilmiyordum" demesi insanı çok da rahatlatmıyor.

    Scar'ın Yeni Planı: Duga

    Scar'ın artık başka bir hedefi vardı.

    Duga.

    Plan son derece riskliydi.

    Scar ve adamları doğrudan saldırarak Varta'nın dikkatini üzerine çekecekti.

    Ben ise bir psi-yayıcıyla üsse gizlice girecek ve cihazı aktive edecektim.

    Teoride yayıcı, üs içerisindeki insanları etkisiz hale getirecek ve saldırıyı kolaylaştıracaktı.

    Yani Faust'un kullandığı yöntemi bu kez başka bir gruba karşı kullanacaktık.

    İtiraf etmem gerekirse bu fikir hiç hoşuma gitmedi.

    Scar'ın Faust'tan gerçekten ne kadar farklı olduğunu sorgulamaya başladım.

    Ama Varta zaten düşmanımızdı ve seçenekler giderek azalıyordu.

    Yine de Duga biraz bekleyebilirdi.

    Çünkü sonunda Rostok'a ulaşmıştım.

    Rostok: Bölge'nin Medeniyet Merkezi

    Uzun zamandır ilk kez sürekli silah seslerinin olmadığı bir yere ulaştım.

    Rostok, Bölge'nin geri kalanından farklı hissettiriyor.

    İnsanlar ticaret yapıyor.

    İçki içiyor.

    Hikâyeler anlatıyor.

    Arena dövüşlerine bahis oynuyor.

    Yeni ekipman arıyor.

    Ve birkaç saatliğine de olsa dışarıdaki cehennemi unutmaya çalışıyor.
    Bölge'de medeniyet diye bir şey hâlâ varsa, Rostok ona en çok yaklaşan yerlerden biri.

    Rostok'ta Neler Var?

    Arena

    Rostok'un en dikkat çekici noktalarından biri arena.

    Burada takipçiler çeşitli rakiplere ve mutantlara karşı dövüşebiliyor.

    Seyirciler mücadeleleri izliyor ve bahis oynuyor.

    Kısacası Bölge'nin gladyatör arenası.

    Pazar

    Rostok'un ticaret alanı da oldukça hareketli.

    Silahlar, zırhlar, mühimmat ve keşif sırasında ihtiyaç duyabileceğiniz çeşitli ekipmanlar bulmak mümkün.

    Uzun süre Bölge'de dolaştıktan sonra tek bir noktada bu kadar fazla tüccar görmek gerçekten lüks gibi geliyor.

    Konaklama Alanları

    Rostok yalnızca ticaret ve savaş için kullanılmıyor.

    Takipçilerin dinlenebileceği ve sonraki sefere hazırlanabileceği alanlar da bulunuyor.

    Bölge şartları düşünüldüğünde düzgün bir yatak bile ödül sayılır.

    100 Röntgen Barı

    Ve tabii ki Rostok denildiğinde barı atlamak mümkün değil.

    Bir şeyler içmek, yemek yemek, söylentileri dinlemek ve yeni işler hakkında bilgi almak için Bölge'nin en doğal buluşma noktalarından biri.

    Birkaç saat önce psi-yayıcılarla uğraşıp Monolith saldırılarını püskürtürken şimdi bir barda oturabilmek gerçekten tuhaf bir rahatlama hissi yaratıyor.

    Biraz Dinlenmek Yetti: Arenaya Giriyorum

    Rostok'ta biraz dolaştım.

    Barda oturdum.

    Pazarı gezdim.

    Eksik malzemeleri tamamladım.

    Sonra aklıma son derece mantıklı (!) bir fikir geldi:

    Neden arenaya katılıp kendimi öldürtmeyi denemeyeyim?

    Kaydımı yaptırdım ve dövüşlere başladım.

    Arena Dövüşleri

    Arena beklediğimden daha eğlenceliydi.

    Farklı takipçilerle savaştım.

    Mutantlarla karşılaştım.

    Her tur ilerledikçe rakipler daha tehlikeli hale geldi.

    Aynı zamanda seyirciler arasında tanınmaya başladım.

    Kazandıkça para geliyor, ün artıyor ve sonunda herkes finalde kiminle karşılaşacağımı konuşuyordu.

    Arena şampiyonu:

    Tiran.

    Final: Tiran'a Karşı

    Bu dövüşün adil olduğunu söylemek biraz zor.

    Tiran oldukça iyi korunmuştu.

    Benim ekipmanım ise onunkiyle kıyaslanamayacak durumdaydı.

    Dolayısıyla doğrudan karşısına çıkıp ateş etmek pek işe yaramadı.

    Yeni bir taktik geliştirmek zorunda kaldım.
    1. Siper al
    2. Arkasına geç
    3. Mümkün olduğunca kafasına ateş et
    4. Tekrar saklan
    5. Aynı şeyi sabırla tekrar et
    Kağıt üzerinde kolay.

    Gerçekte ise hiç değil.

    Defalarca öldüm.

    Ama sonunda Tiran düştü.

    Rostok'un Yeni Arena Şampiyonu

    Ve böylece beklenmedik şekilde Rostok'un arena şampiyonu oldum.

    Ödül olarak kazandım.
    1. Yüklü miktarda para
    2. Özel bir av tüfeği
    3. Arena şampiyonluğu
    4. Rostok'ta ciddi bir itibar
    Ama bence en büyük ödül birkaç saatliğine ana hikâyedeki kaostan uzaklaşmaktı.

    Faust.

    Monolith.

    Psi-yayıcılar.

    Varta.

    Duga.

    Bütün bunlar dışarıda hâlâ beni bekliyordu.

    Ama o an için umurumda değildi.

    Ben Rostok'un yeni arena şampiyonuydum.

    Bu Bölümde En Çok Hoşuma Giden Şey

    Bu bölümün en başarılı tarafı bence temposuydu.

    Bir tarafta Bölge'nin geleceğini etkileyen ciddi olaylarla uğraşıyoruz.

    Diğer tarafta küçük yerleşimleri savunuyoruz.

    Sonra Rostok'a ulaşıp birkaç saat boyunca ticaret, bar ve arena gibi tamamen farklı etkinliklerle uğraşabiliyoruz.

    Bu geçiş Bölge'yi yalnızca görevlerden oluşan bir harita gibi değil, gerçekten yaşayan bir yer gibi hissettiriyor.

    Özellikle Zalissya savunması ile Rostok arasındaki fark çok hoşuma gitti.

    Bir yerde birkaç kişiyle birlikte hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.

    Bir süre sonra kalabalık bir barda oturup arena dövüşlerine hazırlanıyorsunuz.

    Sırada Duga Var

    Dinlenme bitti.

    Scar'ın operasyonu hâlâ bekliyor.

    Psi-yayıcı elimizde.

    Varta ile hesap kapanmış değil.

    Faust ise Bölge'nin bir yerinde planının sonraki aşamasını hazırlıyor olabilir.

    Rostok güzel bir mola oldu ancak Bölge'de huzur uzun sürmüyor.

    Bir sonraki adım Duga olacak gibi görünüyor ve açıkçası Scar'ın planının düşündüğü kadar kontrollü ilerleyeceğine hiç inanmıyorum.
    Siz bu bölümde ne yaptınız? Zalissya'yı savunabildiniz mi? Scar'a güveniyor musunuz ve Rostok arenasında şampiyon olmayı başardınız mı?
    Bölge'de işler sonunda tamamen kontrolden çıktı. Deneyin engellenememesiyle birlikte araştırma merkezi alevler içinde kaldı, Varta ile aramızdaki bütün köprüler yıkıldı ve daha birkaç saat önce yan yana savaştığım Monolith üyeleri bir anda silahlarını bana çevirmeye başladı. Başta bunun yalnızca yerel bir olay olduğunu düşündüm. Yanılmışım. Kısa süre içerisinde Monolith güçlerinin farklı bölgelerde organize saldırılara başladığı haberleri gelmeye başladı. Önlerine çıkan grupları dağıtıyor, yerleşimlere saldırıyor ve Bölge'nin dengesini hızla bozuyorlardı. [i]Bu yazı hikâye görevleriyle ilgili önemli spoiler'lar içerir.[/i] [h2]Monolith Neden Bir Anda Geri Döndü?[/h2] Yaşananların merkezinde yapılan deney vardı. Deney sırasında kullanılan eser yalnızca beklenmeyen bir tepkiye neden olmamıştı. Görünüşe göre uzun süredir bastırılmış bir şey yeniden harekete geçmişti. Monolith üyeleri tekrar fanatik davranışlar göstermeye başladı. Artık eski dostlarını tanımıyorlardı. Karşılarına çıkan herkesi düşman olarak görüyor ve tek bir amaç etrafında hareket ediyorlardı. [quote]Bir anda karşımda eski müttefiklerim değil, yeniden uyandırılmış fanatik bir ordu vardı.[/quote] Bu noktada tek hedefim ne olduğunu anlamaktı. [h2]Profesör Lodochka'nın Yardım Çağrısı[/h2] Olayların ortasında Profesör Lodochka'dan bir yardım çağrısı aldım. Paralı askerler tarafından ele geçirilmişti. Bölge'de böyle mesajlar genellikle kötü haber anlamına gelir ve bu sefer de durum farklı değildi. Paralı askerlerle çatıştıktan sonra profesörü kurtarmayı başardım. Lodochka önemli bir şey anlattı. Adadaki insanlar savunma hazırlığı yaparken bir anda davranışları değişmişti. Birbirlerini bırakıp aynı çağrıya cevap vermiş gibi bölgeden uzaklaşmışlardı. Daha sonra üssün altında güçlü bir psiyonik sinyal tespit edilmişti. Bu sinyalin kaynağını bulmak artık her şeyden önemliydi. [h2]Yeraltındaki Psi-Yayıcı[/h2] Üssün altında gizli bir geçit buldum. Aşağı indikçe ortam daha rahatsız edici hale geliyordu. Sonunda Monolith'in kutsal kabul ettiği yapıya benzeyen bir odanın içerisine ulaştım. Ama asıl sorun o yapı değildi. Yakınında çalışan güçlü bir [b]psi-yayıcı[/b] vardı. Cihaza yaklaşmamla birlikte etkisini fiziksel olarak hissetmeye başladım. Baş dönmesi. Mide bulantısı. Zihinsel baskı. Ve sonra parçalar birleşmeye başladı. [h3]Faust'un Planı[/h3] Psi-yayıcının oraya tesadüfen bırakılmadığı açıktı. Faust, Monolith üyelerini tekrar kontrol altına almak için cihazı bilinçli olarak yerleştirmiş görünüyordu. Deney sırasında kullanılan eser ise bu sistemin tetikleyicisi olmuştu. Yani başından beri yaşananların önemli bir bölümü planlanmış olabilir. [quote]Bize verilen cihazlar, yapılan deney ve psi-yayıcılar birbirinden bağımsız değildi. Hepsi aynı planın parçalarıydı.[/quote] O anda Faust'un neden bazı ekipmanları bana verdiği de daha anlamlı hale geldi. Asıl hedef deneyin gerçekleşmesiydi. [h2]Artık Bölge Monolith ile Savaşmak Zorundaydı[/h2] Psi-yayıcıyı aldıktan sonra tekrar Lodochka'ya döndüm. Tabii Bölge hiçbir işi kolaylaştırmadığı için paralı askerler bir kez daha yolumu kesti. Cihazı isteyen bir müşterileri vardı. Ama bu kadar tehlikeli bir şeyi teslim etmek gibi bir niyetim yoktu. Çatışmadan sonra yayıcıyı Lodochka'ya ulaştırdım. Profesör şüphelerimi doğruladı. Adadaki insanların değişmesinin temel nedeni psi-radyasyonuydu. Daha kötüsü, bunun tek cihaz olmadığı ortaya çıktı. Başka bölgelerde de benzer yayıcılar bulunuyordu. Bu noktadan sonra mesele birkaç kişinin kurtarılması olmaktan çıkmıştı. [b]Monolith yeniden büyük bir tehdit haline gelmişti.[/b] [h2]Sıradaki Hedef: Küre[/h2] Lodochka'nın verdiği bilgiler beni Küre'ye yönlendirdi. Ancak yolda yeni bir yardım çağrısı aldım. Zalissya saldırı altındaydı. Monolith güçleri yerleşimin savunmasını kırmak üzereydi. Teknik olarak bu çağrıyı görmezden gelip görevime devam edebilirdim. Ama Bölge'nin ortasında bir yerleşim yardım istiyorsa ve birkaç dakika sonra tamamen yok olacağını biliyorsanız yürüyüp gitmek pek kolay değil. [h2]Zalissya Savunması[/h2] Zalissya'ya ulaştığımda çatışma çoktan başlamıştı. Yerleşimin çevresi Monolith birlikleriyle doluydu. Savunmadaki takipçiler ise hem sayı hem ekipman açısından gerideydi. İlk saldırı dalgasına doğrudan girdim. Ve fark hemen ortaya çıktı. Monolith savaşçıları iyi donanımlıydı, disiplinli hareket ediyordu ve yeni gelen takipçileri kısa sürede etkisiz hale getiriyordu. Benim yardımım olmasaydı savunmanın uzun süre dayanması pek mümkün görünmüyordu. [b]Bir noktadan sonra görev yapmak için değil, Zalissya'yı gerçekten ayakta tutmak için savaşıyordum.[/b] [h3]Savunma Neredeyse Çöktü[/h3] Çatışma ilerledikçe kayıplar arttı. Bir ara savunmada geriye yalnızca birkaç kişi kalmıştı. Yeni saldırı dalgaları gelmeye devam ediyordu. Üstelik içeriden de sorun çıktı. Rehberlerden birinin Monolith tarafında olduğu ortaya çıktı. Onu etkisiz hale getirdikten sonra kalan saldırıları birlikte püskürttük. Uzun çatışmanın sonunda Zalissya ayakta kalmayı başardı. [quote]Biz ayakta kaldığımız sürece buranın da bir şansı vardı.[/quote] Yerleşim ağır kayıp verdi ancak tamamen yok olmaktan kurtuldu. [h2]Küre'deki İkinci Psi-Yayıcı[/h2] Zalissya'nın savunması tamamlandıktan sonra tekrar ana hedefime yöneldim. Küre'de işler beklediğim kadar sakin değildi. Askerlerin arasında Monolith etkisine girmiş bir kişi bulunuyordu ve kısa süre içerisinde yeniden çatışmanın ortasında kaldım. Bölgeyi temizledikten sonra aradığım şeyi buldum: [b]Bir başka psi-yayıcı.[/b] Artık Faust'un kurduğu sistemin sandığımdan daha geniş olduğu kesindi. Cihazı aldıktan sonra Scar ile buluşmak üzere Rostok'a doğru yola çıktım. [h2]Scar Gerçekten Ne Kadar Masum?[/h2] Rostok yakınlarında Scar ve Spark ile buluştum. Bir operasyon hazırlığındaydılar. Daha da ilginç olan ise etraftaki kasaların psi-yayıcı parçalarıyla dolu olmasıydı. Scar'a bulduğum cihazları gösterip hesap sordum. Parçaları gerçekten sattığını kabul etti. Ancak ne amaçla kullanılacağını bilmediğini söyledi. Ona göre bu yalnızca ticari bir anlaşmaydı. Faust'un planından haberi yoktu. Doğru söylüyor olabilir. Ama Bölge'de birinin "ne için kullanılacağını bilmiyordum" demesi insanı çok da rahatlatmıyor. [h2]Scar'ın Yeni Planı: Duga[/h2] Scar'ın artık başka bir hedefi vardı. [b]Duga.[/b] Plan son derece riskliydi. Scar ve adamları doğrudan saldırarak Varta'nın dikkatini üzerine çekecekti. Ben ise bir psi-yayıcıyla üsse gizlice girecek ve cihazı aktive edecektim. Teoride yayıcı, üs içerisindeki insanları etkisiz hale getirecek ve saldırıyı kolaylaştıracaktı. Yani Faust'un kullandığı yöntemi bu kez başka bir gruba karşı kullanacaktık. İtiraf etmem gerekirse bu fikir hiç hoşuma gitmedi. Scar'ın Faust'tan gerçekten ne kadar farklı olduğunu sorgulamaya başladım. Ama Varta zaten düşmanımızdı ve seçenekler giderek azalıyordu. Yine de Duga biraz bekleyebilirdi. Çünkü sonunda Rostok'a ulaşmıştım. [h2]Rostok: Bölge'nin Medeniyet Merkezi[/h2] Uzun zamandır ilk kez sürekli silah seslerinin olmadığı bir yere ulaştım. Rostok, Bölge'nin geri kalanından farklı hissettiriyor. İnsanlar ticaret yapıyor. İçki içiyor. Hikâyeler anlatıyor. Arena dövüşlerine bahis oynuyor. Yeni ekipman arıyor. Ve birkaç saatliğine de olsa dışarıdaki cehennemi unutmaya çalışıyor. [quote]Bölge'de medeniyet diye bir şey hâlâ varsa, Rostok ona en çok yaklaşan yerlerden biri.[/quote] [h2]Rostok'ta Neler Var?[/h2] [h3]Arena[/h3] Rostok'un en dikkat çekici noktalarından biri arena. Burada takipçiler çeşitli rakiplere ve mutantlara karşı dövüşebiliyor. Seyirciler mücadeleleri izliyor ve bahis oynuyor. Kısacası Bölge'nin gladyatör arenası. [h3]Pazar[/h3] Rostok'un ticaret alanı da oldukça hareketli. Silahlar, zırhlar, mühimmat ve keşif sırasında ihtiyaç duyabileceğiniz çeşitli ekipmanlar bulmak mümkün. Uzun süre Bölge'de dolaştıktan sonra tek bir noktada bu kadar fazla tüccar görmek gerçekten lüks gibi geliyor. [h3]Konaklama Alanları[/h3] Rostok yalnızca ticaret ve savaş için kullanılmıyor. Takipçilerin dinlenebileceği ve sonraki sefere hazırlanabileceği alanlar da bulunuyor. Bölge şartları düşünüldüğünde düzgün bir yatak bile ödül sayılır. [h3]100 Röntgen Barı[/h3] Ve tabii ki Rostok denildiğinde barı atlamak mümkün değil. Bir şeyler içmek, yemek yemek, söylentileri dinlemek ve yeni işler hakkında bilgi almak için Bölge'nin en doğal buluşma noktalarından biri. Birkaç saat önce psi-yayıcılarla uğraşıp Monolith saldırılarını püskürtürken şimdi bir barda oturabilmek gerçekten tuhaf bir rahatlama hissi yaratıyor. [h2]Biraz Dinlenmek Yetti: Arenaya Giriyorum[/h2] Rostok'ta biraz dolaştım. Barda oturdum. Pazarı gezdim. Eksik malzemeleri tamamladım. Sonra aklıma son derece mantıklı (!) bir fikir geldi: [b]Neden arenaya katılıp kendimi öldürtmeyi denemeyeyim?[/b] Kaydımı yaptırdım ve dövüşlere başladım. [h2]Arena Dövüşleri[/h2] Arena beklediğimden daha eğlenceliydi. Farklı takipçilerle savaştım. Mutantlarla karşılaştım. Her tur ilerledikçe rakipler daha tehlikeli hale geldi. Aynı zamanda seyirciler arasında tanınmaya başladım. Kazandıkça para geliyor, ün artıyor ve sonunda herkes finalde kiminle karşılaşacağımı konuşuyordu. Arena şampiyonu: [b]Tiran.[/b] [h2]Final: Tiran'a Karşı[/h2] Bu dövüşün adil olduğunu söylemek biraz zor. Tiran oldukça iyi korunmuştu. Benim ekipmanım ise onunkiyle kıyaslanamayacak durumdaydı. Dolayısıyla doğrudan karşısına çıkıp ateş etmek pek işe yaramadı. Yeni bir taktik geliştirmek zorunda kaldım. [ol] [li]Siper al[/li] [li]Arkasına geç[/li] [li]Mümkün olduğunca kafasına ateş et[/li] [li]Tekrar saklan[/li] [li]Aynı şeyi sabırla tekrar et[/li] [/ol] Kağıt üzerinde kolay. Gerçekte ise hiç değil. Defalarca öldüm. Ama sonunda Tiran düştü. [h2]Rostok'un Yeni Arena Şampiyonu[/h2] Ve böylece beklenmedik şekilde Rostok'un arena şampiyonu oldum. Ödül olarak kazandım. [ol] [li]Yüklü miktarda para[/li] [li]Özel bir av tüfeği[/li] [li]Arena şampiyonluğu[/li] [li]Rostok'ta ciddi bir itibar[/li] [/ol] Ama bence en büyük ödül birkaç saatliğine ana hikâyedeki kaostan uzaklaşmaktı. Faust. Monolith. Psi-yayıcılar. Varta. Duga. Bütün bunlar dışarıda hâlâ beni bekliyordu. Ama o an için umurumda değildi. [b]Ben Rostok'un yeni arena şampiyonuydum.[/b] [h2]Bu Bölümde En Çok Hoşuma Giden Şey[/h2] Bu bölümün en başarılı tarafı bence temposuydu. Bir tarafta Bölge'nin geleceğini etkileyen ciddi olaylarla uğraşıyoruz. Diğer tarafta küçük yerleşimleri savunuyoruz. Sonra Rostok'a ulaşıp birkaç saat boyunca ticaret, bar ve arena gibi tamamen farklı etkinliklerle uğraşabiliyoruz. Bu geçiş Bölge'yi yalnızca görevlerden oluşan bir harita gibi değil, gerçekten yaşayan bir yer gibi hissettiriyor. Özellikle Zalissya savunması ile Rostok arasındaki fark çok hoşuma gitti. Bir yerde birkaç kişiyle birlikte hayatta kalmaya çalışıyorsunuz. Bir süre sonra kalabalık bir barda oturup arena dövüşlerine hazırlanıyorsunuz. [h2]Sırada Duga Var[/h2] Dinlenme bitti. Scar'ın operasyonu hâlâ bekliyor. Psi-yayıcı elimizde. Varta ile hesap kapanmış değil. Faust ise Bölge'nin bir yerinde planının sonraki aşamasını hazırlıyor olabilir. Rostok güzel bir mola oldu ancak Bölge'de huzur uzun sürmüyor. [i]Bir sonraki adım Duga olacak gibi görünüyor ve açıkçası Scar'ın planının düşündüğü kadar kontrollü ilerleyeceğine hiç inanmıyorum.[/i] [quote]Siz bu bölümde ne yaptınız? Zalissya'yı savunabildiniz mi? Scar'a güveniyor musunuz ve Rostok arenasında şampiyon olmayı başardınız mı?[/quote]
    Beğen
    11
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Kablosuz farem çalışmıyor, ne yapmalıyım?
    Kablosuz fareyle ilgili sorunlar (algılanmama, bağlantı kesilmesi, açılmama) aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:
    • Farenin kendisinde meydana gelen arıza;
    • Yazılım uyumsuzlukları ve çakışmaları;
    • İşletim sistemi arızaları.
    Adım 1: Güç kaynağını kontrol edin
    Fare, bitmiş veya düşük pil seviyesi nedeniyle çalışmayabilir. Ancak, güç eksikliği tamamen arızaya neden olmayabilir, bunun yerine gecikmeli yanıt ve tuş basımlarının kaçırılmasına yol açabilir. Şarj edilmiş piller sorunu tamamen çözer.

