• Donanım ve yazılım meraklılarına yeni içerik:

    **WINDOWS 11'I BOŞ VE KULLANILMAYAN BIR ALANA KURMA?**

    Bölüm sınırlarıyla ilgili sorun yaşıyorum, belki de hatalı bir kontrolcü yazılımından kaynaklanıyor. Şu an bu konuya girmek istemiyorum. Fikir, önce Linux'u kurmak ve ardından Windows'un boş alanı istediği gibi kullanmasına izin vermekti. Windows daha önce kurulmuşsa Linux'un yanlış bölüm sınırları...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6413/

    #windows #kullanılmayan #alana #kurma #teknoloji #techforumtr
    ⚙️ Donanım ve yazılım meraklılarına yeni içerik: 📌 **WINDOWS 11'I BOŞ VE KULLANILMAYAN BIR ALANA KURMA?** 📝 Bölüm sınırlarıyla ilgili sorun yaşıyorum, belki de hatalı bir kontrolcü yazılımından kaynaklanıyor. Şu an bu konuya girmek istemiyorum. Fikir, önce Linux'u kurmak ve ardından Windows'un boş alanı istediği gibi kullanmasına izin vermekti. Windows daha önce kurulmuşsa Linux'un yanlış bölüm sınırları... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6413/ #windows #kullanılmayan #alana #kurma #teknoloji #techforumtr
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 18 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Aynaya asılmış bir poşet çöp değil, tuzaktır: yeni bir otopark hırsızlığı yöntemi.
    Otoparktaki her şey tanıdık geliyor. Arabalar sıralar halinde park edilmiş, alışveriş arabaları AVM girişinde şangırdayarak ses çıkarıyor, birileri acele ediyor, birileri çantasında anahtarlarını arıyor. Ve sonra aniden—sıradan bir plastik poşet yan aynanızdan sarkıyor.

    Refleks anlıktır: kaldır, at ve devam et. Suçluların güvendiği şey tam olarak bu otomatikliktir.

    Bu plan basit ama tehlikeli. Bu yüzden her sürücünün bunu bilmesi gerekiyor.

    Tuzak nasıl çalışıyor?
    Hırsızlar çantayı arabanın sağ yan aynasının üzerine koyuyorlar. Sağ yan aynayı seçmeleri tesadüf değil, çünkü arabaya binerken sürücü koltuğundan daha az görünür.

    Sürücü arabaya biner, motoru çalıştırır, yola koyulur ve dikiz aynasının kısmen kapalı olduğunu fark eder. Bu durum, can sıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli bir ayrıntı olan "kör nokta" hissini yaratır.

    İçgüdüsel tepki durmak ve engeli ortadan kaldırmak için araçtan inmek yönündedir.

    Ve işte kilit an burada gerçekleşiyor: kapılar kilitli değil, motor çalışıyor, anahtar kilitte veya arabanın içinde.

    Yakındaki bir suçlu birkaç saniye kazanır ve bu süre şunlar için yeterlidir:

    Yolcu koltuğundan bir çanta veya telefon alın;
    Evrak çantasını orta konsoldan çıkarın;
    En kötü durumda ise direksiyona geçin ve aracı sürün.
    Bu plan neden işe yarıyor?
    Tekniğe değil, psikolojiye saldırıyor.

    İnsanlar bu poşeti rastgele bir çöp olarak algılıyor. Tehdit edici görünmüyor. Suçla ilişkilendirilmiyor.

    Sinirlenme ve durumu hızla "düzeltme" isteği ortaya çıkar. Bu noktada dikkat, çevreye değil, aynaya odaklanır.

    Tamamen refleks oyunu.

    En tehlikeli senaryo
    Bir hırsız araba çalmaya karar verirse ve araba sahibi de yakınlardaysa, durum anında kritik bir hal alabilir.

    İnsanlar arabaya yetişmeye çalışır, hareket halindeyken kapıyı açmaya veya direksiyonu tutmaya çalışır. Şok halindeyken mantık devre dışı kalır.

    Mülkiyeti koruma girişiminin maliyeti çok yüksek olabilir.

    Araba demirden yapılmıştır. Sağlık ve yaşam ise değildir.

    Bu durum en sık nerede görülür?
    Alışveriş merkezlerinin otoparkları bu tür projeler için ideal bir ortamdır:

    birçok insan,
    araçların sürekli dönüşü,
    gürültü ve telaş,
    Her şeyi kaydetmeyen ve her zaman hızlı kayıt yapmayan kameralar.
    Bir suçlunun olayların akışına karışması kolaydır.

    Doğru davranmak nasıl mümkün?
    En önemli şey, otomatik tepkilere boyun eğmemektir.

    Aynanızda bir paket görürseniz:

    Hemen arabadan inmeyin.
    Kapıları kilitleyin.
    Aynalar ve kameralar aracılığıyla etrafa bakın.
    Mümkünse, daha kalabalık ve iyi aydınlatılmış bir alana geçin.
    Ancak bundan sonra dışarı çıkıp nesneyi kaldırın.
    Bu basit adımlar tüm planı alt üst eder. Suçlunun saldırmak için hiçbir fırsatı kalmaz.

    Unutmamak önemlidir
    Günümüzdeki araba hırsızlıkları giderek daha az teknik korsanlıkla ilişkilendiriliyor. Bunun yerine, dikkatsizlik, acele ve alışkanlıklar giderek daha çok istismar ediliyor.

    Aynadaki paket zekice tasarlanmış bir siber saldırı aracı değil. Bu psikolojik bir tuzak.

    Sürücü sakin kalırsa, sistem çalışmayı durdurur.

    Sonuç
    Otopark sadece arabanızı park edeceğiniz bir yer değildir. Aynı zamanda sürücülerin en rahat oldukları yerdir. Suçlular da tam olarak bundan faydalanırlar.

    Sıradan bir plastik poşet, bir dizi tehlikeli olayı tetikleyebilir.

    Sakin kalmak, kapıları kilitlemek ve durumu değerlendirmek için birkaç saniye ayırmak, bu "yeni" planı tamamen etkisiz hale getiren basit bir taktiktir.

    Bazen en iyi savunma, tepki hızınız değil, onu kontrol altında tutma yeteneğinizdir.

    Alıntıdır.
    Otoparktaki her şey tanıdık geliyor. Arabalar sıralar halinde park edilmiş, alışveriş arabaları AVM girişinde şangırdayarak ses çıkarıyor, birileri acele ediyor, birileri çantasında anahtarlarını arıyor. Ve sonra aniden—sıradan bir plastik poşet yan aynanızdan sarkıyor. Refleks anlıktır: kaldır, at ve devam et. Suçluların güvendiği şey tam olarak bu otomatikliktir. Bu plan basit ama tehlikeli. Bu yüzden her sürücünün bunu bilmesi gerekiyor. Tuzak nasıl çalışıyor? Hırsızlar çantayı arabanın sağ yan aynasının üzerine koyuyorlar. Sağ yan aynayı seçmeleri tesadüf değil, çünkü arabaya binerken sürücü koltuğundan daha az görünür. Sürücü arabaya biner, motoru çalıştırır, yola koyulur ve dikiz aynasının kısmen kapalı olduğunu fark eder. Bu durum, can sıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli bir ayrıntı olan "kör nokta" hissini yaratır. İçgüdüsel tepki durmak ve engeli ortadan kaldırmak için araçtan inmek yönündedir. Ve işte kilit an burada gerçekleşiyor: kapılar kilitli değil, motor çalışıyor, anahtar kilitte veya arabanın içinde. Yakındaki bir suçlu birkaç saniye kazanır ve bu süre şunlar için yeterlidir: Yolcu koltuğundan bir çanta veya telefon alın; Evrak çantasını orta konsoldan çıkarın; En kötü durumda ise direksiyona geçin ve aracı sürün. Bu plan neden işe yarıyor? Tekniğe değil, psikolojiye saldırıyor. İnsanlar bu poşeti rastgele bir çöp olarak algılıyor. Tehdit edici görünmüyor. Suçla ilişkilendirilmiyor. Sinirlenme ve durumu hızla "düzeltme" isteği ortaya çıkar. Bu noktada dikkat, çevreye değil, aynaya odaklanır. Tamamen refleks oyunu. En tehlikeli senaryo Bir hırsız araba çalmaya karar verirse ve araba sahibi de yakınlardaysa, durum anında kritik bir hal alabilir. İnsanlar arabaya yetişmeye çalışır, hareket halindeyken kapıyı açmaya veya direksiyonu tutmaya çalışır. Şok halindeyken mantık devre dışı kalır. Mülkiyeti koruma girişiminin maliyeti çok yüksek olabilir. Araba demirden yapılmıştır. Sağlık ve yaşam ise değildir. Bu durum en sık nerede görülür? Alışveriş merkezlerinin otoparkları bu tür projeler için ideal bir ortamdır: birçok insan, araçların sürekli dönüşü, gürültü ve telaş, Her şeyi kaydetmeyen ve her zaman hızlı kayıt yapmayan kameralar. Bir suçlunun olayların akışına karışması kolaydır. Doğru davranmak nasıl mümkün? En önemli şey, otomatik tepkilere boyun eğmemektir. Aynanızda bir paket görürseniz: Hemen arabadan inmeyin. Kapıları kilitleyin. Aynalar ve kameralar aracılığıyla etrafa bakın. Mümkünse, daha kalabalık ve iyi aydınlatılmış bir alana geçin. Ancak bundan sonra dışarı çıkıp nesneyi kaldırın. Bu basit adımlar tüm planı alt üst eder. Suçlunun saldırmak için hiçbir fırsatı kalmaz. Unutmamak önemlidir Günümüzdeki araba hırsızlıkları giderek daha az teknik korsanlıkla ilişkilendiriliyor. Bunun yerine, dikkatsizlik, acele ve alışkanlıklar giderek daha çok istismar ediliyor. Aynadaki paket zekice tasarlanmış bir siber saldırı aracı değil. Bu psikolojik bir tuzak. Sürücü sakin kalırsa, sistem çalışmayı durdurur. Sonuç Otopark sadece arabanızı park edeceğiniz bir yer değildir. Aynı zamanda sürücülerin en rahat oldukları yerdir. Suçlular da tam olarak bundan faydalanırlar. Sıradan bir plastik poşet, bir dizi tehlikeli olayı tetikleyebilir. Sakin kalmak, kapıları kilitlemek ve durumu değerlendirmek için birkaç saniye ayırmak, bu "yeni" planı tamamen etkisiz hale getiren basit bir taktiktir. Bazen en iyi savunma, tepki hızınız değil, onu kontrol altında tutma yeteneğinizdir. Alıntıdır.
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • SSD sürücüler için optimum ısınma sıcaklığı
    Katı hal sürücüler genellikle güvenli sıcaklık aralıklarında çalışır. Ancak, zaman zaman aşırı ısınma da meydana gelebilir.

