• iPhone Duo İlk Bakış Apple’ın İlk Katlanabilir iPhone’u
    Apple, iPhone Duo ile ilk katlanabilir akıllı telefonunu tanıttı. Şirket bu alana rakiplerinden yıllar sonra girse de ilk nesil ürününde donanım ve yazılımı birlikte geliştirmenin avantajlarından yararlanıyor.

    iPhone Duo, klasik katlanabilir telefonlardan farklı ekran oranı, gelişmiş menteşe yapısı, ince titanyum kasası, katlanma izini azaltan ekran teknolojisi ve çift uygulama kullanımına yönelik özel yazılım düzenlemeleriyle öne çıkıyor.

    Apple Katlanabilir Telefon Pazarına Yedi Yıl Sonra Girdi

    Katlanabilir akıllı telefonlar uzun süredir piyasada bulunuyor. Samsung'un ilk katlanabilir modellerinden yaklaşık yedi yıl sonra Apple da kendi katlanabilir telefonunu kullanıma sunmaya hazırlanıyor.

    Ancak Apple, mevcut katlanabilir telefonların tasarımını doğrudan benimsemek yerine farklı bir ekran oranı tercih etmiş.

    Telefon açıldığında tamamen kareye yakın bir ekran oluşturmak yerine daha uzun ve farklı kullanım biçimlerine uygun bir yapı sunuluyor.

    5,4 ve 7,6 İnçlik İki Ekran

    iPhone Duo'nun dış ekranı 5,4 inç, iç ekranı ise 7,6 inç büyüklüğünde.

    Apple her iki kullanım biçiminde de yaklaşık 1,4:1 ekran oranını tercih etmiş.

    Bu yapı, klasik iPad ekran oranından farklı.

    Dış ekran 1398 × 2034 piksel çözünürlüğünde OLED panel kullanıyor.

    Telefon açıldığında daha geniş iç ekran üzerinden uygulamalar yan yana kullanılabiliyor.

    Menteşe Sistemi Dikkat Çekiyor

    İlk kullanım izlenimlerinde en fazla öne çıkan bölümlerden biri menteşe sistemi.

    Telefon açılmaya başladığında ilk hareketin kolay olduğu, ardından menteşe içerisindeki yayların açılma hareketini desteklediği belirtiliyor.

    Cihaz tamamen açılmaya yaklaştığında direnç kademeli olarak artıyor ve iki bölüm yerine oturuyor.

    Telefon kapatılırken ise mıknatıslardan yararlanılıyor.

    Menteşe belirli açılarda sabitlenebildiği için cihaz tamamen açık veya tamamen kapalı olmak zorunda değil.

    Farklı Kullanım Açıları Destekleniyor

    iPhone Duo farklı açılarda kullanılabiliyor.

    Telefon çadır biçiminde dik tutulabildiği gibi açık bir kitap şeklinde de konumlandırılabiliyor.

    Bu yapı sayesinde cihaz farklı amaçlarla kullanılabiliyor.

    Örneğin:
    1. Bekleme modunda masa saati olarak kullanılabiliyor.
    2. Klavyenin alt ekranda, içeriğin üst ekranda bulunduğu küçük bir dizüstü görünümü oluşturulabiliyor.
    3. Video oynatılırken ekran bölünerek farklı kontroller gösterilebiliyor.
    4. Düşük açılarda klavye ekranın sağ ve sol tarafına ayrılabiliyor.
    Klavyenin yatay ve dikey kullanımda tam genişlikte gösterilmesi de mümkün.

    Titanyum Kasa ve IP68 Koruması

    iPhone Duo'nun kasası titanyumdan üretiliyor.

    Apple, kullanılan titanyumun yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden oluştuğunu belirtiyor.

    Telefon ayrıca IP68 sertifikasına sahip.

    Bu sayede cihaz toz ve suya karşı koruma sunuyor.

    iPhone Duo iki farklı renk seçeneğiyle sunuluyor:
    1. Yıldızlı Beyaz
    2. Gece Gökyüzü

    254 Gram Ağırlığında

    Telefonun ağırlığı 254 gram.

    Bu değer katlanabilir bir telefon için düşük sayılmasa da ilk kullanım sırasında cihazın aşırı ağır hissettirmediği belirtiliyor.

    Karşılaştırma amacıyla iPhone 18 Pro Max'in 249 gram, iPhone Air'in ise 165 gram ağırlığında olduğu ifade ediliyor.

    Apple’ın En İnce iPhone’u

    Apple, iPhone Duo'yu bugüne kadar geliştirdiği en ince iPhone olarak tanımlıyor.

    Telefon açık durumdayken gövde kalınlığı 5,2 mm.

    Karşılaştırma için iPhone Air'in kalınlığı 5,64 mm.

    Apple'ın iPhone Air geliştirme sürecinde elde ettiği bazı deneyimlerin iPhone Duo'ya aktarıldığı belirtiliyor.

    Son Derece İnce USB-C Bağlantısı

    iPhone Air'den aktarılan çözümlerden biri de oldukça ince USB-C bağlantı noktası.

    Bu bölüm üç boyutlu üretim yöntemi kullanılarak hazırlanmış ve telefonun ince gövdesine uyacak şekilde tasarlanmış.

    Apple aynı zamanda yıllardır MacBook modellerinde kullandığı menteşe deneyiminden de iPhone Duo'nun geliştirilmesi sırasında yararlanmış.

    Katlanma İzi Büyük Ölçüde Gizlenmiş

    Katlanabilir telefonların en belirgin sorunlarından biri ekranın orta bölümünde oluşan katlanma izi.

    Apple bu izi azaltmak için farklı bir ekran yapısı kullanıyor.

    İç ekranda nano dokulu bir üst katman bulunuyor.

    Apple'a göre bu katman, sektörde kullanılan standart malzemelere kıyasla yüzde 40 daha fazla sertlik sağlıyor.

    Katlanabilir ekranın üst ve alt bölümlerinde yüksek dayanımlı cam katmanları bulunuyor.

    Özel yapıştırıcılar ise ekran katmanlarının bükülme sırasında birbirlerinin üzerinde hareket etmesine yardımcı oluyor.

    Tüm yapı titanyum bir plaka ile destekleniyor.

    Mat Ekran Yansımaları da Azaltıyor

    Nano dokulu ekran yüzeyi yalnızca katlanma izini gizlemek için kullanılmıyor.

    Mat yüzey aynı zamanda parmak izi, leke ve çeşitli izlerin görünürlüğünü azaltıyor.

    Katlanma çizgisi içerik ve görüş açısına bağlı olarak bazı durumlarda neredeyse görünmez hale gelebiliyor.

    Ancak belirli açılarda tamamen ortadan kalkmıyor.

    Mat yüzey sayesinde çevreden gelen yansımaların da bazı parlak ekranlı katlanabilir telefonlara kıyasla daha az sorun oluşturduğu belirtiliyor.

    Donanım ve Yazılım Birlikte Geliştirilmiş

    iPhone Duo'nun önemli farklılıklarından biri donanım ve yazılımın Apple tarafından birlikte geliştirilmesi.

    Cihazda iOS temel alınırken bazı iPadOS özelliklerinden de yararlanılıyor.

    Böylece katlanabilir ekran için özel hazırlanmış bir kullanım biçimi ortaya çıkıyor.

    İki Uygulama Aynı Anda Kullanılabiliyor

    iPhone Duo, Apple'ın iki uygulamayı aynı anda yan yana veya üst üste çalıştırabilen ilk iPhone modeli.

    Açık uygulamalar ekranın sol veya sağ tarafına sabitlenebiliyor.

    Ardından ekranın diğer bölümünde ikinci bir uygulama açılabiliyor.

    İki uygulama birbirine bağlanarak uygulama geçiş ekranında tek bir grup halinde saklanabiliyor.

    Ancak Apple, kullanıcıların iki uygulamanın kapladığı alanların büyüklüğünü serbestçe değiştirmesine izin vermiyor.

    Uygulama Çubuğunun Konumu Değişiyor

    Dış ekran kullanılırken uygulama çubuğu ekranın sağ tarafında bulunuyor.

    Telefon açıldığında ise çubuk ekranın alt bölümündeki alışılmış konumuna geçiyor.

    iPad'den farklı olarak burada en fazla dört uygulama gösteriliyor.

    Apple bu sınırı, dış ve iç ekran arasında daha tutarlı bir görünüm sağlamak amacıyla kullanıyor.

    Touch ID iPhone’a Geri Döndü

    iPhone Duo ile birlikte Touch ID yeniden iPhone ailesine dönüyor.

    Telefonun güç düğmesine parmak izi okuyucu yerleştirilmiş.

    Bu nedenle cihazda Face ID kullanılmıyor.

    Touch ID, iPhone SE 3'ten sonra yeniden bir iPhone modelinde kullanılmış oluyor.

    İç Kamera Ekranın Altında

    İç ekrandaki FaceTime kamerası panelin altına yerleştirilmiş.

    Kameranın kesin çözünürlüğü açıklanmamış olsa da 1080p görüntülü görüşmeyi destekliyor.

    4K görüntü desteği bulunmuyor.

    Daha yüksek kaliteli özçekimler için dış ekrandaki 12 MP kamera kullanılabiliyor.

    Ayrıca ana kamerayı kullanırken dış ekranın görüntüleme amacıyla kullanılabildiği Duo Önizleme özelliği bulunuyor.

    Ekranlar Arasında Geçiş Akıcı

    Telefon açılıp kapatıldığında dış ve iç ekran arasında doğrudan geçiş yapılıyor.

    İlk kullanım sırasında paneller arasında geçiş yapılırken siyah ekran veya belirgin yükleme süresi görülmediği belirtiliyor.

    Apple geçiş sırasında özel bir hareketli geçiş kullanıyor.

    Bu sayede dış ekrandaki içerik iç ekrana geçerken kullanımın kesilmemesi hedefleniyor.

    A20 Pro İşlemci Kullanılıyor

    iPhone Duo'nun temel donanımı iPhone 18 Pro ile benzer özellikler taşıyor.

    Cihazda A20 Pro işlemci kullanılıyor.

    Bağlantı tarafında Apple'ın C2 modemi bulunuyor.

    Depolama seçenekleri ise 256 GB'tan başlayarak 2 TB'a kadar çıkıyor.

    Depolama Seçenekleri

    iPhone Duo farklı depolama kapasitesi seçenekleriyle sunuluyor.

    En yüksek seçenek 2 TB depolama alanına sahip.

    2 TB'lık modelin fiyatı 3.799 avroya kadar çıkıyor.

    Başlangıç modeli ise 256 GB depolama alanıyla geliyor.

    iPhone Duo Fiyatı ve Çıkış Tarihi

    iPhone Duo'nun başlangıç fiyatı 2.299 avro olarak açıklanmış.

    Cihazın 16 Ekim itibarıyla siparişe açılması ve 23 Ekim tarihinde satışa sunulması planlanıyor.

    İlk İzlenimler

    Kaynakta iPhone Duo için paylaşılan ilk izlenimler genel olarak olumlu.

    Apple'ın ilk katlanabilir telefonunda özellikle menteşe sistemi, ekranın katlanma izini azaltan yapısı ve donanımla yazılım arasındaki uyum öne çıkarılıyor.

    Apple'ın katlanabilir telefon pazarına diğer üreticilerden yıllar sonra girmesi, şirketin ekran, pil ve kamera gibi bileşenlerde gelişmiş teknolojilerden yararlanmasına da imkan sağlamış durumda.

    iPhone Duo, Apple açısından tamamen yeni bir ürün sınıfının ilk neslini temsil ediyor.
    Apple, iPhone Duo ile ilk katlanabilir akıllı telefonunu tanıttı. Şirket bu alana rakiplerinden yıllar sonra girse de ilk nesil ürününde donanım ve yazılımı birlikte geliştirmenin avantajlarından yararlanıyor. iPhone Duo, klasik katlanabilir telefonlardan farklı ekran oranı, gelişmiş menteşe yapısı, ince titanyum kasası, katlanma izini azaltan ekran teknolojisi ve çift uygulama kullanımına yönelik özel yazılım düzenlemeleriyle öne çıkıyor. [h2]Apple Katlanabilir Telefon Pazarına Yedi Yıl Sonra Girdi[/h2] Katlanabilir akıllı telefonlar uzun süredir piyasada bulunuyor. Samsung'un ilk katlanabilir modellerinden yaklaşık yedi yıl sonra Apple da kendi katlanabilir telefonunu kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Ancak Apple, mevcut katlanabilir telefonların tasarımını doğrudan benimsemek yerine farklı bir ekran oranı tercih etmiş. Telefon açıldığında tamamen kareye yakın bir ekran oluşturmak yerine daha uzun ve farklı kullanım biçimlerine uygun bir yapı sunuluyor. [h2]5,4 ve 7,6 İnçlik İki Ekran[/h2] iPhone Duo'nun dış ekranı 5,4 inç, iç ekranı ise 7,6 inç büyüklüğünde. Apple her iki kullanım biçiminde de yaklaşık 1,4:1 ekran oranını tercih etmiş. Bu yapı, klasik iPad ekran oranından farklı. Dış ekran 1398 × 2034 piksel çözünürlüğünde OLED panel kullanıyor. Telefon açıldığında daha geniş iç ekran üzerinden uygulamalar yan yana kullanılabiliyor. [h2]Menteşe Sistemi Dikkat Çekiyor[/h2] İlk kullanım izlenimlerinde en fazla öne çıkan bölümlerden biri menteşe sistemi. Telefon açılmaya başladığında ilk hareketin kolay olduğu, ardından menteşe içerisindeki yayların açılma hareketini desteklediği belirtiliyor. Cihaz tamamen açılmaya yaklaştığında direnç kademeli olarak artıyor ve iki bölüm yerine oturuyor. Telefon kapatılırken ise mıknatıslardan yararlanılıyor. Menteşe belirli açılarda sabitlenebildiği için cihaz tamamen açık veya tamamen kapalı olmak zorunda değil. [h2]Farklı Kullanım Açıları Destekleniyor[/h2] iPhone Duo farklı açılarda kullanılabiliyor. Telefon çadır biçiminde dik tutulabildiği gibi açık bir kitap şeklinde de konumlandırılabiliyor. Bu yapı sayesinde cihaz farklı amaçlarla kullanılabiliyor. Örneğin: [ol] [li]Bekleme modunda masa saati olarak kullanılabiliyor.[/li] [li]Klavyenin alt ekranda, içeriğin üst ekranda bulunduğu küçük bir dizüstü görünümü oluşturulabiliyor.[/li] [li]Video oynatılırken ekran bölünerek farklı kontroller gösterilebiliyor.[/li] [li]Düşük açılarda klavye ekranın sağ ve sol tarafına ayrılabiliyor.[/li] [/ol] Klavyenin yatay ve dikey kullanımda tam genişlikte gösterilmesi de mümkün. [h2]Titanyum Kasa ve IP68 Koruması[/h2] iPhone Duo'nun kasası titanyumdan üretiliyor. Apple, kullanılan titanyumun yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden oluştuğunu belirtiyor. Telefon ayrıca IP68 sertifikasına sahip. Bu sayede cihaz toz ve suya karşı koruma sunuyor. iPhone Duo iki farklı renk seçeneğiyle sunuluyor: [ol] [li]Yıldızlı Beyaz[/li] [li]Gece Gökyüzü[/li] [/ol] [h2]254 Gram Ağırlığında[/h2] Telefonun ağırlığı 254 gram. Bu değer katlanabilir bir telefon için düşük sayılmasa da ilk kullanım sırasında cihazın aşırı ağır hissettirmediği belirtiliyor. Karşılaştırma amacıyla iPhone 18 Pro Max'in 249 gram, iPhone Air'in ise 165 gram ağırlığında olduğu ifade ediliyor. [h2]Apple’ın En İnce iPhone’u[/h2] Apple, iPhone Duo'yu bugüne kadar geliştirdiği en ince iPhone olarak tanımlıyor. Telefon açık durumdayken gövde kalınlığı 5,2 mm. Karşılaştırma için iPhone Air'in kalınlığı 5,64 mm. Apple'ın iPhone Air geliştirme sürecinde elde ettiği bazı deneyimlerin iPhone Duo'ya aktarıldığı belirtiliyor. [h2]Son Derece İnce USB-C Bağlantısı[/h2] iPhone Air'den aktarılan çözümlerden biri de oldukça ince USB-C bağlantı noktası. Bu bölüm üç boyutlu üretim yöntemi kullanılarak hazırlanmış ve telefonun ince gövdesine uyacak şekilde tasarlanmış. Apple aynı zamanda yıllardır MacBook modellerinde kullandığı menteşe deneyiminden de iPhone Duo'nun geliştirilmesi sırasında yararlanmış. [h2]Katlanma İzi Büyük Ölçüde Gizlenmiş[/h2] Katlanabilir telefonların en belirgin sorunlarından biri ekranın orta bölümünde oluşan katlanma izi. Apple bu izi azaltmak için farklı bir ekran yapısı kullanıyor. İç ekranda nano dokulu bir üst katman bulunuyor. Apple'a göre bu katman, sektörde kullanılan standart malzemelere kıyasla yüzde 40 daha fazla sertlik sağlıyor. Katlanabilir ekranın üst ve alt bölümlerinde yüksek dayanımlı cam katmanları bulunuyor. Özel yapıştırıcılar ise ekran katmanlarının bükülme sırasında birbirlerinin üzerinde hareket etmesine yardımcı oluyor. Tüm yapı titanyum bir plaka ile destekleniyor. [h2]Mat Ekran Yansımaları da Azaltıyor[/h2] Nano dokulu ekran yüzeyi yalnızca katlanma izini gizlemek için kullanılmıyor. Mat yüzey aynı zamanda parmak izi, leke ve çeşitli izlerin görünürlüğünü azaltıyor. Katlanma çizgisi içerik ve görüş açısına bağlı olarak bazı durumlarda neredeyse görünmez hale gelebiliyor. Ancak belirli açılarda tamamen ortadan kalkmıyor. Mat yüzey sayesinde çevreden gelen yansımaların da bazı parlak ekranlı katlanabilir telefonlara kıyasla daha az sorun oluşturduğu belirtiliyor. [h2]Donanım ve Yazılım Birlikte Geliştirilmiş[/h2] iPhone Duo'nun önemli farklılıklarından biri donanım ve yazılımın Apple tarafından birlikte geliştirilmesi. Cihazda iOS temel alınırken bazı iPadOS özelliklerinden de yararlanılıyor. Böylece katlanabilir ekran için özel hazırlanmış bir kullanım biçimi ortaya çıkıyor. [h2]İki Uygulama Aynı Anda Kullanılabiliyor[/h2] iPhone Duo, Apple'ın iki uygulamayı aynı anda yan yana veya üst üste çalıştırabilen ilk iPhone modeli. Açık uygulamalar ekranın sol veya sağ tarafına sabitlenebiliyor. Ardından ekranın diğer bölümünde ikinci bir uygulama açılabiliyor. İki uygulama birbirine bağlanarak uygulama geçiş ekranında tek bir grup halinde saklanabiliyor. Ancak Apple, kullanıcıların iki uygulamanın kapladığı alanların büyüklüğünü serbestçe değiştirmesine izin vermiyor. [h2]Uygulama Çubuğunun Konumu Değişiyor[/h2] Dış ekran kullanılırken uygulama çubuğu ekranın sağ tarafında bulunuyor. Telefon açıldığında ise çubuk ekranın alt bölümündeki alışılmış konumuna geçiyor. iPad'den farklı olarak burada en fazla dört uygulama gösteriliyor. Apple bu sınırı, dış ve iç ekran arasında daha tutarlı bir görünüm sağlamak amacıyla kullanıyor. [h2]Touch ID iPhone’a Geri Döndü[/h2] iPhone Duo ile birlikte Touch ID yeniden iPhone ailesine dönüyor. Telefonun güç düğmesine parmak izi okuyucu yerleştirilmiş. Bu nedenle cihazda Face ID kullanılmıyor. Touch ID, iPhone SE 3'ten sonra yeniden bir iPhone modelinde kullanılmış oluyor. [h2]İç Kamera Ekranın Altında[/h2] İç ekrandaki FaceTime kamerası panelin altına yerleştirilmiş. Kameranın kesin çözünürlüğü açıklanmamış olsa da 1080p görüntülü görüşmeyi destekliyor. 4K görüntü desteği bulunmuyor. Daha yüksek kaliteli özçekimler için dış ekrandaki 12 MP kamera kullanılabiliyor. Ayrıca ana kamerayı kullanırken dış ekranın görüntüleme amacıyla kullanılabildiği Duo Önizleme özelliği bulunuyor. [h2]Ekranlar Arasında Geçiş Akıcı[/h2] Telefon açılıp kapatıldığında dış ve iç ekran arasında doğrudan geçiş yapılıyor. İlk kullanım sırasında paneller arasında geçiş yapılırken siyah ekran veya belirgin yükleme süresi görülmediği belirtiliyor. Apple geçiş sırasında özel bir hareketli geçiş kullanıyor. Bu sayede dış ekrandaki içerik iç ekrana geçerken kullanımın kesilmemesi hedefleniyor. [h2]A20 Pro İşlemci Kullanılıyor[/h2] iPhone Duo'nun temel donanımı iPhone 18 Pro ile benzer özellikler taşıyor. Cihazda A20 Pro işlemci kullanılıyor. Bağlantı tarafında Apple'ın C2 modemi bulunuyor. Depolama seçenekleri ise 256 GB'tan başlayarak 2 TB'a kadar çıkıyor. [h2]Depolama Seçenekleri[/h2] iPhone Duo farklı depolama kapasitesi seçenekleriyle sunuluyor. En yüksek seçenek 2 TB depolama alanına sahip. 2 TB'lık modelin fiyatı 3.799 avroya kadar çıkıyor. Başlangıç modeli ise 256 GB depolama alanıyla geliyor. [h2]iPhone Duo Fiyatı ve Çıkış Tarihi[/h2] iPhone Duo'nun başlangıç fiyatı 2.299 avro olarak açıklanmış. Cihazın 16 Ekim itibarıyla siparişe açılması ve 23 Ekim tarihinde satışa sunulması planlanıyor. [h2]İlk İzlenimler[/h2] Kaynakta iPhone Duo için paylaşılan ilk izlenimler genel olarak olumlu. Apple'ın ilk katlanabilir telefonunda özellikle menteşe sistemi, ekranın katlanma izini azaltan yapısı ve donanımla yazılım arasındaki uyum öne çıkarılıyor. Apple'ın katlanabilir telefon pazarına diğer üreticilerden yıllar sonra girmesi, şirketin ekran, pil ve kamera gibi bileşenlerde gelişmiş teknolojilerden yararlanmasına da imkan sağlamış durumda. iPhone Duo, Apple açısından tamamen yeni bir ürün sınıfının ilk neslini temsil ediyor.
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Steam Frame incelemesi Valve VR gözlüğü ne kadar iyi?
    Mayıs ayında yeni Steam Controller'ı ve Haziran/Temmuz aylarında Steam Machine'i (inceleme) takip eden Valve, bu yılki üçüncü ve son donanım sürümünü piyasaya sürüyor: yeni VR sistemi Steam Frame. Bu inceleme, izleme, görüntü kalitesi ve bağımsız kullanım ile yayın akışı açısından performansını ele alıyor.

    Steam Frame, Valve'ın tamamen kendi bünyesinde geliştirdiği ilk VR sistemi olan 2019 tarihli Valve Index'i (inceleme) takip ediyor . Ancak aslında Steam operatörünün üçüncü VR başlığı: 2016 tarihli HTC Vive (inceleme), HTC ile yakın işbirliği içinde oluşturulmuş ve SteamVR'ı tanıtmıştı.

    Steam Frame ve Valve Index: Önceki modeline göre iyileştirmeler karşılaştırması
    Steam Frame, Quest 3 ve PSVR 2: Valve'ın yeni PC VR kulaklıklarının karşılaştırması
    Peki, 2019'daki Valf Endeksi'ne kıyasla neler değişti? Aşağıdaki tablo kapsamlı bir genel bakış sunmaktadır; özellikle şunlar dikkat çekicidir.
    1. Dıştan izleme yerine içten dışa izleme (6DOF)
    2. Bağımsız Mod (Steam Frame Üzerinde Görüntüleme)
    3. Steam Link ile kablo yerine kablosuz olarak yayın yapın.
    4. Güç kaynağı kablo yerine lityum iyon pil ile sağlanır.
    5. Kilo kaybında belirgin azalma
    6. Göz takibi (odaklanmış görüntüleme ve yayın için) ve el takibi

    İki mod: akışlı ve bağımsız

    Valve Index (inceleme) Steam Link üzerinden içerik oynatmak için kablolu bir PC bağlantısı gerektiriyordu. Steam Frame artık Steam Link üzerinden kablosuz akışı (ve sadece kablosuz olarak) destekliyor ve oyunları kendi başına da işleyebiliyor.

    Valve, Steam Frame öncelikle oyun bilgisayarından veya dizüstü bilgisayardan yayın yapmaya odaklı olarak görüyor. Bağımsız çalışma özelliği de destekleniyor.
    Steam Frame, Steam kütüphanenizin tamamını yönetebilen, öncelikle yayın akışına odaklı, kablosuz bir VR gözlüğü ve kumanda setidir. Sürükleyici VR deneyimine adım atın veya arkanıza yaslanıp VR olmayan oyun kataloğunuzun keyfini çıkarın. Ayrıca bağımsız oyun oynamayı da destekler.
    Oyun yerel olarak işleniyor veya Steam Frame'e aktarılıyor olsun, SteamOS kullanıcı arayüzü varsayılan olarak kulaklıkta her zaman 90 Hz'de işlenir. Oyunun kendisinde ise yenileme hızı moda bağlıdır.

    1. Bağımsız (Steam Frame üzerinde görüntüleme)

    Steam Frame, Valve'ın x86 yerine Arm mimarisine sahip ilk SteamOS platformudur. Steam Deck ve Steam Machine (1. ve mevcut nesiller) x86 işlemciler kullanırken, Steam Frame Arm tabanlı Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemci kullanmaktadır.

    Kullanılan işletim sistemi yine SteamOS, ancak bu sefer Arm için 64 bitlik bir sürüm. Valve ayrıca Steam'i ve Windows'tan Linux'a çeviri yapan Proton'u da buna göre uyarlamak zorunda kaldı (Proton for Arm64).

    Linux için Arm64 oyunları: Lighthouse Half-Life: Alyx

    Çevirinin olmadığı bir dünyada, Steam Frame'in çalışması için Arm64 üzerinde Linux için yazılıma ihtiyaç duyulmaktadır ve bu yazılım mevcuttur.

    Half-Life: Alyx'in Arm64 sürümü (inceleme) ( Linux için Vulkan sürümüne dayanmaktadır) lansmanda sunulan en öne çıkan örnektir, ancak bu "bağımsız sürüm" birkaç gün daha Steam Mağazasında satışta olacaktır. Bir diğer amiral gemisi oyun ise Alyx modu olarak ortaya çıkan ve halihazırda Erken Erişim'de bulunan Gunman Contracts'tır.

    Ancak, özellikle Steam Frame'in "Öncelik Yayın Akışına" verdiği göz önüne alındığında, kaç programcının bu yolu izleyeceği henüz belli değil.

    Odaklanmış akış, göz takibi kullanarak görüntüleme açısına göre görüntü kalitesini ayarlamak yerine, akış için kodlanan videonun bit hızını esas alır: yalnızca odaklanılan alan yüksek bir bit hızında kodlanırken, diğer alanlar daha düşük bir hızda kodlanır. Bu, iletilmesi gereken veri miktarını azaltır ve kablosuz akışı daha fazla durumda güvenilir hale getirmelidir.

    Testte, Half-Life: Alyx'in Windows PC sürümünün akışında bu teknolojinin etkisi, bağımsız moddaki foveal akışın etkisine kıyasla gözle algılanabilir değildi ancak görüntü her zaman pürüzsüzdü ve bağımsız sürüme göre önemli ölçüde daha yüksek kalitedeydi.

    Foveated Streaming, oyun entegrasyonu gerektirmez çünkü SteamVR kodlamayı kendisi halleder. Bu teknoloji, Windows PC'den yayın yaparken herhangi bir oyunla kullanılabilir.

    Şu anda yalnızca Windows bilgisayarlar için mevcuttur.

    Windows PC'den yayın yapma konusuna dikkat etmekte fayda var. Lansman sırasında, içerik yalnızca Windows PC'deki Steam İstemcisi üzerinden Steam Frame'e yayınlanabiliyor. SteamOS dahil olmak üzere alternatif işletim sistemlerine sahip sistemler henüz destek sunmuyor. Benzer şekilde, şu anda Steam Machine'den Steam Frame'e sinyal iletmek mümkün değil.

    Klavyeler, fareler veya üçüncü parti oyun kumandaları gibi diğer çevre birimleri de Bluetooth üzerinden bağlanabilir. Ancak bu ürünler için VR izleme özelliği planlanmamıştır.

    Kulaklıklar ve mikrofonlu kulaklıklar

    Steam Frame'de entegre stereo hoparlörlere ve 2 mikro diziye alternatif olarak, kulaklık veya mikrofonlu kulaklıklar da Bluetooth üzerinden eşleştirilebilir.