    Adım 2: Sinyal kalitesini kontrol edin

    Radyo iletişimi : USB alıcısının bilgisayar portuna güvenli bir şekilde takılması gerekir. Bu sorun, dongle'ın USB 2.0 portu yerine USB 3.0 portuna takılması durumunda ortaya çıkabilir. Bazen, alıcı ile fare arasındaki iletişimi yeniden sağlamak için, alıcıyı çıkarın, fareyi kapatın, dongle'ı tekrar takın ve birkaç saniye sonra alt paneldeki anahtarı kullanarak fareyi açın.

    Bluetooth - Öncelikle bilgisayarınızda Bluetooth'un etkinleştirilmiş olduğundan emin olun. Sorun bir dizüstü bilgisayarda oluşuyorsa, görev çubuğunun sağ tarafındaki "Ağ" simgesine tıklamak için yerleşik dokunmatik yüzeyi kullanın. Açılan pencerede Bluetooth simgesi vurgulanmamışsa, etkinleştirmek için üzerine tıklayın.

    Bluetooth etkin olmasına rağmen fare çalışmıyorsa, modülü birkaç saniyeliğine kapatıp tekrar açabilirsiniz. Fare otomatik olarak yeniden bağlanacaktır.
    Farenin düzgün çalışıp çalışmadığından tamamen emin olmak için, işlevselliğini başka bir bilgisayarda test edebilirsiniz.
    3. Adım: Sürücülerinizi güncelleyin
    Fare sorunları, güncel olmayan veya uyumsuz sürücülerden kaynaklanabilir. Sorunu gidermek için şu adımları izleyin:
    • Fare üreticisinin resmi internet sitesine gidin;
    • Destek veya indirme bölümünü bulun;
    • Aracınızın modeline uygun en son sürücü sürümünü indirin;
    • Güncellenmiş yazılımı yükleyin.
    • Adım 4: Diğer kablosuz cihazları devre dışı bırakın
    • Sorunu teşhis etmek için şu adımları izleyin:
    • Parazite neden olabilecek diğer kablosuz cihazları (Bluetooth kulaklıklar, klavyeler) geçici olarak kapatın.
    • Donanım çakışmalarını önlemek için ek giriş aygıtlarını (dokunmatik yüzeyler, diğer fareler) devre dışı bırakın.
    Bunu yapmak için, mevcut Windows 11 işletim sistemini örnek olarak kullanarak, şu adımları izlemeniz gerekir: “Ayarlar” → “Bluetooth ve cihazlar” → “Cihazlar” → cihazı seçin → “Özellikler” (üç nokta) → “Kaldır”.

    Bu, sorunun radyo parazitinden mi yoksa cihaz çakışmasından mı kaynaklandığını belirlemeye yardımcı olacaktır.
    Fareniz aniden çalışmayı durdurursa, yakın zamanda yüklenmiş bir yazılım, örneğin çevre birimi yönetim yazılımı, suçlu olabilir.
    Alintıdır...
    [b]Kablosuz fareyle ilgili sorunlar (algılanmama, bağlantı kesilmesi, açılmama) aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:[/b] [ul] [li]Farenin kendisinde meydana gelen arıza;[/li] [li]Yazılım uyumsuzlukları ve çakışmaları;[/li] [li]İşletim sistemi arızaları.[/li] [/ul] [b]Adım 1: Güç kaynağını kontrol edin[/b] Fare, bitmiş veya düşük pil seviyesi nedeniyle çalışmayabilir. Ancak, güç eksikliği tamamen arızaya neden olmayabilir, bunun yerine gecikmeli yanıt ve tuş basımlarının kaçırılmasına yol açabilir. Şarj edilmiş piller sorunu tamamen çözer. [b]Adım 2: Sinyal kalitesini kontrol edin[/b] [b]Radyo iletişimi :[/b] USB alıcısının bilgisayar portuna güvenli bir şekilde takılması gerekir. Bu sorun, dongle'ın USB 2.0 portu yerine USB 3.0 portuna takılması durumunda ortaya çıkabilir. Bazen, alıcı ile fare arasındaki iletişimi yeniden sağlamak için, alıcıyı çıkarın, fareyi kapatın, dongle'ı tekrar takın ve birkaç saniye sonra alt paneldeki anahtarı kullanarak fareyi açın. [b]Bluetooth[/b] - Öncelikle bilgisayarınızda Bluetooth'un etkinleştirilmiş olduğundan emin olun. Sorun bir dizüstü bilgisayarda oluşuyorsa, görev çubuğunun sağ tarafındaki "Ağ" simgesine tıklamak için yerleşik dokunmatik yüzeyi kullanın. Açılan pencerede Bluetooth simgesi vurgulanmamışsa, etkinleştirmek için üzerine tıklayın. Bluetooth etkin olmasına rağmen fare çalışmıyorsa, modülü birkaç saniyeliğine kapatıp tekrar açabilirsiniz. Fare otomatik olarak yeniden bağlanacaktır. [quote]Farenin düzgün çalışıp çalışmadığından tamamen emin olmak için, işlevselliğini başka bir bilgisayarda test edebilirsiniz.[/quote] 3. Adım: Sürücülerinizi güncelleyin Fare sorunları, güncel olmayan veya uyumsuz sürücülerden kaynaklanabilir. Sorunu gidermek için şu adımları izleyin: [ul] [li]Fare üreticisinin resmi internet sitesine gidin;[/li] [li]Destek veya indirme bölümünü bulun;[/li] [li]Aracınızın modeline uygun en son sürücü sürümünü indirin;[/li] [li]Güncellenmiş yazılımı yükleyin.[/li] [li]Adım 4: Diğer kablosuz cihazları devre dışı bırakın[/li] [li]Sorunu teşhis etmek için şu adımları izleyin:[/li] [/ul] [ul] [li]Parazite neden olabilecek diğer kablosuz cihazları (Bluetooth kulaklıklar, klavyeler) geçici olarak kapatın.[/li] [li]Donanım çakışmalarını önlemek için ek giriş aygıtlarını (dokunmatik yüzeyler, diğer fareler) devre dışı bırakın.[/li] [/ul] Bunu yapmak için, mevcut Windows 11 işletim sistemini örnek olarak kullanarak, şu adımları izlemeniz gerekir: “Ayarlar” → “Bluetooth ve cihazlar” → “Cihazlar” → cihazı seçin → “Özellikler” (üç nokta) → “Kaldır”. Bu, sorunun radyo parazitinden mi yoksa cihaz çakışmasından mı kaynaklandığını belirlemeye yardımcı olacaktır. [quote]Fareniz aniden çalışmayı durdurursa, yakın zamanda yüklenmiş bir yazılım, örneğin çevre birimi yönetim yazılımı, suçlu olabilir.[/quote] Alintıdır...
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Üst düzey bir bilgisayar toplarken yapabileceğiniz en pahalı hata nedir?
    Kablo düzenlemesinden tasarruf etmek için eski güç kablolarınızı yeniden kullanıyorsunuz. Teknoloji endüstrisi sadece bir ucunu standartlaştırdığı için, bu kestirme yol binlerce dolarlık donanımın anında bozulmasına neden oluyor.

    Bu felaket hata genellikle bir yükseltme sırasında yaşanır. Çok büyük yeni bir ekran kartı alırsınız ve eski 750 watt'lık güç kaynağınızın yetersiz kalacağını fark edersiniz, bu yüzden 1000 watt'lık bir tane daha alırsınız. Her iki ünite de tamamen modülerdir, yani kablolar her iki uçtan da ayrılabilir. Mevcut kabloları yerinde bırakmaya, eski güç kaynağından fişlerini çekmeye, yenisini takmaya ve eski kabloları yeni üniteye takmaya karar verirsiniz.

    Güç düğmesini çevirdiğinizde sistem açılış ekranına geçmiyor.

    Bileşenlerinize takılan kablonun ucu (örneğin 24 pinli anakart konektörü veya 8 pinli PCIe konektörü) tüm markalarda kesinlikle standartlaştırılmıştır. Bir Corsair PCIe konektörü, bir EVGA grafik kartına mükemmel şekilde uyacaktır.

    Ancak, güç kaynağına takılan uçta standart bir bağlantı yok. Her üretici, güç kaynağı tarafında kendi özel pin düzenini tasarlıyor. Eski güç kaynağınızdaki 1 numaralı pin zararsız bir topraklama kablosu taşıyor olabilir, ancak yeni ünitedeki 1 numaralı pin 12 volt elektrik iletiyor olabilir. Kabloları karıştırdığınızda, farkında olmadan 12V'u doğrudan 5V'luk bir hatta yönlendirmiş olursunuz.

    Bu standardizasyon eksikliği, aynı marka içinde bile geçerlidir. Eski bir EVGA ünitesinden daha yeni bir EVGA ünitesine yükseltme, kabloların uyumlu olacağını garanti etmez. Belirli modeliniz için pin bağlantı uyumluluk tablolarını titizlikle karşılaştırmadığınız sürece, modüler kabloları yeniden kullanmak, bilgisayarın tüm maliyetini riske atabileceğiniz bir kumar gibidir.

    Alıntıdır...
    Kablo düzenlemesinden tasarruf etmek için eski güç kablolarınızı yeniden kullanıyorsunuz. Teknoloji endüstrisi sadece bir ucunu standartlaştırdığı için, bu kestirme yol binlerce dolarlık donanımın anında bozulmasına neden oluyor. Bu felaket hata genellikle bir yükseltme sırasında yaşanır. Çok büyük yeni bir ekran kartı alırsınız ve eski 750 watt'lık güç kaynağınızın yetersiz kalacağını fark edersiniz, bu yüzden 1000 watt'lık bir tane daha alırsınız. Her iki ünite de tamamen modülerdir, yani kablolar her iki uçtan da ayrılabilir. Mevcut kabloları yerinde bırakmaya, eski güç kaynağından fişlerini çekmeye, yenisini takmaya ve eski kabloları yeni üniteye takmaya karar verirsiniz. Güç düğmesini çevirdiğinizde sistem açılış ekranına geçmiyor. Bileşenlerinize takılan kablonun ucu (örneğin 24 pinli anakart konektörü veya 8 pinli PCIe konektörü) tüm markalarda kesinlikle standartlaştırılmıştır. Bir Corsair PCIe konektörü, bir EVGA grafik kartına mükemmel şekilde uyacaktır. Ancak, güç kaynağına takılan uçta standart bir bağlantı yok. Her üretici, güç kaynağı tarafında kendi özel pin düzenini tasarlıyor. Eski güç kaynağınızdaki 1 numaralı pin zararsız bir topraklama kablosu taşıyor olabilir, ancak yeni ünitedeki 1 numaralı pin 12 volt elektrik iletiyor olabilir. Kabloları karıştırdığınızda, farkında olmadan 12V'u doğrudan 5V'luk bir hatta yönlendirmiş olursunuz. Bu standardizasyon eksikliği, aynı marka içinde bile geçerlidir. Eski bir EVGA ünitesinden daha yeni bir EVGA ünitesine yükseltme, kabloların uyumlu olacağını garanti etmez. Belirli modeliniz için pin bağlantı uyumluluk tablolarını titizlikle karşılaştırmadığınız sürece, modüler kabloları yeniden kullanmak, bilgisayarın tüm maliyetini riske atabileceğiniz bir kumar gibidir. Alıntıdır...
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Merak uyandıran yeni bir teknoloji konusu yayında:

    **EKRAN KARTINI DEĞIŞTIRDIKTEN SONRA BILGISAYARIM AÇILMIYOR?**

    Merhaba, bir arkadaşımdan kendi topladığı bir bilgisayar aldım ve gerçekten iyi çalışıyordu. Sonra aynı arkadaşım farklı bir ekran kartının daha iyi olacağını söyledi ve ben de ondan aldığım ekran kartını taktım. Bu yükseltmeden sonra artık çalışmıyor. Güç kaynağını çıkarıp tekrar takınca karttaki...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6900/

    #ekran #kartını #değiştirdikten #sonra #bilgisayarım #teknoloji #techforumtr
    🧠 Merak uyandıran yeni bir teknoloji konusu yayında: 📌 **EKRAN KARTINI DEĞIŞTIRDIKTEN SONRA BILGISAYARIM AÇILMIYOR?** 📝 Merhaba, bir arkadaşımdan kendi topladığı bir bilgisayar aldım ve gerçekten iyi çalışıyordu. Sonra aynı arkadaşım farklı bir ekran kartının daha iyi olacağını söyledi ve ben de ondan aldığım ekran kartını taktım. Bu yükseltmeden sonra artık çalışmıyor. Güç kaynağını çıkarıp tekrar takınca karttaki... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6900/ #ekran #kartını #değiştirdikten #sonra #bilgisayarım #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 805 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • PlayStation 1’in Bilinmeyen Hi-Fi Özelliği PS1 Neden İyi Bir CD Çalardı?
    İlk PlayStation'ın sadece bir oyun konsolu değil, aynı zamanda tam teşekküllü bir Hi-Fi cihazı olduğu ortaya çıktı.

    Her şey, ilk PlayStation modellerinin (SCPH-1000, SCPH-1001 ve SCPH-1002 numaralı) harici ses sistemlerine bağlanmak için RCA stereo çıkışlarıyla donatılmasıyla başladı. Ancak asıl sansasyon, saygın ses dergisi Stereophile'ın 2008'de PS1'i pahalı hi-fi bileşenleriyle karşılaştıran bir makale yayınlamasıyla yaşandı.

    Testte PS1, 2.500 dolarlık bir CD/SACD oynatıcı olan Sony SCD-777ES ile karşılaştırıldı. Yazarlara göre, PlayStation sesin doğallığı ve akıcılığı açısından bu üst düzey cihazdan aşağı kalmıyordu.

    Bu eşsiz ses, Asahi Kasei Microsystems'in özel bir AKM AK4309AVM dijital-analog dönüştürücüsü (DAC) sayesinde elde edildi. İlginç bir şekilde, bu DAC'ın teknik ölçümleri ideal sonuçlardan oldukça uzaktı; örneğin, gürültü seviyesi iyi bir bütçe oynatıcısına göre yaklaşık 15 dB daha yüksekti.

    Bu durum ilginç bir sonuca yol açtı: PS1'in ses büyüsü kusursuz hassasiyette değil, kendine özgü bir müzikalitede yatıyordu. Bu DAC ve konsolun devrelerinin, kayıtların kusurlarını gidererek hoş, analog bir ses yarattığı düşünülüyor.

    Bu fikre o kadar hayran kalan meraklılar, konsolları modifiye ederek op-amp'leri değiştirdiler, pahalı kapasitörler taktılar, güç kaynağını yükselttiler ve hatta dönen diskin görünürlüğünü sağlamak için şeffaf kapaklar bile oluşturdular. Hatta ticari bir ürün bile vardı: PS1 tabanlı, modifiye edilmiş bir DynaStation CD çalar, 6.000 dolara satılıyordu.

    Bu hikaye, zekice tasarlanmış bir mühendislik çözümünün beklenmedik kullanım alanları bulabileceğinin ve on yıllar sonra bile kült bir takipçi kitlesi yaratabileceğinin mükemmel bir örneğidir.
    İlk PlayStation'ın sadece bir oyun konsolu değil, aynı zamanda tam teşekküllü bir Hi-Fi cihazı olduğu ortaya çıktı. Her şey, ilk PlayStation modellerinin (SCPH-1000, SCPH-1001 ve SCPH-1002 numaralı) harici ses sistemlerine bağlanmak için RCA stereo çıkışlarıyla donatılmasıyla başladı. Ancak asıl sansasyon, saygın ses dergisi Stereophile'ın 2008'de PS1'i pahalı hi-fi bileşenleriyle karşılaştıran bir makale yayınlamasıyla yaşandı. Testte PS1, 2.500 dolarlık bir CD/SACD oynatıcı olan Sony SCD-777ES ile karşılaştırıldı. Yazarlara göre, PlayStation sesin doğallığı ve akıcılığı açısından bu üst düzey cihazdan aşağı kalmıyordu. Bu eşsiz ses, Asahi Kasei Microsystems'in özel bir AKM AK4309AVM dijital-analog dönüştürücüsü (DAC) sayesinde elde edildi. İlginç bir şekilde, bu DAC'ın teknik ölçümleri ideal sonuçlardan oldukça uzaktı; örneğin, gürültü seviyesi iyi bir bütçe oynatıcısına göre yaklaşık 15 dB daha yüksekti. Bu durum ilginç bir sonuca yol açtı: PS1'in ses büyüsü kusursuz hassasiyette değil, kendine özgü bir müzikalitede yatıyordu. Bu DAC ve konsolun devrelerinin, kayıtların kusurlarını gidererek hoş, analog bir ses yarattığı düşünülüyor. Bu fikre o kadar hayran kalan meraklılar, konsolları modifiye ederek op-amp'leri değiştirdiler, pahalı kapasitörler taktılar, güç kaynağını yükselttiler ve hatta dönen diskin görünürlüğünü sağlamak için şeffaf kapaklar bile oluşturdular. Hatta ticari bir ürün bile vardı: PS1 tabanlı, modifiye edilmiş bir DynaStation CD çalar, 6.000 dolara satılıyordu. Bu hikaye, zekice tasarlanmış bir mühendislik çözümünün beklenmedik kullanım alanları bulabileceğinin ve on yıllar sonra bile kült bir takipçi kitlesi yaratabileceğinin mükemmel bir örneğidir.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • AMD, PlayStation 5 seviyesinde GPU performansı sunan Radeon RX 9050'yi resmen tanıttı.
    AMD, 1080p oyun performansı için yeni uygun fiyatlı Radeon RX 9050 grafik kartını tanıttı. Yeni kart, tipik olarak 92W güç tüketimi ve yaklaşık 10,6 TFLOPS FP32 performansı sunuyor. WCCFtech'e göre, RX 9050 yalnızca Asya-Pasifik bölgesi, Japonya ve Latin Amerika'da 279 dolarlık fiyatla satışa sunulacak.

    [i]RDNA 4 GPU, 16 işlem birimi, 1024 akış işlemcisi, 16 ışın izleme hızlandırıcı ve 32 yapay zeka hızlandırıcı içerir. Oyun saati 1920 MHz olup, artırılmış saat hızı 2600 MHz'e kadar çıkabilir.


    Grafik kartı, 18 Gbps hızında çalışan maksimum 8 GB GDDR6 belleğe, 128 bit veri yoluna ve 288 GB/s bant genişliğine sahiptir. Infinity Cache 32 MB'tır. Tek bir 8 pinli güç konektörü mevcuttur ve AMD 450W'lık bir güç kaynağı önermektedir.

    AMD'nin kendi açıklamasına göre, 1080p çözünürlükte ve orta ayarlarda RX 9050, Cyberpunk 2077'de 96 FPS, Forza Horizon 6'da 131 FPS, Pragmata'da 85 FPS, 007: First Light'ta 60 FPS ve Call of Duty: Black Ops 7'de 116 FPS performans sunuyor.[/i]

    Şirket ayrıca Counter-Strike 2'de 227 FPS, Rainbow Six Siege'de 206 FPS ve Valorant'ta 593 FPS bildirdi. Sonuncusu yüksek ayarlarda test edildi. AMD, sistem yapılandırmasını açıklamadı veya ölçeklendirme ya da kare hızı iyileştirmelerinin kullanılıp kullanılmadığını belirtmedi.

    SAPPHIRE, kompakt Radeon RX 9050 PULSE 8 GB ekran kartını tanıttı ve bunun için 650W'lık bir güç kaynağı önerdi.

    SAPPHIRE, 8 GB GDDR6 belleğe, 2760 MHz'e kadar frekansa ve çift fanlı soğutma sistemine sahip Radeon RX 9050 PULSE'u tanıttı. Grafik kartı, orta ve yüksek ayarlarda 1080p oyun oynamak için tasarlandı.

    Üretici, 100W RX 9050 PULSE için 650W'lık bir güç kaynağı önermektedir. Karşılaştırma yapmak gerekirse, AMD 165W Radeon RX 7600 için 550W'lık bir güç kaynağı önerirken, NVIDIA aynı güç kaynağını GeForce RTX 5050 için önermektedir.

    RDNA 4 GPU, 16 işlem birimi, 1024 akış işlemcisi, 16 ışın izleme hızlandırıcı ve 32 MB Infinity Cache içerir. Oyun saati 2260 MHz olup, artırılmış saat hızı 2760 MHz'e kadar çıkabilir.

    Grafik kartı, 18 Gbps hızında çalışan 8 GB GDDR6 belleğe ve 128 bit veri yoluna sahiptir. Ek güç için tek bir 8 pinli konektör kullanılır.

    Ekran kartı FSR 4, FSR Redstone, AFMF 2, Anti-Lag 2 ve HYPR-RX'i desteklemektedir.

    Çift yuvalı soğutma sistemi, çift fan, kompozit ısı boruları ve Honeywell PTM7950 termal arayüzü içerir. Tasarım ayrıca metal bir arka plaka, altı katmanlı bir PCB ve yedi fazlı dijital bir güç kaynağına sahiptir.

    Grafik kartının boyutları 200 x 109,25 x 40,6 mm'dir. Monitör bağlantısı için iki adet HDMI 2.1b ve bir adet DisplayPort 2.1a bağlantı noktası mevcuttur.

    Fiyat ve satış bölgeleri henüz açıklanmadı.

    Kaynak: Videocardz
    https://videocardz.com/newz/amd-radeon-rx-9050-launches-at-279-in-asia-pacific-japan-and-latin-america

    https://videocardz.com/newz/sapphire-launches-radeon-rx-9050-pulse-with-8gb-memory-and-100w-tbp
    [i]AMD, 1080p oyun performansı için yeni uygun fiyatlı Radeon RX 9050 grafik kartını tanıttı. Yeni kart, tipik olarak 92W güç tüketimi ve yaklaşık 10,6 TFLOPS FP32 performansı sunuyor. WCCFtech'e göre, RX 9050 yalnızca Asya-Pasifik bölgesi, Japonya ve Latin Amerika'da 279 dolarlık fiyatla satışa sunulacak. [i]RDNA 4 GPU, 16 işlem birimi, 1024 akış işlemcisi, 16 ışın izleme hızlandırıcı ve 32 yapay zeka hızlandırıcı içerir. Oyun saati 1920 MHz olup, artırılmış saat hızı 2600 MHz'e kadar çıkabilir.[/i] Grafik kartı, 18 Gbps hızında çalışan maksimum 8 GB GDDR6 belleğe, 128 bit veri yoluna ve 288 GB/s bant genişliğine sahiptir. Infinity Cache 32 MB'tır. Tek bir 8 pinli güç konektörü mevcuttur ve AMD 450W'lık bir güç kaynağı önermektedir. AMD'nin kendi açıklamasına göre, 1080p çözünürlükte ve orta ayarlarda RX 9050, Cyberpunk 2077'de 96 FPS, Forza Horizon 6'da 131 FPS, Pragmata'da 85 FPS, 007: First Light'ta 60 FPS ve Call of Duty: Black Ops 7'de 116 FPS performans sunuyor.[/i] [i]Şirket ayrıca Counter-Strike 2'de 227 FPS, Rainbow Six Siege'de 206 FPS ve Valorant'ta 593 FPS bildirdi. Sonuncusu yüksek ayarlarda test edildi. AMD, sistem yapılandırmasını açıklamadı veya ölçeklendirme ya da kare hızı iyileştirmelerinin kullanılıp kullanılmadığını belirtmedi.[/i] [b]SAPPHIRE, kompakt Radeon RX 9050 PULSE 8 GB ekran kartını tanıttı ve bunun için 650W'lık bir güç kaynağı önerdi.[/b] SAPPHIRE, 8 GB GDDR6 belleğe, 2760 MHz'e kadar frekansa ve çift fanlı soğutma sistemine sahip Radeon RX 9050 PULSE'u tanıttı. Grafik kartı, orta ve yüksek ayarlarda 1080p oyun oynamak için tasarlandı. Üretici, 100W RX 9050 PULSE için 650W'lık bir güç kaynağı önermektedir. Karşılaştırma yapmak gerekirse, AMD 165W Radeon RX 7600 için 550W'lık bir güç kaynağı önerirken, NVIDIA aynı güç kaynağını GeForce RTX 5050 için önermektedir. RDNA 4 GPU, 16 işlem birimi, 1024 akış işlemcisi, 16 ışın izleme hızlandırıcı ve 32 MB Infinity Cache içerir. Oyun saati 2260 MHz olup, artırılmış saat hızı 2760 MHz'e kadar çıkabilir. Grafik kartı, 18 Gbps hızında çalışan 8 GB GDDR6 belleğe ve 128 bit veri yoluna sahiptir. Ek güç için tek bir 8 pinli konektör kullanılır. Ekran kartı FSR 4, FSR Redstone, AFMF 2, Anti-Lag 2 ve HYPR-RX'i desteklemektedir. Çift yuvalı soğutma sistemi, çift fan, kompozit ısı boruları ve Honeywell PTM7950 termal arayüzü içerir. Tasarım ayrıca metal bir arka plaka, altı katmanlı bir PCB ve yedi fazlı dijital bir güç kaynağına sahiptir. Grafik kartının boyutları 200 x 109,25 x 40,6 mm'dir. Monitör bağlantısı için iki adet HDMI 2.1b ve bir adet DisplayPort 2.1a bağlantı noktası mevcuttur. Fiyat ve satış bölgeleri henüz açıklanmadı. Kaynak: Videocardz https://videocardz.com/newz/amd-radeon-rx-9050-launches-at-279-in-asia-pacific-japan-and-latin-america https://videocardz.com/newz/sapphire-launches-radeon-rx-9050-pulse-with-8gb-memory-and-100w-tbp
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Lunacy Louder Nasıl Bir Kulaklık? Türkiye’ye Gelecek mi?

    Lunacy Louder Kulaklık Türkiye

    Dürüst olalım: Lunacy Louder, ilk bakışta insanı güldüren, ama sonra bir şeyleri kaçırdığınızı hissettiren kulaklıklara benziyor. Pazarlama taktiğine bağlanamayacak kadar çok cazip özelliği var: 60 saate kadar pil ömrü, iki değiştirilebilir pil, şarj istasyonu, mini pil yedekleme ve iki bağlantı yöntemi.

    Lunacy Louder neden ilgi görüyor ki?

    Çoğu "yeni amiral gemisi" telefonun sorunu, ya çok gösterişli görünmeleri ya da iyi performans göstermeleri, ancak gerçek bir vizyondan yoksun olmalarıdır. Lunacy Louder bu kategoriye girmiyor: çok büyük bir fikirleri var: sizi şarj cihazının yanında yaşamaya zorlamayan kablosuz oyun kulaklıkları üretmek.

    Bu sadece "evet, Bluetooth, evet, RGB, ne olmuş yani?" demekle kalmıyor. Burada size hemen bir şarj istasyonu, iki pil ve net bir senaryo sunuluyor: biri bittiğinde ikincisini takabiliyorsunuz ve müziğiniz, oyununuz veya görüşmeniz kesintiye uğramıyor. Herkesin sürekli kablolar ve şarj cihazlarıyla uğraşmaktan bıktığı 2026 yılında, bu yaklaşım sadece uygun değil, aynı zamanda son derece zamanında görünüyor.

    Başka bir amiral gemisi yerine sıra dışı bir fikir.

    Louder'ın çekiciliğinin sırrı, "sıradan bir oyun kulaklığı" olmaları değil. Lunacy'nin, geleneksel markaların "uzun pil ömrü" iddialarıyla geçiştirmeyi tercih ettiği bir sorunu gerçekten çözmüş olmalarıdır.

    Burada pil ömrü sadece bir iddia değil, bir mekanizma. İki pil, kulaklığın içindeki bir tampon ve bir şarj istasyonu dahil; bunlar sadece süsleme değil, tam teşekküllü mühendislik özellikleri. Ve insanlar genellikle bu tür şeyleri tartışmaya, arkadaşlarına iletmeye ve incelemelerde detaylıca ele almaya başlıyorlar.

    Bu durum 2026'da neden önemli?

    Çünkü piyasa, görünüşte kullanışlı ancak sürekli dikkat gerektiren sıkıcı kablosuz kulaklıklardan bıktı. 2026'daki kullanıcılar sadece "çalışan" değil, baş ağrısı yaratmayan bir şey istiyorlar.

    Lunacy Louder tam da bu noktaya değiniyor: Eğer kulaklıklar gerçekten 60 saate kadar dayanıyorsa ve pil değişimi kullanımını kesintiye uğratmıyorsa, bu artık sadece pazarlama hilesi değil, her gece şarj etme endişesinden kurtulmak için bir neden. Ve evet, bu küçük bir şey gibi görünebilir, ta ki böyle bir cihazla yaşamaya başlayana kadar.

    İçlerinde ne var?

    Şimdi asıl konuya gelelim. Lunacy Louder, 50 mm ve 30 mm sürücülere sahip iki yollu hoparlörler kullanıyor; bu da "herkesin kullandığı sıradan hoparlörler" olmadıkları, aksine daha temiz bir frekans ayrımı elde etme girişimi oldukları anlamına geliyor. Teoride bu, sesin daha odaklı olabileceği anlamına gelir: ayak sesleri kaybolmaz, orta frekanslar bulanıklaşmaz ve bas her şeyi ezmez.

    Üstelik kulaklıklar aynı anda iki dünyada birden çalışıyor: Gecikmesiz oyun deneyimi için 2.4 GHz ve telefonunuz, dizüstü bilgisayarınız ve normal günlük kullanımınız için Bluetooth 5.4. Yani bu sadece "PC'ye özel" bir kulaklık değil, masaya bağlı kalmadan yanınızda taşıyabileceğiniz bir cihaz.

    Her bir kasede iki sürücü

    Bu, en ikna edici noktalardan biri. 50 mm + 30 mm çift yönlü tasarım, tartışmaya girmeden önce test etmek isteyeceğiniz bir şey gibi görünüyor.

    Genellikle etkileyici bir ürünü vasat bir üründen ayıran da bu tür çözümlerdir: üretici sadece büyük bir hoparlör takmakla kalmaz, bunun yerine sesi daha kontrollü ve canlı hale getirmeye çalışır. Bu, özellikle oyun için faydalıdır, çünkü iyi bir kulaklık sadece ses yüksekliğiyle ilgili değil, aynı zamanda ses sahnesindeki ayrıntıları ne kadar iyi işlediğiyle de ilgilidir.

    İki mikrofon ve iki senaryo

    Louder'da çıkarılabilir bir mikrofon ve dahili bir mikrofon bulunuyor; bu da cihazın oyun moduna takılıp kalmayacağının açık bir garantisi. İster oyun oynarken ve partilerde iletişim kurarken, ister günlük kullanımda daha gizli bir görünüm için mikrofonu çıkararak kullanabilirsiniz.

    Bu, "moda olduğu için" değil, insanların sadece pazarlama görsellerinde iyi görünen kulaklıklardan gerçekten bıktığı için faydalı. Kulaklıklar yayın sırasında, aramalarda, oyunlarda ve hatta sokakta veya evde bile etkili bir şekilde kullanılabiliyorsa, artık sadece tek kullanımlık bir aksesuar değil, tam teşekküllü bir çalışma aracı haline gelirler.

    İki bağlantı yöntemi

    2.4 GHz ve Bluetooth 5.4—kulağa sıkıcı gelen bir kombinasyon, ta ki gerçekten kullanana kadar. Oyun oynamak minimum gecikme süresine sahip bir radyo kanalı gerektirirken, diğer her şey Bluetooth gerektirir; bu da her seferinde bir adaptör takmanızı gerektirmez.

    İşte Lunacy Louder'ın gerçekten parladığı nokta burası: kullanıcıyı tek bir moda kilitlemiyor, aksine bir seçim sunuyor. Bu güçlü bir hamle, çünkü 2026'da çok yönlülük, temel özellikler kadar değerli hale geliyor.

    Ana özellik

    İşte işler burada gerçekten ilginçleşiyor. Maksimum ses seviyesinde 60 saate kadar pil ömrü oldukça iddialı bir vaat, ancak Lunacy daha da ileri gitti: iki pil dahil ve dahili mini pil sayesinde pillerin değiştirilmesi güç kaynağını kesintiye uğratmıyor.

    Özetle: Oyun oynarken, canlı yayın yaparken veya seyahatteyken kulaklığınızın şarjının bitmesinden korkmuyorsunuz. Ve bu, modeli satın almak için gerçek bir neden, sadece "ilginç yeni ürünler" listesine eklemek için değil.

    60 saate kadar kullanım süresi ve değiştirilebilir piller

    Normal kablosuz kulaklıklar pil ömrüyle övünürler, ancak gerçek hayatta bu genellikle tek bir anlama gelir: bir hafta ve sonra kablo geri gelir. Louder ise burada tamamen farklı bir oyun oynuyor, çünkü çift pil, kullanım senaryosunu tamamen değiştiriyor.

    Sadece daha uzun değil, aynı zamanda daha kullanışlı. Öyle ki, kulaklıkları sürekli şarj edilmesi gereken bir cihaz olarak algılamayı gerçekten bırakabilirsiniz. Ve işte tam olarak bu şekilde, daha sonra teknik özelliklerde değil, günlük konuşmalarda ele alınan "vurucu" mekanizmalar doğuyor.

    İçinde neden mini bir pil var?

    Dahili yedek batarya fikri, bir pazarlama hilesi değil, sağlam bir mühendislik çözümünün klasik bir örneğidir. Ana bataryayı bağlantıyı kaybetmeden kolayca değiştirebilmeniz için birkaç dakikalık yedek güç sağlar.

    Bunlar, birçok "akıllı" cihazın sahip olmadığı özelliklerdir: sunumlarda harika ses çıkarırlar, ancak günlük kullanımda rahatsız edicidirler. Louder ise, bu süreçteki stresi ortadan kaldırmaya çalışıyor ve bu da onun lehine çok güçlü bir argüman.

    Hayatta bu neden elverişli?

    Louder'ın en iyi yanı, sadece oyun için olmaması. Evet, bunlar oyun kulaklıkları, ancak tasarımları yayın akışı, telefon görüşmeleri ve günlük kullanım için de mükemmel bir şekilde uygun. Bluetooth 5.4, uzun pil ömrü ve çift mikrofon, onları dar bir kutuya sığmayacak kadar çok yönlü kılıyor.

    Bu da önemli, çünkü 2026'da insanlar giderek sadece "oyun cihazı" değil, günlük hayatta onları rahatsız etmeyecek çok yönlü bir cihaz satın alıyorlar. Bu nedenle Lunacy Louder, "oyun için iyi, günlük kullanım için değil" uzlaşmalarından bıkanlar arasında popüler olabilir.

    Lunacy Louder'ın Neden Büyük Bir Olay Olabileceği

    Asıl sebep basit: Akılda kalıcı bir fikirleri var. "Dünyanın en iyi sesi" değil, "ultra hafif tasarım" değil, soyut bir kavram da değil; çok somut bir şey: İstediğiniz kadar dinleyin, pili değiştirin, endişelenmeyin. Açıklaması kolay, hatırlaması kolay ve konuşmada satması kolay.

    İkinci neden ise pratikliktir. Louder'lar sadece gösteriş amaçlı bir oyuncak gibi görünmezler: oyunları, yayınları ve günlük kullanımı gerçekten kapsarlar. Bu da onların bir şaka aracı olarak değil, düzgün çalışan bir cihaz olarak kullanılabileceği anlamına gelir.

    Gerçekten de hayranlık uyandırıcı bir etkiye sahipler.

    Şarj istasyonu, değiştirilebilir piller, kulaklık kabının içinde bir tampon, 60 saat pil ömrü, iki sürücü, iki mikrofon tüm bunlar anında çok ayırt edici bir imaj oluşturuyor. İşe yarıyor, bu özellikler, onlar hakkında konuşmak, tartışmak ve onları sıradan kablosuz kulaklıklarla karşılaştırmak istemenizi sağlıyor.

    Bunlar üst düzey trendde yer alıyor.
    Tüketiciler giderek daha çok, sadece kimliği belirsiz donanımlar değil, karakter sahibi şeyler istiyorlar. Lunacy Louder tam da bu: Tuhaf olmaktan çekinmiyorlar, ama anlamsız da görünmüyorlar.

    Başarılı olmasını beklemeli miyiz?

    Evet, eğer sıradışı, üst düzey ve gerçekten ilgi çekici olarak nitelendirilebilecek bir ürün arıyorsanız, Lunacy Louders tam size göre. Sıradan bir kablosuz kulaklık olarak geçiştirilemeyecek kadar sağlam bir yapıya sahip.

    Ancak bir dezavantajı da var: Eğer biri mümkün olan en basit, en hafif ve "açıkça karmaşık olmayan" modeli istiyorsa, Louder aşırıya kaçmış gibi görünebilir. Bu başlı başına bir dezavantaj değil; sadece çok fazla karaktere sahipler.

    Özetle, Lunacy Louder 2026'nın en büyük hitlerinden biri olabilir; bunun nedeni en ucuz veya en çok yönlü olmaları değil, nihayet gerçekten akılda kalıcı bir şey sunmalarıdır. Bunlar, bir fikre, bir karaktere ve hayranlık uyandıran özelliklerle günlük kullanışlılığın nadir bir karışımına sahip kulaklıklardır.

    Kısacası, Louder "eh, fena değil" demekle ilgili değil. "Vay canına, bu çok ilginç" demekle ilgili. Ve tam da bu tür ürünler en çok yankı uyandıran ürünler olma eğilimindedir.
    [h2]Lunacy Louder Kulaklık Türkiye [/h2] Dürüst olalım: Lunacy Louder, ilk bakışta insanı güldüren, ama sonra bir şeyleri kaçırdığınızı hissettiren kulaklıklara benziyor. Pazarlama taktiğine bağlanamayacak kadar çok cazip özelliği var: 60 saate kadar pil ömrü, iki değiştirilebilir pil, şarj istasyonu, mini pil yedekleme ve iki bağlantı yöntemi. [h3] Lunacy Louder neden ilgi görüyor ki?[/h3] Çoğu "yeni amiral gemisi" telefonun sorunu, ya çok gösterişli görünmeleri ya da iyi performans göstermeleri, ancak gerçek bir vizyondan yoksun olmalarıdır. Lunacy Louder bu kategoriye girmiyor: çok büyük bir fikirleri var: sizi şarj cihazının yanında yaşamaya zorlamayan kablosuz oyun kulaklıkları üretmek. Bu sadece "evet, Bluetooth, evet, RGB, ne olmuş yani?" demekle kalmıyor. Burada size hemen bir şarj istasyonu, iki pil ve net bir senaryo sunuluyor: biri bittiğinde ikincisini takabiliyorsunuz ve müziğiniz, oyununuz veya görüşmeniz kesintiye uğramıyor. Herkesin sürekli kablolar ve şarj cihazlarıyla uğraşmaktan bıktığı 2026 yılında, bu yaklaşım sadece uygun değil, aynı zamanda son derece zamanında görünüyor. [h3]Başka bir amiral gemisi yerine sıra dışı bir fikir. [/h3] Louder'ın çekiciliğinin sırrı, "sıradan bir oyun kulaklığı" olmaları değil. Lunacy'nin, geleneksel markaların "uzun pil ömrü" iddialarıyla geçiştirmeyi tercih ettiği bir sorunu gerçekten çözmüş olmalarıdır. Burada pil ömrü sadece bir iddia değil, bir mekanizma. İki pil, kulaklığın içindeki bir tampon ve bir şarj istasyonu dahil; bunlar sadece süsleme değil, tam teşekküllü mühendislik özellikleri. Ve insanlar genellikle bu tür şeyleri tartışmaya, arkadaşlarına iletmeye ve incelemelerde detaylıca ele almaya başlıyorlar. [h3]Bu durum 2026'da neden önemli?[/h3] Çünkü piyasa, görünüşte kullanışlı ancak sürekli dikkat gerektiren sıkıcı kablosuz kulaklıklardan bıktı. 2026'daki kullanıcılar sadece "çalışan" değil, baş ağrısı yaratmayan bir şey istiyorlar. Lunacy Louder tam da bu noktaya değiniyor: Eğer kulaklıklar gerçekten 60 saate kadar dayanıyorsa ve pil değişimi kullanımını kesintiye uğratmıyorsa, bu artık sadece pazarlama hilesi değil, her gece şarj etme endişesinden kurtulmak için bir neden. Ve evet, bu küçük bir şey gibi görünebilir, ta ki böyle bir cihazla yaşamaya başlayana kadar. [h3]İçlerinde ne var? [/h3]Şimdi asıl konuya gelelim. Lunacy Louder, 50 mm ve 30 mm sürücülere sahip iki yollu hoparlörler kullanıyor; bu da "herkesin kullandığı sıradan hoparlörler" olmadıkları, aksine daha temiz bir frekans ayrımı elde etme girişimi oldukları anlamına geliyor. Teoride bu, sesin daha odaklı olabileceği anlamına gelir: ayak sesleri kaybolmaz, orta frekanslar bulanıklaşmaz ve bas her şeyi ezmez. Üstelik kulaklıklar aynı anda iki dünyada birden çalışıyor: Gecikmesiz oyun deneyimi için 2.4 GHz ve telefonunuz, dizüstü bilgisayarınız ve normal günlük kullanımınız için Bluetooth 5.4. Yani bu sadece "PC'ye özel" bir kulaklık değil, masaya bağlı kalmadan yanınızda taşıyabileceğiniz bir cihaz. [h3]Her bir kasede iki sürücü[/h3] Bu, en ikna edici noktalardan biri. 50 mm + 30 mm çift yönlü tasarım, tartışmaya girmeden önce test etmek isteyeceğiniz bir şey gibi görünüyor. Genellikle etkileyici bir ürünü vasat bir üründen ayıran da bu tür çözümlerdir: üretici sadece büyük bir hoparlör takmakla kalmaz, bunun yerine sesi daha kontrollü ve canlı hale getirmeye çalışır. Bu, özellikle oyun için faydalıdır, çünkü iyi bir kulaklık sadece ses yüksekliğiyle ilgili değil, aynı zamanda ses sahnesindeki ayrıntıları ne kadar iyi işlediğiyle de ilgilidir. [h3]İki mikrofon ve iki senaryo[/h3] Louder'da çıkarılabilir bir mikrofon ve dahili bir mikrofon bulunuyor; bu da cihazın oyun moduna takılıp kalmayacağının açık bir garantisi. İster oyun oynarken ve partilerde iletişim kurarken, ister günlük kullanımda daha gizli bir görünüm için mikrofonu çıkararak kullanabilirsiniz. Bu, "moda olduğu için" değil, insanların sadece pazarlama görsellerinde iyi görünen kulaklıklardan gerçekten bıktığı için faydalı. Kulaklıklar yayın sırasında, aramalarda, oyunlarda ve hatta sokakta veya evde bile etkili bir şekilde kullanılabiliyorsa, artık sadece tek kullanımlık bir aksesuar değil, tam teşekküllü bir çalışma aracı haline gelirler. [h3]İki bağlantı yöntemi[/h3] 2.4 GHz ve Bluetooth 5.4—kulağa sıkıcı gelen bir kombinasyon, ta ki gerçekten kullanana kadar. Oyun oynamak minimum gecikme süresine sahip bir radyo kanalı gerektirirken, diğer her şey Bluetooth gerektirir; bu da her seferinde bir adaptör takmanızı gerektirmez. İşte Lunacy Louder'ın gerçekten parladığı nokta burası: kullanıcıyı tek bir moda kilitlemiyor, aksine bir seçim sunuyor. Bu güçlü bir hamle, çünkü 2026'da çok yönlülük, temel özellikler kadar değerli hale geliyor. [h3]Ana özellik[/h3] İşte işler burada gerçekten ilginçleşiyor. Maksimum ses seviyesinde 60 saate kadar pil ömrü oldukça iddialı bir vaat, ancak Lunacy daha da ileri gitti: iki pil dahil ve dahili mini pil sayesinde pillerin değiştirilmesi güç kaynağını kesintiye uğratmıyor. Özetle: Oyun oynarken, canlı yayın yaparken veya seyahatteyken kulaklığınızın şarjının bitmesinden korkmuyorsunuz. Ve bu, modeli satın almak için gerçek bir neden, sadece "ilginç yeni ürünler" listesine eklemek için değil. [h3]60 saate kadar kullanım süresi ve değiştirilebilir piller[/h3] Normal kablosuz kulaklıklar pil ömrüyle övünürler, ancak gerçek hayatta bu genellikle tek bir anlama gelir: bir hafta ve sonra kablo geri gelir. Louder ise burada tamamen farklı bir oyun oynuyor, çünkü çift pil, kullanım senaryosunu tamamen değiştiriyor. Sadece daha uzun değil, aynı zamanda daha kullanışlı. Öyle ki, kulaklıkları sürekli şarj edilmesi gereken bir cihaz olarak algılamayı gerçekten bırakabilirsiniz. Ve işte tam olarak bu şekilde, daha sonra teknik özelliklerde değil, günlük konuşmalarda ele alınan "vurucu" mekanizmalar doğuyor. [h3]İçinde neden mini bir pil var?[/h3] Dahili yedek batarya fikri, bir pazarlama hilesi değil, sağlam bir mühendislik çözümünün klasik bir örneğidir. Ana bataryayı bağlantıyı kaybetmeden kolayca değiştirebilmeniz için birkaç dakikalık yedek güç sağlar. Bunlar, birçok "akıllı" cihazın sahip olmadığı özelliklerdir: sunumlarda harika ses çıkarırlar, ancak günlük kullanımda rahatsız edicidirler. Louder ise, bu süreçteki stresi ortadan kaldırmaya çalışıyor ve bu da onun lehine çok güçlü bir argüman. [h3]Hayatta bu neden elverişli?[/h3] Louder'ın en iyi yanı, sadece oyun için olmaması. Evet, bunlar oyun kulaklıkları, ancak tasarımları yayın akışı, telefon görüşmeleri ve günlük kullanım için de mükemmel bir şekilde uygun. Bluetooth 5.4, uzun pil ömrü ve çift mikrofon, onları dar bir kutuya sığmayacak kadar çok yönlü kılıyor. Bu da önemli, çünkü 2026'da insanlar giderek sadece "oyun cihazı" değil, günlük hayatta onları rahatsız etmeyecek çok yönlü bir cihaz satın alıyorlar. Bu nedenle Lunacy Louder, "oyun için iyi, günlük kullanım için değil" uzlaşmalarından bıkanlar arasında popüler olabilir. [h3]Lunacy Louder'ın Neden Büyük Bir Olay Olabileceği[/h3] Asıl sebep basit: Akılda kalıcı bir fikirleri var. "Dünyanın en iyi sesi" değil, "ultra hafif tasarım" değil, soyut bir kavram da değil; çok somut bir şey: İstediğiniz kadar dinleyin, pili değiştirin, endişelenmeyin. Açıklaması kolay, hatırlaması kolay ve konuşmada satması kolay. İkinci neden ise pratikliktir. Louder'lar sadece gösteriş amaçlı bir oyuncak gibi görünmezler: oyunları, yayınları ve günlük kullanımı gerçekten kapsarlar. Bu da onların bir şaka aracı olarak değil, düzgün çalışan bir cihaz olarak kullanılabileceği anlamına gelir. [h3]Gerçekten de hayranlık uyandırıcı bir etkiye sahipler.[/h3] Şarj istasyonu, değiştirilebilir piller, kulaklık kabının içinde bir tampon, 60 saat pil ömrü, iki sürücü, iki mikrofon tüm bunlar anında çok ayırt edici bir imaj oluşturuyor. İşe yarıyor, bu özellikler, onlar hakkında konuşmak, tartışmak ve onları sıradan kablosuz kulaklıklarla karşılaştırmak istemenizi sağlıyor. Bunlar üst düzey trendde yer alıyor. Tüketiciler giderek daha çok, sadece kimliği belirsiz donanımlar değil, karakter sahibi şeyler istiyorlar. Lunacy Louder tam da bu: Tuhaf olmaktan çekinmiyorlar, ama anlamsız da görünmüyorlar. [h3]Başarılı olmasını beklemeli miyiz?[/h3] Evet, eğer sıradışı, üst düzey ve gerçekten ilgi çekici olarak nitelendirilebilecek bir ürün arıyorsanız, Lunacy Louders tam size göre. Sıradan bir kablosuz kulaklık olarak geçiştirilemeyecek kadar sağlam bir yapıya sahip. Ancak bir dezavantajı da var: Eğer biri mümkün olan en basit, en hafif ve "açıkça karmaşık olmayan" modeli istiyorsa, Louder aşırıya kaçmış gibi görünebilir. Bu başlı başına bir dezavantaj değil; sadece çok fazla karaktere sahipler. Özetle, Lunacy Louder 2026'nın en büyük hitlerinden biri olabilir; bunun nedeni en ucuz veya en çok yönlü olmaları değil, nihayet gerçekten akılda kalıcı bir şey sunmalarıdır. Bunlar, bir fikre, bir karaktere ve hayranlık uyandıran özelliklerle günlük kullanışlılığın nadir bir karışımına sahip kulaklıklardır. Kısacası, Louder "eh, fena değil" demekle ilgili değil. "Vay canına, bu çok ilginç" demekle ilgili. Ve tam da bu tür ürünler en çok yankı uyandıran ürünler olma eğilimindedir.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Ekran kartı için güç kaynağı nasıl seçilir?
    Ekran kartı satın alırken güç kaynağını da unutmayın. Güç kaynağının kapasitesi, tüm bileşenlerin güç tüketimini karşılamalı ve küçük bir rezerv içermelidir. Bu, aşırı yüklenmeleri ve bileşen arızalarını önlemeye yardımcı olacaktır.

    Güç kaynağı seçerken dikkat etmeniz gereken bazı ipuçları şunlardır:

    -Ekran kartının güç tüketimine dikkat edin. Bu parametre teknik özelliklerde bulunabilir. Üretici genellikle belirli bir GPU modeli için önerilen güç kaynağı watt değerini belirtir.

    -Toplam sistem güç tüketimini hesaplayın. Bunun için güç tüketimi hesaplayıcıları içeren özel web sitelerini kullanabilirsiniz . Sistem yapılandırmasını girin ve gerekli güç kaynağı kapasitesi için yaklaşık bir değer elde edin. Alternatif olarak, verileri eski usulde, teknik özelliklerden toplayıp özetleyebilirsiniz. Güç kaynağının çıkış gücü, sistemin güç tüketimini %20-30'luk bir marjla karşılamalıdır.

    -12V güç kaynağını mutlaka kontrol edin. Bu, en çok güç tüketen bileşenlere, yani işlemciye ve ekran kartına güç sağlar. 12V güç kaynağı, teknik özelliklerde ve güç kaynağı ambalajında ​​belirtilmiştir. İdeal olarak, güç kaynağının nominal çıkış gücüne mümkün olduğunca yakın olmalıdır.

    -ATX standardını seçme. Modern ekran kartları ek güç için yeni bağlantı noktaları kullanır: 12VHPWR veya 12V-2x6. Yalnızca ATX 3.0/3.1 güç kaynakları bu arayüzleri destekler. Ancak bu isteğe bağlıdır. Uygun bir ATX 2.X güç kaynağı ve 8 pinli - 12VHPWR adaptörü kullanabilirsiniz.

    Alıntıdır...
    Ekran kartı satın alırken güç kaynağını da unutmayın. Güç kaynağının kapasitesi, tüm bileşenlerin güç tüketimini karşılamalı ve küçük bir rezerv içermelidir. Bu, aşırı yüklenmeleri ve bileşen arızalarını önlemeye yardımcı olacaktır. Güç kaynağı seçerken dikkat etmeniz gereken bazı ipuçları şunlardır: -Ekran kartının güç tüketimine dikkat edin. Bu parametre teknik özelliklerde bulunabilir. Üretici genellikle belirli bir GPU modeli için önerilen güç kaynağı watt değerini belirtir. -Toplam sistem güç tüketimini hesaplayın. Bunun için güç tüketimi hesaplayıcıları içeren özel web sitelerini kullanabilirsiniz . Sistem yapılandırmasını girin ve gerekli güç kaynağı kapasitesi için yaklaşık bir değer elde edin. Alternatif olarak, verileri eski usulde, teknik özelliklerden toplayıp özetleyebilirsiniz. Güç kaynağının çıkış gücü, sistemin güç tüketimini %20-30'luk bir marjla karşılamalıdır. -12V güç kaynağını mutlaka kontrol edin. Bu, en çok güç tüketen bileşenlere, yani işlemciye ve ekran kartına güç sağlar. 12V güç kaynağı, teknik özelliklerde ve güç kaynağı ambalajında ​​belirtilmiştir. İdeal olarak, güç kaynağının nominal çıkış gücüne mümkün olduğunca yakın olmalıdır. -ATX standardını seçme. Modern ekran kartları ek güç için yeni bağlantı noktaları kullanır: 12VHPWR veya 12V-2x6. Yalnızca ATX 3.0/3.1 güç kaynakları bu arayüzleri destekler. Ancak bu isteğe bağlıdır. Uygun bir ATX 2.X güç kaynağı ve 8 pinli - 12VHPWR adaptörü kullanabilirsiniz. Alıntıdır...
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • TechForumTR'de yeni bir tartışma başladı:

    **MINI PC'NIN 90W HARICI GÜÇ ADAPTÖRÜ SÜREKLI ÇALIŞMAYA UYGUN MU?**

    PC almayı planlıyorum , ancak harici güç kaynağının sürekli çalışma için tasarlanmadığından endişeliyim. HP'nin uygun koruma mekanizmalarını yerleştirdiğinden ve buna göre boyutlandırdığından eminim, ancak yalnızca 10-15 yıllık dizüstü bilgisayar güç kaynaklarına aşinayım ve bunlar genellikle...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6735/

    #mini #pcnin #harici #adaptörü #sürekli #teknoloji #techforumtr
    🚀 TechForumTR'de yeni bir tartışma başladı: 📌 **MINI PC'NIN 90W HARICI GÜÇ ADAPTÖRÜ SÜREKLI ÇALIŞMAYA UYGUN MU?** 📝 PC almayı planlıyorum , ancak harici güç kaynağının sürekli çalışma için tasarlanmadığından endişeliyim. HP'nin uygun koruma mekanizmalarını yerleştirdiğinden ve buna göre boyutlandırdığından eminim, ancak yalnızca 10-15 yıllık dizüstü bilgisayar güç kaynaklarına aşinayım ve bunlar genellikle... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6735/ #mini #pcnin #harici #adaptörü #sürekli #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 543 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • SpeakyChat diğer sohbet sistemlerini etkiliyor mu yoksa virüslü mü?
    Son zamanlarda sohbet topluluklarında ve çeşitli platformlarda dikkatimi çeken bir konu var. SpeakyChat kullandıktan sonra bazı kullanıcıların diğer sohbet sistemlerinde sorun yaşadığını belirtmesi. Açıkçası ilk duyduğumda bunun tesadüf olabileceğini düşündüm. Ancak benzer yorumları farklı kişilerden görünce konuyu biraz daha araştırmak istedim.

    En sık dile getirilen sorunların başında mikrofon problemleri geliyor. Daha önce sorunsuz çalışan mikrofonların bazı sohbet sistemlerinde algılanmadığı, ses bağlantılarının beklenmedik şekilde kesildiği veya kullanıcıların ses gönderemediği yönünde yorumlar bulunuyor. SpeakyChat activeX otomatik yüklendikten sonra program ekle kaldırsan dahi zor kaldırılıyor ve kaldıramayan arkadaşalar dahi var.

    Bazı kullanıcılar ise farklı bir durumdan bahsediyor. Onlara göre SpeakyChat kurulduktan sonra bilgisayarın ses aygıtı tercihleri değişiyor ve diğer sohbet platformları yanlış ses kaynağını kullanmaya başlıyor. Bu da ilk bakışta mikrofon arızası gibi görünse de aslında yazılım ayarlarından kaynaklanabiliyor.

    İlginç olan nokta ise bazı kullanıcıların programı kaldırdıktan sonra sistemlerinin yeniden normal çalışmaya başladığını söylemesi. Özellikle daha önce bağlantı problemi yaşayan sohbet sitelerinin tekrar sorunsuz açılması ve mikrofonun yeniden çalışması birçok kişinin dikkatini çekmiş durumda.

    Elbette burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Bir programın kaldırılması sonrasında yaşanan düzelme her zaman sorunun doğrudan o programdan kaynaklandığını göstermeyebilir. Bazen yazılım çakışmaları, ses sürücüleri, tarayıcı izinleri veya Windows ayarları da benzer problemlere neden olabiliyor.

    Buna rağmen kullanıcı deneyimleri incelendiğinde SpeakyChat sonrasında yaşanan teknik problemlerin tamamen göz ardı edilemeyecek kadar sık konuşulduğunu söylemek mümkün. Özellikle sesli sohbet platformlarını aktif kullanan kişilerin kurulum sonrasında sistem ayarlarını kontrol etmeleri faydalı olabilir.

    Eğer SpeakyChat kurduktan sonra başka sohbet sitelerinde sorun yaşamaya başladıysanız öncelikle mikrofon ayarlarınızı, varsayılan ses aygıtınızı ve tarayıcı izinlerinizi kontrol etmeniz önerilir. Sorun devam ediyorsa programı kaldırarak kısa bir test yapmak da problemin kaynağını anlamanıza yardımcı olabilir.

    SpeakyChat'in diğer sohbet sistemlerini etkileyip etkilemediği konusunda kesin bir yargıya varmak zor olsa da, kullanıcıların paylaştığı deneyimler bu konuda bazı soru işaretlerinin oluşmasına neden oluyor. Özellikle birden fazla sohbet platformu kullanan kişilerin kurulum sonrasında sistem davranışlarını dikkatle takip etmeleri faydalı olacaktır.
    Son zamanlarda sohbet topluluklarında ve çeşitli platformlarda dikkatimi çeken bir konu var. SpeakyChat kullandıktan sonra bazı kullanıcıların diğer sohbet sistemlerinde sorun yaşadığını belirtmesi. Açıkçası ilk duyduğumda bunun tesadüf olabileceğini düşündüm. Ancak benzer yorumları farklı kişilerden görünce konuyu biraz daha araştırmak istedim. En sık dile getirilen sorunların başında mikrofon problemleri geliyor. Daha önce sorunsuz çalışan mikrofonların bazı sohbet sistemlerinde algılanmadığı, ses bağlantılarının beklenmedik şekilde kesildiği veya kullanıcıların ses gönderemediği yönünde yorumlar bulunuyor. SpeakyChat activeX otomatik yüklendikten sonra program ekle kaldırsan dahi zor kaldırılıyor ve kaldıramayan arkadaşalar dahi var. Bazı kullanıcılar ise farklı bir durumdan bahsediyor. Onlara göre SpeakyChat kurulduktan sonra bilgisayarın ses aygıtı tercihleri değişiyor ve diğer sohbet platformları yanlış ses kaynağını kullanmaya başlıyor. Bu da ilk bakışta mikrofon arızası gibi görünse de aslında yazılım ayarlarından kaynaklanabiliyor. İlginç olan nokta ise bazı kullanıcıların programı kaldırdıktan sonra sistemlerinin yeniden normal çalışmaya başladığını söylemesi. Özellikle daha önce bağlantı problemi yaşayan sohbet sitelerinin tekrar sorunsuz açılması ve mikrofonun yeniden çalışması birçok kişinin dikkatini çekmiş durumda. Elbette burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Bir programın kaldırılması sonrasında yaşanan düzelme her zaman sorunun doğrudan o programdan kaynaklandığını göstermeyebilir. Bazen yazılım çakışmaları, ses sürücüleri, tarayıcı izinleri veya Windows ayarları da benzer problemlere neden olabiliyor. Buna rağmen kullanıcı deneyimleri incelendiğinde SpeakyChat sonrasında yaşanan teknik problemlerin tamamen göz ardı edilemeyecek kadar sık konuşulduğunu söylemek mümkün. Özellikle sesli sohbet platformlarını aktif kullanan kişilerin kurulum sonrasında sistem ayarlarını kontrol etmeleri faydalı olabilir. Eğer SpeakyChat kurduktan sonra başka sohbet sitelerinde sorun yaşamaya başladıysanız öncelikle mikrofon ayarlarınızı, varsayılan ses aygıtınızı ve tarayıcı izinlerinizi kontrol etmeniz önerilir. Sorun devam ediyorsa programı kaldırarak kısa bir test yapmak da problemin kaynağını anlamanıza yardımcı olabilir. SpeakyChat'in diğer sohbet sistemlerini etkileyip etkilemediği konusunda kesin bir yargıya varmak zor olsa da, kullanıcıların paylaştığı deneyimler bu konuda bazı soru işaretlerinin oluşmasına neden oluyor. Özellikle birden fazla sohbet platformu kullanan kişilerin kurulum sonrasında sistem davranışlarını dikkatle takip etmeleri faydalı olacaktır.
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal