Siber savaş dediğimizde aklımıza genelde çöken enerji santralleri, çalınan banka verileri veya sızdırılan devlet belgeleri gelir. Ancak Wired tarafından yayımlanan son rapor, dijital savaşın çok daha sinsi ve doğrudan insanın ruhuna dokunan bir evreye geçtiğini kanıtlıyor. İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarının sürdüğü kaos dolu saatlerde, binlerce İranlının cep telefonuna düşen bir bildirim, savaşın sadece bombalarla değil, uygulamalarla da yürütüldüğünü gösterdi. İranlıların günlük ibadetlerini takip etmek için kullandığı popüler bir dua uygulaması hacklendi ve kullanıcılara 'Hamaney’e ihanet edin ve teslim olun' mesajları gönderildi.
Bu olay, basit bir 'web sitesi hackleme' olayından çok daha derin bir anlam taşıyor. Wired’ın analizine göre siber saldırganlar, uygulamanın bildirim (push notification) sistemine sızarak, insanların en savunmasız oldukları, maneviyata yöneldikleri anı hedef seçtiler. Saldırıların gerçekleştiği sırada telefonun ekranında beliren 'Teslim olun, hayatınız tehlikede' minvalindeki mesajlar, sivil halk üzerinde panik yaratmayı ve ordu içindeki moral yapısını çökertmeyi amaçlayan klasik bir psikolojik harekat örneği. Ancak bu kez operasyon kağıt broşürlerle değil, doğrudan insanların mahrem alanına giren güvenli uygulamalar üzerinden yapıldı.
Teknik açıdan bakıldığında, bu siber operasyonun ne kadar sofistike olduğu da tartışılıyor. Uzmanlar, saldırganların uygulamanın arka uç (backend) sunucularını veya bildirim servis sağlayıcısını ele geçirmiş olabileceğini belirtiyor. Benzer saldırılar daha önce IRIB (İran Devlet Televizyonu) ekranlarında da yaşanmış, canlı yayınlarda rejim karşıtı videolar yayımlanmıştı. Ancak bir ibadet uygulamasının bu işe alet edilmesi, dijital bağımlılığın ne kadar büyük bir risk olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpıyor. İranlı yetkililer siber saldırıyı doğrularken, halka güvenilmeyen yerli uygulamaları silme çağrısında bulundu. Bu da ironik bir şekilde, devletin kendi halkına dijital olarak geri çekilme emri vermesi demek.
Bu siber taktik, 2026 yılındaki hibrit savaşların yeni normali haline gelmiş durumda. Artık sadece fiziksel altyapılar değil, halkın algısı ve inanç sistemleri de birer hedef. İsrail ve ABD’nin siber birimlerinin bu tür operasyonlarda ne kadar yetkin olduğu bilinse de, bir dini uygulamanın bu şekilde manipüle edilmesi, teknoloji etiği açısından yeni bir tartışma başlattı.
Sonuç olarak; İran semalarında jetler uçarken, insanların ceplerindeki telefonların birer psikolojik silaha dönüşmesi, siber savaşın artık bir bilim kurgu olmadığını gösteriyor. Dijital egemenliğin ve uygulama güvenliğinin sadece bir IT sorunu değil, bir beka meselesi olduğunu acı bir şekilde tecrübe ediyoruz.
Sizce savaş anında, cebinizdeki güvenilir bir uygulamanın size devletinize ihanet etmenizi söylemesi üzerinizde nasıl bir etki bırakırdı? Dijital dünyada gerçekten güvende olduğumuz bir sığınak kaldı mı?