    Ekran ünitesinden kulaklara doğru yönlendirilmiş stereo hoparlörler oldukça ikna edici, ancak oyun oynarken başkalarını rahatsız etmek istemiyorsanız, Bluetooth kulaklık kullanmak en mantıklı seçenek.
    Mayıs ayında yeni Steam Controller'ı ve Haziran/Temmuz aylarında Steam Machine'i (inceleme) takip eden Valve, bu yılki üçüncü ve son donanım sürümünü piyasaya sürüyor: yeni VR sistemi Steam Frame. Bu inceleme, izleme, görüntü kalitesi ve bağımsız kullanım ile yayın akışı açısından performansını ele alıyor. Steam Frame, Valve'ın tamamen kendi bünyesinde geliştirdiği ilk VR sistemi olan 2019 tarihli Valve Index'i (inceleme) takip ediyor . Ancak aslında Steam operatörünün üçüncü VR başlığı: 2016 tarihli HTC Vive (inceleme), HTC ile yakın işbirliği içinde oluşturulmuş ve SteamVR'ı tanıtmıştı. Steam Frame ve Valve Index: Önceki modeline göre iyileştirmeler karşılaştırması Steam Frame, Quest 3 ve PSVR 2: Valve'ın yeni PC VR kulaklıklarının karşılaştırması Peki, 2019'daki Valf Endeksi'ne kıyasla neler değişti? Aşağıdaki tablo kapsamlı bir genel bakış sunmaktadır; özellikle şunlar dikkat çekicidir. [ol] [li]Dıştan izleme yerine içten dışa izleme (6DOF)[/li] [li]Bağımsız Mod (Steam Frame Üzerinde Görüntüleme)[/li] [li]Steam Link ile kablo yerine kablosuz olarak yayın yapın.[/li] [li]Güç kaynağı kablo yerine lityum iyon pil ile sağlanır.[/li] [li]Kilo kaybında belirgin azalma[/li] [li]Göz takibi (odaklanmış görüntüleme ve yayın için) ve el takibi[/li] [/ol] [h2]İki mod: akışlı ve bağımsız [/h2]Valve Index (inceleme) Steam Link üzerinden içerik oynatmak için kablolu bir PC bağlantısı gerektiriyordu. Steam Frame artık Steam Link üzerinden kablosuz akışı (ve sadece kablosuz olarak) destekliyor ve oyunları kendi başına da işleyebiliyor. Valve, Steam Frame öncelikle oyun bilgisayarından veya dizüstü bilgisayardan yayın yapmaya odaklı olarak görüyor. Bağımsız çalışma özelliği de destekleniyor. [quote]Steam Frame, Steam kütüphanenizin tamamını yönetebilen, öncelikle yayın akışına odaklı, kablosuz bir VR gözlüğü ve kumanda setidir. Sürükleyici VR deneyimine adım atın veya arkanıza yaslanıp VR olmayan oyun kataloğunuzun keyfini çıkarın. Ayrıca bağımsız oyun oynamayı da destekler.[/quote] Oyun yerel olarak işleniyor veya Steam Frame'e aktarılıyor olsun, SteamOS kullanıcı arayüzü varsayılan olarak kulaklıkta her zaman 90 Hz'de işlenir. Oyunun kendisinde ise yenileme hızı moda bağlıdır. [h3]1. Bağımsız (Steam Frame üzerinde görüntüleme) [/h3]Steam Frame, Valve'ın x86 yerine Arm mimarisine sahip ilk SteamOS platformudur. Steam Deck ve Steam Machine (1. ve mevcut nesiller) x86 işlemciler kullanırken, Steam Frame Arm tabanlı Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemci kullanmaktadır. Kullanılan işletim sistemi yine SteamOS, ancak bu sefer Arm için 64 bitlik bir sürüm. Valve ayrıca Steam'i ve Windows'tan Linux'a çeviri yapan Proton'u da buna göre uyarlamak zorunda kaldı (Proton for Arm64). [h3]Linux için Arm64 oyunları: Lighthouse Half-Life: Alyx [/h3]Çevirinin olmadığı bir dünyada, Steam Frame'in çalışması için Arm64 üzerinde Linux için yazılıma ihtiyaç duyulmaktadır ve bu yazılım mevcuttur. Half-Life: Alyx'in Arm64 sürümü (inceleme) ( Linux için Vulkan sürümüne dayanmaktadır) lansmanda sunulan en öne çıkan örnektir, ancak bu "bağımsız sürüm" birkaç gün daha Steam Mağazasında satışta olacaktır. Bir diğer amiral gemisi oyun ise Alyx modu olarak ortaya çıkan ve halihazırda Erken Erişim'de bulunan Gunman Contracts'tır. Ancak, özellikle Steam Frame'in "Öncelik Yayın Akışına" verdiği göz önüne alındığında, kaç programcının bu yolu izleyeceği henüz belli değil. Odaklanmış akış, göz takibi kullanarak görüntüleme açısına göre görüntü kalitesini ayarlamak yerine, akış için kodlanan videonun bit hızını esas alır: yalnızca odaklanılan alan yüksek bir bit hızında kodlanırken, diğer alanlar daha düşük bir hızda kodlanır. Bu, iletilmesi gereken veri miktarını azaltır ve kablosuz akışı daha fazla durumda güvenilir hale getirmelidir. Testte, Half-Life: Alyx'in Windows PC sürümünün akışında bu teknolojinin etkisi, bağımsız moddaki foveal akışın etkisine kıyasla gözle algılanabilir değildi ancak görüntü her zaman pürüzsüzdü ve bağımsız sürüme göre önemli ölçüde daha yüksek kalitedeydi. Foveated Streaming, oyun entegrasyonu gerektirmez çünkü SteamVR kodlamayı kendisi halleder. Bu teknoloji, Windows PC'den yayın yaparken herhangi bir oyunla kullanılabilir. [h3]Şu anda yalnızca Windows bilgisayarlar için mevcuttur.[/h3] Windows PC'den yayın yapma konusuna dikkat etmekte fayda var. Lansman sırasında, içerik yalnızca Windows PC'deki Steam İstemcisi üzerinden Steam Frame'e yayınlanabiliyor. SteamOS dahil olmak üzere alternatif işletim sistemlerine sahip sistemler henüz destek sunmuyor. Benzer şekilde, şu anda Steam Machine'den Steam Frame'e sinyal iletmek mümkün değil. Klavyeler, fareler veya üçüncü parti oyun kumandaları gibi diğer çevre birimleri de Bluetooth üzerinden bağlanabilir. Ancak bu ürünler için VR izleme özelliği planlanmamıştır. [h3]Kulaklıklar ve mikrofonlu kulaklıklar [/h3]Steam Frame'de entegre stereo hoparlörlere ve 2 mikro diziye alternatif olarak, kulaklık veya mikrofonlu kulaklıklar da Bluetooth üzerinden eşleştirilebilir. Ekran ünitesinden kulaklara doğru yönlendirilmiş stereo hoparlörler oldukça ikna edici, ancak oyun oynarken başkalarını rahatsız etmek istemiyorsanız, Bluetooth kulaklık kullanmak en mantıklı seçenek.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Acer yeni kapaklı cihaz olan Project Dualplay Mini'yi tanıttı
    Acer, IFA 2026'da Predator markası altında Project DualPlay Mini konsept cihazını tanıttı. Bu taşınabilir oyun bilgisayarı, dönebilen ekranı ve entegre klavyesi sayesinde kompakt bir dizüstü bilgisayara dönüşebiliyor. Fütüristik ama biraz da rustik bir görünüme sahip. Siz ne düşünüyorsunuz?

    Oyun modunda, cihaz fiziksel girişler kullanarak tanıdık kontroller sunar. Dönüştürme işleminden sonra, kullanıcı arkadan aydınlatmalı bir klavye alır ve bazı oyunlar için Bluetooth fare bağlanabilir. Bu seçenek öncelikle klavye ve fare kontrollerinin oyun kumandasından daha kullanışlı olduğu birinci şahıs nişancı oyunları ve strateji oyunları için tasarlanmıştır.

    Project DualPlay Mini, belge işleme ve diğer görevler için normal bir kompakt bilgisayar olarak da kullanılabilir. Acer ayrıca harici bir monitör bağlama özelliğini de duyurdu.

    Soğutma, Predator Atlas 8'de kullanılan sisteme benzer çift fanlı bir sistemle sağlanıyor. Tasarımda, üreticiye göre plastik bir çözüme kıyasla hava akışını %10'a kadar artırabilen metal bir Predator AeroBlade fanı kullanılıyor.

    Cihazın ağırlığı da dahil olmak üzere ayrıntılı özellikler henüz açıklanmadı. Acer, Project DualPlay Mini'nin hala bir konsept olduğunu vurguluyor, bu nedenle çıkış tarihi ve piyasaya sürülme tarihi henüz duyurulmadı.
    Acer, IFA 2026'da Predator markası altında Project DualPlay Mini konsept cihazını tanıttı. Bu taşınabilir oyun bilgisayarı, dönebilen ekranı ve entegre klavyesi sayesinde kompakt bir dizüstü bilgisayara dönüşebiliyor. Fütüristik ama biraz da rustik bir görünüme sahip. Siz ne düşünüyorsunuz? Oyun modunda, cihaz fiziksel girişler kullanarak tanıdık kontroller sunar. Dönüştürme işleminden sonra, kullanıcı arkadan aydınlatmalı bir klavye alır ve bazı oyunlar için Bluetooth fare bağlanabilir. Bu seçenek öncelikle klavye ve fare kontrollerinin oyun kumandasından daha kullanışlı olduğu birinci şahıs nişancı oyunları ve strateji oyunları için tasarlanmıştır. Project DualPlay Mini, belge işleme ve diğer görevler için normal bir kompakt bilgisayar olarak da kullanılabilir. Acer ayrıca harici bir monitör bağlama özelliğini de duyurdu. Soğutma, Predator Atlas 8'de kullanılan sisteme benzer çift fanlı bir sistemle sağlanıyor. Tasarımda, üreticiye göre plastik bir çözüme kıyasla hava akışını %10'a kadar artırabilen metal bir Predator AeroBlade fanı kullanılıyor. Cihazın ağırlığı da dahil olmak üzere ayrıntılı özellikler henüz açıklanmadı. Acer, Project DualPlay Mini'nin hala bir konsept olduğunu vurguluyor, bu nedenle çıkış tarihi ve piyasaya sürülme tarihi henüz duyurulmadı.
    Beğen
    9
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 946 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Kablosuz kulaklıklar için radyo mu yoksa Bluetooth mu daha iyi?
    Kablosuz kulaklıkların kullanım amacına ve koşullarına bağlıdır.

    Bluetooth'un Avantajları:
    • Çok yönlülük. Bluetooth, neredeyse tüm modern cihazlara entegre edilmiştir: akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve birçok televizyon. Bağlantı hızlı ve kolaydır, genellikle insan müdahalesi olmadan tamamen otomatik olarak gerçekleşir.
    • Ek cihaz gerekmez. Bağlı cihazlarda Bluetooth varsa, ek ekipmana ihtiyaç duyulmaz.
    • Radyo kanalının avantajları:
    • Düşük gecikme süresi. Radyo kanalları genellikle minimum gecikme süresine sahiptir. Bu, oyun ve profesyonel ses çalışmaları gibi anında yanıt gerektiren senaryolar için önemli bir avantajdır.
    • Kararlılık. Çok sayıda bağlı cihazın (Wi-Fi, Bluetooth) bulunduğu yoğun sistemlerde, radyo kanalı daha güvenilir çalışır. Daha az parazit ve daha az bağlantı kesintisi olur.
    • Menzil. Radyo, genellikle Bluetooth'tan daha uzun menzile sahiptir ve engelleri daha iyi aşar.
    Radyo ve Bluetooth arasında seçim yaparken öncelikle ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurun. Akıllı telefondan müzik dinlemek için çok yönlü ve kullanışlı Bluetooth seçeneği idealdir.

    Gecikmeyi en aza indirmek önemliyse, örneğin oyun oynarken veya profesyonel ses çalışmalarında, radyo kanalı en uygun çözümdür. Bu nedenle birçok kablosuz kulak üstü kulaklık bu bağlantı seçeneğini sunmaktadır. Kulak içi modellerde ise radyo bağlantısı daha az yaygındır.

    Alıntıdır...
    [b]Kablosuz kulaklıkların kullanım amacına ve koşullarına bağlıdır.[/b] Bluetooth'un Avantajları: [ul] [li]Çok yönlülük. Bluetooth, neredeyse tüm modern cihazlara entegre edilmiştir: akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve birçok televizyon. Bağlantı hızlı ve kolaydır, genellikle insan müdahalesi olmadan tamamen otomatik olarak gerçekleşir.[/li] [li]Ek cihaz gerekmez. Bağlı cihazlarda Bluetooth varsa, ek ekipmana ihtiyaç duyulmaz.[/li] [li]Radyo kanalının avantajları:[/li] [/ul] [ul] [li]Düşük gecikme süresi. Radyo kanalları genellikle minimum gecikme süresine sahiptir. Bu, oyun ve profesyonel ses çalışmaları gibi anında yanıt gerektiren senaryolar için önemli bir avantajdır.[/li] [li]Kararlılık. Çok sayıda bağlı cihazın (Wi-Fi, Bluetooth) bulunduğu yoğun sistemlerde, radyo kanalı daha güvenilir çalışır. Daha az parazit ve daha az bağlantı kesintisi olur.[/li] [li]Menzil. Radyo, genellikle Bluetooth'tan daha uzun menzile sahiptir ve engelleri daha iyi aşar.[/li] [/ul] Radyo ve Bluetooth arasında seçim yaparken öncelikle ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurun. Akıllı telefondan müzik dinlemek için çok yönlü ve kullanışlı Bluetooth seçeneği idealdir. Gecikmeyi en aza indirmek önemliyse, örneğin oyun oynarken veya profesyonel ses çalışmalarında, radyo kanalı en uygun çözümdür. Bu nedenle birçok kablosuz kulak üstü kulaklık bu bağlantı seçeneğini sunmaktadır. Kulak içi modellerde ise radyo bağlantısı daha az yaygındır. Alıntıdır...
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 792 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Kablosuz farem çalışmıyor, ne yapmalıyım?
    Kablosuz fareyle ilgili sorunlar (algılanmama, bağlantı kesilmesi, açılmama) aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:
    • Farenin kendisinde meydana gelen arıza;
    • Yazılım uyumsuzlukları ve çakışmaları;
    • İşletim sistemi arızaları.
    Adım 1: Güç kaynağını kontrol edin
    Fare, bitmiş veya düşük pil seviyesi nedeniyle çalışmayabilir. Ancak, güç eksikliği tamamen arızaya neden olmayabilir, bunun yerine gecikmeli yanıt ve tuş basımlarının kaçırılmasına yol açabilir. Şarj edilmiş piller sorunu tamamen çözer.

    Adım 2: Sinyal kalitesini kontrol edin

    Radyo iletişimi : USB alıcısının bilgisayar portuna güvenli bir şekilde takılması gerekir. Bu sorun, dongle'ın USB 2.0 portu yerine USB 3.0 portuna takılması durumunda ortaya çıkabilir. Bazen, alıcı ile fare arasındaki iletişimi yeniden sağlamak için, alıcıyı çıkarın, fareyi kapatın, dongle'ı tekrar takın ve birkaç saniye sonra alt paneldeki anahtarı kullanarak fareyi açın.

    Bluetooth - Öncelikle bilgisayarınızda Bluetooth'un etkinleştirilmiş olduğundan emin olun. Sorun bir dizüstü bilgisayarda oluşuyorsa, görev çubuğunun sağ tarafındaki "Ağ" simgesine tıklamak için yerleşik dokunmatik yüzeyi kullanın. Açılan pencerede Bluetooth simgesi vurgulanmamışsa, etkinleştirmek için üzerine tıklayın.

    Bluetooth etkin olmasına rağmen fare çalışmıyorsa, modülü birkaç saniyeliğine kapatıp tekrar açabilirsiniz. Fare otomatik olarak yeniden bağlanacaktır.
    Farenin düzgün çalışıp çalışmadığından tamamen emin olmak için, işlevselliğini başka bir bilgisayarda test edebilirsiniz.
    3. Adım: Sürücülerinizi güncelleyin
    Fare sorunları, güncel olmayan veya uyumsuz sürücülerden kaynaklanabilir. Sorunu gidermek için şu adımları izleyin:
    • Fare üreticisinin resmi internet sitesine gidin;
    • Destek veya indirme bölümünü bulun;
    • Aracınızın modeline uygun en son sürücü sürümünü indirin;
    • Güncellenmiş yazılımı yükleyin.
    • Adım 4: Diğer kablosuz cihazları devre dışı bırakın
    • Sorunu teşhis etmek için şu adımları izleyin:
    • Parazite neden olabilecek diğer kablosuz cihazları (Bluetooth kulaklıklar, klavyeler) geçici olarak kapatın.
    • Donanım çakışmalarını önlemek için ek giriş aygıtlarını (dokunmatik yüzeyler, diğer fareler) devre dışı bırakın.
    Bunu yapmak için, mevcut Windows 11 işletim sistemini örnek olarak kullanarak, şu adımları izlemeniz gerekir: “Ayarlar” → “Bluetooth ve cihazlar” → “Cihazlar” → cihazı seçin → “Özellikler” (üç nokta) → “Kaldır”.

    Bu, sorunun radyo parazitinden mi yoksa cihaz çakışmasından mı kaynaklandığını belirlemeye yardımcı olacaktır.
    Fareniz aniden çalışmayı durdurursa, yakın zamanda yüklenmiş bir yazılım, örneğin çevre birimi yönetim yazılımı, suçlu olabilir.
    Alintıdır...
    [b]Kablosuz fareyle ilgili sorunlar (algılanmama, bağlantı kesilmesi, açılmama) aşağıdaki nedenlerden kaynaklanabilir:[/b] [ul] [li]Farenin kendisinde meydana gelen arıza;[/li] [li]Yazılım uyumsuzlukları ve çakışmaları;[/li] [li]İşletim sistemi arızaları.[/li] [/ul] [b]Adım 1: Güç kaynağını kontrol edin[/b] Fare, bitmiş veya düşük pil seviyesi nedeniyle çalışmayabilir. Ancak, güç eksikliği tamamen arızaya neden olmayabilir, bunun yerine gecikmeli yanıt ve tuş basımlarının kaçırılmasına yol açabilir. Şarj edilmiş piller sorunu tamamen çözer. [b]Adım 2: Sinyal kalitesini kontrol edin[/b] [b]Radyo iletişimi :[/b] USB alıcısının bilgisayar portuna güvenli bir şekilde takılması gerekir. Bu sorun, dongle'ın USB 2.0 portu yerine USB 3.0 portuna takılması durumunda ortaya çıkabilir. Bazen, alıcı ile fare arasındaki iletişimi yeniden sağlamak için, alıcıyı çıkarın, fareyi kapatın, dongle'ı tekrar takın ve birkaç saniye sonra alt paneldeki anahtarı kullanarak fareyi açın. [b]Bluetooth[/b] - Öncelikle bilgisayarınızda Bluetooth'un etkinleştirilmiş olduğundan emin olun. Sorun bir dizüstü bilgisayarda oluşuyorsa, görev çubuğunun sağ tarafındaki "Ağ" simgesine tıklamak için yerleşik dokunmatik yüzeyi kullanın. Açılan pencerede Bluetooth simgesi vurgulanmamışsa, etkinleştirmek için üzerine tıklayın. Bluetooth etkin olmasına rağmen fare çalışmıyorsa, modülü birkaç saniyeliğine kapatıp tekrar açabilirsiniz. Fare otomatik olarak yeniden bağlanacaktır. [quote]Farenin düzgün çalışıp çalışmadığından tamamen emin olmak için, işlevselliğini başka bir bilgisayarda test edebilirsiniz.[/quote] 3. Adım: Sürücülerinizi güncelleyin Fare sorunları, güncel olmayan veya uyumsuz sürücülerden kaynaklanabilir. Sorunu gidermek için şu adımları izleyin: [ul] [li]Fare üreticisinin resmi internet sitesine gidin;[/li] [li]Destek veya indirme bölümünü bulun;[/li] [li]Aracınızın modeline uygun en son sürücü sürümünü indirin;[/li] [li]Güncellenmiş yazılımı yükleyin.[/li] [li]Adım 4: Diğer kablosuz cihazları devre dışı bırakın[/li] [li]Sorunu teşhis etmek için şu adımları izleyin:[/li] [/ul] [ul] [li]Parazite neden olabilecek diğer kablosuz cihazları (Bluetooth kulaklıklar, klavyeler) geçici olarak kapatın.[/li] [li]Donanım çakışmalarını önlemek için ek giriş aygıtlarını (dokunmatik yüzeyler, diğer fareler) devre dışı bırakın.[/li] [/ul] Bunu yapmak için, mevcut Windows 11 işletim sistemini örnek olarak kullanarak, şu adımları izlemeniz gerekir: “Ayarlar” → “Bluetooth ve cihazlar” → “Cihazlar” → cihazı seçin → “Özellikler” (üç nokta) → “Kaldır”. Bu, sorunun radyo parazitinden mi yoksa cihaz çakışmasından mı kaynaklandığını belirlemeye yardımcı olacaktır. [quote]Fareniz aniden çalışmayı durdurursa, yakın zamanda yüklenmiş bir yazılım, örneğin çevre birimi yönetim yazılımı, suçlu olabilir.[/quote] Alintıdır...
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Soket-X - 2026 AMD İşlemcilerinin Her Biri 6 Dakikada Açıklandı...
    https://youtu.be/ES98qvtlAGg?si=pNvvftcaUSwZppdi
    2026 AMD İşlemcilerinin Her Biri 6 Dakikada Açıklandı
    (Altyazı Türkçe dil desteği Youtube sayfasında mevcuttur)

    AMD Ryzen işlemci isimlerinin ne anlama geldiğini tahmin etmeyi bırakın. Ryzen 3'ten Threadripper'ın inanılmaz gücüne kadar, bu video tüm AMD ürün gamını nihayet anlamlı bir şekilde açıklıyor - pazarlama abartısı yok, aşırı karmaşık özellikler yok. Sadece benchmarklara bakmak yerine, her işlemcinin gerçek kullanımda nasıl bir his verdiğini, kimler için tasarlandığını ve 2026'da bu kafa karıştırıcı sayıları ve harfleri nasıl okuyacağınızı anlayacaksınız. Eğer Ryzen 7 9800X3D veya Ryzen Z1 gibi isimlere bakıp "bu da ne?" diye düşündüyseniz, bu video tam size göre.

    ZAMAN DAMGALARI
    0:00 - Ryzen 3 (Uygun Fiyatlı Başlangıç)
    0:29 - İsimlendirme Hilesi (Ryzen Numaralarını Nasıl Okuyabilirsiniz)
    1:00 - Soneklerin Açıklaması (X, G, F, X3D)
    1:26 - Ryzen 5 (Çoğu Kişi İçin İdeal Nokta)
    1:53 - Ryzen 7 (Akış ve Çoklu Görev)
    2:18 - Ryzen 9 (Dakikaların Önemli Olduğu Durumlar)
    2:41 - Ryzen X3D (Tartışmasız Oyun Kralı)
    3:13 - Threadripper (İnanılmaz İş İstasyonu Gücü)
    3:39 - EPYC (İnternetin Omurgası)
    3:54 - Eski Çipler (Athlon ve FX Fosilleri)
    4:12 - Ryzen AI (Dizüstü Bilgisayarların Geleceği)
    4:30 - Ryzen Z (Elinizdeki Konsollar)
    4:45 - Ryzen PRO (Kurumsal Standart)
    5:06 - Mobil İşlemci Sonekleri (U, HS, HX)
    5:50 - Gerçekten Ne Almalısınız?

    (En İyi Fiyat Performansı) KARŞILAŞTIRILAN İŞLEMCİLER: • Ryzen 3 vs 5 vs 7 vs 9 vs X3D • Bütçe, Orta Seviye ve Üst Seviye AMD CPU'lar • Dizüstü Bilgisayar Çipleri: U vs HS vs HX • Gerçekten bir Threadripper'a ihtiyacınız var mı? • Tüketici ve Sunucu İşlemcileri (EPYC) Öğrenecekleriniz: • Bir CPU'nun yaşını ve gücünü isminden anında nasıl anlayabilirsiniz • Daha fazla çekirdeğin her zaman daha iyi oyun performansı anlamına gelmemesinin nedenleri • X3D'nin kare hızlarınıza gerçekte ne yaptığı (ve neden önemli olduğu) • Ryzen AI ve yeni NPU donanımı hakkındaki gerçekler • Pil ömrü (U serisi) ve ham güç (HX) arasında nasıl seçim yapılır.
    https://youtu.be/ES98qvtlAGg?si=pNvvftcaUSwZppdi 2026 AMD İşlemcilerinin Her Biri 6 Dakikada Açıklandı (Altyazı Türkçe dil desteği Youtube sayfasında mevcuttur) [i]AMD Ryzen işlemci isimlerinin ne anlama geldiğini tahmin etmeyi bırakın. Ryzen 3'ten Threadripper'ın inanılmaz gücüne kadar, bu video tüm AMD ürün gamını nihayet anlamlı bir şekilde açıklıyor - pazarlama abartısı yok, aşırı karmaşık özellikler yok. Sadece benchmarklara bakmak yerine, her işlemcinin gerçek kullanımda nasıl bir his verdiğini, kimler için tasarlandığını ve 2026'da bu kafa karıştırıcı sayıları ve harfleri nasıl okuyacağınızı anlayacaksınız. Eğer Ryzen 7 9800X3D veya Ryzen Z1 gibi isimlere bakıp "bu da ne?" diye düşündüyseniz, bu video tam size göre. [/i] ZAMAN DAMGALARI 0:00 - Ryzen 3 (Uygun Fiyatlı Başlangıç) 0:29 - İsimlendirme Hilesi (Ryzen Numaralarını Nasıl Okuyabilirsiniz) 1:00 - Soneklerin Açıklaması (X, G, F, X3D) 1:26 - Ryzen 5 (Çoğu Kişi İçin İdeal Nokta) 1:53 - Ryzen 7 (Akış ve Çoklu Görev) 2:18 - Ryzen 9 (Dakikaların Önemli Olduğu Durumlar) 2:41 - Ryzen X3D (Tartışmasız Oyun Kralı) 3:13 - Threadripper (İnanılmaz İş İstasyonu Gücü) 3:39 - EPYC (İnternetin Omurgası) 3:54 - Eski Çipler (Athlon ve FX Fosilleri) 4:12 - Ryzen AI (Dizüstü Bilgisayarların Geleceği) 4:30 - Ryzen Z (Elinizdeki Konsollar) 4:45 - Ryzen PRO (Kurumsal Standart) 5:06 - Mobil İşlemci Sonekleri (U, HS, HX) 5:50 - Gerçekten Ne Almalısınız? [i](En İyi Fiyat Performansı) KARŞILAŞTIRILAN İŞLEMCİLER: • Ryzen 3 vs 5 vs 7 vs 9 vs X3D • Bütçe, Orta Seviye ve Üst Seviye AMD CPU'lar • Dizüstü Bilgisayar Çipleri: U vs HS vs HX • Gerçekten bir Threadripper'a ihtiyacınız var mı? • Tüketici ve Sunucu İşlemcileri (EPYC) Öğrenecekleriniz: • Bir CPU'nun yaşını ve gücünü isminden anında nasıl anlayabilirsiniz • Daha fazla çekirdeğin her zaman daha iyi oyun performansı anlamına gelmemesinin nedenleri • X3D'nin kare hızlarınıza gerçekte ne yaptığı (ve neden önemli olduğu) • Ryzen AI ve yeni NPU donanımı hakkındaki gerçekler • Pil ömrü (U serisi) ve ham güç (HX) arasında nasıl seçim yapılır.[/i]
    Soket-X -  2026 AMD İşlemcilerinin Her Biri 6 Dakikada Açıklandı...
    Beğen
    1
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Yazıcıyı USB üzerinden bilgisayara bağlamak için hangi kabloya ihtiyacım var?
    Yazıcıyı bir bilgisayarın veya dizüstü bilgisayarın USB portuna bağlamak için özel bir USB Tip-A - USB Tip-B kablosuna ihtiyacınız vardır .

    Doğrudan bağlantı (ağ üzerinden değil) için, mürekkep püskürtmeli veya lazer yazıcıların büyük çoğunluğu, bir ucunda USB Tip-B (erkek, erkek) fiş (yazıcının portuna takılır) ve diğer ucunda USB Tip-A (erkek, erkek) fiş (bilgisayarın portuna takılır) bulunan bir kablo gerektirir.

    Genellikle yazıcıyla birlikte uygun kablo verilir, ancak bazen üreticiler maliyetten tasarruf etmek için kabloyu kendiniz satın almak zorunda kalırsınız.
    Yazıcıyı bağlamak için USB kablosu seçerken, kablo uzunluğunu göz önünde bulundurun. Yazıcının kurulum yerini ve sistem ünitesine veya dizüstü bilgisayar portuna olan mesafeyi dikkate alın. Genellikle 1,5-2 metre uzunluğunda bir kablo yeterlidir.
    Alıntıdır
    Yazıcıyı bir bilgisayarın veya dizüstü bilgisayarın USB portuna bağlamak için özel bir [b]USB Tip-A - USB Tip-B[/b] kablosuna ihtiyacınız vardır . Doğrudan bağlantı (ağ üzerinden değil) için, mürekkep püskürtmeli veya lazer yazıcıların büyük çoğunluğu, bir ucunda USB Tip-B (erkek, erkek) fiş (yazıcının portuna takılır) ve diğer ucunda USB Tip-A (erkek, erkek) fiş (bilgisayarın portuna takılır) bulunan bir kablo gerektirir. Genellikle yazıcıyla birlikte uygun kablo verilir, ancak bazen üreticiler maliyetten tasarruf etmek için kabloyu kendiniz satın almak zorunda kalırsınız. [quote][i]Yazıcıyı bağlamak için USB kablosu seçerken, kablo uzunluğunu göz önünde bulundurun. Yazıcının kurulum yerini ve sistem ünitesine veya dizüstü bilgisayar portuna olan mesafeyi dikkate alın. Genellikle 1,5-2 metre uzunluğunda bir kablo yeterlidir.[/i][/quote] Alıntıdır
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 796 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Lunacy Louder Nasıl Bir Kulaklık? Türkiye’ye Gelecek mi?

    Lunacy Louder Kulaklık Türkiye

    Dürüst olalım: Lunacy Louder, ilk bakışta insanı güldüren, ama sonra bir şeyleri kaçırdığınızı hissettiren kulaklıklara benziyor. Pazarlama taktiğine bağlanamayacak kadar çok cazip özelliği var: 60 saate kadar pil ömrü, iki değiştirilebilir pil, şarj istasyonu, mini pil yedekleme ve iki bağlantı yöntemi.

    Lunacy Louder neden ilgi görüyor ki?

    Çoğu "yeni amiral gemisi" telefonun sorunu, ya çok gösterişli görünmeleri ya da iyi performans göstermeleri, ancak gerçek bir vizyondan yoksun olmalarıdır. Lunacy Louder bu kategoriye girmiyor: çok büyük bir fikirleri var: sizi şarj cihazının yanında yaşamaya zorlamayan kablosuz oyun kulaklıkları üretmek.

    Bu sadece "evet, Bluetooth, evet, RGB, ne olmuş yani?" demekle kalmıyor. Burada size hemen bir şarj istasyonu, iki pil ve net bir senaryo sunuluyor: biri bittiğinde ikincisini takabiliyorsunuz ve müziğiniz, oyununuz veya görüşmeniz kesintiye uğramıyor. Herkesin sürekli kablolar ve şarj cihazlarıyla uğraşmaktan bıktığı 2026 yılında, bu yaklaşım sadece uygun değil, aynı zamanda son derece zamanında görünüyor.

    Başka bir amiral gemisi yerine sıra dışı bir fikir.

    Louder'ın çekiciliğinin sırrı, "sıradan bir oyun kulaklığı" olmaları değil. Lunacy'nin, geleneksel markaların "uzun pil ömrü" iddialarıyla geçiştirmeyi tercih ettiği bir sorunu gerçekten çözmüş olmalarıdır.

    Burada pil ömrü sadece bir iddia değil, bir mekanizma. İki pil, kulaklığın içindeki bir tampon ve bir şarj istasyonu dahil; bunlar sadece süsleme değil, tam teşekküllü mühendislik özellikleri. Ve insanlar genellikle bu tür şeyleri tartışmaya, arkadaşlarına iletmeye ve incelemelerde detaylıca ele almaya başlıyorlar.

    Bu durum 2026'da neden önemli?

    Çünkü piyasa, görünüşte kullanışlı ancak sürekli dikkat gerektiren sıkıcı kablosuz kulaklıklardan bıktı. 2026'daki kullanıcılar sadece "çalışan" değil, baş ağrısı yaratmayan bir şey istiyorlar.

    Lunacy Louder tam da bu noktaya değiniyor: Eğer kulaklıklar gerçekten 60 saate kadar dayanıyorsa ve pil değişimi kullanımını kesintiye uğratmıyorsa, bu artık sadece pazarlama hilesi değil, her gece şarj etme endişesinden kurtulmak için bir neden. Ve evet, bu küçük bir şey gibi görünebilir, ta ki böyle bir cihazla yaşamaya başlayana kadar.

    İçlerinde ne var?

    Şimdi asıl konuya gelelim. Lunacy Louder, 50 mm ve 30 mm sürücülere sahip iki yollu hoparlörler kullanıyor; bu da "herkesin kullandığı sıradan hoparlörler" olmadıkları, aksine daha temiz bir frekans ayrımı elde etme girişimi oldukları anlamına geliyor. Teoride bu, sesin daha odaklı olabileceği anlamına gelir: ayak sesleri kaybolmaz, orta frekanslar bulanıklaşmaz ve bas her şeyi ezmez.

    Üstelik kulaklıklar aynı anda iki dünyada birden çalışıyor: Gecikmesiz oyun deneyimi için 2.4 GHz ve telefonunuz, dizüstü bilgisayarınız ve normal günlük kullanımınız için Bluetooth 5.4. Yani bu sadece "PC'ye özel" bir kulaklık değil, masaya bağlı kalmadan yanınızda taşıyabileceğiniz bir cihaz.

    Her bir kasede iki sürücü

    Bu, en ikna edici noktalardan biri. 50 mm + 30 mm çift yönlü tasarım, tartışmaya girmeden önce test etmek isteyeceğiniz bir şey gibi görünüyor.

    Genellikle etkileyici bir ürünü vasat bir üründen ayıran da bu tür çözümlerdir: üretici sadece büyük bir hoparlör takmakla kalmaz, bunun yerine sesi daha kontrollü ve canlı hale getirmeye çalışır. Bu, özellikle oyun için faydalıdır, çünkü iyi bir kulaklık sadece ses yüksekliğiyle ilgili değil, aynı zamanda ses sahnesindeki ayrıntıları ne kadar iyi işlediğiyle de ilgilidir.

    İki mikrofon ve iki senaryo

    Louder'da çıkarılabilir bir mikrofon ve dahili bir mikrofon bulunuyor; bu da cihazın oyun moduna takılıp kalmayacağının açık bir garantisi. İster oyun oynarken ve partilerde iletişim kurarken, ister günlük kullanımda daha gizli bir görünüm için mikrofonu çıkararak kullanabilirsiniz.

    Bu, "moda olduğu için" değil, insanların sadece pazarlama görsellerinde iyi görünen kulaklıklardan gerçekten bıktığı için faydalı. Kulaklıklar yayın sırasında, aramalarda, oyunlarda ve hatta sokakta veya evde bile etkili bir şekilde kullanılabiliyorsa, artık sadece tek kullanımlık bir aksesuar değil, tam teşekküllü bir çalışma aracı haline gelirler.

    İki bağlantı yöntemi

    2.4 GHz ve Bluetooth 5.4—kulağa sıkıcı gelen bir kombinasyon, ta ki gerçekten kullanana kadar. Oyun oynamak minimum gecikme süresine sahip bir radyo kanalı gerektirirken, diğer her şey Bluetooth gerektirir; bu da her seferinde bir adaptör takmanızı gerektirmez.

    İşte Lunacy Louder'ın gerçekten parladığı nokta burası: kullanıcıyı tek bir moda kilitlemiyor, aksine bir seçim sunuyor. Bu güçlü bir hamle, çünkü 2026'da çok yönlülük, temel özellikler kadar değerli hale geliyor.

    Ana özellik

    İşte işler burada gerçekten ilginçleşiyor. Maksimum ses seviyesinde 60 saate kadar pil ömrü oldukça iddialı bir vaat, ancak Lunacy daha da ileri gitti: iki pil dahil ve dahili mini pil sayesinde pillerin değiştirilmesi güç kaynağını kesintiye uğratmıyor.

    Özetle: Oyun oynarken, canlı yayın yaparken veya seyahatteyken kulaklığınızın şarjının bitmesinden korkmuyorsunuz. Ve bu, modeli satın almak için gerçek bir neden, sadece "ilginç yeni ürünler" listesine eklemek için değil.

    60 saate kadar kullanım süresi ve değiştirilebilir piller

    Normal kablosuz kulaklıklar pil ömrüyle övünürler, ancak gerçek hayatta bu genellikle tek bir anlama gelir: bir hafta ve sonra kablo geri gelir. Louder ise burada tamamen farklı bir oyun oynuyor, çünkü çift pil, kullanım senaryosunu tamamen değiştiriyor.

    Sadece daha uzun değil, aynı zamanda daha kullanışlı. Öyle ki, kulaklıkları sürekli şarj edilmesi gereken bir cihaz olarak algılamayı gerçekten bırakabilirsiniz. Ve işte tam olarak bu şekilde, daha sonra teknik özelliklerde değil, günlük konuşmalarda ele alınan "vurucu" mekanizmalar doğuyor.

    İçinde neden mini bir pil var?

    Dahili yedek batarya fikri, bir pazarlama hilesi değil, sağlam bir mühendislik çözümünün klasik bir örneğidir. Ana bataryayı bağlantıyı kaybetmeden kolayca değiştirebilmeniz için birkaç dakikalık yedek güç sağlar.

    Bunlar, birçok "akıllı" cihazın sahip olmadığı özelliklerdir: sunumlarda harika ses çıkarırlar, ancak günlük kullanımda rahatsız edicidirler. Louder ise, bu süreçteki stresi ortadan kaldırmaya çalışıyor ve bu da onun lehine çok güçlü bir argüman.

    Hayatta bu neden elverişli?

    Louder'ın en iyi yanı, sadece oyun için olmaması. Evet, bunlar oyun kulaklıkları, ancak tasarımları yayın akışı, telefon görüşmeleri ve günlük kullanım için de mükemmel bir şekilde uygun. Bluetooth 5.4, uzun pil ömrü ve çift mikrofon, onları dar bir kutuya sığmayacak kadar çok yönlü kılıyor.

    Bu da önemli, çünkü 2026'da insanlar giderek sadece "oyun cihazı" değil, günlük hayatta onları rahatsız etmeyecek çok yönlü bir cihaz satın alıyorlar. Bu nedenle Lunacy Louder, "oyun için iyi, günlük kullanım için değil" uzlaşmalarından bıkanlar arasında popüler olabilir.

    Lunacy Louder'ın Neden Büyük Bir Olay Olabileceği

    Asıl sebep basit: Akılda kalıcı bir fikirleri var. "Dünyanın en iyi sesi" değil, "ultra hafif tasarım" değil, soyut bir kavram da değil; çok somut bir şey: İstediğiniz kadar dinleyin, pili değiştirin, endişelenmeyin. Açıklaması kolay, hatırlaması kolay ve konuşmada satması kolay.

    İkinci neden ise pratikliktir. Louder'lar sadece gösteriş amaçlı bir oyuncak gibi görünmezler: oyunları, yayınları ve günlük kullanımı gerçekten kapsarlar. Bu da onların bir şaka aracı olarak değil, düzgün çalışan bir cihaz olarak kullanılabileceği anlamına gelir.

    Gerçekten de hayranlık uyandırıcı bir etkiye sahipler.

    Şarj istasyonu, değiştirilebilir piller, kulaklık kabının içinde bir tampon, 60 saat pil ömrü, iki sürücü, iki mikrofon tüm bunlar anında çok ayırt edici bir imaj oluşturuyor. İşe yarıyor, bu özellikler, onlar hakkında konuşmak, tartışmak ve onları sıradan kablosuz kulaklıklarla karşılaştırmak istemenizi sağlıyor.

    Bunlar üst düzey trendde yer alıyor.
    Tüketiciler giderek daha çok, sadece kimliği belirsiz donanımlar değil, karakter sahibi şeyler istiyorlar. Lunacy Louder tam da bu: Tuhaf olmaktan çekinmiyorlar, ama anlamsız da görünmüyorlar.

    Başarılı olmasını beklemeli miyiz?

    Evet, eğer sıradışı, üst düzey ve gerçekten ilgi çekici olarak nitelendirilebilecek bir ürün arıyorsanız, Lunacy Louders tam size göre. Sıradan bir kablosuz kulaklık olarak geçiştirilemeyecek kadar sağlam bir yapıya sahip.

    Ancak bir dezavantajı da var: Eğer biri mümkün olan en basit, en hafif ve "açıkça karmaşık olmayan" modeli istiyorsa, Louder aşırıya kaçmış gibi görünebilir. Bu başlı başına bir dezavantaj değil; sadece çok fazla karaktere sahipler.

    Özetle, Lunacy Louder 2026'nın en büyük hitlerinden biri olabilir; bunun nedeni en ucuz veya en çok yönlü olmaları değil, nihayet gerçekten akılda kalıcı bir şey sunmalarıdır. Bunlar, bir fikre, bir karaktere ve hayranlık uyandıran özelliklerle günlük kullanışlılığın nadir bir karışımına sahip kulaklıklardır.

    Kısacası, Louder "eh, fena değil" demekle ilgili değil. "Vay canına, bu çok ilginç" demekle ilgili. Ve tam da bu tür ürünler en çok yankı uyandıran ürünler olma eğilimindedir.
    [h2]Lunacy Louder Kulaklık Türkiye [/h2] Dürüst olalım: Lunacy Louder, ilk bakışta insanı güldüren, ama sonra bir şeyleri kaçırdığınızı hissettiren kulaklıklara benziyor. Pazarlama taktiğine bağlanamayacak kadar çok cazip özelliği var: 60 saate kadar pil ömrü, iki değiştirilebilir pil, şarj istasyonu, mini pil yedekleme ve iki bağlantı yöntemi. [h3] Lunacy Louder neden ilgi görüyor ki?[/h3] Çoğu "yeni amiral gemisi" telefonun sorunu, ya çok gösterişli görünmeleri ya da iyi performans göstermeleri, ancak gerçek bir vizyondan yoksun olmalarıdır. Lunacy Louder bu kategoriye girmiyor: çok büyük bir fikirleri var: sizi şarj cihazının yanında yaşamaya zorlamayan kablosuz oyun kulaklıkları üretmek. Bu sadece "evet, Bluetooth, evet, RGB, ne olmuş yani?" demekle kalmıyor. Burada size hemen bir şarj istasyonu, iki pil ve net bir senaryo sunuluyor: biri bittiğinde ikincisini takabiliyorsunuz ve müziğiniz, oyununuz veya görüşmeniz kesintiye uğramıyor. Herkesin sürekli kablolar ve şarj cihazlarıyla uğraşmaktan bıktığı 2026 yılında, bu yaklaşım sadece uygun değil, aynı zamanda son derece zamanında görünüyor. [h3]Başka bir amiral gemisi yerine sıra dışı bir fikir. [/h3] Louder'ın çekiciliğinin sırrı, "sıradan bir oyun kulaklığı" olmaları değil. Lunacy'nin, geleneksel markaların "uzun pil ömrü" iddialarıyla geçiştirmeyi tercih ettiği bir sorunu gerçekten çözmüş olmalarıdır. Burada pil ömrü sadece bir iddia değil, bir mekanizma. İki pil, kulaklığın içindeki bir tampon ve bir şarj istasyonu dahil; bunlar sadece süsleme değil, tam teşekküllü mühendislik özellikleri. Ve insanlar genellikle bu tür şeyleri tartışmaya, arkadaşlarına iletmeye ve incelemelerde detaylıca ele almaya başlıyorlar. [h3]Bu durum 2026'da neden önemli?[/h3] Çünkü piyasa, görünüşte kullanışlı ancak sürekli dikkat gerektiren sıkıcı kablosuz kulaklıklardan bıktı. 2026'daki kullanıcılar sadece "çalışan" değil, baş ağrısı yaratmayan bir şey istiyorlar. Lunacy Louder tam da bu noktaya değiniyor: Eğer kulaklıklar gerçekten 60 saate kadar dayanıyorsa ve pil değişimi kullanımını kesintiye uğratmıyorsa, bu artık sadece pazarlama hilesi değil, her gece şarj etme endişesinden kurtulmak için bir neden. Ve evet, bu küçük bir şey gibi görünebilir, ta ki böyle bir cihazla yaşamaya başlayana kadar. [h3]İçlerinde ne var? [/h3]Şimdi asıl konuya gelelim. Lunacy Louder, 50 mm ve 30 mm sürücülere sahip iki yollu hoparlörler kullanıyor; bu da "herkesin kullandığı sıradan hoparlörler" olmadıkları, aksine daha temiz bir frekans ayrımı elde etme girişimi oldukları anlamına geliyor. Teoride bu, sesin daha odaklı olabileceği anlamına gelir: ayak sesleri kaybolmaz, orta frekanslar bulanıklaşmaz ve bas her şeyi ezmez. Üstelik kulaklıklar aynı anda iki dünyada birden çalışıyor: Gecikmesiz oyun deneyimi için 2.4 GHz ve telefonunuz, dizüstü bilgisayarınız ve normal günlük kullanımınız için Bluetooth 5.4. Yani bu sadece "PC'ye özel" bir kulaklık değil, masaya bağlı kalmadan yanınızda taşıyabileceğiniz bir cihaz. [h3]Her bir kasede iki sürücü[/h3] Bu, en ikna edici noktalardan biri. 50 mm + 30 mm çift yönlü tasarım, tartışmaya girmeden önce test etmek isteyeceğiniz bir şey gibi görünüyor. Genellikle etkileyici bir ürünü vasat bir üründen ayıran da bu tür çözümlerdir: üretici sadece büyük bir hoparlör takmakla kalmaz, bunun yerine sesi daha kontrollü ve canlı hale getirmeye çalışır. Bu, özellikle oyun için faydalıdır, çünkü iyi bir kulaklık sadece ses yüksekliğiyle ilgili değil, aynı zamanda ses sahnesindeki ayrıntıları ne kadar iyi işlediğiyle de ilgilidir. [h3]İki mikrofon ve iki senaryo[/h3] Louder'da çıkarılabilir bir mikrofon ve dahili bir mikrofon bulunuyor; bu da cihazın oyun moduna takılıp kalmayacağının açık bir garantisi. İster oyun oynarken ve partilerde iletişim kurarken, ister günlük kullanımda daha gizli bir görünüm için mikrofonu çıkararak kullanabilirsiniz. Bu, "moda olduğu için" değil, insanların sadece pazarlama görsellerinde iyi görünen kulaklıklardan gerçekten bıktığı için faydalı. Kulaklıklar yayın sırasında, aramalarda, oyunlarda ve hatta sokakta veya evde bile etkili bir şekilde kullanılabiliyorsa, artık sadece tek kullanımlık bir aksesuar değil, tam teşekküllü bir çalışma aracı haline gelirler. [h3]İki bağlantı yöntemi[/h3] 2.4 GHz ve Bluetooth 5.4—kulağa sıkıcı gelen bir kombinasyon, ta ki gerçekten kullanana kadar. Oyun oynamak minimum gecikme süresine sahip bir radyo kanalı gerektirirken, diğer her şey Bluetooth gerektirir; bu da her seferinde bir adaptör takmanızı gerektirmez. İşte Lunacy Louder'ın gerçekten parladığı nokta burası: kullanıcıyı tek bir moda kilitlemiyor, aksine bir seçim sunuyor. Bu güçlü bir hamle, çünkü 2026'da çok yönlülük, temel özellikler kadar değerli hale geliyor. [h3]Ana özellik[/h3] İşte işler burada gerçekten ilginçleşiyor. Maksimum ses seviyesinde 60 saate kadar pil ömrü oldukça iddialı bir vaat, ancak Lunacy daha da ileri gitti: iki pil dahil ve dahili mini pil sayesinde pillerin değiştirilmesi güç kaynağını kesintiye uğratmıyor. Özetle: Oyun oynarken, canlı yayın yaparken veya seyahatteyken kulaklığınızın şarjının bitmesinden korkmuyorsunuz. Ve bu, modeli satın almak için gerçek bir neden, sadece "ilginç yeni ürünler" listesine eklemek için değil. [h3]60 saate kadar kullanım süresi ve değiştirilebilir piller[/h3] Normal kablosuz kulaklıklar pil ömrüyle övünürler, ancak gerçek hayatta bu genellikle tek bir anlama gelir: bir hafta ve sonra kablo geri gelir. Louder ise burada tamamen farklı bir oyun oynuyor, çünkü çift pil, kullanım senaryosunu tamamen değiştiriyor. Sadece daha uzun değil, aynı zamanda daha kullanışlı. Öyle ki, kulaklıkları sürekli şarj edilmesi gereken bir cihaz olarak algılamayı gerçekten bırakabilirsiniz. Ve işte tam olarak bu şekilde, daha sonra teknik özelliklerde değil, günlük konuşmalarda ele alınan "vurucu" mekanizmalar doğuyor. [h3]İçinde neden mini bir pil var?[/h3] Dahili yedek batarya fikri, bir pazarlama hilesi değil, sağlam bir mühendislik çözümünün klasik bir örneğidir. Ana bataryayı bağlantıyı kaybetmeden kolayca değiştirebilmeniz için birkaç dakikalık yedek güç sağlar. Bunlar, birçok "akıllı" cihazın sahip olmadığı özelliklerdir: sunumlarda harika ses çıkarırlar, ancak günlük kullanımda rahatsız edicidirler. Louder ise, bu süreçteki stresi ortadan kaldırmaya çalışıyor ve bu da onun lehine çok güçlü bir argüman. [h3]Hayatta bu neden elverişli?[/h3] Louder'ın en iyi yanı, sadece oyun için olmaması. Evet, bunlar oyun kulaklıkları, ancak tasarımları yayın akışı, telefon görüşmeleri ve günlük kullanım için de mükemmel bir şekilde uygun. Bluetooth 5.4, uzun pil ömrü ve çift mikrofon, onları dar bir kutuya sığmayacak kadar çok yönlü kılıyor. Bu da önemli, çünkü 2026'da insanlar giderek sadece "oyun cihazı" değil, günlük hayatta onları rahatsız etmeyecek çok yönlü bir cihaz satın alıyorlar. Bu nedenle Lunacy Louder, "oyun için iyi, günlük kullanım için değil" uzlaşmalarından bıkanlar arasında popüler olabilir. [h3]Lunacy Louder'ın Neden Büyük Bir Olay Olabileceği[/h3] Asıl sebep basit: Akılda kalıcı bir fikirleri var. "Dünyanın en iyi sesi" değil, "ultra hafif tasarım" değil, soyut bir kavram da değil; çok somut bir şey: İstediğiniz kadar dinleyin, pili değiştirin, endişelenmeyin. Açıklaması kolay, hatırlaması kolay ve konuşmada satması kolay. İkinci neden ise pratikliktir. Louder'lar sadece gösteriş amaçlı bir oyuncak gibi görünmezler: oyunları, yayınları ve günlük kullanımı gerçekten kapsarlar. Bu da onların bir şaka aracı olarak değil, düzgün çalışan bir cihaz olarak kullanılabileceği anlamına gelir. [h3]Gerçekten de hayranlık uyandırıcı bir etkiye sahipler.[/h3] Şarj istasyonu, değiştirilebilir piller, kulaklık kabının içinde bir tampon, 60 saat pil ömrü, iki sürücü, iki mikrofon tüm bunlar anında çok ayırt edici bir imaj oluşturuyor. İşe yarıyor, bu özellikler, onlar hakkında konuşmak, tartışmak ve onları sıradan kablosuz kulaklıklarla karşılaştırmak istemenizi sağlıyor. Bunlar üst düzey trendde yer alıyor. Tüketiciler giderek daha çok, sadece kimliği belirsiz donanımlar değil, karakter sahibi şeyler istiyorlar. Lunacy Louder tam da bu: Tuhaf olmaktan çekinmiyorlar, ama anlamsız da görünmüyorlar. [h3]Başarılı olmasını beklemeli miyiz?[/h3] Evet, eğer sıradışı, üst düzey ve gerçekten ilgi çekici olarak nitelendirilebilecek bir ürün arıyorsanız, Lunacy Louders tam size göre. Sıradan bir kablosuz kulaklık olarak geçiştirilemeyecek kadar sağlam bir yapıya sahip. Ancak bir dezavantajı da var: Eğer biri mümkün olan en basit, en hafif ve "açıkça karmaşık olmayan" modeli istiyorsa, Louder aşırıya kaçmış gibi görünebilir. Bu başlı başına bir dezavantaj değil; sadece çok fazla karaktere sahipler. Özetle, Lunacy Louder 2026'nın en büyük hitlerinden biri olabilir; bunun nedeni en ucuz veya en çok yönlü olmaları değil, nihayet gerçekten akılda kalıcı bir şey sunmalarıdır. Bunlar, bir fikre, bir karaktere ve hayranlık uyandıran özelliklerle günlük kullanışlılığın nadir bir karışımına sahip kulaklıklardır. Kısacası, Louder "eh, fena değil" demekle ilgili değil. "Vay canına, bu çok ilginç" demekle ilgili. Ve tam da bu tür ürünler en çok yankı uyandıran ürünler olma eğilimindedir.
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • PCIe genişleme yuvaları nedir ve hangi boyutlarda mevcuttur?
    PCIe yuvaları yalnızca ekran kartı bağlamak için kullanılmaz ve bu nedenle farklı boyutlarda bulunur.

    PCI Express veri yolu, ekran kartları, ses kartları, genişletme kartları ve diğer ekipmanlar da dahil olmak üzere çevre birimlerini bilgisayarın anakartına bağlamak için gereklidir. Bu standardın ana özelliği yüksek bant genişliğidir.

    PCIe Nedir?
    PCIe (Peripheral Component Interconnect Express), çevre birimlerini bilgisayarın anakartına bağlayan yüksek hızlı seri bilgisayar genişletme veri yolu standardıdır.

    PCIe, genellikle grafik kartları, ağ adaptörleri, ses kartları ve depolama aygıtları gibi bileşenleri bilgisayara bağlamak için kullanılır.

    Bu, eski PCI ve AGP veri yolu standartlarına göre daha hızlı ve daha esnek bir alternatiftir ve çok daha yüksek veri aktarım hızlarına olanak tanır.

    PCIe, PCIe 1.0, PCIe 2.0, PCIe 3.0, PCIe 4.0 ve PCIe 5.0 dahil olmak üzere çeşitli sürümlerde mevcuttur ve her biri artan veri aktarım hızları ve diğer iyileştirmeler sunar.

    PCIe yuvaları, fiziksel boyutlarına, destekledikleri PCIe şerit sayısına ve elektriksel özelliklerine göre farklılık gösteren çeşitli tiplerde mevcuttur. İşte bazı yaygın PCIe yuva tipleri.

    PCIe x1: Tek veri aktarım hattını destekleyen en küçük PCIe yuvasıdır. Genellikle ses kartları veya Wi-Fi adaptörleri gibi düşük bant genişliğine sahip çevre birimleri için kullanılır.

    PCIe x4: Bu yuva, dört veri aktarım hattını destekleyerek PCIe x1 yuvasına göre daha yüksek bant genişliği sağlar. Genellikle SSD'ler veya RAID kartları gibi depolama aygıtları için kullanılır.

    PCIe x8: Bu yuva, sekiz veri aktarım hattını destekleyerek PCIe x4 yuvasından bile daha yüksek bant genişliği sağlar. Genellikle yüksek performanslı ağ ve depolama aygıtları için kullanılır.

    PCIe x16: On altı veri aktarım hattını destekleyen en büyük PCIe yuvasıdır. Genellikle grafik kartları ve çok fazla bant genişliği gerektiren diğer yüksek performanslı cihazlar için kullanılır.

    PCIe M.2: Katı hal sürücüler (SSD'ler) ve diğer küçük cihazlar için kullanılan daha küçük boyutlu bir PCIe yuvasıdır. Diğer PCIe yuvalarından farklı bir konektör kullanır ve birden fazla PCIe hattını destekler.

    PCIe Mini: Dizüstü bilgisayarlar veya mini PC'ler gibi küçük boyutlu cihazlarda kullanılan, daha da küçük boyutlu bir PCIe yuvası.

    PCIe x16 Yuvası
    PCIe x16 yuvası, bir bilgisayarın anakartında bulunan ve 16 adet PCIe bağlantı hattı sağlayan bir genişleme yuvası türüdür. Yüksek performanslı grafik kartlarını ve maksimum bant genişliği ve en hızlı veri aktarım hızlarını gerektiren diğer yüksek bant genişliğine sahip çevre birimlerini desteklemek üzere tasarlanmıştır.

    PCIe x16 yuvası genellikle yüksek performanslı bir ekran kartını bilgisayara bağlamak için kullanılır. Ekran kartları, grafik işlemcisi ile bellek arasında veri aktarımı için yüksek bant genişliğine ihtiyaç duyar ve PCIe x16, anakart üzerinde mevcut olan maksimum bant genişliğini ve en hızlı veri aktarım hızlarını sağlar.

    Alıntıdır: Electronicshub
    PCIe yuvaları yalnızca ekran kartı bağlamak için kullanılmaz ve bu nedenle farklı boyutlarda bulunur. PCI Express veri yolu, ekran kartları, ses kartları, genişletme kartları ve diğer ekipmanlar da dahil olmak üzere çevre birimlerini bilgisayarın anakartına bağlamak için gereklidir. Bu standardın ana özelliği yüksek bant genişliğidir. PCIe Nedir? PCIe (Peripheral Component Interconnect Express), çevre birimlerini bilgisayarın anakartına bağlayan yüksek hızlı seri bilgisayar genişletme veri yolu standardıdır. PCIe, genellikle grafik kartları, ağ adaptörleri, ses kartları ve depolama aygıtları gibi bileşenleri bilgisayara bağlamak için kullanılır. Bu, eski PCI ve AGP veri yolu standartlarına göre daha hızlı ve daha esnek bir alternatiftir ve çok daha yüksek veri aktarım hızlarına olanak tanır. PCIe, PCIe 1.0, PCIe 2.0, PCIe 3.0, PCIe 4.0 ve PCIe 5.0 dahil olmak üzere çeşitli sürümlerde mevcuttur ve her biri artan veri aktarım hızları ve diğer iyileştirmeler sunar. PCIe yuvaları, fiziksel boyutlarına, destekledikleri PCIe şerit sayısına ve elektriksel özelliklerine göre farklılık gösteren çeşitli tiplerde mevcuttur. İşte bazı yaygın PCIe yuva tipleri. PCIe x1: Tek veri aktarım hattını destekleyen en küçük PCIe yuvasıdır. Genellikle ses kartları veya Wi-Fi adaptörleri gibi düşük bant genişliğine sahip çevre birimleri için kullanılır. PCIe x4: Bu yuva, dört veri aktarım hattını destekleyerek PCIe x1 yuvasına göre daha yüksek bant genişliği sağlar. Genellikle SSD'ler veya RAID kartları gibi depolama aygıtları için kullanılır. PCIe x8: Bu yuva, sekiz veri aktarım hattını destekleyerek PCIe x4 yuvasından bile daha yüksek bant genişliği sağlar. Genellikle yüksek performanslı ağ ve depolama aygıtları için kullanılır. PCIe x16: On altı veri aktarım hattını destekleyen en büyük PCIe yuvasıdır. Genellikle grafik kartları ve çok fazla bant genişliği gerektiren diğer yüksek performanslı cihazlar için kullanılır. PCIe M.2: Katı hal sürücüler (SSD'ler) ve diğer küçük cihazlar için kullanılan daha küçük boyutlu bir PCIe yuvasıdır. Diğer PCIe yuvalarından farklı bir konektör kullanır ve birden fazla PCIe hattını destekler. PCIe Mini: Dizüstü bilgisayarlar veya mini PC'ler gibi küçük boyutlu cihazlarda kullanılan, daha da küçük boyutlu bir PCIe yuvası. PCIe x16 Yuvası PCIe x16 yuvası, bir bilgisayarın anakartında bulunan ve 16 adet PCIe bağlantı hattı sağlayan bir genişleme yuvası türüdür. Yüksek performanslı grafik kartlarını ve maksimum bant genişliği ve en hızlı veri aktarım hızlarını gerektiren diğer yüksek bant genişliğine sahip çevre birimlerini desteklemek üzere tasarlanmıştır. PCIe x16 yuvası genellikle yüksek performanslı bir ekran kartını bilgisayara bağlamak için kullanılır. Ekran kartları, grafik işlemcisi ile bellek arasında veri aktarımı için yüksek bant genişliğine ihtiyaç duyar ve PCIe x16, anakart üzerinde mevcut olan maksimum bant genişliğini ve en hızlı veri aktarım hızlarını sağlar. Alıntıdır: Electronicshub
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • JayzTwoCents, ekran kartınızı soğutmak için sıvı metal kullanmamanızın nedenlerini gösterir
    Termal arayüzün uygulanmasından sadece yedi ay sonra, GPU kristalinin ötesine yayılmaya başladı ve mucizevi bir şekilde ekran kartına zarar vermedi.
    Buradaki risklere göre; masaüstü pc lerde çoğunlukla lullanmıyoruz. Ancak oyun laptop-dizüstüler için işlemci sıcaklığı düşürmek için tercih edenler olabiliyor. Burada da riskler barınrdırdığı göze çarpıyor.
    https://youtu.be/6-JBEDMWBrA?si=_BL5BXGEwWsUuTTq
    (Türkçe altyazı dil desteği bulunmaktadır)

    Uzmana göre, sökme işlemi oldukça uzun sürdü. Sıvı metal pamuklu çubuklarla toplanmak zorunda kaldı. Devre kartını tamamen temizlemek için blog yazarı, laboratuvar kalitesinde izopropil alkol, bir diş fırçası ve basınçlı hava kullandı ve işlemi birkaç kez tekrarladı.

    Sıvı metalin son derece tehlikeli bir malzeme olduğunu, çünkü kontakları birbirine bağlayabileceğini, lehimleri çözebileceğini ve SMD bileşenlerinin yerinden çıkmasına neden olabileceğini vurguladı. Ayrıca, galyum, soğutma sisteminin nikel kaplamasıyla reaksiyona girerek oksijene maruz kaldığında korozyonu hızlandırır.

    JayzTwoCents, yedi ay sonra gözle görülür bir hasar olmamasına rağmen, yeni yapımda sıvı metali tekrar kullanmamaya karar verdi. Kurulumdan sonra bileşiğin sızma riskinin çok yüksek olduğunu ve sıcaklık farkının potansiyel sorunlara değmeyeceğini söyledi.

    Alıntıdır...
    Termal arayüzün uygulanmasından sadece yedi ay sonra, GPU kristalinin ötesine yayılmaya başladı ve mucizevi bir şekilde ekran kartına zarar vermedi. Buradaki risklere göre; masaüstü pc lerde çoğunlukla lullanmıyoruz. Ancak oyun laptop-dizüstüler için işlemci sıcaklığı düşürmek için tercih edenler olabiliyor. Burada da riskler barınrdırdığı göze çarpıyor. https://youtu.be/6-JBEDMWBrA?si=_BL5BXGEwWsUuTTq (Türkçe altyazı dil desteği bulunmaktadır) Uzmana göre, sökme işlemi oldukça uzun sürdü. Sıvı metal pamuklu çubuklarla toplanmak zorunda kaldı. Devre kartını tamamen temizlemek için blog yazarı, laboratuvar kalitesinde izopropil alkol, bir diş fırçası ve basınçlı hava kullandı ve işlemi birkaç kez tekrarladı. Sıvı metalin son derece tehlikeli bir malzeme olduğunu, çünkü kontakları birbirine bağlayabileceğini, lehimleri çözebileceğini ve SMD bileşenlerinin yerinden çıkmasına neden olabileceğini vurguladı. Ayrıca, galyum, soğutma sisteminin nikel kaplamasıyla reaksiyona girerek oksijene maruz kaldığında korozyonu hızlandırır. JayzTwoCents, yedi ay sonra gözle görülür bir hasar olmamasına rağmen, yeni yapımda sıvı metali tekrar kullanmamaya karar verdi. Kurulumdan sonra bileşiğin sızma riskinin çok yüksek olduğunu ve sıcaklık farkının potansiyel sorunlara değmeyeceğini söyledi. Alıntıdır...
    JayzTwoCents, ekran kartınızı soğutmak için sıvı metal kullanmamanızın nedenlerini gösterir
    Beğen
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Microsoft Surface donanımındaki güvenlik açığını büyük ölçüde giderdi
    Microsoft, korumasız cihazların tek bir paket yüzünden kullanılamaz hale gelmesine neden olan Surface donanımındaki güvenlik açığını büyük ölçüde giderdi.

    Microsoft, son 90 gündür Surface cihazlarındaki bir aygıt yazılımı açığını sessizce yamalıyordu. Bu açık, yalnızca Güvenli Çekirdek ve Güvenli Önyüklemeyi devre dışı bırakan cihazlarda tek bir paketle donanımın kullanılamaz hale gelmesine neden oluyordu.

    Şirketin Copilot yapay zeka yazılımı, istemeden de olsa hatalı bellenimi tespit etmeye yardımcı oldu.

    Avustralya'da yaşayan güvenlik araştırmacısı Jack Darcy'ye göre, Microsoft Copilot'un kendi kullandığı örnekte, bir Surface cihazında ekran arka ışığını ayarlaması istendiğinde bir hatayla karşılaştı. Copilot tarafından oluşturulan Python betiği, gömülü kontrolcü yazılımını geçersiz kılarak araştırmacının dizüstü bilgisayarını kullanılamaz hale getirdi.

    Darcy, The Register'a yaptığı açıklamada, "Copilot, arka ışık kontrol değerlerini araştırırken, SSAM yazılım yolu üzerinden doğrudan SAM mikrodenetleyicisine ham SSAM ioctl komutları (SSAM_CDEV_REQUEST = 0xC028A501) gönderen, giderek daha agresif dört Python komut dosyasını otonom olarak oluşturdu ve çalıştırdı" dedi .

    SAM veya SSAM, Surface cihazlarında kullanılan gömülü denetleyicidir. Kaynağımızın açıkladığı gibi, Microsoft'un Surface cihazlarındaki denetleyici uygulamasında rastgele yazma değerlerine karşı herhangi bir koruma bulunmuyordu.

    Microsoft, bu hatayı pratik bir tehdit olarak görmüyor. Bir sözcü The Register'a verdiği demeçte, bu sorunla ilgili gerçekçi bir saldırı senaryosu yok dedi. Başarılı bir şekilde istismar etmek için, bir saldırganın belirli sürücülerle etkileşime girmesi ve bir donanım arayüzüne komutlar göndermesi gerekir. Bu, makinede yönetici ayrıcalıkları ve Güvenli Önyükleme özelliğinin devre dışı bırakılmasını gerektirir. Bu erişimle, çok sayıda işlem gerçekleştirebilirler.

    Darcy'nin belirttiğine göre, genellikle dijital cihazlarda rastgele yazma erişimini etkinleştirmek için bir düğmeye basılı tutmak veya bir jumper kablosu bağlamak gerekir. Ancak bize söylendiğine göre, Surface cihazlarında bu güvenlik kontrolü bulunmuyor ve bu da Copilot'un Secure Core ve Secure Boot'un yokluğunda aygıt yazılımını bozmasına olanak tanıyor. Esasen, bu sorgulama, SAM'den UEFI ve Secure Boot aygıt yazılımının üzerine yazan bir güncelleme komutunu tetikledi.

    Bu tür bir incelemeye tabi tutulan yüzey aygıtları, SAM zaten başlatılmış ve RAM'de çalıştığı için çalışmaya devam etmelidir. Ancak yeniden başlatma sırasında, SAM kalıcı depolama alanındaki bozuk verileri kullanarak yeniden yüklemeye çalıştığında, başlatma başarısız olur ve sistem Güç Açma Kendi Kendini Testini (POST) gerçekleştiremez.

    Güvenlik araştırmacısının Surface cihazında Copilot tarafından oluşturulan Python betiği, belirli bir Hedef Kategorisi ve Komut Kimliği (CID) çiftleri kümesi üzerinde körü körüne yineleme yaparak, WRITE komutlarına boş/null yükler gönderdi.

    Darcy'nin açıkladığına göre, bunun sonucu olarak SET Özellik Raporu boş veriyle çağrıldı, Çıktı Raporu boş veriyle çağrıldı ve diğer CID'ler, hatalı veri yazan SET komutları tarafından hedef alındı.

    Sonuç olarak, cihaz çalışmaz hale geldi. Bize söylenenlere göre bu, yıllardır Surface cihazlarıyla ilgili çevrimiçi destek forumlarında sıkça dile getirilen bir şikayetmiş ancak diğer Surface cihazları için bildirilen önyükleme hatalarının bu özel sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemenin bir yolu yok.

    Kamuoyuna yansıyan birçok Surface donanım sorunu, çeşitli sorun giderme teknikleriyle çözülebilir gibi görünüyor. Ancak kaynağımızın ısrarla belirttiğine göre, SAM erişimi nedeniyle çalışmaz hale gelen cihazlar kalıcı olarak kullanılamaz hale geliyor; bu durum, yeni bir anakart için yüzlerce dolarlık onarım masrafına yol açabilir. USB yok, fabrika ayarlarına sıfırlama yok, BIOS/UEFI'ye erişim yok, diye belirtiliyor.

    Darcy, SAM otobüsünün tasarımının berbat olduğunu söyledi.

    Veri yolunu taramadan mevcut değeri görmenin hiçbir yolu yok, dedi. Ancak veri yolunu taramak cihazı devre dışı bırakıyor.

    Sorun şu ki, SAM için API görevi gören CID'ler tehlikeli bir şekilde iç içe geçmiş durumda.

    Eğer tüm okuma işlemleri birlikte gruplandırılırsa (örneğin, CID'ler 0x01–0x0F) ve tüm yazma işlemleri ayrı ayrı gruplandırılırsa (örneğin, CID'ler 0x10–0x1F), bir prob komut dosyası, yazma bölgesine yanlışlıkla girmeden okuma aralığını güvenli bir şekilde tarayabilir," dedi Darcy. "Hatta kodunuza basit bir sınır kontrolü bile ekleyebilirsiniz: 'yalnızca 0x10'un altındaki değerleri kontrol et.' İşte bu kadar. Güvenli.

    Ancak okuma ve yazma işlemleri aynı numaralandırma alanında iç içe geçtiği için, güvenli bir tarama aralığı yok. Ardışık iki CID'yi bile, yazma komutuna denk gelme olasılığı yazı tura atma kadar düşük olmadan tarayamazsınız. Mevcut olanları numaralandırmaya karar verdiğiniz anda, zaten kör yazma işlemleri başlatıyorsunuz, çünkü komut alanı size hangi işlemlerin güvenli, hangilerinin yıkıcı olduğuna dair sıfır yapısal bilgi veriyor.

    Yönetilen cihazlar risk altında değil.
    The Register, 10 Mart 2026'da Microsoft'a kaynağımızın iddialarıyla ilgili soru sordu. Şirket sözcüsü, araştırmacının Microsoft Güvenlik Yanıt Merkezi (MSRC) ile iletişime geçmesi yönündeki önceki öneriyi yineledi; kaynağımız bu çabayı çok zahmetli buldu. Potansiyel bir sıfır gün açığı olabilecek şey hakkında ayrıntıları yayınlamak yerine – o sırada Güvenli Önyükleme/Güvenli Çekirdek gereksinimi konusunda emin değildik – The Register, birilerinin dikkatini çekmek amacıyla Microsoft'un iç kaynaklarına ulaştı.

    12 Mart'a kadar, Microsoft medya ilişkilerinin yardımıyla, Darcy ile MSRC'de kıdemli program yöneticisi olan Madeline Eckert arasında bir görüşme ayarlamayı başardık. Microsoft daha sonra güvenlik açığını kabul etti ve bir düzeltme yayınlayacağını taahhüt etti. Bunun üzerine The Register, onarımlar yapılırken yayınını 90 gün ertelemeyi kabul etti. Etkilenen cihazların çoğunun (Windows Update aracılığıyla) güncellendiği veya önümüzdeki haftalarda güncelleme alacağı bildirildi. Şirkete göre, sorun bir CVE için gerekli kriterleri karşılamadı.

    Microsoft sözcüsü yaptığı açıklamada, "Jack Darcy ve The Register'ın bu sorunu koordineli bir güvenlik açığı bildirimi kapsamında raporladıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz . Yaptığımız incelemede, kullanım dışı bırakılmış bir UEFI arayüzünün bazı cihazlarda önyükleme döngüsüne neden olabileceğini tespit ettik. Bu döngüyü tetiklemek için kullanıcının yönetici ayrıcalıklarına sahip olması ve Güvenli Önyükleme güvenlik özelliğini devre dışı bırakmış olması gerekir. Etkilenen cihazların çoğu için sorunu gidermek üzere güncellemeler yayınladık." dedi.

    Bu, yönetilen cihazların risk altında olmadığı anlamına gelir.

    Ancak Linux kullananlar veya oyun oynamak için Güvenli Çekirdek ve Güvenli Önyüklemeyi devre dışı bırakmış Windows kullanıcıları, özel Windows sürücüleri kullananlar veya USB önyüklemeyi etkinleştirmiş olanlar, sistemleri güncellemeyi almamışsa yine de savunmasız olabilirler.

    Etkilenen Surface cihazlarının yelpazesi konusunda emin değiliz. Kaynağımız, Surface Go modelleri hariç (Surface Laptop 3-6, Surface Book 1-3) tüm Surface cihazlarının etkilendiğini söyledi. Ancak ARM varyantları test edilmedi.

    Microsoft, Surface cihazlarını Rust diline taşıyor.

    Bu sorunun giderilmesi çabaları sırasında Darcy'den öğrendiğimiz şeylerden biri de Microsoft'un Surface yığınını Rust'a taşımayı planlamasıydı. Microsoft Surface'in baş mimarı David Abzarian'dan aldığımız bilgiye göre, gelecekteki Surface for Business donanımının Rust koduna dayalı daha güvenli bir mimariye geçirilmesi için çalışmalar devam ediyor.

    Abzarian, The Register'a verdiği açıklamada, "En yeni Surface for Business donanımımız, gömülü kontrol cihazımız, UEFI ve bazı sürücülerimiz de dahil olmak üzere, güvenilirlik ve güvenlik açısından önemli bir mimari değişikliğe sahip. Gömülü kontrol cihazı yazılımımızı Rust dilinde sıfırdan geliştirerek ( Open Device Partnership (ODP) 'ye katkıda bulunmanın ve bundan yararlanmanın bir parçası olarak) ve UEFI DXE Çekirdeğini Rust dilinde yeniden yazarak, bir PC için en güvenli temeli oluşturmaya yatırım yapıyoruz; bu projeler sırasıyla Secure EC ve Project Patina olarak biliniyor ." dedi.

    Sadece Rust dilinde yazılmış bazı sürücülerimizi göndermekle kalmıyoruz, aynı zamanda Windows ekosistemindeki geniş bir ortak grubunun bu avantajlardan yararlanmasına yardımcı olmak için Windows Drivers in Rust (WDR) çerçevesinin geliştirilmesine de katkıda bulunuyoruz . Ayrıca, tüm bu çabaların açık kaynaklı olduğunu ve şeffaflık konusundaki temel güvenlik ilkelerimizden birini desteklediğini de belirtmek isterim.

    Konuyla ilgili yorum yapması istenen Darcy, Bir cihazın kullanıcı alanından onarılamaz şekilde imha edilebilmesi kesinlikle ilginç bir tasarım kararı. Microsoft'un güzel ve yenilikçi Surface serisini takdir etsem de, donanım yazılımı düzeyinde gelen verilerin doğrulanması konusunda biraz daha yenilikçilik çok daha iyi olurdu. dedi.

    Microsoft'un, takdir göstergesi olarak Darcy'ye bir Surface dizüstü bilgisayar hediye ettiği söyleniyor.
    Microsoft, korumasız cihazların tek bir paket yüzünden kullanılamaz hale gelmesine neden olan Surface donanımındaki güvenlik açığını büyük ölçüde giderdi. Microsoft, son 90 gündür Surface cihazlarındaki bir aygıt yazılımı açığını sessizce yamalıyordu. Bu açık, yalnızca Güvenli Çekirdek ve Güvenli Önyüklemeyi devre dışı bırakan cihazlarda tek bir paketle donanımın kullanılamaz hale gelmesine neden oluyordu. Şirketin Copilot yapay zeka yazılımı, istemeden de olsa hatalı bellenimi tespit etmeye yardımcı oldu. Avustralya'da yaşayan güvenlik araştırmacısı Jack Darcy'ye göre, Microsoft Copilot'un kendi kullandığı örnekte, bir Surface cihazında ekran arka ışığını ayarlaması istendiğinde bir hatayla karşılaştı. Copilot tarafından oluşturulan Python betiği, gömülü kontrolcü yazılımını geçersiz kılarak araştırmacının dizüstü bilgisayarını kullanılamaz hale getirdi. Darcy, The Register'a yaptığı açıklamada, "Copilot, arka ışık kontrol değerlerini araştırırken, SSAM yazılım yolu üzerinden doğrudan SAM mikrodenetleyicisine ham SSAM ioctl komutları (SSAM_CDEV_REQUEST = 0xC028A501) gönderen, giderek daha agresif dört Python komut dosyasını otonom olarak oluşturdu ve çalıştırdı" dedi . SAM veya SSAM, Surface cihazlarında kullanılan gömülü denetleyicidir. Kaynağımızın açıkladığı gibi, Microsoft'un Surface cihazlarındaki denetleyici uygulamasında rastgele yazma değerlerine karşı herhangi bir koruma bulunmuyordu. Microsoft, bu hatayı pratik bir tehdit olarak görmüyor. Bir sözcü The Register'a verdiği demeçte, bu sorunla ilgili gerçekçi bir saldırı senaryosu yok dedi. Başarılı bir şekilde istismar etmek için, bir saldırganın belirli sürücülerle etkileşime girmesi ve bir donanım arayüzüne komutlar göndermesi gerekir. Bu, makinede yönetici ayrıcalıkları ve Güvenli Önyükleme özelliğinin devre dışı bırakılmasını gerektirir. Bu erişimle, çok sayıda işlem gerçekleştirebilirler. Darcy'nin belirttiğine göre, genellikle dijital cihazlarda rastgele yazma erişimini etkinleştirmek için bir düğmeye basılı tutmak veya bir jumper kablosu bağlamak gerekir. Ancak bize söylendiğine göre, Surface cihazlarında bu güvenlik kontrolü bulunmuyor ve bu da Copilot'un Secure Core ve Secure Boot'un yokluğunda aygıt yazılımını bozmasına olanak tanıyor. Esasen, bu sorgulama, SAM'den UEFI ve Secure Boot aygıt yazılımının üzerine yazan bir güncelleme komutunu tetikledi. Bu tür bir incelemeye tabi tutulan yüzey aygıtları, SAM zaten başlatılmış ve RAM'de çalıştığı için çalışmaya devam etmelidir. Ancak yeniden başlatma sırasında, SAM kalıcı depolama alanındaki bozuk verileri kullanarak yeniden yüklemeye çalıştığında, başlatma başarısız olur ve sistem Güç Açma Kendi Kendini Testini (POST) gerçekleştiremez. Güvenlik araştırmacısının Surface cihazında Copilot tarafından oluşturulan Python betiği, belirli bir Hedef Kategorisi ve Komut Kimliği (CID) çiftleri kümesi üzerinde körü körüne yineleme yaparak, WRITE komutlarına boş/null yükler gönderdi. Darcy'nin açıkladığına göre, bunun sonucu olarak SET Özellik Raporu boş veriyle çağrıldı, Çıktı Raporu boş veriyle çağrıldı ve diğer CID'ler, hatalı veri yazan SET komutları tarafından hedef alındı. Sonuç olarak, cihaz çalışmaz hale geldi. Bize söylenenlere göre bu, yıllardır Surface cihazlarıyla ilgili çevrimiçi destek forumlarında sıkça dile getirilen bir şikayetmiş ancak diğer Surface cihazları için bildirilen önyükleme hatalarının bu özel sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemenin bir yolu yok. Kamuoyuna yansıyan birçok Surface donanım sorunu, çeşitli sorun giderme teknikleriyle çözülebilir gibi görünüyor. Ancak kaynağımızın ısrarla belirttiğine göre, SAM erişimi nedeniyle çalışmaz hale gelen cihazlar kalıcı olarak kullanılamaz hale geliyor; bu durum, yeni bir anakart için yüzlerce dolarlık onarım masrafına yol açabilir. USB yok, fabrika ayarlarına sıfırlama yok, BIOS/UEFI'ye erişim yok, diye belirtiliyor. Darcy, SAM otobüsünün tasarımının berbat olduğunu söyledi. Veri yolunu taramadan mevcut değeri görmenin hiçbir yolu yok, dedi. Ancak veri yolunu taramak cihazı devre dışı bırakıyor. Sorun şu ki, SAM için API görevi gören CID'ler tehlikeli bir şekilde iç içe geçmiş durumda. Eğer tüm okuma işlemleri birlikte gruplandırılırsa (örneğin, CID'ler 0x01–0x0F) ve tüm yazma işlemleri ayrı ayrı gruplandırılırsa (örneğin, CID'ler 0x10–0x1F), bir prob komut dosyası, yazma bölgesine yanlışlıkla girmeden okuma aralığını güvenli bir şekilde tarayabilir," dedi Darcy. "Hatta kodunuza basit bir sınır kontrolü bile ekleyebilirsiniz: 'yalnızca 0x10'un altındaki değerleri kontrol et.' İşte bu kadar. Güvenli. Ancak okuma ve yazma işlemleri aynı numaralandırma alanında iç içe geçtiği için, güvenli bir tarama aralığı yok. Ardışık iki CID'yi bile, yazma komutuna denk gelme olasılığı yazı tura atma kadar düşük olmadan tarayamazsınız. Mevcut olanları numaralandırmaya karar verdiğiniz anda, zaten kör yazma işlemleri başlatıyorsunuz, çünkü komut alanı size hangi işlemlerin güvenli, hangilerinin yıkıcı olduğuna dair sıfır yapısal bilgi veriyor. Yönetilen cihazlar risk altında değil. The Register, 10 Mart 2026'da Microsoft'a kaynağımızın iddialarıyla ilgili soru sordu. Şirket sözcüsü, araştırmacının Microsoft Güvenlik Yanıt Merkezi (MSRC) ile iletişime geçmesi yönündeki önceki öneriyi yineledi; kaynağımız bu çabayı çok zahmetli buldu. Potansiyel bir sıfır gün açığı olabilecek şey hakkında ayrıntıları yayınlamak yerine – o sırada Güvenli Önyükleme/Güvenli Çekirdek gereksinimi konusunda emin değildik – The Register, birilerinin dikkatini çekmek amacıyla Microsoft'un iç kaynaklarına ulaştı. 12 Mart'a kadar, Microsoft medya ilişkilerinin yardımıyla, Darcy ile MSRC'de kıdemli program yöneticisi olan Madeline Eckert arasında bir görüşme ayarlamayı başardık. Microsoft daha sonra güvenlik açığını kabul etti ve bir düzeltme yayınlayacağını taahhüt etti. Bunun üzerine The Register, onarımlar yapılırken yayınını 90 gün ertelemeyi kabul etti. Etkilenen cihazların çoğunun (Windows Update aracılığıyla) güncellendiği veya önümüzdeki haftalarda güncelleme alacağı bildirildi. Şirkete göre, sorun bir CVE için gerekli kriterleri karşılamadı. Microsoft sözcüsü yaptığı açıklamada, "Jack Darcy ve The Register'ın bu sorunu koordineli bir güvenlik açığı bildirimi kapsamında raporladıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz . Yaptığımız incelemede, kullanım dışı bırakılmış bir UEFI arayüzünün bazı cihazlarda önyükleme döngüsüne neden olabileceğini tespit ettik. Bu döngüyü tetiklemek için kullanıcının yönetici ayrıcalıklarına sahip olması ve Güvenli Önyükleme güvenlik özelliğini devre dışı bırakmış olması gerekir. Etkilenen cihazların çoğu için sorunu gidermek üzere güncellemeler yayınladık." dedi. Bu, yönetilen cihazların risk altında olmadığı anlamına gelir. Ancak Linux kullananlar veya oyun oynamak için Güvenli Çekirdek ve Güvenli Önyüklemeyi devre dışı bırakmış Windows kullanıcıları, özel Windows sürücüleri kullananlar veya USB önyüklemeyi etkinleştirmiş olanlar, sistemleri güncellemeyi almamışsa yine de savunmasız olabilirler. Etkilenen Surface cihazlarının yelpazesi konusunda emin değiliz. Kaynağımız, Surface Go modelleri hariç (Surface Laptop 3-6, Surface Book 1-3) tüm Surface cihazlarının etkilendiğini söyledi. Ancak ARM varyantları test edilmedi. Microsoft, Surface cihazlarını Rust diline taşıyor. Bu sorunun giderilmesi çabaları sırasında Darcy'den öğrendiğimiz şeylerden biri de Microsoft'un Surface yığınını Rust'a taşımayı planlamasıydı. Microsoft Surface'in baş mimarı David Abzarian'dan aldığımız bilgiye göre, gelecekteki Surface for Business donanımının Rust koduna dayalı daha güvenli bir mimariye geçirilmesi için çalışmalar devam ediyor. Abzarian, The Register'a verdiği açıklamada, "En yeni Surface for Business donanımımız, gömülü kontrol cihazımız, UEFI ve bazı sürücülerimiz de dahil olmak üzere, güvenilirlik ve güvenlik açısından önemli bir mimari değişikliğe sahip. Gömülü kontrol cihazı yazılımımızı Rust dilinde sıfırdan geliştirerek ( Open Device Partnership (ODP) 'ye katkıda bulunmanın ve bundan yararlanmanın bir parçası olarak) ve UEFI DXE Çekirdeğini Rust dilinde yeniden yazarak, bir PC için en güvenli temeli oluşturmaya yatırım yapıyoruz; bu projeler sırasıyla Secure EC ve Project Patina olarak biliniyor ." dedi. Sadece Rust dilinde yazılmış bazı sürücülerimizi göndermekle kalmıyoruz, aynı zamanda Windows ekosistemindeki geniş bir ortak grubunun bu avantajlardan yararlanmasına yardımcı olmak için Windows Drivers in Rust (WDR) çerçevesinin geliştirilmesine de katkıda bulunuyoruz . Ayrıca, tüm bu çabaların açık kaynaklı olduğunu ve şeffaflık konusundaki temel güvenlik ilkelerimizden birini desteklediğini de belirtmek isterim. Konuyla ilgili yorum yapması istenen Darcy, Bir cihazın kullanıcı alanından onarılamaz şekilde imha edilebilmesi kesinlikle ilginç bir tasarım kararı. Microsoft'un güzel ve yenilikçi Surface serisini takdir etsem de, donanım yazılımı düzeyinde gelen verilerin doğrulanması konusunda biraz daha yenilikçilik çok daha iyi olurdu. dedi. Microsoft'un, takdir göstergesi olarak Darcy'ye bir Surface dizüstü bilgisayar hediye ettiği söyleniyor.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 4B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Dizüstü bilgisayarınızın sorunsuz çalışması için ne kadar RAM'e ihtiyacınız var?
    Dizüstü bilgisayardaki RAM miktarı çok önemli bir rol oynar. Programlar ve oyunlar giderek daha fazla donanım yoğunluğu gerektiriyor ve yapay zekanın devreye girmesiyle RAM üzerindeki yük önemli ölçüde arttı.

    8 GB veya daha azı kritik bir minimum gereksinimdir, 2026'da satın alınması önerilmez. Kaynaklar yalnızca kelime işlem ve basit görevler için yeterli olacaktır. Birden fazla tarayıcı sekmesi açmak veya arka planda program çalıştırmak sistemin yavaşlamasına neden olacaktır.

    16 GB, rahat çalışma ve öğrenme için temel standarttır. Bu kapasite, tarayıcıda çoklu görev yürütme, hafif oyunlar ve günlük ofis uygulamaları için gecikme olmadan yeterlidir.

    32 GB, yüksek ayarlarda modern oyunlar oynamak ve grafik düzenleyicilerde (Photoshop, Full HD video düzenleme) istikrarlı bir şekilde çalışmak için en uygun seçimdir.

    64 GB veya üzeri — profesyonel konfigürasyonlar. 4K/8K video işleme, karmaşık 3D modelleme ve sinir ağı eğitimi için idealdir.

    RAM kapasitesi seçimi doğrudan ihtiyaçlarınıza bağlıdır. Bugün 16 GB asgari düzey olsa da, yazılım gelişmelerini göz önünde bulundurursak, yarın yeterli olmayabilir.

    Yeterli performans kapasitesine sahip bir dizüstü bilgisayar satın almak daha akıllıca olur. İdeal olarak, yeterli RAM yuvasına sahip bir model, zamanla bellek yetersiz kalırsa kolay yükseltmelere olanak tanır.

    Alıntıdır...
    Dizüstü bilgisayardaki RAM miktarı çok önemli bir rol oynar. Programlar ve oyunlar giderek daha fazla donanım yoğunluğu gerektiriyor ve yapay zekanın devreye girmesiyle RAM üzerindeki yük önemli ölçüde arttı. 8 GB veya daha azı kritik bir minimum gereksinimdir, 2026'da satın alınması önerilmez. Kaynaklar yalnızca kelime işlem ve basit görevler için yeterli olacaktır. Birden fazla tarayıcı sekmesi açmak veya arka planda program çalıştırmak sistemin yavaşlamasına neden olacaktır. 16 GB, rahat çalışma ve öğrenme için temel standarttır. Bu kapasite, tarayıcıda çoklu görev yürütme, hafif oyunlar ve günlük ofis uygulamaları için gecikme olmadan yeterlidir. 32 GB, yüksek ayarlarda modern oyunlar oynamak ve grafik düzenleyicilerde (Photoshop, Full HD video düzenleme) istikrarlı bir şekilde çalışmak için en uygun seçimdir. 64 GB veya üzeri — profesyonel konfigürasyonlar. 4K/8K video işleme, karmaşık 3D modelleme ve sinir ağı eğitimi için idealdir. RAM kapasitesi seçimi doğrudan ihtiyaçlarınıza bağlıdır. Bugün 16 GB asgari düzey olsa da, yazılım gelişmelerini göz önünde bulundurursak, yarın yeterli olmayabilir. Yeterli performans kapasitesine sahip bir dizüstü bilgisayar satın almak daha akıllıca olur. İdeal olarak, yeterli RAM yuvasına sahip bir model, zamanla bellek yetersiz kalırsa kolay yükseltmelere olanak tanır. Alıntıdır...
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal