Honda’nın Türkiyede Yerli Stratejisi: Motosiklet Üretimiyle Gelen Yeni Dönem

Otomotiv dünyasını yakından takip edenler hatırlayacaktır; Honda’nın 2021 yılında Gebze’deki otomobil fabrikasını kapatma kararı, sanayi çevresinde ciddi bir moral bozukluğu yaratmıştı. Birkaç yılın ardından, Japon teknoloji devinden beklenen ama bir o kadar da stratejik olan o haber nihayet geldi. Honda, Türkiye’deki varlığını bu kez iki tekerlek üzerinde, devasa bir yatırımlarla perçinliyor. İzmir’in Aliağa ilçesinde hayata geçirilen yeni motosiklet üretim tesisi, markanın Türkiye’ye olan güvenini tazelemesinin ötesinde, pazarın dinamiklerini kökten değiştirecek bir hamle niteliğinde.

1772303486034.webp


Honda Türkiye yaklaşık 800 milyon TL gibi hatırı sayılır bir yatırım bütçesiyle bu tesisi devreye aldı. Peki, neden şimdi ve neden motosiklet? Aslında cevabı sokaklara baktığımızda görebiliyoruz. Son yıllarda yükselen akaryakıt maliyetleri, büyükşehirlerdeki bitmek bilmeyen trafik çilesi ve özellikle pandemi sonrası patlama yapan kurye/teslimat sektörü, Türkiye’yi Avrupa’nın en hızlı büyüyen motosiklet pazarlarından biri haline getirdi. Honda, bu talebi sadece ithalatla karşılamak yerine, üretimi yerelleştirerek hem maliyet avantajı sağlamayı hem de bölgedeki hakimiyetini artırmayı hedefliyor.

Tesisin kapasitesine baktığımızda hedeflerin ne kadar büyük olduğunu görebiliyoruz. İlk aşamada yıllık 100 bin adetlik bir üretim planlanırken, bu rakamın kısa sürede 200 bin bandına çekilmesi hedefleniyor. Bu, sadece iç pazar için değil, Türkiye’nin bir ihracat üssü olma potansiyeli için de kritik bir veri. Yerli üretimin başlamasıyla birlikte, özellikle giriş ve orta segmentteki modellerde gümrük ve lojistik maliyetlerinin azalacağını öngörebiliriz. Bu durumun son kullanıcıya, yani bizlere, daha rekabetçi fiyatlar ve daha hızlı parça tedariki olarak yansıması en büyük temennimiz. Neticede ithal bir motosikletin kur baskısıyla ulaştığı fiyat noktası, yerli montaj ve üretimle bir nebze olsun dengelenebilir.

Sadece ekonomik veriler değil, istihdam tarafı da projenin ciddiyetini ortaya koyuyor. Fabrikada doğrudan istihdam edilecek 300 kişinin yanı sıra, yerli yan sanayi tedarikçilerinin de bu süreçte sınıf atlayacağı muhakkak. Honda’nın katı kalite standartları, yerli parça üreticilerini de gelişmeye zorlayacaktır. Bu da uzun vadede Türkiye’nin motosiklet endüstrisinde bir marka haline gelmesine kapı aralayabilir.

Sonuç olarak; Honda’nın Gebze’den ayrılışının yarattığı o boşluk, İzmir’deki bu modern tesisle anlamlı bir şekilde doluyor. Markanın "Türkiye’den vazgeçmedik, sadece odak değiştirdik" mesajı vermesi sektör adına umut verici. Şahsen, bu yatırımın motosiklet kültürünü daha erişilebilir kılacağına ve yollarda daha fazla yerli logo göreceğimize inanıyorum.

Sizce bu yatırım, piyasadaki yüksek fiyat barajını kırmaya yeterli olur mu? Yoksa döviz baskısı yerli üretimin avantajını gölgeler mi?
 
Konuyu okuyanlar
3 dk

En Son Güncellenen Oyunlar

Bu Hafta Öne Çıkan Konular

TechFoumTR Blog Yazıları

Geri
Üst