• iPhone Duo İlk Bakış Apple’ın İlk Katlanabilir iPhone’u
    Apple, iPhone Duo ile ilk katlanabilir akıllı telefonunu tanıttı. Şirket bu alana rakiplerinden yıllar sonra girse de ilk nesil ürününde donanım ve yazılımı birlikte geliştirmenin avantajlarından yararlanıyor.

    iPhone Duo, klasik katlanabilir telefonlardan farklı ekran oranı, gelişmiş menteşe yapısı, ince titanyum kasası, katlanma izini azaltan ekran teknolojisi ve çift uygulama kullanımına yönelik özel yazılım düzenlemeleriyle öne çıkıyor.

    Apple Katlanabilir Telefon Pazarına Yedi Yıl Sonra Girdi

    Katlanabilir akıllı telefonlar uzun süredir piyasada bulunuyor. Samsung'un ilk katlanabilir modellerinden yaklaşık yedi yıl sonra Apple da kendi katlanabilir telefonunu kullanıma sunmaya hazırlanıyor.

    Ancak Apple, mevcut katlanabilir telefonların tasarımını doğrudan benimsemek yerine farklı bir ekran oranı tercih etmiş.

    Telefon açıldığında tamamen kareye yakın bir ekran oluşturmak yerine daha uzun ve farklı kullanım biçimlerine uygun bir yapı sunuluyor.

    5,4 ve 7,6 İnçlik İki Ekran

    iPhone Duo'nun dış ekranı 5,4 inç, iç ekranı ise 7,6 inç büyüklüğünde.

    Apple her iki kullanım biçiminde de yaklaşık 1,4:1 ekran oranını tercih etmiş.

    Bu yapı, klasik iPad ekran oranından farklı.

    Dış ekran 1398 × 2034 piksel çözünürlüğünde OLED panel kullanıyor.

    Telefon açıldığında daha geniş iç ekran üzerinden uygulamalar yan yana kullanılabiliyor.

    Menteşe Sistemi Dikkat Çekiyor

    İlk kullanım izlenimlerinde en fazla öne çıkan bölümlerden biri menteşe sistemi.

    Telefon açılmaya başladığında ilk hareketin kolay olduğu, ardından menteşe içerisindeki yayların açılma hareketini desteklediği belirtiliyor.

    Cihaz tamamen açılmaya yaklaştığında direnç kademeli olarak artıyor ve iki bölüm yerine oturuyor.

    Telefon kapatılırken ise mıknatıslardan yararlanılıyor.

    Menteşe belirli açılarda sabitlenebildiği için cihaz tamamen açık veya tamamen kapalı olmak zorunda değil.

    Farklı Kullanım Açıları Destekleniyor

    iPhone Duo farklı açılarda kullanılabiliyor.

    Telefon çadır biçiminde dik tutulabildiği gibi açık bir kitap şeklinde de konumlandırılabiliyor.

    Bu yapı sayesinde cihaz farklı amaçlarla kullanılabiliyor.

    Örneğin:
    1. Bekleme modunda masa saati olarak kullanılabiliyor.
    2. Klavyenin alt ekranda, içeriğin üst ekranda bulunduğu küçük bir dizüstü görünümü oluşturulabiliyor.
    3. Video oynatılırken ekran bölünerek farklı kontroller gösterilebiliyor.
    4. Düşük açılarda klavye ekranın sağ ve sol tarafına ayrılabiliyor.
    Klavyenin yatay ve dikey kullanımda tam genişlikte gösterilmesi de mümkün.

    Titanyum Kasa ve IP68 Koruması

    iPhone Duo'nun kasası titanyumdan üretiliyor.

    Apple, kullanılan titanyumun yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden oluştuğunu belirtiyor.

    Telefon ayrıca IP68 sertifikasına sahip.

    Bu sayede cihaz toz ve suya karşı koruma sunuyor.

    iPhone Duo iki farklı renk seçeneğiyle sunuluyor:
    1. Yıldızlı Beyaz
    2. Gece Gökyüzü

    254 Gram Ağırlığında

    Telefonun ağırlığı 254 gram.

    Bu değer katlanabilir bir telefon için düşük sayılmasa da ilk kullanım sırasında cihazın aşırı ağır hissettirmediği belirtiliyor.

    Karşılaştırma amacıyla iPhone 18 Pro Max'in 249 gram, iPhone Air'in ise 165 gram ağırlığında olduğu ifade ediliyor.

    Apple’ın En İnce iPhone’u

    Apple, iPhone Duo'yu bugüne kadar geliştirdiği en ince iPhone olarak tanımlıyor.

    Telefon açık durumdayken gövde kalınlığı 5,2 mm.

    Karşılaştırma için iPhone Air'in kalınlığı 5,64 mm.

    Apple'ın iPhone Air geliştirme sürecinde elde ettiği bazı deneyimlerin iPhone Duo'ya aktarıldığı belirtiliyor.

    Son Derece İnce USB-C Bağlantısı

    iPhone Air'den aktarılan çözümlerden biri de oldukça ince USB-C bağlantı noktası.

    Bu bölüm üç boyutlu üretim yöntemi kullanılarak hazırlanmış ve telefonun ince gövdesine uyacak şekilde tasarlanmış.

    Apple aynı zamanda yıllardır MacBook modellerinde kullandığı menteşe deneyiminden de iPhone Duo'nun geliştirilmesi sırasında yararlanmış.

    Katlanma İzi Büyük Ölçüde Gizlenmiş

    Katlanabilir telefonların en belirgin sorunlarından biri ekranın orta bölümünde oluşan katlanma izi.

    Apple bu izi azaltmak için farklı bir ekran yapısı kullanıyor.

    İç ekranda nano dokulu bir üst katman bulunuyor.

    Apple'a göre bu katman, sektörde kullanılan standart malzemelere kıyasla yüzde 40 daha fazla sertlik sağlıyor.

    Katlanabilir ekranın üst ve alt bölümlerinde yüksek dayanımlı cam katmanları bulunuyor.

    Özel yapıştırıcılar ise ekran katmanlarının bükülme sırasında birbirlerinin üzerinde hareket etmesine yardımcı oluyor.

    Tüm yapı titanyum bir plaka ile destekleniyor.

    Mat Ekran Yansımaları da Azaltıyor

    Nano dokulu ekran yüzeyi yalnızca katlanma izini gizlemek için kullanılmıyor.

    Mat yüzey aynı zamanda parmak izi, leke ve çeşitli izlerin görünürlüğünü azaltıyor.

    Katlanma çizgisi içerik ve görüş açısına bağlı olarak bazı durumlarda neredeyse görünmez hale gelebiliyor.

    Ancak belirli açılarda tamamen ortadan kalkmıyor.

    Mat yüzey sayesinde çevreden gelen yansımaların da bazı parlak ekranlı katlanabilir telefonlara kıyasla daha az sorun oluşturduğu belirtiliyor.

    Donanım ve Yazılım Birlikte Geliştirilmiş

    iPhone Duo'nun önemli farklılıklarından biri donanım ve yazılımın Apple tarafından birlikte geliştirilmesi.

    Cihazda iOS temel alınırken bazı iPadOS özelliklerinden de yararlanılıyor.

    Böylece katlanabilir ekran için özel hazırlanmış bir kullanım biçimi ortaya çıkıyor.

    İki Uygulama Aynı Anda Kullanılabiliyor

    iPhone Duo, Apple'ın iki uygulamayı aynı anda yan yana veya üst üste çalıştırabilen ilk iPhone modeli.

    Açık uygulamalar ekranın sol veya sağ tarafına sabitlenebiliyor.

    Ardından ekranın diğer bölümünde ikinci bir uygulama açılabiliyor.

    İki uygulama birbirine bağlanarak uygulama geçiş ekranında tek bir grup halinde saklanabiliyor.

    Ancak Apple, kullanıcıların iki uygulamanın kapladığı alanların büyüklüğünü serbestçe değiştirmesine izin vermiyor.

    Uygulama Çubuğunun Konumu Değişiyor

    Dış ekran kullanılırken uygulama çubuğu ekranın sağ tarafında bulunuyor.

    Telefon açıldığında ise çubuk ekranın alt bölümündeki alışılmış konumuna geçiyor.

    iPad'den farklı olarak burada en fazla dört uygulama gösteriliyor.

    Apple bu sınırı, dış ve iç ekran arasında daha tutarlı bir görünüm sağlamak amacıyla kullanıyor.

    Touch ID iPhone’a Geri Döndü

    iPhone Duo ile birlikte Touch ID yeniden iPhone ailesine dönüyor.

    Telefonun güç düğmesine parmak izi okuyucu yerleştirilmiş.

    Bu nedenle cihazda Face ID kullanılmıyor.

    Touch ID, iPhone SE 3'ten sonra yeniden bir iPhone modelinde kullanılmış oluyor.

    İç Kamera Ekranın Altında

    İç ekrandaki FaceTime kamerası panelin altına yerleştirilmiş.

    Kameranın kesin çözünürlüğü açıklanmamış olsa da 1080p görüntülü görüşmeyi destekliyor.

    4K görüntü desteği bulunmuyor.

    Daha yüksek kaliteli özçekimler için dış ekrandaki 12 MP kamera kullanılabiliyor.

    Ayrıca ana kamerayı kullanırken dış ekranın görüntüleme amacıyla kullanılabildiği Duo Önizleme özelliği bulunuyor.

    Ekranlar Arasında Geçiş Akıcı

    Telefon açılıp kapatıldığında dış ve iç ekran arasında doğrudan geçiş yapılıyor.

    İlk kullanım sırasında paneller arasında geçiş yapılırken siyah ekran veya belirgin yükleme süresi görülmediği belirtiliyor.

    Apple geçiş sırasında özel bir hareketli geçiş kullanıyor.

    Bu sayede dış ekrandaki içerik iç ekrana geçerken kullanımın kesilmemesi hedefleniyor.

    A20 Pro İşlemci Kullanılıyor

    iPhone Duo'nun temel donanımı iPhone 18 Pro ile benzer özellikler taşıyor.

    Cihazda A20 Pro işlemci kullanılıyor.

    Bağlantı tarafında Apple'ın C2 modemi bulunuyor.

    Depolama seçenekleri ise 256 GB'tan başlayarak 2 TB'a kadar çıkıyor.

    Depolama Seçenekleri

    iPhone Duo farklı depolama kapasitesi seçenekleriyle sunuluyor.

    En yüksek seçenek 2 TB depolama alanına sahip.

    2 TB'lık modelin fiyatı 3.799 avroya kadar çıkıyor.

    Başlangıç modeli ise 256 GB depolama alanıyla geliyor.

    iPhone Duo Fiyatı ve Çıkış Tarihi

    iPhone Duo'nun başlangıç fiyatı 2.299 avro olarak açıklanmış.

    Cihazın 16 Ekim itibarıyla siparişe açılması ve 23 Ekim tarihinde satışa sunulması planlanıyor.

    İlk İzlenimler

    Kaynakta iPhone Duo için paylaşılan ilk izlenimler genel olarak olumlu.

    Apple'ın ilk katlanabilir telefonunda özellikle menteşe sistemi, ekranın katlanma izini azaltan yapısı ve donanımla yazılım arasındaki uyum öne çıkarılıyor.

    Apple'ın katlanabilir telefon pazarına diğer üreticilerden yıllar sonra girmesi, şirketin ekran, pil ve kamera gibi bileşenlerde gelişmiş teknolojilerden yararlanmasına da imkan sağlamış durumda.

    iPhone Duo, Apple açısından tamamen yeni bir ürün sınıfının ilk neslini temsil ediyor.
    Apple, iPhone Duo ile ilk katlanabilir akıllı telefonunu tanıttı. Şirket bu alana rakiplerinden yıllar sonra girse de ilk nesil ürününde donanım ve yazılımı birlikte geliştirmenin avantajlarından yararlanıyor. iPhone Duo, klasik katlanabilir telefonlardan farklı ekran oranı, gelişmiş menteşe yapısı, ince titanyum kasası, katlanma izini azaltan ekran teknolojisi ve çift uygulama kullanımına yönelik özel yazılım düzenlemeleriyle öne çıkıyor. [h2]Apple Katlanabilir Telefon Pazarına Yedi Yıl Sonra Girdi[/h2] Katlanabilir akıllı telefonlar uzun süredir piyasada bulunuyor. Samsung'un ilk katlanabilir modellerinden yaklaşık yedi yıl sonra Apple da kendi katlanabilir telefonunu kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Ancak Apple, mevcut katlanabilir telefonların tasarımını doğrudan benimsemek yerine farklı bir ekran oranı tercih etmiş. Telefon açıldığında tamamen kareye yakın bir ekran oluşturmak yerine daha uzun ve farklı kullanım biçimlerine uygun bir yapı sunuluyor. [h2]5,4 ve 7,6 İnçlik İki Ekran[/h2] iPhone Duo'nun dış ekranı 5,4 inç, iç ekranı ise 7,6 inç büyüklüğünde. Apple her iki kullanım biçiminde de yaklaşık 1,4:1 ekran oranını tercih etmiş. Bu yapı, klasik iPad ekran oranından farklı. Dış ekran 1398 × 2034 piksel çözünürlüğünde OLED panel kullanıyor. Telefon açıldığında daha geniş iç ekran üzerinden uygulamalar yan yana kullanılabiliyor. [h2]Menteşe Sistemi Dikkat Çekiyor[/h2] İlk kullanım izlenimlerinde en fazla öne çıkan bölümlerden biri menteşe sistemi. Telefon açılmaya başladığında ilk hareketin kolay olduğu, ardından menteşe içerisindeki yayların açılma hareketini desteklediği belirtiliyor. Cihaz tamamen açılmaya yaklaştığında direnç kademeli olarak artıyor ve iki bölüm yerine oturuyor. Telefon kapatılırken ise mıknatıslardan yararlanılıyor. Menteşe belirli açılarda sabitlenebildiği için cihaz tamamen açık veya tamamen kapalı olmak zorunda değil. [h2]Farklı Kullanım Açıları Destekleniyor[/h2] iPhone Duo farklı açılarda kullanılabiliyor. Telefon çadır biçiminde dik tutulabildiği gibi açık bir kitap şeklinde de konumlandırılabiliyor. Bu yapı sayesinde cihaz farklı amaçlarla kullanılabiliyor. Örneğin: [ol] [li]Bekleme modunda masa saati olarak kullanılabiliyor.[/li] [li]Klavyenin alt ekranda, içeriğin üst ekranda bulunduğu küçük bir dizüstü görünümü oluşturulabiliyor.[/li] [li]Video oynatılırken ekran bölünerek farklı kontroller gösterilebiliyor.[/li] [li]Düşük açılarda klavye ekranın sağ ve sol tarafına ayrılabiliyor.[/li] [/ol] Klavyenin yatay ve dikey kullanımda tam genişlikte gösterilmesi de mümkün. [h2]Titanyum Kasa ve IP68 Koruması[/h2] iPhone Duo'nun kasası titanyumdan üretiliyor. Apple, kullanılan titanyumun yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden oluştuğunu belirtiyor. Telefon ayrıca IP68 sertifikasına sahip. Bu sayede cihaz toz ve suya karşı koruma sunuyor. iPhone Duo iki farklı renk seçeneğiyle sunuluyor: [ol] [li]Yıldızlı Beyaz[/li] [li]Gece Gökyüzü[/li] [/ol] [h2]254 Gram Ağırlığında[/h2] Telefonun ağırlığı 254 gram. Bu değer katlanabilir bir telefon için düşük sayılmasa da ilk kullanım sırasında cihazın aşırı ağır hissettirmediği belirtiliyor. Karşılaştırma amacıyla iPhone 18 Pro Max'in 249 gram, iPhone Air'in ise 165 gram ağırlığında olduğu ifade ediliyor. [h2]Apple’ın En İnce iPhone’u[/h2] Apple, iPhone Duo'yu bugüne kadar geliştirdiği en ince iPhone olarak tanımlıyor. Telefon açık durumdayken gövde kalınlığı 5,2 mm. Karşılaştırma için iPhone Air'in kalınlığı 5,64 mm. Apple'ın iPhone Air geliştirme sürecinde elde ettiği bazı deneyimlerin iPhone Duo'ya aktarıldığı belirtiliyor. [h2]Son Derece İnce USB-C Bağlantısı[/h2] iPhone Air'den aktarılan çözümlerden biri de oldukça ince USB-C bağlantı noktası. Bu bölüm üç boyutlu üretim yöntemi kullanılarak hazırlanmış ve telefonun ince gövdesine uyacak şekilde tasarlanmış. Apple aynı zamanda yıllardır MacBook modellerinde kullandığı menteşe deneyiminden de iPhone Duo'nun geliştirilmesi sırasında yararlanmış. [h2]Katlanma İzi Büyük Ölçüde Gizlenmiş[/h2] Katlanabilir telefonların en belirgin sorunlarından biri ekranın orta bölümünde oluşan katlanma izi. Apple bu izi azaltmak için farklı bir ekran yapısı kullanıyor. İç ekranda nano dokulu bir üst katman bulunuyor. Apple'a göre bu katman, sektörde kullanılan standart malzemelere kıyasla yüzde 40 daha fazla sertlik sağlıyor. Katlanabilir ekranın üst ve alt bölümlerinde yüksek dayanımlı cam katmanları bulunuyor. Özel yapıştırıcılar ise ekran katmanlarının bükülme sırasında birbirlerinin üzerinde hareket etmesine yardımcı oluyor. Tüm yapı titanyum bir plaka ile destekleniyor. [h2]Mat Ekran Yansımaları da Azaltıyor[/h2] Nano dokulu ekran yüzeyi yalnızca katlanma izini gizlemek için kullanılmıyor. Mat yüzey aynı zamanda parmak izi, leke ve çeşitli izlerin görünürlüğünü azaltıyor. Katlanma çizgisi içerik ve görüş açısına bağlı olarak bazı durumlarda neredeyse görünmez hale gelebiliyor. Ancak belirli açılarda tamamen ortadan kalkmıyor. Mat yüzey sayesinde çevreden gelen yansımaların da bazı parlak ekranlı katlanabilir telefonlara kıyasla daha az sorun oluşturduğu belirtiliyor. [h2]Donanım ve Yazılım Birlikte Geliştirilmiş[/h2] iPhone Duo'nun önemli farklılıklarından biri donanım ve yazılımın Apple tarafından birlikte geliştirilmesi. Cihazda iOS temel alınırken bazı iPadOS özelliklerinden de yararlanılıyor. Böylece katlanabilir ekran için özel hazırlanmış bir kullanım biçimi ortaya çıkıyor. [h2]İki Uygulama Aynı Anda Kullanılabiliyor[/h2] iPhone Duo, Apple'ın iki uygulamayı aynı anda yan yana veya üst üste çalıştırabilen ilk iPhone modeli. Açık uygulamalar ekranın sol veya sağ tarafına sabitlenebiliyor. Ardından ekranın diğer bölümünde ikinci bir uygulama açılabiliyor. İki uygulama birbirine bağlanarak uygulama geçiş ekranında tek bir grup halinde saklanabiliyor. Ancak Apple, kullanıcıların iki uygulamanın kapladığı alanların büyüklüğünü serbestçe değiştirmesine izin vermiyor. [h2]Uygulama Çubuğunun Konumu Değişiyor[/h2] Dış ekran kullanılırken uygulama çubuğu ekranın sağ tarafında bulunuyor. Telefon açıldığında ise çubuk ekranın alt bölümündeki alışılmış konumuna geçiyor. iPad'den farklı olarak burada en fazla dört uygulama gösteriliyor. Apple bu sınırı, dış ve iç ekran arasında daha tutarlı bir görünüm sağlamak amacıyla kullanıyor. [h2]Touch ID iPhone’a Geri Döndü[/h2] iPhone Duo ile birlikte Touch ID yeniden iPhone ailesine dönüyor. Telefonun güç düğmesine parmak izi okuyucu yerleştirilmiş. Bu nedenle cihazda Face ID kullanılmıyor. Touch ID, iPhone SE 3'ten sonra yeniden bir iPhone modelinde kullanılmış oluyor. [h2]İç Kamera Ekranın Altında[/h2] İç ekrandaki FaceTime kamerası panelin altına yerleştirilmiş. Kameranın kesin çözünürlüğü açıklanmamış olsa da 1080p görüntülü görüşmeyi destekliyor. 4K görüntü desteği bulunmuyor. Daha yüksek kaliteli özçekimler için dış ekrandaki 12 MP kamera kullanılabiliyor. Ayrıca ana kamerayı kullanırken dış ekranın görüntüleme amacıyla kullanılabildiği Duo Önizleme özelliği bulunuyor. [h2]Ekranlar Arasında Geçiş Akıcı[/h2] Telefon açılıp kapatıldığında dış ve iç ekran arasında doğrudan geçiş yapılıyor. İlk kullanım sırasında paneller arasında geçiş yapılırken siyah ekran veya belirgin yükleme süresi görülmediği belirtiliyor. Apple geçiş sırasında özel bir hareketli geçiş kullanıyor. Bu sayede dış ekrandaki içerik iç ekrana geçerken kullanımın kesilmemesi hedefleniyor. [h2]A20 Pro İşlemci Kullanılıyor[/h2] iPhone Duo'nun temel donanımı iPhone 18 Pro ile benzer özellikler taşıyor. Cihazda A20 Pro işlemci kullanılıyor. Bağlantı tarafında Apple'ın C2 modemi bulunuyor. Depolama seçenekleri ise 256 GB'tan başlayarak 2 TB'a kadar çıkıyor. [h2]Depolama Seçenekleri[/h2] iPhone Duo farklı depolama kapasitesi seçenekleriyle sunuluyor. En yüksek seçenek 2 TB depolama alanına sahip. 2 TB'lık modelin fiyatı 3.799 avroya kadar çıkıyor. Başlangıç modeli ise 256 GB depolama alanıyla geliyor. [h2]iPhone Duo Fiyatı ve Çıkış Tarihi[/h2] iPhone Duo'nun başlangıç fiyatı 2.299 avro olarak açıklanmış. Cihazın 16 Ekim itibarıyla siparişe açılması ve 23 Ekim tarihinde satışa sunulması planlanıyor. [h2]İlk İzlenimler[/h2] Kaynakta iPhone Duo için paylaşılan ilk izlenimler genel olarak olumlu. Apple'ın ilk katlanabilir telefonunda özellikle menteşe sistemi, ekranın katlanma izini azaltan yapısı ve donanımla yazılım arasındaki uyum öne çıkarılıyor. Apple'ın katlanabilir telefon pazarına diğer üreticilerden yıllar sonra girmesi, şirketin ekran, pil ve kamera gibi bileşenlerde gelişmiş teknolojilerden yararlanmasına da imkan sağlamış durumda. iPhone Duo, Apple açısından tamamen yeni bir ürün sınıfının ilk neslini temsil ediyor.
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 847 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Almanya'nın ilk sürücüsüz kamyonu teslimat yaptı.
    Almanya'nın ilk sürücüsüz kamyonu Lidl'e teslimat yaptı. Lidl ve Einride, otonom teslimat operasyonları için elektrikli, kabinsiz bir kamyonet kullanıyor. Bu araç, içinde güvenlik sürücüsü olmadan halka açık yollarda seyrediyor. Ancak şimdilik, faaliyet alanı oldukça sınırlı kalıyor.

    Sürücüsüz, ancak gözetimsiz değil

    Hessen eyaletinin Edermünde kentinde, Kassel yakınlarında, araç yerel dağıtım merkezinden yakındaki bir Lidl mağazasına mal taşıyor. Einride ve Lidl'ın ortak açıklamasına göre, bu, Almanya'da düzenli lojistik operasyonlarında kamu yolunda kullanılan ilk kabinsiz kamyon. Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu bu türden ilk izni verdi.

    Elektrikli tekli forklift, 15 Euro palet kapasitesine sahip olup, şubeye günde üç defaya kadar kuru malzeme tedarik etmeyi amaçlamaktadır. Dört ay sürmesi planlanan ilk proje aşamasında 3.000'den fazla palet taşınabilmiştir.

    Başlangıç ​​rotası son derece kısa, sadece 400 metre. Ayrıca, otonom kamyonun azami hızı 25 km/saat ile sınırlı. Araçta ne sürücü ne de başka bir güvenlik personeli bulunuyor. Ancak, taşıma tamamen denetimsiz değil. Yerel Operatör adı verilen bir kişi , ayrı bir araçla kamyona eşlik ediyor ve başlangıç ​​aşamasında yükleme ve boşaltma işlemlerini de üstleniyor.

    Seviye 4 yalnızca tanımlanmış bir alan içinde geçerlidir.
    Araç, SAE Seviye 4'te çalışmaktadır. Belirli bir çalışma alanı içinde ve özel koşullar altında, sistem araçta insan müdahalesine gerek kalmadan tüm sürüş görevlerini üstlenir. Ancak, kabinsiz kamyon herhangi bir keyfi başlangıç ​​ve varış noktası seçemez. Alman Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu (KBA) tarafından onaylanan çalışma aralığı için tasarlanmıştır.

    Kapalı bir test pistinde yapılan bir gösterinin aksine, bu deneme halka açık yollarda ve Lidl'ın gerçek tedarik zinciri içinde gerçekleşiyor. Bu nedenle, yalnızca otonom sürüş fonksiyonu ve elektrikli tahrik sistemi değil, aynı zamanda dağıtım merkezi ve mağazadaki süreçler de test ediliyor.
    Almanya'nın ilk sürücüsüz kamyonu Lidl'e teslimat yaptı. Lidl ve Einride, otonom teslimat operasyonları için elektrikli, kabinsiz bir kamyonet kullanıyor. Bu araç, içinde güvenlik sürücüsü olmadan halka açık yollarda seyrediyor. Ancak şimdilik, faaliyet alanı oldukça sınırlı kalıyor. [h2]Sürücüsüz, ancak gözetimsiz değil[/h2] Hessen eyaletinin Edermünde kentinde, Kassel yakınlarında, araç yerel dağıtım merkezinden yakındaki bir Lidl mağazasına mal taşıyor. Einride ve Lidl'ın ortak açıklamasına göre, bu, Almanya'da düzenli lojistik operasyonlarında kamu yolunda kullanılan ilk kabinsiz kamyon. Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu bu türden ilk izni verdi. Elektrikli tekli forklift, 15 Euro palet kapasitesine sahip olup, şubeye günde üç defaya kadar kuru malzeme tedarik etmeyi amaçlamaktadır. Dört ay sürmesi planlanan ilk proje aşamasında 3.000'den fazla palet taşınabilmiştir. Başlangıç ​​rotası son derece kısa, sadece 400 metre. Ayrıca, otonom kamyonun azami hızı 25 km/saat ile sınırlı. Araçta ne sürücü ne de başka bir güvenlik personeli bulunuyor. Ancak, taşıma tamamen denetimsiz değil. Yerel Operatör adı verilen bir kişi , ayrı bir araçla kamyona eşlik ediyor ve başlangıç ​​aşamasında yükleme ve boşaltma işlemlerini de üstleniyor. Seviye 4 yalnızca tanımlanmış bir alan içinde geçerlidir. Araç, SAE Seviye 4'te çalışmaktadır. Belirli bir çalışma alanı içinde ve özel koşullar altında, sistem araçta insan müdahalesine gerek kalmadan tüm sürüş görevlerini üstlenir. Ancak, kabinsiz kamyon herhangi bir keyfi başlangıç ​​ve varış noktası seçemez. Alman Federal Motorlu Taşıtlar Kurumu (KBA) tarafından onaylanan çalışma aralığı için tasarlanmıştır. Kapalı bir test pistinde yapılan bir gösterinin aksine, bu deneme halka açık yollarda ve Lidl'ın gerçek tedarik zinciri içinde gerçekleşiyor. Bu nedenle, yalnızca otonom sürüş fonksiyonu ve elektrikli tahrik sistemi değil, aynı zamanda dağıtım merkezi ve mağazadaki süreçler de test ediliyor.
    Beğen
    8
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 365 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Wardogs Hızlı Para Kazanma Rehberi En Karlı Yöntemler
    Wardogs'ta silah, şarjör, kask, kurşun geçirmez yelek ve diğer ekipmanların büyük bölümü ayrı ayrı satın alınıyor. Oyunda kişisel bir para sistemi bulunuyor ve takımınıza fayda sağlayan görevleri yerine getirerek kazanç elde ediyorsunuz.

    Kazandığınız para hem kalıcı geliştirmeler hem de maç sırasında kullanacağınız geçici ekipmanlar için harcanabiliyor.

    Özellikle oyunun ilk saatlerinde yeni ekipmanların kilidini açmak için yeterli para biriktirmek zor olabiliyor. Ancak oyun, para kazanmanın bazı etkili yöntemlerini açık şekilde anlatmıyor.

    Dürbün Kullanarak Para Kazanın

    Oyunun başlangıcından itibaren para kazanmanın en güvenli ve kolay yollarından biri dürbün kullanmak.

    75 dolar karşılığında alınabilen dürbün sayesinde düşman askerlerini, araçları ve yapıları tespit edebilirsiniz.

    Tespit edilen hedefler kısa süreliğine takım arkadaşlarınızın haritasında ve görüş alanında işaretleniyor.

    Her başarılı tespit size küçük miktarda para kazandırıyor.

    Asıl kazanç ise işaretlediğiniz bir düşmanın takım arkadaşınız tarafından etkisiz hale getirilmesiyle geliyor. Bu durumda yardım ödülü kazanıyorsunuz ve bu ödül bazı durumlarda yüzlerce dolara ulaşabiliyor.

    Bu yöntem doğrudan çatışmaya girmeden hem takımınıza yardımcı olmanızı hem de düzenli şekilde para kazanmanızı sağlıyor.

    İleri Harekât Üssü Kurun

    Güvenli ve kazançlı yöntemlerden biri de takımınız için İleri Harekât Üssü kurmak.

    Bunun için bir çekiç ve İleri Harekât Üssü kurulum birimi satın almanız gerekiyor.

    Maçın başında uygun bir konuma giderek takımınız için yeni bir üs oluşturabilirsiniz.

    Kurulum sırasında yapılması gerekenler:
    1. İleri Harekât Üssünü uygun konuma yerleştirin.
    2. Çekici kullanarak yapının inşasını tamamlayın.
    3. Sarı işaretlere yapılan doğru çekiç vuruşlarıyla inşaatı hızlandırın.
    4. Üs malzemelerini kullanarak duvar, kapı ve koruyucu engeller oluşturun.
    Her başarılı çekiç vuruşu para kazandırıyor.

    Deneme sürümünde bir çekiç darbesi yaklaşık 15 dolar kazandırırken, bir yapının tamamen tamamlanması 1.200 ile 1.500 dolar arasında kazanç sağlayabiliyor.

    Bu nedenle yapı kurmak, bazı durumlarda bir düşmanı etkisiz hale getirmekten daha fazla para getirebiliyor.

    Takım Arkadaşlarınızı Canlandırın

    Para kazanmanın en kolay yollarından biri yaralanan takım arkadaşlarınıza yardım etmek.

    Deneme sürümünde bir takım arkadaşını yeniden ayağa kaldırmak yaklaşık 900 dolar kazandırıyor.

    Bunun için başlangıçta ek bir ekipman satın almak zorunlu değil.

    Ancak normal canlandırma süresi oldukça uzun olduğu için özel canlandırma malzemeleri kullanmak süreci hızlandırabiliyor.

    Bu yönteme ağırlık vermek isteyen oyuncular şu şekilde ilerleyebilir:
    1. Taşıma kapasitesi yüksek bir sırt çantası alın.
    2. Çantanızı canlandırma malzemeleri ve bandajlarla doldurun.
    3. Takım arkadaşlarınızın biraz gerisinde hareket edin.
    4. Düşen takım arkadaşlarınızı mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden ayağa kaldırın.
    5. Yaralı takım arkadaşlarınızı bandajlarla iyileştirin.
    Bir takım arkadaşını canlandırmak yaklaşık 900 dolar kazandırabiliyor.

    Bandaj kullanarak iyileştirme yapmak ise kullanım başına yaklaşık 200 dolar gelir sağlayabiliyor.

    Canlandırdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek gelir elde edebilirsiniz.

    Takımın Doğma Aracını Bölgeye Götürün

    Bir diğer kazanç yöntemi takımın yeniden doğma aracını uygun bölgeye taşımak.

    Bu araç, çatısında uydu anteni bulunan zırhlı personel taşıyıcı olarak tanınabiliyor.

    Aracı karargâhtan alarak uygun bir bölgeye götürdüğünüzde takım arkadaşlarınız burayı yeniden doğma noktası olarak kullanabiliyor.

    Araç doğru konuma bırakıldıktan sonra takım arkadaşlarınız her yeniden doğduğunda para kazanabiliyorsunuz.

    Bu yöntem sürekli çatışmaya girmeden pasif gelir elde etmek isteyen oyuncular için kullanılabilecek seçeneklerden biri.

    Ancak aynı görevi aynı anda yalnızca bir oyuncu üstlenebildiği için her maçta bu yöntemi kullanmak mümkün olmayabilir.

    Takım Arkadaşlarınızı Taşıyın

    Başlangıç noktasından çatışma bölgesine ulaşmak her zaman kolay olmayabiliyor.

    Takımın zırhlı araçları kullanılamadığında oyuncuların bölgeye taşınması gerekiyor.

    Bu durumda helikopter kullanmayı bilen oyuncular takım arkadaşlarını başlangıç noktası ile görev bölgesi arasında taşıyarak para kazanabilir.

    Askerleri uygun bölgelere bırakmak doğrudan ödül sağlayabiliyor.

    Taşıdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek kazanç elde edilebiliyor.

    Ancak bu yöntemin bazı riskleri bulunuyor.

    Helikopterler pahalı araçlar ve deneyimsiz bir oyuncunun kısa sürede aracı kaybetmesi mümkün.

    Düşman roketlerinden kaçınmak ve güvenli iniş yapmak için helikopter kullanımına hâkim olmak gerekiyor.

    Bu nedenle öncelikle eğitim alanında yeterli uçuş deneyimi kazanmak faydalı oluyor.

    Sıcak Bölgede Kalın

    Wardogs'ta para kazanmanın dikkat çekici yollarından biri de Sıcak Bölge içerisinde bulunmak.

    Bu bölgede yalnızca bulunarak bile belirli aralıklarla pasif gelir elde edilebiliyor.

    Dakikada yüzlerce dolara ulaşabilen bu kazanç için mutlaka düşman etkisiz hale getirmeniz gerekmiyor.

    Ancak bölge içerisindeki düşmanları etkisiz hale getirmek ve takım arkadaşlarınıza yardım etmek ek para kazandırıyor.

    Bu nedenle hem çatışmanın merkezinde kalmak hem de düzenli gelir elde etmek isteyen oyuncular için Sıcak Bölge oldukça kazançlı bir alan olabiliyor.

    Wardogs'ta Para Kazanmanın En Etkili Yolları

    Wardogs yalnızca düşman etkisiz hale getirerek para kazanılan bir oyun değil.

    Takımınıza farklı şekillerde yardım ederek de gelir elde edebilirsiniz.
    1. Dürbünle düşmanları işaretlemek.
    2. Takım için İleri Harekât Üssü kurmak.
    3. Yapı ve savunma noktaları inşa etmek.
    4. Düşen takım arkadaşlarını yeniden ayağa kaldırmak.
    5. Yaralı takım arkadaşlarını iyileştirmek.
    6. Takımın yeniden doğma aracını görev bölgesine taşımak.
    7. Helikopterle takım arkadaşlarını çatışma bölgesine götürmek.
    8. Sıcak Bölge içerisinde görev yapmak.
    Oyunun para sistemi farklı görevleri yerine getiren oyuncuları ödüllendirecek şekilde hazırlanmış.

    Bu nedenle doğrudan çatışmaya girmeyi tercih etmeyen oyuncular da keşif, destek, sağlık, inşaat veya taşıma görevleriyle takımına katkı sağlayarak para kazanabiliyor.
    Wardogs'ta silah, şarjör, kask, kurşun geçirmez yelek ve diğer ekipmanların büyük bölümü ayrı ayrı satın alınıyor. Oyunda kişisel bir para sistemi bulunuyor ve takımınıza fayda sağlayan görevleri yerine getirerek kazanç elde ediyorsunuz. Kazandığınız para hem kalıcı geliştirmeler hem de maç sırasında kullanacağınız geçici ekipmanlar için harcanabiliyor. Özellikle oyunun ilk saatlerinde yeni ekipmanların kilidini açmak için yeterli para biriktirmek zor olabiliyor. Ancak oyun, para kazanmanın bazı etkili yöntemlerini açık şekilde anlatmıyor. [h2]Dürbün Kullanarak Para Kazanın[/h2] Oyunun başlangıcından itibaren para kazanmanın en güvenli ve kolay yollarından biri dürbün kullanmak. 75 dolar karşılığında alınabilen dürbün sayesinde düşman askerlerini, araçları ve yapıları tespit edebilirsiniz. Tespit edilen hedefler kısa süreliğine takım arkadaşlarınızın haritasında ve görüş alanında işaretleniyor. Her başarılı tespit size küçük miktarda para kazandırıyor. Asıl kazanç ise işaretlediğiniz bir düşmanın takım arkadaşınız tarafından etkisiz hale getirilmesiyle geliyor. Bu durumda yardım ödülü kazanıyorsunuz ve bu ödül bazı durumlarda yüzlerce dolara ulaşabiliyor. Bu yöntem doğrudan çatışmaya girmeden hem takımınıza yardımcı olmanızı hem de düzenli şekilde para kazanmanızı sağlıyor. [h2]İleri Harekât Üssü Kurun[/h2] Güvenli ve kazançlı yöntemlerden biri de takımınız için İleri Harekât Üssü kurmak. Bunun için bir çekiç ve İleri Harekât Üssü kurulum birimi satın almanız gerekiyor. Maçın başında uygun bir konuma giderek takımınız için yeni bir üs oluşturabilirsiniz. Kurulum sırasında yapılması gerekenler: [ol] [li]İleri Harekât Üssünü uygun konuma yerleştirin.[/li] [li]Çekici kullanarak yapının inşasını tamamlayın.[/li] [li]Sarı işaretlere yapılan doğru çekiç vuruşlarıyla inşaatı hızlandırın.[/li] [li]Üs malzemelerini kullanarak duvar, kapı ve koruyucu engeller oluşturun.[/li] [/ol] Her başarılı çekiç vuruşu para kazandırıyor. Deneme sürümünde bir çekiç darbesi yaklaşık 15 dolar kazandırırken, bir yapının tamamen tamamlanması 1.200 ile 1.500 dolar arasında kazanç sağlayabiliyor. Bu nedenle yapı kurmak, bazı durumlarda bir düşmanı etkisiz hale getirmekten daha fazla para getirebiliyor. [h2]Takım Arkadaşlarınızı Canlandırın[/h2] Para kazanmanın en kolay yollarından biri yaralanan takım arkadaşlarınıza yardım etmek. Deneme sürümünde bir takım arkadaşını yeniden ayağa kaldırmak yaklaşık 900 dolar kazandırıyor. Bunun için başlangıçta ek bir ekipman satın almak zorunlu değil. Ancak normal canlandırma süresi oldukça uzun olduğu için özel canlandırma malzemeleri kullanmak süreci hızlandırabiliyor. Bu yönteme ağırlık vermek isteyen oyuncular şu şekilde ilerleyebilir: [ol] [li]Taşıma kapasitesi yüksek bir sırt çantası alın.[/li] [li]Çantanızı canlandırma malzemeleri ve bandajlarla doldurun.[/li] [li]Takım arkadaşlarınızın biraz gerisinde hareket edin.[/li] [li]Düşen takım arkadaşlarınızı mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden ayağa kaldırın.[/li] [li]Yaralı takım arkadaşlarınızı bandajlarla iyileştirin.[/li] [/ol] Bir takım arkadaşını canlandırmak yaklaşık 900 dolar kazandırabiliyor. Bandaj kullanarak iyileştirme yapmak ise kullanım başına yaklaşık 200 dolar gelir sağlayabiliyor. Canlandırdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek gelir elde edebilirsiniz. [h2]Takımın Doğma Aracını Bölgeye Götürün[/h2] Bir diğer kazanç yöntemi takımın yeniden doğma aracını uygun bölgeye taşımak. Bu araç, çatısında uydu anteni bulunan zırhlı personel taşıyıcı olarak tanınabiliyor. Aracı karargâhtan alarak uygun bir bölgeye götürdüğünüzde takım arkadaşlarınız burayı yeniden doğma noktası olarak kullanabiliyor. Araç doğru konuma bırakıldıktan sonra takım arkadaşlarınız her yeniden doğduğunda para kazanabiliyorsunuz. Bu yöntem sürekli çatışmaya girmeden pasif gelir elde etmek isteyen oyuncular için kullanılabilecek seçeneklerden biri. Ancak aynı görevi aynı anda yalnızca bir oyuncu üstlenebildiği için her maçta bu yöntemi kullanmak mümkün olmayabilir. [h2]Takım Arkadaşlarınızı Taşıyın[/h2] Başlangıç noktasından çatışma bölgesine ulaşmak her zaman kolay olmayabiliyor. Takımın zırhlı araçları kullanılamadığında oyuncuların bölgeye taşınması gerekiyor. Bu durumda helikopter kullanmayı bilen oyuncular takım arkadaşlarını başlangıç noktası ile görev bölgesi arasında taşıyarak para kazanabilir. Askerleri uygun bölgelere bırakmak doğrudan ödül sağlayabiliyor. Taşıdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek kazanç elde edilebiliyor. Ancak bu yöntemin bazı riskleri bulunuyor. Helikopterler pahalı araçlar ve deneyimsiz bir oyuncunun kısa sürede aracı kaybetmesi mümkün. Düşman roketlerinden kaçınmak ve güvenli iniş yapmak için helikopter kullanımına hâkim olmak gerekiyor. Bu nedenle öncelikle eğitim alanında yeterli uçuş deneyimi kazanmak faydalı oluyor. [h2]Sıcak Bölgede Kalın[/h2] Wardogs'ta para kazanmanın dikkat çekici yollarından biri de Sıcak Bölge içerisinde bulunmak. Bu bölgede yalnızca bulunarak bile belirli aralıklarla pasif gelir elde edilebiliyor. Dakikada yüzlerce dolara ulaşabilen bu kazanç için mutlaka düşman etkisiz hale getirmeniz gerekmiyor. Ancak bölge içerisindeki düşmanları etkisiz hale getirmek ve takım arkadaşlarınıza yardım etmek ek para kazandırıyor. Bu nedenle hem çatışmanın merkezinde kalmak hem de düzenli gelir elde etmek isteyen oyuncular için Sıcak Bölge oldukça kazançlı bir alan olabiliyor. [h2]Wardogs'ta Para Kazanmanın En Etkili Yolları[/h2] Wardogs yalnızca düşman etkisiz hale getirerek para kazanılan bir oyun değil. Takımınıza farklı şekillerde yardım ederek de gelir elde edebilirsiniz. [ol] [li]Dürbünle düşmanları işaretlemek.[/li] [li]Takım için İleri Harekât Üssü kurmak.[/li] [li]Yapı ve savunma noktaları inşa etmek.[/li] [li]Düşen takım arkadaşlarını yeniden ayağa kaldırmak.[/li] [li]Yaralı takım arkadaşlarını iyileştirmek.[/li] [li]Takımın yeniden doğma aracını görev bölgesine taşımak.[/li] [li]Helikopterle takım arkadaşlarını çatışma bölgesine götürmek.[/li] [li]Sıcak Bölge içerisinde görev yapmak.[/li] [/ol] Oyunun para sistemi farklı görevleri yerine getiren oyuncuları ödüllendirecek şekilde hazırlanmış. Bu nedenle doğrudan çatışmaya girmeyi tercih etmeyen oyuncular da keşif, destek, sağlık, inşaat veya taşıma görevleriyle takımına katkı sağlayarak para kazanabiliyor.
    Beğen
    7
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 584 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • 007 First Light İncelemesi Genç James Bond’un İlk Büyük Görevi
    007 First Light, James Bond'un henüz herkesin tanıdığı deneyimli Ajan 007 olmadığı döneme odaklanıyor. Karşımızda genç, özgüvenli, zaman zaman dürtüsel davranan ve görev sırasında doğaçlama yapmak zorunda kalan bir James Bond bulunuyor.

    Yaklaşık 24 saatlik oyun süresi boyunca bölümler dikkatli şekilde keşfedildiğinde, oyunun yalnızca çatışmalara değil; gizlilik, çevreyi kullanma, farklı yollar bulma ve hikâye anlatımına da büyük önem verdiği görülüyor.

    Henüz Tam Anlamıyla Ajan 007 Olmayan Bir Bond

    Oyunun en önemli noktalarından biri James Bond'un karakter gelişimi.

    Burada karşımıza her durumu önceden hesaplayan, tamamen soğukkanlı ve kusursuz bir ajan çıkmıyor. James genç, cesur, kendine güvenen fakat zaman zaman fazla hızlı karar veren biri.

    Bir operasyonu cesareti sayesinde kurtarabilirken birkaç dakika sonra aynı özgüveni yüzünden kendisini zor bir durumun içine sokabiliyor.

    Bu yaklaşım oyunun adına da uyuyor. First Light, Bond'un bilinen kişiliğine ulaşmadan önceki dönemini anlatıyor.

    Daniel Craig dönemindeki Bond'un fiziksel ve sert dövüş tarzının etkisi oyunda hissediliyor. Ancak buradaki James daha genç, daha neşeli ve risk almaktan daha fazla keyif alan bir karakter olarak işlenmiş.

    Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond da bu genç karakter yapısına uygun bir performans sergiliyor.

    Hitman Benzerliği Var Ama Aynı Oyun Değil

    007 First Light'ın geliştiricisi IO Interactive olduğu için oyunun Hitman serisine benzeyeceği düşünülüyordu.

    Gerçekten de iki oyun arasında bazı ortak noktalar bulunuyor.

    Büyük alanlarda dolaşmak, insanların konuşmalarını dinlemek, dikkat dağıtmak, alternatif yollar bulmak ve girilmemesi gereken alanlara farklı yöntemlerle ulaşmak oyunun önemli parçaları arasında.

    Ancak James Bond ile Ajan 47'nin yaklaşımı birbirinden oldukça farklı.

    Ajan 47 genellikle planlı, sakin ve görünmeden hareket eden bir karakterken genç Bond'un planları her zaman aynı şekilde ilerlemiyor.

    Bir görev sessiz şekilde başlayabiliyor, ardından bir güvenlik görevlisinin dikkatini dağıtmanız gerekebiliyor. Sonrasında fark edilip yakın dövüşe girebilir, düşmanın silahını alabilir ve çatışmayı tamamen farklı bir şekilde sürdürebilirsiniz.

    Oyunun temel yapısı da tam olarak bu değişkenlik üzerine kurulmuş.

    Plan Bozulduğunda Oyun Daha Hareketli Hale Geliyor

    Oyunun dikkat çeken özelliklerinden biri yakın dövüş ile silahlı çatışmanın birbirinden kopuk hissettirilmemesi.

    James Bond bir düşmanı yakın dövüşle etkisiz hale getirip hemen ardından yerdeki silahı alabiliyor. Şarjör boşaldığında ise silahı yeniden doldurmak yerine düşmana fırlatarak tekrar yakın dövüşe geçebiliyor.

    Çevrede bulunan nesneler de çatışmalar sırasında kullanılabiliyor.

    Masalar, sandalyeler, yangın söndürücüler, kupalar, dosyalar ve çeşitli eşyalar yalnızca ortamı süsleyen nesneler değil.

    Çatışmanın bir parçası haline gelebiliyorlar.

    Bu nedenle dövüşlerde yalnızca elinizdeki silaha bağlı kalmıyorsunuz. Bulunduğunuz ortamı takip etmek ve neyi kullanabileceğinizi görmek önem kazanıyor.

    Silahlar Sürekli Kullanılan Bir Araç Değil

    Oyunda ateşli silahlar bilinçli şekilde geçici tutulmuş.

    Mühimmat her zaman bol olmadığı için elde edilen bir tabanca bütün bölüm boyunca kullanılan temel araç haline gelmiyor.

    Silah belirli bir sorunu çözmek için kullanılabiliyor ve daha sonra tekrar yakın dövüşe veya çevredeki nesnelere dönmeniz gerekebiliyor.

    Bu sistem oyuncuyu sürekli aynı yöntemle ilerlemek yerine farklı çözümler kullanmaya yönlendiriyor.

    Öldürme İzni Sistemi

    Oyundaki dikkat çekici sistemlerden biri de öldürme izni.

    Bond'un karşısındaki kişiler doğrudan ölümcül bir tehdit oluşturmuyorsa oyun hemen ateşli silah kullanmaya izin vermiyor.

    Bu bölümlerde gözlem yapmak, konuşmaları takip etmek, insanları yanıltmak ve farklı bir geçiş yolu bulmak gerekiyor.

    Ancak durum ölümcül çatışmaya dönüştüğünde öldürme izni devreye giriyor.

    Bu noktadan sonra oyunun çatışma sistemi daha serbest hale geliyor.

    Böylece sessiz ilerlenen bölümler ile büyük çatışmalar arasında belirgin bir tempo farkı oluşuyor.

    Gizlilik Sistemi Daha Esnek

    007 First Light'taki gizlilik sistemi, küçük bir hata yapıldığında oyuncuyu sürekli en son kayıt noktasına döndürmek üzerine kurulmamış.

    Bond fark edildiğinde her zaman görev başarısız sayılmıyor.

    Bazı durumlarda konuşarak şüpheyi azaltabiliyor, bazı durumlarda hızla ortamdan uzaklaşabiliyor veya kısa bir çatışmanın ardından görevine devam edebiliyor.

    Bu sistem özellikle genç Bond'un karakterine uyuyor.

    Çünkü karşıdaki karakter her şeyi kusursuz şekilde planlayan bir ajan değil. Risk alıyor, hata yapıyor ve oluşan durumdan çıkmanın bir yolunu buluyor.

    Sosyal Gizlilik

    Büyük ve kalabalık alanlarda insanların konuşmalarını dinlemek önemli hale geliyor.

    Bir güvenlik görevlisinin yaşadığı sorun, kaybolmuş bir kart veya başka bir kişinin yaptığı konuşma yeni bir geçiş yolunun ortaya çıkmasını sağlayabiliyor.

    Bu nedenle mekânlar yalnızca güzel görünen arka planlardan oluşmuyor.

    Oyuncu çevredeki insanları ve olayları takip ettikçe alan içerisindeki bağlantılar ortaya çıkıyor.

    Bond kalabalığın arasında tamamen görünmez olmaya çalışmıyor. Daha çok orada bulunmaya hakkı olduğuna çevresindekileri ikna etmeye çalışıyor.

    Oyun Tamamen Serbest Bir Yapıya Sahip Değil

    First Light büyük ve tamamen serbest bir dünya sunmuyor.

    Oyuncuya farklı yollar, araçlar ve yöntemler sunulsa da hikâyenin yönü büyük ölçüde geliştiriciler tarafından belirleniyor.

    Oyuncu bir bölümü nasıl geçeceğine karar verebiliyor fakat hikâyenin nereye gideceğini değiştiremiyor.

    Bu yapı daha kontrollü ve sinematik bir James Bond deneyimi oluşturmak için tercih edilmiş.

    Başlangıç Bölümü Oyunun Yapısını Gösteriyor

    Oyunun eğitim bölümü klasik bir öğretici bölüm gibi hazırlanmak yerine James Bond'un gelişimini gösterecek şekilde tasarlanmış.

    Kısa süre içerisinde dövüş, araç kullanma, atış, parkur ve farklı görev türleri arasında geçiş yapılıyor.

    Bu bölüm aynı zamanda oyunun ilerleyen saatlerde de tek bir oynanış biçimine bağlı kalmayacağını gösteriyor.

    Oyunun temel özelliklerinden biri farklı sistemler arasında hızlı şekilde geçiş yapılması.

    Bond'un Teknolojik Araçları

    James Bond oyununda teknolojik araçlar önemli bir yere sahip.

    Saat, çevreyi incelemek, önemli noktaları belirlemek ve elektronik cihazlarla etkileşim kurmak için kullanılabiliyor.

    Diğer araçlar ise güvenlik görevlilerinin dikkatini dağıtmak veya yeni geçiş yolları oluşturmak için kullanılabiliyor.

    Görevlerden önce kullanılacak ekipmanların seçilebildiği bölümler de bulunuyor.

    Araçların sayısı gereğinden fazla tutulmamış.

    Amaç, oyuncunun sürekli menüler arasında dolaşması değil, doğru zamanda doğru aracı kullanması.

    Bulmacalar Oyunun Temposunu Yavaşlatabiliyor

    Kaynak değerlendirmede en fazla eleştirilen bölümlerden biri bulmacalar.

    Bazı alanlarda kapı kodlarını bulmak için çevreyi araştırmak, notları okumak ve çeşitli ipuçlarını takip etmek gerekiyor.

    Bu bölümler teorik olarak ajanlık temasına uygun olsa da hızlı ilerleyen bölümlerin ortasında oyunun temposunu düşürebiliyor.

    Özellikle hareketli bir gizlilik veya çatışma bölümünün hemen ardından şifre aramak, oyunun akışında belirgin bir yavaşlama oluşturabiliyor.

    Sorun bulmacaların çok zor olması değil, oyunun diğer bölümlerindeki hızlı tempoyla her zaman uyumlu olmaması.

    Sinematik Anlatım

    007 First Light belirli bir James Bond filmini doğrudan tekrar etmeye çalışmıyor.

    Bunun yerine Bond yapımlarının genel havasını kullanıyor.

    Lüks mekânlar, teknolojik alanlar, farklı ülkeler, ani çatışmalar, İngiliz mizahı ve büyük planların konuşulduğu sahneler oyunun atmosferini oluşturuyor.

    Ara sahneler ile oyuncunun kontrolü ele aldığı bölümler arasındaki geçişler de oldukça akıcı şekilde hazırlanmış.

    Bazı anlarda ara sahnenin bittiğini ve kontrolün yeniden oyuncuya geçtiğini hemen fark etmek mümkün olmayabiliyor.

    Çatışmalar Sinematik Yapının Önemli Bir Parçası

    Oyunun sinematik yapısını en fazla destekleyen bölümler çatışmalar.

    Bond'un çevredeki nesneleri kullanması, düşmanın silahını alması, mesafeyi değiştirmesi ve yakın dövüşe geçmesi sahnelerin önceden hazırlanmış bir film sahnesi gibi görünmesini sağlayabiliyor.

    Ancak bütün hareketler tamamen önceden belirlenmiş değil.

    Aynı alan başka bir oyuncu tarafından farklı şekilde geçilebiliyor.

    Bu da çatışmaların hem sinematik hem de oyuncunun kararlarına bağlı kalmasını sağlıyor.

    Müzik James Bond'un Gelişimine Eşlik Ediyor

    Oyunun müzik kullanımında genç Bond fikri devam ettirilmiş.

    James oyunun başında klasik 007 temasının tamamına sahip değil.

    Tanıdık ritimler ve müzikal öğeler zaman zaman duyuluyor ancak Bond geliştikçe klasik tema da daha belirgin hale geliyor.

    Müzik böylece yalnızca arka planda kullanılan bir unsur olmaktan çıkıyor ve karakter gelişiminin bir parçası haline geliyor.

    Gizlilik bölümlerinde daha sakin, çatışmalarda ise daha güçlü bir yapıya geçiyor.

    Bu geçişler aniden değil, oynanışla birlikte gerçekleşiyor.

    Patrick Gibson'ın James Bond Yorumu

    Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond, önceki sinema oyuncularını doğrudan taklit etmeye çalışmıyor.

    Karakter henüz gelecekteki Ajan 007'nin bütün özelliklerini tamamen kazanmış değil.

    Cesur fakat zaman zaman düşünmeden hareket ediyor.

    Kendine güveniyor fakat her kararının sonucunu kolaylıkla kontrol edemiyor.

    Mizahı da karakterin gençliğiyle bağlantılı şekilde kullanılıyor.

    Tehlikeli durumlarda espri yapabiliyor fakat sahnenin ciddiyetini tamamen ortadan kaldırmıyor.

    Oyun ilerledikçe karakterin genç bir Bond oyuncusundan çok doğrudan James Bond gibi hissettirmeye başladığı belirtiliyor.

    Genel Değerlendirme

    007 First Light, bir James Bond filminin doğrudan oyun uyarlaması olarak hazırlanmamış.

    Hitman'in farklı bir karakterle yeniden yapılmış hali de değil.

    Genç James Bond'un Ajan 007 kimliğine doğru ilerlediği bağımsız bir hikâye sunuyor.

    Gizlilik, yakın dövüş, silahlı çatışma, teknolojik araçlar ve sinematik anlatım birbirinden tamamen ayrı sistemler gibi kullanılmak yerine aynı akışın parçaları olarak tasarlanmış.

    Kaynak değerlendirmede oyunun en güçlü tarafları arasında genç Bond'un karakter gelişimi, çatışma sistemi, çevrenin kullanımı, müzik, gizlilik ve sinematik sahneler gösteriliyor.

    En belirgin eleştiri ise bazı bulmacaların oyunun temposunu yavaşlatması.

    Değerlendirme: 9,5 / 10
    007 First Light, James Bond'un tamamlanmış halini göstermek yerine Ajan 007'nin nasıl şekillendiğini anlatan bir başlangıç hikâyesi olarak ele alınıyor.
    007 First Light, James Bond'un henüz herkesin tanıdığı deneyimli Ajan 007 olmadığı döneme odaklanıyor. Karşımızda genç, özgüvenli, zaman zaman dürtüsel davranan ve görev sırasında doğaçlama yapmak zorunda kalan bir James Bond bulunuyor. Yaklaşık 24 saatlik oyun süresi boyunca bölümler dikkatli şekilde keşfedildiğinde, oyunun yalnızca çatışmalara değil; gizlilik, çevreyi kullanma, farklı yollar bulma ve hikâye anlatımına da büyük önem verdiği görülüyor. [h2]Henüz Tam Anlamıyla Ajan 007 Olmayan Bir Bond[/h2] Oyunun en önemli noktalarından biri James Bond'un karakter gelişimi. Burada karşımıza her durumu önceden hesaplayan, tamamen soğukkanlı ve kusursuz bir ajan çıkmıyor. James genç, cesur, kendine güvenen fakat zaman zaman fazla hızlı karar veren biri. Bir operasyonu cesareti sayesinde kurtarabilirken birkaç dakika sonra aynı özgüveni yüzünden kendisini zor bir durumun içine sokabiliyor. Bu yaklaşım oyunun adına da uyuyor. First Light, Bond'un bilinen kişiliğine ulaşmadan önceki dönemini anlatıyor. Daniel Craig dönemindeki Bond'un fiziksel ve sert dövüş tarzının etkisi oyunda hissediliyor. Ancak buradaki James daha genç, daha neşeli ve risk almaktan daha fazla keyif alan bir karakter olarak işlenmiş. Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond da bu genç karakter yapısına uygun bir performans sergiliyor. [h2]Hitman Benzerliği Var Ama Aynı Oyun Değil[/h2] 007 First Light'ın geliştiricisi IO Interactive olduğu için oyunun Hitman serisine benzeyeceği düşünülüyordu. Gerçekten de iki oyun arasında bazı ortak noktalar bulunuyor. Büyük alanlarda dolaşmak, insanların konuşmalarını dinlemek, dikkat dağıtmak, alternatif yollar bulmak ve girilmemesi gereken alanlara farklı yöntemlerle ulaşmak oyunun önemli parçaları arasında. Ancak James Bond ile Ajan 47'nin yaklaşımı birbirinden oldukça farklı. Ajan 47 genellikle planlı, sakin ve görünmeden hareket eden bir karakterken genç Bond'un planları her zaman aynı şekilde ilerlemiyor. Bir görev sessiz şekilde başlayabiliyor, ardından bir güvenlik görevlisinin dikkatini dağıtmanız gerekebiliyor. Sonrasında fark edilip yakın dövüşe girebilir, düşmanın silahını alabilir ve çatışmayı tamamen farklı bir şekilde sürdürebilirsiniz. Oyunun temel yapısı da tam olarak bu değişkenlik üzerine kurulmuş. [h2]Plan Bozulduğunda Oyun Daha Hareketli Hale Geliyor[/h2] Oyunun dikkat çeken özelliklerinden biri yakın dövüş ile silahlı çatışmanın birbirinden kopuk hissettirilmemesi. James Bond bir düşmanı yakın dövüşle etkisiz hale getirip hemen ardından yerdeki silahı alabiliyor. Şarjör boşaldığında ise silahı yeniden doldurmak yerine düşmana fırlatarak tekrar yakın dövüşe geçebiliyor. Çevrede bulunan nesneler de çatışmalar sırasında kullanılabiliyor. Masalar, sandalyeler, yangın söndürücüler, kupalar, dosyalar ve çeşitli eşyalar yalnızca ortamı süsleyen nesneler değil. Çatışmanın bir parçası haline gelebiliyorlar. Bu nedenle dövüşlerde yalnızca elinizdeki silaha bağlı kalmıyorsunuz. Bulunduğunuz ortamı takip etmek ve neyi kullanabileceğinizi görmek önem kazanıyor. [h2]Silahlar Sürekli Kullanılan Bir Araç Değil[/h2] Oyunda ateşli silahlar bilinçli şekilde geçici tutulmuş. Mühimmat her zaman bol olmadığı için elde edilen bir tabanca bütün bölüm boyunca kullanılan temel araç haline gelmiyor. Silah belirli bir sorunu çözmek için kullanılabiliyor ve daha sonra tekrar yakın dövüşe veya çevredeki nesnelere dönmeniz gerekebiliyor. Bu sistem oyuncuyu sürekli aynı yöntemle ilerlemek yerine farklı çözümler kullanmaya yönlendiriyor. [h2]Öldürme İzni Sistemi[/h2] Oyundaki dikkat çekici sistemlerden biri de öldürme izni. Bond'un karşısındaki kişiler doğrudan ölümcül bir tehdit oluşturmuyorsa oyun hemen ateşli silah kullanmaya izin vermiyor. Bu bölümlerde gözlem yapmak, konuşmaları takip etmek, insanları yanıltmak ve farklı bir geçiş yolu bulmak gerekiyor. Ancak durum ölümcül çatışmaya dönüştüğünde öldürme izni devreye giriyor. Bu noktadan sonra oyunun çatışma sistemi daha serbest hale geliyor. Böylece sessiz ilerlenen bölümler ile büyük çatışmalar arasında belirgin bir tempo farkı oluşuyor. [h2]Gizlilik Sistemi Daha Esnek[/h2] 007 First Light'taki gizlilik sistemi, küçük bir hata yapıldığında oyuncuyu sürekli en son kayıt noktasına döndürmek üzerine kurulmamış. Bond fark edildiğinde her zaman görev başarısız sayılmıyor. Bazı durumlarda konuşarak şüpheyi azaltabiliyor, bazı durumlarda hızla ortamdan uzaklaşabiliyor veya kısa bir çatışmanın ardından görevine devam edebiliyor. Bu sistem özellikle genç Bond'un karakterine uyuyor. Çünkü karşıdaki karakter her şeyi kusursuz şekilde planlayan bir ajan değil. Risk alıyor, hata yapıyor ve oluşan durumdan çıkmanın bir yolunu buluyor. [h2]Sosyal Gizlilik[/h2] Büyük ve kalabalık alanlarda insanların konuşmalarını dinlemek önemli hale geliyor. Bir güvenlik görevlisinin yaşadığı sorun, kaybolmuş bir kart veya başka bir kişinin yaptığı konuşma yeni bir geçiş yolunun ortaya çıkmasını sağlayabiliyor. Bu nedenle mekânlar yalnızca güzel görünen arka planlardan oluşmuyor. Oyuncu çevredeki insanları ve olayları takip ettikçe alan içerisindeki bağlantılar ortaya çıkıyor. Bond kalabalığın arasında tamamen görünmez olmaya çalışmıyor. Daha çok orada bulunmaya hakkı olduğuna çevresindekileri ikna etmeye çalışıyor. [h2]Oyun Tamamen Serbest Bir Yapıya Sahip Değil[/h2] First Light büyük ve tamamen serbest bir dünya sunmuyor. Oyuncuya farklı yollar, araçlar ve yöntemler sunulsa da hikâyenin yönü büyük ölçüde geliştiriciler tarafından belirleniyor. Oyuncu bir bölümü nasıl geçeceğine karar verebiliyor fakat hikâyenin nereye gideceğini değiştiremiyor. Bu yapı daha kontrollü ve sinematik bir James Bond deneyimi oluşturmak için tercih edilmiş. [h2]Başlangıç Bölümü Oyunun Yapısını Gösteriyor[/h2] Oyunun eğitim bölümü klasik bir öğretici bölüm gibi hazırlanmak yerine James Bond'un gelişimini gösterecek şekilde tasarlanmış. Kısa süre içerisinde dövüş, araç kullanma, atış, parkur ve farklı görev türleri arasında geçiş yapılıyor. Bu bölüm aynı zamanda oyunun ilerleyen saatlerde de tek bir oynanış biçimine bağlı kalmayacağını gösteriyor. Oyunun temel özelliklerinden biri farklı sistemler arasında hızlı şekilde geçiş yapılması. [h2]Bond'un Teknolojik Araçları[/h2] James Bond oyununda teknolojik araçlar önemli bir yere sahip. Saat, çevreyi incelemek, önemli noktaları belirlemek ve elektronik cihazlarla etkileşim kurmak için kullanılabiliyor. Diğer araçlar ise güvenlik görevlilerinin dikkatini dağıtmak veya yeni geçiş yolları oluşturmak için kullanılabiliyor. Görevlerden önce kullanılacak ekipmanların seçilebildiği bölümler de bulunuyor. Araçların sayısı gereğinden fazla tutulmamış. Amaç, oyuncunun sürekli menüler arasında dolaşması değil, doğru zamanda doğru aracı kullanması. [h2]Bulmacalar Oyunun Temposunu Yavaşlatabiliyor[/h2] Kaynak değerlendirmede en fazla eleştirilen bölümlerden biri bulmacalar. Bazı alanlarda kapı kodlarını bulmak için çevreyi araştırmak, notları okumak ve çeşitli ipuçlarını takip etmek gerekiyor. Bu bölümler teorik olarak ajanlık temasına uygun olsa da hızlı ilerleyen bölümlerin ortasında oyunun temposunu düşürebiliyor. Özellikle hareketli bir gizlilik veya çatışma bölümünün hemen ardından şifre aramak, oyunun akışında belirgin bir yavaşlama oluşturabiliyor. Sorun bulmacaların çok zor olması değil, oyunun diğer bölümlerindeki hızlı tempoyla her zaman uyumlu olmaması. [h2]Sinematik Anlatım[/h2] 007 First Light belirli bir James Bond filmini doğrudan tekrar etmeye çalışmıyor. Bunun yerine Bond yapımlarının genel havasını kullanıyor. Lüks mekânlar, teknolojik alanlar, farklı ülkeler, ani çatışmalar, İngiliz mizahı ve büyük planların konuşulduğu sahneler oyunun atmosferini oluşturuyor. Ara sahneler ile oyuncunun kontrolü ele aldığı bölümler arasındaki geçişler de oldukça akıcı şekilde hazırlanmış. Bazı anlarda ara sahnenin bittiğini ve kontrolün yeniden oyuncuya geçtiğini hemen fark etmek mümkün olmayabiliyor. [h2]Çatışmalar Sinematik Yapının Önemli Bir Parçası[/h2] Oyunun sinematik yapısını en fazla destekleyen bölümler çatışmalar. Bond'un çevredeki nesneleri kullanması, düşmanın silahını alması, mesafeyi değiştirmesi ve yakın dövüşe geçmesi sahnelerin önceden hazırlanmış bir film sahnesi gibi görünmesini sağlayabiliyor. Ancak bütün hareketler tamamen önceden belirlenmiş değil. Aynı alan başka bir oyuncu tarafından farklı şekilde geçilebiliyor. Bu da çatışmaların hem sinematik hem de oyuncunun kararlarına bağlı kalmasını sağlıyor. [h2]Müzik James Bond'un Gelişimine Eşlik Ediyor[/h2] Oyunun müzik kullanımında genç Bond fikri devam ettirilmiş. James oyunun başında klasik 007 temasının tamamına sahip değil. Tanıdık ritimler ve müzikal öğeler zaman zaman duyuluyor ancak Bond geliştikçe klasik tema da daha belirgin hale geliyor. Müzik böylece yalnızca arka planda kullanılan bir unsur olmaktan çıkıyor ve karakter gelişiminin bir parçası haline geliyor. Gizlilik bölümlerinde daha sakin, çatışmalarda ise daha güçlü bir yapıya geçiyor. Bu geçişler aniden değil, oynanışla birlikte gerçekleşiyor. [h2]Patrick Gibson'ın James Bond Yorumu[/h2] Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond, önceki sinema oyuncularını doğrudan taklit etmeye çalışmıyor. Karakter henüz gelecekteki Ajan 007'nin bütün özelliklerini tamamen kazanmış değil. Cesur fakat zaman zaman düşünmeden hareket ediyor. Kendine güveniyor fakat her kararının sonucunu kolaylıkla kontrol edemiyor. Mizahı da karakterin gençliğiyle bağlantılı şekilde kullanılıyor. Tehlikeli durumlarda espri yapabiliyor fakat sahnenin ciddiyetini tamamen ortadan kaldırmıyor. Oyun ilerledikçe karakterin genç bir Bond oyuncusundan çok doğrudan James Bond gibi hissettirmeye başladığı belirtiliyor. [h2]Genel Değerlendirme[/h2] 007 First Light, bir James Bond filminin doğrudan oyun uyarlaması olarak hazırlanmamış. Hitman'in farklı bir karakterle yeniden yapılmış hali de değil. Genç James Bond'un Ajan 007 kimliğine doğru ilerlediği bağımsız bir hikâye sunuyor. Gizlilik, yakın dövüş, silahlı çatışma, teknolojik araçlar ve sinematik anlatım birbirinden tamamen ayrı sistemler gibi kullanılmak yerine aynı akışın parçaları olarak tasarlanmış. Kaynak değerlendirmede oyunun en güçlü tarafları arasında genç Bond'un karakter gelişimi, çatışma sistemi, çevrenin kullanımı, müzik, gizlilik ve sinematik sahneler gösteriliyor. En belirgin eleştiri ise bazı bulmacaların oyunun temposunu yavaşlatması. [b]Değerlendirme: 9,5 / 10[/b] [quote]007 First Light, James Bond'un tamamlanmış halini göstermek yerine Ajan 007'nin nasıl şekillendiğini anlatan bir başlangıç hikâyesi olarak ele alınıyor.[/quote]
    Beğen
    7
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 735 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Huawei FreeBuds Neo İncelemesi

    Huawei FreeBuds Neo İncelemesi ANC, LDAC ve Bluetooth 6.0 Bir Arada

    Huawei FreeBuds Neo, kompakt tasarımıyla birlikte aktif gürültü engelleme, LDAC, Bluetooth 6.0 ve uzun pil ömrü gibi özellikleri bir araya getiriyor. Kağıt üzerinde oldukça güçlü görünen kulaklık, günlük kullanımda başarılı olduğu noktalar kadar bazı eksikleriyle de dikkat çekiyor.

    Huawei FreeBuds Neo Neler Sunuyor?

    FreeBuds Neo, Huawei'nin kulak içi kablosuz kulaklık ailesinde orta seviyeye konumlanan modellerden biri. Özellikle küçük tasarım, gelişmiş Bluetooth özellikleri, yüksek çözünürlüklü ses desteği ve aktif gürültü engelleme gibi özelliklerle öne çıkıyor.

    Kulaklıkta 11 mm dinamik sürücüler bulunuyor ve 20 Hz ile 40 kHz arasında frekans aralığı sunuluyor.

    Öne çıkan teknik özellikler:

    -Bluetooth 6.0
    -LDAC desteği
    -L2HC desteği
    -AAC ve SBC desteği
    -Aktif gürültü engelleme (ANC)
    -Şeffaflık modu
    -IP55 su ve toz dayanıklılığı
    -Çoklu cihaz bağlantısı
    -Kulaklık başına yaklaşık 4,9 gram ağırlık

    LDAC ve Yüksek Çözünürlüklü Ses

    FreeBuds Neo'nun dikkat çeken özelliklerinden biri yüksek kaliteli kablosuz ses desteği.

    Huawei telefonlarda L2HC 4.0 ile 48 kHz / 24 bit çözünürlükte 2,3 Mbps seviyesine kadar aktarım yapılabiliyor. Diğer uyumlu Android cihazlarda ise LDAC üzerinden 990 kbps seviyesine kadar ses aktarımı destekleniyor.

    AAC ve SBC desteğinin bulunması sayesinde kulaklık Android ve iPhone cihazlarla da kullanılabiliyor.

    Kompakt ve Hafif Tasarım

    Kulaklıkların her biri yaklaşık 4,9 gram ağırlığında. Sap uzunluğu ise 23 mm civarında. Bu kısa yapı FreeBuds Neo'ya oldukça kompakt bir görünüm kazandırıyor.

    Sap bölümünün tamamen kaldırılmamış olması anten ve mikrofonların daha uygun konumlandırılmasına da yardımcı oluyor.

    Dokunmatik kontrol alanı üzerinden müzik oynatma, duraklatma, şarkı değiştirme, ses seviyesini ayarlama ve gürültü engelleme modları arasında geçiş yapılabiliyor.

    Kontroller Tamamen Özelleştirilemiyor

    Kulaklığın dokunmatik kontrolleri günlük kullanım için yeterli olsa da her hareketi istediğiniz işleve atamak mümkün değil.

    Çift dokunma, üçlü dokunma, kaydırma ve basılı tutma hareketleri için belirli seçenekler bulunuyor fakat tamamen serbest bir kontrol sistemi sunulmuyor.

    Baş Hareketleri ve Takma Algılama

    FreeBuds Neo'da baş hareketleriyle gelen aramaları kabul etme veya reddetme özelliği bulunuyor.

    Kulaklık takma algılama sistemi de kulaklık çıkarıldığında müziği otomatik durdurabiliyor ve tekrar takıldığında oynatmaya devam edebiliyor.

    Ayrıca konuşmaya başladığınızda ortam seslerini daha fazla duymanızı amaçlayan uyarlanabilir ses özellikleri de mevcut.

    Ancak testlerde bu geçişlerin bazı rakiplere göre daha yavaş çalışabildiği görülmüş.

    IP55 Koruma ve Şarj Kutusu

    FreeBuds Neo kulaklıklar IP55 sertifikasına sahip.

    Bu sayede yağmur veya spor sırasında oluşabilecek su sıçramalarına karşı belirli seviyede koruma sağlanıyor. Ancak IP55 sertifikasının yalnızca kulaklıklar için geçerli olduğunu belirtmek gerekiyor. Şarj kutusunun özel bir su ve toz koruması bulunmuyor.

    Şarj kutusu yaklaşık 31 gram, kulaklıklarla birlikte toplam ağırlık ise yaklaşık 42 grama ulaşıyor.

    Pil Ömrü Nasıl?

    Huawei'nin verdiği değerlere göre FreeBuds Neo:
    1. ANC kapalıyken 10 saate kadar
    2. ANC açıkken 6,5 saate kadar
    3. Şarj kutusuyla ANC kapalıyken toplam 40 saate kadar
    4. ANC açıkken kutuyla birlikte yaklaşık 24 saate kadar
    kullanım süresi sunabiliyor.

    Gerçek kullanım testinde ANC açıkken yaklaşık 5 saat 53 dakikalık kullanım süresi elde edilmiş.

    Kulaklıkların yaklaşık 10 dakikalık hızlı şarjla 4 saate kadar müzik dinleme süresi sunabildiği belirtiliyor.

    Kablosuz şarj desteği ise bulunmuyor.

    Huawei Audio Connect Uygulaması

    FreeBuds Neo, Android ve iOS üzerinde Huawei Audio Connect uygulaması üzerinden yönetilebiliyor.

    Uygulama içerisinde:
    1. Pil durumunu görüntüleme
    2. ANC seviyesini değiştirme
    3. Şeffaflık modunu açma
    4. Ses efektlerini düzenleme
    5. 10 bantlı ekolayzır kullanma
    6. Çoklu bağlantıyı yönetme
    7. Takma algılamayı açıp kapatma
    8. Kulaklık uçlarının uyumunu test etme
    9. Yazılım güncelleme
    gibi birçok özellik bulunuyor.

    Ses Kalitesi

    FreeBuds Neo'nun ses performansı genel olarak başarılı.

    Ses tamamen nötr bir karaktere sahip olmasa da güçlü ve dinamik bir sunum yapıyor. Basların gereğinden fazla yükseltilmemiş olması olumlu bir detay.

    Orta frekanslar belirgin şekilde duyulurken tizlerde biraz daha fazla netlik ve parlaklık beklenebilir.

    Düşük ses seviyelerinde özellikle derin basların etkisi azalabiliyor. Çok yüksek ses seviyelerinde ise bas ve tizlerde sertleşme oluşabiliyor.

    Genel olarak günlük müzik dinleme açısından tatmin edici bir ses karakteri sunuyor.

    ANC Performansı

    FreeBuds Neo'da aktif gürültü engelleme bulunması önemli bir avantaj olsa da sistemin performansı üst seviye rakiplerle aynı seviyede değil.

    Monoton ve düşük frekanslı seslerin azaltılmasında etkili olabiliyor fakat konuşma, tren sesi, uçak uğultusu veya çevredeki çeşitli gürültüler tamamen ortadan kaldırılamıyor.

    ANC için farklı seviyeler seçilebiliyor.
    1. Rahat
    2. Dengeli
    3. Ultra
    Ayrıca ortam koşullarına göre seviyeyi otomatik belirleyen dinamik bir mod da bulunuyor.

    Ancak test sırasında otomatik sistemin her zaman en uygun seviyeyi seçmediği görülmüş.

    Şeffaflık Modu

    Şeffaflık modu çevredeki seslerin kulaklığa aktarılmasını sağlıyor.

    Ortam sesi anlaşılır şekilde duyulabiliyor fakat tamamen doğal bir deneyim oluşmuyor. Arka planda hafif bir hışırtı hissedilebiliyor.

    Rüzgarlı ortamlarda da rüzgarın mikrofonlara geliş açısına göre rahatsız edici sesler oluşabiliyor.

    Telefon Görüşmelerinde Mikrofon Kalitesi

    FreeBuds Neo'da telefon görüşmeleri için üç mikrofon ve kemik iletim sensörü kullanılıyor.

    Gürültülü ortamlarda çevredeki sesleri oldukça güçlü şekilde filtreleyebiliyor. Bunun olumlu tarafı karşı tarafa daha az çevre gürültüsü gitmesi.

    Ancak güçlü filtreleme kullanıcının sesini de etkileyebiliyor.

    Testlerde zaman zaman.
    1. Doğal olmayan ses tonu
    2. Yankı
    3. Eko hissi
    4. Aşırı ses filtreleme
    Bu nedenle mikrofon performansı kullanılabilir seviyede olsa da sınıfının en iyileri arasında görünmüyor.

    Gecikme Performansı

    FreeBuds Neo, özel ve evrensel bir düşük gecikme kodeğine sahip değil.

    Huawei uygulamasında oyunlar için düşük ses gecikmesi seçeneği bulunuyor ancak bu mod oyun dışında sürekli şekilde etkinleştirilemiyor.

    Normal kullanımda ölçülen ses gecikmesi yaklaşık 160-180 ms seviyesinde.

    Video izlerken cihazın ses ve görüntüyü senkronize ettiği uygulamalarda ciddi bir sorun hissedilmeyebilir. Ancak gerçek zamanlı tepki gerektiren oyunlarda daha düşük gecikmeli kulaklıklara göre fark oluşabilir.

    Kullanım Konforu

    Doğru silikon uç seçildiğinde FreeBuds Neo günlük kullanımda rahat.

    Ancak test sırasında kulaklıkların özellikle hareketli kullanımda her zaman tamamen sabit kalmadığı görülmüş. Spor yaparken veya yoğun hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlamak gerekebiliyor.

    Takma algılama sisteminin de bazı durumlarda fazla hassas davranabildiği belirtiliyor.

    İşçilik kalitesi tarafında ise FreeBuds Neo oldukça başarılı bulunmuş.

    Huawei FreeBuds Neo Artıları

    1. Başarılı ses kalitesi
    2. LDAC ve L2HC desteği
    3. Aktif gürültü engelleme
    4. Şeffaflık modu
    5. Bluetooth 6.0
    6. İyi pil ömrü
    7. Çoklu cihaz bağlantısı
    8. Tek kulaklıkla kullanım
    9. IP55 sertifikası
    10. Kompakt ve hafif tasarım
    11. Başarılı işçilik
    12. Gelişmiş mobil uygulama

    Huawei FreeBuds Neo Eksileri

    1. ANC performansı üst düzey rakipler kadar güçlü değil
    2. Şeffaflık modunda hafif arka plan gürültüsü oluşabiliyor
    3. Kulakta her zaman çok sıkı durmayabiliyor
    4. Takma algılama zaman zaman fazla hassas çalışabiliyor
    5. Telefon görüşmelerinde ses fazla filtrelenebiliyor
    6. Kontroller tamamen serbest şekilde özelleştirilemiyor
    7. Kablosuz şarj desteği bulunmuyor

    Genel Değerlendirme

    Huawei FreeBuds Neo, özellikle kompakt tasarım, iyi ses kalitesi, LDAC desteği, Bluetooth 6.0, uzun pil ömrü ve zengin uygulama özelliklerini bir arada isteyen kullanıcılar için dikkat çekici bir model.

    Ses performansı günlük kullanım açısından başarılı ve ürünün işçilik kalitesi de oldukça iyi.

    Bununla birlikte ANC performansı beklentiyi çok yükseltmemek gereken alanlardan biri. Gürültü engelleme çalışıyor fakat çevreyi tamamen sessiz hale getiren üst sınıf modeller seviyesine ulaşmıyor.

    Telefon görüşmelerindeki yoğun filtreleme ve kulaklıkların hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlanma ihtiyacı da dikkate alınması gereken noktalar arasında.
    FreeBuds Neo'nun en güçlü tarafları ses kalitesi, bağlantı özellikleri ve zengin yazılım desteği. En belirgin eksikleri ise ANC gücü, telefon görüşmelerindeki aşırı filtreleme ve kulakta her zaman tamamen sabit kalmaması.
    7250TL seviyesindeki fiyatıyla oldukça fazla özellik sunan FreeBuds Neo, özellik zenginliğini ön planda tutan kullanıcılar için değerlendirmeye değer bir kablosuz kulaklık olarak öne çıkıyor.
    [h2]Huawei FreeBuds Neo İncelemesi ANC, LDAC ve Bluetooth 6.0 Bir Arada [/h2] Huawei FreeBuds Neo, kompakt tasarımıyla birlikte aktif gürültü engelleme, LDAC, Bluetooth 6.0 ve uzun pil ömrü gibi özellikleri bir araya getiriyor. Kağıt üzerinde oldukça güçlü görünen kulaklık, günlük kullanımda başarılı olduğu noktalar kadar bazı eksikleriyle de dikkat çekiyor. [h2]Huawei FreeBuds Neo Neler Sunuyor?[/h2] FreeBuds Neo, Huawei'nin kulak içi kablosuz kulaklık ailesinde orta seviyeye konumlanan modellerden biri. Özellikle küçük tasarım, gelişmiş Bluetooth özellikleri, yüksek çözünürlüklü ses desteği ve aktif gürültü engelleme gibi özelliklerle öne çıkıyor. Kulaklıkta 11 mm dinamik sürücüler bulunuyor ve 20 Hz ile 40 kHz arasında frekans aralığı sunuluyor. [b]Öne çıkan teknik özellikler:[/b] -Bluetooth 6.0 -LDAC desteği -L2HC desteği -AAC ve SBC desteği -Aktif gürültü engelleme (ANC) -Şeffaflık modu -IP55 su ve toz dayanıklılığı -Çoklu cihaz bağlantısı -Kulaklık başına yaklaşık 4,9 gram ağırlık [h2]LDAC ve Yüksek Çözünürlüklü Ses[/h2] FreeBuds Neo'nun dikkat çeken özelliklerinden biri yüksek kaliteli kablosuz ses desteği. Huawei telefonlarda L2HC 4.0 ile 48 kHz / 24 bit çözünürlükte 2,3 Mbps seviyesine kadar aktarım yapılabiliyor. Diğer uyumlu Android cihazlarda ise LDAC üzerinden 990 kbps seviyesine kadar ses aktarımı destekleniyor. AAC ve SBC desteğinin bulunması sayesinde kulaklık Android ve iPhone cihazlarla da kullanılabiliyor. [h2]Kompakt ve Hafif Tasarım[/h2] Kulaklıkların her biri yaklaşık 4,9 gram ağırlığında. Sap uzunluğu ise 23 mm civarında. Bu kısa yapı FreeBuds Neo'ya oldukça kompakt bir görünüm kazandırıyor. Sap bölümünün tamamen kaldırılmamış olması anten ve mikrofonların daha uygun konumlandırılmasına da yardımcı oluyor. Dokunmatik kontrol alanı üzerinden müzik oynatma, duraklatma, şarkı değiştirme, ses seviyesini ayarlama ve gürültü engelleme modları arasında geçiş yapılabiliyor. [h3]Kontroller Tamamen Özelleştirilemiyor[/h3] Kulaklığın dokunmatik kontrolleri günlük kullanım için yeterli olsa da her hareketi istediğiniz işleve atamak mümkün değil. Çift dokunma, üçlü dokunma, kaydırma ve basılı tutma hareketleri için belirli seçenekler bulunuyor fakat tamamen serbest bir kontrol sistemi sunulmuyor. [h2]Baş Hareketleri ve Takma Algılama[/h2] FreeBuds Neo'da baş hareketleriyle gelen aramaları kabul etme veya reddetme özelliği bulunuyor. Kulaklık takma algılama sistemi de kulaklık çıkarıldığında müziği otomatik durdurabiliyor ve tekrar takıldığında oynatmaya devam edebiliyor. Ayrıca konuşmaya başladığınızda ortam seslerini daha fazla duymanızı amaçlayan uyarlanabilir ses özellikleri de mevcut. Ancak testlerde bu geçişlerin bazı rakiplere göre daha yavaş çalışabildiği görülmüş. [h2]IP55 Koruma ve Şarj Kutusu[/h2] FreeBuds Neo kulaklıklar IP55 sertifikasına sahip. Bu sayede yağmur veya spor sırasında oluşabilecek su sıçramalarına karşı belirli seviyede koruma sağlanıyor. Ancak IP55 sertifikasının yalnızca kulaklıklar için geçerli olduğunu belirtmek gerekiyor. Şarj kutusunun özel bir su ve toz koruması bulunmuyor. Şarj kutusu yaklaşık 31 gram, kulaklıklarla birlikte toplam ağırlık ise yaklaşık 42 grama ulaşıyor. [h2]Pil Ömrü Nasıl?[/h2] Huawei'nin verdiği değerlere göre FreeBuds Neo: [ol] [li]ANC kapalıyken 10 saate kadar[/li] [li]ANC açıkken 6,5 saate kadar[/li] [li]Şarj kutusuyla ANC kapalıyken toplam 40 saate kadar[/li] [li]ANC açıkken kutuyla birlikte yaklaşık 24 saate kadar[/li][/ol] kullanım süresi sunabiliyor. Gerçek kullanım testinde ANC açıkken yaklaşık 5 saat 53 dakikalık kullanım süresi elde edilmiş. Kulaklıkların yaklaşık 10 dakikalık hızlı şarjla 4 saate kadar müzik dinleme süresi sunabildiği belirtiliyor. Kablosuz şarj desteği ise bulunmuyor. [h2]Huawei Audio Connect Uygulaması[/h2] FreeBuds Neo, Android ve iOS üzerinde Huawei Audio Connect uygulaması üzerinden yönetilebiliyor. Uygulama içerisinde: [ol][li]Pil durumunu görüntüleme[/li] [li]ANC seviyesini değiştirme[/li] [li]Şeffaflık modunu açma[/li] [li]Ses efektlerini düzenleme[/li] [li]10 bantlı ekolayzır kullanma[/li] [li]Çoklu bağlantıyı yönetme[/li] [li]Takma algılamayı açıp kapatma[/li] [li]Kulaklık uçlarının uyumunu test etme[/li] [li]Yazılım güncelleme[/li][/ol] gibi birçok özellik bulunuyor. [h2]Ses Kalitesi[/h2] FreeBuds Neo'nun ses performansı genel olarak başarılı. Ses tamamen nötr bir karaktere sahip olmasa da güçlü ve dinamik bir sunum yapıyor. Basların gereğinden fazla yükseltilmemiş olması olumlu bir detay. Orta frekanslar belirgin şekilde duyulurken tizlerde biraz daha fazla netlik ve parlaklık beklenebilir. Düşük ses seviyelerinde özellikle derin basların etkisi azalabiliyor. Çok yüksek ses seviyelerinde ise bas ve tizlerde sertleşme oluşabiliyor. Genel olarak günlük müzik dinleme açısından tatmin edici bir ses karakteri sunuyor. [h2]ANC Performansı[/h2] FreeBuds Neo'da aktif gürültü engelleme bulunması önemli bir avantaj olsa da sistemin performansı üst seviye rakiplerle aynı seviyede değil. Monoton ve düşük frekanslı seslerin azaltılmasında etkili olabiliyor fakat konuşma, tren sesi, uçak uğultusu veya çevredeki çeşitli gürültüler tamamen ortadan kaldırılamıyor. ANC için farklı seviyeler seçilebiliyor. [ol]/[li]Rahat[/li] [li]Dengeli[/li] [li]Ultra[/li][/ol] Ayrıca ortam koşullarına göre seviyeyi otomatik belirleyen dinamik bir mod da bulunuyor. Ancak test sırasında otomatik sistemin her zaman en uygun seviyeyi seçmediği görülmüş. [h2]Şeffaflık Modu[/h2] Şeffaflık modu çevredeki seslerin kulaklığa aktarılmasını sağlıyor. Ortam sesi anlaşılır şekilde duyulabiliyor fakat tamamen doğal bir deneyim oluşmuyor. Arka planda hafif bir hışırtı hissedilebiliyor. Rüzgarlı ortamlarda da rüzgarın mikrofonlara geliş açısına göre rahatsız edici sesler oluşabiliyor. [h2]Telefon Görüşmelerinde Mikrofon Kalitesi[/h2] FreeBuds Neo'da telefon görüşmeleri için üç mikrofon ve kemik iletim sensörü kullanılıyor. Gürültülü ortamlarda çevredeki sesleri oldukça güçlü şekilde filtreleyebiliyor. Bunun olumlu tarafı karşı tarafa daha az çevre gürültüsü gitmesi. Ancak güçlü filtreleme kullanıcının sesini de etkileyebiliyor. Testlerde zaman zaman. [ol][li]Doğal olmayan ses tonu[/li] [li]Yankı[/li] [li]Eko hissi[/li] [li]Aşırı ses filtreleme[/li][/ol] Bu nedenle mikrofon performansı kullanılabilir seviyede olsa da sınıfının en iyileri arasında görünmüyor. [h2]Gecikme Performansı[/h2] FreeBuds Neo, özel ve evrensel bir düşük gecikme kodeğine sahip değil. Huawei uygulamasında oyunlar için düşük ses gecikmesi seçeneği bulunuyor ancak bu mod oyun dışında sürekli şekilde etkinleştirilemiyor. Normal kullanımda ölçülen ses gecikmesi yaklaşık 160-180 ms seviyesinde. Video izlerken cihazın ses ve görüntüyü senkronize ettiği uygulamalarda ciddi bir sorun hissedilmeyebilir. Ancak gerçek zamanlı tepki gerektiren oyunlarda daha düşük gecikmeli kulaklıklara göre fark oluşabilir. [h2]Kullanım Konforu[/h2] Doğru silikon uç seçildiğinde FreeBuds Neo günlük kullanımda rahat. Ancak test sırasında kulaklıkların özellikle hareketli kullanımda her zaman tamamen sabit kalmadığı görülmüş. Spor yaparken veya yoğun hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlamak gerekebiliyor. Takma algılama sisteminin de bazı durumlarda fazla hassas davranabildiği belirtiliyor. İşçilik kalitesi tarafında ise FreeBuds Neo oldukça başarılı bulunmuş. [h2]Huawei FreeBuds Neo Artıları[/h2] [ol] [li]Başarılı ses kalitesi[/li] [li]LDAC ve L2HC desteği[/li] [li]Aktif gürültü engelleme[/li] [li]Şeffaflık modu[/li] [li]Bluetooth 6.0[/li] [li]İyi pil ömrü[/li] [li]Çoklu cihaz bağlantısı[/li] [li]Tek kulaklıkla kullanım[/li] [li]IP55 sertifikası[/li] [li]Kompakt ve hafif tasarım[/li] [li]Başarılı işçilik[/li] [li]Gelişmiş mobil uygulama[/li] [/ol] [h2]Huawei FreeBuds Neo Eksileri[/h2] [ol] [li]ANC performansı üst düzey rakipler kadar güçlü değil[/li] [li]Şeffaflık modunda hafif arka plan gürültüsü oluşabiliyor[/li] [li]Kulakta her zaman çok sıkı durmayabiliyor[/li] [li]Takma algılama zaman zaman fazla hassas çalışabiliyor[/li] [li]Telefon görüşmelerinde ses fazla filtrelenebiliyor[/li] [li]Kontroller tamamen serbest şekilde özelleştirilemiyor[/li] [li]Kablosuz şarj desteği bulunmuyor[/li] [/ol] [h2]Genel Değerlendirme[/h2] Huawei FreeBuds Neo, özellikle kompakt tasarım, iyi ses kalitesi, LDAC desteği, Bluetooth 6.0, uzun pil ömrü ve zengin uygulama özelliklerini bir arada isteyen kullanıcılar için dikkat çekici bir model. Ses performansı günlük kullanım açısından başarılı ve ürünün işçilik kalitesi de oldukça iyi. Bununla birlikte ANC performansı beklentiyi çok yükseltmemek gereken alanlardan biri. Gürültü engelleme çalışıyor fakat çevreyi tamamen sessiz hale getiren üst sınıf modeller seviyesine ulaşmıyor. Telefon görüşmelerindeki yoğun filtreleme ve kulaklıkların hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlanma ihtiyacı da dikkate alınması gereken noktalar arasında. [quote]FreeBuds Neo'nun en güçlü tarafları ses kalitesi, bağlantı özellikleri ve zengin yazılım desteği. En belirgin eksikleri ise ANC gücü, telefon görüşmelerindeki aşırı filtreleme ve kulakta her zaman tamamen sabit kalmaması.[/quote] 7250TL seviyesindeki fiyatıyla oldukça fazla özellik sunan FreeBuds Neo, özellik zenginliğini ön planda tutan kullanıcılar için değerlendirmeye değer bir kablosuz kulaklık olarak öne çıkıyor.
    Beğen
    8
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 714 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Steam Frame incelemesi Valve VR gözlüğü ne kadar iyi?
    Mayıs ayında yeni Steam Controller'ı ve Haziran/Temmuz aylarında Steam Machine'i (inceleme) takip eden Valve, bu yılki üçüncü ve son donanım sürümünü piyasaya sürüyor: yeni VR sistemi Steam Frame. Bu inceleme, izleme, görüntü kalitesi ve bağımsız kullanım ile yayın akışı açısından performansını ele alıyor.

    Steam Frame, Valve'ın tamamen kendi bünyesinde geliştirdiği ilk VR sistemi olan 2019 tarihli Valve Index'i (inceleme) takip ediyor . Ancak aslında Steam operatörünün üçüncü VR başlığı: 2016 tarihli HTC Vive (inceleme), HTC ile yakın işbirliği içinde oluşturulmuş ve SteamVR'ı tanıtmıştı.

    Steam Frame ve Valve Index: Önceki modeline göre iyileştirmeler karşılaştırması
    Steam Frame, Quest 3 ve PSVR 2: Valve'ın yeni PC VR kulaklıklarının karşılaştırması
    Peki, 2019'daki Valf Endeksi'ne kıyasla neler değişti? Aşağıdaki tablo kapsamlı bir genel bakış sunmaktadır; özellikle şunlar dikkat çekicidir.
    1. Dıştan izleme yerine içten dışa izleme (6DOF)
    2. Bağımsız Mod (Steam Frame Üzerinde Görüntüleme)
    3. Steam Link ile kablo yerine kablosuz olarak yayın yapın.
    4. Güç kaynağı kablo yerine lityum iyon pil ile sağlanır.
    5. Kilo kaybında belirgin azalma
    6. Göz takibi (odaklanmış görüntüleme ve yayın için) ve el takibi

    İki mod: akışlı ve bağımsız

    Valve Index (inceleme) Steam Link üzerinden içerik oynatmak için kablolu bir PC bağlantısı gerektiriyordu. Steam Frame artık Steam Link üzerinden kablosuz akışı (ve sadece kablosuz olarak) destekliyor ve oyunları kendi başına da işleyebiliyor.

    Valve, Steam Frame öncelikle oyun bilgisayarından veya dizüstü bilgisayardan yayın yapmaya odaklı olarak görüyor. Bağımsız çalışma özelliği de destekleniyor.
    Steam Frame, Steam kütüphanenizin tamamını yönetebilen, öncelikle yayın akışına odaklı, kablosuz bir VR gözlüğü ve kumanda setidir. Sürükleyici VR deneyimine adım atın veya arkanıza yaslanıp VR olmayan oyun kataloğunuzun keyfini çıkarın. Ayrıca bağımsız oyun oynamayı da destekler.
    Oyun yerel olarak işleniyor veya Steam Frame'e aktarılıyor olsun, SteamOS kullanıcı arayüzü varsayılan olarak kulaklıkta her zaman 90 Hz'de işlenir. Oyunun kendisinde ise yenileme hızı moda bağlıdır.

    1. Bağımsız (Steam Frame üzerinde görüntüleme)

    Steam Frame, Valve'ın x86 yerine Arm mimarisine sahip ilk SteamOS platformudur. Steam Deck ve Steam Machine (1. ve mevcut nesiller) x86 işlemciler kullanırken, Steam Frame Arm tabanlı Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemci kullanmaktadır.

    Kullanılan işletim sistemi yine SteamOS, ancak bu sefer Arm için 64 bitlik bir sürüm. Valve ayrıca Steam'i ve Windows'tan Linux'a çeviri yapan Proton'u da buna göre uyarlamak zorunda kaldı (Proton for Arm64).

    Linux için Arm64 oyunları: Lighthouse Half-Life: Alyx

    Çevirinin olmadığı bir dünyada, Steam Frame'in çalışması için Arm64 üzerinde Linux için yazılıma ihtiyaç duyulmaktadır ve bu yazılım mevcuttur.

    Half-Life: Alyx'in Arm64 sürümü (inceleme) ( Linux için Vulkan sürümüne dayanmaktadır) lansmanda sunulan en öne çıkan örnektir, ancak bu "bağımsız sürüm" birkaç gün daha Steam Mağazasında satışta olacaktır. Bir diğer amiral gemisi oyun ise Alyx modu olarak ortaya çıkan ve halihazırda Erken Erişim'de bulunan Gunman Contracts'tır.

    Ancak, özellikle Steam Frame'in "Öncelik Yayın Akışına" verdiği göz önüne alındığında, kaç programcının bu yolu izleyeceği henüz belli değil.

    Odaklanmış akış, göz takibi kullanarak görüntüleme açısına göre görüntü kalitesini ayarlamak yerine, akış için kodlanan videonun bit hızını esas alır: yalnızca odaklanılan alan yüksek bir bit hızında kodlanırken, diğer alanlar daha düşük bir hızda kodlanır. Bu, iletilmesi gereken veri miktarını azaltır ve kablosuz akışı daha fazla durumda güvenilir hale getirmelidir.

    Testte, Half-Life: Alyx'in Windows PC sürümünün akışında bu teknolojinin etkisi, bağımsız moddaki foveal akışın etkisine kıyasla gözle algılanabilir değildi ancak görüntü her zaman pürüzsüzdü ve bağımsız sürüme göre önemli ölçüde daha yüksek kalitedeydi.

    Foveated Streaming, oyun entegrasyonu gerektirmez çünkü SteamVR kodlamayı kendisi halleder. Bu teknoloji, Windows PC'den yayın yaparken herhangi bir oyunla kullanılabilir.

    Şu anda yalnızca Windows bilgisayarlar için mevcuttur.

    Windows PC'den yayın yapma konusuna dikkat etmekte fayda var. Lansman sırasında, içerik yalnızca Windows PC'deki Steam İstemcisi üzerinden Steam Frame'e yayınlanabiliyor. SteamOS dahil olmak üzere alternatif işletim sistemlerine sahip sistemler henüz destek sunmuyor. Benzer şekilde, şu anda Steam Machine'den Steam Frame'e sinyal iletmek mümkün değil.

    Klavyeler, fareler veya üçüncü parti oyun kumandaları gibi diğer çevre birimleri de Bluetooth üzerinden bağlanabilir. Ancak bu ürünler için VR izleme özelliği planlanmamıştır.

    Kulaklıklar ve mikrofonlu kulaklıklar

    Steam Frame'de entegre stereo hoparlörlere ve 2 mikro diziye alternatif olarak, kulaklık veya mikrofonlu kulaklıklar da Bluetooth üzerinden eşleştirilebilir.

    Ekran ünitesinden kulaklara doğru yönlendirilmiş stereo hoparlörler oldukça ikna edici, ancak oyun oynarken başkalarını rahatsız etmek istemiyorsanız, Bluetooth kulaklık kullanmak en mantıklı seçenek.
    Mayıs ayında yeni Steam Controller'ı ve Haziran/Temmuz aylarında Steam Machine'i (inceleme) takip eden Valve, bu yılki üçüncü ve son donanım sürümünü piyasaya sürüyor: yeni VR sistemi Steam Frame. Bu inceleme, izleme, görüntü kalitesi ve bağımsız kullanım ile yayın akışı açısından performansını ele alıyor. Steam Frame, Valve'ın tamamen kendi bünyesinde geliştirdiği ilk VR sistemi olan 2019 tarihli Valve Index'i (inceleme) takip ediyor . Ancak aslında Steam operatörünün üçüncü VR başlığı: 2016 tarihli HTC Vive (inceleme), HTC ile yakın işbirliği içinde oluşturulmuş ve SteamVR'ı tanıtmıştı. Steam Frame ve Valve Index: Önceki modeline göre iyileştirmeler karşılaştırması Steam Frame, Quest 3 ve PSVR 2: Valve'ın yeni PC VR kulaklıklarının karşılaştırması Peki, 2019'daki Valf Endeksi'ne kıyasla neler değişti? Aşağıdaki tablo kapsamlı bir genel bakış sunmaktadır; özellikle şunlar dikkat çekicidir. [ol] [li]Dıştan izleme yerine içten dışa izleme (6DOF)[/li] [li]Bağımsız Mod (Steam Frame Üzerinde Görüntüleme)[/li] [li]Steam Link ile kablo yerine kablosuz olarak yayın yapın.[/li] [li]Güç kaynağı kablo yerine lityum iyon pil ile sağlanır.[/li] [li]Kilo kaybında belirgin azalma[/li] [li]Göz takibi (odaklanmış görüntüleme ve yayın için) ve el takibi[/li] [/ol] [h2]İki mod: akışlı ve bağımsız [/h2]Valve Index (inceleme) Steam Link üzerinden içerik oynatmak için kablolu bir PC bağlantısı gerektiriyordu. Steam Frame artık Steam Link üzerinden kablosuz akışı (ve sadece kablosuz olarak) destekliyor ve oyunları kendi başına da işleyebiliyor. Valve, Steam Frame öncelikle oyun bilgisayarından veya dizüstü bilgisayardan yayın yapmaya odaklı olarak görüyor. Bağımsız çalışma özelliği de destekleniyor. [quote]Steam Frame, Steam kütüphanenizin tamamını yönetebilen, öncelikle yayın akışına odaklı, kablosuz bir VR gözlüğü ve kumanda setidir. Sürükleyici VR deneyimine adım atın veya arkanıza yaslanıp VR olmayan oyun kataloğunuzun keyfini çıkarın. Ayrıca bağımsız oyun oynamayı da destekler.[/quote] Oyun yerel olarak işleniyor veya Steam Frame'e aktarılıyor olsun, SteamOS kullanıcı arayüzü varsayılan olarak kulaklıkta her zaman 90 Hz'de işlenir. Oyunun kendisinde ise yenileme hızı moda bağlıdır. [h3]1. Bağımsız (Steam Frame üzerinde görüntüleme) [/h3]Steam Frame, Valve'ın x86 yerine Arm mimarisine sahip ilk SteamOS platformudur. Steam Deck ve Steam Machine (1. ve mevcut nesiller) x86 işlemciler kullanırken, Steam Frame Arm tabanlı Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemci kullanmaktadır. Kullanılan işletim sistemi yine SteamOS, ancak bu sefer Arm için 64 bitlik bir sürüm. Valve ayrıca Steam'i ve Windows'tan Linux'a çeviri yapan Proton'u da buna göre uyarlamak zorunda kaldı (Proton for Arm64). [h3]Linux için Arm64 oyunları: Lighthouse Half-Life: Alyx [/h3]Çevirinin olmadığı bir dünyada, Steam Frame'in çalışması için Arm64 üzerinde Linux için yazılıma ihtiyaç duyulmaktadır ve bu yazılım mevcuttur. Half-Life: Alyx'in Arm64 sürümü (inceleme) ( Linux için Vulkan sürümüne dayanmaktadır) lansmanda sunulan en öne çıkan örnektir, ancak bu "bağımsız sürüm" birkaç gün daha Steam Mağazasında satışta olacaktır. Bir diğer amiral gemisi oyun ise Alyx modu olarak ortaya çıkan ve halihazırda Erken Erişim'de bulunan Gunman Contracts'tır. Ancak, özellikle Steam Frame'in "Öncelik Yayın Akışına" verdiği göz önüne alındığında, kaç programcının bu yolu izleyeceği henüz belli değil. Odaklanmış akış, göz takibi kullanarak görüntüleme açısına göre görüntü kalitesini ayarlamak yerine, akış için kodlanan videonun bit hızını esas alır: yalnızca odaklanılan alan yüksek bir bit hızında kodlanırken, diğer alanlar daha düşük bir hızda kodlanır. Bu, iletilmesi gereken veri miktarını azaltır ve kablosuz akışı daha fazla durumda güvenilir hale getirmelidir. Testte, Half-Life: Alyx'in Windows PC sürümünün akışında bu teknolojinin etkisi, bağımsız moddaki foveal akışın etkisine kıyasla gözle algılanabilir değildi ancak görüntü her zaman pürüzsüzdü ve bağımsız sürüme göre önemli ölçüde daha yüksek kalitedeydi. Foveated Streaming, oyun entegrasyonu gerektirmez çünkü SteamVR kodlamayı kendisi halleder. Bu teknoloji, Windows PC'den yayın yaparken herhangi bir oyunla kullanılabilir. [h3]Şu anda yalnızca Windows bilgisayarlar için mevcuttur.[/h3] Windows PC'den yayın yapma konusuna dikkat etmekte fayda var. Lansman sırasında, içerik yalnızca Windows PC'deki Steam İstemcisi üzerinden Steam Frame'e yayınlanabiliyor. SteamOS dahil olmak üzere alternatif işletim sistemlerine sahip sistemler henüz destek sunmuyor. Benzer şekilde, şu anda Steam Machine'den Steam Frame'e sinyal iletmek mümkün değil. Klavyeler, fareler veya üçüncü parti oyun kumandaları gibi diğer çevre birimleri de Bluetooth üzerinden bağlanabilir. Ancak bu ürünler için VR izleme özelliği planlanmamıştır. [h3]Kulaklıklar ve mikrofonlu kulaklıklar [/h3]Steam Frame'de entegre stereo hoparlörlere ve 2 mikro diziye alternatif olarak, kulaklık veya mikrofonlu kulaklıklar da Bluetooth üzerinden eşleştirilebilir. Ekran ünitesinden kulaklara doğru yönlendirilmiş stereo hoparlörler oldukça ikna edici, ancak oyun oynarken başkalarını rahatsız etmek istemiyorsanız, Bluetooth kulaklık kullanmak en mantıklı seçenek.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 732 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Apple Watch Series 12 daha geniş ekrana sahip
    Apple Watch Series 12, özellikle kalp atış hızı izleme için yeni sağlık sensörü olmak üzere bir dizi olumlu gelişme sunuyor. Ancak, Series 10 ile yaşanan son gerilemenin ardından, saat ekran çerçeveleri açısından bir adım daha geriye gidiyor Series 12'de çerçeveler daha da geniş.

    Apple, "42 mm" ve "46 mm" olarak ilan edilen iki boyuta bakıldığında, Apple Watch Series 12'nin kasasında görünüşte hiçbir değişiklik yapmamış ve daha önce sunulan saat kayışları yeni akıllı saatle tamamen uyumlu kalmış gibi görünüyor. Ancak, teknik özelliklere bakıldığında bir şeylerin değiştiği ortaya çıkıyor.

    Kasa artık bir milimetre daha geniş.

    Seri 11'in (alüminyum) 42 mm'lik modeli 42 × 36 × 9,7 mm ölçülerindeyken, Seri 12'nin ölçüleri artık 42 × 37 × 9,7 mm'dir. Daha büyük olan 46 mm'lik model (alüminyum) ise 46 × 39 × 9,7 mm'den 46 × 40 × 9,7 mm'ye yükselmiştir. Her iki durumda da akıllı saat, genişlik olarak bir milimetre kazanmıştır.

    Ekran alanı değişmeden kalır.

    Apple, OLED ekranlarının çözünürlüğünü veya ekran boyutunu değiştirmedi . Hala 970 mm² (42 mm) ekran alanıyla 446 × 374 piksel ve 1.196 mm² (46 mm) ekran alanıyla 496 × 416 piksel çözünürlük sunuyorlar. Bu özellikler, üç neslin karşılaştırmasında da görüldüğü gibi, eski Series 10 için de geçerli.

    Ancak ekran çerçevesi kalınlaştı.

    Series 12'nin kasası büyüdü, ancak ekran aynı kaldı. Bu durum, her iki modelin doğrudan karşılaştırılmasıyla da görülebileceği gibi, daha da geniş ekran çerçevelerine yol açıyor.

    Buna karşılık, Seri 12'de kasanın ön tarafına doğru daha az belirgin bir kavis bulunur; bu da camın ve ekran için kullanılan siyah çerçevenin daha erken başladığı ve böylece geniş ekran çerçevesinin etkisini vurguladığı anlamına gelir. Seri 11'de alüminyum ekran tarafına doğru daha da uzanırken, Seri 12'de bu alanda yalnızca çok dar bir şerit görünür.

    Series 9, en ince ekran çerçevesine sahipti.

    Apple'ın akıllı saatlerinin bu yönünü kötüleştirmesi ilk kez olmuyor. Apple, Series 7 ile (yaklaşık olarak) sınıfının en iyisi olan 1,7 mm'lik çerçeveyi tanıttı ve bu çerçeveyi, daha önceki 41 mm ve 45 mm boyutlarında sunulan Series 9'a kadar korudu. Ancak Series 10 ve iki yeni boyutuyla birlikte çerçeve yaklaşık 2,3 mm'ye genişledi. Şimdi ise yeni tanıtılan Series 12 ile siyah çerçeve tekrar biraz daha genişledi. Aşağıdaki görselde Series 12, Series 11 ve Series 9 yan yana karşılaştırma için gösterilmiştir.
    Apple Watch Series 12, özellikle kalp atış hızı izleme için yeni sağlık sensörü olmak üzere bir dizi olumlu gelişme sunuyor. Ancak, Series 10 ile yaşanan son gerilemenin ardından, saat ekran çerçeveleri açısından bir adım daha geriye gidiyor Series 12'de çerçeveler daha da geniş. Apple, "42 mm" ve "46 mm" olarak ilan edilen iki boyuta bakıldığında, Apple Watch Series 12'nin kasasında görünüşte hiçbir değişiklik yapmamış ve daha önce sunulan saat kayışları yeni akıllı saatle tamamen uyumlu kalmış gibi görünüyor. Ancak, teknik özelliklere bakıldığında bir şeylerin değiştiği ortaya çıkıyor. [h2]Kasa artık bir milimetre daha geniş.[/h2] Seri 11'in (alüminyum) 42 mm'lik modeli 42 × 36 × 9,7 mm ölçülerindeyken, Seri 12'nin ölçüleri artık 42 × 37 × 9,7 mm'dir. Daha büyük olan 46 mm'lik model (alüminyum) ise 46 × 39 × 9,7 mm'den 46 × 40 × 9,7 mm'ye yükselmiştir. Her iki durumda da akıllı saat, genişlik olarak bir milimetre kazanmıştır. [h3]Ekran alanı değişmeden kalır. [/h3]Apple, OLED ekranlarının çözünürlüğünü veya ekran boyutunu değiştirmedi . Hala 970 mm² (42 mm) ekran alanıyla 446 × 374 piksel ve 1.196 mm² (46 mm) ekran alanıyla 496 × 416 piksel çözünürlük sunuyorlar. Bu özellikler, üç neslin karşılaştırmasında da görüldüğü gibi, eski Series 10 için de geçerli. [h3]Ancak ekran çerçevesi kalınlaştı. [/h3]Series 12'nin kasası büyüdü, ancak ekran aynı kaldı. Bu durum, her iki modelin doğrudan karşılaştırılmasıyla da görülebileceği gibi, daha da geniş ekran çerçevelerine yol açıyor. Buna karşılık, Seri 12'de kasanın ön tarafına doğru daha az belirgin bir kavis bulunur; bu da camın ve ekran için kullanılan siyah çerçevenin daha erken başladığı ve böylece geniş ekran çerçevesinin etkisini vurguladığı anlamına gelir. Seri 11'de alüminyum ekran tarafına doğru daha da uzanırken, Seri 12'de bu alanda yalnızca çok dar bir şerit görünür. [h3]Series 9, en ince ekran çerçevesine sahipti.[/h3] Apple'ın akıllı saatlerinin bu yönünü kötüleştirmesi ilk kez olmuyor. Apple, Series 7 ile (yaklaşık olarak) sınıfının en iyisi olan 1,7 mm'lik çerçeveyi tanıttı ve bu çerçeveyi, daha önceki 41 mm ve 45 mm boyutlarında sunulan Series 9'a kadar korudu. Ancak Series 10 ve iki yeni boyutuyla birlikte çerçeve yaklaşık 2,3 mm'ye genişledi. Şimdi ise yeni tanıtılan Series 12 ile siyah çerçeve tekrar biraz daha genişledi. Aşağıdaki görselde Series 12, Series 11 ve Series 9 yan yana karşılaştırma için gösterilmiştir.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 635 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Microsoft Defender yeni güvenlik açığı daha tespit edildi
    Microsoft Defender'da bir sıfır gün güvenlik açığı daha tespit edildi.

    Microsoft, Defender'daki bir güvenlik açığını kalıcı olarak kapatamıyor gibi görünüyor. ShieldBreak, RoguePlanet yamasını zaten atlatmışken, en son düzeltme de tam olarak işlevsel değil. ShieldCrash de bu durumu devam ettiriyor.

    Aynı problem sınıfına karşı üçüncü deneme

    Bu sıra dışı güvenlik açıkları serisinin başlangıç ​​noktası, Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'ndaki CVE-2026-50656 olarak tanımlanan RoguePlanet güvenlik açığıdır. Bu güvenlik açığı, Windows Defender aracılığıyla yerel ayrıcalık yükseltmesine olanak tanıyordu. Microsoft, Temmuz ayında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'na bir güncelleme yayınlayarak yanıt verdi.


    Ancak bu çözüm uzun sürmedi. Ağustos ayında, güvenlik araştırmacısı Nightmare Eclipse, koruma mekanizmasını atlatan ShieldBreak adlı yeni bir kavram kanıtı yayınladı . Microsoft daha sonra bu güvenlik açığını CVE-2026-69414 olarak doğruladı ve CVSS puanını 7.8 olarak belirledi. Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'nun 1.1.26080.3 öncesi sürümleri etkilenmişti.
    Bu sürümün Eylül başında ShieldBreak'i kapatması bekleniyordu. Ancak birkaç gün sonra ShieldCrash ortaya çıktı.
    Araştırmacı, Microsoft'un ShieldBreak açığını tamamen düzeltmediğini açıkça belirtiyor. Belirli koşullar altında, aynı temel sorun hala tetiklenebilir. Microsoft, yeniden istismar için çeşitli yolları ortadan kaldırmış olsa da, başka bir saldırı vektörünü gözden kaçırmıştır.

    Dosyaları SYSTEM ayrıcalıklarıyla okuyun.

    Yayınlanan ShieldCrash prototipi, Windows SYSTEM hesabının ayrıcalıklarıyla rastgele dosyalara erişimi göstermektedir. Geliştiriciye göre, güvenlik açığı Eylül 2026'dan itibaren Windows sürümleri ve Defender bileşenleriyle test edilmiştir. Geliştirici, şu anda desteklenen tüm Windows sürümlerinin etkilendiğini belirtmektedir.

    Herkese açık olan kod, açıkça yalnızca sınırlı bir kavram kanıtı olarak tasarlanmıştır. SYSTEM ayrıcalıklarıyla dosya okumayı göstermektedir, ancak örneğin keyfi yazma erişimi veya tam bir SYSTEM kabuğu sağlamamaktadır.

    Ancak Nightmare Eclipse, yayınlandıktan sonra yaptığı açıklamada, altta yatan sorunun tam yetki yükseltme saldırısı geliştirmek için de kullanılabileceğini belirtti. Bu, diğer şeylerin yanı sıra, yerel kullanıcı hesapları hakkında bilgi depolayan Windows SAM veritabanına erişime olanak tanıyacaktır. Bununla birlikte, bu saldırı için eksiksiz bir istismar kodu henüz yayınlanan belgelere dahil edilmemiştir.

    Bu nedenle, "sıfır gün açığı" terimi şu anda uygundur. ShieldCrash'in henüz kendi CVE kaydı veya Microsoft tarafından onaylanmış bir yaması bulunmamaktadır. Dahası, Microsoft, yeni geçici çözümün yayınlandığı sırada henüz kamuoyuna açık bir yorumda bulunmamıştır.

    Yama, geçici çözüm, yama ve bir başka geçici çözüm.

    Özellikle dikkat çekici olan olayların sıralamasıdır. RoguePlanet Haziran ayında kamuoyuna duyuruldu ve Temmuz ayında kapatıldı. ShieldBreak, Ağustos ayında bu düzeltmeyi atlattı. Microsoft ise Eylül başında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru 1.1.26080.3 ile ShieldBreak'i düzeltti. Şimdi, sadece birkaç gün sonra, ShieldCrash bu korumanın bile tamamen etkili olmadığını gösteriyor.


    Tek bir güvenlik açığı olarak başlayan durum, Microsoft'un önlemlerini aşmak için sürekli yeni olasılıklar zincirine dönüştü. Her üç saldırı yöntemi de Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motorunu hedef alıyor ve bu nedenle, ironik bir şekilde, Windows'un özellikle ayrıcalıklı bir güvenlik bileşenini hedef alıyor.

    Bir güvenlik güncellemesinin bilinen bazı saldırı yöntemlerini engellemesi, altta yatan güvenlik açığı sınıfının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. RoguePlanet, ShieldBreak ve ShieldCrash'in ardışık olarak ortaya çıkması tam da bunu gösteriyor.

    Uzaktan saldırı yok

    Ancak, pratik tehdit açısından önemli bir sınırlamaya dikkat çekmek gerekir: Bu, herhangi bir Windows bilgisayarının internet üzerinden kolayca ele geçirilmesine olanak tanıyan klasik bir uzaktan kod yürütme güvenlik açığı değildir. Şimdiye kadar gösterilen istismar için, saldırganın etkilenen bilgisayarda zaten kod çalıştırabiliyor olması gerekir.

    ShieldCrash daha sonra Defender'ın yükseltilmiş ayrıcalıklarını kötüye kullanarak normal bir kullanıcının normalde erişemeyeceği erişime ulaşmak için kullanılabilir. Bu durum, söz konusu güvenlik açığını daha büyük bir saldırı zincirinin parçası olarak özellikle ilgi çekici hale getiriyor.

    Microsoft henüz ShieldCrash'e karşı somut bir önlem yayınlamadı. Defender genellikle kötü amaçlı yazılım koruma motorunu otomatik olarak günceller, bu nedenle gelecekteki bir düzeltme muhtemelen geleneksel bir Windows yaması olmadan dağıtılabilir. O zamana kadar, Microsoft'un sadece başka bir saldırı vektörünü kapatıp kapatmayacağı veya bu üçüncü varyantın temel nedenini daha kökten ele alıp almayacağı henüz belli değil.
    Microsoft Defender'da bir sıfır gün güvenlik açığı daha tespit edildi. Microsoft, Defender'daki bir güvenlik açığını kalıcı olarak kapatamıyor gibi görünüyor. ShieldBreak, RoguePlanet yamasını zaten atlatmışken, en son düzeltme de tam olarak işlevsel değil. ShieldCrash de bu durumu devam ettiriyor. [h2]Aynı problem sınıfına karşı üçüncü deneme [/h2]Bu sıra dışı güvenlik açıkları serisinin başlangıç ​​noktası, Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'ndaki CVE-2026-50656 olarak tanımlanan RoguePlanet güvenlik açığıdır. Bu güvenlik açığı, Windows Defender aracılığıyla yerel ayrıcalık yükseltmesine olanak tanıyordu. Microsoft, Temmuz ayında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'na bir güncelleme yayınlayarak yanıt verdi. Ancak bu çözüm uzun sürmedi. Ağustos ayında, güvenlik araştırmacısı Nightmare Eclipse, koruma mekanizmasını atlatan ShieldBreak adlı yeni bir kavram kanıtı yayınladı . Microsoft daha sonra bu güvenlik açığını CVE-2026-69414 olarak doğruladı ve CVSS puanını 7.8 olarak belirledi. Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'nun 1.1.26080.3 öncesi sürümleri etkilenmişti. [quote]Bu sürümün Eylül başında ShieldBreak'i kapatması bekleniyordu. Ancak birkaç gün sonra ShieldCrash ortaya çıktı.[/quote] Araştırmacı, Microsoft'un ShieldBreak açığını tamamen düzeltmediğini açıkça belirtiyor. Belirli koşullar altında, aynı temel sorun hala tetiklenebilir. Microsoft, yeniden istismar için çeşitli yolları ortadan kaldırmış olsa da, başka bir saldırı vektörünü gözden kaçırmıştır. [h2]Dosyaları SYSTEM ayrıcalıklarıyla okuyun.[/h2] Yayınlanan ShieldCrash prototipi, Windows SYSTEM hesabının ayrıcalıklarıyla rastgele dosyalara erişimi göstermektedir. Geliştiriciye göre, güvenlik açığı Eylül 2026'dan itibaren Windows sürümleri ve Defender bileşenleriyle test edilmiştir. Geliştirici, şu anda desteklenen tüm Windows sürümlerinin etkilendiğini belirtmektedir. Herkese açık olan kod, açıkça yalnızca sınırlı bir kavram kanıtı olarak tasarlanmıştır. SYSTEM ayrıcalıklarıyla dosya okumayı göstermektedir, ancak örneğin keyfi yazma erişimi veya tam bir SYSTEM kabuğu sağlamamaktadır. Ancak Nightmare Eclipse, yayınlandıktan sonra yaptığı açıklamada, altta yatan sorunun tam yetki yükseltme saldırısı geliştirmek için de kullanılabileceğini belirtti. Bu, diğer şeylerin yanı sıra, yerel kullanıcı hesapları hakkında bilgi depolayan Windows SAM veritabanına erişime olanak tanıyacaktır. Bununla birlikte, bu saldırı için eksiksiz bir istismar kodu henüz yayınlanan belgelere dahil edilmemiştir. Bu nedenle, "sıfır gün açığı" terimi şu anda uygundur. ShieldCrash'in henüz kendi CVE kaydı veya Microsoft tarafından onaylanmış bir yaması bulunmamaktadır. Dahası, Microsoft, yeni geçici çözümün yayınlandığı sırada henüz kamuoyuna açık bir yorumda bulunmamıştır. [h2]Yama, geçici çözüm, yama ve bir başka geçici çözüm. [/h2]Özellikle dikkat çekici olan olayların sıralamasıdır. RoguePlanet Haziran ayında kamuoyuna duyuruldu ve Temmuz ayında kapatıldı. ShieldBreak, Ağustos ayında bu düzeltmeyi atlattı. Microsoft ise Eylül başında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru 1.1.26080.3 ile ShieldBreak'i düzeltti. Şimdi, sadece birkaç gün sonra, ShieldCrash bu korumanın bile tamamen etkili olmadığını gösteriyor. Tek bir güvenlik açığı olarak başlayan durum, Microsoft'un önlemlerini aşmak için sürekli yeni olasılıklar zincirine dönüştü. Her üç saldırı yöntemi de Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motorunu hedef alıyor ve bu nedenle, ironik bir şekilde, Windows'un özellikle ayrıcalıklı bir güvenlik bileşenini hedef alıyor. Bir güvenlik güncellemesinin bilinen bazı saldırı yöntemlerini engellemesi, altta yatan güvenlik açığı sınıfının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. RoguePlanet, ShieldBreak ve ShieldCrash'in ardışık olarak ortaya çıkması tam da bunu gösteriyor. [h3]Uzaktan saldırı yok[/h3] Ancak, pratik tehdit açısından önemli bir sınırlamaya dikkat çekmek gerekir: Bu, herhangi bir Windows bilgisayarının internet üzerinden kolayca ele geçirilmesine olanak tanıyan klasik bir uzaktan kod yürütme güvenlik açığı değildir. Şimdiye kadar gösterilen istismar için, saldırganın etkilenen bilgisayarda zaten kod çalıştırabiliyor olması gerekir. ShieldCrash daha sonra Defender'ın yükseltilmiş ayrıcalıklarını kötüye kullanarak normal bir kullanıcının normalde erişemeyeceği erişime ulaşmak için kullanılabilir. Bu durum, söz konusu güvenlik açığını daha büyük bir saldırı zincirinin parçası olarak özellikle ilgi çekici hale getiriyor. Microsoft henüz ShieldCrash'e karşı somut bir önlem yayınlamadı. Defender genellikle kötü amaçlı yazılım koruma motorunu otomatik olarak günceller, bu nedenle gelecekteki bir düzeltme muhtemelen geleneksel bir Windows yaması olmadan dağıtılabilir. O zamana kadar, Microsoft'un sadece başka bir saldırı vektörünü kapatıp kapatmayacağı veya bu üçüncü varyantın temel nedenini daha kökten ele alıp almayacağı henüz belli değil.
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 848 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Far Cry 3 ilk kez bir Nintendo konsoluna geliyor
    Orijinal çıkışından 14 yıldan fazla bir süre sonra, Far Cry 3 nihayet bir Nintendo konsoluna geliyor. Ubisoft, açık dünya nişancı oyunu Far Cry 3'ü ve Far Cry 3: Blood Dragon'ı 2027 baharında Switch 2'ye getiriyor. Nintendo oyuncuları için bu, uzun bir aradan sonra serinin geri dönüşünü de işaret ediyor.

    Switch 2 için iki klasik oyun

    Ubisoft, geçtiğimiz günlerdeki Nintendo Direct sunumunda Far Cry 3 Classic Edition ve Far Cry 3: Blood Dragon Classic Edition'ı duyurdu. Henüz kesin bir çıkış tarihi açıklanmadı, ancak her iki oyunun da 2027 baharında Switch 2 için piyasaya sürülmesi planlanıyor.


    Far Cry 3, ilk olarak 2012'nin sonlarında piyasaya sürüldü ve serinin en etkili oyunlarından biri olarak kabul ediliyor. Oyuncular, tropikal bir adada felaketle sonuçlanan bir tatilin ardından hayatta kalma mücadelesi veren Jason Brody rolünü üstleniyor. Özellikle deliliğin tanımı üzerine yaptığı monologla serinin en unutulmaz karakterlerinden biri olan antagonist Vaas Montenegro ikonik bir figür.

    Far Cry 3'ün oynanışı, karakollar, avcılık, üretim, gizlilik ve serbestçe düzenlenmiş dövüş içeren açık bir ada dünyasına odaklanmıştı. Bu unsurların çoğu daha sonra serinin sonraki oyunları için temel oluşturdu.

    Blood Dragon, neon ışıklarını ve 80'leri geri getiriyor.

    Far Cry 3: Blood Dragon, ilk olarak 2013 yılında bağımsız bir yan oyun olarak piyasaya sürüldü. Tropikal bir ada ve korsanlar yerine, 1980'lerin bilim kurgu ve aksiyon filmlerinin tarzında abartılı, neon ışıklarıyla dolu bir geleceği konu alıyor. Oyuncular, siber komando Rex "Power" Colt olarak, siber askerlere, mutasyona uğramış düşmanlara ve adını taşıyan Kan Ejderhalarına karşı savaşıyor.

    Daha önce duyurulan Klasik Sürümler de Switch 2'de yayınlanacak. Ubisoft'un Nintendo'nun mevcut konsolu için planladığı teknik düzenlemeler henüz net değil. Yayıncı, duyuruda çözünürlük, kare hızı veya diğer olası iyileştirmelerle ilgili herhangi bir bilgi vermedi.

    Bu durum ayrıca ilginç çünkü Ubisoft, Far Cry 3 ve Blood Dragon oyunlarını PlayStation 5 ve Xbox Series X|S'te 60 FPS'ye ancak Ocak ayında ücretsiz bir güncelleme ile getirmişti. Ancak bu, Switch 2 sürümlerinin de 60 FPS'de çalışıp çalışmayacağını doğrulamıyor.

    Far Cry Nintendo'ya geri dönüyor

    Serinin kendisi için bu sürüm, Nintendo donanımına dönüşü işaret ediyor. Ancak Far Cry, Nintendo konsolları için tamamen yeni değil: Far Cry Vengeance, 2006 yılında Wii için piyasaya sürülmüştü. Öte yandan Far Cry 3 ve Blood Dragon, hiçbir zaman Nintendo konsolu için piyasaya sürülmedi.

    Bu iki yeniden yapımla Ubisoft, yeni içerikten ziyade serinin tarihindeki en ikonik iki oyuna odaklanıyor. Far Cry 3 için Switch 2 portu, Vaas ve Rook Adası'nı bir Nintendo platformunda deneyimleme fırsatı sunan ilk oyun olma özelliğini de taşıyor.
    Orijinal çıkışından 14 yıldan fazla bir süre sonra, Far Cry 3 nihayet bir Nintendo konsoluna geliyor. Ubisoft, açık dünya nişancı oyunu Far Cry 3'ü ve Far Cry 3: Blood Dragon'ı 2027 baharında Switch 2'ye getiriyor. Nintendo oyuncuları için bu, uzun bir aradan sonra serinin geri dönüşünü de işaret ediyor. [h3]Switch 2 için iki klasik oyun [/h3]Ubisoft, geçtiğimiz günlerdeki Nintendo Direct sunumunda Far Cry 3 Classic Edition ve Far Cry 3: Blood Dragon Classic Edition'ı duyurdu. Henüz kesin bir çıkış tarihi açıklanmadı, ancak her iki oyunun da 2027 baharında Switch 2 için piyasaya sürülmesi planlanıyor. Far Cry 3, ilk olarak 2012'nin sonlarında piyasaya sürüldü ve serinin en etkili oyunlarından biri olarak kabul ediliyor. Oyuncular, tropikal bir adada felaketle sonuçlanan bir tatilin ardından hayatta kalma mücadelesi veren Jason Brody rolünü üstleniyor. Özellikle deliliğin tanımı üzerine yaptığı monologla serinin en unutulmaz karakterlerinden biri olan antagonist Vaas Montenegro ikonik bir figür. Far Cry 3'ün oynanışı, karakollar, avcılık, üretim, gizlilik ve serbestçe düzenlenmiş dövüş içeren açık bir ada dünyasına odaklanmıştı. Bu unsurların çoğu daha sonra serinin sonraki oyunları için temel oluşturdu. [h3]Blood Dragon, neon ışıklarını ve 80'leri geri getiriyor.[/h3] Far Cry 3: Blood Dragon, ilk olarak 2013 yılında bağımsız bir yan oyun olarak piyasaya sürüldü. Tropikal bir ada ve korsanlar yerine, 1980'lerin bilim kurgu ve aksiyon filmlerinin tarzında abartılı, neon ışıklarıyla dolu bir geleceği konu alıyor. Oyuncular, siber komando Rex "Power" Colt olarak, siber askerlere, mutasyona uğramış düşmanlara ve adını taşıyan Kan Ejderhalarına karşı savaşıyor. Daha önce duyurulan Klasik Sürümler de Switch 2'de yayınlanacak. Ubisoft'un Nintendo'nun mevcut konsolu için planladığı teknik düzenlemeler henüz net değil. Yayıncı, duyuruda çözünürlük, kare hızı veya diğer olası iyileştirmelerle ilgili herhangi bir bilgi vermedi. Bu durum ayrıca ilginç çünkü Ubisoft, Far Cry 3 ve Blood Dragon oyunlarını PlayStation 5 ve Xbox Series X|S'te 60 FPS'ye ancak Ocak ayında ücretsiz bir güncelleme ile getirmişti. Ancak bu, Switch 2 sürümlerinin de 60 FPS'de çalışıp çalışmayacağını doğrulamıyor. [h3]Far Cry Nintendo'ya geri dönüyor [/h3]Serinin kendisi için bu sürüm, Nintendo donanımına dönüşü işaret ediyor. Ancak Far Cry, Nintendo konsolları için tamamen yeni değil: Far Cry Vengeance, 2006 yılında Wii için piyasaya sürülmüştü. Öte yandan Far Cry 3 ve Blood Dragon, hiçbir zaman Nintendo konsolu için piyasaya sürülmedi. Bu iki yeniden yapımla Ubisoft, yeni içerikten ziyade serinin tarihindeki en ikonik iki oyuna odaklanıyor. Far Cry 3 için Switch 2 portu, Vaas ve Rook Adası'nı bir Nintendo platformunda deneyimleme fırsatı sunan ilk oyun olma özelliğini de taşıyor.
    Beğen
    11
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 754 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Apple Watch 12 ve Ultra 4 Yeni sağlık sensörleri 60 kata kadar daha fazla şeyi algılıyor.
    Apple, Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra Series 4 ile yeni akıllı saatlerini tanıtıyor. Kalp atış hızı izleme için kullanılan sağlık sensörü önemli ölçüde geliştirildi ve artık verileri çok daha sık ve doğru bir şekilde kaydediyor. Siri ve Apple Intelligence de Apple Watch'larda yeni özellikler kazanıyor.

    Yeni sağlık sensörü kayıtları çok daha sık

    En önemli yenilik, Apple Watch Series 12 ve Ultra 4'ün alt tarafında bulunan yeni optik ve elektriksel kalp sensörlerine sahip yeni "Sağlık Algılama Sistemi"dir. Apple, bu sistem için elektrot alanını yeniden tasarladı ve genişletti. Fotodiyotlar da yeniden tasarlandı ve artık bir daire şeklinde düzenlendi. Apple'a göre, daha büyük ve daha parlak yeşil LED'ler kalp atış hızı verilerinin yakalanmasını daha da iyileştiriyor.

    Bu değişiklikler, Apple'ın artık gün boyunca her 5 saniyede bir kalp atış hızını takip ettiği anlamına geliyor; bu da önceki duruma göre 60 kat daha sık demek. Kalp atış hızı değişkenliği ise artık her 5 dakikada bir ölçülüyor; bu da önceki duruma göre 24 kat daha sık demek. Apple'a göre, yeni saatler giyilebilir cihazlar için şimdiye kadar yapılmış en doğru kalp atış hızı ölçümünü sunuyor.

    Bu sürekli, pasif ölçüm, kullanıcılara fitness ve fizyolojik durumları hakkında daha iyi bir anlayış kazandırmak ve egzersiz ve hareket için aktivite halkalarını daha hassas hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Ek olarak, saat kadranındaki yeni kalp atış hızı göstergesi, kullanıcıların gün boyunca kalp atış hızlarını gerçek zamanlı olarak görüntülemelerine olanak tanır.

    Yeni günlük form değerlendirme sistemi, toparlanma ve antrenmana yardımcı olacak.
    Apple ayrıca her sabah bir hazır olma puanı, yani performans veya günlük form puanı da sağlayacak. Önceki gün ve geceye ait verilere dayanan bu puan, kişinin o gün dinlenmeye mi yoksa yoğun egzersize mi odaklanması gerektiğini göstermeyi amaçlıyor.

    Apple, tüm bu bilgileri yeni bir Sağlık uygulamasına entegre edecek. Bu uygulama, daha ayrıntılı analizler sunacak ve diğer özelliklerinin yanı sıra kullanıcılara gerçek yaşlarına kıyasla "Sağlık Yaşlarını" göstererek çeşitli sağlık alanlarındaki fitness seviyelerini belirtecek. Yeni Sağlık uygulaması bu yılın sonlarında piyasaya sürülecek ve başlangıçta İngilizce olarak kullanıma sunulacak. Diğer diller daha sonra eklenecektir.

    Ses Tanıma özelliği, saatin mikrofonlarını kullanarak siren, alarm veya bebek ağlaması gibi sesleri algılar ve kullanıcıyı akıllı saat üzerinde uyarır. Bu özellik, işitme engelli veya işitme sorunu olan kişilerin önemli sesleri algılamasına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır.

    Canlı Geri Sarma özelliği ise, bir konuşmanın son 15 saniyesini sanal olarak geri sarar ve içeriği saatin ekranında özetler. Dolayısıyla, olaylar çok hızlı geliştiyse, bu özelliği kullanarak son 15 saniyenin içeriğini gözden geçirebilirsiniz. Bunu yapmak için Apple Watch'un Dijital Kurma Koluna iki kez basmanız yeterlidir.

    Siri Özeti ise, konuşmaların notlarını arka planda otomatik olarak alır ve bunları doğrudan ayrı ayrı etkinlikler halinde düzenler. Bu sayede Siri uygulamasında bir toplantının notlarını görüntüleyebilir veya bir veli-öğretmen toplantısının özetini çıkarabilirsiniz. Siri Özetleri gün boyunca otomatik olarak veya yalnızca bir programa göre, örneğin çalışma saatleriyle sınırlandırılacak şekilde kaydedilebilir. Ayrıca, konuşmaların kaydedilmesini istemiyorsanız istediğiniz zaman devre dışı bırakabilirsiniz. Dahası, ses kayıtları kaydedilmez ve Apple tarafından erişilemez cihazda yalnızca özetler oluşturulur.

    Yeni Apple Watch, yeni S11 çipi

    Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra 4, özellikle akıllı saatlerdeki yeni Siri özelliklerinden dolayı S11 SoC'den performans artışı alıyor. S11'in, özellikle CPU, GPU ve NPU'sunda iPhone 18 Pro'daki A20 Pro'dan teknoloji içerdiği söyleniyor. Apple Watch Series 11 ve Ultra 3'teki S10, 2023'teki S9 ile büyük ölçüde aynı olduğundan, üç yıl sonra yeni bir çip gerçekten de gelişmiş performans vaat ediyor.

    Daha doğru adım sayımı

    S11 çipi ayrıca daha doğru adım sayımı sağlamak üzere tasarlandı. Apple, iç mekanlarda yürüyüş veya koşu egzersizleri sırasında daha hassas mesafe ölçümleri sağlamak için yeni makine öğrenimi algoritmalarıyla adım algılama özelliğini tamamen yeniledi. Apple'a göre, S11 çipi ayrıca kullanıcıların adımlarını gerçek zamanlı olarak doğrudan saat kadranında takip etmelerini sağlayan yeni Adımlar özelliğini de mümkün kılıyor.

    Daha büyük bataryalı Ultra 4

    Apple Watch Ultra 4, yukarıda bahsedilen tüm özelliklere ve yeni S11 çipine sahip olmasının yanı sıra, iki güne kadar pil ömrü sunacağı söylenen daha büyük bir bataryaya da sahip. Tıpkı Watch 12 gibi, Ultra 4'ün şarjı da eskisinden daha hızlı olacak. Apple'a göre, 15 dakikalık bir şarj, Watch 12'de 12 saate kadar ek pil ömrü için yeterli oluyor; bu da önceki modele göre %50 daha fazla.

    Apple, Watch 12'nin pil ömrünün 24 saate kadar olduğunu belirtmeye devam ediyor, ancak açık hava egzersizlerinde bu sürenin 10 saate kadar çıktığı, yani Watch 11'e göre %25 daha fazla olduğu söyleniyor.
    Apple, Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra Series 4 ile yeni akıllı saatlerini tanıtıyor. Kalp atış hızı izleme için kullanılan sağlık sensörü önemli ölçüde geliştirildi ve artık verileri çok daha sık ve doğru bir şekilde kaydediyor. Siri ve Apple Intelligence de Apple Watch'larda yeni özellikler kazanıyor. [h2]Yeni sağlık sensörü kayıtları çok daha sık[/h2] En önemli yenilik, Apple Watch Series 12 ve Ultra 4'ün alt tarafında bulunan yeni optik ve elektriksel kalp sensörlerine sahip yeni "Sağlık Algılama Sistemi"dir. Apple, bu sistem için elektrot alanını yeniden tasarladı ve genişletti. Fotodiyotlar da yeniden tasarlandı ve artık bir daire şeklinde düzenlendi. Apple'a göre, daha büyük ve daha parlak yeşil LED'ler kalp atış hızı verilerinin yakalanmasını daha da iyileştiriyor. Bu değişiklikler, Apple'ın artık gün boyunca her 5 saniyede bir kalp atış hızını takip ettiği anlamına geliyor; bu da önceki duruma göre 60 kat daha sık demek. Kalp atış hızı değişkenliği ise artık her 5 dakikada bir ölçülüyor; bu da önceki duruma göre 24 kat daha sık demek. Apple'a göre, yeni saatler giyilebilir cihazlar için şimdiye kadar yapılmış en doğru kalp atış hızı ölçümünü sunuyor. Bu sürekli, pasif ölçüm, kullanıcılara fitness ve fizyolojik durumları hakkında daha iyi bir anlayış kazandırmak ve egzersiz ve hareket için aktivite halkalarını daha hassas hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Ek olarak, saat kadranındaki yeni kalp atış hızı göstergesi, kullanıcıların gün boyunca kalp atış hızlarını gerçek zamanlı olarak görüntülemelerine olanak tanır. Yeni günlük form değerlendirme sistemi, toparlanma ve antrenmana yardımcı olacak. Apple ayrıca her sabah bir hazır olma puanı, yani performans veya günlük form puanı da sağlayacak. Önceki gün ve geceye ait verilere dayanan bu puan, kişinin o gün dinlenmeye mi yoksa yoğun egzersize mi odaklanması gerektiğini göstermeyi amaçlıyor. Apple, tüm bu bilgileri yeni bir Sağlık uygulamasına entegre edecek. Bu uygulama, daha ayrıntılı analizler sunacak ve diğer özelliklerinin yanı sıra kullanıcılara gerçek yaşlarına kıyasla "Sağlık Yaşlarını" göstererek çeşitli sağlık alanlarındaki fitness seviyelerini belirtecek. Yeni Sağlık uygulaması bu yılın sonlarında piyasaya sürülecek ve başlangıçta İngilizce olarak kullanıma sunulacak. Diğer diller daha sonra eklenecektir. Ses Tanıma özelliği, saatin mikrofonlarını kullanarak siren, alarm veya bebek ağlaması gibi sesleri algılar ve kullanıcıyı akıllı saat üzerinde uyarır. Bu özellik, işitme engelli veya işitme sorunu olan kişilerin önemli sesleri algılamasına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır. Canlı Geri Sarma özelliği ise, bir konuşmanın son 15 saniyesini sanal olarak geri sarar ve içeriği saatin ekranında özetler. Dolayısıyla, olaylar çok hızlı geliştiyse, bu özelliği kullanarak son 15 saniyenin içeriğini gözden geçirebilirsiniz. Bunu yapmak için Apple Watch'un Dijital Kurma Koluna iki kez basmanız yeterlidir. Siri Özeti ise, konuşmaların notlarını arka planda otomatik olarak alır ve bunları doğrudan ayrı ayrı etkinlikler halinde düzenler. Bu sayede Siri uygulamasında bir toplantının notlarını görüntüleyebilir veya bir veli-öğretmen toplantısının özetini çıkarabilirsiniz. Siri Özetleri gün boyunca otomatik olarak veya yalnızca bir programa göre, örneğin çalışma saatleriyle sınırlandırılacak şekilde kaydedilebilir. Ayrıca, konuşmaların kaydedilmesini istemiyorsanız istediğiniz zaman devre dışı bırakabilirsiniz. Dahası, ses kayıtları kaydedilmez ve Apple tarafından erişilemez cihazda yalnızca özetler oluşturulur. [h3]Yeni Apple Watch, yeni S11 çipi [/h3]Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra 4, özellikle akıllı saatlerdeki yeni Siri özelliklerinden dolayı S11 SoC'den performans artışı alıyor. S11'in, özellikle CPU, GPU ve NPU'sunda iPhone 18 Pro'daki A20 Pro'dan teknoloji içerdiği söyleniyor. Apple Watch Series 11 ve Ultra 3'teki S10, 2023'teki S9 ile büyük ölçüde aynı olduğundan, üç yıl sonra yeni bir çip gerçekten de gelişmiş performans vaat ediyor. [h3]Daha doğru adım sayımı [/h3]S11 çipi ayrıca daha doğru adım sayımı sağlamak üzere tasarlandı. Apple, iç mekanlarda yürüyüş veya koşu egzersizleri sırasında daha hassas mesafe ölçümleri sağlamak için yeni makine öğrenimi algoritmalarıyla adım algılama özelliğini tamamen yeniledi. Apple'a göre, S11 çipi ayrıca kullanıcıların adımlarını gerçek zamanlı olarak doğrudan saat kadranında takip etmelerini sağlayan yeni Adımlar özelliğini de mümkün kılıyor. [h3]Daha büyük bataryalı Ultra 4 [/h3]Apple Watch Ultra 4, yukarıda bahsedilen tüm özelliklere ve yeni S11 çipine sahip olmasının yanı sıra, iki güne kadar pil ömrü sunacağı söylenen daha büyük bir bataryaya da sahip. Tıpkı Watch 12 gibi, Ultra 4'ün şarjı da eskisinden daha hızlı olacak. Apple'a göre, 15 dakikalık bir şarj, Watch 12'de 12 saate kadar ek pil ömrü için yeterli oluyor; bu da önceki modele göre %50 daha fazla. Apple, Watch 12'nin pil ömrünün 24 saate kadar olduğunu belirtmeye devam ediyor, ancak açık hava egzersizlerinde bu sürenin 10 saate kadar çıktığı, yani Watch 11'e göre %25 daha fazla olduğu söyleniyor.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 882 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Google Play Store diyor ki: İndirmeler yakında duraklatılabilir olacak.
    Google'ın, uzun zamandır istenen bir Play Store iyileştirmesi üzerinde çalıştığı bildiriliyor. Yeni sürümün APK analizine göre, indirme işlemleri yakında tamamen iptal edilmek yerine duraklatılacak ve daha sonra aynı noktadan devam ettirilebilecek.

    Yeni sürüme zaten dahil edildi.

    Yeni özellik, Android Authority tarafından Google Play Store sürüm 53.0'ın APK analizinde keşfedildi ve dergiye göre, özellik başarıyla etkinleştirildi. Yeni sürümü yükledikten sonra, bir uygulama yüklemesi başlatıldığında ilgili mağaza sayfasında doğrudan bir düğme görünecek ve kullanıcıların devam eden indirmeyi duraklatmasına olanak tanıyacak. Aynı seçenek Play Store'un indirme yöneticisinde de mevcuttur.

    Ara vermek birçok avantaj sunar.

    Google Play Store şu anda devam eden bir uygulama indirmesini duraklatıp daha sonra aynı noktadan devam ettirme seçeneği sunmuyor. Bu nedenle kullanıcılar, indirmeyi tamamen iptal etmek veya kesintisiz devam etmesine izin vermekle sınırlı kalıyor. Bu durum, özellikle sınırlı mobil veri veya zayıf bağlantılar söz konusu olduğunda sorun yaratabiliyor. Örneğin, günlük veri limitine yaklaşıldığında ve Wi-Fi bağlantısı olmadığında, yeni özellik indirmeyi duraklatıp ertesi gün veya Wi-Fi ağına bağlandıktan sonra devam ettirmeye olanak tanıyacaktır. Bu sayede indirme işleminin tamamen iptal edilip yeniden başlatılmasına gerek kalmayacaktır.

    Çıkış tarihi henüz belli değil.

    Özelliğin halihazırda etkinleştirilebildiği ve pratikte kullanılabildiği göz önüne alındığında, Android Authority, Google'ın geliştirme sürecinde nispeten ilerlemiş olabileceğini ve yayınlanmasının yakın olduğunu varsayıyor. Ancak bu, zamanında bir lansmanı garanti etmiyor. Google'ın kendisi de yeni özelliği duyurmadı veya bir yayın tarihi vermedi. Bu nedenle, duraklatma ve devam ettirme işlevinin Play Store'da ne zaman resmi olarak kullanıma sunulacağı belirsizliğini koruyor.
    Google'ın, uzun zamandır istenen bir Play Store iyileştirmesi üzerinde çalıştığı bildiriliyor. Yeni sürümün APK analizine göre, indirme işlemleri yakında tamamen iptal edilmek yerine duraklatılacak ve daha sonra aynı noktadan devam ettirilebilecek. [h2]Yeni sürüme zaten dahil edildi.[/h2] Yeni özellik, Android Authority tarafından Google Play Store sürüm 53.0'ın APK analizinde keşfedildi ve dergiye göre, özellik başarıyla etkinleştirildi. Yeni sürümü yükledikten sonra, bir uygulama yüklemesi başlatıldığında ilgili mağaza sayfasında doğrudan bir düğme görünecek ve kullanıcıların devam eden indirmeyi duraklatmasına olanak tanıyacak. Aynı seçenek Play Store'un indirme yöneticisinde de mevcuttur. [h3]Ara vermek birçok avantaj sunar.[/h3] Google Play Store şu anda devam eden bir uygulama indirmesini duraklatıp daha sonra aynı noktadan devam ettirme seçeneği sunmuyor. Bu nedenle kullanıcılar, indirmeyi tamamen iptal etmek veya kesintisiz devam etmesine izin vermekle sınırlı kalıyor. Bu durum, özellikle sınırlı mobil veri veya zayıf bağlantılar söz konusu olduğunda sorun yaratabiliyor. Örneğin, günlük veri limitine yaklaşıldığında ve Wi-Fi bağlantısı olmadığında, yeni özellik indirmeyi duraklatıp ertesi gün veya Wi-Fi ağına bağlandıktan sonra devam ettirmeye olanak tanıyacaktır. Bu sayede indirme işleminin tamamen iptal edilip yeniden başlatılmasına gerek kalmayacaktır. [h3]Çıkış tarihi henüz belli değil.[/h3] Özelliğin halihazırda etkinleştirilebildiği ve pratikte kullanılabildiği göz önüne alındığında, Android Authority, Google'ın geliştirme sürecinde nispeten ilerlemiş olabileceğini ve yayınlanmasının yakın olduğunu varsayıyor. Ancak bu, zamanında bir lansmanı garanti etmiyor. Google'ın kendisi de yeni özelliği duyurmadı veya bir yayın tarihi vermedi. Bu nedenle, duraklatma ve devam ettirme işlevinin Play Store'da ne zaman resmi olarak kullanıma sunulacağı belirsizliğini koruyor.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 606 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Xiaomi 18 Fold Xring O3 işlemcili katlanabilir telefon iPhone Ultra'yı geride bırakıyor
    Xiaomi, Çin pazarı için nispeten kompakt Xiaomi 18 Fold'u tanıttı. Akıllı telefon, yarın piyasaya sürülmesi beklenen "iPhone Fold" ve Samsung'un Galaxy Z Fold 8 (inceleme) için kullandığına benzer bir form faktörüne sahip. Xiaomi 18 Fold, Xiaomi'nin yeni kendi geliştirdiği Xring O3 çipini içeriyor.

    İki ekran 5,38 inç ve 7,58 inç Xiaomi 18 Fold, kapalıyken 117,8 mm yüksekliğe, 83,6 mm genişliğe ve 10,68 mm kalınlığa sahip. Dış ekran 5,38 inç boyutunda ve 1712 x 1168 piksel çözünürlüğe sahip olup, yaklaşık 1,47:1 en boy oranına sahiptir. Xiaomi, 120 Hz'e kadar yenileme hızı, 4000 cd/m²'ye kadar parlaklık sunuyor ve AMOLED paneli, kendi geliştirdiği Xiaomi Dragon Crystal Glass 3.0 ile korunuyor.

    Açıldığında, akıllı telefonun genişliği 163,8 mm'ye ulaşırken , derinliği 5,02 mm'ye düşüyor. İç ekran 7,58 inç boyutunda ve 2364 × 1672 piksel çözünürlüğe sahip. AMOLED panel, dış ekranla aynı teknik özelliklere sahip ancak sert cam yerine esnek Ultra İnce Cam (UTG) kullanıyor.

    Telefoto lensli üçlü kamera

    Samsung Galaxy Z Fold 8 alıcıları geniş ve ultra geniş açılı lensler için iki arka kamerayla yetinmek zorunda kalırken, Xiaomi hap şeklindeki kamera modülünü üç lensle donatmayı başardı. Bu, Xiaomi'ye 23 mm'lik ana kameraya kıyasla 3,5x optik zoomlu bir telefoto lens kazandırıyor. Ana kamera 200 MP sensöre ve f/1.7 diyaframa, telefoto lens 50 MP sensöre ve f/2.8 diyaframa sahipken, ayrıca f/2.4 diyaframa sahip 50 MP ultra geniş açılı bir kamera da bulunuyor.

    24 milyar transistörlü Xring O3

    Xiaomi 18 Fold'un bir diğer ilginç özelliği de kasanın içinde gizli olanlar. Öncelikle, Xiaomi'nin Xring O1'den sonraki ikinci kendi üretimi çipi olan Xring O3 var (Xring O2 yoktu). Xiaomi, Xring O1'den 5 milyar daha fazla, yani 24 milyar transistör belirtiyor ve 3nm üretim süreciyle üretiliyor. İşlem blokları, Arm'ın mevcut ve geçen yılki IP'lerinin "karışık bir karışımı" ve bellek arayüzü iki standardı destekliyor: LPDDR5X ve LPDDR6.

    Arm C1 CPU çekirdekleri

    Xring O3'ün işlemcisi yine on çekirdeğe sahip, ancak bunlar Arm'ın C1 çekirdeklerini kullanan daha yeni nesil çekirdekler . Xring O1'in işlemcisi iki Cortex-X925 (3,9 GHz), dört Cortex-A725 (3,4 GHz), iki Cortex-A725 (1,9 GHz) ve iki Cortex-A520 (1,8 GHz) çekirdeğinden oluşuyordu. Ancak Xring O3, Xiaomi'nin "tamamen büyük çekirdekli bir işlemci" olarak adlandırdığı iki C1-Ultra (4,35 GHz), dört C1-Premium (3,6 GHz) ve dört C1-Pro (3,15 GHz) çekirdeği içeriyor. Ayrıca, doğrudan işlemci üzerinde verimli yapay zeka sağlamak için iki SME2 birimi de içeriyor.

    Xiaomi, C1-Ultra modelini kendi 2 MB L2 önbelleğiyle donatırken, C1-Premium ve C1-Pro modellerinin her birinde 1 MB önbellek bulunuyor. Ayrıca, tüm CPU kümesi için 16 MB L3 önbellek ve 16 MB sistem düzeyinde önbellek (SLC) mevcut.

    En büyük konfigürasyon için LPDDR6

    Xiaomi SoC, hem LPDDR5X hem de LPDDR6 ile uyumludur. Xiaomi, yeni bellek standardını, 16 GB LPDDR6 ve 1 TB UFS 4.1 depolama alanına sahip en üst düzey modeli için saklıyor. 16 GB/512 GB, 12 GB/512 GB ve 12 GB/256 GB varyantları ise LPDDR5X ve UFS 4.1 kullanacak.

    Yeni Arm Mali G2-Ultra NX

    Ancak GPU bloğu, Arm Mali G2-Ultra NX tabanlı C1 CPU bloğundan bir nesil daha yenidir , çünkü ikincisi henüz bu sabah tanıtılan C2 çekirdeklerini kullanmamaktadır .

    Öte yandan Arm Mali G2-Ultra NX, yepyeni "Arm CSS for Mobile 2"ye ait olup Xiaomi tarafından 16 GPU çekirdeğiyle (hepsi Işın İzleme Birimi ile ve sekizi Nöral Süper Örnekleme (NSS), Nöral Kare Hızı Yükseltme (NFRU) ve Nöral Süper Örnekleme ve Gürültü Azaltma (NSSD) için NX hızlandırıcı ile) hayata geçirildi.

    200 TOPS performanslı, tescilli 4 çekirdekli NPU

    SoC ayrıca, çekirdek başına bir tensör ve iki vektör birimi içeren kendi dört çekirdekli NPU'suna da ev sahipliği yapıyor ve 200 TOPS performans sunması bekleniyor. Xiaomi, aktivasyonların 8 bit, ağırlıkların ise 4 bit olarak hesaplandığı A8W4 formatından bahsediyor. NPU, kendi 8 MB L2 önbelleğiyle birlikte geliyor.

    6.000 mAh kapasiteli silikon-karbon pil

    Xiaomi, pil konusunda da tipik katlanabilir telefonlardaki tavizlerden kaçınarak 6.000 mAh'lik silikon-karbon pil tercih etmiş. Samsung da bu teknolojiyi kullanıyor, ancak Galaxy Z Fold 8'in pili yalnızca 4.800 mAh kapasite sunuyor. Xiaomi, %20 silikon içeriği ve 920 Wh/L enerji yoğunluğu belirtiyor. Xiaomi 18 Fold, USB-C üzerinden 67 watt veya kablosuz olarak 50 watt ile şarj edilebiliyor.
    Xiaomi, Çin pazarı için nispeten kompakt Xiaomi 18 Fold'u tanıttı. Akıllı telefon, yarın piyasaya sürülmesi beklenen "iPhone Fold" ve Samsung'un Galaxy Z Fold 8 (inceleme) için kullandığına benzer bir form faktörüne sahip. Xiaomi 18 Fold, Xiaomi'nin yeni kendi geliştirdiği Xring O3 çipini içeriyor. İki ekran 5,38 inç ve 7,58 inç Xiaomi 18 Fold, kapalıyken 117,8 mm yüksekliğe, 83,6 mm genişliğe ve 10,68 mm kalınlığa sahip. Dış ekran 5,38 inç boyutunda ve 1712 x 1168 piksel çözünürlüğe sahip olup, yaklaşık 1,47:1 en boy oranına sahiptir. Xiaomi, 120 Hz'e kadar yenileme hızı, 4000 cd/m²'ye kadar parlaklık sunuyor ve AMOLED paneli, kendi geliştirdiği Xiaomi Dragon Crystal Glass 3.0 ile korunuyor. Açıldığında, akıllı telefonun genişliği 163,8 mm'ye ulaşırken , derinliği 5,02 mm'ye düşüyor. İç ekran 7,58 inç boyutunda ve 2364 × 1672 piksel çözünürlüğe sahip. AMOLED panel, dış ekranla aynı teknik özelliklere sahip ancak sert cam yerine esnek Ultra İnce Cam (UTG) kullanıyor. [h2]Telefoto lensli üçlü kamera [/h2]Samsung Galaxy Z Fold 8 alıcıları geniş ve ultra geniş açılı lensler için iki arka kamerayla yetinmek zorunda kalırken, Xiaomi hap şeklindeki kamera modülünü üç lensle donatmayı başardı. Bu, Xiaomi'ye 23 mm'lik ana kameraya kıyasla 3,5x optik zoomlu bir telefoto lens kazandırıyor. Ana kamera 200 MP sensöre ve f/1.7 diyaframa, telefoto lens 50 MP sensöre ve f/2.8 diyaframa sahipken, ayrıca f/2.4 diyaframa sahip 50 MP ultra geniş açılı bir kamera da bulunuyor. [h3]24 milyar transistörlü Xring O3[/h3] Xiaomi 18 Fold'un bir diğer ilginç özelliği de kasanın içinde gizli olanlar. Öncelikle, Xiaomi'nin Xring O1'den sonraki ikinci kendi üretimi çipi olan Xring O3 var (Xring O2 yoktu). Xiaomi, Xring O1'den 5 milyar daha fazla, yani 24 milyar transistör belirtiyor ve 3nm üretim süreciyle üretiliyor. İşlem blokları, Arm'ın mevcut ve geçen yılki IP'lerinin "karışık bir karışımı" ve bellek arayüzü iki standardı destekliyor: LPDDR5X ve LPDDR6. [h3]Arm C1 CPU çekirdekleri[/h3] Xring O3'ün işlemcisi yine on çekirdeğe sahip, ancak bunlar Arm'ın C1 çekirdeklerini kullanan daha yeni nesil çekirdekler . Xring O1'in işlemcisi iki Cortex-X925 (3,9 GHz), dört Cortex-A725 (3,4 GHz), iki Cortex-A725 (1,9 GHz) ve iki Cortex-A520 (1,8 GHz) çekirdeğinden oluşuyordu. Ancak Xring O3, Xiaomi'nin "tamamen büyük çekirdekli bir işlemci" olarak adlandırdığı iki C1-Ultra (4,35 GHz), dört C1-Premium (3,6 GHz) ve dört C1-Pro (3,15 GHz) çekirdeği içeriyor. Ayrıca, doğrudan işlemci üzerinde verimli yapay zeka sağlamak için iki SME2 birimi de içeriyor. Xiaomi, C1-Ultra modelini kendi 2 MB L2 önbelleğiyle donatırken, C1-Premium ve C1-Pro modellerinin her birinde 1 MB önbellek bulunuyor. Ayrıca, tüm CPU kümesi için 16 MB L3 önbellek ve 16 MB sistem düzeyinde önbellek (SLC) mevcut. [h3]En büyük konfigürasyon için LPDDR6[/h3] Xiaomi SoC, hem LPDDR5X hem de LPDDR6 ile uyumludur. Xiaomi, yeni bellek standardını, 16 GB LPDDR6 ve 1 TB UFS 4.1 depolama alanına sahip en üst düzey modeli için saklıyor. 16 GB/512 GB, 12 GB/512 GB ve 12 GB/256 GB varyantları ise LPDDR5X ve UFS 4.1 kullanacak. [h3]Yeni Arm Mali G2-Ultra NX[/h3] Ancak GPU bloğu, Arm Mali G2-Ultra NX tabanlı C1 CPU bloğundan bir nesil daha yenidir , çünkü ikincisi henüz bu sabah tanıtılan C2 çekirdeklerini kullanmamaktadır . Öte yandan Arm Mali G2-Ultra NX, yepyeni "Arm CSS for Mobile 2"ye ait olup Xiaomi tarafından 16 GPU çekirdeğiyle (hepsi Işın İzleme Birimi ile ve sekizi Nöral Süper Örnekleme (NSS), Nöral Kare Hızı Yükseltme (NFRU) ve Nöral Süper Örnekleme ve Gürültü Azaltma (NSSD) için NX hızlandırıcı ile) hayata geçirildi. [h3]200 TOPS performanslı, tescilli 4 çekirdekli NPU[/h3] SoC ayrıca, çekirdek başına bir tensör ve iki vektör birimi içeren kendi dört çekirdekli NPU'suna da ev sahipliği yapıyor ve 200 TOPS performans sunması bekleniyor. Xiaomi, aktivasyonların 8 bit, ağırlıkların ise 4 bit olarak hesaplandığı A8W4 formatından bahsediyor. NPU, kendi 8 MB L2 önbelleğiyle birlikte geliyor. [h3]6.000 mAh kapasiteli silikon-karbon pil[/h3] Xiaomi, pil konusunda da tipik katlanabilir telefonlardaki tavizlerden kaçınarak 6.000 mAh'lik silikon-karbon pil tercih etmiş. Samsung da bu teknolojiyi kullanıyor, ancak Galaxy Z Fold 8'in pili yalnızca 4.800 mAh kapasite sunuyor. Xiaomi, %20 silikon içeriği ve 920 Wh/L enerji yoğunluğu belirtiyor. Xiaomi 18 Fold, USB-C üzerinden 67 watt veya kablosuz olarak 50 watt ile şarj edilebiliyor.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 886 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal