• Deus Ex: Mankind Divided Prag 2029 Rehberi

    Deus Ex: Mankind Divided Prag 2029 Rehberi: Oyundaki 6 Gizli Tur Noktası

    Merhaba.

    Bu yazıda Deus Ex: Mankind Divided içerisinde kendime koyduğum küçük ama oldukça ilginç bir hedefi ve bu hedefe ulaşırken yaşadığım süreci anlatacağım.

    Oyunun Prag haritasında fark edilmesi oldukça kolay olmayan bazı noktalar bulunuyor. Bunların izini sürdükçe, başlangıçta sıradan bir hikâye eşyası gibi görünen bir nesnenin aslında oyuncuyu Prag'ın farklı köşelerinde küçük bir keşif turuna çıkardığını fark ettim.

    Bu benim buradaki ilk uzun yazılarımdan biri olduğu için anlatım yer yer biraz kişisel olabilir. Ancak Deus Ex'in çevre tasarımını ve gizli detaylarını sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum.

    Juggernaut Collective bu kez bir seyahat acentesi gibi

    Juggernaut Collective'i oyunda küresel ölçekte faaliyet gösteren bir siber örgüt olarak tanıyoruz.

    Fakat görünen o ki Adam Jensen için küçük bir Prag turu da hazırlamışlar.

    Jensen'in dairesinde, yatağın ve pencerenin arasındaki zeminin altında gizli bir bölme bulunuyor. Burada "Juggernaut'tan Hoş Geldin Hediyesi" olarak tanımlanan bir eşya var.

    Bu nesne envanterde yalnızca bir hikâye öğesi olarak görünüyor ve herhangi bir görevde doğrudan kullanılmıyor.

    Fakat dikkatli incelendiğinde iş değişiyor.

    Zarfın içerisinde Prag'daki bazı yerlerin fotoğrafları ile işaretlenmiş konumlar bulunuyor.

    Yani aslında oyun, size açıkça söylemeden küçük bir şehir turu veriyor.

    Prag 2029 rehberli turu başlıyor

    İlk fotoğraftaki noktayı bulmak oldukça kolay.

    Konum, oyundaki araba bayisinin çevresinde bulunuyor ve fotoğraftaki açı neredeyse birebir yeniden oluşturulabiliyor.

    Burası aynı zamanda SM05: Samizdat yan görevi nedeniyle de tanıdık bir bölge.

    Görevin ilerleyen aşamalarından biri bu binanın çatısında gerçekleşiyor.

    Samizdat göreviyle bağlantılı bölge

    Görev sırasında amaçlardan biri şehir veri merkezinin kontrolünü ele geçirmek.

    Veri merkezine giderken Peter Chang, Jensen ile iletişime geçiyor. Jensen Samizdat meselesinin çözüldüğünü bildiriyor ve Chang kullanılan yönteme şaşırarak görüşmeyi sonlandırıyor.

    Bu yüzden rehberdeki ilk nokta yalnızca görsel olarak değil, görev bağlantısı açısından da dikkat çekici.

    Anıt İstasyonu

    Bir sonraki nokta Anıt İstasyonu çevresinde.

    Ana hikâyeyi takip eden oyuncular burayı zaten ziyaret ediyor.

    Bölgedeki çöplerin arasında Marchenko hakkında bilgiler içeren küçük bir cep defteri de bulunabiliyor.

    Fotoğraftaki açıyı yakalamak için çevrede biraz dolaşmak gerekiyor.

    En uğraştırıcı noktalardan biri

    Bir sonraki konum beni epey uğraştırdı.

    Fotoğrafın çekildiği yere çıkabilmek için çevredeki nesneleri kullanmaya çalışırken bölgedeki çöp kutularını çatıya taşımaya başladım.

    Amacım soldaki balkona ulaşabileceğim geçici bir yükselti oluşturmaktı.

    Çöp kutularından biri metal yapının arasına sıkışınca ortaya çıkabilecek küçük boşluğu kullanarak yukarı çıkmayı başardım.

    Bazen Deus Ex'in en eğlenceli tarafı tam olarak bu oluyor.
    Oyun size belirli bir yolu takip etmenizi söylemiyor. Çevreyi ve fizik sistemini kullanarak kendi çözümünüzü üretmenize izin veriyor.
    Böylece rehberdeki altı noktadan üçünü bulmuş oldum.

    Geriye kalan üç konum

    Haritadaki işaretlere göre geriye üç nokta daha kalıyordu.
    1. Palisade Emlak Bankası'nın batı tarafındaki bölge
    2. Palisade çevresindeki ikinci işaretli nokta
    3. Čistá Čtvrť, yani Temiz Bölge tarafındaki konum
    Bunlardan birinde ilk dikkat çeken şey devasa bir 5 rakamı.

    Zarfın içerisindeki fotoğrafta da bu detay görülebiliyor ancak görüntü oldukça karanlık ve düşük kaliteli olduğu için ilk bakışta anlamak kolay değil.

    Duvar ve reklam panosu

    Başka bir fotoğrafta ise duvardaki girintiler ilk bakışta pencere gibi görünüyor.

    Bu da gerçek konumu bulmayı gereksiz yere zorlaştırıyor.

    Fotoğraftaki en önemli ipuçları aslında:
    1. Duvarın yapısı
    2. Girintilerin konumu
    3. Yakındaki reklam panosu
    oluyor.

    Bu detayları bir araya getirince doğru bölgeyi belirlemek çok daha kolaylaşıyor.

    Altıncı fotoğrafın gizemi

    Rehberdeki altıncı fotoğraf konusunda ise aynı başarıyı gösteremedim.

    Fotoğrafın oyundaki birebir karşılığını bulamadım.

    Bunun birkaç nedeni olabilir.

    Fotoğraf, geliştirme sürecindeki daha eski bir Prag tasarımından alınmış olabilir veya Deus Ex: Mankind Divided'ın son sürümünde ilgili bölge değiştirilmiş olabilir.

    Yine de fotoğrafa oldukça benzeyen bazı noktalar mevcut.

    Bir süre sonra önemli bir ayrıntı daha fark ettim.

    Fotoğraflarda KD tabelasının bulunduğu bölgelerde, oyunun kendisinde de buna karşılık gelen tebeşirle çizilmiş küçük işaretler bulunuyor.

    Bu detay, fotoğrafların rastgele seçilmediğini ve geliştiricilerin oyuncuyu gerçekten belirli noktalara yönlendirmek istediğini gösteriyor.

    Peki bütün bunların sonunda ne kazanıyoruz?

    Aslında hiçbir şey.

    Ne özel bir silah geliyor, ne başarım açılıyor, ne de gizli bir görev başlıyor ve bence bu, bütün olayın en güzel kısmı.
    Bu gerçekten bir şehir rehberi. Sizi Prag'ın farklı noktalarında dolaştırıyor, çevre tasarımını incelemenizi sağlıyor ve karşılığında hiçbir ödül vermiyor.
    Tek ödülünüz, normalde koşarak geçtiğiniz sokaklara biraz daha dikkatli bakmak.

    Deus Ex: Mankind Divided'ın Prag tasarımını özel yapan şeylerden biri de bu zaten.

    Şehir yalnızca görevleri birbirine bağlayan bir harita değil. Küçük tabelalar, gizli odalar, alternatif yollar ve fark edilmesi zor çevresel hikâyelerle dolu.

    Bu küçük Juggernaut rehberi de oyunun dünyasına yerleştirilmiş en hoş detaylardan biri.

    Siz bu altı noktayı daha önce fark etmiş miydiniz? Özellikle altıncı fotoğrafın kesin konumunu bulan varsa paylaşırsa oldukça güzel olur.

    #deusex #deusexmankinddivided #prag #prague2029 #adamjensen #oyun #oyunrehberi
    [h2]Deus Ex: Mankind Divided Prag 2029 Rehberi: Oyundaki 6 Gizli Tur Noktası[/h2] Merhaba. Bu yazıda [b]Deus Ex: Mankind Divided[/b] içerisinde kendime koyduğum küçük ama oldukça ilginç bir hedefi ve bu hedefe ulaşırken yaşadığım süreci anlatacağım. Oyunun Prag haritasında fark edilmesi oldukça kolay olmayan bazı noktalar bulunuyor. Bunların izini sürdükçe, başlangıçta sıradan bir hikâye eşyası gibi görünen bir nesnenin aslında oyuncuyu Prag'ın farklı köşelerinde küçük bir keşif turuna çıkardığını fark ettim. Bu benim buradaki ilk uzun yazılarımdan biri olduğu için anlatım yer yer biraz kişisel olabilir. Ancak Deus Ex'in çevre tasarımını ve gizli detaylarını sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum. [h2]Juggernaut Collective bu kez bir seyahat acentesi gibi[/h2] Juggernaut Collective'i oyunda küresel ölçekte faaliyet gösteren bir siber örgüt olarak tanıyoruz. Fakat görünen o ki Adam Jensen için küçük bir [i]Prag turu[/i] da hazırlamışlar. Jensen'in dairesinde, yatağın ve pencerenin arasındaki zeminin altında gizli bir bölme bulunuyor. Burada [b]"Juggernaut'tan Hoş Geldin Hediyesi"[/b] olarak tanımlanan bir eşya var. Bu nesne envanterde yalnızca bir hikâye öğesi olarak görünüyor ve herhangi bir görevde doğrudan kullanılmıyor. Fakat dikkatli incelendiğinde iş değişiyor. Zarfın içerisinde Prag'daki bazı yerlerin fotoğrafları ile işaretlenmiş konumlar bulunuyor. Yani aslında oyun, size açıkça söylemeden küçük bir şehir turu veriyor. [h2]Prag 2029 rehberli turu başlıyor[/h2] İlk fotoğraftaki noktayı bulmak oldukça kolay. Konum, oyundaki araba bayisinin çevresinde bulunuyor ve fotoğraftaki açı neredeyse birebir yeniden oluşturulabiliyor. Burası aynı zamanda [b]SM05: Samizdat[/b] yan görevi nedeniyle de tanıdık bir bölge. Görevin ilerleyen aşamalarından biri bu binanın çatısında gerçekleşiyor. [h3]Samizdat göreviyle bağlantılı bölge[/h3] Görev sırasında amaçlardan biri şehir veri merkezinin kontrolünü ele geçirmek. Veri merkezine giderken Peter Chang, Jensen ile iletişime geçiyor. Jensen Samizdat meselesinin çözüldüğünü bildiriyor ve Chang kullanılan yönteme şaşırarak görüşmeyi sonlandırıyor. Bu yüzden rehberdeki ilk nokta yalnızca görsel olarak değil, görev bağlantısı açısından da dikkat çekici. [h2]Anıt İstasyonu[/h2] Bir sonraki nokta [b]Anıt İstasyonu[/b] çevresinde. Ana hikâyeyi takip eden oyuncular burayı zaten ziyaret ediyor. Bölgedeki çöplerin arasında Marchenko hakkında bilgiler içeren küçük bir cep defteri de bulunabiliyor. Fotoğraftaki açıyı yakalamak için çevrede biraz dolaşmak gerekiyor. [h2]En uğraştırıcı noktalardan biri[/h2] Bir sonraki konum beni epey uğraştırdı. Fotoğrafın çekildiği yere çıkabilmek için çevredeki nesneleri kullanmaya çalışırken bölgedeki çöp kutularını çatıya taşımaya başladım. Amacım soldaki balkona ulaşabileceğim geçici bir yükselti oluşturmaktı. Çöp kutularından biri metal yapının arasına sıkışınca ortaya çıkabilecek küçük boşluğu kullanarak yukarı çıkmayı başardım. Bazen Deus Ex'in en eğlenceli tarafı tam olarak bu oluyor. [quote]Oyun size belirli bir yolu takip etmenizi söylemiyor. Çevreyi ve fizik sistemini kullanarak kendi çözümünüzü üretmenize izin veriyor.[/quote] Böylece rehberdeki altı noktadan üçünü bulmuş oldum. [h2]Geriye kalan üç konum[/h2] Haritadaki işaretlere göre geriye üç nokta daha kalıyordu. [ol] [li]Palisade Emlak Bankası'nın batı tarafındaki bölge[/li] [li]Palisade çevresindeki ikinci işaretli nokta[/li] [li]Čistá Čtvrť, yani Temiz Bölge tarafındaki konum[/li] [/ol] Bunlardan birinde ilk dikkat çeken şey devasa bir [b]5[/b] rakamı. Zarfın içerisindeki fotoğrafta da bu detay görülebiliyor ancak görüntü oldukça karanlık ve düşük kaliteli olduğu için ilk bakışta anlamak kolay değil. [h3]Duvar ve reklam panosu[/h3] Başka bir fotoğrafta ise duvardaki girintiler ilk bakışta pencere gibi görünüyor. Bu da gerçek konumu bulmayı gereksiz yere zorlaştırıyor. Fotoğraftaki en önemli ipuçları aslında: [ol] [li]Duvarın yapısı[/li] [li]Girintilerin konumu[/li] [li]Yakındaki reklam panosu[/li] [/ol] oluyor. Bu detayları bir araya getirince doğru bölgeyi belirlemek çok daha kolaylaşıyor. [h2]Altıncı fotoğrafın gizemi[/h2] Rehberdeki altıncı fotoğraf konusunda ise aynı başarıyı gösteremedim. Fotoğrafın oyundaki birebir karşılığını bulamadım. Bunun birkaç nedeni olabilir. Fotoğraf, geliştirme sürecindeki daha eski bir Prag tasarımından alınmış olabilir veya Deus Ex: Mankind Divided'ın son sürümünde ilgili bölge değiştirilmiş olabilir. Yine de fotoğrafa oldukça benzeyen bazı noktalar mevcut. Bir süre sonra önemli bir ayrıntı daha fark ettim. Fotoğraflarda [b]KD[/b] tabelasının bulunduğu bölgelerde, oyunun kendisinde de buna karşılık gelen tebeşirle çizilmiş küçük işaretler bulunuyor. Bu detay, fotoğrafların rastgele seçilmediğini ve geliştiricilerin oyuncuyu gerçekten belirli noktalara yönlendirmek istediğini gösteriyor. [h2]Peki bütün bunların sonunda ne kazanıyoruz?[/h2] Aslında hiçbir şey. Ne özel bir silah geliyor, ne başarım açılıyor, ne de gizli bir görev başlıyor ve bence bu, bütün olayın en güzel kısmı. [quote]Bu gerçekten bir şehir rehberi. Sizi Prag'ın farklı noktalarında dolaştırıyor, çevre tasarımını incelemenizi sağlıyor ve karşılığında hiçbir ödül vermiyor.[/quote] Tek ödülünüz, normalde koşarak geçtiğiniz sokaklara biraz daha dikkatli bakmak. Deus Ex: Mankind Divided'ın Prag tasarımını özel yapan şeylerden biri de bu zaten. Şehir yalnızca görevleri birbirine bağlayan bir harita değil. Küçük tabelalar, gizli odalar, alternatif yollar ve fark edilmesi zor çevresel hikâyelerle dolu. Bu küçük Juggernaut rehberi de oyunun dünyasına yerleştirilmiş en hoş detaylardan biri. [b]Siz bu altı noktayı daha önce fark etmiş miydiniz? Özellikle altıncı fotoğrafın kesin konumunu bulan varsa paylaşırsa oldukça güzel olur.[/b] #deusex #deusexmankinddivided #prag #prague2029 #adamjensen #oyun #oyunrehberi
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 5 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Xbox Series X ve One Oyunları Artık Dijitalleştirilebiliyor
    Oyun İçi İçerik Üreticileri İçin Diskten Dijitale Dönüştürme: Xbox Series X ve One Oyunları Artık Dijitalleştirilebiliyor.

    Xbox Series X ve Xbox One oyunları için diskten dijitale dönüştürme özelliği artık Insider Programı'nda mevcut. Bu özellik, kullanıcıların fiziksel bir diskten oyun için dijital lisans oluşturmasına ve ardından fiziksel diske ihtiyaç duymadan oyunu oynamasına olanak tanır. Topluluk genel bakışı, hangi oyunların desteklendiğini gösterir.

    Dijital lisans diske bağlı kalmaya devam ediyor.

    Xbox konsolları için disk dijitalleştirme söylentileri bir süredir dolaşıyordu ve Microsoft birkaç gün önce Gamescom'da Xbox Series X için diskten dijitale dönüştürme programını resmen duyurdu . Diskten dijitale dönüştürme lisanslama destek sayfasına göre, yeni özellik artık belirli Xbox Insider'lar için kullanılabilir. Kullanmak için ilgili diskin takılması gerekiyor ve lisans dönüştürme işlemi başarıyla tamamlandıktan sonra oyun fiziksel disk olmadan başlatılabiliyor.

    Diskler satıldığında dijital lisans geçerliliğini kaybeder.

    Xbox Series X (Series S'te disk sürücüsü bulunmamaktadır) ve Xbox One'da desteklenen oyunlar için dönüştürme işlemi, kullanıcılar hesaplarıyla oturum açtıklarında, konsollarına bir disk taktıklarında ve özellik Insider Programı'nda kullanıcı için zaten mevcut olduğunda Xbox Series X'te otomatik olarak gerçekleşir. Dijital lisansın başarıyla oluşturulduğunu belirten bir bildirim görüntülenir ve diskten dijitale lisansa sahip oyunlar kullanıcının kütüphanesinde bir rozetle gösterilir. Ancak, bir disk satılır ve daha sonra başka bir oyuncu tarafından kullanılırsa, orijinal diskten dijitale lisansa erişim kaybolur.
    Alternatif olarak, "Aygıtlar ve Bağlantılar" "Disk" ayarlarındaki "Otomatik oynatma diski" seçeneğini devre dışı bırakarak birden fazla fiziksel disk dijital lisansa dönüştürülebilir. Ardından, Xbox Series X ana ekranında ilgili oyun kapağı seçilebilir ve menü düğmesine basılıp "Dijital lisans al" seçeneği seçilerek dijital lisans oluşturulabilir.

    Xbox Play Anywhere ve artık listede olmayan oyunlar

    Ayrıca dikkat çekici bir bilgi: Eğer bir oyun, diskten dijitale lisanslama yoluyla hesabınıza bağlıysa ve Xbox Play Anywhere'i destekliyorsa, oyun sahibinin bilgisayarlarında veya el oyun konsollarında oynanabilir. Dahası, Xbox kullanıcıları, Deadpool gibi Xbox Mağazasında artık listelenmeyen bazı oyunların hala bu lisanslamayı desteklediğini bildiriyor.
    Oyun İçi İçerik Üreticileri İçin Diskten Dijitale Dönüştürme: Xbox Series X ve One Oyunları Artık Dijitalleştirilebiliyor. Xbox Series X ve Xbox One oyunları için diskten dijitale dönüştürme özelliği artık Insider Programı'nda mevcut. Bu özellik, kullanıcıların fiziksel bir diskten oyun için dijital lisans oluşturmasına ve ardından fiziksel diske ihtiyaç duymadan oyunu oynamasına olanak tanır. Topluluk genel bakışı, hangi oyunların desteklendiğini gösterir. [h2]Dijital lisans diske bağlı kalmaya devam ediyor.[/h2] Xbox konsolları için [b]disk dijitalleştirme [/b]söylentileri bir süredir dolaşıyordu ve Microsoft birkaç gün önce Gamescom'da Xbox Series X için diskten dijitale dönüştürme programını resmen duyurdu . Diskten dijitale dönüştürme lisanslama destek sayfasına göre, yeni özellik artık [b]belirli Xbox Insider'lar için kullanılabilir[/b]. Kullanmak için ilgili diskin takılması gerekiyor ve lisans dönüştürme işlemi başarıyla tamamlandıktan sonra oyun fiziksel disk olmadan başlatılabiliyor. [h2]Diskler satıldığında dijital lisans geçerliliğini kaybeder.[/h2] Xbox Series X (Series S'te disk sürücüsü bulunmamaktadır) ve Xbox One'da desteklenen oyunlar için dönüştürme işlemi, kullanıcılar hesaplarıyla oturum açtıklarında, konsollarına bir disk taktıklarında ve özellik Insider Programı'nda kullanıcı için zaten mevcut olduğunda Xbox Series X'te otomatik olarak gerçekleşir. Dijital lisansın başarıyla oluşturulduğunu belirten bir bildirim görüntülenir ve diskten dijitale lisansa sahip oyunlar kullanıcının kütüphanesinde bir rozetle gösterilir. Ancak, bir disk satılır ve daha sonra başka bir oyuncu tarafından kullanılırsa, orijinal diskten dijitale lisansa erişim kaybolur. [quote]Alternatif olarak, "Aygıtlar ve Bağlantılar" "Disk" ayarlarındaki "Otomatik oynatma diski" seçeneğini devre dışı bırakarak birden fazla fiziksel disk dijital lisansa dönüştürülebilir. Ardından, Xbox Series X ana ekranında ilgili oyun kapağı seçilebilir ve menü düğmesine basılıp "Dijital lisans al" seçeneği seçilerek dijital lisans oluşturulabilir.[/quote] [h2]Xbox Play Anywhere ve artık listede olmayan oyunlar[/h2] Ayrıca dikkat çekici bir bilgi: Eğer bir oyun, diskten dijitale lisanslama yoluyla hesabınıza bağlıysa ve Xbox Play Anywhere'i destekliyorsa, oyun sahibinin bilgisayarlarında veya el oyun konsollarında oynanabilir. Dahası, Xbox kullanıcıları, Deadpool gibi Xbox Mağazasında artık listelenmeyen bazı oyunların hala bu lisanslamayı desteklediğini bildiriyor.
    Beğen
    7
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 52 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Phanteks EX5, Plus ve Max ince tasarımlı kasa
    Phanteks, EX5'i her bir bileşenin ayrı ayrı yerleştirildiği "ince tasarımlı" bir kasa olarak tasarladı. Bu, benzersiz bir görünüm yaratıyor, ancak ilk testlerin gösterdiği gibi, bunun da bir bedeli var ancak alışılmadık bir şekilde, büyük meblağlar şeklinde değil. Türkiye de ne yazık ki yok şuan bulan olursa haber versin.

    EX5'in ardındaki fikir aslında oldukça basit. İşlemci, ekran kartı, güç kaynağı ve soğutucu, kasanın içindeki ayrı bölmelerde yer alıyor. Bu bölmeler arasına yerleştirilen kalıp, kuleye bir bloklar topluluğu görünümü veriyor. İç kısım ATX anakart için yer sağlarken, ekran kartı için ayrılmış fileli bölme yalnızca maksimum 3,6 yuva genişliğinde veya 73 milimetre kalınlığında bir genişletme kartının takılmasına izin veriyor.

    Bu tasarım, grafik kartının doğrudan temiz hava çekip dışarı atmasını sağlayarak mümkün olan en verimli soğutmayı garanti eder. CPU soğutucularının yüksekliği 78 milimetre ile sınırlıdır. Ancak Phanteks, kasayı hava soğutma için tasarlamamıştır.

    Tasarım, bunun yerine 360 ​​mm'lik hepsi bir arada (AIO) sıvı soğutucu kullanımını öngörüyor. Bu soğutucu anakartın yanına yerleştiriliyor ve aynı anda ekran kartının üzerinden hava çekiyor. Aktif kasa havalandırması için anakartın arkasına 120 mm'lik bir fan da yerleştiriliyor. Phanteks, sabit disk seçeneklerini dağıtmış. Bir disk anakartın arkasına, diğeri ise kasanın altındaki güç kaynağının önüne takılabiliyor.
    Phanteks, EX5'i her bir bileşenin ayrı ayrı yerleştirildiği "ince tasarımlı" bir kasa olarak tasarladı. Bu, benzersiz bir görünüm yaratıyor, ancak ilk testlerin gösterdiği gibi, bunun da bir bedeli var ancak alışılmadık bir şekilde, büyük meblağlar şeklinde değil. Türkiye de ne yazık ki yok şuan bulan olursa haber versin. EX5'in ardındaki fikir aslında oldukça basit. İşlemci, ekran kartı, güç kaynağı ve soğutucu, kasanın içindeki ayrı bölmelerde yer alıyor. Bu bölmeler arasına yerleştirilen kalıp, kuleye bir bloklar topluluğu görünümü veriyor. İç kısım ATX anakart için yer sağlarken, ekran kartı için ayrılmış fileli bölme yalnızca maksimum 3,6 yuva genişliğinde veya 73 milimetre kalınlığında bir genişletme kartının takılmasına izin veriyor. Bu tasarım, grafik kartının doğrudan temiz hava çekip dışarı atmasını sağlayarak mümkün olan en verimli soğutmayı garanti eder. CPU soğutucularının yüksekliği 78 milimetre ile sınırlıdır. Ancak Phanteks, kasayı hava soğutma için tasarlamamıştır. Tasarım, bunun yerine 360 ​​mm'lik hepsi bir arada (AIO) sıvı soğutucu kullanımını öngörüyor. Bu soğutucu anakartın yanına yerleştiriliyor ve aynı anda ekran kartının üzerinden hava çekiyor. Aktif kasa havalandırması için anakartın arkasına 120 mm'lik bir fan da yerleştiriliyor. Phanteks, sabit disk seçeneklerini dağıtmış. Bir disk anakartın arkasına, diğeri ise kasanın altındaki güç kaynağının önüne takılabiliyor.
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 66 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • AMD, Ryzen 5 7500 ve Ryzen 5 5500F işlemcilerini piyasaya sürdü
    AMD, beklenmedik bir şekilde iki yeni işlemci tanıttı. Ancak bunlar esasen eski sayılır, zira Ryzen 5 7500, AM5 soketi için Raphael ailesinden Zen 4 işlemcisidir. Ryzen 5 5500F ise Vermeer serisinden Zen 3'e kadar uzanır ve AM4 soketini kullanır.

    Asus, diğerlerinin yanı sıra, masaüstü sistemler için zaten geniş olan Ryzen işlemci portföyünü tamamlayan yeni eski işlemcilerin reklamını yapıyor. Ancak, yeni Ryzen serisine hazır ifadesi ilk bakışta oldukça farklı bir şeyi ima ediyor.

    Bu isimler, AMD'nin ilgili ürün sayfalarına yönlendiriyor ve bu sayfalarda modellerin özellikleri hemen ortaya çıkıyor ve 10 Eylül "Piyasaya Sürülme Tarihi" olarak belirtiliyor.

    Ryzen 5 7500, tahmin edilebileceği gibi, üç yıl önce tanıtılan Ryzen 5 7500F'ye (inceleme) oldukça benzer , ancak aktif entegre bir GPU'ya sahip. Bu, Raphael ailesinden tanıdık, yalnızca iki CU'ya sahip, düşük performanslı Radeon GPU'dur. Altı CPU çekirdeği, 32 MB L3 önbellek, 3,7 GHz temel saat hızı ve 5,0 GHz artırılmış saat hızı ile 65 watt TDP'ye sahip olan bu modelin özellikleri, özel bir GPU'su olmayan F modeliyle neredeyse aynıdır.

    Ryzen 5 5500F'de ise durum tam tersi: Ryzen 5 5500'ün entegre GPU'sundan yoksun – "F" neredeyse her zaman eksik GPU'yu temsil eder. Ancak, saat hızları açısından da abisinden farklılık gösteriyor. AMD'nin bir hatası yoksa, temel saat hızı Ryzen 5 5500'den tam 600 MHz daha düşük, 3.0 GHz'dir. Buna karşılık, turbo saat hızının 200 MHz daha yüksek, 4.4 GHz olduğu söyleniyor. Önbellek ve TDP aynıdır. Özelliklerin doğrudan karşılaştırması bu makalenin sonundaki tabloda bulunabilir.

    BIOS güncellemeleri Ağustos ayında zaten yayınlanmıştı.

    Asus için işlemciler sürpriz değil, zira editör ekibimizin üreticinin destek sayfalarında yaptığı rastgele kontroller, Ryzen 5 7500 ve Ryzen 5 5500F'yi destekleyen BIOS güncellemelerinin Ağustos ayında zaten dağıtıldığını ortaya koydu. Ancak AMD'nin resmi lansmanı ancak şimdi gerçekleşti.
    AMD, beklenmedik bir şekilde iki yeni işlemci tanıttı. Ancak bunlar esasen eski sayılır, zira Ryzen 5 7500, AM5 soketi için Raphael ailesinden Zen 4 işlemcisidir. Ryzen 5 5500F ise Vermeer serisinden Zen 3'e kadar uzanır ve AM4 soketini kullanır. Asus, diğerlerinin yanı sıra, masaüstü sistemler için zaten geniş olan Ryzen işlemci portföyünü tamamlayan yeni eski işlemcilerin reklamını yapıyor. Ancak, yeni Ryzen serisine hazır ifadesi ilk bakışta oldukça farklı bir şeyi ima ediyor. Bu isimler, AMD'nin ilgili ürün sayfalarına yönlendiriyor ve bu sayfalarda modellerin özellikleri hemen ortaya çıkıyor ve 10 Eylül "Piyasaya Sürülme Tarihi" olarak belirtiliyor. Ryzen 5 7500, tahmin edilebileceği gibi, üç yıl önce tanıtılan Ryzen 5 7500F'ye (inceleme) oldukça benzer , ancak aktif entegre bir GPU'ya sahip. Bu, Raphael ailesinden tanıdık, yalnızca iki CU'ya sahip, düşük performanslı Radeon GPU'dur. Altı CPU çekirdeği, 32 MB L3 önbellek, 3,7 GHz temel saat hızı ve 5,0 GHz artırılmış saat hızı ile 65 watt TDP'ye sahip olan bu modelin özellikleri, özel bir GPU'su olmayan F modeliyle neredeyse aynıdır. Ryzen 5 5500F'de ise durum tam tersi: Ryzen 5 5500'ün entegre GPU'sundan yoksun – "F" neredeyse her zaman eksik GPU'yu temsil eder. Ancak, saat hızları açısından da abisinden farklılık gösteriyor. AMD'nin bir hatası yoksa, temel saat hızı Ryzen 5 5500'den tam 600 MHz daha düşük, 3.0 GHz'dir. Buna karşılık, turbo saat hızının 200 MHz daha yüksek, 4.4 GHz olduğu söyleniyor. Önbellek ve TDP aynıdır. Özelliklerin doğrudan karşılaştırması bu makalenin sonundaki tabloda bulunabilir. [h2]BIOS güncellemeleri Ağustos ayında zaten yayınlanmıştı.[/h2] Asus için işlemciler sürpriz değil, zira editör ekibimizin üreticinin destek sayfalarında yaptığı rastgele kontroller, Ryzen 5 7500 ve Ryzen 5 5500F'yi destekleyen BIOS güncellemelerinin Ağustos ayında zaten dağıtıldığını ortaya koydu. Ancak AMD'nin resmi lansmanı ancak şimdi gerçekleşti.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 71 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • iPhone 18 Pro Max A20 Pro çip, değişken kamera diyaframı ve daha uzun pil ömrü
    Apple, iPhone 18 Pro ve iPhone 18 Pro Max için kamerayı yeniden tasarladı; alışılagelmiş plato tasarımına ve ilk kez değişken diyaframa sahip bir model sunuyor. 2nm üretim teknolojisiyle üretilen A20 Pro çipi, daha büyük bir buhar odasıyla soğutuluyor. Pil ömrü, bir iPhone'da hiç olmadığı kadar uzun ve dinamik ada boyutu küçültüldü.

    iPhone 18 Pro (Max) yeni renk seçenekleriyle geliyor: Siyah, Gümüş, Buz Mavisi ve Bordo. Apple, tanıtım etkinliğinde arka camın artık genel tasarımla daha iyi bütünleştiğini açıkladı. IP68 sertifikalı kasa alüminyumdan üretilmiştir.

    Apple A20 Pro, 2nm üretim süreci kullanılarak üretilmiştir.

    Güncellenmiş Mac mini için geliştirilen M6'nın ardından , A20 Pro, TSMC'nin en modern ve verimli 2nm üretim sürecinden çıkan ikinci Apple Silicon çipidir.

    Apple, A20 Pro için yeni CPU çekirdekleri geliştirdi ve şirket bu çekirdekleri artık "Süper Çekirdekler" olarak adlandırıyor. Apple'a göre bu çekirdekler, A19 Pro'nun klasik P çekirdeklerine göre %20 daha hızlı. İki Süper Çekirdeğe ek olarak dört Verimlilik Çekirdeği de kullanılıyor, ancak Apple bunların performans verilerini henüz paylaşmadı.

    GPU'ya bir çekirdek daha eklendi.

    Önceki A19 Pro'da bulunan maksimum altı GPU çekirdeğinin ardından, A20 Pro yaklaşık %17 daha büyük, yedi çekirdekli ve daha yüksek bellek bant genişliğine sahip bir GPU tasarımına geçiyor. Apple, her GPU çekirdeğine bir nöral hızlandırıcı ekliyor ve bunun FP8 performansını iki katına çıkardığı söyleniyor. Bu nedenle yeni GPU'nun, yerel olarak yürütülen LLM'lerden gelen yapay zeka komutlarını önemli ölçüde daha hızlı işlemesi bekleniyor.

    Etkin bir şekilde 32 çekirdeğe sahip çift sinirsel işlemci

    Ayrıca, ilk olarak M6 ile tanıtılan çift Nöral Motor da artık dahil edilerek, kullanılabilir Nöral Motor çekirdeklerinin toplam sayısı 16'dan 32'ye çıkarıldı. Bu, bulut erişimine ihtiyaç duymadan önce mümkün olduğunca çok yapay zeka görevini doğrudan akıllı telefonda işlemeyi sağlar. Nöral Motor ayrıca daha verimli hale getirildi ve artık FP8 formatını destekliyor.

    Depolama alanı, üzerinde değil, yanında yer almalıdır.

    Apple ayrıca A20 Pro'nun soğutma yöntemini, özellikle de çipin ısıyı ilk etapta nasıl dağıttığını yeniden tasarladı. Geleneksel paket içi yaklaşımda olduğu gibi DRAM'i yonga üzerine yerleştirmek yerine, artık yonganın yanına konumlandırılmış durumda; bu da hem yongadan hem de DRAM'den gelen ısının doğrudan soğutma sistemine aktarılmasını sağlıyor. İç kısımda, buhar odası artık akıllı telefonun arka yüzeyinin geniş alanlarına yayılıyor ve ısıyı tam yüzeyli bir bakır tabaka aracılığıyla arka kapağa iletiyor.

    Değişken diyafram açıklığına sahip yeni 48 MP ana kamera

    iPhone 18 Pro (Max)'in arka yüzü, üç kamera için yine karakteristik düz tasarımını sergiliyor. Bu sefer Apple, yalnızca 48MP ana kamerayı yeniden tasarlayarak değişken diyafram açıklığı ekledi. Bu, akıllı telefonun veya daha doğrusu kameranın, sensöre ne kadar ışık ulaşacağını ve odak noktasının arka plana doğru ne kadar erken veya geç kayacağını otomatik olarak belirleyebileceği anlamına geliyor. Daha küçük bir doğal (taklit edilmiş değil) diyafram açıklığı daha güçlü bir bokeh efekti üretirken, daha büyük bir diyafram açıklığı arka planda bile keskin odaklama sağlar.
    Apple, iPhone 18 Pro ve iPhone 18 Pro Max için kamerayı yeniden tasarladı; alışılagelmiş plato tasarımına ve ilk kez değişken diyaframa sahip bir model sunuyor. 2nm üretim teknolojisiyle üretilen A20 Pro çipi, daha büyük bir buhar odasıyla soğutuluyor. Pil ömrü, bir iPhone'da hiç olmadığı kadar uzun ve dinamik ada boyutu küçültüldü. iPhone 18 Pro (Max) yeni renk seçenekleriyle geliyor: Siyah, Gümüş, Buz Mavisi ve Bordo. Apple, tanıtım etkinliğinde arka camın artık genel tasarımla daha iyi bütünleştiğini açıkladı. IP68 sertifikalı kasa alüminyumdan üretilmiştir. [h2]Apple A20 Pro, 2nm üretim süreci kullanılarak üretilmiştir. [/h2]Güncellenmiş Mac mini için geliştirilen M6'nın ardından , A20 Pro, TSMC'nin en modern ve verimli 2nm üretim sürecinden çıkan ikinci Apple Silicon çipidir. Apple, A20 Pro için yeni CPU çekirdekleri geliştirdi ve şirket bu çekirdekleri artık "Süper Çekirdekler" olarak adlandırıyor. Apple'a göre bu çekirdekler, A19 Pro'nun klasik P çekirdeklerine göre %20 daha hızlı. İki Süper Çekirdeğe ek olarak dört Verimlilik Çekirdeği de kullanılıyor, ancak Apple bunların performans verilerini henüz paylaşmadı. [h2]GPU'ya bir çekirdek daha eklendi.[/h2] Önceki A19 Pro'da bulunan maksimum altı GPU çekirdeğinin ardından, A20 Pro yaklaşık %17 daha büyük, yedi çekirdekli ve daha yüksek bellek bant genişliğine sahip bir GPU tasarımına geçiyor. Apple, her GPU çekirdeğine bir nöral hızlandırıcı ekliyor ve bunun FP8 performansını iki katına çıkardığı söyleniyor. Bu nedenle yeni GPU'nun, yerel olarak yürütülen LLM'lerden gelen yapay zeka komutlarını önemli ölçüde daha hızlı işlemesi bekleniyor. [h2]Etkin bir şekilde 32 çekirdeğe sahip çift sinirsel işlemci [/h2]Ayrıca, ilk olarak M6 ile tanıtılan çift Nöral Motor da artık dahil edilerek, kullanılabilir Nöral Motor çekirdeklerinin toplam sayısı 16'dan 32'ye çıkarıldı. Bu, bulut erişimine ihtiyaç duymadan önce mümkün olduğunca çok yapay zeka görevini doğrudan akıllı telefonda işlemeyi sağlar. Nöral Motor ayrıca daha verimli hale getirildi ve artık FP8 formatını destekliyor. [h3]Depolama alanı, üzerinde değil, yanında yer almalıdır.[/h3] Apple ayrıca A20 Pro'nun soğutma yöntemini, özellikle de çipin ısıyı ilk etapta nasıl dağıttığını yeniden tasarladı. Geleneksel paket içi yaklaşımda olduğu gibi DRAM'i yonga üzerine yerleştirmek yerine, artık yonganın yanına konumlandırılmış durumda; bu da hem yongadan hem de DRAM'den gelen ısının doğrudan soğutma sistemine aktarılmasını sağlıyor. İç kısımda, buhar odası artık akıllı telefonun arka yüzeyinin geniş alanlarına yayılıyor ve ısıyı tam yüzeyli bir bakır tabaka aracılığıyla arka kapağa iletiyor. [h3]Değişken diyafram açıklığına sahip yeni 48 MP ana kamera [/h3]iPhone 18 Pro (Max)'in arka yüzü, üç kamera için yine karakteristik düz tasarımını sergiliyor. Bu sefer Apple, yalnızca 48MP ana kamerayı yeniden tasarlayarak değişken diyafram açıklığı ekledi. Bu, akıllı telefonun veya daha doğrusu kameranın, sensöre ne kadar ışık ulaşacağını ve odak noktasının arka plana doğru ne kadar erken veya geç kayacağını otomatik olarak belirleyebileceği anlamına geliyor. Daha küçük bir doğal (taklit edilmiş değil) diyafram açıklığı daha güçlü bir bokeh efekti üretirken, daha büyük bir diyafram açıklığı arka planda bile keskin odaklama sağlar.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 160 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Google Play Store diyor ki: İndirmeler yakında duraklatılabilir olacak.
    Google'ın, uzun zamandır istenen bir Play Store iyileştirmesi üzerinde çalıştığı bildiriliyor. Yeni sürümün APK analizine göre, indirme işlemleri yakında tamamen iptal edilmek yerine duraklatılacak ve daha sonra aynı noktadan devam ettirilebilecek.

    Yeni sürüme zaten dahil edildi.

    Yeni özellik, Android Authority tarafından Google Play Store sürüm 53.0'ın APK analizinde keşfedildi ve dergiye göre, özellik başarıyla etkinleştirildi. Yeni sürümü yükledikten sonra, bir uygulama yüklemesi başlatıldığında ilgili mağaza sayfasında doğrudan bir düğme görünecek ve kullanıcıların devam eden indirmeyi duraklatmasına olanak tanıyacak. Aynı seçenek Play Store'un indirme yöneticisinde de mevcuttur.

    Ara vermek birçok avantaj sunar.

    Google Play Store şu anda devam eden bir uygulama indirmesini duraklatıp daha sonra aynı noktadan devam ettirme seçeneği sunmuyor. Bu nedenle kullanıcılar, indirmeyi tamamen iptal etmek veya kesintisiz devam etmesine izin vermekle sınırlı kalıyor. Bu durum, özellikle sınırlı mobil veri veya zayıf bağlantılar söz konusu olduğunda sorun yaratabiliyor. Örneğin, günlük veri limitine yaklaşıldığında ve Wi-Fi bağlantısı olmadığında, yeni özellik indirmeyi duraklatıp ertesi gün veya Wi-Fi ağına bağlandıktan sonra devam ettirmeye olanak tanıyacaktır. Bu sayede indirme işleminin tamamen iptal edilip yeniden başlatılmasına gerek kalmayacaktır.

    Çıkış tarihi henüz belli değil.

    Özelliğin halihazırda etkinleştirilebildiği ve pratikte kullanılabildiği göz önüne alındığında, Android Authority, Google'ın geliştirme sürecinde nispeten ilerlemiş olabileceğini ve yayınlanmasının yakın olduğunu varsayıyor. Ancak bu, zamanında bir lansmanı garanti etmiyor. Google'ın kendisi de yeni özelliği duyurmadı veya bir yayın tarihi vermedi. Bu nedenle, duraklatma ve devam ettirme işlevinin Play Store'da ne zaman resmi olarak kullanıma sunulacağı belirsizliğini koruyor.
    Google'ın, uzun zamandır istenen bir Play Store iyileştirmesi üzerinde çalıştığı bildiriliyor. Yeni sürümün APK analizine göre, indirme işlemleri yakında tamamen iptal edilmek yerine duraklatılacak ve daha sonra aynı noktadan devam ettirilebilecek. [h2]Yeni sürüme zaten dahil edildi.[/h2] Yeni özellik, Android Authority tarafından Google Play Store sürüm 53.0'ın APK analizinde keşfedildi ve dergiye göre, özellik başarıyla etkinleştirildi. Yeni sürümü yükledikten sonra, bir uygulama yüklemesi başlatıldığında ilgili mağaza sayfasında doğrudan bir düğme görünecek ve kullanıcıların devam eden indirmeyi duraklatmasına olanak tanıyacak. Aynı seçenek Play Store'un indirme yöneticisinde de mevcuttur. [h3]Ara vermek birçok avantaj sunar.[/h3] Google Play Store şu anda devam eden bir uygulama indirmesini duraklatıp daha sonra aynı noktadan devam ettirme seçeneği sunmuyor. Bu nedenle kullanıcılar, indirmeyi tamamen iptal etmek veya kesintisiz devam etmesine izin vermekle sınırlı kalıyor. Bu durum, özellikle sınırlı mobil veri veya zayıf bağlantılar söz konusu olduğunda sorun yaratabiliyor. Örneğin, günlük veri limitine yaklaşıldığında ve Wi-Fi bağlantısı olmadığında, yeni özellik indirmeyi duraklatıp ertesi gün veya Wi-Fi ağına bağlandıktan sonra devam ettirmeye olanak tanıyacaktır. Bu sayede indirme işleminin tamamen iptal edilip yeniden başlatılmasına gerek kalmayacaktır. [h3]Çıkış tarihi henüz belli değil.[/h3] Özelliğin halihazırda etkinleştirilebildiği ve pratikte kullanılabildiği göz önüne alındığında, Android Authority, Google'ın geliştirme sürecinde nispeten ilerlemiş olabileceğini ve yayınlanmasının yakın olduğunu varsayıyor. Ancak bu, zamanında bir lansmanı garanti etmiyor. Google'ın kendisi de yeni özelliği duyurmadı veya bir yayın tarihi vermedi. Bu nedenle, duraklatma ve devam ettirme işlevinin Play Store'da ne zaman resmi olarak kullanıma sunulacağı belirsizliğini koruyor.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 246 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • GTA 6'da Jason Duval Neden Bu Kadar Eleştiriliyor?
    GTA 6'da Jason Duval Neden Bu Kadar Eleştiriliyor? Bence Haksızlık Ediliyor

    Grand Theft Auto VI'nın uzun oynanış videosunun yayınlanmasının üzerinden bir haftadan biraz fazla zaman geçti. İnternet de doğal olarak gördüklerimizle ilgili yorumlarla dolup taştı.

    Oyunun iki oynanabilir karakterinden biri olan Lucia Caminos büyük ölçüde olumlu yorumlar alırken, Jason Duval için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Jason hakkında yapılan yorumların bir kısmı oldukça ılımlıyken, önemli bir kısmı doğrudan karakteri eleştirmeye odaklanıyor.

    Ben de bu yazıda Jason'a yönelik eleştirilerin neden bana pek anlamlı gelmediğini anlatmak istiyorum.

    GTA 6 artık yalnızca bir oyun değil

    Grand Theft Auto serisinin altıncı ana oyununun çıkışına artık çok az zaman kaldı. GTA 6, serinin önceki büyük oyunu GTA 5'ten tam 13 yıl sonra oyuncularla buluşacak.

    Rockstar Games'in oyuna olan güveni oldukça yüksek. GTA 6'nın şimdiden oyun dünyasının en büyük yapımlarından biri haline geldiği açık.

    Pazarlama süreci ise Rockstar'ın alışık olduğumuz tarzında ilerliyor: yavaş, kontrollü ve mümkün olduğunca az bilgi paylaşarak.

    Geçtiğimiz haftaya kadar, yıllardır konuşulan sızıntılar dışında oyunun gerçek oynanışına dair kapsamlı bir görüntü görmemiştik.

    GTA 6'nın oyun sektöründeki ağırlığı

    GTA hakkında ne düşündüğünüzden bağımsız olarak bir gerçek var: Grand Theft Auto VI oyun sektörünün tamamını etkileyebilecek büyüklükte bir yapım.

    Oyunun bütçesinin çok yüksek olduğu konuşuluyor. Karakter animasyonlarında gelişmiş performans yakalama teknolojilerinden yararlanılıyor ve pek çok yayıncının kendi büyük oyunlarının çıkış tarihlerini GTA 6'nın çevresine göre planladığı iddia ediliyor.

    Kısacası Rockstar'ın yeni oyunu yalnızca GTA hayranlarının değil, bütün sektörün yakından takip ettiği bir yapım.

    Jason ve Lucia klasik GTA karakterlerinden biraz farklı

    Asıl konuşmak istediğim konu ise oyunun iki ana karakteri.

    GTA tarihinde ilk kez ana karakterlerin aynı zamanda romantik bir çift olduğunu görüyoruz.

    Jason ve Lucia, suç dünyasının içerisinde daha iyi bir hayat kurmaya çalışan bir çift olarak karşımıza çıkıyor. Soygunlara katılıyor, tehlikeli insanlarla çalışıyor ve doğal olarak kendilerini sürekli sorunların içerisinde buluyorlar.

    Bu açıdan ikiliyi modern bir Bonnie ve Clyde yorumuna benzetmek mümkün.

    Red Dead Redemption 2'den bazı oynanış ve anlatım fikirlerinin GTA 6'ya taşındığı düşünülürse, bu kez klasik GTA mizahının yanında daha ciddi ve karakter odaklı bir hikâye görmemiz mümkün.

    Jason ile Lucia arasındaki ilişkinin de yalnızca ara sahnelerde gösterilen bir detay olmayacağı anlaşılıyor.

    Oyuncuların bu ilişkinin gelişimini doğrudan takip edebileceği hatta bazı oyun mekaniklerinin bile bu ilişki üzerine kurulabileceği görülüyor.

    Peki Jason neden bu kadar eleştiriliyor?

    Lucia'nın karakter tasarımı internette oldukça beğenildi. Jason ise neredeyse tam tersi bir tepkiyle karşılaştı.

    Bazı oyuncular Jason'ın:
    1. Yeterince güçlü bir karakter olmadığını,
    2. Lucia'nın yanında fazla geri planda kaldığını,
    3. Bazı sahnelerde fazla çekingen davrandığını,
    4. Klasik GTA ana karakterleri kadar baskın görünmediğini
    söylüyor.

    Hatta sosyal medyada karakter hakkında çok daha ağır ve anlamsız yorumlar görmek mümkün.

    Bana kalırsa burada biraz aceleci davranılıyor.
    Oyunu henüz oynamadık. Karakterin bütün hikâyesini bilmiyoruz. Birkaç fragman ve oynanış sahnesinden yola çıkarak Jason'ın nasıl bir karakter olduğuna kesin karar vermek oldukça erken.

    İkinci GTA 6 fragmanını hatırlayın

    GTA 6'nın ikinci fragmanını hatırlıyor musunuz?

    Fragmanın başlangıcında Jason'ı kıyıdaki evinin çatısında çalışırken görüyorduk.

    İlk dikkat çeken şeylerden biri karakterin sesi ve fiziksel tasarımıydı.

    Jason oldukça kalın bir sese, güçlü bir fiziğe ve klasik anlamda sert bir görünüme sahip. Yürüyüşünden vücut yapısına kadar karakterin bilinçli şekilde oldukça maskülen tasarlandığı açıkça görülüyor.

    Koyu renk güneş gözlükleri ve rahat tavırları da bu karakter tasarımını tamamlıyor.

    Yani internette bazı kişilerin iddia ettiği gibi Jason başından itibaren güçsüz veya silik bir karakter olarak gösterilmiyor.

    Diğer insanların Jason'a yaklaşımı da dikkat çekici

    Fragmanda Jason'ı arabada ve sahilde gördüğümüz bazı sahnelerde çevresindeki kadınların ona ilgi gösterdiğini fark etmek mümkün.

    Jason ise bu ilgiyi fark etmesine rağmen herhangi bir karşılık vermiyor.

    Bunun yerine hikâyenin merkezindeki kişinin Lucia olduğu açıkça gösteriliyor.

    Lucia'yı hapishaneden almaya gittiği sahneden önce Jason'ın bir dükkâna girdiğini ve oldukça sert davrandığını da görüyoruz.

    Dolayısıyla birkaç sakin diyalog yüzünden karakteri pasif veya güçsüz olarak değerlendirmek bana pek doğru gelmiyor.

    Yeni oynanış videosu Jason'ın farklı tarafını gösterdi

    Geçtiğimiz hafta yayınlanan oynanış görüntülerinde Jason'ın farklı bir yönüyle karşılaştık.

    Karakter hâlâ gerektiğinde agresif ve kendinden emin davranıyor. Fakat Lucia ile yalnız kaldığı sahnelerde daha sakin, hassas ve şefkatli bir tarafını görüyoruz.

    Örneğin Lucia'nın gece için hazırlanmasını sabırla beklediği bir sahne bulunuyor.

    Başka bir sahnede Lucia'nın tehlikede olduğunu fark ettiğinde endişelenerek yardımına koşuyor.

    Ayrıca Jason'ın Lucia için kapıları açması, kapıyı tutması ve çiftin el ele yürümesi gibi küçük detaylar da bulunuyor.

    Bence insanların yanlış yorumladığı nokta tam olarak burada.
    Bir karakterin sevdiği insana karşı nazik davranması, onun güçsüz olduğu anlamına gelmez.
    Tam tersine Rockstar burada Jason'ın iki farklı tarafını göstermeye çalışıyor olabilir.

    Dış dünyada sert ve tehlikeli bir karakter, Lucia'nın yanındayken ise daha sakin ve korumacı bir partner.

    Lucia da kesinlikle zayıf bir karakter değil

    Burada Lucia'nın korunmaya muhtaç veya özgüvensiz bir karakter olduğunu da söylemiyorum.

    Tam tersine Rockstar onu oldukça güçlü, kararlı ve fiziksel olarak aktif bir karakter şeklinde gösteriyor.

    Resmî görsellerde spor yaptığı, aksiyonun merkezinde bulunduğu ve birçok durumda olayların kontrolünü eline aldığı görülüyor.

    Yani GTA 6'nın hikâyesi büyük ihtimalle:

    "Güçlü erkek ve korunmaya muhtaç kadın"

    gibi eski bir klişe üzerine kurulmayacak.

    Aynı şekilde:

    "Güçlü kadın ve tamamen pasif erkek"

    şeklinde bir yapı da görmüyorum.

    Bana göre Rockstar iki farklı kişiliğin birbirini tamamladığı bir çift oluşturmaya çalışıyor.

    Jason oyun çıktıktan sonra fikrimizi değiştirebilir

    Şimdiden kesin konuşmak için oldukça erken.

    Jason'ın karakter gelişimini, geçmişini, Lucia ile ilişkisinin nasıl başladığını ve hikâye ilerledikçe nasıl değişeceğini henüz bilmiyoruz.

    Bu nedenle birkaç kısa sahneden yola çıkarak karakteri tamamen gözden çıkarmak bana doğru gelmiyor.

    Ben Jason'ın GTA 6 çıktıktan sonra şu anda tahmin edilenden çok daha fazla sevileceğini düşünüyorum.

    Hatta hikâyenin ilerleyen bölümlerinde oyuncuların karakter hakkındaki düşüncelerini tamamen değiştirecek olaylar görmemiz bile mümkün.

    Jason ile Lucia'nın birbirinden tamamen farklı karakterler olması bence GTA 6'nın en ilgi çekici taraflarından biri.

    Bir tarafta daha dışa dönük, kararlı ve hareketli Lucia; diğer tarafta daha sakin fakat gerektiğinde oldukça sert olabilen Jason bulunuyor.

    Bu iki karakter arasındaki ilişkinin nasıl gelişeceğini görmek oyunun hikâyesindeki en merak ettiğim konulardan biri.
    Jason'ı birkaç fragmandan sonra yargılamak yerine oyunun tamamını görmek çok daha doğru olacaktır.
    Siz Jason hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Gerçekten Lucia'nın gölgesinde kalan bir karakter mi olacak, yoksa Rockstar bizi karakter konusunda bilinçli olarak yanıltıyor olabilir mi?

    #gta #gta6 #gtavi #grandtheftauto #grandtheftauto6 #rockstar #rockstargames #jason #lucia
    GTA 6'da Jason Duval Neden Bu Kadar Eleştiriliyor? Bence Haksızlık Ediliyor Grand Theft Auto VI'nın uzun oynanış videosunun yayınlanmasının üzerinden bir haftadan biraz fazla zaman geçti. İnternet de doğal olarak gördüklerimizle ilgili yorumlarla dolup taştı. Oyunun iki oynanabilir karakterinden biri olan [b]Lucia Caminos[/b] büyük ölçüde olumlu yorumlar alırken, [b]Jason Duval[/b] için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Jason hakkında yapılan yorumların bir kısmı oldukça ılımlıyken, önemli bir kısmı doğrudan karakteri eleştirmeye odaklanıyor. Ben de bu yazıda Jason'a yönelik eleştirilerin neden bana pek anlamlı gelmediğini anlatmak istiyorum. [h2]GTA 6 artık yalnızca bir oyun değil[/h2] Grand Theft Auto serisinin altıncı ana oyununun çıkışına artık çok az zaman kaldı. GTA 6, serinin önceki büyük oyunu GTA 5'ten tam 13 yıl sonra oyuncularla buluşacak. Rockstar Games'in oyuna olan güveni oldukça yüksek. GTA 6'nın şimdiden oyun dünyasının en büyük yapımlarından biri haline geldiği açık. Pazarlama süreci ise Rockstar'ın alışık olduğumuz tarzında ilerliyor: yavaş, kontrollü ve mümkün olduğunca az bilgi paylaşarak. Geçtiğimiz haftaya kadar, yıllardır konuşulan sızıntılar dışında oyunun gerçek oynanışına dair kapsamlı bir görüntü görmemiştik. [h3]GTA 6'nın oyun sektöründeki ağırlığı[/h3] GTA hakkında ne düşündüğünüzden bağımsız olarak bir gerçek var: [b]Grand Theft Auto VI oyun sektörünün tamamını etkileyebilecek büyüklükte bir yapım.[/b] Oyunun bütçesinin çok yüksek olduğu konuşuluyor. Karakter animasyonlarında gelişmiş performans yakalama teknolojilerinden yararlanılıyor ve pek çok yayıncının kendi büyük oyunlarının çıkış tarihlerini GTA 6'nın çevresine göre planladığı iddia ediliyor. Kısacası Rockstar'ın yeni oyunu yalnızca GTA hayranlarının değil, bütün sektörün yakından takip ettiği bir yapım. [h2]Jason ve Lucia klasik GTA karakterlerinden biraz farklı[/h2] Asıl konuşmak istediğim konu ise oyunun iki ana karakteri. GTA tarihinde ilk kez ana karakterlerin aynı zamanda romantik bir çift olduğunu görüyoruz. [b]Jason ve Lucia[/b], suç dünyasının içerisinde daha iyi bir hayat kurmaya çalışan bir çift olarak karşımıza çıkıyor. Soygunlara katılıyor, tehlikeli insanlarla çalışıyor ve doğal olarak kendilerini sürekli sorunların içerisinde buluyorlar. Bu açıdan ikiliyi modern bir [i]Bonnie ve Clyde[/i] yorumuna benzetmek mümkün. Red Dead Redemption 2'den bazı oynanış ve anlatım fikirlerinin GTA 6'ya taşındığı düşünülürse, bu kez klasik GTA mizahının yanında daha ciddi ve karakter odaklı bir hikâye görmemiz mümkün. Jason ile Lucia arasındaki ilişkinin de yalnızca ara sahnelerde gösterilen bir detay olmayacağı anlaşılıyor. Oyuncuların bu ilişkinin gelişimini doğrudan takip edebileceği hatta bazı oyun mekaniklerinin bile bu ilişki üzerine kurulabileceği görülüyor. [h2]Peki Jason neden bu kadar eleştiriliyor?[/h2] Lucia'nın karakter tasarımı internette oldukça beğenildi. Jason ise neredeyse tam tersi bir tepkiyle karşılaştı. Bazı oyuncular Jason'ın: [ol] [li]Yeterince güçlü bir karakter olmadığını,[/li] [li]Lucia'nın yanında fazla geri planda kaldığını,[/li] [li]Bazı sahnelerde fazla çekingen davrandığını,[/li] [li]Klasik GTA ana karakterleri kadar baskın görünmediğini[/li] [/ol] söylüyor. Hatta sosyal medyada karakter hakkında çok daha ağır ve anlamsız yorumlar görmek mümkün. Bana kalırsa burada biraz aceleci davranılıyor. [quote]Oyunu henüz oynamadık. Karakterin bütün hikâyesini bilmiyoruz. Birkaç fragman ve oynanış sahnesinden yola çıkarak Jason'ın nasıl bir karakter olduğuna kesin karar vermek oldukça erken.[/quote] [h2]İkinci GTA 6 fragmanını hatırlayın[/h2] GTA 6'nın ikinci fragmanını hatırlıyor musunuz? Fragmanın başlangıcında Jason'ı kıyıdaki evinin çatısında çalışırken görüyorduk. İlk dikkat çeken şeylerden biri karakterin sesi ve fiziksel tasarımıydı. Jason oldukça kalın bir sese, güçlü bir fiziğe ve klasik anlamda sert bir görünüme sahip. Yürüyüşünden vücut yapısına kadar karakterin bilinçli şekilde oldukça maskülen tasarlandığı açıkça görülüyor. Koyu renk güneş gözlükleri ve rahat tavırları da bu karakter tasarımını tamamlıyor. Yani internette bazı kişilerin iddia ettiği gibi Jason başından itibaren güçsüz veya silik bir karakter olarak gösterilmiyor. [h3]Diğer insanların Jason'a yaklaşımı da dikkat çekici[/h3] Fragmanda Jason'ı arabada ve sahilde gördüğümüz bazı sahnelerde çevresindeki kadınların ona ilgi gösterdiğini fark etmek mümkün. Jason ise bu ilgiyi fark etmesine rağmen herhangi bir karşılık vermiyor. Bunun yerine hikâyenin merkezindeki kişinin Lucia olduğu açıkça gösteriliyor. Lucia'yı hapishaneden almaya gittiği sahneden önce Jason'ın bir dükkâna girdiğini ve oldukça sert davrandığını da görüyoruz. Dolayısıyla birkaç sakin diyalog yüzünden karakteri pasif veya güçsüz olarak değerlendirmek bana pek doğru gelmiyor. [h2]Yeni oynanış videosu Jason'ın farklı tarafını gösterdi[/h2] Geçtiğimiz hafta yayınlanan oynanış görüntülerinde Jason'ın farklı bir yönüyle karşılaştık. Karakter hâlâ gerektiğinde agresif ve kendinden emin davranıyor. Fakat Lucia ile yalnız kaldığı sahnelerde daha sakin, hassas ve şefkatli bir tarafını görüyoruz. Örneğin Lucia'nın gece için hazırlanmasını sabırla beklediği bir sahne bulunuyor. Başka bir sahnede Lucia'nın tehlikede olduğunu fark ettiğinde endişelenerek yardımına koşuyor. Ayrıca Jason'ın Lucia için kapıları açması, kapıyı tutması ve çiftin el ele yürümesi gibi küçük detaylar da bulunuyor. Bence insanların yanlış yorumladığı nokta tam olarak burada. [quote]Bir karakterin sevdiği insana karşı nazik davranması, onun güçsüz olduğu anlamına gelmez.[/quote] Tam tersine Rockstar burada Jason'ın iki farklı tarafını göstermeye çalışıyor olabilir. Dış dünyada sert ve tehlikeli bir karakter, Lucia'nın yanındayken ise daha sakin ve korumacı bir partner. [h2]Lucia da kesinlikle zayıf bir karakter değil[/h2] Burada Lucia'nın korunmaya muhtaç veya özgüvensiz bir karakter olduğunu da söylemiyorum. Tam tersine Rockstar onu oldukça güçlü, kararlı ve fiziksel olarak aktif bir karakter şeklinde gösteriyor. Resmî görsellerde spor yaptığı, aksiyonun merkezinde bulunduğu ve birçok durumda olayların kontrolünü eline aldığı görülüyor. Yani GTA 6'nın hikâyesi büyük ihtimalle: [i]"Güçlü erkek ve korunmaya muhtaç kadın"[/i] gibi eski bir klişe üzerine kurulmayacak. Aynı şekilde: [i]"Güçlü kadın ve tamamen pasif erkek"[/i] şeklinde bir yapı da görmüyorum. Bana göre Rockstar iki farklı kişiliğin birbirini tamamladığı bir çift oluşturmaya çalışıyor. [h2]Jason oyun çıktıktan sonra fikrimizi değiştirebilir[/h2] Şimdiden kesin konuşmak için oldukça erken. Jason'ın karakter gelişimini, geçmişini, Lucia ile ilişkisinin nasıl başladığını ve hikâye ilerledikçe nasıl değişeceğini henüz bilmiyoruz. Bu nedenle birkaç kısa sahneden yola çıkarak karakteri tamamen gözden çıkarmak bana doğru gelmiyor. Ben Jason'ın GTA 6 çıktıktan sonra şu anda tahmin edilenden çok daha fazla sevileceğini düşünüyorum. Hatta hikâyenin ilerleyen bölümlerinde oyuncuların karakter hakkındaki düşüncelerini tamamen değiştirecek olaylar görmemiz bile mümkün. Jason ile Lucia'nın birbirinden tamamen farklı karakterler olması bence GTA 6'nın en ilgi çekici taraflarından biri. Bir tarafta daha dışa dönük, kararlı ve hareketli Lucia; diğer tarafta daha sakin fakat gerektiğinde oldukça sert olabilen Jason bulunuyor. Bu iki karakter arasındaki ilişkinin nasıl gelişeceğini görmek oyunun hikâyesindeki en merak ettiğim konulardan biri. [quote]Jason'ı birkaç fragmandan sonra yargılamak yerine oyunun tamamını görmek çok daha doğru olacaktır.[/quote] Siz Jason hakkında ne düşünüyorsunuz? [b]Gerçekten Lucia'nın gölgesinde kalan bir karakter mi olacak, yoksa Rockstar bizi karakter konusunda bilinçli olarak yanıltıyor olabilir mi?[/b] #gta #gta6 #gtavi #grandtheftauto #grandtheftauto6 #rockstar #rockstargames #jason #lucia
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 446 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • The Blood of Dawnwalker İncelemesi
    The Blood of Dawnwalker İncelemesi Vampir RPG'si Witcher 3'ün İzinden Gidiyor mu?

    CD Projekt RED'den ayrılıp kendi stüdyosunu kurmak ve ardından büyük bütçeli, karanlık fantezi türünde yeni bir RPG geliştirmek oldukça iddialı bir karar.

    Hele ki ekipte The Witcher serisi üzerinde çalışmış geliştiriciler bulunuyorsa, yeni oyunun çıkacağı ilk günden itibaren Witcher 3 ile karşılaştırılacağı neredeyse kesin.

    Rebel Wolves'un geliştirdiği The Blood of Dawnwalker tam olarak böyle bir oyun.

    İlk bakışta karanlık ortaçağ atmosferi, üçüncü şahıs kamera açısı, köyler, canavarlar ve görev yapısıyla Witcher 3'ü hatırlatıyor.

    Ancak birkaç saat oynadıktan sonra Dawnwalker'ın yalnızca "eski Witcher geliştiricilerinden yeni Witcher" olmadığını anlamaya başlıyorsunuz.

    Oyunun asıl kimliği gündüz ile gece arasında değişen oynanışta, vampir mekaniklerinde, sınırlı zamanda ve oyuncunun yalnızca yaptığı seçimlerin değil, yapmadığı şeylerin de sonuç doğurmasında ortaya çıkıyor.

    İncelemede hikâyenin başlangıcı ve bazı oynanış mekanikleri hakkında küçük spoiler'lar bulunmaktadır.

    İlk Bakışta Witcher 3 Hissi Kaçınılmaz

    The Blood of Dawnwalker'ın ilk saatlerinde The Witcher 3 benzetmesi yapmak oldukça kolay.

    Karanlık bir ortaçağ dünyası, çamurlu köy yolları, eski ahşap evler, tehlikeli yaratıkların bulunduğu mağaralar ve üçüncü şahıs kamera açısı tanıdık bir atmosfer oluşturuyor.

    Prodüksiyon tasarımında da benzer bir Avrupa karanlık fantezi havası hissediliyor.

    Fakat bu benzerlik oyunun bütün kimliğini açıklamıyor.

    Dawnwalker ilerledikçe vampir teması ve zaman sistemi üzerinden kendi oynanış mantığını oluşturmaya başlıyor.

    Witcher 3'ün izlerini görmek kolay, ancak Dawnwalker'ın amacı aynı oyunu yeniden yapmak değil.

    Hikâye: İnsan ile Vampir Arasında Kalan Bir Kahraman

    Hikâye savaşlar ve salgın hastalıklarla yıpranmış 14. yüzyıl Avrupa'sında geçiyor.

    Vadiyi yöneten baskıcı düzenin üzerine bir de güçlü vampirlerin hâkimiyeti ekleniyor.

    Brencis liderliğindeki vampirler bölgenin kontrolünü ele geçirirken insanlar giderek daha ağır şartlarda yaşamaya zorlanıyor.

    Ana karakter Cohen ise küçük bir maden köyünde yaşayan sıradan bir adam.

    Ancak vampirlerle yaşadığı karşılaşmanın ardından hayatı tamamen değişiyor ve kendisi de bir Dawnwalker'a dönüşüyor.

    Bu da Cohen'i iki dünyanın arasında bırakıyor.

    Gündüz insan.

    Gece vampir.

    Oyunun en önemli mekaniklerinden biri tam olarak bu ikilik üzerine kuruluyor.

    Gündüz ve Gece Gerçekten Farklı Oynanıyor

    Dawnwalker'ın en ilginç taraflarından biri gündüz ve gece arasında yalnızca görsel bir değişiklik olmaması.

    Cohen'in yetenekleri de değişiyor.

    Gündüz vakti daha klasik bir savaşçı gibi hareket ediyor. Kılıç kullanıyor ve büyü temelli yeteneklere erişebiliyor.

    Gece olduğunda ise vampir tarafı öne çıkıyor.

    Pençeler, ısırıklar, kan yoluyla sağlık yenileme ve çok daha hareketli yetenekler devreye giriyor.

    Özellikle gölge adımı ve tırmanma yetenekleri dünyanın dikey yapısını tamamen farklı kullanmanızı sağlıyor.

    Gündüz ulaşamadığınız bir çatıya gece doğrudan tırmanabiliyorsunuz.

    Bir binaya gündüz gizlice kapıdan girmeniz gerekirken gece dışarıdan yukarı çıkarak tamamen farklı bir yol bulabiliyorsunuz.
    Dawnwalker'ın en başarılı fikirlerinden biri aynı mekânı gündüz ve gece iki farklı oyun alanına dönüştürebilmesi.

    Keşke Gündüz ve Gece Ayrımı Daha Fazla Kullanılsaydı

    Sistem iyi çalışıyor ancak potansiyelinin her zaman tam olarak kullanıldığını söylemek zor.

    Bazı görevlerde gündüz ve gece arasındaki fark gerçekten önemli.

    Farklı giriş yolları açılıyor, bazı yerlere yalnızca belirli zamanda ulaşabiliyorsunuz ve vampir yetenekleri haritanın tamamen başka şekilde kullanılmasını sağlıyor.

    Fakat bazı bölümlerde bu ayrım daha yüzeysel kalıyor.

    İnsan ve vampir formu arasındaki fark bazen çok belirginken bazı çatışmalarda iki tarafın oynanışı birbirine fazla yaklaşabiliyor.

    Bu nedenle oyun çok güzel bir fikir bulmuş ancak her görevde aynı seviyede değerlendirememiş hissi veriyor.

    Ailenizi Kurtarmak İçin 30 Gününüz Var

    Cohen'in ailesi Brencis'in elinde.

    Onları kurtarmak için ise yalnızca 30 gün ve 30 gece bulunuyor.

    İlk bakışta bu sistem oyunu sürekli acele ettirecekmiş gibi görünebilir.

    Neyse ki gerçek zaman sürekli akmıyor.

    Haritada dolaşabilir, çevreyi keşfedebilir, sandık arayabilir ve farklı bölgeleri inceleyebilirsiniz.

    Zaman yalnızca belirli eylemleri tamamladığınızda ilerliyor.

    Üstelik oyun bir aktivitenin zaman harcayacağını önceden belirtiyor.

    Bu sayede oyuncu sürekli saatle yarışmak yerine hangi aktivitenin gerçekten değerli olduğuna karar vermeye başlıyor.

    Zaman Sistemi Görevlere Farklı Bakmanızı Sağlıyor

    Açık dünya RPG'lerinde genellikle haritada gördüğümüz bütün soru işaretlerini temizleme alışkanlığımız var.

    Birisi kaybolan eşyasını arıyorsa ana hikâyeyi bırakıp ona yardım ederiz.

    Bir kamp görünüyorsa temizleriz.

    Yeni bir yan görev çıkarsa görev listesine ekleriz.

    Dawnwalker ise basit bir soru soruyor:
    Bunu yapmaya gerçekten değer mi?
    Çünkü bazı görevler zaman harcıyor.

    Bir yabancıya yardım etmek isteyebilirsiniz ama bu yardım günün önemli bir bölümünü tüketebilir.

    Yeni bir yetenek öğrenmek bile zaman maliyetine sahip olabilir.

    Klasik "Burada yapacak ne var?" sorusu yerini "Burada yapılması gerçekten önemli olan ne var?" sorusuna bırakıyor.

    Bence oyunun en başarılı fikirlerinden biri bu.

    Her Şeyi Tek Oynayışta Yapamayabilirsiniz

    Zaman sınırlaması doğal olarak bütün görevleri tamamlamayı zorlaştırıyor.

    Ancak oyun bunu bir eksiklik gibi değil, tasarımın parçası olarak kullanıyor.

    Bir görevi yapmamanız da bir seçim.

    Bir karaktere yardım etmezseniz dünya durup sizi beklemiyor.

    Olaylar sizin katılımınız olmadan ilerleyebiliyor.

    Ve bazı durumlarda bunun sonuçlarını daha sonra görebiliyorsunuz.

    Bu yaklaşım görevleri sıradan bir kontrol listesinden çıkarıyor.

    Dawnwalker yalnızca yaptığınız seçimleri değil, görmezden geldiğiniz fırsatları da hatırlıyor.

    Yan Görevler Oyunun En Güçlü Taraflarından

    The Witcher 3'ü unutulmaz yapan unsurlardan biri yan görevlerinin basit görevlerden çok küçük hikâyeler gibi hissettirmesiydi.

    Dawnwalker da benzer bir yaklaşım kullanıyor.

    Başlangıçta son derece basit görünen bir görev ilerledikçe ahlaki açıdan çok daha karmaşık hale gelebiliyor.

    Örneğin ölü birinin gümüş takılarını çalan bir mezar hırsızına rastlayabilirsiniz.

    İlk anda adam açıkça suçlu görünüyor.

    Ancak ilerledikçe gümüşü vampirlere karşı kullanılacak bir silah yapmak amacıyla topladığı ortaya çıkabiliyor.

    Bir anda doğru ile yanlış arasındaki çizgi bulanıklaşıyor.

    Oyunun görev tasarımının iyi olduğu anlar tam olarak bunlar.

    Bazı Hikâyeleri Tamamen Kaçırabilirsiniz

    Keşif sırasında bulduğunuz sıradan bir anahtar bile ayrı bir görev zincirini başlatabiliyor.

    Kilidi açılan bir evin içinde bulunan belgeler sizi farklı karakterlere ve olaylara götürebiliyor.

    Daha da güzeli bazı hikâye karakterleriyle ne yapacağınız tamamen size bırakılıyor.

    Bir karakteri doğrudan ortadan kaldırabilirsiniz.

    Onunla ilgili daha kapsamlı bir görev zincirini takip edebilirsiniz.

    Ya da hiçbir şey yapmadan oradan ayrılabilirsiniz.

    Oyun her zaman seçenekleri büyük görev işaretleriyle önünüze koymuyor.

    Bu da keşfetme hissini güçlendiriyor.

    Zaman Bir Baskıdan Çok Karar Mekaniği

    30 günlük sistem ilk duyulduğunda stres yaratabilecek bir özellik gibi görünebilir.

    Ancak oynadıkça amacın oyuncuyu acele ettirmek olmadığını fark ediyorsunuz.

    Asıl amaç karar vermeyi zorlaştırmak.

    Bir kampı temizlemek mi daha önemli?

    Yeni bir beceri öğrenmek mi?

    Bir yan görevi araştırmak mı?

    Ana hikâyeye devam etmek mi?

    Her seçim diğer fırsatlar için kullanabileceğiniz zamandan harcıyor.

    Böylece zaman yalnızca bir sayaç olmaktan çıkıp rol yapma sisteminin parçası haline geliyor.

    Oyun Dünyası Büyük Ama Gereksiz Derecede Büyük Değil

    Dawnwalker modern açık dünya oyunlarıyla karşılaştırıldığında daha kompakt bir haritaya sahip.

    Bu bence avantaj.

    İki önemli nokta arasında dakikalarca boş arazide ilerlemeniz gerekmiyor.

    Dünya yine yeterince büyük hissettiriyor ancak içerik yoğunluğu daha yüksek.

    Mağaralar, kalıntılar, köyler ve gizli bölgeler birbirine daha yakın.

    Haritanın daha küçük olması aynı zamanda zaman mekaniğiyle de uyumlu.

    Dünya Tamamen Tekrardan Kurtulamıyor

    Kompakt yapı monotonluğu azaltıyor ama tamamen ortadan kaldırmıyor.

    Ana düşmanın gücünü azaltmak için bazı tekrar eden aktiviteler yapmanız gerekiyor.

    Kampları temizlemek, mahkumları kurtarmak ve çeşitli düşman noktalarını ortadan kaldırmak bir süre sonra benzer hissettirebiliyor.

    Neyse ki bu etkinliklerin arasında iyi yazılmış görevlerin bulunması oyunun temposunu toparlıyor.

    Şöhret Sistemi Dünyayı Değiştiriyor

    Cohen vampir düzenine karşı daha fazla mücadele ettikçe şöhreti artıyor.

    Bu yalnızca ekrandaki bir sayı değil.

    Brencis sizi daha büyük bir tehdit olarak görmeye başladıkça dünya da buna tepki veriyor.

    Daha fazla devriye ortaya çıkabiliyor, kontrol noktaları sıklaşabiliyor, fiyatlar değişebiliyor ve ödül avcıları peşinize düşebiliyor.

    Ancak bunun olumlu tarafı da var.

    Vampir rejimine karşı olan karakterler Cohen'e daha fazla güvenmeye başlıyor ve yeni görevler açılabiliyor.

    Bu sistem dünyaya hoş bir tepki hissi veriyor.

    Dövüş Sistemi Kâğıt Üzerinde Çok İlginç

    Savaş sistemi yönlü saldırı ve savunma mantığı üzerine kurulmuş.

    Düşman belirli bir yönden saldırıyor.

    Oyuncunun saldırıyı doğru okuması, savuşturması veya kaçması gerekiyor.

    Ardından karşı saldırı fırsatı ortaya çıkıyor.

    Tek rakiple yapılan mücadelelerde sistem oldukça sinematik görünüyor.

    Sorun birden fazla düşman aynı anda saldırdığında başlıyor.

    Kalabalık Çatışmalar Sistemin Zayıf Noktası

    Bir düelloda gayet kontrollü çalışan dövüş sistemi, iki veya üç düşman sizi çevrelediğinde karmaşık hale gelebiliyor.

    Kamera rakipler arasında hızlı şekilde geçiş yapıyor.

    Cohen farklı yönlerden gelen saldırıları savuşturmaya çalışıyor.

    Oyuncunun takip etmesi gereken bilgi miktarı bir anda artıyor.

    Oldukça şık görünen düello sistemi kalabalık savaşlarda zaman zaman yorucu hale geliyor.

    Kaynak incelemede de dövüş sisteminin özellikle birden fazla rakip devreye girdiğinde sorun yaşadığı vurgulanıyor.

    Gece Savaşmak Daha Eğlenceli

    Vampir formu dövüş sisteminin temposunu belirgin şekilde artırıyor.

    Gece Cohen çok daha hareketli.

    Rakiplerle arasındaki mesafeyi hızlı kapatabiliyor, pençe saldırıları yapabiliyor ve düşmanlarını ısırarak sağlık yenileyebiliyor.

    Bu da gündüz kullanılan daha kontrollü kılıç dövüşlerinden farklı bir his oluşturuyor.

    Vampir olarak oynadığınızda karakter daha yırtıcı ve saldırgan hissettiriyor.

    Üç Farklı Yetenek Yolu

    Karakter gelişimi üç temel alan üzerinden ilerliyor.

    Kılıç ustalığı hem gündüz hem gece kullanılabiliyor.

    Büyücülük daha çok insan formunda ön plana çıkıyor.

    Vampirizm ise gece açılan yetenekleri geliştiriyor.

    Bu ayrım gündüz ve gece sisteminin yalnızca hareket açısından değil karakter gelişimi açısından da farklılaşmasını sağlıyor.

    Özellikle vampir yeteneklerinin hikâyeyle mekanik olarak açıklanması güzel bir ayrıntı.

    Vampir Olmanın Gerçek Sonuçları Var

    Cohen'in kan ihtiyacı yalnızca görsel bir ayrıntı değil.

    Susuzluğunu kontrol edemezseniz çevrenizdeki karakterleri besin kaynağı olarak kullanmanız mümkün.

    Daha da ilginci hikâye açısından önemli karakterlerin bile bundan tamamen korunmaması.

    Bir kişiyi öldürmek bazı görevleri veya ilişkileri etkileyebiliyor.

    Oyun daha sonra "ama bu karakter önemliydi" diyerek seçiminizi geri almıyor.

    Vampir gücünü kullanmak avantaj sağlıyor ancak bunun ahlaki ve oynanış açısından bedeli bulunuyor.

    Düşman Çeşitliliği Daha İyi Olabilirdi

    Dövüş sisteminin en önemli problemlerinden biri düşman çeşitliliğinin bir süre sonra yetersiz hissettirmesi.

    İlk saatlerde farklı saldırıları okumak ve savuşturmak eğlenceli.

    Ancak benzer rakiplerle tekrar tekrar karşılaşınca sistemin sınırları ortaya çıkmaya başlıyor.

    Yeni yetenekler bir miktar çeşitlilik sağlıyor fakat oyunun ikinci yarısında daha fazla düşman tipi görmek iyi olurdu.

    Oyun Temposu Genel Olarak Başarılı

    Dawnwalker sürekli savaşmaya zorlamıyor.

    Bir çatışmanın ardından soruşturma bölümü gelebiliyor.

    Ardından sakin bir konuşma veya keşif bölümü başlayabiliyor.

    Bölüm sonlarında ise daha büyük çatışmalar veya patron dövüşleri devreye giriyor.

    Bu değişken tempo oyunun uzun süre tek bir mekaniğe takılıp kalmasını engelliyor.

    Teknik Sorunlar Oyunun En Büyük Eksiklerinden

    Dawnwalker'ın en ciddi problemleri teknik tarafta.

    Kaynak incelemede PC sürümünde donma, çökme, ışınlanma sırasında FPS düşüşleri ve DLSS ile Kare Üretimi tarafında sorunlar yaşandığı belirtiliyor. :contentReference[oaicite:3]{index=3}

    Animasyonlarda da zaman zaman cilasız görünen bölümler bulunuyor.

    Bu nedenle oyun içerik tarafında güçlü olmasına rağmen teknik açıdan biraz daha zamana ihtiyaç duyuyor hissi veriyor.

    Birkaç kapsamlı güncelleme oyunun genel deneyimini ciddi şekilde iyileştirebilir.

    Teknik Sorunlara Rağmen Neden Devam Etmek İstiyorsunuz?

    Dawnwalker'ın en güzel yanı burada ortaya çıkıyor.

    Bir karakterle yalnızca üzerinde görev işareti olduğu için konuşmuyorsunuz.

    Hikâyesini merak ettiğiniz için konuşuyorsunuz.

    Bir masanın üzerinde bulduğunuz not yeni bir soruşturmaya dönüşebiliyor.

    Önemsiz görünen bir karakter birkaç saat sonra çok daha büyük bir hikâyenin merkezine oturabiliyor.

    Ve verdiğiniz bazı kararların sonucunu hemen öğrenemiyorsunuz.

    Bu da oyuncuyu görev listesini tamamlamaktan çok dünyayı anlamaya teşvik ediyor.

    Dawnwalker Witcher 3'ün Kopyası mı?

    Hayır.

    The Witcher 3 etkisini inkâr etmek de gereksiz olur.

    Benzer kamera kullanımı, karanlık Avrupa fantezisi, görev tasarımı ve bazı dünya öğeleri açık şekilde tanıdık geliyor.

    Ancak Dawnwalker'ın kendi fikirleri yeterince güçlü.

    Gündüz ve gece arasında değişen oynanış, vampir yetenekleri, sınırlı zaman, bir görevi yapmamanın bile sonuç doğurması ve karakterleri gerçekten kaybedebilme ihtimali oyunu farklılaştırıyor.

    Oynadıkça Witcher benzerliği tamamen kaybolmuyor ama Dawnwalker'ın kendi kimliği çok daha belirgin hale geliyor.

    Zamanlayıcıyı Kapatmak Gerekir mi?

    Zaman sistemini tamamen kaldıran çözümler oyuncular için cazip görünebilir.

    Ancak bence ilk oynayışta bunu yapmak oyunun temel fikrinin önemli bir bölümünü ortadan kaldırıyor.

    Çünkü Dawnwalker'ın görev sistemi zaman sınırlaması düşünülerek tasarlanmış.

    Her şeye yetişememek bilinçli bir tercih.

    Bazı fırsatları kaçırmak da deneyimin parçası.
    Oyunun amacı bütün haritayı yüzde 100 temizlemek değil, sınırlı zamanda sizin için neyin önemli olduğuna karar vermek.

    The Blood of Dawnwalker'ın Güçlü ve Zayıf Tarafları

    Güçlü taraflarında özellikle görev tasarımı, gündüz ve gece sistemi, vampir oynanışı, zaman mekaniği, seçimlerin sonuçları ve kompakt açık dünya öne çıkıyor.

    Zayıf taraflarında ise teknik sorunlar, sınırlı düşman çeşitliliği, kalabalık çatışmalarda kamera problemleri ve bazı mekaniklerin potansiyelinin tam kullanılmaması bulunuyor.

    Fakat önemli olan nokta şu:

    Oyunun zayıf yanları çoğunlukla düzeltilebilir sorunlardan oluşuyor.

    Temel fikirleri ise oldukça sağlam.

    Sonuç: The Blood of Dawnwalker Oynamaya Değer mi?

    The Blood of Dawnwalker kusursuz bir oyun değil.

    Teknik açıdan cilalanması gereken birçok noktası var.

    Dövüş sistemi her durumda aynı kalitede çalışmıyor.

    Bazı aktiviteler tekrar etmeye başlayabiliyor.

    Ancak bütün bunların altında gerçekten rol yapma oyunu olmaya çalışan oldukça iddialı bir proje bulunuyor.

    Oyuncuya yalnızca "iyi" ve "kötü" seçenekleri vermek yerine zaman, bilgi ve sonuçlar üzerinden karar vermesini istiyor.

    Bazen verdiğiniz karar önemli.

    Bazen vermediğiniz karar daha önemli.

    Ve bazen en doğru seçim diye bir şey bile olmayabiliyor.
    Dawnwalker'ın en büyük başarısı mükemmel olması değil; birkaç saat oynadıktan sonra dünyasında bundan sonra ne olacağını gerçekten merak ettirmesi.
    Benim için bu, onlarca saat oynadıktan sonra hiçbir sahnesini hatırlamadığım kusursuz ama ruhsuz bir açık dünya oyunundan daha değerli.

    Rebel Wolves teknik sorunları çözebilir ve devam oyunlarında mevcut fikirleri daha da geliştirebilirse The Blood of Dawnwalker güçlü bir RPG serisinin başlangıcı olabilir.
    Sizce Dawnwalker'ın 30 günlük zaman sistemi RPG türüne gerçekten farklı bir şey katıyor mu? Yoksa açık dünya oyunlarında zaman sınırı olması sizi oyundan uzaklaştırır mı?
    The Blood of Dawnwalker İncelemesi Vampir RPG'si Witcher 3'ün İzinden Gidiyor mu? CD Projekt RED'den ayrılıp kendi stüdyosunu kurmak ve ardından büyük bütçeli, karanlık fantezi türünde yeni bir RPG geliştirmek oldukça iddialı bir karar. Hele ki ekipte The Witcher serisi üzerinde çalışmış geliştiriciler bulunuyorsa, yeni oyunun çıkacağı ilk günden itibaren Witcher 3 ile karşılaştırılacağı neredeyse kesin. Rebel Wolves'un geliştirdiği The Blood of Dawnwalker tam olarak böyle bir oyun. İlk bakışta karanlık ortaçağ atmosferi, üçüncü şahıs kamera açısı, köyler, canavarlar ve görev yapısıyla Witcher 3'ü hatırlatıyor. Ancak birkaç saat oynadıktan sonra Dawnwalker'ın yalnızca "eski Witcher geliştiricilerinden yeni Witcher" olmadığını anlamaya başlıyorsunuz. Oyunun asıl kimliği gündüz ile gece arasında değişen oynanışta, vampir mekaniklerinde, sınırlı zamanda ve oyuncunun yalnızca yaptığı seçimlerin değil, yapmadığı şeylerin de sonuç doğurmasında ortaya çıkıyor. [i]İncelemede hikâyenin başlangıcı ve bazı oynanış mekanikleri hakkında küçük spoiler'lar bulunmaktadır.[/i] [h2]İlk Bakışta Witcher 3 Hissi Kaçınılmaz[/h2] The Blood of Dawnwalker'ın ilk saatlerinde The Witcher 3 benzetmesi yapmak oldukça kolay. Karanlık bir ortaçağ dünyası, çamurlu köy yolları, eski ahşap evler, tehlikeli yaratıkların bulunduğu mağaralar ve üçüncü şahıs kamera açısı tanıdık bir atmosfer oluşturuyor. Prodüksiyon tasarımında da benzer bir Avrupa karanlık fantezi havası hissediliyor. Fakat bu benzerlik oyunun bütün kimliğini açıklamıyor. Dawnwalker ilerledikçe vampir teması ve zaman sistemi üzerinden kendi oynanış mantığını oluşturmaya başlıyor. [b]Witcher 3'ün izlerini görmek kolay, ancak Dawnwalker'ın amacı aynı oyunu yeniden yapmak değil.[/b] [h2]Hikâye: İnsan ile Vampir Arasında Kalan Bir Kahraman[/h2] Hikâye savaşlar ve salgın hastalıklarla yıpranmış 14. yüzyıl Avrupa'sında geçiyor. Vadiyi yöneten baskıcı düzenin üzerine bir de güçlü vampirlerin hâkimiyeti ekleniyor. Brencis liderliğindeki vampirler bölgenin kontrolünü ele geçirirken insanlar giderek daha ağır şartlarda yaşamaya zorlanıyor. Ana karakter Cohen ise küçük bir maden köyünde yaşayan sıradan bir adam. Ancak vampirlerle yaşadığı karşılaşmanın ardından hayatı tamamen değişiyor ve kendisi de bir Dawnwalker'a dönüşüyor. Bu da Cohen'i iki dünyanın arasında bırakıyor. Gündüz insan. Gece vampir. Oyunun en önemli mekaniklerinden biri tam olarak bu ikilik üzerine kuruluyor. [h2]Gündüz ve Gece Gerçekten Farklı Oynanıyor[/h2] Dawnwalker'ın en ilginç taraflarından biri gündüz ve gece arasında yalnızca görsel bir değişiklik olmaması. Cohen'in yetenekleri de değişiyor. Gündüz vakti daha klasik bir savaşçı gibi hareket ediyor. Kılıç kullanıyor ve büyü temelli yeteneklere erişebiliyor. Gece olduğunda ise vampir tarafı öne çıkıyor. Pençeler, ısırıklar, kan yoluyla sağlık yenileme ve çok daha hareketli yetenekler devreye giriyor. Özellikle gölge adımı ve tırmanma yetenekleri dünyanın dikey yapısını tamamen farklı kullanmanızı sağlıyor. Gündüz ulaşamadığınız bir çatıya gece doğrudan tırmanabiliyorsunuz. Bir binaya gündüz gizlice kapıdan girmeniz gerekirken gece dışarıdan yukarı çıkarak tamamen farklı bir yol bulabiliyorsunuz. [quote]Dawnwalker'ın en başarılı fikirlerinden biri aynı mekânı gündüz ve gece iki farklı oyun alanına dönüştürebilmesi.[/quote] [h2]Keşke Gündüz ve Gece Ayrımı Daha Fazla Kullanılsaydı[/h2] Sistem iyi çalışıyor ancak potansiyelinin her zaman tam olarak kullanıldığını söylemek zor. Bazı görevlerde gündüz ve gece arasındaki fark gerçekten önemli. Farklı giriş yolları açılıyor, bazı yerlere yalnızca belirli zamanda ulaşabiliyorsunuz ve vampir yetenekleri haritanın tamamen başka şekilde kullanılmasını sağlıyor. Fakat bazı bölümlerde bu ayrım daha yüzeysel kalıyor. İnsan ve vampir formu arasındaki fark bazen çok belirginken bazı çatışmalarda iki tarafın oynanışı birbirine fazla yaklaşabiliyor. Bu nedenle oyun çok güzel bir fikir bulmuş ancak her görevde aynı seviyede değerlendirememiş hissi veriyor. [h2]Ailenizi Kurtarmak İçin 30 Gününüz Var[/h2] Cohen'in ailesi Brencis'in elinde. Onları kurtarmak için ise yalnızca 30 gün ve 30 gece bulunuyor. İlk bakışta bu sistem oyunu sürekli acele ettirecekmiş gibi görünebilir. Neyse ki gerçek zaman sürekli akmıyor. Haritada dolaşabilir, çevreyi keşfedebilir, sandık arayabilir ve farklı bölgeleri inceleyebilirsiniz. Zaman yalnızca belirli eylemleri tamamladığınızda ilerliyor. Üstelik oyun bir aktivitenin zaman harcayacağını önceden belirtiyor. Bu sayede oyuncu sürekli saatle yarışmak yerine hangi aktivitenin gerçekten değerli olduğuna karar vermeye başlıyor. [h2]Zaman Sistemi Görevlere Farklı Bakmanızı Sağlıyor[/h2] Açık dünya RPG'lerinde genellikle haritada gördüğümüz bütün soru işaretlerini temizleme alışkanlığımız var. Birisi kaybolan eşyasını arıyorsa ana hikâyeyi bırakıp ona yardım ederiz. Bir kamp görünüyorsa temizleriz. Yeni bir yan görev çıkarsa görev listesine ekleriz. Dawnwalker ise basit bir soru soruyor: [quote]Bunu yapmaya gerçekten değer mi?[/quote] Çünkü bazı görevler zaman harcıyor. Bir yabancıya yardım etmek isteyebilirsiniz ama bu yardım günün önemli bir bölümünü tüketebilir. Yeni bir yetenek öğrenmek bile zaman maliyetine sahip olabilir. Klasik "Burada yapacak ne var?" sorusu yerini "Burada yapılması gerçekten önemli olan ne var?" sorusuna bırakıyor. Bence oyunun en başarılı fikirlerinden biri bu. [h2]Her Şeyi Tek Oynayışta Yapamayabilirsiniz[/h2] Zaman sınırlaması doğal olarak bütün görevleri tamamlamayı zorlaştırıyor. Ancak oyun bunu bir eksiklik gibi değil, tasarımın parçası olarak kullanıyor. Bir görevi yapmamanız da bir seçim. Bir karaktere yardım etmezseniz dünya durup sizi beklemiyor. Olaylar sizin katılımınız olmadan ilerleyebiliyor. Ve bazı durumlarda bunun sonuçlarını daha sonra görebiliyorsunuz. Bu yaklaşım görevleri sıradan bir kontrol listesinden çıkarıyor. [b]Dawnwalker yalnızca yaptığınız seçimleri değil, görmezden geldiğiniz fırsatları da hatırlıyor.[/b] [h2]Yan Görevler Oyunun En Güçlü Taraflarından[/h2] The Witcher 3'ü unutulmaz yapan unsurlardan biri yan görevlerinin basit görevlerden çok küçük hikâyeler gibi hissettirmesiydi. Dawnwalker da benzer bir yaklaşım kullanıyor. Başlangıçta son derece basit görünen bir görev ilerledikçe ahlaki açıdan çok daha karmaşık hale gelebiliyor. Örneğin ölü birinin gümüş takılarını çalan bir mezar hırsızına rastlayabilirsiniz. İlk anda adam açıkça suçlu görünüyor. Ancak ilerledikçe gümüşü vampirlere karşı kullanılacak bir silah yapmak amacıyla topladığı ortaya çıkabiliyor. Bir anda doğru ile yanlış arasındaki çizgi bulanıklaşıyor. Oyunun görev tasarımının iyi olduğu anlar tam olarak bunlar. [h2]Bazı Hikâyeleri Tamamen Kaçırabilirsiniz[/h2] Keşif sırasında bulduğunuz sıradan bir anahtar bile ayrı bir görev zincirini başlatabiliyor. Kilidi açılan bir evin içinde bulunan belgeler sizi farklı karakterlere ve olaylara götürebiliyor. Daha da güzeli bazı hikâye karakterleriyle ne yapacağınız tamamen size bırakılıyor. Bir karakteri doğrudan ortadan kaldırabilirsiniz. Onunla ilgili daha kapsamlı bir görev zincirini takip edebilirsiniz. Ya da hiçbir şey yapmadan oradan ayrılabilirsiniz. Oyun her zaman seçenekleri büyük görev işaretleriyle önünüze koymuyor. Bu da keşfetme hissini güçlendiriyor. [h2]Zaman Bir Baskıdan Çok Karar Mekaniği[/h2] 30 günlük sistem ilk duyulduğunda stres yaratabilecek bir özellik gibi görünebilir. Ancak oynadıkça amacın oyuncuyu acele ettirmek olmadığını fark ediyorsunuz. Asıl amaç karar vermeyi zorlaştırmak. Bir kampı temizlemek mi daha önemli? Yeni bir beceri öğrenmek mi? Bir yan görevi araştırmak mı? Ana hikâyeye devam etmek mi? Her seçim diğer fırsatlar için kullanabileceğiniz zamandan harcıyor. Böylece zaman yalnızca bir sayaç olmaktan çıkıp rol yapma sisteminin parçası haline geliyor. [h2]Oyun Dünyası Büyük Ama Gereksiz Derecede Büyük Değil[/h2] Dawnwalker modern açık dünya oyunlarıyla karşılaştırıldığında daha kompakt bir haritaya sahip. Bu bence avantaj. İki önemli nokta arasında dakikalarca boş arazide ilerlemeniz gerekmiyor. Dünya yine yeterince büyük hissettiriyor ancak içerik yoğunluğu daha yüksek. Mağaralar, kalıntılar, köyler ve gizli bölgeler birbirine daha yakın. Haritanın daha küçük olması aynı zamanda zaman mekaniğiyle de uyumlu. [h2]Dünya Tamamen Tekrardan Kurtulamıyor[/h2] Kompakt yapı monotonluğu azaltıyor ama tamamen ortadan kaldırmıyor. Ana düşmanın gücünü azaltmak için bazı tekrar eden aktiviteler yapmanız gerekiyor. Kampları temizlemek, mahkumları kurtarmak ve çeşitli düşman noktalarını ortadan kaldırmak bir süre sonra benzer hissettirebiliyor. Neyse ki bu etkinliklerin arasında iyi yazılmış görevlerin bulunması oyunun temposunu toparlıyor. [h2]Şöhret Sistemi Dünyayı Değiştiriyor[/h2] Cohen vampir düzenine karşı daha fazla mücadele ettikçe şöhreti artıyor. Bu yalnızca ekrandaki bir sayı değil. Brencis sizi daha büyük bir tehdit olarak görmeye başladıkça dünya da buna tepki veriyor. Daha fazla devriye ortaya çıkabiliyor, kontrol noktaları sıklaşabiliyor, fiyatlar değişebiliyor ve ödül avcıları peşinize düşebiliyor. Ancak bunun olumlu tarafı da var. Vampir rejimine karşı olan karakterler Cohen'e daha fazla güvenmeye başlıyor ve yeni görevler açılabiliyor. Bu sistem dünyaya hoş bir tepki hissi veriyor. [h2]Dövüş Sistemi Kâğıt Üzerinde Çok İlginç[/h2] Savaş sistemi yönlü saldırı ve savunma mantığı üzerine kurulmuş. Düşman belirli bir yönden saldırıyor. Oyuncunun saldırıyı doğru okuması, savuşturması veya kaçması gerekiyor. Ardından karşı saldırı fırsatı ortaya çıkıyor. Tek rakiple yapılan mücadelelerde sistem oldukça sinematik görünüyor. Sorun birden fazla düşman aynı anda saldırdığında başlıyor. [h2]Kalabalık Çatışmalar Sistemin Zayıf Noktası[/h2] Bir düelloda gayet kontrollü çalışan dövüş sistemi, iki veya üç düşman sizi çevrelediğinde karmaşık hale gelebiliyor. Kamera rakipler arasında hızlı şekilde geçiş yapıyor. Cohen farklı yönlerden gelen saldırıları savuşturmaya çalışıyor. Oyuncunun takip etmesi gereken bilgi miktarı bir anda artıyor. Oldukça şık görünen düello sistemi kalabalık savaşlarda zaman zaman yorucu hale geliyor. Kaynak incelemede de dövüş sisteminin özellikle birden fazla rakip devreye girdiğinde sorun yaşadığı vurgulanıyor. [h2]Gece Savaşmak Daha Eğlenceli[/h2] Vampir formu dövüş sisteminin temposunu belirgin şekilde artırıyor. Gece Cohen çok daha hareketli. Rakiplerle arasındaki mesafeyi hızlı kapatabiliyor, pençe saldırıları yapabiliyor ve düşmanlarını ısırarak sağlık yenileyebiliyor. Bu da gündüz kullanılan daha kontrollü kılıç dövüşlerinden farklı bir his oluşturuyor. Vampir olarak oynadığınızda karakter daha yırtıcı ve saldırgan hissettiriyor. [h2]Üç Farklı Yetenek Yolu[/h2] Karakter gelişimi üç temel alan üzerinden ilerliyor. Kılıç ustalığı hem gündüz hem gece kullanılabiliyor. Büyücülük daha çok insan formunda ön plana çıkıyor. Vampirizm ise gece açılan yetenekleri geliştiriyor. Bu ayrım gündüz ve gece sisteminin yalnızca hareket açısından değil karakter gelişimi açısından da farklılaşmasını sağlıyor. Özellikle vampir yeteneklerinin hikâyeyle mekanik olarak açıklanması güzel bir ayrıntı. [h2]Vampir Olmanın Gerçek Sonuçları Var[/h2] Cohen'in kan ihtiyacı yalnızca görsel bir ayrıntı değil. Susuzluğunu kontrol edemezseniz çevrenizdeki karakterleri besin kaynağı olarak kullanmanız mümkün. Daha da ilginci hikâye açısından önemli karakterlerin bile bundan tamamen korunmaması. Bir kişiyi öldürmek bazı görevleri veya ilişkileri etkileyebiliyor. Oyun daha sonra "ama bu karakter önemliydi" diyerek seçiminizi geri almıyor. [b]Vampir gücünü kullanmak avantaj sağlıyor ancak bunun ahlaki ve oynanış açısından bedeli bulunuyor.[/b] [h2]Düşman Çeşitliliği Daha İyi Olabilirdi[/h2] Dövüş sisteminin en önemli problemlerinden biri düşman çeşitliliğinin bir süre sonra yetersiz hissettirmesi. İlk saatlerde farklı saldırıları okumak ve savuşturmak eğlenceli. Ancak benzer rakiplerle tekrar tekrar karşılaşınca sistemin sınırları ortaya çıkmaya başlıyor. Yeni yetenekler bir miktar çeşitlilik sağlıyor fakat oyunun ikinci yarısında daha fazla düşman tipi görmek iyi olurdu. [h2]Oyun Temposu Genel Olarak Başarılı[/h2] Dawnwalker sürekli savaşmaya zorlamıyor. Bir çatışmanın ardından soruşturma bölümü gelebiliyor. Ardından sakin bir konuşma veya keşif bölümü başlayabiliyor. Bölüm sonlarında ise daha büyük çatışmalar veya patron dövüşleri devreye giriyor. Bu değişken tempo oyunun uzun süre tek bir mekaniğe takılıp kalmasını engelliyor. [h2]Teknik Sorunlar Oyunun En Büyük Eksiklerinden[/h2] Dawnwalker'ın en ciddi problemleri teknik tarafta. Kaynak incelemede PC sürümünde donma, çökme, ışınlanma sırasında FPS düşüşleri ve DLSS ile Kare Üretimi tarafında sorunlar yaşandığı belirtiliyor. :contentReference[oaicite:3]{index=3} Animasyonlarda da zaman zaman cilasız görünen bölümler bulunuyor. Bu nedenle oyun içerik tarafında güçlü olmasına rağmen teknik açıdan biraz daha zamana ihtiyaç duyuyor hissi veriyor. Birkaç kapsamlı güncelleme oyunun genel deneyimini ciddi şekilde iyileştirebilir. [h2]Teknik Sorunlara Rağmen Neden Devam Etmek İstiyorsunuz?[/h2] Dawnwalker'ın en güzel yanı burada ortaya çıkıyor. Bir karakterle yalnızca üzerinde görev işareti olduğu için konuşmuyorsunuz. Hikâyesini merak ettiğiniz için konuşuyorsunuz. Bir masanın üzerinde bulduğunuz not yeni bir soruşturmaya dönüşebiliyor. Önemsiz görünen bir karakter birkaç saat sonra çok daha büyük bir hikâyenin merkezine oturabiliyor. Ve verdiğiniz bazı kararların sonucunu hemen öğrenemiyorsunuz. Bu da oyuncuyu görev listesini tamamlamaktan çok dünyayı anlamaya teşvik ediyor. [h2]Dawnwalker Witcher 3'ün Kopyası mı?[/h2] Hayır. The Witcher 3 etkisini inkâr etmek de gereksiz olur. Benzer kamera kullanımı, karanlık Avrupa fantezisi, görev tasarımı ve bazı dünya öğeleri açık şekilde tanıdık geliyor. Ancak Dawnwalker'ın kendi fikirleri yeterince güçlü. Gündüz ve gece arasında değişen oynanış, vampir yetenekleri, sınırlı zaman, bir görevi yapmamanın bile sonuç doğurması ve karakterleri gerçekten kaybedebilme ihtimali oyunu farklılaştırıyor. Oynadıkça Witcher benzerliği tamamen kaybolmuyor ama Dawnwalker'ın kendi kimliği çok daha belirgin hale geliyor. [h2]Zamanlayıcıyı Kapatmak Gerekir mi?[/h2] Zaman sistemini tamamen kaldıran çözümler oyuncular için cazip görünebilir. Ancak bence ilk oynayışta bunu yapmak oyunun temel fikrinin önemli bir bölümünü ortadan kaldırıyor. Çünkü Dawnwalker'ın görev sistemi zaman sınırlaması düşünülerek tasarlanmış. Her şeye yetişememek bilinçli bir tercih. Bazı fırsatları kaçırmak da deneyimin parçası. [quote]Oyunun amacı bütün haritayı yüzde 100 temizlemek değil, sınırlı zamanda sizin için neyin önemli olduğuna karar vermek.[/quote] [h2]The Blood of Dawnwalker'ın Güçlü ve Zayıf Tarafları[/h2] [b]Güçlü taraflarında[/b] özellikle görev tasarımı, gündüz ve gece sistemi, vampir oynanışı, zaman mekaniği, seçimlerin sonuçları ve kompakt açık dünya öne çıkıyor. [b]Zayıf taraflarında[/b] ise teknik sorunlar, sınırlı düşman çeşitliliği, kalabalık çatışmalarda kamera problemleri ve bazı mekaniklerin potansiyelinin tam kullanılmaması bulunuyor. Fakat önemli olan nokta şu: Oyunun zayıf yanları çoğunlukla düzeltilebilir sorunlardan oluşuyor. Temel fikirleri ise oldukça sağlam. [h2]Sonuç: The Blood of Dawnwalker Oynamaya Değer mi?[/h2] The Blood of Dawnwalker kusursuz bir oyun değil. Teknik açıdan cilalanması gereken birçok noktası var. Dövüş sistemi her durumda aynı kalitede çalışmıyor. Bazı aktiviteler tekrar etmeye başlayabiliyor. Ancak bütün bunların altında gerçekten rol yapma oyunu olmaya çalışan oldukça iddialı bir proje bulunuyor. Oyuncuya yalnızca "iyi" ve "kötü" seçenekleri vermek yerine zaman, bilgi ve sonuçlar üzerinden karar vermesini istiyor. Bazen verdiğiniz karar önemli. Bazen vermediğiniz karar daha önemli. Ve bazen en doğru seçim diye bir şey bile olmayabiliyor. [quote]Dawnwalker'ın en büyük başarısı mükemmel olması değil; birkaç saat oynadıktan sonra dünyasında bundan sonra ne olacağını gerçekten merak ettirmesi.[/quote] Benim için bu, onlarca saat oynadıktan sonra hiçbir sahnesini hatırlamadığım kusursuz ama ruhsuz bir açık dünya oyunundan daha değerli. [b]Rebel Wolves teknik sorunları çözebilir ve devam oyunlarında mevcut fikirleri daha da geliştirebilirse The Blood of Dawnwalker güçlü bir RPG serisinin başlangıcı olabilir.[/b] [quote]Sizce Dawnwalker'ın 30 günlük zaman sistemi RPG türüne gerçekten farklı bir şey katıyor mu? Yoksa açık dünya oyunlarında zaman sınırı olması sizi oyundan uzaklaştırır mı?[/quote]
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 531 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Acer yeni kapaklı cihaz olan Project Dualplay Mini'yi tanıttı
    Acer, IFA 2026'da Predator markası altında Project DualPlay Mini konsept cihazını tanıttı. Bu taşınabilir oyun bilgisayarı, dönebilen ekranı ve entegre klavyesi sayesinde kompakt bir dizüstü bilgisayara dönüşebiliyor. Fütüristik ama biraz da rustik bir görünüme sahip. Siz ne düşünüyorsunuz?

    Oyun modunda, cihaz fiziksel girişler kullanarak tanıdık kontroller sunar. Dönüştürme işleminden sonra, kullanıcı arkadan aydınlatmalı bir klavye alır ve bazı oyunlar için Bluetooth fare bağlanabilir. Bu seçenek öncelikle klavye ve fare kontrollerinin oyun kumandasından daha kullanışlı olduğu birinci şahıs nişancı oyunları ve strateji oyunları için tasarlanmıştır.

    Project DualPlay Mini, belge işleme ve diğer görevler için normal bir kompakt bilgisayar olarak da kullanılabilir. Acer ayrıca harici bir monitör bağlama özelliğini de duyurdu.

    Soğutma, Predator Atlas 8'de kullanılan sisteme benzer çift fanlı bir sistemle sağlanıyor. Tasarımda, üreticiye göre plastik bir çözüme kıyasla hava akışını %10'a kadar artırabilen metal bir Predator AeroBlade fanı kullanılıyor.

    Cihazın ağırlığı da dahil olmak üzere ayrıntılı özellikler henüz açıklanmadı. Acer, Project DualPlay Mini'nin hala bir konsept olduğunu vurguluyor, bu nedenle çıkış tarihi ve piyasaya sürülme tarihi henüz duyurulmadı.
    Acer, IFA 2026'da Predator markası altında Project DualPlay Mini konsept cihazını tanıttı. Bu taşınabilir oyun bilgisayarı, dönebilen ekranı ve entegre klavyesi sayesinde kompakt bir dizüstü bilgisayara dönüşebiliyor. Fütüristik ama biraz da rustik bir görünüme sahip. Siz ne düşünüyorsunuz? Oyun modunda, cihaz fiziksel girişler kullanarak tanıdık kontroller sunar. Dönüştürme işleminden sonra, kullanıcı arkadan aydınlatmalı bir klavye alır ve bazı oyunlar için Bluetooth fare bağlanabilir. Bu seçenek öncelikle klavye ve fare kontrollerinin oyun kumandasından daha kullanışlı olduğu birinci şahıs nişancı oyunları ve strateji oyunları için tasarlanmıştır. Project DualPlay Mini, belge işleme ve diğer görevler için normal bir kompakt bilgisayar olarak da kullanılabilir. Acer ayrıca harici bir monitör bağlama özelliğini de duyurdu. Soğutma, Predator Atlas 8'de kullanılan sisteme benzer çift fanlı bir sistemle sağlanıyor. Tasarımda, üreticiye göre plastik bir çözüme kıyasla hava akışını %10'a kadar artırabilen metal bir Predator AeroBlade fanı kullanılıyor. Cihazın ağırlığı da dahil olmak üzere ayrıntılı özellikler henüz açıklanmadı. Acer, Project DualPlay Mini'nin hala bir konsept olduğunu vurguluyor, bu nedenle çıkış tarihi ve piyasaya sürülme tarihi henüz duyurulmadı.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 275 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Asus, donanım ürünlerinin ön sürümlerini piyasaya sürmeye başladı
    Bu amaçla, ROG ürünlerinin reklamını yapmak için onunla birlikte bir tanıtım kampanyası düzenlediler.

    Aynı zamanda, aptalca bir şekilde RTX Spark'ta P16'nın reklamını yapmak için yapay zekayı kullandılar ancak sipariş vermek için ürün bağlantıları da verdiler.

    Spark reklamına neden davet edilmediği belli değil. Belki de Rog ile bir ilgisi vardır.

    Neyse ki Nvidia, Mac Pro'nun yerine geçecek ürünü nasıl doğru şekilde pazarlayacağını biliyor.
    Bu amaçla, ROG ürünlerinin reklamını yapmak için onunla birlikte bir tanıtım kampanyası düzenlediler. Aynı zamanda, aptalca bir şekilde RTX Spark'ta P16'nın reklamını yapmak için yapay zekayı kullandılar ancak sipariş vermek için ürün bağlantıları da verdiler. Spark reklamına neden davet edilmediği belli değil. Belki de Rog ile bir ilgisi vardır. Neyse ki Nvidia, Mac Pro'nun yerine geçecek ürünü nasıl doğru şekilde pazarlayacağını biliyor.
    Beğen
    7
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 177 Görüntülemeler 1 0 Değerlendirmeler
  • ATI-Nvidia savaşında kazananlar tüketiciler oldu
    2000'lerin ortalarından itibaren Nvidia, bağımsız GPU pazarında hakimiyet kurdu ve 2005 yılının sonuna doğru, iki yıllık bir gecikmenin ardından, bağımsız grafik kartı sevkiyatlarında ATI'yi az farkla geçerek zirveye geri döndü. "Yeşil" takımın o yılki zaferi sadece fotoğraf bitişinde görülebilse de, 2006 yılının sonuna gelindiğinde GeForce 8 serisi, Radeon'ları üst düzey segmentten tamamen çıkarmıştı. GeForce 8800 GTX ve 8800 Ultra, rekor kıran fiyatlarla (sırasıyla 599 dolar ve 829 dolar) piyasaya sürüldü; bu da rekabet eksikliği göz önüne alındığında haklıydı.

    En üst düzey 2900xt, en fazla GeForce 8800gts ile rekabet edebilir

    ATI, 2007 boyunca konumunu geri kazanmayı başaramadı ve rekabetin bir sonraki turu, Nvidia ve AMD'nin yeni GTX 200 ve Radeon HD 4000 serileriyle farklı yollar izlemesiyle 2008 krizi ortasında başladı. Nvidia, grafik kartları için olgunlaşmış 65nm işlem teknolojisini seçti; bu da güç tüketimini olumsuz etkiledi ancak amiral gemisi GTX 280 için devasa GT200 çipini üretmelerine olanak sağladı. AMD ise daha küçük, daha enerji verimli, 55nm teknolojisiyle üretilen bir çip kullandı; bu çip, devasa GT200 ile rekabet edemedi. Bu çip, Radeon HD 4870 grafik kartının temelini oluşturdu ve piyasaya sürülmesi, en üst seviye öncesi GTX 260'ın fiyatını önemli ölçüde düşürdü.

    Ancak hikaye burada bitmedi, çünkü ATI, içinde iki küçük kalp atan, üst düzey segment için gerçek bir canavar hazırlamıştı. Çift GPU tasarımı, orta sınıfa sıkışıp kalmadan daha gelişmiş bir işlem teknolojisinin avantajlarını korumasını sağladı. "Orta sınıfa sıkışıp kalmadı" ifadesi bile yetersiz kalıyor, çünkü Radeon 4870x2, aynı yaz piyasaya sürülen GeForce GTX 280 de dahil olmak üzere, kendisinden önce gelen her şeyin açık ara galibiydi. 4870x2, tek GPU'lu GTX 280'den daha hızlıydı ve 100-150 dolar daha ucuzdu.
    Dolayısıyla, HD 4870 X2, test ettiğimiz en hızlı ekran kartı ve test ettiğimiz her oyunda kusursuz bir performans sergiledi.
    ATI, HD 4000 serisiyle uzun süredir üst düzey performansta zirvedeki yerini korurken, daha uygun fiyatlı ürünlerde de mükemmel fiyat/performans oranı sunmayı başardı.

    Yeni ATI HD 4000 serisi grafik kartları piyasaya sürüldüğünden beri sayısız övgü aldı ve geçen hafta PowerColor ve Sapphire ortaklığıyla piyasaya sürülen 4870X2, genel olarak fiyat kategorisindeki en iyi çözüm olarak kabul edildi. Şimdi ise çeşitli kaynaklara göre AMD, 2008 yılının sonuna kadar bağımsız grafik kartı pazarının yaklaşık yüzde 50'sini ele geçireceğini ve 2009'da NVIDIA'ya üstünlük sağlayacağını öngörüyor.

    Radeon HD4000 serisinin başarılı lansmanı, AMD'nin bağımsız grafik kartı pazarındaki payında bir artışa yol açtı, ancak şirket istediği kadar değil: ATI, 2008 sonu ve 2009 başlarında bağımsız grafik kartı pazarının %40-42'sine ulaştı. Nvidia, AMD'ye birinciliği kaptırmak yerine, bir fiyat savaşı başlattı.

    Nvidia, piyasaya sürülmelerinden sadece birkaç hafta sonra en yeni GPU'larının fiyatlarını önemli ölçüde düşürdü. Pazar akşamı Nvidia, GeForce GTX 280'in artık 499 dolara, GTX 260'ın ise 299 dolara satıldığını duyurdu. En üst düzey GTX 280'in orijinal satış fiyatı 649 dolardı, GTX 260'ın satış fiyatı ise 399 dolardı. Her iki model de bir aydan kısa bir süre önce satışa sunulmuştu.

    Ancak fiyat indirimleri tek başına ATI HD4000'i bitirmeye yetmedi ve Ocak 2009'da Nvidia, güncellenmiş bir GTX 280 (GTX 285 olarak adlandırıldı) ve iki GT200 yongası için zaten olgunlaşmış olan 55nm işlem teknolojisi üzerine kurulu yeni bir çift GPU'lu GTX 295 piyasaya sürdü. Güncellenmiş seri inanılmaz derecede düşük fiyatlarla (çift GPU'lu GTX 295 için 499 dolar) piyasaya sürüldü.

    HD 4000 serisi başlangıçta 55nm üretim sürecini kullandığı için, ATI için oyunun bittiği düşünülüyordu. Ancak ATI beklenmedik bir sürprizle karşılık verdi: HD 4890. HD 4870'te kullanılan RV770 çipine dayanan HD 4890, "Recap Ring" teknolojisi sayesinde inanılmaz derecede yüksek saat hızlarına ulaşmak üzere tasarlandı; bu teknoloji, GPU'yu çevreleyen ve elektriksel gürültüyü azaltan bir halkadır. Ayrıca, işlem birimlerinde de bazı optimizasyonlar yapıldı, böylece eski çiple aynı saat hızında yeni çip biraz daha iyi performans gösterdi.

    GeForce 275 ve Radeon HD 4890 aynı gün piyasaya sürüldü ve benzer oyun performansı sunarak, genellikle olağanüstü yüksek performans seviyeleri sunan amiral gemisi tek çipli grafik kartlarıyla ilişkilendirilen yüksek fiyatları ortadan kaldırdı.

    GTX 275, piyasaya sürülmesinden yaklaşık bir yıl sonra 249 dolarlık lansman fiyatıyla (649 dolara karşılık) GTX 280'i geride bıraktı.

    ATI-Nvidia savaşında en büyük kazananlar tüketiciler oldu. GTX 280, 2008 ortalarında piyasaya sürüldüğünde 649 dolara mal olurken, 2009 baharında oyuncular aynı hızda olan GTX 275'i (veya Radeon HD 4890'ı) 249 dolara satın alabiliyordu.
    2000'lerin ortalarından itibaren Nvidia, bağımsız GPU pazarında hakimiyet kurdu ve 2005 yılının sonuna doğru, iki yıllık bir gecikmenin ardından, bağımsız grafik kartı sevkiyatlarında ATI'yi az farkla geçerek zirveye geri döndü. "Yeşil" takımın o yılki zaferi sadece fotoğraf bitişinde görülebilse de, 2006 yılının sonuna gelindiğinde GeForce 8 serisi, Radeon'ları üst düzey segmentten tamamen çıkarmıştı. GeForce 8800 GTX ve 8800 Ultra, rekor kıran fiyatlarla (sırasıyla 599 dolar ve 829 dolar) piyasaya sürüldü; bu da rekabet eksikliği göz önüne alındığında haklıydı. [h2]En üst düzey 2900xt, en fazla GeForce 8800gts ile rekabet edebilir [/h2] ATI, 2007 boyunca konumunu geri kazanmayı başaramadı ve rekabetin bir sonraki turu, Nvidia ve AMD'nin yeni GTX 200 ve Radeon HD 4000 serileriyle farklı yollar izlemesiyle 2008 krizi ortasında başladı. Nvidia, grafik kartları için olgunlaşmış 65nm işlem teknolojisini seçti; bu da güç tüketimini olumsuz etkiledi ancak amiral gemisi GTX 280 için devasa GT200 çipini üretmelerine olanak sağladı. AMD ise daha küçük, daha enerji verimli, 55nm teknolojisiyle üretilen bir çip kullandı; bu çip, devasa GT200 ile rekabet edemedi. Bu çip, Radeon HD 4870 grafik kartının temelini oluşturdu ve piyasaya sürülmesi, en üst seviye öncesi GTX 260'ın fiyatını önemli ölçüde düşürdü. Ancak hikaye burada bitmedi, çünkü ATI, içinde iki küçük kalp atan, üst düzey segment için gerçek bir canavar hazırlamıştı. Çift GPU tasarımı, orta sınıfa sıkışıp kalmadan daha gelişmiş bir işlem teknolojisinin avantajlarını korumasını sağladı. "Orta sınıfa sıkışıp kalmadı" ifadesi bile yetersiz kalıyor, çünkü Radeon 4870x2, aynı yaz piyasaya sürülen GeForce GTX 280 de dahil olmak üzere, kendisinden önce gelen her şeyin açık ara galibiydi. 4870x2, tek GPU'lu GTX 280'den daha hızlıydı ve 100-150 dolar daha ucuzdu. [quote]Dolayısıyla, HD 4870 X2, test ettiğimiz en hızlı ekran kartı ve test ettiğimiz her oyunda kusursuz bir performans sergiledi.[/quote] ATI, HD 4000 serisiyle uzun süredir üst düzey performansta zirvedeki yerini korurken, daha uygun fiyatlı ürünlerde de mükemmel fiyat/performans oranı sunmayı başardı. Yeni ATI HD 4000 serisi grafik kartları piyasaya sürüldüğünden beri sayısız övgü aldı ve geçen hafta PowerColor ve Sapphire ortaklığıyla piyasaya sürülen 4870X2, genel olarak fiyat kategorisindeki en iyi çözüm olarak kabul edildi. Şimdi ise çeşitli kaynaklara göre AMD, 2008 yılının sonuna kadar bağımsız grafik kartı pazarının yaklaşık yüzde 50'sini ele geçireceğini ve 2009'da NVIDIA'ya üstünlük sağlayacağını öngörüyor. Radeon HD4000 serisinin başarılı lansmanı, AMD'nin bağımsız grafik kartı pazarındaki payında bir artışa yol açtı, ancak şirket istediği kadar değil: ATI, 2008 sonu ve 2009 başlarında bağımsız grafik kartı pazarının %40-42'sine ulaştı. Nvidia, AMD'ye birinciliği kaptırmak yerine, bir fiyat savaşı başlattı. Nvidia, piyasaya sürülmelerinden sadece birkaç hafta sonra en yeni GPU'larının fiyatlarını önemli ölçüde düşürdü. Pazar akşamı Nvidia, GeForce GTX 280'in artık 499 dolara, GTX 260'ın ise 299 dolara satıldığını duyurdu. En üst düzey GTX 280'in orijinal satış fiyatı 649 dolardı, GTX 260'ın satış fiyatı ise 399 dolardı. Her iki model de bir aydan kısa bir süre önce satışa sunulmuştu. Ancak fiyat indirimleri tek başına ATI HD4000'i bitirmeye yetmedi ve Ocak 2009'da Nvidia, güncellenmiş bir GTX 280 (GTX 285 olarak adlandırıldı) ve iki GT200 yongası için zaten olgunlaşmış olan 55nm işlem teknolojisi üzerine kurulu yeni bir çift GPU'lu GTX 295 piyasaya sürdü. Güncellenmiş seri inanılmaz derecede düşük fiyatlarla (çift GPU'lu GTX 295 için 499 dolar) piyasaya sürüldü. HD 4000 serisi başlangıçta 55nm üretim sürecini kullandığı için, ATI için oyunun bittiği düşünülüyordu. Ancak ATI beklenmedik bir sürprizle karşılık verdi: HD 4890. HD 4870'te kullanılan RV770 çipine dayanan HD 4890, "Recap Ring" teknolojisi sayesinde inanılmaz derecede yüksek saat hızlarına ulaşmak üzere tasarlandı; bu teknoloji, GPU'yu çevreleyen ve elektriksel gürültüyü azaltan bir halkadır. Ayrıca, işlem birimlerinde de bazı optimizasyonlar yapıldı, böylece eski çiple aynı saat hızında yeni çip biraz daha iyi performans gösterdi. GeForce 275 ve Radeon HD 4890 aynı gün piyasaya sürüldü ve benzer oyun performansı sunarak, genellikle olağanüstü yüksek performans seviyeleri sunan amiral gemisi tek çipli grafik kartlarıyla ilişkilendirilen yüksek fiyatları ortadan kaldırdı. GTX 275, piyasaya sürülmesinden yaklaşık bir yıl sonra 249 dolarlık lansman fiyatıyla (649 dolara karşılık) GTX 280'i geride bıraktı. ATI-Nvidia savaşında en büyük kazananlar tüketiciler oldu. GTX 280, 2008 ortalarında piyasaya sürüldüğünde 649 dolara mal olurken, 2009 baharında oyuncular aynı hızda olan GTX 275'i (veya Radeon HD 4890'ı) 249 dolara satın alabiliyordu.
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 375 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • 2026'da Kullanabileceğiniz 16 Ücretsiz API Geliştiriciler İçin Güncel Liste
    Yeni bir web sitesi, mobil uygulama, bot veya küçük bir yazılım projesi geliştirirken ihtiyacınız olan bütün verileri sıfırdan oluşturmanız gerekmiyor.

    Hava durumu, kitaplar, ülkeler, futbol maçları, GitHub projeleri, kripto para fiyatları, uzay verileri ve sanat eserleri gibi birçok farklı veriye ücretsiz veya ücretsiz plan sunan API'ler üzerinden erişebilirsiniz.

    Özellikle programlama öğrenenler için gerçek API'lerle çalışmak, yalnızca örnek kod yazmaktan çok daha faydalıdır.

    Bu rehberde 2026 itibarıyla deneyebileceğiniz 16 farklı API'yi üç grupta inceleyeceğiz:
    1. Kayıt veya API anahtarı olmadan kullanılabilen API'ler
    2. Ücretsiz plan sunan ancak API anahtarı veya hesap gerektiren servisler
    3. Eğlenceli ve farklı projelerde kullanılabilecek API'ler
    Not: Ücretsiz planlar, istek limitleri, lisanslar ve ticari kullanım koşulları zaman içerisinde değişebilir. API'yi gerçek bir projede kullanmadan önce mutlaka ilgili servisin güncel resmî dokümantasyonunu kontrol edin.

    API Nedir?

    API, iki farklı yazılımın birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan arayüzdür.

    Örneğin bir hava durumu uygulaması geliştiriyorsanız dünyanın bütün meteorolojik verilerini kendi sunucunuzda toplamak yerine bir hava durumu API'sine istek gönderebilirsiniz.

    API size JSON gibi standart bir formatta sıcaklık, rüzgar, nem veya yağış ihtimali gibi bilgileri döndürür.

    Benzer şekilde kitap bilgileri, futbol sonuçları, ülke bilgileri, kripto para fiyatları, GitHub projeleri, uzay verileri gibi birçok bilgi hazır API'lerden alınabilir.
    API kullanmanın en büyük avantajı, başka bir servisin sunduğu veriyi veya özelliği kendi uygulamanıza entegre edebilmenizdir.

    API Kullanım Kolaylığı

    Bu listedeki API'leri basit şekilde üç seviyede değerlendireceğiz.

    ★★★ Kayıt gerektirmiyor veya oldukça kolay denenebiliyor.

    ★★☆ API anahtarı veya basit hesap oluşturma gerekiyor.

    ★☆☆ Ek servis yapılandırması veya daha kapsamlı entegrasyon gerekiyor.

    API Anahtarı Gerektirmeyen Ücretsiz API'ler

    1. Open-Meteo

    Resmî site:
    https://open-meteo.com/

    API dokümantasyonu:
    https://open-meteo.com/en/docs

    API anahtarı: Temel kullanım için gerekmiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Open-Meteo, dünya genelindeki hava durumu ve meteorolojik verilere ulaşabileceğiniz oldukça kullanışlı bir API.

    Enlem ve boylam bilgisi göndererek;
    1. Sıcaklık
    2. Yağış
    3. Yağış ihtimali
    4. Nem
    5. Rüzgar hızı
    6. Hava tahmini
    Kullanım fikirleri:

    Hava durumu uygulaması, seyahat uygulaması veya konuma göre otomatik bildirim gönderen bir sistem geliştirilebilir.

    Örneğin
    Yarın bulunduğum bölgede yağmur ihtimali yüzde 70'in üzerindeyse bana bildirim gönder.

    2. Cat Facts API

    API adresi:
    https://catfact.ninja/

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Cat Facts, kediler hakkında rastgele bilgiler sunan oldukça basit bir API.

    Çok karmaşık bir veri yapısına sahip olmadığı için REST API kullanmayı yeni öğrenen geliştiriciler açısından güzel bir başlangıç noktası.

    Kullanım fikirleri:

    Rastgele kedi bilgisi gösteren web sitesi,

    Discord botu, mobil uygulama veya API öğrenme projesi hazırlanabilir.

    3. Open Library API

    API dokümantasyonu:
    https://openlibrary.org/developers/api

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Temel aramalarda gerekmiyor
    Format: JSON ve çeşitli veri formatları
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Open Library API, kitaplar ve yazarlar hakkında geniş bir veri kaynağı sunuyor.

    Kitaplar
    1. Kitap adına
    2. ISBN numarasına
    3. Yazar adına
    Kitap kapaklarının gösterilebilmesi de özellikle görsel arayüze sahip projelerde oldukça kullanışlı.

    Kullanım fikirleri:

    Kitap arama motoru, kişisel kütüphane, okuma listesi, kitap takip sistemi veya kitap tavsiye uygulaması geliştirilebilir.

    4. PokéAPI

    Resmî site ve dokümantasyon:
    https://pokeapi.co/

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    PokéAPI, Pokémon evrenine ilişkin oldukça geniş bir veri tabanı sunuyor.

    API üzerinden
    1. Pokémon isimleri
    2. Türleri
    3. İstatistikleri
    4. Hareketleri
    5. Yetenekleri
    6. Oyun bilgileri
    7. Eşyalar
    gibi birçok veriye ulaşılabiliyor.

    Kullanım fikirleri:

    Pokédex,

    Pokémon karşılaştırma sistemi, rastgele Pokémon seçici, takım oluşturma aracı veya bilgi yarışması hazırlanabilir.

    Programlama öğrenirken eğlenceli bir proje geliştirmek isteyenler için güzel seçeneklerden biri.

    5. World Bank API

    API dokümantasyonu:
    https://datahelpdesk.worldbank.org/knowledgebase/topics/125589-developer-information

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON ve XML
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Dünya Bankası API'si dünya ülkeleriyle ilgili çok sayıda ekonomik ve sosyal göstergeye ulaşmanızı sağlıyor.

    Örneğin;
    1. Nüfus
    2. Gayrisafi yurt içi hasıla
    3. Milli gelir
    4. Enerji tüketimi
    5. Ekonomik göstergeler
    gibi veriler ülke ve yıl bazında alınabiliyor.

    Kullanım fikirleri:

    Türkiye ile farklı ülkelerin ekonomik verilerini karşılaştıran uygulamalar, nüfus grafikleri, ekonomik veri panelleri ve veri görselleştirme projeleri hazırlanabilir.

    Ücretsiz Plan Sunan ve API Anahtarı Gerektiren Servisler

    6. REST Countries API

    Resmi site:
    https://restcountries.com/

    API dokümantasyonu:
    https://restcountries.com/docs

    Ücretsiz plan: Mevcut
    Kimlik doğrulama: API anahtarı / Bearer Token
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★☆

    REST Countries, ülkelere ait temel bilgileri tek bir API üzerinden alabileceğiniz kullanışlı bir servis.

    Ülkeler için;
    1. Ülke adı
    2. ISO kodları
    3. Başkent
    4. Para birimi
    5. Konuşulan diller
    6. Bayrak
    7. Komşu ülkeler
    8. Coğrafi bilgiler
    Kullanım fikirleri:

    Ülke bilgi uygulaması, bayrak yarışması, seyahat uygulaması, ülke karşılaştırma sitesi veya kayıt formundaki ülke seçim sistemi geliştirilebilir.

    Web ve mobil uygulamalarda sık ihtiyaç duyulan ülke verilerini kendiniz oluşturmak istemiyorsanız oldukça faydalı.

    7. CoinGecko API

    Resmî site:
    https://www.coingecko.com/en/api

    API dokümantasyonu:
    https://docs.coingecko.com/

    Ücretsiz Demo API: Mevcut
    API anahtarı: Gerekli
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★☆

    CoinGecko API kripto para piyasalarına ilişkin oldukça kapsamlı veri sunuyor.

    Bitcoin, Ethereum ve binlerce farklı kripto varlık hakkında;
    1. Güncel fiyat
    2. Piyasa değeri
    3. İşlem hacmi
    4. Fiyat değişimleri
    5. Borsa verileri
    Ücretsiz Demo API sınırlı uç noktalar ve istek limitleriyle kullanılabiliyor.

    Kullanım fikirleri:

    Kripto fiyat takip uygulaması, portföy paneli, fiyat karşılaştırma sitesi, Discord fiyat botu veya piyasa takip sistemi geliştirilebilir.

    Finansal uygulamalarda yalnızca tek bir ücretsiz API'ye güvenmek yerine veri doğruluğu ve güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir.

    8. NASA Open APIs

    Resmî API sitesi:
    https://api.nasa.gov/

    Ücret: Ücretsiz erişim mevcut
    API anahtarı: Gerekli
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★☆

    NASA'nın geliştiricilere açtığı API'ler uzay ve astronomi meraklıları için oldukça güzel veri kaynakları sunuyor.

    En popüler servislerden biri APOD yani Astronomy Picture of the Day.

    Bu servis ile her gün farklı bir astronomi görüntüsü ve açıklaması alınabiliyor.

    Ayrıca Mars görevleri, asteroitler, Dünya gözlemleri ve farklı NASA veri kaynakları için API'ler mevcut.

    Kullanım fikirleriGünün uzay fotoğrafı uygulaması, asteroit takip sistemi, uzay bilgi sitesi veya astronomi eğitim uygulaması geliştirilebilir.

    9. GitHub REST API

    Resmî dokümantasyon:
    https://docs.github.com/en/rest

    Kimlik doğrulama dokümantasyonu:
    https://docs.github.com/en/rest/authentication/authenticating-to-the-rest-api

    Ücret: GitHub'ın genel REST API erişimi mevcut
    API anahtarı: Bazı herkese açık veriler için zorunlu değil
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★☆

    GitHub REST API yazılım geliştiricileri için listenin en kullanışlı servislerinden biri.

    GitHub üzerindeki;
    1. Kullanıcılar
    2. Repository'ler
    3. Commit kayıtları
    4. Issue'lar
    5. Pull request'ler
    6. Release bilgileri
    Herkese açık bazı veriler kimlik doğrulama olmadan alınabiliyor.

    Ancak daha yüksek istek limitleri ve daha kapsamlı işlemler için token kullanılması gerekiyor.

    Kullanım fikirleri:

    GitHub profil analiz sistemi, repository istatistik sitesi, açık kaynak proje takip aracı, release bildirim botu veya geliştirici portföy uygulaması hazırlanabilir.

    Örneğin bir kullanıcının son projelerini otomatik olarak kendi portföy sitesinde gösterebilirsiniz.

    10. LINE Messaging API

    Resmî dokümantasyon:
    https://developers.line.biz/en/docs/messaging-api/

    API referansı:
    https://developers.line.biz/en/reference/messaging-api/

    Ücretsiz kullanım: Plan ve bölgeye göre değişebilir
    Hesap: LINE Official Account ve kanal yapılandırması gerekiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★☆☆

    LINE Messaging API diğer listedeki veri API'lerinden biraz farklı.

    Burada yalnızca bilgi almak yerine kullanıcılarla mesajlaşan sistemler geliştirebiliyorsunuz.

    Uygulamanız kullanıcının gönderdiği mesajı alabilir, otomatik cevap verebilir, bildirim gönderebilir ve webhook olaylarını işleyebilir.

    Kullanım fikirleri:

    Chatbot, otomatik müşteri destek sistemi, sipariş bildirim botu, hava durumu botu veya çeşitli bildirim servisleri geliştirilebilir.

    İlginç ve Eğlenceli Ücretsiz API'ler

    11. The Met Collection API

    Resmî API dokümantasyonu:
    https://metmuseum.github.io/

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    The Metropolitan Museum of Art tarafından sunulan bu API, müzenin koleksiyonundaki yüz binlerce sanat eserine ilişkin bilgi sağlıyor.

    Eserler için
    1. Eser adı
    2. Sanatçı
    3. Tarih
    4. Kategori
    5. Görsel
    Kamu malı olan eserlerin yüksek çözünürlüklü görselleri de bazı durumlarda kullanılabiliyor.

    Kullanım fikirleri:

    Sanal sanat galerisi, rastgele tablo uygulaması, ressam arama sistemi, sanat eseri bilgi yarışması veya eğitim sitesi geliştirilebilir.

    12. Sumo API

    Resmi site:
    https://www.sumo-api.com/

    Ücret: Ücretsiz erişim mevcut
    API anahtarı: Servisin güncel şartlarını kontrol edin
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Sumo API, sumo güreşiyle ilgili oldukça detaylı bilgiler sunuyor.

    API üzerinden güreşçiler, sıralamalar, turnuvalar, maç geçmişleri, müsabakalar ve kazanma teknikleri gibi verilere ulaşılabiliyor.

    Japonya merkezli bir spor olsa da API'nin kendisi dünya genelindeki geliştiricilerin kullanabileceği spor verisi örneklerinden biri.

    Kullanım fikirleri:

    Sumo istatistik uygulaması, sporcu arama sistemi, turnuva sonuç sayfası veya spor veri analizi projesi hazırlanabilir.

    13. Football-Data.org API

    Resmî site:
    https://www.football-data.org/

    Ücretsiz plan: Mevcut
    API anahtarı: Gerekli
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★☆

    Futbol uygulaması geliştirmek isteyenlerin ilgisini çekebilecek en kullanışlı servislerden biri.

    API üzerinden;
    1. Maç programları
    2. Maç sonuçları
    3. Lig sıralamaları
    4. Takım bilgileri
    Desteklenen ligler ve ücretsiz planın kapsamı zaman içerisinde değişebileceği için güncel listeyi servis üzerinden kontrol etmek gerekiyor.

    Kullanım fikirleri:

    Futbol maç sonuç sistemi, puan durumu sayfası, takım takip uygulaması, maç bildirim botu veya futbol istatistik paneli geliştirilebilir.

    14. JokeAPI

    Resmî API sitesi:
    https://v2.jokeapi.dev/

    Örnek istek:
    https://v2.jokeapi.dev/joke/Spooky?safe-mode&type=twopart

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON, XML ve YAML
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    JokeAPI, farklı kategorilerden rastgele şakalar alabileceğiniz basit ve eğlenceli bir API.

    Belirli içerik kategorilerini seçebilir veya istemediğiniz içerikleri filtreleyebilirsiniz.

    Kullanım fikirleri:

    Discord botu, sohbet botu, rastgele şaka sitesi, eğlence uygulaması veya REST API öğrenme projesi hazırlanabilir.

    15. Harry Potter API

    API adresi:
    https://hp-api.onrender.com/

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Harry Potter API, Harry Potter evrenindeki karakterler ve çeşitli bilgiler için topluluk tarafından geliştirilen bir servis.

    Karakterlerin isimleri, Hogwarts binaları, öğrenci veya personel durumları, oyuncu bilgileri ve büyüler gibi verilerine ulaşılabiliyor.

    Kullanım fikirleri:

    Harry Potter karakter ansiklopedisi, Hogwarts evlerine göre karakter filtreleme, karakter arama uygulaması veya bilgi yarışması geliştirilebilir.

    Bu servis Warner Bros. veya J.K. Rowling tarafından sağlanan resmî bir API değildir.

    16. Keanu Whoa API

    API adresi:
    https://whoa.onrender.com/

    Ücret: Ücretsiz
    API anahtarı: Gerekmiyor
    Format: JSON
    Kullanım kolaylığı: ★★★

    Listenin en tuhaf ama aynı zamanda en eğlenceli API'sine geldik. :)

    Keanu Whoa API, Keanu Reeves'in filmlerinde söylediği "Whoa" ifadelerinin yer aldığı sahneleri arşivliyor.

    API üzerinden film adı, yayın yılı, yönetmen ve ilgili sahne gibi bilgiler alınabiliyor.

    Ciddi bir kurumsal uygulamada ne kadar ihtiyaç duyarsınız tartışılır ama API mantığını öğrenmek için eğlenceli bir proje çıkabilir.
    İnternette birilerinin Keanu Reeves'in söylediği bütün "Whoa" anlarını API haline getirmiş olması, geliştirici dünyasının güzel taraflarından biri. :)

    Daha Fazla Ücretsiz API Nereden Bulabilirsiniz?

    FreePublicAPIs:
    https://www.freepublicapis.com/

    FreePublicAPIs farklı kategorilerde çok sayıda genel API'yi keşfetmek için kullanılabilecek bir API dizini.

    Spor, oyun, hayvanlar, hava durumu, finans ve başka birçok kategori bulunuyor.

    Ancak kataloglarda gördüğünüz bir API'yi doğrudan projenize eklemek yerine önce servisin kendi dokümantasyonunu kontrol etmek daha doğru olur.

    Ücretsiz API Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?

    1. Kullanım Koşullarını Kontrol Edin

    Bir API'nin ücretsiz olması her kullanım amacı için ücretsiz olduğu anlamına gelmez.

    Bazı servisler kişisel veya eğitim amaçlı projelerde ücretsiz olabilirken ticari kullanım için ücretli paket isteyebilir.

    2. Rate Limit Değerlerini Kontrol Edin

    API servislerinin büyük bölümünde istek limitleri bulunur.

    Örneğin servis dakikada, saatte veya günlük belirli sayıda isteğe izin verebilir.

    API'ye her sayfa görüntülenmesinde gereksiz yere yüzlerce istek göndermek yerine önbellekleme kullanmak çoğu projede daha doğru olacaktır.

    3. API Anahtarınızı Kaynak Koduna Yazmayın

    En sık yapılan güvenlik hatalarından biri API anahtarını doğrudan herkese açık kaynak koduna eklemektir.

    Örneğin:

    API anahtarınızı GitHub'a yüklenen herkese açık bir dosyada bırakmayın.

    Mümkün olduğunda ortam değişkenleri, sunucu tarafı yapılandırmaları ve güvenli secret yönetimi kullanılmalıdır.

    4. İstemci Tarafındaki Kodlara Dikkat Edin

    Bir web sitesinin JavaScript koduna gizli API anahtarı koyarsanız kullanıcı tarayıcı geliştirici araçları üzerinden bu anahtarı görebilir.

    Gizli tutulması gereken servis anahtarlarını mümkün olduğunca backend üzerinden kullanın.

    5. Bir API'nin Sonsuza Kadar Çalışacağını Varsaymayın

    Özellikle ücretsiz ve topluluk tarafından işletilen servislerde

    API kapanabilir, uç noktalar değişebilir, ücretsiz paket kaldırılabilir, veri formatı değişebilir.

    Bu nedenle kritik projelerde alternatif veri kaynaklarını düşünmek faydalıdır.

    6. Kritik Verilerde Tek Kaynağa Güvenmeyin

    Finans, sağlık, afet ve güvenlik gibi önemli alanlarda ücretsiz veya gayriresmî API'leri tek doğruluk kaynağı olarak kullanmak doğru değildir.

    Bu servisler programlama öğrenmek ve prototip geliştirmek için mükemmel olabilir ancak kritik uygulamalarda doğrulanmış kaynaklar kullanılmalıdır.

    API Öğrenmeye Yeni Başlayanlar Hangisini Kullanmalı?

    Daha önce hiç API kullanmadıysanız başlangıçta API anahtarı istemeyen servisleri tercih etmek işleri kolaylaştırır.

    Şu şekilde ilerleyebilirsiniz:
    1. Cat Facts ile basit bir GET isteği gönderin.
    2. PokéAPI ile JSON içerisindeki alanları okuyun.
    3. Open Library ile kullanıcıdan kitap adı alıp arama yapın.
    4. Open-Meteo ile koordinat göndererek hava durumunu alın.
    5. World Bank API ile ülkelere göre veri listeleyin.
    6. Daha sonra CoinGecko, NASA veya GitHub gibi kimlik doğrulamalı API'lere geçin.
    Bu aşamaları tamamladıktan sonra REST API mantığı çok daha anlaşılır hale gelecektir.

    Bu API'lerle Yapabileceğiniz Proje Fikirleri

    Bu listedeki API'leri kullanarak örneğin;
    1. Hava durumu uygulaması
    2. Kitap arama sitesi
    3. Pokédex
    4. Ülke karşılaştırma uygulaması
    5. Kripto fiyat takip sistemi
    6. GitHub profil analiz uygulaması
    7. Günün uzay fotoğrafı sitesi
    8. Futbol puan durumu uygulaması
    9. Dijital sanat galerisi
    10. Discord veya sohbet botu
    Ücretsiz API'ler programlama öğrenmenin ve yeni fikirleri hızlı şekilde prototipe dönüştürmenin en kullanışlı yollarından biri.

    Basit bir GET isteğiyle başka bir servisten gerçek veri alabilir, bu veriyi işleyebilir ve kendi uygulamanız içerisinde gösterebilirsiniz.

    Bu listedeki API'lerin bazıları gerçek projelerde kullanılabilecek kadar kapsamlı.

    Bazıları eğitim için ideal.

    Bazıları ise tamamen eğlence amaçlı.

    Fakat hepsinin ortak noktası aynı:
    Bir uygulamanın bütün verisini ve bütün özelliklerini sıfırdan oluşturmak zorunda değilsiniz.
    Doğru API'yi seçerek birkaç entegrasyon adımıyla projenize oldukça güçlü özellikler kazandırabilirsiniz.

    Sizin kullandığınız ve listede bulunmayan ücretsiz bir API var mı? TechForum.TR Sosyal'de yorumlara bırakırsanız listeyi birlikte büyütebiliriz.
    Yeni bir web sitesi, mobil uygulama, bot veya küçük bir yazılım projesi geliştirirken ihtiyacınız olan bütün verileri sıfırdan oluşturmanız gerekmiyor. Hava durumu, kitaplar, ülkeler, futbol maçları, GitHub projeleri, kripto para fiyatları, uzay verileri ve sanat eserleri gibi birçok farklı veriye ücretsiz veya ücretsiz plan sunan API'ler üzerinden erişebilirsiniz. Özellikle programlama öğrenenler için gerçek API'lerle çalışmak, yalnızca örnek kod yazmaktan çok daha faydalıdır. Bu rehberde 2026 itibarıyla deneyebileceğiniz 16 farklı API'yi üç grupta inceleyeceğiz: [ol] [li]Kayıt veya API anahtarı olmadan kullanılabilen API'ler[/li] [li]Ücretsiz plan sunan ancak API anahtarı veya hesap gerektiren servisler[/li] [li]Eğlenceli ve farklı projelerde kullanılabilecek API'ler[/li] [/ol] [i]Not: Ücretsiz planlar, istek limitleri, lisanslar ve ticari kullanım koşulları zaman içerisinde değişebilir. API'yi gerçek bir projede kullanmadan önce mutlaka ilgili servisin güncel resmî dokümantasyonunu kontrol edin.[/i] [h2]API Nedir?[/h2] API, iki farklı yazılımın birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan arayüzdür. Örneğin bir hava durumu uygulaması geliştiriyorsanız dünyanın bütün meteorolojik verilerini kendi sunucunuzda toplamak yerine bir hava durumu API'sine istek gönderebilirsiniz. API size JSON gibi standart bir formatta sıcaklık, rüzgar, nem veya yağış ihtimali gibi bilgileri döndürür. Benzer şekilde kitap bilgileri, futbol sonuçları, ülke bilgileri, kripto para fiyatları, GitHub projeleri, uzay verileri gibi birçok bilgi hazır API'lerden alınabilir. [quote]API kullanmanın en büyük avantajı, başka bir servisin sunduğu veriyi veya özelliği kendi uygulamanıza entegre edebilmenizdir.[/quote] [h2]API Kullanım Kolaylığı[/h2] Bu listedeki API'leri basit şekilde üç seviyede değerlendireceğiz. [b]★★★[/b] Kayıt gerektirmiyor veya oldukça kolay denenebiliyor. [b]★★☆[/b] API anahtarı veya basit hesap oluşturma gerekiyor. [b]★☆☆[/b] Ek servis yapılandırması veya daha kapsamlı entegrasyon gerekiyor. [h2]API Anahtarı Gerektirmeyen Ücretsiz API'ler[/h2] [h3]1. Open-Meteo[/h3] [b]Resmî site:[/b] https://open-meteo.com/ [b]API dokümantasyonu:[/b] https://open-meteo.com/en/docs [b]API anahtarı:[/b] Temel kullanım için gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Open-Meteo, dünya genelindeki hava durumu ve meteorolojik verilere ulaşabileceğiniz oldukça kullanışlı bir API. Enlem ve boylam bilgisi göndererek; [ol] [li]Sıcaklık[/li] [li]Yağış[/li] [li]Yağış ihtimali[/li] [li]Nem[/li] [li]Rüzgar hızı[/li] [li]Hava tahmini[/li] [/ol] [b]Kullanım fikirleri:[/b] Hava durumu uygulaması, seyahat uygulaması veya konuma göre otomatik bildirim gönderen bir sistem geliştirilebilir. Örneğin [quote]Yarın bulunduğum bölgede yağmur ihtimali yüzde 70'in üzerindeyse bana bildirim gönder.[/quote] [h3]2. Cat Facts API[/h3] [b]API adresi:[/b] https://catfact.ninja/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Cat Facts, kediler hakkında rastgele bilgiler sunan oldukça basit bir API. Çok karmaşık bir veri yapısına sahip olmadığı için REST API kullanmayı yeni öğrenen geliştiriciler açısından güzel bir başlangıç noktası. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Rastgele kedi bilgisi gösteren web sitesi, Discord botu, mobil uygulama veya API öğrenme projesi hazırlanabilir. [h3]3. Open Library API[/h3] [b]API dokümantasyonu:[/b] https://openlibrary.org/developers/api [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Temel aramalarda gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON ve çeşitli veri formatları [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Open Library API, kitaplar ve yazarlar hakkında geniş bir veri kaynağı sunuyor. Kitaplar [ol] [li]Kitap adına[/li] [li]ISBN numarasına[/li] [li]Yazar adına[/li] [/ol] Kitap kapaklarının gösterilebilmesi de özellikle görsel arayüze sahip projelerde oldukça kullanışlı. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Kitap arama motoru, kişisel kütüphane, okuma listesi, kitap takip sistemi veya kitap tavsiye uygulaması geliştirilebilir. [h3]4. PokéAPI[/h3] [b]Resmî site ve dokümantasyon:[/b] https://pokeapi.co/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ PokéAPI, Pokémon evrenine ilişkin oldukça geniş bir veri tabanı sunuyor. API üzerinden [ol] [li]Pokémon isimleri[/li] [li]Türleri[/li] [li]İstatistikleri[/li] [li]Hareketleri[/li] [li]Yetenekleri[/li] [li]Oyun bilgileri[/li] [li]Eşyalar[/li] [/ol] gibi birçok veriye ulaşılabiliyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Pokédex, Pokémon karşılaştırma sistemi, rastgele Pokémon seçici, takım oluşturma aracı veya bilgi yarışması hazırlanabilir. Programlama öğrenirken eğlenceli bir proje geliştirmek isteyenler için güzel seçeneklerden biri. [h3]5. World Bank API[/h3] [b]API dokümantasyonu:[/b] https://datahelpdesk.worldbank.org/knowledgebase/topics/125589-developer-information [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON ve XML [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Dünya Bankası API'si dünya ülkeleriyle ilgili çok sayıda ekonomik ve sosyal göstergeye ulaşmanızı sağlıyor. Örneğin; [ol] [li]Nüfus[/li] [li]Gayrisafi yurt içi hasıla[/li] [li]Milli gelir[/li] [li]Enerji tüketimi[/li] [li]Ekonomik göstergeler[/li] [/ol] gibi veriler ülke ve yıl bazında alınabiliyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Türkiye ile farklı ülkelerin ekonomik verilerini karşılaştıran uygulamalar, nüfus grafikleri, ekonomik veri panelleri ve veri görselleştirme projeleri hazırlanabilir. [h2]Ücretsiz Plan Sunan ve API Anahtarı Gerektiren Servisler[/h2] [h3]6. REST Countries API[/h3] [b]Resmi site:[/b] https://restcountries.com/ [b]API dokümantasyonu:[/b] https://restcountries.com/docs [b]Ücretsiz plan:[/b] Mevcut [b]Kimlik doğrulama:[/b] API anahtarı / Bearer Token [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★☆ REST Countries, ülkelere ait temel bilgileri tek bir API üzerinden alabileceğiniz kullanışlı bir servis. Ülkeler için; [ol] [li]Ülke adı[/li] [li]ISO kodları[/li] [li]Başkent[/li] [li]Para birimi[/li] [li]Konuşulan diller[/li] [li]Bayrak[/li] [li]Komşu ülkeler[/li] [li]Coğrafi bilgiler[/li] [/ol] [b]Kullanım fikirleri:[/b] Ülke bilgi uygulaması, bayrak yarışması, seyahat uygulaması, ülke karşılaştırma sitesi veya kayıt formundaki ülke seçim sistemi geliştirilebilir. Web ve mobil uygulamalarda sık ihtiyaç duyulan ülke verilerini kendiniz oluşturmak istemiyorsanız oldukça faydalı. [h3]7. CoinGecko API[/h3] [b]Resmî site:[/b] https://www.coingecko.com/en/api [b]API dokümantasyonu:[/b] https://docs.coingecko.com/ [b]Ücretsiz Demo API:[/b] Mevcut [b]API anahtarı:[/b] Gerekli [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★☆ CoinGecko API kripto para piyasalarına ilişkin oldukça kapsamlı veri sunuyor. Bitcoin, Ethereum ve binlerce farklı kripto varlık hakkında; [ol] [li]Güncel fiyat[/li] [li]Piyasa değeri[/li] [li]İşlem hacmi[/li] [li]Fiyat değişimleri[/li] [li]Borsa verileri[/li] [/ol] Ücretsiz Demo API sınırlı uç noktalar ve istek limitleriyle kullanılabiliyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Kripto fiyat takip uygulaması, portföy paneli, fiyat karşılaştırma sitesi, Discord fiyat botu veya piyasa takip sistemi geliştirilebilir. [i]Finansal uygulamalarda yalnızca tek bir ücretsiz API'ye güvenmek yerine veri doğruluğu ve güncelliği ayrıca kontrol edilmelidir.[/i] [h3]8. NASA Open APIs[/h3] [b]Resmî API sitesi:[/b] https://api.nasa.gov/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz erişim mevcut [b]API anahtarı:[/b] Gerekli [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★☆ NASA'nın geliştiricilere açtığı API'ler uzay ve astronomi meraklıları için oldukça güzel veri kaynakları sunuyor. En popüler servislerden biri APOD yani Astronomy Picture of the Day. Bu servis ile her gün farklı bir astronomi görüntüsü ve açıklaması alınabiliyor. Ayrıca Mars görevleri, asteroitler, Dünya gözlemleri ve farklı NASA veri kaynakları için API'ler mevcut. [b]Kullanım fikirleri[/b]Günün uzay fotoğrafı uygulaması, asteroit takip sistemi, uzay bilgi sitesi veya astronomi eğitim uygulaması geliştirilebilir. [h3]9. GitHub REST API[/h3] [b]Resmî dokümantasyon:[/b] https://docs.github.com/en/rest [b]Kimlik doğrulama dokümantasyonu:[/b] https://docs.github.com/en/rest/authentication/authenticating-to-the-rest-api [b]Ücret:[/b] GitHub'ın genel REST API erişimi mevcut [b]API anahtarı:[/b] Bazı herkese açık veriler için zorunlu değil [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★☆ GitHub REST API yazılım geliştiricileri için listenin en kullanışlı servislerinden biri. GitHub üzerindeki; [ol] [li]Kullanıcılar[/li] [li]Repository'ler[/li] [li]Commit kayıtları[/li] [li]Issue'lar[/li] [li]Pull request'ler[/li] [li]Release bilgileri[/li] [/ol] Herkese açık bazı veriler kimlik doğrulama olmadan alınabiliyor. Ancak daha yüksek istek limitleri ve daha kapsamlı işlemler için token kullanılması gerekiyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] GitHub profil analiz sistemi, repository istatistik sitesi, açık kaynak proje takip aracı, release bildirim botu veya geliştirici portföy uygulaması hazırlanabilir. Örneğin bir kullanıcının son projelerini otomatik olarak kendi portföy sitesinde gösterebilirsiniz. [h3]10. LINE Messaging API[/h3] [b]Resmî dokümantasyon:[/b] https://developers.line.biz/en/docs/messaging-api/ [b]API referansı:[/b] https://developers.line.biz/en/reference/messaging-api/ [b]Ücretsiz kullanım:[/b] Plan ve bölgeye göre değişebilir [b]Hesap:[/b] LINE Official Account ve kanal yapılandırması gerekiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★☆☆ LINE Messaging API diğer listedeki veri API'lerinden biraz farklı. Burada yalnızca bilgi almak yerine kullanıcılarla mesajlaşan sistemler geliştirebiliyorsunuz. Uygulamanız kullanıcının gönderdiği mesajı alabilir, otomatik cevap verebilir, bildirim gönderebilir ve webhook olaylarını işleyebilir. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Chatbot, otomatik müşteri destek sistemi, sipariş bildirim botu, hava durumu botu veya çeşitli bildirim servisleri geliştirilebilir. [h2]İlginç ve Eğlenceli Ücretsiz API'ler[/h2] [h3]11. The Met Collection API[/h3] [b]Resmî API dokümantasyonu:[/b] https://metmuseum.github.io/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ The Metropolitan Museum of Art tarafından sunulan bu API, müzenin koleksiyonundaki yüz binlerce sanat eserine ilişkin bilgi sağlıyor. Eserler için [ol] [li]Eser adı[/li] [li]Sanatçı[/li] [li]Tarih[/li] [li]Kategori[/li] [li]Görsel[/li] [/ol] Kamu malı olan eserlerin yüksek çözünürlüklü görselleri de bazı durumlarda kullanılabiliyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Sanal sanat galerisi, rastgele tablo uygulaması, ressam arama sistemi, sanat eseri bilgi yarışması veya eğitim sitesi geliştirilebilir. [h3]12. Sumo API[/h3] [b]Resmi site:[/b] https://www.sumo-api.com/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz erişim mevcut [b]API anahtarı:[/b] Servisin güncel şartlarını kontrol edin [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Sumo API, sumo güreşiyle ilgili oldukça detaylı bilgiler sunuyor. API üzerinden güreşçiler, sıralamalar, turnuvalar, maç geçmişleri, müsabakalar ve kazanma teknikleri gibi verilere ulaşılabiliyor. Japonya merkezli bir spor olsa da API'nin kendisi dünya genelindeki geliştiricilerin kullanabileceği spor verisi örneklerinden biri. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Sumo istatistik uygulaması, sporcu arama sistemi, turnuva sonuç sayfası veya spor veri analizi projesi hazırlanabilir. [h3]13. Football-Data.org API[/h3] [b]Resmî site:[/b] https://www.football-data.org/ [b]Ücretsiz plan:[/b] Mevcut [b]API anahtarı:[/b] Gerekli [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★☆ Futbol uygulaması geliştirmek isteyenlerin ilgisini çekebilecek en kullanışlı servislerden biri. API üzerinden; [ol] [li]Maç programları[/li] [li]Maç sonuçları[/li] [li]Lig sıralamaları[/li] [li]Takım bilgileri[/li] [/ol] Desteklenen ligler ve ücretsiz planın kapsamı zaman içerisinde değişebileceği için güncel listeyi servis üzerinden kontrol etmek gerekiyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Futbol maç sonuç sistemi, puan durumu sayfası, takım takip uygulaması, maç bildirim botu veya futbol istatistik paneli geliştirilebilir. [h3]14. JokeAPI[/h3] [b]Resmî API sitesi:[/b] https://v2.jokeapi.dev/ [b]Örnek istek:[/b] https://v2.jokeapi.dev/joke/Spooky?safe-mode&type=twopart [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON, XML ve YAML [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ JokeAPI, farklı kategorilerden rastgele şakalar alabileceğiniz basit ve eğlenceli bir API. Belirli içerik kategorilerini seçebilir veya istemediğiniz içerikleri filtreleyebilirsiniz. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Discord botu, sohbet botu, rastgele şaka sitesi, eğlence uygulaması veya REST API öğrenme projesi hazırlanabilir. [h3]15. Harry Potter API[/h3] [b]API adresi:[/b] https://hp-api.onrender.com/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Harry Potter API, Harry Potter evrenindeki karakterler ve çeşitli bilgiler için topluluk tarafından geliştirilen bir servis. Karakterlerin isimleri, Hogwarts binaları, öğrenci veya personel durumları, oyuncu bilgileri ve büyüler gibi verilerine ulaşılabiliyor. [b]Kullanım fikirleri:[/b] Harry Potter karakter ansiklopedisi, Hogwarts evlerine göre karakter filtreleme, karakter arama uygulaması veya bilgi yarışması geliştirilebilir. [i]Bu servis Warner Bros. veya J.K. Rowling tarafından sağlanan resmî bir API değildir.[/i] [h3]16. Keanu Whoa API[/h3] [b]API adresi:[/b] https://whoa.onrender.com/ [b]Ücret:[/b] Ücretsiz [b]API anahtarı:[/b] Gerekmiyor [b]Format:[/b] JSON [b]Kullanım kolaylığı:[/b] ★★★ Listenin en tuhaf ama aynı zamanda en eğlenceli API'sine geldik. :) Keanu Whoa API, Keanu Reeves'in filmlerinde söylediği "Whoa" ifadelerinin yer aldığı sahneleri arşivliyor. API üzerinden film adı, yayın yılı, yönetmen ve ilgili sahne gibi bilgiler alınabiliyor. Ciddi bir kurumsal uygulamada ne kadar ihtiyaç duyarsınız tartışılır ama API mantığını öğrenmek için eğlenceli bir proje çıkabilir. [quote]İnternette birilerinin Keanu Reeves'in söylediği bütün "Whoa" anlarını API haline getirmiş olması, geliştirici dünyasının güzel taraflarından biri. :)[/quote] [h2]Daha Fazla Ücretsiz API Nereden Bulabilirsiniz?[/h2] [b]FreePublicAPIs:[/b] https://www.freepublicapis.com/ FreePublicAPIs farklı kategorilerde çok sayıda genel API'yi keşfetmek için kullanılabilecek bir API dizini. Spor, oyun, hayvanlar, hava durumu, finans ve başka birçok kategori bulunuyor. Ancak kataloglarda gördüğünüz bir API'yi doğrudan projenize eklemek yerine önce servisin kendi dokümantasyonunu kontrol etmek daha doğru olur. [h2]Ücretsiz API Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?[/h2] [h3]1. Kullanım Koşullarını Kontrol Edin[/h3] Bir API'nin ücretsiz olması her kullanım amacı için ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Bazı servisler kişisel veya eğitim amaçlı projelerde ücretsiz olabilirken ticari kullanım için ücretli paket isteyebilir. [h3]2. Rate Limit Değerlerini Kontrol Edin[/h3] API servislerinin büyük bölümünde istek limitleri bulunur. Örneğin servis dakikada, saatte veya günlük belirli sayıda isteğe izin verebilir. API'ye her sayfa görüntülenmesinde gereksiz yere yüzlerce istek göndermek yerine önbellekleme kullanmak çoğu projede daha doğru olacaktır. [h3]3. API Anahtarınızı Kaynak Koduna Yazmayın[/h3] En sık yapılan güvenlik hatalarından biri API anahtarını doğrudan herkese açık kaynak koduna eklemektir. Örneğin: [b]API anahtarınızı GitHub'a yüklenen herkese açık bir dosyada bırakmayın.[/b] Mümkün olduğunda ortam değişkenleri, sunucu tarafı yapılandırmaları ve güvenli secret yönetimi kullanılmalıdır. [h3]4. İstemci Tarafındaki Kodlara Dikkat Edin[/h3] Bir web sitesinin JavaScript koduna gizli API anahtarı koyarsanız kullanıcı tarayıcı geliştirici araçları üzerinden bu anahtarı görebilir. Gizli tutulması gereken servis anahtarlarını mümkün olduğunca backend üzerinden kullanın. [h3]5. Bir API'nin Sonsuza Kadar Çalışacağını Varsaymayın[/h3] Özellikle ücretsiz ve topluluk tarafından işletilen servislerde API kapanabilir, uç noktalar değişebilir, ücretsiz paket kaldırılabilir, veri formatı değişebilir. Bu nedenle kritik projelerde alternatif veri kaynaklarını düşünmek faydalıdır. [h3]6. Kritik Verilerde Tek Kaynağa Güvenmeyin[/h3] Finans, sağlık, afet ve güvenlik gibi önemli alanlarda ücretsiz veya gayriresmî API'leri tek doğruluk kaynağı olarak kullanmak doğru değildir. Bu servisler programlama öğrenmek ve prototip geliştirmek için mükemmel olabilir ancak kritik uygulamalarda doğrulanmış kaynaklar kullanılmalıdır. [h2]API Öğrenmeye Yeni Başlayanlar Hangisini Kullanmalı?[/h2] Daha önce hiç API kullanmadıysanız başlangıçta API anahtarı istemeyen servisleri tercih etmek işleri kolaylaştırır. Şu şekilde ilerleyebilirsiniz: [ol] [li]Cat Facts ile basit bir GET isteği gönderin.[/li] [li]PokéAPI ile JSON içerisindeki alanları okuyun.[/li] [li]Open Library ile kullanıcıdan kitap adı alıp arama yapın.[/li] [li]Open-Meteo ile koordinat göndererek hava durumunu alın.[/li] [li]World Bank API ile ülkelere göre veri listeleyin.[/li] [li]Daha sonra CoinGecko, NASA veya GitHub gibi kimlik doğrulamalı API'lere geçin.[/li] [/ol] Bu aşamaları tamamladıktan sonra REST API mantığı çok daha anlaşılır hale gelecektir. [h2]Bu API'lerle Yapabileceğiniz Proje Fikirleri[/h2] Bu listedeki API'leri kullanarak örneğin; [ol] [li]Hava durumu uygulaması[/li] [li]Kitap arama sitesi[/li] [li]Pokédex[/li] [li]Ülke karşılaştırma uygulaması[/li] [li]Kripto fiyat takip sistemi[/li] [li]GitHub profil analiz uygulaması[/li] [li]Günün uzay fotoğrafı sitesi[/li] [li]Futbol puan durumu uygulaması[/li] [li]Dijital sanat galerisi[/li] [li]Discord veya sohbet botu[/li] [/ol] Ücretsiz API'ler programlama öğrenmenin ve yeni fikirleri hızlı şekilde prototipe dönüştürmenin en kullanışlı yollarından biri. Basit bir GET isteğiyle başka bir servisten gerçek veri alabilir, bu veriyi işleyebilir ve kendi uygulamanız içerisinde gösterebilirsiniz. Bu listedeki API'lerin bazıları gerçek projelerde kullanılabilecek kadar kapsamlı. Bazıları eğitim için ideal. Bazıları ise tamamen eğlence amaçlı. Fakat hepsinin ortak noktası aynı: [quote]Bir uygulamanın bütün verisini ve bütün özelliklerini sıfırdan oluşturmak zorunda değilsiniz.[/quote] Doğru API'yi seçerek birkaç entegrasyon adımıyla projenize oldukça güçlü özellikler kazandırabilirsiniz. [b]Sizin kullandığınız ve listede bulunmayan ücretsiz bir API var mı? TechForum.TR Sosyal'de yorumlara bırakırsanız listeyi birlikte büyütebiliriz.[/b]
    Beğen
    11
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 451 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal