- Katılım
- 12 Şubat 2026
- Mesajlar
- 8
- Beğeniler
- 17
- Puanları
- 20
- Konu Yazar
- #1
Zombi oyunu deyince çoğumuzun aklına ya açık dünya loot maratonu gelir ya da “koş, vur, kaç” temposu yüksek aksiyon sahneleri. Fakat Steam’de karşıma çıkan Quarantine Zone: The Last Check, türü biraz kenarından tutup farklı bir yere çekiyor. Bu oyun reflekslerden çok karar mekanizmasına yükleniyor. Silahı eline alıyorsun ama önce beynini kullanman gerekiyor.
Geçtiğimiz yıl mayıs ayında yayınlanan demosu yaklaşık 2 milyon kez oynanmış. Bu tek başına bir şey anlatmaz belki ama yayıncıların ve içerik üreticilerinin oyuna ciddi ilgi göstermesi dikkat çekici. Resmi sürüm çıktıktan sonra da olumlu geri dönüşler almaya devam etmiş.
İlk bakışta olay basit görünüyor. Bir kontrol noktasındasın. İnsanlar sırayla geliyor. Görevin, enfekte olup olmadıklarına karar vermek. Geçir ya da durdur. Fakat iş burada karışıyor.
Çünkü enfeksiyon belirtileri sandığın kadar net değil.
Bazı kişiler tamamen normal görünüyor. Konuşmaları düzgün, yüzlerinde panik yok. Ancak belirli testlerde anormal tepkiler veriyorlar. Bazen UV ışığı altında bir reaksiyon çıkıyor. Bazen röntgende garip bir doku görüyorsun. Bazen de hiçbir şey yok ama içgüdün “bu işte bir tuhaflık var” diyor.
Oyunda toplam sekiz farklı teşhis aracı bulunuyor. Termometre ve stetoskop gibi temel ekipmanlardan röntgen ve UV taramaya kadar geniş bir yelpaze var. Tek bir teste güvenmek çoğu zaman hata yaptırıyor. Sonuca varmadan önce birkaç veriyi birleştirmek gerekiyor. Oyunlar seni sürekli tetikte tutuyor.
Bazı durumlar ise net. Isırık izi varsa, üzerinde zombi parçası taşıyorsa, röntgende ciddi deformasyon görünüyorsa tereddüt lüks değil. O noktada karar sertleşiyor. Gerekirse silahı çekiyorsun.
Ancak Quarantine Zone sadece kontrol noktası simülasyonu değil.
Tanısı netleşmeyen kişileri izolasyon odasına ya da laboratuvara gönderebiliyorsun. Laboratuvarda örnek toplama ve diseksiyon mekanikleri devreye giriyor. Doğru organı hedeflemezsen istediğin veriyi alamıyorsun. İzolasyon odasında ise sürekli gözetim şart. Aksi halde mutasyona uğramış bir sürprizle karşılaşman mümkün.
İş bununla da bitmiyor. Hayatta kalanların kampını yönetmen gerekiyor. Elektrik üretimi, yiyecek temini, tesis genişletme… Kaynak yatırımı kadar anlık müdahale de önemli. Bazı sistemler kendi haline bırakıldığında çökebiliyor.
Belirli noktalarda büyük çaplı zombi saldırıları gerçekleşiyor. Bu aşamada insansız hava aracıyla bombalama yapabiliyor, makineli tüfekle savunma hattı kurabiliyorsun. Üç farklı silah sistemi ve yükseltmeler sayesinde çatışma bölümü daha dinamik hale geliyor.
Oyunun asıl gücü, tüm bu sistemleri tek bir çatı altında toplaması. Gözlem, mantık yürütme, yönetim ve aksiyon iç içe. Sürekli bir karar baskısı var. Hata yaptığında sonuç anında yüzüne çarpıyor.
Kısacası Quarantine Zone klasik bir zombi oyunu değil. Daha çok bir kriz simülasyonu gibi. Eğer sadece ateş edip ilerlemekten sıkıldıysan ve biraz da zihinsel gerilim arıyorsan, bu oyuna göz atmak mantıklı olabilir. Burada asıl silahın reflekslerin değil, verdiğin kararlar.
İlk bakışta olay basit görünüyor. Bir kontrol noktasındasın. İnsanlar sırayla geliyor. Görevin, enfekte olup olmadıklarına karar vermek. Geçir ya da durdur. Fakat iş burada karışıyor.
Çünkü enfeksiyon belirtileri sandığın kadar net değil.
Bazı kişiler tamamen normal görünüyor. Konuşmaları düzgün, yüzlerinde panik yok. Ancak belirli testlerde anormal tepkiler veriyorlar. Bazen UV ışığı altında bir reaksiyon çıkıyor. Bazen röntgende garip bir doku görüyorsun. Bazen de hiçbir şey yok ama içgüdün “bu işte bir tuhaflık var” diyor.
Oyunda toplam sekiz farklı teşhis aracı bulunuyor. Termometre ve stetoskop gibi temel ekipmanlardan röntgen ve UV taramaya kadar geniş bir yelpaze var. Tek bir teste güvenmek çoğu zaman hata yaptırıyor. Sonuca varmadan önce birkaç veriyi birleştirmek gerekiyor. Oyunlar seni sürekli tetikte tutuyor.
Bazı durumlar ise net. Isırık izi varsa, üzerinde zombi parçası taşıyorsa, röntgende ciddi deformasyon görünüyorsa tereddüt lüks değil. O noktada karar sertleşiyor. Gerekirse silahı çekiyorsun.
Ancak Quarantine Zone sadece kontrol noktası simülasyonu değil.
Tanısı netleşmeyen kişileri izolasyon odasına ya da laboratuvara gönderebiliyorsun. Laboratuvarda örnek toplama ve diseksiyon mekanikleri devreye giriyor. Doğru organı hedeflemezsen istediğin veriyi alamıyorsun. İzolasyon odasında ise sürekli gözetim şart. Aksi halde mutasyona uğramış bir sürprizle karşılaşman mümkün.
İş bununla da bitmiyor. Hayatta kalanların kampını yönetmen gerekiyor. Elektrik üretimi, yiyecek temini, tesis genişletme… Kaynak yatırımı kadar anlık müdahale de önemli. Bazı sistemler kendi haline bırakıldığında çökebiliyor.
Belirli noktalarda büyük çaplı zombi saldırıları gerçekleşiyor. Bu aşamada insansız hava aracıyla bombalama yapabiliyor, makineli tüfekle savunma hattı kurabiliyorsun. Üç farklı silah sistemi ve yükseltmeler sayesinde çatışma bölümü daha dinamik hale geliyor.
Oyunun asıl gücü, tüm bu sistemleri tek bir çatı altında toplaması. Gözlem, mantık yürütme, yönetim ve aksiyon iç içe. Sürekli bir karar baskısı var. Hata yaptığında sonuç anında yüzüne çarpıyor.
Kısacası Quarantine Zone klasik bir zombi oyunu değil. Daha çok bir kriz simülasyonu gibi. Eğer sadece ateş edip ilerlemekten sıkıldıysan ve biraz da zihinsel gerilim arıyorsan, bu oyuna göz atmak mantıklı olabilir. Burada asıl silahın reflekslerin değil, verdiğin kararlar.