    Yoğun çalışma sırasında SSD bileşenleri ısınır, bazıları 70°C'ye hatta daha yüksek sıcaklıklara ulaşabilir. En fazla ısıyı, çiplere veri yazmayı yöneten kontrolcü çip üretir. NAND çiplerinin kendileri de ısı üretir, ancak kontrolcüden daha az.

    Boşta çalışırken herhangi bir SSD'nin sıcaklığı 40-50°C'yi geçmemelidir, yük altında çalışan bir M.2 katı hal sürücüsünün güvenli sıcaklığı ise yaklaşık 50-70°C'dir. 80°C'de çalışmak da kabul edilebilir, ancak yalnızca kısa süreli senaryolar için geçerlidir; örneğin, birkaç dakika süren en yüksek yük altında. Bununla birlikte, 80°C'nin üzerindeki sıcaklıklar çok yüksek kabul edilir; bu sıcaklıklarda kontrolcü bozulabilir ve arızalanabilir. Standart 2,5 inç SSD'ler daha az güçlü bileşenler içerdiğinden ve alüminyum kasaları tarafından pasif olarak soğutulduğundan daha serin çalışır.

    Katı hal sürücüsünün aşırı ısınması, bileşen arızasına yol açabilir. Genellikle ilk arızalanan kontrolcü olsa da, çiplerin kendileri de yüksek sıcaklıklardan etkilenebilir. Bu nedenle, SSD'lerde yüksek sıcaklıklara maruz kaldığında çip performansını düşüren yerleşik algoritmalar bulunur; buna "kısıtlama" (throttling) denir.

    Bu yaklaşım, sürücüyü aşırı ısınmaya karşı koruyarak elektronik devrelerin ani sıcaklık değişimlerini olumsuz sonuçlar olmadan atlatmasını sağlar. Ancak uzun vadede, yüksek sıcaklıklarda sürekli çalışma SSD arızasına yol açabilir.
    Katı hal sürücüler genellikle güvenli sıcaklık aralıklarında çalışır. Ancak, zaman zaman aşırı ısınma da meydana gelebilir. Yoğun çalışma sırasında SSD bileşenleri ısınır, bazıları 70°C'ye hatta daha yüksek sıcaklıklara ulaşabilir. En fazla ısıyı, çiplere veri yazmayı yöneten kontrolcü çip üretir. NAND çiplerinin kendileri de ısı üretir, ancak kontrolcüden daha az. Boşta çalışırken herhangi bir SSD'nin sıcaklığı 40-50°C'yi geçmemelidir, yük altında çalışan bir M.2 katı hal sürücüsünün güvenli sıcaklığı ise yaklaşık 50-70°C'dir. 80°C'de çalışmak da kabul edilebilir, ancak yalnızca kısa süreli senaryolar için geçerlidir; örneğin, birkaç dakika süren en yüksek yük altında. Bununla birlikte, 80°C'nin üzerindeki sıcaklıklar çok yüksek kabul edilir; bu sıcaklıklarda kontrolcü bozulabilir ve arızalanabilir. Standart 2,5 inç SSD'ler daha az güçlü bileşenler içerdiğinden ve alüminyum kasaları tarafından pasif olarak soğutulduğundan daha serin çalışır. Katı hal sürücüsünün aşırı ısınması, bileşen arızasına yol açabilir. Genellikle ilk arızalanan kontrolcü olsa da, çiplerin kendileri de yüksek sıcaklıklardan etkilenebilir. Bu nedenle, SSD'lerde yüksek sıcaklıklara maruz kaldığında çip performansını düşüren yerleşik algoritmalar bulunur; buna "kısıtlama" (throttling) denir. Bu yaklaşım, sürücüyü aşırı ısınmaya karşı koruyarak elektronik devrelerin ani sıcaklık değişimlerini olumsuz sonuçlar olmadan atlatmasını sağlar. Ancak uzun vadede, yüksek sıcaklıklarda sürekli çalışma SSD arızasına yol açabilir.
    Beğen
    7
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Gabe Newell, OpenAI'ye 20 milyon dolar bağışlamış
    Gabe Newell, OpenAI'ye 20 milyon dolar bağışladı ve şirketin gizli danışmanı olarak görev yaptı.

    Elon Musk ve Sam Altman arasındaki hukuk mücadelesi sırasında OpenAI'ye ait iç belgeler sızdırıldı. Valve'ın kurucusu Gabe Newell'ın kuruluşun ilk büyük yatırımcılarından ve önemli destekçilerinden biri olduğu ortaya çıktı. 2018'de şirkete 20 milyon dolardan fazla bağışta bulunan Newell, uzun süre şirket yapısında benzersiz bir pozisyonda yer aldı.

    Yönetim Kurulu'ndaki Rol

    2018 yılına ait e-postalara göre, Newell, OpenAI'nin gayri resmi danışma kurulunun tek üyesiydi. Eski bir kurul üyesi olan Siobhan Zilis, Musk'a Sam Altman ve Greg Brockman'ın kendisiyle gruba katılma konusunda görüştüğünü söyledi. O dönemde Gabe Newell, yönetim kurulunda tek başına yer alarak yönetimin yapay zeka geliştirme stratejisini belirlemesine yardımcı oluyordu.

    Valve CEO'su Newell'ın bu alana olan ilgisi, nöroteknoloji alanındaki çalışmalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Newell, beyin ve bilgisayar iletişimi için minimal invaziv çipler geliştiren Starfish Neuroscience şirketinin kurucusudur. Musk ile yaptığı yazışmalarda, nöromodülasyon ve bu tür arayüzlerin tüketici pazarı hakkında aktif olarak görüş alışverişinde bulunmuştur.

    Elon Musk ve Hideo Kojima ile bağlantılar
    Belgeler ayrıca Newell'ın Neuralink projesiyle ilgili olarak Elon Musk ile yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını da ortaya koyuyor. Valve CEO'su ekibin ilerlemesi hakkında bilgi istedi ve uzmanlıklarını paylaşmak üzere önde gelen mühendislerin iletişim bilgilerini talep etti. Buna karşılık Musk, binlerce elektrotun bir maymunun beynine başarılı bir şekilde yerleştirilmesi de dahil olmak üzere ekibin ilerlemesiyle ilgili gizli verileri paylaştı.

    Teknoloji konularının ötesinde, Newell bir endüstri irtibat görevlisi olarak da hizmet verdi. 2018'de Hideo Kojima'nın Valve ofislerini ziyaretinden sonra, Newell, Japon oyun tasarımcısı için SpaceX üssünün bir turunu ayarlaması için Musk'tan bizzat rica etti. Bu, o dönemin en büyük teknoloji ve oyun şirketlerinin liderleri arasındaki yakın bağları doğruluyor.

    Ocak 2026'da Newell, sinirbilim alanındaki yatırım faaliyetlerine devam etti. OpenAI'nin de yatırımcı ve araştırma ortağı olarak yer aldığı Merge Labs'ın son fonlama turuna katıldı.
    Gabe Newell, OpenAI'ye 20 milyon dolar bağışladı ve şirketin gizli danışmanı olarak görev yaptı. Elon Musk ve Sam Altman arasındaki hukuk mücadelesi sırasında OpenAI'ye ait iç belgeler sızdırıldı. Valve'ın kurucusu Gabe Newell'ın kuruluşun ilk büyük yatırımcılarından ve önemli destekçilerinden biri olduğu ortaya çıktı. 2018'de şirkete 20 milyon dolardan fazla bağışta bulunan Newell, uzun süre şirket yapısında benzersiz bir pozisyonda yer aldı. Yönetim Kurulu'ndaki Rol 2018 yılına ait e-postalara göre, Newell, OpenAI'nin gayri resmi danışma kurulunun tek üyesiydi. Eski bir kurul üyesi olan Siobhan Zilis, Musk'a Sam Altman ve Greg Brockman'ın kendisiyle gruba katılma konusunda görüştüğünü söyledi. O dönemde Gabe Newell, yönetim kurulunda tek başına yer alarak yönetimin yapay zeka geliştirme stratejisini belirlemesine yardımcı oluyordu. Valve CEO'su Newell'ın bu alana olan ilgisi, nöroteknoloji alanındaki çalışmalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Newell, beyin ve bilgisayar iletişimi için minimal invaziv çipler geliştiren Starfish Neuroscience şirketinin kurucusudur. Musk ile yaptığı yazışmalarda, nöromodülasyon ve bu tür arayüzlerin tüketici pazarı hakkında aktif olarak görüş alışverişinde bulunmuştur. Elon Musk ve Hideo Kojima ile bağlantılar Belgeler ayrıca Newell'ın Neuralink projesiyle ilgili olarak Elon Musk ile yaptığı görüşmelerin ayrıntılarını da ortaya koyuyor. Valve CEO'su ekibin ilerlemesi hakkında bilgi istedi ve uzmanlıklarını paylaşmak üzere önde gelen mühendislerin iletişim bilgilerini talep etti. Buna karşılık Musk, binlerce elektrotun bir maymunun beynine başarılı bir şekilde yerleştirilmesi de dahil olmak üzere ekibin ilerlemesiyle ilgili gizli verileri paylaştı. Teknoloji konularının ötesinde, Newell bir endüstri irtibat görevlisi olarak da hizmet verdi. 2018'de Hideo Kojima'nın Valve ofislerini ziyaretinden sonra, Newell, Japon oyun tasarımcısı için SpaceX üssünün bir turunu ayarlaması için Musk'tan bizzat rica etti. Bu, o dönemin en büyük teknoloji ve oyun şirketlerinin liderleri arasındaki yakın bağları doğruluyor. Ocak 2026'da Newell, sinirbilim alanındaki yatırım faaliyetlerine devam etti. OpenAI'nin de yatırımcı ve araştırma ortağı olarak yer aldığı Merge Labs'ın son fonlama turuna katıldı.
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Kılavuz: Windows.old klasörü nedir ve kolayca silebilir miyim?
    Kolayca silebilir miyim?
    Cevap, hayır...


    Burada temsili fotoda görülnen, bu bilgisayar C sürücüsü...
    Windows'un yeni bir sürümüne geçtiğinizde, işletim sisteminin yüklü olduğu sürücüdeki depolama alanının hızla azaldığını fark edebilirsiniz. Bu durumun çeşitli nedenleri olabilir, ancak genellikle güncelleme sırasında oluşturulan yeni bir klasör başlıca sebeplerden biridir. Örneğin, Windows C: sürücüsüne kuruluysa, bu sürücüde artık Windows.old adlı bir klasörün yer aldığını görebilirsiniz.

    Windows.old, Windows'un daha yeni bir sürümüne yükseltme yapıldığında otomatik olarak oluşturulan bir dizindir. Bu dizin, önceki sistem kurulumunun bir arşivini içerir; içerisinde program dosyaları, bazı kullanıcı verileri, temel Windows bileşenleri ve diğer ilgili dosyalar bulunur.

    Bu klasörün temel amacı, yeni Windows sürümünde ciddi sorunlarla karşılaşmanız durumunda sisteminizi geri yükleyebilmeniz için bir yedekleme sunmaktır. Bu kurtarma seçeneklerine, Windows Ayarları'ndaki Sistem sekmesinden erişerek Kurtarma seçenekleri bölümünü kullanabilirsiniz.

    Bununla birlikte, Windows.old dosyasını Dosya Gezgini üzerinden silemezsiniz, hatalarla karşılaşırsınız. Bunu yapmanın diğer yolu ise aşağıdaki talimatları izlemektir:

    Windows Arama'da Disk Temizleme'yi arayın .
    -Windows kurulumunuzun bulunduğu sürücüyü seçin.
    -Sistem Dosyalarını Temizle seçeneğine tıklayın.
    -Tekrar, Windows kurulumunuzun bulunduğu sürücüyü seçin. Tarama işleminin tamamlanması için birkaç dakika bekleyin.
    -Bu tarama tamamlandıktan sonra, Disk Temizleme arayüzünde daha fazla seçenek göreceksiniz. Önceki Windows kurulumlarını seçin.



    En alttaki Tamam düğmesine tıklayın.
    Windows, bu klasörü silerseniz işletim sisteminin bu eski sürümüne geri dönemeyeceğiniz konusunda sizi uyaracaktır. Tamam'ı tıklayın.
    Bu dizinin silinmesi için birkaç dakika bekleyin.
    Ancak, bunun Windows'un önceki sürümüne ait geri yükleme noktasını geri döndürülemez şekilde sileceğini unutmayın; bu nedenle, en son kurulumunuzda sorun yaşarsanız, Windows.old dosyasının silinmesi geri dönme yolunu da ortadan kaldırır. Bu nedenle, bunu yalnızca kendi sorumluluğunuzda ve yalnızca gerçekten boşaltılmış alana ihtiyacınız varsa yapın.

    Kaynak: neowin
    Kolayca silebilir miyim? Cevap, hayır... Burada temsili fotoda görülnen, bu bilgisayar C sürücüsü... Windows'un yeni bir sürümüne geçtiğinizde, işletim sisteminin yüklü olduğu sürücüdeki depolama alanının hızla azaldığını fark edebilirsiniz. Bu durumun çeşitli nedenleri olabilir, ancak genellikle güncelleme sırasında oluşturulan yeni bir klasör başlıca sebeplerden biridir. Örneğin, Windows C: sürücüsüne kuruluysa, bu sürücüde artık Windows.old adlı bir klasörün yer aldığını görebilirsiniz. Windows.old, Windows'un daha yeni bir sürümüne yükseltme yapıldığında otomatik olarak oluşturulan bir dizindir. Bu dizin, önceki sistem kurulumunun bir arşivini içerir; içerisinde program dosyaları, bazı kullanıcı verileri, temel Windows bileşenleri ve diğer ilgili dosyalar bulunur. Bu klasörün temel amacı, yeni Windows sürümünde ciddi sorunlarla karşılaşmanız durumunda sisteminizi geri yükleyebilmeniz için bir yedekleme sunmaktır. Bu kurtarma seçeneklerine, Windows Ayarları'ndaki Sistem sekmesinden erişerek Kurtarma seçenekleri bölümünü kullanabilirsiniz. Bununla birlikte, Windows.old dosyasını Dosya Gezgini üzerinden silemezsiniz, hatalarla karşılaşırsınız. Bunu yapmanın diğer yolu ise aşağıdaki talimatları izlemektir: Windows Arama'da Disk Temizleme'yi arayın . -Windows kurulumunuzun bulunduğu sürücüyü seçin. -Sistem Dosyalarını Temizle seçeneğine tıklayın. -Tekrar, Windows kurulumunuzun bulunduğu sürücüyü seçin. Tarama işleminin tamamlanması için birkaç dakika bekleyin. -Bu tarama tamamlandıktan sonra, Disk Temizleme arayüzünde daha fazla seçenek göreceksiniz. Önceki Windows kurulumlarını seçin. En alttaki Tamam düğmesine tıklayın. Windows, bu klasörü silerseniz işletim sisteminin bu eski sürümüne geri dönemeyeceğiniz konusunda sizi uyaracaktır. Tamam'ı tıklayın. Bu dizinin silinmesi için birkaç dakika bekleyin. Ancak, bunun Windows'un önceki sürümüne ait geri yükleme noktasını geri döndürülemez şekilde sileceğini unutmayın; bu nedenle, en son kurulumunuzda sorun yaşarsanız, Windows.old dosyasının silinmesi geri dönme yolunu da ortadan kaldırır. Bu nedenle, bunu yalnızca kendi sorumluluğunuzda ve yalnızca gerçekten boşaltılmış alana ihtiyacınız varsa yapın. Kaynak: neowin
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 832 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Resident Evil 2, 3 ve 4 Remake Karşılaştırması Hangi Yeniden Yapım Daha İyi?
    Burada sunulan oyunların her biri hakkında fazla bir şey söyleyemem çoğu mükemmel oyunlarama birkaç şeyden bahsetme ihtiyacı hissediyorum.

    Öncelikle birkaç şeyi özetlemekte fayda var: Birincisi, Resident Evil serisinin hayranı değilim, yeniden yapımlarını aynı anda oynamış olsam bile. Asya anlatıları bana biraz yabancı geliyor, ancak Japonlar karakteristik ölüm merkezli şizofrenileri yerine çok kültürlü bir ürün yaptıklarında genellikle sağlam işler ortaya koyuyorlar.

    İkincisi, utanç verici bir şekilde sıradan bir oyuncuyum ve hassas biriyim; bu oyunları orta zorlukta ve bazı tereddütler olmadan bitirdim. Türde tamamen acemi olmama rağmen, deneyimim, seriye on yıllardır aşina olan insanlarınkinden bile daha otantik geldi. Özellikle de zaman zaman inanılmaz derecede zorlayıcı ve rahatsız edici bulduğum için, ki bu da tam olarak "hayatta kalma korkusu"nun ima ettiği şey.
    Evet, fikrim sadece benim fikrim ve kimseyi hiçbir şeye mecbur etmiyor sadece ihtimaline karşı.

    Resident Evil 2 Yeniden Yapımı

    Tüm yeniden yapımlar arasında RE2R, orijinaline en çok benzeyenidir. Ve başlangıçta, bu beni bile memnun etmişti—oyun, kısıtlı bir ortamda, az kaynakla ve sürekli bir tehditle hayatta kalma deneyimini vaat ediyordu ki bu da sonuçta tüm bir türü oluşturdu. Ancak, burada yapılan bir dizi oyun tasarım kararı, ikinci bölüm hakkındaki genel izlenimimi önemli ölçüde zedeledi.

    Örneğin, Souls benzeri oyunların hayranlarının aksine, zorluğu yönetmenin hesaplı bir tasarımı ve kötü uygulamanın bir sonucu olarak ayırma eğilimindeyim. Bir noktada, polis karakolunda, mühimmatım bitti ve bu anın güzelliği, tamamen benim hatam olmasıydı, çünkü RE2R'yi bir nişancı oyunu gibi oynamaya, gördüğüm herkesi öldürmeye başlamıştım. Hata hızla ortaya çıktı, çünkü buradaki zombiler ölmeye son derece isteksiz ve bazıları o kadar inatçı ki, kafaları büyükannenin ev yapımı kıymasına benzese bile tekrar tekrar diriliyorlar.

    Görünüşte adaletsiz olan bu geliştirici kararı, Resident Evil 2 Remake'i ve nasıl oynanması gerektiğini anlamak için temel bir öneme sahip. Özellikle, mümkün olduğunca çatışmadan kaçınmak ve kayıplarınızı en aza indirmek gerekiyor. Bir düşmanı geride bırakmak da her zaman doğru karar olmayabilir, çünkü çoğu zaman adımlarınızı geri takip etmeniz veya aceleyle kaçmanız gerekebilir. Gerilim, doğru hareket tarzı hakkındaki sürekli şüphe ve sık sık hızlı kararlar alma ihtiyacıyla yaratılıyor.

    Bu açıdan RE2R mükemmel ve genel olarak üçüncü şahıs aksiyon-macera tasarımına rağmen, ağır bir tempoda ilerliyor ve bu tempoyu bozanları sık sık cezalandırıyor. Tek dezavantajı, gerekli tüm özelliklere sahip gibi görünmesine rağmen, bir korku oyunu olarak yetersiz kalması. Ancak bu bir sorun değil.

    Oyun kasıtlı olarak size zarar vermeye çalıştığında sorunlar ortaya çıkıyor. Örneğin, yakalanmaktan kurtulma durumunda. Zombiler yavaş bir oyuncuyu yakaladığında, eğer bıçağı varsa hasar almadan onlardan kurtulabiliyor. Daha egzotik bir yöntem ise el bombası gerektiriyor; kahraman el bombasını canavarın boğazına sokuyor, kurtuluyor ve ardından iyi nişan alınmış bir atışla bombayı patlatabiliyor.

    Neyse ki, bu el bombaları bir metre uzaktan bile patlatılabiliyor kahraman onlardan zarar görmeyecek kadar karizmatik ama burada başka bir sorun daha var, o da oyuncuyu seçim hakkından mahrum bırakmak. Hem bıçağınız hem de el bombanız olabilir, ancak karakter kendini daha değerli bir varlık olan ve savaşın gidişatını değiştirebilecek el bombasıyla savunuyor. Siz de şanssız bir şekilde yakalandığınız için onu atıyorsunuz. Ve bu tasarımcı kısıtlamasını hiç de adil bulamıyorum.

    RE2R'da beni gerçekten sinirlendiren bir diğer şey de "sırları"ydı. Oyunun özellikle büyük mekanları yok ve neredeyse her şeyi temizledim, ancak yine de seviyelerdeki dolapların ve kasaların çoğunun şifrelerini bulamadım. Bu yüzden, çekmecede inanılmaz miktarda mermi olmasına rağmen, Leon'un bölümünü tabancayı alamadan bitirdim. Ayrıca bazı odaları da açamadım çünkü özel anahtarları bulamadım—bir şeyin diğerine sıkışmış olması ve anahtarların kasalardan birinde olması tamamen mümkün, ama yine de onlara erişemiyorum. Bu durum beni oldukça rahatsız ediyor burada suçlu ben değilim, daha ziyade seviyeyi ve ilgi noktalarını tasarlayan kişinin ihmalkarlığı olduğunu düşünüyorum.

    Tıpkı lağımlarda olduğu gibi, neredeyse yenilmez et golem'lerle dolu dar bir kanaldan geçmeniz gerekiyor. Onların etrafından koşmanız gerekiyor, ancak oyun size manevra yapacak neredeyse hiç alan bırakmıyor ve bazen hasar almak, onlardan kurtulmanın tek yolu oluyor. Dahası, canavarlar sizi zehirliyor, yavaşlatıyor ve yavaş yavaş öldürüyor; bu da biraz daha uzakta bekleyen bir sonraki benzer canavarla karşılaştığınızda ölümcül olabilir.

    Bu arada, bu şişkin canavarların teknik olarak açıkça kusurlu olduğu ortada ve küçük bir kaideye tırmandığınız anda hemen çaresiz kalıyorlar ve karaktere ulaşmaya bile çalışmıyorlar, sadece yanlarında donup kalıyorlar, kol mesafesinde duruyorlar.

    RE2, genel olarak Capcom'un yeniden yapımlarının en kusurlu olanıdır ve sinematik görsellerine rağmen, Steam'deki bağımsız korku oyunlarından bekleyeceğiniz birçok kusura sahiptir. Aynı gecikmeli dokular; ufukta bir yerde değil de 10 metre uzakta olmalarına rağmen düşük FPS'de hareket eden aynı zombiler. Ayrıca kapılardan geçmeye çalıştılar ve genel olarak, bu oyunda kapılar, arkalarında biri duruyorsa önemli bir rahatsızlık kaynağıydı.

    Hayatta kalmaya verilen öneme rağmen, yeniden yapımda aktif olarak hasar vermenizi gerektiren iki boss dövüşü bulunuyor (toplamda üç, ancak orta dövüşlerde sadece kaçmak ve şarjör düğmesine basmak yeterli).

    Elbette, oyunun ikinci yarısında çok daha fazla merminiz olacak, ancak yine de tamamen hazırlıksız yakalanabileceğiniz sinir bozucu bir durum söz konusu. Dev canavarlarla yapılan dövüşler serinin tanınabilir bir özelliği olsa da, klasik Resident Evil oyunlarında gerekli olduklarını düşünmüyorum. Bununla birlikte, iyi bir şekilde uygulanmışlar ve hiçbir şikayetim yok.

    Oyunun umduğumdan çok daha kısa çıkması da beni hayal kırıklığına uğrattı. Polis karakolu ve altındaki iletişim ağı tek, bütünleşik bir mekân haline geldiğinde, oyunun ölçeği ve ilerleyişiniz sizi motive ediyor; kanalizasyonlarda dolaşmak, orada gizlenen dehşetler olmasa bile biraz sıkıcı.

    Ama sonra sizi küçük bir Umbrella laboratuvarı bekliyor ve bu gösteri aniden sona eriyor. "Gerçekten hepsi bu mu?" diye düşündüm, yolculuğun yarıda kesildiğini hissederek. RE2R'nin en azından yarı yarıya daha kısa olması gerektiğini düşündüm; aşırı uzunluğu hayatta kalma unsurunu değersizleştiriyor ve başarılarınızın ve başarısızlıklarınızın -eşyalarınızın büyüklüğünün- önemli bir rol oynayabileceği mesafeyi size vermiyor.

    Açıkçası, tüm yol boyunca sirk faresi gibi kıvranıp her şeyden kısmaya çalıştınız, ancak tüm bu çabalarınızın birdenbire boşa gittiğini gördünüz. Ve anlıyorum ki, Zorlu modda kaynaklar daha da kıt ve zorluklar daha da çetin, ancak orta zorluk seviyesi, kaydettiğiniz ilerlemeyi değerlendirmek için gayet yeterli. Dahası, son savaşı önceden haber vererek, oyun size şimdiden kaynaklarla ödüllendirmeye başlıyor ve hayatta kalma fikrinin temel tasarım fikrini daha da baltalıyor.

    Tükenmiş ekipman nedeniyle oyunu tamamlayamamaktan daha iyidir, ancak tüm bunları oyun tasarımından sorumlu kişinin veya belki de yayıncının gereksiz yatırım yapmadan ve genel proje vizyonuna bağlı kalarak geliştirmeyi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tamamlama arzusunun bir hatası olarak görüyorum.

    Görünüşe göre kısa süre büyük bir sorun değil, çünkü RE2R'nin iki hikaye modu var—biri Leon için, diğeri Claire için. Ama bunlar tekrarlayıcı. Hem de özensizce tekrarlayıcı. Hem Leon hem de Claire olarak aynı yolları izliyorsunuz, aynı bulmacaları çözüyorsunuz ve her oyun deneyimini bir öncekinden ayıran tek şey karakterin görünümü ve kişisel silahı. Hatta dolap şifreleri bile aynı—şifreyi önceden yazdıysanız veya ekran görüntüsünü aldıysanız zorla açabilirsiniz.

    Ve bu, hikaye açısından inanılmaz derecede aptalca görünüyor. Leon'u kontrol ederek, Claire ile karşılaşmadan önce bir iki saat boyunca bölgede dolaşmayı başardım; Claire'in modunda, binaya yaklaşık 10 dakika içinde gizlice giriyor, ancak orada Leon ile karşılaşmıyor—Leon ortadan kaybolmuş. Ancak soru şu ki, nerede, çünkü Claire şimdi lobideki gizli hava kilidini açmak için bulmacayı da çözüyor.
    Evet, bu olay örgüsü gelecekte farklı yönlere sapıyor, Leon Ada Wong ile tanışıyor ve Claire de Dr. Birkin'in kızıyla tanışıyor, ancak bu gerçek beni hiç teselli etmiyor ve sonuç olarak, ilk oynayışta cazibesinin önemli bir kısmını zaten kaybetmiş olan bir video oyununda tekrarlamayı oynamaktan vazgeçtim.

    Oyunun sonuna doğru beni saran genel hayal kırıklığı duygusu.

    Yeniden yapımın övgüyü hak ettiği nokta, görselleri ve orijinalin büyük ölçüde tek hücreli olay örgüsünü ne kadar incelikle yansıttığıdır. Hakkında çok şey duyduğum Leon ve Ada arasındaki ilişki burada mükemmel bir şekilde ifade edilmişti; tamamen farklı hedeflere ve inançlara sahip iki insanın, aynı anda rakip olup birbirlerine hayatlarını borçlu oldukları, çelişkili bir sevgiyle nasıl bir araya geldiklerinin canlı bir incelemesiydi. Güzel, özlü ve yüzeysel değildi buna inanıyorum.

    Güncellenmiş oynanış olmasa bile, bu tür senaryo yeniden yorumlamaları, bu tür yeniden yapımların var olma nedenidir.

    Resident Evil 3 Yeniden Yapımı

    Jill Valentine'ın 5 dakikalık macerası, klasik oyunlar açısından bile belki de en tartışmalı olanıdır. "Real World"de hayatta kalma unsuru kısa oyun süresi ve boss dövüşlerine giden süreçle zayıflatılırken, burada oyunun tür kimliğinin tüm izlerini neredeyse ilk saat içinde kaybediyoruz.
    Başlangıçta, RE3R tam olarak aynı şekilde işliyor—nispeten büyük bir mekan ve sınırlı mühimmat ancak Nemesis'in ani ortaya çıkışı her şeyi alt üst ediyor ve oyunu hızlı tempolu bir aksiyon oyununa dönüştürüyor.

    Her biri bir öncekinden daha karmaşık olan Nemesis dövüşleri takip ediyor ve bunlarla birlikte, her biri kendi silah ve ekipmanına sahip karakterler arasında geçiş yapılıyor, bu da gizlilik ve becerikli oyun hikayesini daha da değersizleştiriyor.

    Aslında bunu beğendim. "Troika" düzenli olarak aksiyon bölümlerini, alışılagelmiş hayatta kalma ve keşif bölümleriyle dönüşümlü olarak sunuyor ancak bu sefer yağmalama yerleri oldukça küçük, ama ben bunu bir avantaj olarak görüyorum çünkü sıkıcı hale gelmeye vakitleri olmuyor. Tek istisna hastane birkaç saatliğine kaybolabileceğiniz tek tam boyutlu oda.

    Orijinal üçüncü oyun gibi, yeniden yapım da öncelikle bir aksiyon oyunudur; burada isabetli ve agresif atışlar, hayatta kalma korku oyunlarının doğasında var olan ihtiyatlılığın yerini alır. Ve oyun, büyük ölçüde bu formata uygundur.

    Birincisi, basitçe iyi yapılmış ve iki yeniden yapımın doğasında var olan kusurları gidermiştir. İkincisi, seriden kopuş ölümcül değildir ve keşif ve envanter yönetimi hala önemli bir rol oynamaktadır.


    Oyun, oyunun her yönünü aynı anda ele almaya çalışıp hiçbirinde mükemmel olamamakla eleştirilebilir; ben de aynı düşüncelere sahiptim. Ancak nihayetinde, RE3R'ı tamamlamak için geçen 6-7 saatin, ikinci oyunun kötü şöhretli yeniden yapımından, hatta Claire olarak tekrar oynasam bile, üzerimde çok daha büyük bir etki bıraktığını fark ettim.

    Bu sefer, kısa oyun süresi hiç de sorun gibi görünmüyor; oyun bu süre zarfında birçok rol üstlenerek, duygu dolu, canlı ve dinamik bir hikaye anlatıyor. Jill'in başına silah dayadığı açılış sahnesi bile, macerasının sonuna kadar olan gidişatını belirliyor. Evet, yeniden yapımın yaratıcıları, yenilmez bir canavarın bir kadını kovaladığı klişe hikayeyi yeniden hayata geçirme konusunda yine mükemmel bir iş çıkarmışlar.

    Nemesis inanılmaz derecede güçlü bir yaratık. Jill, yarım metre ötede patlayan mermilerden sağ kurtulmayı başarıyor, ama düşmanı akıl almaz derecede güçlü. Onu güneşe atsanız bile bir şekilde hayatta kalır. Serinin tamamen havalılığını kaybettiğini ve parkur yapan canavarlar ve kamyonetlerle ilgili bir süper kahraman filmine dönüştüğünü söylemek cazip geliyor, ama bu 30 yıl önce oldu. Tüm bu absürtlüğe rağmen, oyunu beğendim, çünkü olay örgüsü tamamen karakter merkezli ve oldukça canlı ve sevimli olan karakterlerin eylemleri ve duyguları etrafında şekilleniyor. Seri için önemli hiçbir şey olmuyor burada şehir nükleer bir patlamayla havaya uçuruluyor, ama bunun için ayrı bir oyuna gerek yoktu.

    Troikanın varlığı, ikinci oyunla bağlantı kuramaması nedeniyle olay örgüsünü bir nebze de olsa sekteye uğratıyor. YouTube'da birinin bana açıkladığı gibi, RE3R'ın olayları devam oyunundan daha erken başlıyor ve daha geç bitiyor, ancak yine de "Leon zaten yok etmişken Jill hangi Umbrella laboratuvarına indi?" gibi sorular kalıyor; gerçekten aynı şehirde iki yeraltı laboratuvarı mı var? Ya da Leon, roketatar atışıyla ölen bir Tyrant tarafından kovalanırken, Jill, Ölüm Yıldızı'ndan gelen bir salvoyla bile öldürülemeyen Nemesis tarafından neden kovalanıyor? Leon ve

    Carlos da polis karakolunda iki dakika ile birbirlerini mi kaçırdılar?

    Temelde, bir şişe içki olmadan bunu çözemezsiniz ve gerçekten de gerekli değil; hikaye, hoş bir şekilde anlatılmış olsa da, bu tür beyin fırtınalarını haklı çıkarmıyor.

    Ayrıca, her iki oyun da aynı yerde ve aynı zamanda geçmesine rağmen, kahramanların farklı düşmanlarla karşılaşmasını da seviyorum; işte böyle oluyor.

    Eleştirilere gelince, gerçekten belirgin bir sorun bulamıyorum. Nemesis'in kendisi, ilk versiyonunda, beni sık sık bir duvarla kendi testisleri arasında sıkıştırıyordu, ancak bu, büyük bir canavarın yakın temas aradığı bu tür oyunlarda yaygın bir sorun ve RE3R bu konuda bana en az sorunu yaşattı. Ayrıca zombi yakalama mekaniğini tamamen yanlış anladım oyun size bir QTE tamamlamanızı söylüyor, ancak sonrasında hiçbir şey yapmamış gibi hasar almaya devam ediyorsunuz. Yani bunun amacı ne?

    Bu arada, artık el bombalarını ağzınıza sokamıyorsunuz neredeyse simetrik benzerliklerine rağmen, bu oyunlar temel bir düzeyde birbirinden farklılaşıyor.

    Özetle, troika görsel olarak hoş bir oyun ve yılda bir kez geri dönebileceğiniz kısa, canlı ve çeşitli bir aksiyon-macera oyunu. Orta halli bir hayatta kalma korku oyunu olsa da harika bir oyun.

    Resident Evil 4 Yeniden Yapımı

    Burada çok kısa tutacağım: Oyun kesinlikle muhteşem. Keşif ve bulmacalarla harmanlanmış, onlarca muhteşem durum ve yeterli düzeyde dram içeren saf bir aksiyon gerilim oyunu. Hikaye, orijinalindeki kadar aptalca ve burada da ABD Başkanı'nın kızı, tabancalı tek bir ajan tarafından kurtarılıyor eğer Başkanın kendisini kaçırmış olsalardı, iki ajan gönderirlerdi ve o zaman bile bu kesin değil. Kahramanların o kaleye neden gittikleri de tamamen belirsiz. Ve liste böyle devam ediyor.

    Ancak mümkün olan yerlerde yönetmenler senaryoyu gözden geçirme konusunda iyi bir iş çıkarıyor ve özellikle Leon, bir gençlik animesinden çıkmış saf, iyi huylu bir karakterden ziyade, düşman hatlarının derinliklerinde savaşmış, sert, tecrübeli bir adama benzemeye başlıyor. En azından, kahramanın, işleri hakkında çok fazla şey bilen küstah bir düzenbaza karşı nazik davranmak için hiçbir nedeni yok. Özellikle bu zor zamanlarda RE4R'ın düzgün bir Leon'un burada. Bu, oyunun Japonlar tarafından geliştirildiği ve Japonların davranış ve diyalog kültürünün bizimkinden çok farklı olduğu düşünüldüğünde özellikle ilginç. Ve yine de, organik ve uygun bir şekilde ortaya çıktı.

    Oyunun oynanışını ve artılarını anlatmaya kalkışmayacağım; övülecek çok daha fazla şey var. Sadece şunu belirteyim ki, ahlaksız tüccar, üç sıra halinde dizilmiş mühimmat raflarına rağmen mühimmat satmayı kesinlikle reddediyor. Bu arada, oyun beni başından sonuna kadar diken üstünde tuttu, çünkü her silah için en fazla iki yedek şarjörle sürekli olarak yetersiz mühimmat tedariki vardı. Elbette, bu tür oyunlarda, ezilmiş oyuncuyu düşman cesetlerinden elde edilen ekstra mühimmatla cesaretlendirmenin yaygın olduğunu anlıyorum, ancak mühimmat kıtlığının farkında olmak, beni savaşta etkili çözümler bulmaya ve elbette isabetli olmaya teşvik etti.

    Benim için RE4R, yaşayan bir klasik ve tek oyunculu aksiyon macera oyunlarının, ister nişancı oyunu olsun ister olmasın, nasıl olması gerektiğinin bir örneği. Hatta modern oyun sektöründe gerçekten hoşlanmadığım, silahlar ve yükseltmeleri için hasar değiştiricilerle yapılan gereksiz değişiklikleri bile kolayca affettim. Capcom'a ve kendi geliştirdikleri oyun motoruna, oyunlarının ne kadar iyi tasarlanmış ve optimize edilmiş olduğu konusunda hakkını vermeden edemiyorum. Olması gerektiği gibi çalışan harika bir oyun ne büyük bir keyif.

    Bu noktada söylemek istediklerim sanırım bu kadar. Benim için bu makalede yer alan dijital ürünleri tanımak en azından eğitici, en fazla ise oldukça değerliydi. Öyle ki, daha önce sevmediğim seriye dair fikrimi bile değiştirdim. Aynı derecede ilginç olan şey ise, tüm ortak temalara rağmen ikinci, üçüncü ve özellikle dördüncü filmin tamamen farklı ürünler olması ve her birinin farklı bir kitleye hitap etmesidir. Bu, yayıncının bilinçli olmasa da çok akıllıca bir kararı.

    Modern Resident Evil oyunlarının gerçek bir hayranı olmak için Requiem'i tekrar oynamam gerekecek. RE4R'nin başaramadığı hiçbir şeyi ondan beklemiyorum, bu da başlı başına mükemmel bir video oyunu olması gerektiği anlamına geliyor. Makul beklentilere sahip olmak güzel. Japon oyunlarının hayranı olacağımı hiç hayal etmemiştim.

    Burada sunulan oyunların her biri hakkında fazla bir şey söyleyemem çoğu mükemmel oyunlarama birkaç şeyden bahsetme ihtiyacı hissediyorum. Öncelikle birkaç şeyi özetlemekte fayda var: Birincisi, Resident Evil serisinin hayranı değilim, yeniden yapımlarını aynı anda oynamış olsam bile. Asya anlatıları bana biraz yabancı geliyor, ancak Japonlar karakteristik ölüm merkezli şizofrenileri yerine çok kültürlü bir ürün yaptıklarında genellikle sağlam işler ortaya koyuyorlar. İkincisi, utanç verici bir şekilde sıradan bir oyuncuyum ve hassas biriyim; bu oyunları orta zorlukta ve bazı tereddütler olmadan bitirdim. Türde tamamen acemi olmama rağmen, deneyimim, seriye on yıllardır aşina olan insanlarınkinden bile daha otantik geldi. Özellikle de zaman zaman inanılmaz derecede zorlayıcı ve rahatsız edici bulduğum için, ki bu da tam olarak "hayatta kalma korkusu"nun ima ettiği şey. Evet, fikrim sadece benim fikrim ve kimseyi hiçbir şeye mecbur etmiyor sadece ihtimaline karşı. Resident Evil 2 Yeniden Yapımı Tüm yeniden yapımlar arasında RE2R, orijinaline en çok benzeyenidir. Ve başlangıçta, bu beni bile memnun etmişti—oyun, kısıtlı bir ortamda, az kaynakla ve sürekli bir tehditle hayatta kalma deneyimini vaat ediyordu ki bu da sonuçta tüm bir türü oluşturdu. Ancak, burada yapılan bir dizi oyun tasarım kararı, ikinci bölüm hakkındaki genel izlenimimi önemli ölçüde zedeledi. Örneğin, Souls benzeri oyunların hayranlarının aksine, zorluğu yönetmenin hesaplı bir tasarımı ve kötü uygulamanın bir sonucu olarak ayırma eğilimindeyim. Bir noktada, polis karakolunda, mühimmatım bitti ve bu anın güzelliği, tamamen benim hatam olmasıydı, çünkü RE2R'yi bir nişancı oyunu gibi oynamaya, gördüğüm herkesi öldürmeye başlamıştım. Hata hızla ortaya çıktı, çünkü buradaki zombiler ölmeye son derece isteksiz ve bazıları o kadar inatçı ki, kafaları büyükannenin ev yapımı kıymasına benzese bile tekrar tekrar diriliyorlar. Görünüşte adaletsiz olan bu geliştirici kararı, Resident Evil 2 Remake'i ve nasıl oynanması gerektiğini anlamak için temel bir öneme sahip. Özellikle, mümkün olduğunca çatışmadan kaçınmak ve kayıplarınızı en aza indirmek gerekiyor. Bir düşmanı geride bırakmak da her zaman doğru karar olmayabilir, çünkü çoğu zaman adımlarınızı geri takip etmeniz veya aceleyle kaçmanız gerekebilir. Gerilim, doğru hareket tarzı hakkındaki sürekli şüphe ve sık sık hızlı kararlar alma ihtiyacıyla yaratılıyor. Bu açıdan RE2R mükemmel ve genel olarak üçüncü şahıs aksiyon-macera tasarımına rağmen, ağır bir tempoda ilerliyor ve bu tempoyu bozanları sık sık cezalandırıyor. Tek dezavantajı, gerekli tüm özelliklere sahip gibi görünmesine rağmen, bir korku oyunu olarak yetersiz kalması. Ancak bu bir sorun değil. Oyun kasıtlı olarak size zarar vermeye çalıştığında sorunlar ortaya çıkıyor. Örneğin, yakalanmaktan kurtulma durumunda. Zombiler yavaş bir oyuncuyu yakaladığında, eğer bıçağı varsa hasar almadan onlardan kurtulabiliyor. Daha egzotik bir yöntem ise el bombası gerektiriyor; kahraman el bombasını canavarın boğazına sokuyor, kurtuluyor ve ardından iyi nişan alınmış bir atışla bombayı patlatabiliyor. Neyse ki, bu el bombaları bir metre uzaktan bile patlatılabiliyor kahraman onlardan zarar görmeyecek kadar karizmatik ama burada başka bir sorun daha var, o da oyuncuyu seçim hakkından mahrum bırakmak. Hem bıçağınız hem de el bombanız olabilir, ancak karakter kendini daha değerli bir varlık olan ve savaşın gidişatını değiştirebilecek el bombasıyla savunuyor. Siz de şanssız bir şekilde yakalandığınız için onu atıyorsunuz. Ve bu tasarımcı kısıtlamasını hiç de adil bulamıyorum. RE2R'da beni gerçekten sinirlendiren bir diğer şey de "sırları"ydı. Oyunun özellikle büyük mekanları yok ve neredeyse her şeyi temizledim, ancak yine de seviyelerdeki dolapların ve kasaların çoğunun şifrelerini bulamadım. Bu yüzden, çekmecede inanılmaz miktarda mermi olmasına rağmen, Leon'un bölümünü tabancayı alamadan bitirdim. Ayrıca bazı odaları da açamadım çünkü özel anahtarları bulamadım—bir şeyin diğerine sıkışmış olması ve anahtarların kasalardan birinde olması tamamen mümkün, ama yine de onlara erişemiyorum. Bu durum beni oldukça rahatsız ediyor burada suçlu ben değilim, daha ziyade seviyeyi ve ilgi noktalarını tasarlayan kişinin ihmalkarlığı olduğunu düşünüyorum. Tıpkı lağımlarda olduğu gibi, neredeyse yenilmez et golem'lerle dolu dar bir kanaldan geçmeniz gerekiyor. Onların etrafından koşmanız gerekiyor, ancak oyun size manevra yapacak neredeyse hiç alan bırakmıyor ve bazen hasar almak, onlardan kurtulmanın tek yolu oluyor. Dahası, canavarlar sizi zehirliyor, yavaşlatıyor ve yavaş yavaş öldürüyor; bu da biraz daha uzakta bekleyen bir sonraki benzer canavarla karşılaştığınızda ölümcül olabilir. Bu arada, bu şişkin canavarların teknik olarak açıkça kusurlu olduğu ortada ve küçük bir kaideye tırmandığınız anda hemen çaresiz kalıyorlar ve karaktere ulaşmaya bile çalışmıyorlar, sadece yanlarında donup kalıyorlar, kol mesafesinde duruyorlar. RE2, genel olarak Capcom'un yeniden yapımlarının en kusurlu olanıdır ve sinematik görsellerine rağmen, Steam'deki bağımsız korku oyunlarından bekleyeceğiniz birçok kusura sahiptir. Aynı gecikmeli dokular; ufukta bir yerde değil de 10 metre uzakta olmalarına rağmen düşük FPS'de hareket eden aynı zombiler. Ayrıca kapılardan geçmeye çalıştılar ve genel olarak, bu oyunda kapılar, arkalarında biri duruyorsa önemli bir rahatsızlık kaynağıydı. Hayatta kalmaya verilen öneme rağmen, yeniden yapımda aktif olarak hasar vermenizi gerektiren iki boss dövüşü bulunuyor (toplamda üç, ancak orta dövüşlerde sadece kaçmak ve şarjör düğmesine basmak yeterli). Elbette, oyunun ikinci yarısında çok daha fazla merminiz olacak, ancak yine de tamamen hazırlıksız yakalanabileceğiniz sinir bozucu bir durum söz konusu. Dev canavarlarla yapılan dövüşler serinin tanınabilir bir özelliği olsa da, klasik Resident Evil oyunlarında gerekli olduklarını düşünmüyorum. Bununla birlikte, iyi bir şekilde uygulanmışlar ve hiçbir şikayetim yok. Oyunun umduğumdan çok daha kısa çıkması da beni hayal kırıklığına uğrattı. Polis karakolu ve altındaki iletişim ağı tek, bütünleşik bir mekân haline geldiğinde, oyunun ölçeği ve ilerleyişiniz sizi motive ediyor; kanalizasyonlarda dolaşmak, orada gizlenen dehşetler olmasa bile biraz sıkıcı. Ama sonra sizi küçük bir Umbrella laboratuvarı bekliyor ve bu gösteri aniden sona eriyor. "Gerçekten hepsi bu mu?" diye düşündüm, yolculuğun yarıda kesildiğini hissederek. RE2R'nin en azından yarı yarıya daha kısa olması gerektiğini düşündüm; aşırı uzunluğu hayatta kalma unsurunu değersizleştiriyor ve başarılarınızın ve başarısızlıklarınızın -eşyalarınızın büyüklüğünün- önemli bir rol oynayabileceği mesafeyi size vermiyor. Açıkçası, tüm yol boyunca sirk faresi gibi kıvranıp her şeyden kısmaya çalıştınız, ancak tüm bu çabalarınızın birdenbire boşa gittiğini gördünüz. Ve anlıyorum ki, Zorlu modda kaynaklar daha da kıt ve zorluklar daha da çetin, ancak orta zorluk seviyesi, kaydettiğiniz ilerlemeyi değerlendirmek için gayet yeterli. Dahası, son savaşı önceden haber vererek, oyun size şimdiden kaynaklarla ödüllendirmeye başlıyor ve hayatta kalma fikrinin temel tasarım fikrini daha da baltalıyor. Tükenmiş ekipman nedeniyle oyunu tamamlayamamaktan daha iyidir, ancak tüm bunları oyun tasarımından sorumlu kişinin veya belki de yayıncının gereksiz yatırım yapmadan ve genel proje vizyonuna bağlı kalarak geliştirmeyi mümkün olduğunca hızlı bir şekilde tamamlama arzusunun bir hatası olarak görüyorum. Görünüşe göre kısa süre büyük bir sorun değil, çünkü RE2R'nin iki hikaye modu var—biri Leon için, diğeri Claire için. Ama bunlar tekrarlayıcı. Hem de özensizce tekrarlayıcı. Hem Leon hem de Claire olarak aynı yolları izliyorsunuz, aynı bulmacaları çözüyorsunuz ve her oyun deneyimini bir öncekinden ayıran tek şey karakterin görünümü ve kişisel silahı. Hatta dolap şifreleri bile aynı—şifreyi önceden yazdıysanız veya ekran görüntüsünü aldıysanız zorla açabilirsiniz. Ve bu, hikaye açısından inanılmaz derecede aptalca görünüyor. Leon'u kontrol ederek, Claire ile karşılaşmadan önce bir iki saat boyunca bölgede dolaşmayı başardım; Claire'in modunda, binaya yaklaşık 10 dakika içinde gizlice giriyor, ancak orada Leon ile karşılaşmıyor—Leon ortadan kaybolmuş. Ancak soru şu ki, nerede, çünkü Claire şimdi lobideki gizli hava kilidini açmak için bulmacayı da çözüyor. Evet, bu olay örgüsü gelecekte farklı yönlere sapıyor, Leon Ada Wong ile tanışıyor ve Claire de Dr. Birkin'in kızıyla tanışıyor, ancak bu gerçek beni hiç teselli etmiyor ve sonuç olarak, ilk oynayışta cazibesinin önemli bir kısmını zaten kaybetmiş olan bir video oyununda tekrarlamayı oynamaktan vazgeçtim. Oyunun sonuna doğru beni saran genel hayal kırıklığı duygusu. Yeniden yapımın övgüyü hak ettiği nokta, görselleri ve orijinalin büyük ölçüde tek hücreli olay örgüsünü ne kadar incelikle yansıttığıdır. Hakkında çok şey duyduğum Leon ve Ada arasındaki ilişki burada mükemmel bir şekilde ifade edilmişti; tamamen farklı hedeflere ve inançlara sahip iki insanın, aynı anda rakip olup birbirlerine hayatlarını borçlu oldukları, çelişkili bir sevgiyle nasıl bir araya geldiklerinin canlı bir incelemesiydi. Güzel, özlü ve yüzeysel değildi buna inanıyorum. Güncellenmiş oynanış olmasa bile, bu tür senaryo yeniden yorumlamaları, bu tür yeniden yapımların var olma nedenidir. Resident Evil 3 Yeniden Yapımı Jill Valentine'ın 5 dakikalık macerası, klasik oyunlar açısından bile belki de en tartışmalı olanıdır. "Real World"de hayatta kalma unsuru kısa oyun süresi ve boss dövüşlerine giden süreçle zayıflatılırken, burada oyunun tür kimliğinin tüm izlerini neredeyse ilk saat içinde kaybediyoruz. Başlangıçta, RE3R tam olarak aynı şekilde işliyor—nispeten büyük bir mekan ve sınırlı mühimmat ancak Nemesis'in ani ortaya çıkışı her şeyi alt üst ediyor ve oyunu hızlı tempolu bir aksiyon oyununa dönüştürüyor. Her biri bir öncekinden daha karmaşık olan Nemesis dövüşleri takip ediyor ve bunlarla birlikte, her biri kendi silah ve ekipmanına sahip karakterler arasında geçiş yapılıyor, bu da gizlilik ve becerikli oyun hikayesini daha da değersizleştiriyor. Aslında bunu beğendim. "Troika" düzenli olarak aksiyon bölümlerini, alışılagelmiş hayatta kalma ve keşif bölümleriyle dönüşümlü olarak sunuyor ancak bu sefer yağmalama yerleri oldukça küçük, ama ben bunu bir avantaj olarak görüyorum çünkü sıkıcı hale gelmeye vakitleri olmuyor. Tek istisna hastane birkaç saatliğine kaybolabileceğiniz tek tam boyutlu oda. Orijinal üçüncü oyun gibi, yeniden yapım da öncelikle bir aksiyon oyunudur; burada isabetli ve agresif atışlar, hayatta kalma korku oyunlarının doğasında var olan ihtiyatlılığın yerini alır. Ve oyun, büyük ölçüde bu formata uygundur. Birincisi, basitçe iyi yapılmış ve iki yeniden yapımın doğasında var olan kusurları gidermiştir. İkincisi, seriden kopuş ölümcül değildir ve keşif ve envanter yönetimi hala önemli bir rol oynamaktadır. Oyun, oyunun her yönünü aynı anda ele almaya çalışıp hiçbirinde mükemmel olamamakla eleştirilebilir; ben de aynı düşüncelere sahiptim. Ancak nihayetinde, RE3R'ı tamamlamak için geçen 6-7 saatin, ikinci oyunun kötü şöhretli yeniden yapımından, hatta Claire olarak tekrar oynasam bile, üzerimde çok daha büyük bir etki bıraktığını fark ettim. Bu sefer, kısa oyun süresi hiç de sorun gibi görünmüyor; oyun bu süre zarfında birçok rol üstlenerek, duygu dolu, canlı ve dinamik bir hikaye anlatıyor. Jill'in başına silah dayadığı açılış sahnesi bile, macerasının sonuna kadar olan gidişatını belirliyor. Evet, yeniden yapımın yaratıcıları, yenilmez bir canavarın bir kadını kovaladığı klişe hikayeyi yeniden hayata geçirme konusunda yine mükemmel bir iş çıkarmışlar. Nemesis inanılmaz derecede güçlü bir yaratık. Jill, yarım metre ötede patlayan mermilerden sağ kurtulmayı başarıyor, ama düşmanı akıl almaz derecede güçlü. Onu güneşe atsanız bile bir şekilde hayatta kalır. Serinin tamamen havalılığını kaybettiğini ve parkur yapan canavarlar ve kamyonetlerle ilgili bir süper kahraman filmine dönüştüğünü söylemek cazip geliyor, ama bu 30 yıl önce oldu. Tüm bu absürtlüğe rağmen, oyunu beğendim, çünkü olay örgüsü tamamen karakter merkezli ve oldukça canlı ve sevimli olan karakterlerin eylemleri ve duyguları etrafında şekilleniyor. Seri için önemli hiçbir şey olmuyor burada şehir nükleer bir patlamayla havaya uçuruluyor, ama bunun için ayrı bir oyuna gerek yoktu. Troikanın varlığı, ikinci oyunla bağlantı kuramaması nedeniyle olay örgüsünü bir nebze de olsa sekteye uğratıyor. YouTube'da birinin bana açıkladığı gibi, RE3R'ın olayları devam oyunundan daha erken başlıyor ve daha geç bitiyor, ancak yine de "Leon zaten yok etmişken Jill hangi Umbrella laboratuvarına indi?" gibi sorular kalıyor; gerçekten aynı şehirde iki yeraltı laboratuvarı mı var? Ya da Leon, roketatar atışıyla ölen bir Tyrant tarafından kovalanırken, Jill, Ölüm Yıldızı'ndan gelen bir salvoyla bile öldürülemeyen Nemesis tarafından neden kovalanıyor? Leon ve Carlos da polis karakolunda iki dakika ile birbirlerini mi kaçırdılar? Temelde, bir şişe içki olmadan bunu çözemezsiniz ve gerçekten de gerekli değil; hikaye, hoş bir şekilde anlatılmış olsa da, bu tür beyin fırtınalarını haklı çıkarmıyor. Ayrıca, her iki oyun da aynı yerde ve aynı zamanda geçmesine rağmen, kahramanların farklı düşmanlarla karşılaşmasını da seviyorum; işte böyle oluyor. Eleştirilere gelince, gerçekten belirgin bir sorun bulamıyorum. Nemesis'in kendisi, ilk versiyonunda, beni sık sık bir duvarla kendi testisleri arasında sıkıştırıyordu, ancak bu, büyük bir canavarın yakın temas aradığı bu tür oyunlarda yaygın bir sorun ve RE3R bu konuda bana en az sorunu yaşattı. Ayrıca zombi yakalama mekaniğini tamamen yanlış anladım oyun size bir QTE tamamlamanızı söylüyor, ancak sonrasında hiçbir şey yapmamış gibi hasar almaya devam ediyorsunuz. Yani bunun amacı ne? Bu arada, artık el bombalarını ağzınıza sokamıyorsunuz neredeyse simetrik benzerliklerine rağmen, bu oyunlar temel bir düzeyde birbirinden farklılaşıyor. Özetle, troika görsel olarak hoş bir oyun ve yılda bir kez geri dönebileceğiniz kısa, canlı ve çeşitli bir aksiyon-macera oyunu. Orta halli bir hayatta kalma korku oyunu olsa da harika bir oyun. Resident Evil 4 Yeniden Yapımı Burada çok kısa tutacağım: Oyun kesinlikle muhteşem. Keşif ve bulmacalarla harmanlanmış, onlarca muhteşem durum ve yeterli düzeyde dram içeren saf bir aksiyon gerilim oyunu. Hikaye, orijinalindeki kadar aptalca ve burada da ABD Başkanı'nın kızı, tabancalı tek bir ajan tarafından kurtarılıyor eğer Başkanın kendisini kaçırmış olsalardı, iki ajan gönderirlerdi ve o zaman bile bu kesin değil. Kahramanların o kaleye neden gittikleri de tamamen belirsiz. Ve liste böyle devam ediyor. Ancak mümkün olan yerlerde yönetmenler senaryoyu gözden geçirme konusunda iyi bir iş çıkarıyor ve özellikle Leon, bir gençlik animesinden çıkmış saf, iyi huylu bir karakterden ziyade, düşman hatlarının derinliklerinde savaşmış, sert, tecrübeli bir adama benzemeye başlıyor. En azından, kahramanın, işleri hakkında çok fazla şey bilen küstah bir düzenbaza karşı nazik davranmak için hiçbir nedeni yok. Özellikle bu zor zamanlarda RE4R'ın düzgün bir Leon'un burada. Bu, oyunun Japonlar tarafından geliştirildiği ve Japonların davranış ve diyalog kültürünün bizimkinden çok farklı olduğu düşünüldüğünde özellikle ilginç. Ve yine de, organik ve uygun bir şekilde ortaya çıktı. Oyunun oynanışını ve artılarını anlatmaya kalkışmayacağım; övülecek çok daha fazla şey var. Sadece şunu belirteyim ki, ahlaksız tüccar, üç sıra halinde dizilmiş mühimmat raflarına rağmen mühimmat satmayı kesinlikle reddediyor. Bu arada, oyun beni başından sonuna kadar diken üstünde tuttu, çünkü her silah için en fazla iki yedek şarjörle sürekli olarak yetersiz mühimmat tedariki vardı. Elbette, bu tür oyunlarda, ezilmiş oyuncuyu düşman cesetlerinden elde edilen ekstra mühimmatla cesaretlendirmenin yaygın olduğunu anlıyorum, ancak mühimmat kıtlığının farkında olmak, beni savaşta etkili çözümler bulmaya ve elbette isabetli olmaya teşvik etti. Benim için RE4R, yaşayan bir klasik ve tek oyunculu aksiyon macera oyunlarının, ister nişancı oyunu olsun ister olmasın, nasıl olması gerektiğinin bir örneği. Hatta modern oyun sektöründe gerçekten hoşlanmadığım, silahlar ve yükseltmeleri için hasar değiştiricilerle yapılan gereksiz değişiklikleri bile kolayca affettim. Capcom'a ve kendi geliştirdikleri oyun motoruna, oyunlarının ne kadar iyi tasarlanmış ve optimize edilmiş olduğu konusunda hakkını vermeden edemiyorum. Olması gerektiği gibi çalışan harika bir oyun ne büyük bir keyif. Bu noktada söylemek istediklerim sanırım bu kadar. Benim için bu makalede yer alan dijital ürünleri tanımak en azından eğitici, en fazla ise oldukça değerliydi. Öyle ki, daha önce sevmediğim seriye dair fikrimi bile değiştirdim. Aynı derecede ilginç olan şey ise, tüm ortak temalara rağmen ikinci, üçüncü ve özellikle dördüncü filmin tamamen farklı ürünler olması ve her birinin farklı bir kitleye hitap etmesidir. Bu, yayıncının bilinçli olmasa da çok akıllıca bir kararı. Modern Resident Evil oyunlarının gerçek bir hayranı olmak için Requiem'i tekrar oynamam gerekecek. RE4R'nin başaramadığı hiçbir şeyi ondan beklemiyorum, bu da başlı başına mükemmel bir video oyunu olması gerektiği anlamına geliyor. Makul beklentilere sahip olmak güzel. Japon oyunlarının hayranı olacağımı hiç hayal etmemiştim.
    Beğen
    9
    2 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Intel, AMD'nin 3D 'ye rakip olarak Nova Lake-S işlemcilerini piyasaya sürmeye hazırlanıyor
    Intel'in Yeni Nesil Nova Lake-S Masaüstü İşlemci Serisi

    Intel, AMD'nin 3D önbelleğine yanıt olarak yeni Nova Lake-S işlemcilerini piyasaya sürmeye hazırlanıyor; bu işlemcilerin önbellek boyutu, 9950X3D2'ye göre %38'e kadar daha büyük olacak.
    Intel Nova Lake-S masaüstü işlemcileri, 9950X3D2'ye göre 80 MB daha fazla olan 288 MB'a kadar bLLC önbelleğe sahip olacak.

    İçeriden bilgi sızdıran Jaykihn, Nova Lake-S işlemcileri hakkında detaylar paylaştı. Önbellek genişletme, AMD'nin teknolojisinden farklı olan bLLC (Big Last Level Cache) teknolojisiyle sağlanıyor ve çekirdekli bir "hücre" 144 MB önbellek belleği sağlarken, iki hücreyle bu hacim iki katına çıkarak 288 MB'a ulaşıyor.

    Core Ultra 9 - 16 P-Çekirdek + 32 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (150W)
    Core Ultra 7 - 14 P-Çekirdek + 24 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (150W)
    Core Ultra 5 - 8 P-Çekirdek + 16 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (125W)
    Core Ultra 5 - 8 P-Çekirdek + 12 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (125W)
    Core Ultra 5 - 6 P-Çekirdek + 8 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (125W)
    Core Ultra 3 - 4 P-Çekirdek + 8 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (65W)
    Core Ultra 3 - 4 P-Çekirdek + 4 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (65W)

    Sadece bu analize dayanarak, Nova Lake'in, çekirdek/iş parçacığı yapılandırmalarında yaklaşık 2,16 kat artışla birlikte ek düşük güç tüketimli ada çekirdekleri ve daha yüksek TDP değerleriyle, kağıt üzerindeki özelliklerde Arrow Lake'e göre önemli bir gelişme sağlaması bekleniyor. Mikro mimariler açısından Nova Lake, Coyote Cove P-Çekirdekleri ve Arctic Wolf E-Çekirdeklerinin gücünden faydalanacak, ancak NVL'nin daha ilginç yönlerinden biri de Intel'in çift işlemci karosu seçeneği sunmasıdır. Bu düzenlemeyle Intel, LP-E çekirdeklerini, her biri 8 P-Çekirdek ve 16 E-Çekirdek içeren 2x işlemci karosuyla birlikte ayrı bir SoC karosuna taşıyor.
    Intel'in Yeni Nesil Nova Lake-S Masaüstü İşlemci Serisi Intel, AMD'nin 3D önbelleğine yanıt olarak yeni Nova Lake-S işlemcilerini piyasaya sürmeye hazırlanıyor; bu işlemcilerin önbellek boyutu, 9950X3D2'ye göre %38'e kadar daha büyük olacak. Intel Nova Lake-S masaüstü işlemcileri, 9950X3D2'ye göre 80 MB daha fazla olan 288 MB'a kadar bLLC önbelleğe sahip olacak. İçeriden bilgi sızdıran Jaykihn, Nova Lake-S işlemcileri hakkında detaylar paylaştı. Önbellek genişletme, AMD'nin teknolojisinden farklı olan bLLC (Big Last Level Cache) teknolojisiyle sağlanıyor ve çekirdekli bir "hücre" 144 MB önbellek belleği sağlarken, iki hücreyle bu hacim iki katına çıkarak 288 MB'a ulaşıyor. Core Ultra 9 - 16 P-Çekirdek + 32 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (150W) Core Ultra 7 - 14 P-Çekirdek + 24 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (150W) Core Ultra 5 - 8 P-Çekirdek + 16 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (125W) Core Ultra 5 - 8 P-Çekirdek + 12 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (125W) Core Ultra 5 - 6 P-Çekirdek + 8 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (125W) Core Ultra 3 - 4 P-Çekirdek + 8 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (65W) Core Ultra 3 - 4 P-Çekirdek + 4 E-Çekirdek + 4 LP-E Çekirdek (65W) Sadece bu analize dayanarak, Nova Lake'in, çekirdek/iş parçacığı yapılandırmalarında yaklaşık 2,16 kat artışla birlikte ek düşük güç tüketimli ada çekirdekleri ve daha yüksek TDP değerleriyle, kağıt üzerindeki özelliklerde Arrow Lake'e göre önemli bir gelişme sağlaması bekleniyor. Mikro mimariler açısından Nova Lake, Coyote Cove P-Çekirdekleri ve Arctic Wolf E-Çekirdeklerinin gücünden faydalanacak, ancak NVL'nin daha ilginç yönlerinden biri de Intel'in çift işlemci karosu seçeneği sunmasıdır. Bu düzenlemeyle Intel, LP-E çekirdeklerini, her biri 8 P-Çekirdek ve 16 E-Çekirdek içeren 2x işlemci karosuyla birlikte ayrı bir SoC karosuna taşıyor.
    Beğen
    8
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 523 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal