• Bir kullanıcı, hazır bilgisayarında kurulu olan Core i7-12700K işlemcinin üç yıl boyunca termal macun kullanılmadan çalıştığını farkeder...
    Videocardz adlı uzmanlık yayınından gazeteciler, MohakAoki takma adıyla bilinen bir Reddit kullanıcısının hayatında meydana gelen oldukça ilginç bir olaya dikkat çekti.

    Bu kullanıcının Core i7-12700K işlemcili ve çift bileşenli sıvı soğutma sistemli önceden monte edilmiş bir oyun bilgisayarı var. Bu bilgisayar üç yıldır aktif olarak kullanılıyor ve kullanıcı bu süre zarfında herhangi bir sorun fark etmedi. Ancak, yakın zamanda bilgisayarı sökmeye ve sıvı soğutma sistemini çıkarmaya karar verdi. Bu işlem sırasında, satın alımından bu yana geçen üç yıl boyunca işlemcinin IHS ile soğutucunun temas plakası arasında herhangi bir termal arayüz olmadan çalıştığını keşfetti.

    Görünüşe göre bu, sistemin montajcısının hatasıydı. Çoğu sıvı soğutma sisteminin fabrika çıkışlı termal arayüz malzemesiyle birlikte geldiğini belirtmekte fayda var. Montajcı, işlemciye daha kaliteli bir termal macun uygulamak için bu malzemeyi çıkarmış, ancak işi tamamlamayı unutmuş gibi görünüyor.

    Bu olay, işlemcilerin doğrudan temas halinde bile IHS'den gelen ısının bir kısmının soğutucuya aktarılması sayesinde, bir süre termal arayüz olmadan da çalışabileceğini göstermektedir. Ancak bu çalışma yöntemi, ağır iş yükleri için açıkça uygun değildir. Kullanıcı, bu keşfinden sonra bilgisayarı yeniden monte edip OCCT stres testini çalıştırmayı denediğini, ancak işlemci sıcaklığının hızla 100°C'ye ulaştığını belirtti.

    Alıntıdır. Ana kaynak:
    https://videocardz.com/newz/user-discovers-his-i7-12700k-cpu-had-been-running-without-thermal-paste-for-3-years
    [b]Videocardz adlı uzmanlık yayınından gazeteciler, MohakAoki takma adıyla bilinen bir Reddit kullanıcısının hayatında meydana gelen oldukça ilginç bir olaya dikkat çekti. [/b] Bu kullanıcının Core i7-12700K işlemcili ve çift bileşenli sıvı soğutma sistemli önceden monte edilmiş bir oyun bilgisayarı var. Bu bilgisayar üç yıldır aktif olarak kullanılıyor ve kullanıcı bu süre zarfında herhangi bir sorun fark etmedi. Ancak, yakın zamanda bilgisayarı sökmeye ve sıvı soğutma sistemini çıkarmaya karar verdi. Bu işlem sırasında, satın alımından bu yana geçen üç yıl boyunca işlemcinin IHS ile soğutucunun temas plakası arasında herhangi bir termal arayüz olmadan çalıştığını keşfetti. Görünüşe göre bu, sistemin montajcısının hatasıydı. Çoğu sıvı soğutma sisteminin fabrika çıkışlı termal arayüz malzemesiyle birlikte geldiğini belirtmekte fayda var. Montajcı, işlemciye daha kaliteli bir termal macun uygulamak için bu malzemeyi çıkarmış, ancak işi tamamlamayı unutmuş gibi görünüyor. Bu olay, işlemcilerin doğrudan temas halinde bile IHS'den gelen ısının bir kısmının soğutucuya aktarılması sayesinde, bir süre termal arayüz olmadan da çalışabileceğini göstermektedir. Ancak bu çalışma yöntemi, ağır iş yükleri için açıkça uygun değildir. Kullanıcı, bu keşfinden sonra bilgisayarı yeniden monte edip OCCT stres testini çalıştırmayı denediğini, ancak işlemci sıcaklığının hızla 100°C'ye ulaştığını belirtti. Alıntıdır. Ana kaynak: https://videocardz.com/newz/user-discovers-his-i7-12700k-cpu-had-been-running-without-thermal-paste-for-3-years
    Beğen
    Haha
    2
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 34 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • iPhone Duo İlk Bakış Apple’ın İlk Katlanabilir iPhone’u
    Apple, iPhone Duo ile ilk katlanabilir akıllı telefonunu tanıttı. Şirket bu alana rakiplerinden yıllar sonra girse de ilk nesil ürününde donanım ve yazılımı birlikte geliştirmenin avantajlarından yararlanıyor.

    iPhone Duo, klasik katlanabilir telefonlardan farklı ekran oranı, gelişmiş menteşe yapısı, ince titanyum kasası, katlanma izini azaltan ekran teknolojisi ve çift uygulama kullanımına yönelik özel yazılım düzenlemeleriyle öne çıkıyor.

    Apple Katlanabilir Telefon Pazarına Yedi Yıl Sonra Girdi

    Katlanabilir akıllı telefonlar uzun süredir piyasada bulunuyor. Samsung'un ilk katlanabilir modellerinden yaklaşık yedi yıl sonra Apple da kendi katlanabilir telefonunu kullanıma sunmaya hazırlanıyor.

    Ancak Apple, mevcut katlanabilir telefonların tasarımını doğrudan benimsemek yerine farklı bir ekran oranı tercih etmiş.

    Telefon açıldığında tamamen kareye yakın bir ekran oluşturmak yerine daha uzun ve farklı kullanım biçimlerine uygun bir yapı sunuluyor.

    5,4 ve 7,6 İnçlik İki Ekran

    iPhone Duo'nun dış ekranı 5,4 inç, iç ekranı ise 7,6 inç büyüklüğünde.

    Apple her iki kullanım biçiminde de yaklaşık 1,4:1 ekran oranını tercih etmiş.

    Bu yapı, klasik iPad ekran oranından farklı.

    Dış ekran 1398 × 2034 piksel çözünürlüğünde OLED panel kullanıyor.

    Telefon açıldığında daha geniş iç ekran üzerinden uygulamalar yan yana kullanılabiliyor.

    Menteşe Sistemi Dikkat Çekiyor

    İlk kullanım izlenimlerinde en fazla öne çıkan bölümlerden biri menteşe sistemi.

    Telefon açılmaya başladığında ilk hareketin kolay olduğu, ardından menteşe içerisindeki yayların açılma hareketini desteklediği belirtiliyor.

    Cihaz tamamen açılmaya yaklaştığında direnç kademeli olarak artıyor ve iki bölüm yerine oturuyor.

    Telefon kapatılırken ise mıknatıslardan yararlanılıyor.

    Menteşe belirli açılarda sabitlenebildiği için cihaz tamamen açık veya tamamen kapalı olmak zorunda değil.

    Farklı Kullanım Açıları Destekleniyor

    iPhone Duo farklı açılarda kullanılabiliyor.

    Telefon çadır biçiminde dik tutulabildiği gibi açık bir kitap şeklinde de konumlandırılabiliyor.

    Bu yapı sayesinde cihaz farklı amaçlarla kullanılabiliyor.

    Örneğin:
    1. Bekleme modunda masa saati olarak kullanılabiliyor.
    2. Klavyenin alt ekranda, içeriğin üst ekranda bulunduğu küçük bir dizüstü görünümü oluşturulabiliyor.
    3. Video oynatılırken ekran bölünerek farklı kontroller gösterilebiliyor.
    4. Düşük açılarda klavye ekranın sağ ve sol tarafına ayrılabiliyor.
    Klavyenin yatay ve dikey kullanımda tam genişlikte gösterilmesi de mümkün.

    Titanyum Kasa ve IP68 Koruması

    iPhone Duo'nun kasası titanyumdan üretiliyor.

    Apple, kullanılan titanyumun yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden oluştuğunu belirtiyor.

    Telefon ayrıca IP68 sertifikasına sahip.

    Bu sayede cihaz toz ve suya karşı koruma sunuyor.

    iPhone Duo iki farklı renk seçeneğiyle sunuluyor:
    1. Yıldızlı Beyaz
    2. Gece Gökyüzü

    254 Gram Ağırlığında

    Telefonun ağırlığı 254 gram.

    Bu değer katlanabilir bir telefon için düşük sayılmasa da ilk kullanım sırasında cihazın aşırı ağır hissettirmediği belirtiliyor.

    Karşılaştırma amacıyla iPhone 18 Pro Max'in 249 gram, iPhone Air'in ise 165 gram ağırlığında olduğu ifade ediliyor.

    Apple’ın En İnce iPhone’u

    Apple, iPhone Duo'yu bugüne kadar geliştirdiği en ince iPhone olarak tanımlıyor.

    Telefon açık durumdayken gövde kalınlığı 5,2 mm.

    Karşılaştırma için iPhone Air'in kalınlığı 5,64 mm.

    Apple'ın iPhone Air geliştirme sürecinde elde ettiği bazı deneyimlerin iPhone Duo'ya aktarıldığı belirtiliyor.

    Son Derece İnce USB-C Bağlantısı

    iPhone Air'den aktarılan çözümlerden biri de oldukça ince USB-C bağlantı noktası.

    Bu bölüm üç boyutlu üretim yöntemi kullanılarak hazırlanmış ve telefonun ince gövdesine uyacak şekilde tasarlanmış.

    Apple aynı zamanda yıllardır MacBook modellerinde kullandığı menteşe deneyiminden de iPhone Duo'nun geliştirilmesi sırasında yararlanmış.

    Katlanma İzi Büyük Ölçüde Gizlenmiş

    Katlanabilir telefonların en belirgin sorunlarından biri ekranın orta bölümünde oluşan katlanma izi.

    Apple bu izi azaltmak için farklı bir ekran yapısı kullanıyor.

    İç ekranda nano dokulu bir üst katman bulunuyor.

    Apple'a göre bu katman, sektörde kullanılan standart malzemelere kıyasla yüzde 40 daha fazla sertlik sağlıyor.

    Katlanabilir ekranın üst ve alt bölümlerinde yüksek dayanımlı cam katmanları bulunuyor.

    Özel yapıştırıcılar ise ekran katmanlarının bükülme sırasında birbirlerinin üzerinde hareket etmesine yardımcı oluyor.

    Tüm yapı titanyum bir plaka ile destekleniyor.

    Mat Ekran Yansımaları da Azaltıyor

    Nano dokulu ekran yüzeyi yalnızca katlanma izini gizlemek için kullanılmıyor.

    Mat yüzey aynı zamanda parmak izi, leke ve çeşitli izlerin görünürlüğünü azaltıyor.

    Katlanma çizgisi içerik ve görüş açısına bağlı olarak bazı durumlarda neredeyse görünmez hale gelebiliyor.

    Ancak belirli açılarda tamamen ortadan kalkmıyor.

    Mat yüzey sayesinde çevreden gelen yansımaların da bazı parlak ekranlı katlanabilir telefonlara kıyasla daha az sorun oluşturduğu belirtiliyor.

    Donanım ve Yazılım Birlikte Geliştirilmiş

    iPhone Duo'nun önemli farklılıklarından biri donanım ve yazılımın Apple tarafından birlikte geliştirilmesi.

    Cihazda iOS temel alınırken bazı iPadOS özelliklerinden de yararlanılıyor.

    Böylece katlanabilir ekran için özel hazırlanmış bir kullanım biçimi ortaya çıkıyor.

    İki Uygulama Aynı Anda Kullanılabiliyor

    iPhone Duo, Apple'ın iki uygulamayı aynı anda yan yana veya üst üste çalıştırabilen ilk iPhone modeli.

    Açık uygulamalar ekranın sol veya sağ tarafına sabitlenebiliyor.

    Ardından ekranın diğer bölümünde ikinci bir uygulama açılabiliyor.

    İki uygulama birbirine bağlanarak uygulama geçiş ekranında tek bir grup halinde saklanabiliyor.

    Ancak Apple, kullanıcıların iki uygulamanın kapladığı alanların büyüklüğünü serbestçe değiştirmesine izin vermiyor.

    Uygulama Çubuğunun Konumu Değişiyor

    Dış ekran kullanılırken uygulama çubuğu ekranın sağ tarafında bulunuyor.

    Telefon açıldığında ise çubuk ekranın alt bölümündeki alışılmış konumuna geçiyor.

    iPad'den farklı olarak burada en fazla dört uygulama gösteriliyor.

    Apple bu sınırı, dış ve iç ekran arasında daha tutarlı bir görünüm sağlamak amacıyla kullanıyor.

    Touch ID iPhone’a Geri Döndü

    iPhone Duo ile birlikte Touch ID yeniden iPhone ailesine dönüyor.

    Telefonun güç düğmesine parmak izi okuyucu yerleştirilmiş.

    Bu nedenle cihazda Face ID kullanılmıyor.

    Touch ID, iPhone SE 3'ten sonra yeniden bir iPhone modelinde kullanılmış oluyor.

    İç Kamera Ekranın Altında

    İç ekrandaki FaceTime kamerası panelin altına yerleştirilmiş.

    Kameranın kesin çözünürlüğü açıklanmamış olsa da 1080p görüntülü görüşmeyi destekliyor.

    4K görüntü desteği bulunmuyor.

    Daha yüksek kaliteli özçekimler için dış ekrandaki 12 MP kamera kullanılabiliyor.

    Ayrıca ana kamerayı kullanırken dış ekranın görüntüleme amacıyla kullanılabildiği Duo Önizleme özelliği bulunuyor.

    Ekranlar Arasında Geçiş Akıcı

    Telefon açılıp kapatıldığında dış ve iç ekran arasında doğrudan geçiş yapılıyor.

    İlk kullanım sırasında paneller arasında geçiş yapılırken siyah ekran veya belirgin yükleme süresi görülmediği belirtiliyor.

    Apple geçiş sırasında özel bir hareketli geçiş kullanıyor.

    Bu sayede dış ekrandaki içerik iç ekrana geçerken kullanımın kesilmemesi hedefleniyor.

    A20 Pro İşlemci Kullanılıyor

    iPhone Duo'nun temel donanımı iPhone 18 Pro ile benzer özellikler taşıyor.

    Cihazda A20 Pro işlemci kullanılıyor.

    Bağlantı tarafında Apple'ın C2 modemi bulunuyor.

    Depolama seçenekleri ise 256 GB'tan başlayarak 2 TB'a kadar çıkıyor.

    Depolama Seçenekleri

    iPhone Duo farklı depolama kapasitesi seçenekleriyle sunuluyor.

    En yüksek seçenek 2 TB depolama alanına sahip.

    2 TB'lık modelin fiyatı 3.799 avroya kadar çıkıyor.

    Başlangıç modeli ise 256 GB depolama alanıyla geliyor.

    iPhone Duo Fiyatı ve Çıkış Tarihi

    iPhone Duo'nun başlangıç fiyatı 2.299 avro olarak açıklanmış.

    Cihazın 16 Ekim itibarıyla siparişe açılması ve 23 Ekim tarihinde satışa sunulması planlanıyor.

    İlk İzlenimler

    Kaynakta iPhone Duo için paylaşılan ilk izlenimler genel olarak olumlu.

    Apple'ın ilk katlanabilir telefonunda özellikle menteşe sistemi, ekranın katlanma izini azaltan yapısı ve donanımla yazılım arasındaki uyum öne çıkarılıyor.

    Apple'ın katlanabilir telefon pazarına diğer üreticilerden yıllar sonra girmesi, şirketin ekran, pil ve kamera gibi bileşenlerde gelişmiş teknolojilerden yararlanmasına da imkan sağlamış durumda.

    iPhone Duo, Apple açısından tamamen yeni bir ürün sınıfının ilk neslini temsil ediyor.
    Apple, iPhone Duo ile ilk katlanabilir akıllı telefonunu tanıttı. Şirket bu alana rakiplerinden yıllar sonra girse de ilk nesil ürününde donanım ve yazılımı birlikte geliştirmenin avantajlarından yararlanıyor. iPhone Duo, klasik katlanabilir telefonlardan farklı ekran oranı, gelişmiş menteşe yapısı, ince titanyum kasası, katlanma izini azaltan ekran teknolojisi ve çift uygulama kullanımına yönelik özel yazılım düzenlemeleriyle öne çıkıyor. [h2]Apple Katlanabilir Telefon Pazarına Yedi Yıl Sonra Girdi[/h2] Katlanabilir akıllı telefonlar uzun süredir piyasada bulunuyor. Samsung'un ilk katlanabilir modellerinden yaklaşık yedi yıl sonra Apple da kendi katlanabilir telefonunu kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Ancak Apple, mevcut katlanabilir telefonların tasarımını doğrudan benimsemek yerine farklı bir ekran oranı tercih etmiş. Telefon açıldığında tamamen kareye yakın bir ekran oluşturmak yerine daha uzun ve farklı kullanım biçimlerine uygun bir yapı sunuluyor. [h2]5,4 ve 7,6 İnçlik İki Ekran[/h2] iPhone Duo'nun dış ekranı 5,4 inç, iç ekranı ise 7,6 inç büyüklüğünde. Apple her iki kullanım biçiminde de yaklaşık 1,4:1 ekran oranını tercih etmiş. Bu yapı, klasik iPad ekran oranından farklı. Dış ekran 1398 × 2034 piksel çözünürlüğünde OLED panel kullanıyor. Telefon açıldığında daha geniş iç ekran üzerinden uygulamalar yan yana kullanılabiliyor. [h2]Menteşe Sistemi Dikkat Çekiyor[/h2] İlk kullanım izlenimlerinde en fazla öne çıkan bölümlerden biri menteşe sistemi. Telefon açılmaya başladığında ilk hareketin kolay olduğu, ardından menteşe içerisindeki yayların açılma hareketini desteklediği belirtiliyor. Cihaz tamamen açılmaya yaklaştığında direnç kademeli olarak artıyor ve iki bölüm yerine oturuyor. Telefon kapatılırken ise mıknatıslardan yararlanılıyor. Menteşe belirli açılarda sabitlenebildiği için cihaz tamamen açık veya tamamen kapalı olmak zorunda değil. [h2]Farklı Kullanım Açıları Destekleniyor[/h2] iPhone Duo farklı açılarda kullanılabiliyor. Telefon çadır biçiminde dik tutulabildiği gibi açık bir kitap şeklinde de konumlandırılabiliyor. Bu yapı sayesinde cihaz farklı amaçlarla kullanılabiliyor. Örneğin: [ol] [li]Bekleme modunda masa saati olarak kullanılabiliyor.[/li] [li]Klavyenin alt ekranda, içeriğin üst ekranda bulunduğu küçük bir dizüstü görünümü oluşturulabiliyor.[/li] [li]Video oynatılırken ekran bölünerek farklı kontroller gösterilebiliyor.[/li] [li]Düşük açılarda klavye ekranın sağ ve sol tarafına ayrılabiliyor.[/li] [/ol] Klavyenin yatay ve dikey kullanımda tam genişlikte gösterilmesi de mümkün. [h2]Titanyum Kasa ve IP68 Koruması[/h2] iPhone Duo'nun kasası titanyumdan üretiliyor. Apple, kullanılan titanyumun yüzde 85 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden oluştuğunu belirtiyor. Telefon ayrıca IP68 sertifikasına sahip. Bu sayede cihaz toz ve suya karşı koruma sunuyor. iPhone Duo iki farklı renk seçeneğiyle sunuluyor: [ol] [li]Yıldızlı Beyaz[/li] [li]Gece Gökyüzü[/li] [/ol] [h2]254 Gram Ağırlığında[/h2] Telefonun ağırlığı 254 gram. Bu değer katlanabilir bir telefon için düşük sayılmasa da ilk kullanım sırasında cihazın aşırı ağır hissettirmediği belirtiliyor. Karşılaştırma amacıyla iPhone 18 Pro Max'in 249 gram, iPhone Air'in ise 165 gram ağırlığında olduğu ifade ediliyor. [h2]Apple’ın En İnce iPhone’u[/h2] Apple, iPhone Duo'yu bugüne kadar geliştirdiği en ince iPhone olarak tanımlıyor. Telefon açık durumdayken gövde kalınlığı 5,2 mm. Karşılaştırma için iPhone Air'in kalınlığı 5,64 mm. Apple'ın iPhone Air geliştirme sürecinde elde ettiği bazı deneyimlerin iPhone Duo'ya aktarıldığı belirtiliyor. [h2]Son Derece İnce USB-C Bağlantısı[/h2] iPhone Air'den aktarılan çözümlerden biri de oldukça ince USB-C bağlantı noktası. Bu bölüm üç boyutlu üretim yöntemi kullanılarak hazırlanmış ve telefonun ince gövdesine uyacak şekilde tasarlanmış. Apple aynı zamanda yıllardır MacBook modellerinde kullandığı menteşe deneyiminden de iPhone Duo'nun geliştirilmesi sırasında yararlanmış. [h2]Katlanma İzi Büyük Ölçüde Gizlenmiş[/h2] Katlanabilir telefonların en belirgin sorunlarından biri ekranın orta bölümünde oluşan katlanma izi. Apple bu izi azaltmak için farklı bir ekran yapısı kullanıyor. İç ekranda nano dokulu bir üst katman bulunuyor. Apple'a göre bu katman, sektörde kullanılan standart malzemelere kıyasla yüzde 40 daha fazla sertlik sağlıyor. Katlanabilir ekranın üst ve alt bölümlerinde yüksek dayanımlı cam katmanları bulunuyor. Özel yapıştırıcılar ise ekran katmanlarının bükülme sırasında birbirlerinin üzerinde hareket etmesine yardımcı oluyor. Tüm yapı titanyum bir plaka ile destekleniyor. [h2]Mat Ekran Yansımaları da Azaltıyor[/h2] Nano dokulu ekran yüzeyi yalnızca katlanma izini gizlemek için kullanılmıyor. Mat yüzey aynı zamanda parmak izi, leke ve çeşitli izlerin görünürlüğünü azaltıyor. Katlanma çizgisi içerik ve görüş açısına bağlı olarak bazı durumlarda neredeyse görünmez hale gelebiliyor. Ancak belirli açılarda tamamen ortadan kalkmıyor. Mat yüzey sayesinde çevreden gelen yansımaların da bazı parlak ekranlı katlanabilir telefonlara kıyasla daha az sorun oluşturduğu belirtiliyor. [h2]Donanım ve Yazılım Birlikte Geliştirilmiş[/h2] iPhone Duo'nun önemli farklılıklarından biri donanım ve yazılımın Apple tarafından birlikte geliştirilmesi. Cihazda iOS temel alınırken bazı iPadOS özelliklerinden de yararlanılıyor. Böylece katlanabilir ekran için özel hazırlanmış bir kullanım biçimi ortaya çıkıyor. [h2]İki Uygulama Aynı Anda Kullanılabiliyor[/h2] iPhone Duo, Apple'ın iki uygulamayı aynı anda yan yana veya üst üste çalıştırabilen ilk iPhone modeli. Açık uygulamalar ekranın sol veya sağ tarafına sabitlenebiliyor. Ardından ekranın diğer bölümünde ikinci bir uygulama açılabiliyor. İki uygulama birbirine bağlanarak uygulama geçiş ekranında tek bir grup halinde saklanabiliyor. Ancak Apple, kullanıcıların iki uygulamanın kapladığı alanların büyüklüğünü serbestçe değiştirmesine izin vermiyor. [h2]Uygulama Çubuğunun Konumu Değişiyor[/h2] Dış ekran kullanılırken uygulama çubuğu ekranın sağ tarafında bulunuyor. Telefon açıldığında ise çubuk ekranın alt bölümündeki alışılmış konumuna geçiyor. iPad'den farklı olarak burada en fazla dört uygulama gösteriliyor. Apple bu sınırı, dış ve iç ekran arasında daha tutarlı bir görünüm sağlamak amacıyla kullanıyor. [h2]Touch ID iPhone’a Geri Döndü[/h2] iPhone Duo ile birlikte Touch ID yeniden iPhone ailesine dönüyor. Telefonun güç düğmesine parmak izi okuyucu yerleştirilmiş. Bu nedenle cihazda Face ID kullanılmıyor. Touch ID, iPhone SE 3'ten sonra yeniden bir iPhone modelinde kullanılmış oluyor. [h2]İç Kamera Ekranın Altında[/h2] İç ekrandaki FaceTime kamerası panelin altına yerleştirilmiş. Kameranın kesin çözünürlüğü açıklanmamış olsa da 1080p görüntülü görüşmeyi destekliyor. 4K görüntü desteği bulunmuyor. Daha yüksek kaliteli özçekimler için dış ekrandaki 12 MP kamera kullanılabiliyor. Ayrıca ana kamerayı kullanırken dış ekranın görüntüleme amacıyla kullanılabildiği Duo Önizleme özelliği bulunuyor. [h2]Ekranlar Arasında Geçiş Akıcı[/h2] Telefon açılıp kapatıldığında dış ve iç ekran arasında doğrudan geçiş yapılıyor. İlk kullanım sırasında paneller arasında geçiş yapılırken siyah ekran veya belirgin yükleme süresi görülmediği belirtiliyor. Apple geçiş sırasında özel bir hareketli geçiş kullanıyor. Bu sayede dış ekrandaki içerik iç ekrana geçerken kullanımın kesilmemesi hedefleniyor. [h2]A20 Pro İşlemci Kullanılıyor[/h2] iPhone Duo'nun temel donanımı iPhone 18 Pro ile benzer özellikler taşıyor. Cihazda A20 Pro işlemci kullanılıyor. Bağlantı tarafında Apple'ın C2 modemi bulunuyor. Depolama seçenekleri ise 256 GB'tan başlayarak 2 TB'a kadar çıkıyor. [h2]Depolama Seçenekleri[/h2] iPhone Duo farklı depolama kapasitesi seçenekleriyle sunuluyor. En yüksek seçenek 2 TB depolama alanına sahip. 2 TB'lık modelin fiyatı 3.799 avroya kadar çıkıyor. Başlangıç modeli ise 256 GB depolama alanıyla geliyor. [h2]iPhone Duo Fiyatı ve Çıkış Tarihi[/h2] iPhone Duo'nun başlangıç fiyatı 2.299 avro olarak açıklanmış. Cihazın 16 Ekim itibarıyla siparişe açılması ve 23 Ekim tarihinde satışa sunulması planlanıyor. [h2]İlk İzlenimler[/h2] Kaynakta iPhone Duo için paylaşılan ilk izlenimler genel olarak olumlu. Apple'ın ilk katlanabilir telefonunda özellikle menteşe sistemi, ekranın katlanma izini azaltan yapısı ve donanımla yazılım arasındaki uyum öne çıkarılıyor. Apple'ın katlanabilir telefon pazarına diğer üreticilerden yıllar sonra girmesi, şirketin ekran, pil ve kamera gibi bileşenlerde gelişmiş teknolojilerden yararlanmasına da imkan sağlamış durumda. iPhone Duo, Apple açısından tamamen yeni bir ürün sınıfının ilk neslini temsil ediyor.
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 437 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Xenforo Otomatik Çözüldü Eklentisi - Solved Question Prefix - 2.1.0
    Xenforo Otomatik Çözüldü Öneki TechForumTR - Solved Question Prefix - 2.1.0

    techforum.tr Çözülen Soru Ön Eki 2.1.0

    Özellikler
    - Çözüm işaretlenince seçilen Çözüldü ön ekini otomatik uygular.
    - Çözüm kaldırılınca forumun varsayılan konu ön ekine geri döner.
    - ACP > Araçlar > Yeniden yapılandır alanında tüm Soru forumlarına tek seferde ön ek uygulama aracı bulunur.
    - Toplu araç mevcut kullanılabilir ön ekleri silmez.
    - Varsayılan konu ön ekini değiştirmez.
    - Toplu araçta seçilen ön ek gelecekte oluşturulacak Soru forumları için hatırlanır.
    - Yeni veya sonradan düzenlenen Soru forumlarında çözüldü ön eki otomatik olarak kullanılabilir ön ekler arasına eklenir.
    - Mevcut çözülmüş konular için ayrı yeniden yapılandırma aracı korunur.
    - MultiPrefix uyumluluğu korunmuştur.
    - Gizli backlink / üçüncü taraf link enjeksiyonu yoktur.

    Kullanım
    1. Eklentiyi yükseltin.
    2. ACP > Araçlar > Yeniden yapılandır bölümüne gidin.
    3. "TechForum.TR - Tüm Soru Forumlarına Çözüldü Ön Eki Uygula" aracında Çözüldü ön ekini seçip çalıştırın.
    4. Ardından eski çözülmüş konular için "TechForum.TR - Çözülen Soru Ön Ekleri" yeniden yapılandırmasını çalıştırabilirsiniz.

    2.1.0 TechForum
    - Tüm Soru forumlarına tek seferde Çözüldü ön eki uygulayan yeniden yapılandırma aracı eklendi.
    - Toplu işlem seçilen ön eki forumun kullanılabilir ön eklerine ekler ve mevcut diğer ön ekleri korur.
    - Toplu işlem varsayılan konu ön ekini değiştirmez.
    - Toplu araçta seçilen ön ek gelecekteki Soru forumları için sistem varsayılanı olarak hatırlanır.
    - Yeni veya düzenlenen Soru forumlarında çözüldü ön eki eksikse otomatik tamamlanır.
    - Mevcut çözülmüş konular için eski yeniden yapılandırma aracı korunur.
    - TechForum.TR marka bilgileri korunur gizli üçüncü taraf backlink kodu içermez.

    Not
    Canlı XenForo kurulumu üzerinde otomatik test edilmiştir. Paket PHP/XML/JSON ve statik dosya kontrollerinden geçirilmiştir.
    Xenforo Otomatik Çözüldü Öneki TechForumTR - Solved Question Prefix - 2.1.0 [TechForum.TR] Çözülen Soru Ön Eki 2.1.0 Özellikler - Çözüm işaretlenince seçilen Çözüldü ön ekini otomatik uygular. - Çözüm kaldırılınca forumun varsayılan konu ön ekine geri döner. - ACP > Araçlar > Yeniden yapılandır alanında tüm Soru forumlarına tek seferde ön ek uygulama aracı bulunur. - Toplu araç mevcut kullanılabilir ön ekleri silmez. - Varsayılan konu ön ekini değiştirmez. - Toplu araçta seçilen ön ek gelecekte oluşturulacak Soru forumları için hatırlanır. - Yeni veya sonradan düzenlenen Soru forumlarında çözüldü ön eki otomatik olarak kullanılabilir ön ekler arasına eklenir. - Mevcut çözülmüş konular için ayrı yeniden yapılandırma aracı korunur. - MultiPrefix uyumluluğu korunmuştur. - Gizli backlink / üçüncü taraf link enjeksiyonu yoktur. Kullanım 1. Eklentiyi yükseltin. 2. ACP > Araçlar > Yeniden yapılandır bölümüne gidin. 3. "TechForum.TR - Tüm Soru Forumlarına Çözüldü Ön Eki Uygula" aracında Çözüldü ön ekini seçip çalıştırın. 4. Ardından eski çözülmüş konular için "TechForum.TR - Çözülen Soru Ön Ekleri" yeniden yapılandırmasını çalıştırabilirsiniz. 2.1.0 TechForum - Tüm Soru forumlarına tek seferde Çözüldü ön eki uygulayan yeniden yapılandırma aracı eklendi. - Toplu işlem seçilen ön eki forumun kullanılabilir ön eklerine ekler ve mevcut diğer ön ekleri korur. - Toplu işlem varsayılan konu ön ekini değiştirmez. - Toplu araçta seçilen ön ek gelecekteki Soru forumları için sistem varsayılanı olarak hatırlanır. - Yeni veya düzenlenen Soru forumlarında çözüldü ön eki eksikse otomatik tamamlanır. - Mevcut çözülmüş konular için eski yeniden yapılandırma aracı korunur. - TechForum.TR marka bilgileri korunur gizli üçüncü taraf backlink kodu içermez. Not Canlı XenForo kurulumu üzerinde otomatik test edilmiştir. Paket PHP/XML/JSON ve statik dosya kontrollerinden geçirilmiştir.
    Dosya Türü: zip
    Beğen
    4
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 196 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • iOS 27, iPadOS 27, macOS 27 ve watchOS 27 Yayınlandı Hangi Cihazlar Güncelleme Alacak?
    Apple, iOS 27, iPadOS 27, macOS 27, watchOS 27, tvOS 27 ve visionOS 27 güncellemelerini kullanıma sundu.

    Yeni sürümlerle birlikte performans, fotoğraf düzenleme, bağlantı özellikleri ve kullanıcı arayüzünde çeşitli yenilikler gelirken bazı eski iPad, Apple Watch ve Intel işlemcili Mac modellerinin desteği sona erdi.

    iOS 27 Hangi iPhone Modellerine Geliyor?

    iOS 27, iOS 26 çalıştırabilen tüm iPhone modellerine yüklenebiliyor.

    Bu yıl iPhone tarafında herhangi bir model destek dışı bırakılmadı.

    Desteklenen modeller arasında şunlar bulunuyor.
    1. iPhone 17 Pro Max
    2. iPhone 17 Pro
    3. iPhone Air
    4. iPhone 17
    5. iPhone 17e
    6. iPhone 16 Pro Max
    7. iPhone 16 Pro
    8. iPhone 16 Plus
    9. iPhone 16
    10. iPhone 16e
    11. iPhone 15 Pro Max
    12. iPhone 15 Pro
    13. iPhone 15 Plus
    14. iPhone 15
    15. iPhone 14 Pro Max
    16. iPhone 14 Pro
    17. iPhone 14 Plus
    18. iPhone 14
    19. iPhone 13 Pro Max
    20. iPhone 13 Pro
    21. iPhone 13
    22. iPhone 13 mini
    23. iPhone 12 Pro Max
    24. iPhone 12 Pro
    25. iPhone 12
    26. iPhone 12 mini
    27. iPhone 11 Pro Max
    28. iPhone 11 Pro
    29. iPhone 11
    30. iPhone SE 2. nesil ve daha yeni modeller

    Bazı iPad Modellerinin Desteği Sona Erdi

    iPad tarafında ise bazı eski modeller iPadOS 27 güncellemesini alamıyor.

    Apple A12X Bionic yongasına sahip iPad Pro modelleri destek dışında kalırken, Apple A12Z Bionic kullanan modeller güncellemeyi almaya devam ediyor.

    Ayrıca aşağıdaki modeller iPadOS 27 desteğini kaybediyor:
    1. iPad Air 3. nesil
    2. iPad 8. nesil
    3. iPad mini 5. nesil
    4. 12,9 inç iPad Pro 3. nesil
    5. 11 inç iPad Pro 1. nesil
    iPadOS 27 desteği devam eden modeller arasında daha yeni iPad Pro, iPad Air, iPad ve iPad mini modelleri bulunuyor.

    watchOS 27 İçin Destek Listesi Daraldı

    En büyük destek değişikliklerinden biri Apple Watch tarafında yaşandı.

    Apple Watch Series 6, Series 7 ve Series 8 artık watchOS 27 güncellemesini alamıyor.

    İlk nesil Apple Watch Ultra ve Apple Watch SE 2 de destek dışında kaldı.

    watchOS 27 desteği alan modeller arasında:
    1. Apple Watch Series 9
    2. Apple Watch Series 10
    3. Apple Watch Series 11
    4. Apple Watch SE 3
    5. Apple Watch Ultra 2
    6. Apple Watch Ultra 3
    bulunuyor.

    Intel İşlemcili Mac Modellerine macOS 27 Gelmiyor

    macOS 27 Golden Gate ile birlikte Intel işlemcili Mac modelleri için büyük bir değişiklik yapıldı.

    Intel işlemcili hiçbir Mac modeli macOS 27 güncellemesini almıyor.

    Destek dışında kalan modeller arasında 2020 Mac mini, 2020 iMac ve 2019 model 16 inç MacBook Pro gibi son Intel işlemcili modeller de bulunuyor.

    Apple işlemcili daha yeni Mac modellerinin tamamı ise macOS 27 desteğini sürdürüyor.

    Desteklenen başlıca modeller:
    1. MacBook Neo 2026
    2. Apple işlemcili MacBook Air 2020 ve sonrası
    3. Apple işlemcili MacBook Pro 2020 ve sonrası
    4. Apple işlemcili iMac 2021 ve sonrası
    5. Apple işlemcili Mac mini 2020 ve sonrası
    6. Mac Studio 2022 ve sonrası
    7. Apple işlemcili Mac Pro 2023

    Güncelleme Her Cihazda Aynı Anda Görünmeyebilir

    Apple yeni işletim sistemi sürümlerini bütün cihazlara aynı anda ulaştırmayabiliyor.

    Bu nedenle güncelleme hemen görünmüyorsa cihazın ayarlar bölümünden yazılım güncellemesini manuel olarak kontrol etmek gerekebiliyor.

    iOS 27 ile Gelen Yenilikler

    iOS 27 yalnızca yeni iPhone modellerine yönelik özellikler getirmiyor. Mevcut iPhone modellerinde de çeşitli performans ve kullanım geliştirmeleri bulunuyor.

    Apple'ın hedeflediği iyileştirmeler arasında uygulamaların yüzde 30'a kadar daha hızlı açılması yer alıyor.

    Ayrıca AirDrop ile yapılan dosya aktarımlarının hızlandırılması ve fotoğrafların fotoğraf arşivinde daha hızlı kullanılabilir hale gelmesi hedefleniyor.

    Fotoğraf Düzenleme Özellikleri Geliştirildi

    Fotoğraf düzenleme sistemi de yenilendi.

    Yapay zekâ yardımıyla görüntülerin yeniden konumlandırılması ve iyileştirilmesi mümkün hale geliyor.

    Görüntülerdeki istenmeyen nesneleri kaldırmaya yarayan aracın da geliştirildiği belirtiliyor.

    Sıvı Cam Tasarımında Değişiklikler

    Apple, Sıvı Cam olarak adlandırılan arayüz tasarımını da geliştirdi.

    Yeni ayar sayesinde kullanıcılar arayüzdeki şeffaflık seviyesinin yoğunluğunu değiştirebiliyor.

    Kontrastın artırılması da yeni sürümde yapılan düzenlemeler arasında.

    Safari ve Mail Yenilikleri

    Safari artık açık sekmeleri konularına göre otomatik şekilde gruplandırabiliyor.

    Mail uygulamasındaki arama sistemi de geliştirilmiş durumda.

    Wi-Fi ile hücresel veri arasında geçişin de önceki sürüme göre daha hızlı gerçekleşmesi hedefleniyor.

    CarPlay İçin Video Desteği

    iOS 27 ile birlikte bazı araçlarda CarPlay üzerinden video oynatma desteği sunuluyor.

    AirPlay yardımıyla aracın bilgi ve eğlence ekranına video aktarılabiliyor.

    Geliştiriciler de CarPlay uygulamalarına video içeriği ekleyebiliyor.

    Ancak güvenlik nedeniyle video oynatma yalnızca araç hareketsiz durumdayken kullanılabiliyor.

    Konum Paylaşımında Daha Fazla Kontrol

    Konumumu Bul uygulamasında konum paylaşımı için daha ayrıntılı zaman seçenekleri sunuluyor.

    Kullanıcılar konum paylaşımının ne zaman sona ereceğini belirli bir süre veya tarih seçerek ayarlayabiliyor.

    Konum paylaşımı gün sonuna kadar geçici olarak da duraklatılabiliyor.

    Çocuk Güvenliği Özellikleri Geliştirildi

    iOS 27, iPadOS 27 ve macOS 27 ile birlikte çocuk güvenliği alanında da çeşitli geliştirmeler yapıldı.

    Bu yenilikler Apple'ın farklı cihaz türlerinde sunduğu güvenlik araçlarını kapsıyor.

    Avrupa Birliği'nde Siri Yapay Zekâsı Kullanılamıyor

    Kaynakta belirtilen bilgilere göre Siri'nin yeni yapay zekâ özellikleri Avrupa Birliği'nde iOS 27, iPadOS 27 ve watchOS 27 üzerinde kullanılamıyor.

    Apple bunun nedenini Avrupa Birliği'nin Dijital Pazarlar Yasası kapsamındaki düzenlemelere bağlıyor.

    Siri'nin yapay zekâ özellikleri Avrupa Birliği'nde macOS 27 ve visionOS 27 tarafında ise kullanılabiliyor.

    iOS 26.7 Güncellemesi de Yayınlandı

    Apple, iOS 27 ile birlikte güvenlik güncellemeleri içeren iOS 26.7 sürümünü de yayınladı.

    Kullanıcılar iOS 27'ye hemen geçmek istemiyorsa iOS 26.7 seçeneğini kullanabiliyor.

    Bazı cihazlarda güncelleme ekranında iOS 27 seçildikten sonraki aşamada iOS 26.7 adı görünebiliyor.

    Kaynakta yapılan kontrolde, kullanıcı daha önce iOS 27'yi seçmişse sonraki ekranda iOS 26.7 görünmesine rağmen iOS 27'nin doğru şekilde yüklendiği belirtiliyor.

    Özet

    Apple'ın 27 serisi işletim sistemi güncellemeleri iPhone, iPad, Apple Watch ve Mac tarafında kullanıma sunuldu.

    iPhone tarafında iOS 26 desteğine sahip modeller iOS 27'yi almaya devam ederken, bazı eski iPad ve Apple Watch modellerinin desteği sona erdi.

    Mac tarafında ise Intel işlemcili modeller artık macOS 27 güncellemesini alamıyor.

    iOS 27 ile performans geliştirmeleri, yenilenen fotoğraf düzenleme araçları, Sıvı Cam arayüzündeki değişiklikler, Safari sekme gruplandırması, geliştirilmiş konum paylaşımı ve CarPlay video desteği gibi çeşitli yenilikler sunuluyor.
    Apple, iOS 27, iPadOS 27, macOS 27, watchOS 27, tvOS 27 ve visionOS 27 güncellemelerini kullanıma sundu. Yeni sürümlerle birlikte performans, fotoğraf düzenleme, bağlantı özellikleri ve kullanıcı arayüzünde çeşitli yenilikler gelirken bazı eski iPad, Apple Watch ve Intel işlemcili Mac modellerinin desteği sona erdi. [h2]iOS 27 Hangi iPhone Modellerine Geliyor?[/h2] iOS 27, iOS 26 çalıştırabilen tüm iPhone modellerine yüklenebiliyor. Bu yıl iPhone tarafında herhangi bir model destek dışı bırakılmadı. [b]Desteklenen modeller arasında şunlar bulunuyor.[/b] [ol] [li]iPhone 17 Pro Max[/li] [li]iPhone 17 Pro[/li] [li]iPhone Air[/li] [li]iPhone 17[/li] [li]iPhone 17e[/li] [li]iPhone 16 Pro Max[/li] [li]iPhone 16 Pro[/li] [li]iPhone 16 Plus[/li] [li]iPhone 16[/li] [li]iPhone 16e[/li] [li]iPhone 15 Pro Max[/li] [li]iPhone 15 Pro[/li] [li]iPhone 15 Plus[/li] [li]iPhone 15[/li] [li]iPhone 14 Pro Max[/li] [li]iPhone 14 Pro[/li] [li]iPhone 14 Plus[/li] [li]iPhone 14[/li] [li]iPhone 13 Pro Max[/li] [li]iPhone 13 Pro[/li] [li]iPhone 13[/li] [li]iPhone 13 mini[/li] [li]iPhone 12 Pro Max[/li] [li]iPhone 12 Pro[/li] [li]iPhone 12[/li] [li]iPhone 12 mini[/li] [li]iPhone 11 Pro Max[/li] [li]iPhone 11 Pro[/li] [li]iPhone 11[/li] [li]iPhone SE 2. nesil ve daha yeni modeller[/li] [/ol] [h2]Bazı iPad Modellerinin Desteği Sona Erdi[/h2] iPad tarafında ise bazı eski modeller iPadOS 27 güncellemesini alamıyor. Apple A12X Bionic yongasına sahip iPad Pro modelleri destek dışında kalırken, Apple A12Z Bionic kullanan modeller güncellemeyi almaya devam ediyor. Ayrıca aşağıdaki modeller iPadOS 27 desteğini kaybediyor: [ol] [li]iPad Air 3. nesil[/li] [li]iPad 8. nesil[/li] [li]iPad mini 5. nesil[/li] [li]12,9 inç iPad Pro 3. nesil[/li] [li]11 inç iPad Pro 1. nesil[/li] [/ol] iPadOS 27 desteği devam eden modeller arasında daha yeni iPad Pro, iPad Air, iPad ve iPad mini modelleri bulunuyor. [h2]watchOS 27 İçin Destek Listesi Daraldı[/h2] En büyük destek değişikliklerinden biri Apple Watch tarafında yaşandı. Apple Watch Series 6, Series 7 ve Series 8 artık watchOS 27 güncellemesini alamıyor. İlk nesil Apple Watch Ultra ve Apple Watch SE 2 de destek dışında kaldı. watchOS 27 desteği alan modeller arasında: [ol] [li]Apple Watch Series 9[/li] [li]Apple Watch Series 10[/li] [li]Apple Watch Series 11[/li] [li]Apple Watch SE 3[/li] [li]Apple Watch Ultra 2[/li] [li]Apple Watch Ultra 3[/li] [/ol] bulunuyor. [h2]Intel İşlemcili Mac Modellerine macOS 27 Gelmiyor[/h2] macOS 27 Golden Gate ile birlikte Intel işlemcili Mac modelleri için büyük bir değişiklik yapıldı. Intel işlemcili hiçbir Mac modeli macOS 27 güncellemesini almıyor. Destek dışında kalan modeller arasında 2020 Mac mini, 2020 iMac ve 2019 model 16 inç MacBook Pro gibi son Intel işlemcili modeller de bulunuyor. Apple işlemcili daha yeni Mac modellerinin tamamı ise macOS 27 desteğini sürdürüyor. Desteklenen başlıca modeller: [ol] [li]MacBook Neo 2026[/li] [li]Apple işlemcili MacBook Air 2020 ve sonrası[/li] [li]Apple işlemcili MacBook Pro 2020 ve sonrası[/li] [li]Apple işlemcili iMac 2021 ve sonrası[/li] [li]Apple işlemcili Mac mini 2020 ve sonrası[/li] [li]Mac Studio 2022 ve sonrası[/li] [li]Apple işlemcili Mac Pro 2023[/li] [/ol] [h2]Güncelleme Her Cihazda Aynı Anda Görünmeyebilir[/h2] Apple yeni işletim sistemi sürümlerini bütün cihazlara aynı anda ulaştırmayabiliyor. Bu nedenle güncelleme hemen görünmüyorsa cihazın ayarlar bölümünden yazılım güncellemesini manuel olarak kontrol etmek gerekebiliyor. [h2]iOS 27 ile Gelen Yenilikler[/h2] iOS 27 yalnızca yeni iPhone modellerine yönelik özellikler getirmiyor. Mevcut iPhone modellerinde de çeşitli performans ve kullanım geliştirmeleri bulunuyor. Apple'ın hedeflediği iyileştirmeler arasında uygulamaların yüzde 30'a kadar daha hızlı açılması yer alıyor. Ayrıca AirDrop ile yapılan dosya aktarımlarının hızlandırılması ve fotoğrafların fotoğraf arşivinde daha hızlı kullanılabilir hale gelmesi hedefleniyor. [h2]Fotoğraf Düzenleme Özellikleri Geliştirildi[/h2] Fotoğraf düzenleme sistemi de yenilendi. Yapay zekâ yardımıyla görüntülerin yeniden konumlandırılması ve iyileştirilmesi mümkün hale geliyor. Görüntülerdeki istenmeyen nesneleri kaldırmaya yarayan aracın da geliştirildiği belirtiliyor. [h2]Sıvı Cam Tasarımında Değişiklikler[/h2] Apple, Sıvı Cam olarak adlandırılan arayüz tasarımını da geliştirdi. Yeni ayar sayesinde kullanıcılar arayüzdeki şeffaflık seviyesinin yoğunluğunu değiştirebiliyor. Kontrastın artırılması da yeni sürümde yapılan düzenlemeler arasında. [h2]Safari ve Mail Yenilikleri[/h2] Safari artık açık sekmeleri konularına göre otomatik şekilde gruplandırabiliyor. Mail uygulamasındaki arama sistemi de geliştirilmiş durumda. Wi-Fi ile hücresel veri arasında geçişin de önceki sürüme göre daha hızlı gerçekleşmesi hedefleniyor. [h2]CarPlay İçin Video Desteği[/h2] iOS 27 ile birlikte bazı araçlarda CarPlay üzerinden video oynatma desteği sunuluyor. AirPlay yardımıyla aracın bilgi ve eğlence ekranına video aktarılabiliyor. Geliştiriciler de CarPlay uygulamalarına video içeriği ekleyebiliyor. Ancak güvenlik nedeniyle video oynatma yalnızca araç hareketsiz durumdayken kullanılabiliyor. [h2]Konum Paylaşımında Daha Fazla Kontrol[/h2] Konumumu Bul uygulamasında konum paylaşımı için daha ayrıntılı zaman seçenekleri sunuluyor. Kullanıcılar konum paylaşımının ne zaman sona ereceğini belirli bir süre veya tarih seçerek ayarlayabiliyor. Konum paylaşımı gün sonuna kadar geçici olarak da duraklatılabiliyor. [h2]Çocuk Güvenliği Özellikleri Geliştirildi[/h2] iOS 27, iPadOS 27 ve macOS 27 ile birlikte çocuk güvenliği alanında da çeşitli geliştirmeler yapıldı. Bu yenilikler Apple'ın farklı cihaz türlerinde sunduğu güvenlik araçlarını kapsıyor. [h2]Avrupa Birliği'nde Siri Yapay Zekâsı Kullanılamıyor[/h2] Kaynakta belirtilen bilgilere göre Siri'nin yeni yapay zekâ özellikleri Avrupa Birliği'nde iOS 27, iPadOS 27 ve watchOS 27 üzerinde kullanılamıyor. Apple bunun nedenini Avrupa Birliği'nin Dijital Pazarlar Yasası kapsamındaki düzenlemelere bağlıyor. Siri'nin yapay zekâ özellikleri Avrupa Birliği'nde macOS 27 ve visionOS 27 tarafında ise kullanılabiliyor. [h2]iOS 26.7 Güncellemesi de Yayınlandı[/h2] Apple, iOS 27 ile birlikte güvenlik güncellemeleri içeren iOS 26.7 sürümünü de yayınladı. Kullanıcılar iOS 27'ye hemen geçmek istemiyorsa iOS 26.7 seçeneğini kullanabiliyor. Bazı cihazlarda güncelleme ekranında iOS 27 seçildikten sonraki aşamada iOS 26.7 adı görünebiliyor. Kaynakta yapılan kontrolde, kullanıcı daha önce iOS 27'yi seçmişse sonraki ekranda iOS 26.7 görünmesine rağmen iOS 27'nin doğru şekilde yüklendiği belirtiliyor. [h2]Özet[/h2] Apple'ın 27 serisi işletim sistemi güncellemeleri iPhone, iPad, Apple Watch ve Mac tarafında kullanıma sunuldu. iPhone tarafında iOS 26 desteğine sahip modeller iOS 27'yi almaya devam ederken, bazı eski iPad ve Apple Watch modellerinin desteği sona erdi. Mac tarafında ise Intel işlemcili modeller artık macOS 27 güncellemesini alamıyor. iOS 27 ile performans geliştirmeleri, yenilenen fotoğraf düzenleme araçları, Sıvı Cam arayüzündeki değişiklikler, Safari sekme gruplandırması, geliştirilmiş konum paylaşımı ve CarPlay video desteği gibi çeşitli yenilikler sunuluyor.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 350 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Sony PlayStation için iki farklı kablosuz kulaklık modeli duyurdu
    Sony, PlayStation için iki farklı kablosuz kulaklık modeli duyurdu. İlki 2026 yılının sonunda piyasaya sürülecek.

    Pulse Elite gibi, Pulse ve Pulse Edge olarak adlandırılan her iki yeni model de düzlemsel manyetik sürücülere sahiptir.

    PlayStation Link adaptörü, kullanıcılara kalite kaybı olmadan kayıpsız ses deneyimi sunar. PS5, PS Portal, PC ve Mac ile kullanılabilir. Kulaklıklar ayrıca Bluetooth'u da destekler.

    Her iki modeldeki mikrofon da yapay zeka destekli gürültü engelleme özelliğine sahip ve dış tasarım konfor ve dayanıklılık için yeniden tasarlandı.

    Edge modeli, daha zengin bir ses için daha fazla sayıda düzlemsel mıknatıs, aktif gürültü engelleme, ses girişi ve taşıma çantası özelliklerine sahiptir.

    PlayStation Pulse 2026'nın sonlarında, Pulse Edge ise 2027'nin başlarında piyasaya sürülecek. Fiyatlandırma henüz bilinmiyor.
    Sony, PlayStation için iki farklı kablosuz kulaklık modeli duyurdu. İlki 2026 yılının sonunda piyasaya sürülecek. Pulse Elite gibi, Pulse ve Pulse Edge olarak adlandırılan her iki yeni model de düzlemsel manyetik sürücülere sahiptir. PlayStation Link adaptörü, kullanıcılara kalite kaybı olmadan kayıpsız ses deneyimi sunar. PS5, PS Portal, PC ve Mac ile kullanılabilir. Kulaklıklar ayrıca Bluetooth'u da destekler. Her iki modeldeki mikrofon da yapay zeka destekli gürültü engelleme özelliğine sahip ve dış tasarım konfor ve dayanıklılık için yeniden tasarlandı. Edge modeli, daha zengin bir ses için daha fazla sayıda düzlemsel mıknatıs, aktif gürültü engelleme, ses girişi ve taşıma çantası özelliklerine sahiptir. PlayStation Pulse 2026'nın sonlarında, Pulse Edge ise 2027'nin başlarında piyasaya sürülecek. Fiyatlandırma henüz bilinmiyor.
    Beğen
    5
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 217 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Wardogs Hızlı Para Kazanma Rehberi En Karlı Yöntemler
    Wardogs'ta silah, şarjör, kask, kurşun geçirmez yelek ve diğer ekipmanların büyük bölümü ayrı ayrı satın alınıyor. Oyunda kişisel bir para sistemi bulunuyor ve takımınıza fayda sağlayan görevleri yerine getirerek kazanç elde ediyorsunuz.

    Kazandığınız para hem kalıcı geliştirmeler hem de maç sırasında kullanacağınız geçici ekipmanlar için harcanabiliyor.

    Özellikle oyunun ilk saatlerinde yeni ekipmanların kilidini açmak için yeterli para biriktirmek zor olabiliyor. Ancak oyun, para kazanmanın bazı etkili yöntemlerini açık şekilde anlatmıyor.

    Dürbün Kullanarak Para Kazanın

    Oyunun başlangıcından itibaren para kazanmanın en güvenli ve kolay yollarından biri dürbün kullanmak.

    75 dolar karşılığında alınabilen dürbün sayesinde düşman askerlerini, araçları ve yapıları tespit edebilirsiniz.

    Tespit edilen hedefler kısa süreliğine takım arkadaşlarınızın haritasında ve görüş alanında işaretleniyor.

    Her başarılı tespit size küçük miktarda para kazandırıyor.

    Asıl kazanç ise işaretlediğiniz bir düşmanın takım arkadaşınız tarafından etkisiz hale getirilmesiyle geliyor. Bu durumda yardım ödülü kazanıyorsunuz ve bu ödül bazı durumlarda yüzlerce dolara ulaşabiliyor.

    Bu yöntem doğrudan çatışmaya girmeden hem takımınıza yardımcı olmanızı hem de düzenli şekilde para kazanmanızı sağlıyor.

    İleri Harekât Üssü Kurun

    Güvenli ve kazançlı yöntemlerden biri de takımınız için İleri Harekât Üssü kurmak.

    Bunun için bir çekiç ve İleri Harekât Üssü kurulum birimi satın almanız gerekiyor.

    Maçın başında uygun bir konuma giderek takımınız için yeni bir üs oluşturabilirsiniz.

    Kurulum sırasında yapılması gerekenler:
    1. İleri Harekât Üssünü uygun konuma yerleştirin.
    2. Çekici kullanarak yapının inşasını tamamlayın.
    3. Sarı işaretlere yapılan doğru çekiç vuruşlarıyla inşaatı hızlandırın.
    4. Üs malzemelerini kullanarak duvar, kapı ve koruyucu engeller oluşturun.
    Her başarılı çekiç vuruşu para kazandırıyor.

    Deneme sürümünde bir çekiç darbesi yaklaşık 15 dolar kazandırırken, bir yapının tamamen tamamlanması 1.200 ile 1.500 dolar arasında kazanç sağlayabiliyor.

    Bu nedenle yapı kurmak, bazı durumlarda bir düşmanı etkisiz hale getirmekten daha fazla para getirebiliyor.

    Takım Arkadaşlarınızı Canlandırın

    Para kazanmanın en kolay yollarından biri yaralanan takım arkadaşlarınıza yardım etmek.

    Deneme sürümünde bir takım arkadaşını yeniden ayağa kaldırmak yaklaşık 900 dolar kazandırıyor.

    Bunun için başlangıçta ek bir ekipman satın almak zorunlu değil.

    Ancak normal canlandırma süresi oldukça uzun olduğu için özel canlandırma malzemeleri kullanmak süreci hızlandırabiliyor.

    Bu yönteme ağırlık vermek isteyen oyuncular şu şekilde ilerleyebilir:
    1. Taşıma kapasitesi yüksek bir sırt çantası alın.
    2. Çantanızı canlandırma malzemeleri ve bandajlarla doldurun.
    3. Takım arkadaşlarınızın biraz gerisinde hareket edin.
    4. Düşen takım arkadaşlarınızı mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden ayağa kaldırın.
    5. Yaralı takım arkadaşlarınızı bandajlarla iyileştirin.
    Bir takım arkadaşını canlandırmak yaklaşık 900 dolar kazandırabiliyor.

    Bandaj kullanarak iyileştirme yapmak ise kullanım başına yaklaşık 200 dolar gelir sağlayabiliyor.

    Canlandırdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek gelir elde edebilirsiniz.

    Takımın Doğma Aracını Bölgeye Götürün

    Bir diğer kazanç yöntemi takımın yeniden doğma aracını uygun bölgeye taşımak.

    Bu araç, çatısında uydu anteni bulunan zırhlı personel taşıyıcı olarak tanınabiliyor.

    Aracı karargâhtan alarak uygun bir bölgeye götürdüğünüzde takım arkadaşlarınız burayı yeniden doğma noktası olarak kullanabiliyor.

    Araç doğru konuma bırakıldıktan sonra takım arkadaşlarınız her yeniden doğduğunda para kazanabiliyorsunuz.

    Bu yöntem sürekli çatışmaya girmeden pasif gelir elde etmek isteyen oyuncular için kullanılabilecek seçeneklerden biri.

    Ancak aynı görevi aynı anda yalnızca bir oyuncu üstlenebildiği için her maçta bu yöntemi kullanmak mümkün olmayabilir.

    Takım Arkadaşlarınızı Taşıyın

    Başlangıç noktasından çatışma bölgesine ulaşmak her zaman kolay olmayabiliyor.

    Takımın zırhlı araçları kullanılamadığında oyuncuların bölgeye taşınması gerekiyor.

    Bu durumda helikopter kullanmayı bilen oyuncular takım arkadaşlarını başlangıç noktası ile görev bölgesi arasında taşıyarak para kazanabilir.

    Askerleri uygun bölgelere bırakmak doğrudan ödül sağlayabiliyor.

    Taşıdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek kazanç elde edilebiliyor.

    Ancak bu yöntemin bazı riskleri bulunuyor.

    Helikopterler pahalı araçlar ve deneyimsiz bir oyuncunun kısa sürede aracı kaybetmesi mümkün.

    Düşman roketlerinden kaçınmak ve güvenli iniş yapmak için helikopter kullanımına hâkim olmak gerekiyor.

    Bu nedenle öncelikle eğitim alanında yeterli uçuş deneyimi kazanmak faydalı oluyor.

    Sıcak Bölgede Kalın

    Wardogs'ta para kazanmanın dikkat çekici yollarından biri de Sıcak Bölge içerisinde bulunmak.

    Bu bölgede yalnızca bulunarak bile belirli aralıklarla pasif gelir elde edilebiliyor.

    Dakikada yüzlerce dolara ulaşabilen bu kazanç için mutlaka düşman etkisiz hale getirmeniz gerekmiyor.

    Ancak bölge içerisindeki düşmanları etkisiz hale getirmek ve takım arkadaşlarınıza yardım etmek ek para kazandırıyor.

    Bu nedenle hem çatışmanın merkezinde kalmak hem de düzenli gelir elde etmek isteyen oyuncular için Sıcak Bölge oldukça kazançlı bir alan olabiliyor.

    Wardogs'ta Para Kazanmanın En Etkili Yolları

    Wardogs yalnızca düşman etkisiz hale getirerek para kazanılan bir oyun değil.

    Takımınıza farklı şekillerde yardım ederek de gelir elde edebilirsiniz.
    1. Dürbünle düşmanları işaretlemek.
    2. Takım için İleri Harekât Üssü kurmak.
    3. Yapı ve savunma noktaları inşa etmek.
    4. Düşen takım arkadaşlarını yeniden ayağa kaldırmak.
    5. Yaralı takım arkadaşlarını iyileştirmek.
    6. Takımın yeniden doğma aracını görev bölgesine taşımak.
    7. Helikopterle takım arkadaşlarını çatışma bölgesine götürmek.
    8. Sıcak Bölge içerisinde görev yapmak.
    Oyunun para sistemi farklı görevleri yerine getiren oyuncuları ödüllendirecek şekilde hazırlanmış.

    Bu nedenle doğrudan çatışmaya girmeyi tercih etmeyen oyuncular da keşif, destek, sağlık, inşaat veya taşıma görevleriyle takımına katkı sağlayarak para kazanabiliyor.
    Wardogs'ta silah, şarjör, kask, kurşun geçirmez yelek ve diğer ekipmanların büyük bölümü ayrı ayrı satın alınıyor. Oyunda kişisel bir para sistemi bulunuyor ve takımınıza fayda sağlayan görevleri yerine getirerek kazanç elde ediyorsunuz. Kazandığınız para hem kalıcı geliştirmeler hem de maç sırasında kullanacağınız geçici ekipmanlar için harcanabiliyor. Özellikle oyunun ilk saatlerinde yeni ekipmanların kilidini açmak için yeterli para biriktirmek zor olabiliyor. Ancak oyun, para kazanmanın bazı etkili yöntemlerini açık şekilde anlatmıyor. [h2]Dürbün Kullanarak Para Kazanın[/h2] Oyunun başlangıcından itibaren para kazanmanın en güvenli ve kolay yollarından biri dürbün kullanmak. 75 dolar karşılığında alınabilen dürbün sayesinde düşman askerlerini, araçları ve yapıları tespit edebilirsiniz. Tespit edilen hedefler kısa süreliğine takım arkadaşlarınızın haritasında ve görüş alanında işaretleniyor. Her başarılı tespit size küçük miktarda para kazandırıyor. Asıl kazanç ise işaretlediğiniz bir düşmanın takım arkadaşınız tarafından etkisiz hale getirilmesiyle geliyor. Bu durumda yardım ödülü kazanıyorsunuz ve bu ödül bazı durumlarda yüzlerce dolara ulaşabiliyor. Bu yöntem doğrudan çatışmaya girmeden hem takımınıza yardımcı olmanızı hem de düzenli şekilde para kazanmanızı sağlıyor. [h2]İleri Harekât Üssü Kurun[/h2] Güvenli ve kazançlı yöntemlerden biri de takımınız için İleri Harekât Üssü kurmak. Bunun için bir çekiç ve İleri Harekât Üssü kurulum birimi satın almanız gerekiyor. Maçın başında uygun bir konuma giderek takımınız için yeni bir üs oluşturabilirsiniz. Kurulum sırasında yapılması gerekenler: [ol] [li]İleri Harekât Üssünü uygun konuma yerleştirin.[/li] [li]Çekici kullanarak yapının inşasını tamamlayın.[/li] [li]Sarı işaretlere yapılan doğru çekiç vuruşlarıyla inşaatı hızlandırın.[/li] [li]Üs malzemelerini kullanarak duvar, kapı ve koruyucu engeller oluşturun.[/li] [/ol] Her başarılı çekiç vuruşu para kazandırıyor. Deneme sürümünde bir çekiç darbesi yaklaşık 15 dolar kazandırırken, bir yapının tamamen tamamlanması 1.200 ile 1.500 dolar arasında kazanç sağlayabiliyor. Bu nedenle yapı kurmak, bazı durumlarda bir düşmanı etkisiz hale getirmekten daha fazla para getirebiliyor. [h2]Takım Arkadaşlarınızı Canlandırın[/h2] Para kazanmanın en kolay yollarından biri yaralanan takım arkadaşlarınıza yardım etmek. Deneme sürümünde bir takım arkadaşını yeniden ayağa kaldırmak yaklaşık 900 dolar kazandırıyor. Bunun için başlangıçta ek bir ekipman satın almak zorunlu değil. Ancak normal canlandırma süresi oldukça uzun olduğu için özel canlandırma malzemeleri kullanmak süreci hızlandırabiliyor. Bu yönteme ağırlık vermek isteyen oyuncular şu şekilde ilerleyebilir: [ol] [li]Taşıma kapasitesi yüksek bir sırt çantası alın.[/li] [li]Çantanızı canlandırma malzemeleri ve bandajlarla doldurun.[/li] [li]Takım arkadaşlarınızın biraz gerisinde hareket edin.[/li] [li]Düşen takım arkadaşlarınızı mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden ayağa kaldırın.[/li] [li]Yaralı takım arkadaşlarınızı bandajlarla iyileştirin.[/li] [/ol] Bir takım arkadaşını canlandırmak yaklaşık 900 dolar kazandırabiliyor. Bandaj kullanarak iyileştirme yapmak ise kullanım başına yaklaşık 200 dolar gelir sağlayabiliyor. Canlandırdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek gelir elde edebilirsiniz. [h2]Takımın Doğma Aracını Bölgeye Götürün[/h2] Bir diğer kazanç yöntemi takımın yeniden doğma aracını uygun bölgeye taşımak. Bu araç, çatısında uydu anteni bulunan zırhlı personel taşıyıcı olarak tanınabiliyor. Aracı karargâhtan alarak uygun bir bölgeye götürdüğünüzde takım arkadaşlarınız burayı yeniden doğma noktası olarak kullanabiliyor. Araç doğru konuma bırakıldıktan sonra takım arkadaşlarınız her yeniden doğduğunda para kazanabiliyorsunuz. Bu yöntem sürekli çatışmaya girmeden pasif gelir elde etmek isteyen oyuncular için kullanılabilecek seçeneklerden biri. Ancak aynı görevi aynı anda yalnızca bir oyuncu üstlenebildiği için her maçta bu yöntemi kullanmak mümkün olmayabilir. [h2]Takım Arkadaşlarınızı Taşıyın[/h2] Başlangıç noktasından çatışma bölgesine ulaşmak her zaman kolay olmayabiliyor. Takımın zırhlı araçları kullanılamadığında oyuncuların bölgeye taşınması gerekiyor. Bu durumda helikopter kullanmayı bilen oyuncular takım arkadaşlarını başlangıç noktası ile görev bölgesi arasında taşıyarak para kazanabilir. Askerleri uygun bölgelere bırakmak doğrudan ödül sağlayabiliyor. Taşıdığınız takım arkadaşlarının daha sonra düşmanları etkisiz hale getirmesi durumunda yardım ödüllerinden de ek kazanç elde edilebiliyor. Ancak bu yöntemin bazı riskleri bulunuyor. Helikopterler pahalı araçlar ve deneyimsiz bir oyuncunun kısa sürede aracı kaybetmesi mümkün. Düşman roketlerinden kaçınmak ve güvenli iniş yapmak için helikopter kullanımına hâkim olmak gerekiyor. Bu nedenle öncelikle eğitim alanında yeterli uçuş deneyimi kazanmak faydalı oluyor. [h2]Sıcak Bölgede Kalın[/h2] Wardogs'ta para kazanmanın dikkat çekici yollarından biri de Sıcak Bölge içerisinde bulunmak. Bu bölgede yalnızca bulunarak bile belirli aralıklarla pasif gelir elde edilebiliyor. Dakikada yüzlerce dolara ulaşabilen bu kazanç için mutlaka düşman etkisiz hale getirmeniz gerekmiyor. Ancak bölge içerisindeki düşmanları etkisiz hale getirmek ve takım arkadaşlarınıza yardım etmek ek para kazandırıyor. Bu nedenle hem çatışmanın merkezinde kalmak hem de düzenli gelir elde etmek isteyen oyuncular için Sıcak Bölge oldukça kazançlı bir alan olabiliyor. [h2]Wardogs'ta Para Kazanmanın En Etkili Yolları[/h2] Wardogs yalnızca düşman etkisiz hale getirerek para kazanılan bir oyun değil. Takımınıza farklı şekillerde yardım ederek de gelir elde edebilirsiniz. [ol] [li]Dürbünle düşmanları işaretlemek.[/li] [li]Takım için İleri Harekât Üssü kurmak.[/li] [li]Yapı ve savunma noktaları inşa etmek.[/li] [li]Düşen takım arkadaşlarını yeniden ayağa kaldırmak.[/li] [li]Yaralı takım arkadaşlarını iyileştirmek.[/li] [li]Takımın yeniden doğma aracını görev bölgesine taşımak.[/li] [li]Helikopterle takım arkadaşlarını çatışma bölgesine götürmek.[/li] [li]Sıcak Bölge içerisinde görev yapmak.[/li] [/ol] Oyunun para sistemi farklı görevleri yerine getiren oyuncuları ödüllendirecek şekilde hazırlanmış. Bu nedenle doğrudan çatışmaya girmeyi tercih etmeyen oyuncular da keşif, destek, sağlık, inşaat veya taşıma görevleriyle takımına katkı sağlayarak para kazanabiliyor.
    Beğen
    7
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 342 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • 007 First Light İncelemesi Genç James Bond’un İlk Büyük Görevi
    007 First Light, James Bond'un henüz herkesin tanıdığı deneyimli Ajan 007 olmadığı döneme odaklanıyor. Karşımızda genç, özgüvenli, zaman zaman dürtüsel davranan ve görev sırasında doğaçlama yapmak zorunda kalan bir James Bond bulunuyor.

    Yaklaşık 24 saatlik oyun süresi boyunca bölümler dikkatli şekilde keşfedildiğinde, oyunun yalnızca çatışmalara değil; gizlilik, çevreyi kullanma, farklı yollar bulma ve hikâye anlatımına da büyük önem verdiği görülüyor.

    Henüz Tam Anlamıyla Ajan 007 Olmayan Bir Bond

    Oyunun en önemli noktalarından biri James Bond'un karakter gelişimi.

    Burada karşımıza her durumu önceden hesaplayan, tamamen soğukkanlı ve kusursuz bir ajan çıkmıyor. James genç, cesur, kendine güvenen fakat zaman zaman fazla hızlı karar veren biri.

    Bir operasyonu cesareti sayesinde kurtarabilirken birkaç dakika sonra aynı özgüveni yüzünden kendisini zor bir durumun içine sokabiliyor.

    Bu yaklaşım oyunun adına da uyuyor. First Light, Bond'un bilinen kişiliğine ulaşmadan önceki dönemini anlatıyor.

    Daniel Craig dönemindeki Bond'un fiziksel ve sert dövüş tarzının etkisi oyunda hissediliyor. Ancak buradaki James daha genç, daha neşeli ve risk almaktan daha fazla keyif alan bir karakter olarak işlenmiş.

    Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond da bu genç karakter yapısına uygun bir performans sergiliyor.

    Hitman Benzerliği Var Ama Aynı Oyun Değil

    007 First Light'ın geliştiricisi IO Interactive olduğu için oyunun Hitman serisine benzeyeceği düşünülüyordu.

    Gerçekten de iki oyun arasında bazı ortak noktalar bulunuyor.

    Büyük alanlarda dolaşmak, insanların konuşmalarını dinlemek, dikkat dağıtmak, alternatif yollar bulmak ve girilmemesi gereken alanlara farklı yöntemlerle ulaşmak oyunun önemli parçaları arasında.

    Ancak James Bond ile Ajan 47'nin yaklaşımı birbirinden oldukça farklı.

    Ajan 47 genellikle planlı, sakin ve görünmeden hareket eden bir karakterken genç Bond'un planları her zaman aynı şekilde ilerlemiyor.

    Bir görev sessiz şekilde başlayabiliyor, ardından bir güvenlik görevlisinin dikkatini dağıtmanız gerekebiliyor. Sonrasında fark edilip yakın dövüşe girebilir, düşmanın silahını alabilir ve çatışmayı tamamen farklı bir şekilde sürdürebilirsiniz.

    Oyunun temel yapısı da tam olarak bu değişkenlik üzerine kurulmuş.

    Plan Bozulduğunda Oyun Daha Hareketli Hale Geliyor

    Oyunun dikkat çeken özelliklerinden biri yakın dövüş ile silahlı çatışmanın birbirinden kopuk hissettirilmemesi.

    James Bond bir düşmanı yakın dövüşle etkisiz hale getirip hemen ardından yerdeki silahı alabiliyor. Şarjör boşaldığında ise silahı yeniden doldurmak yerine düşmana fırlatarak tekrar yakın dövüşe geçebiliyor.

    Çevrede bulunan nesneler de çatışmalar sırasında kullanılabiliyor.

    Masalar, sandalyeler, yangın söndürücüler, kupalar, dosyalar ve çeşitli eşyalar yalnızca ortamı süsleyen nesneler değil.

    Çatışmanın bir parçası haline gelebiliyorlar.

    Bu nedenle dövüşlerde yalnızca elinizdeki silaha bağlı kalmıyorsunuz. Bulunduğunuz ortamı takip etmek ve neyi kullanabileceğinizi görmek önem kazanıyor.

    Silahlar Sürekli Kullanılan Bir Araç Değil

    Oyunda ateşli silahlar bilinçli şekilde geçici tutulmuş.

    Mühimmat her zaman bol olmadığı için elde edilen bir tabanca bütün bölüm boyunca kullanılan temel araç haline gelmiyor.

    Silah belirli bir sorunu çözmek için kullanılabiliyor ve daha sonra tekrar yakın dövüşe veya çevredeki nesnelere dönmeniz gerekebiliyor.

    Bu sistem oyuncuyu sürekli aynı yöntemle ilerlemek yerine farklı çözümler kullanmaya yönlendiriyor.

    Öldürme İzni Sistemi

    Oyundaki dikkat çekici sistemlerden biri de öldürme izni.

    Bond'un karşısındaki kişiler doğrudan ölümcül bir tehdit oluşturmuyorsa oyun hemen ateşli silah kullanmaya izin vermiyor.

    Bu bölümlerde gözlem yapmak, konuşmaları takip etmek, insanları yanıltmak ve farklı bir geçiş yolu bulmak gerekiyor.

    Ancak durum ölümcül çatışmaya dönüştüğünde öldürme izni devreye giriyor.

    Bu noktadan sonra oyunun çatışma sistemi daha serbest hale geliyor.

    Böylece sessiz ilerlenen bölümler ile büyük çatışmalar arasında belirgin bir tempo farkı oluşuyor.

    Gizlilik Sistemi Daha Esnek

    007 First Light'taki gizlilik sistemi, küçük bir hata yapıldığında oyuncuyu sürekli en son kayıt noktasına döndürmek üzerine kurulmamış.

    Bond fark edildiğinde her zaman görev başarısız sayılmıyor.

    Bazı durumlarda konuşarak şüpheyi azaltabiliyor, bazı durumlarda hızla ortamdan uzaklaşabiliyor veya kısa bir çatışmanın ardından görevine devam edebiliyor.

    Bu sistem özellikle genç Bond'un karakterine uyuyor.

    Çünkü karşıdaki karakter her şeyi kusursuz şekilde planlayan bir ajan değil. Risk alıyor, hata yapıyor ve oluşan durumdan çıkmanın bir yolunu buluyor.

    Sosyal Gizlilik

    Büyük ve kalabalık alanlarda insanların konuşmalarını dinlemek önemli hale geliyor.

    Bir güvenlik görevlisinin yaşadığı sorun, kaybolmuş bir kart veya başka bir kişinin yaptığı konuşma yeni bir geçiş yolunun ortaya çıkmasını sağlayabiliyor.

    Bu nedenle mekânlar yalnızca güzel görünen arka planlardan oluşmuyor.

    Oyuncu çevredeki insanları ve olayları takip ettikçe alan içerisindeki bağlantılar ortaya çıkıyor.

    Bond kalabalığın arasında tamamen görünmez olmaya çalışmıyor. Daha çok orada bulunmaya hakkı olduğuna çevresindekileri ikna etmeye çalışıyor.

    Oyun Tamamen Serbest Bir Yapıya Sahip Değil

    First Light büyük ve tamamen serbest bir dünya sunmuyor.

    Oyuncuya farklı yollar, araçlar ve yöntemler sunulsa da hikâyenin yönü büyük ölçüde geliştiriciler tarafından belirleniyor.

    Oyuncu bir bölümü nasıl geçeceğine karar verebiliyor fakat hikâyenin nereye gideceğini değiştiremiyor.

    Bu yapı daha kontrollü ve sinematik bir James Bond deneyimi oluşturmak için tercih edilmiş.

    Başlangıç Bölümü Oyunun Yapısını Gösteriyor

    Oyunun eğitim bölümü klasik bir öğretici bölüm gibi hazırlanmak yerine James Bond'un gelişimini gösterecek şekilde tasarlanmış.

    Kısa süre içerisinde dövüş, araç kullanma, atış, parkur ve farklı görev türleri arasında geçiş yapılıyor.

    Bu bölüm aynı zamanda oyunun ilerleyen saatlerde de tek bir oynanış biçimine bağlı kalmayacağını gösteriyor.

    Oyunun temel özelliklerinden biri farklı sistemler arasında hızlı şekilde geçiş yapılması.

    Bond'un Teknolojik Araçları

    James Bond oyununda teknolojik araçlar önemli bir yere sahip.

    Saat, çevreyi incelemek, önemli noktaları belirlemek ve elektronik cihazlarla etkileşim kurmak için kullanılabiliyor.

    Diğer araçlar ise güvenlik görevlilerinin dikkatini dağıtmak veya yeni geçiş yolları oluşturmak için kullanılabiliyor.

    Görevlerden önce kullanılacak ekipmanların seçilebildiği bölümler de bulunuyor.

    Araçların sayısı gereğinden fazla tutulmamış.

    Amaç, oyuncunun sürekli menüler arasında dolaşması değil, doğru zamanda doğru aracı kullanması.

    Bulmacalar Oyunun Temposunu Yavaşlatabiliyor

    Kaynak değerlendirmede en fazla eleştirilen bölümlerden biri bulmacalar.

    Bazı alanlarda kapı kodlarını bulmak için çevreyi araştırmak, notları okumak ve çeşitli ipuçlarını takip etmek gerekiyor.

    Bu bölümler teorik olarak ajanlık temasına uygun olsa da hızlı ilerleyen bölümlerin ortasında oyunun temposunu düşürebiliyor.

    Özellikle hareketli bir gizlilik veya çatışma bölümünün hemen ardından şifre aramak, oyunun akışında belirgin bir yavaşlama oluşturabiliyor.

    Sorun bulmacaların çok zor olması değil, oyunun diğer bölümlerindeki hızlı tempoyla her zaman uyumlu olmaması.

    Sinematik Anlatım

    007 First Light belirli bir James Bond filmini doğrudan tekrar etmeye çalışmıyor.

    Bunun yerine Bond yapımlarının genel havasını kullanıyor.

    Lüks mekânlar, teknolojik alanlar, farklı ülkeler, ani çatışmalar, İngiliz mizahı ve büyük planların konuşulduğu sahneler oyunun atmosferini oluşturuyor.

    Ara sahneler ile oyuncunun kontrolü ele aldığı bölümler arasındaki geçişler de oldukça akıcı şekilde hazırlanmış.

    Bazı anlarda ara sahnenin bittiğini ve kontrolün yeniden oyuncuya geçtiğini hemen fark etmek mümkün olmayabiliyor.

    Çatışmalar Sinematik Yapının Önemli Bir Parçası

    Oyunun sinematik yapısını en fazla destekleyen bölümler çatışmalar.

    Bond'un çevredeki nesneleri kullanması, düşmanın silahını alması, mesafeyi değiştirmesi ve yakın dövüşe geçmesi sahnelerin önceden hazırlanmış bir film sahnesi gibi görünmesini sağlayabiliyor.

    Ancak bütün hareketler tamamen önceden belirlenmiş değil.

    Aynı alan başka bir oyuncu tarafından farklı şekilde geçilebiliyor.

    Bu da çatışmaların hem sinematik hem de oyuncunun kararlarına bağlı kalmasını sağlıyor.

    Müzik James Bond'un Gelişimine Eşlik Ediyor

    Oyunun müzik kullanımında genç Bond fikri devam ettirilmiş.

    James oyunun başında klasik 007 temasının tamamına sahip değil.

    Tanıdık ritimler ve müzikal öğeler zaman zaman duyuluyor ancak Bond geliştikçe klasik tema da daha belirgin hale geliyor.

    Müzik böylece yalnızca arka planda kullanılan bir unsur olmaktan çıkıyor ve karakter gelişiminin bir parçası haline geliyor.

    Gizlilik bölümlerinde daha sakin, çatışmalarda ise daha güçlü bir yapıya geçiyor.

    Bu geçişler aniden değil, oynanışla birlikte gerçekleşiyor.

    Patrick Gibson'ın James Bond Yorumu

    Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond, önceki sinema oyuncularını doğrudan taklit etmeye çalışmıyor.

    Karakter henüz gelecekteki Ajan 007'nin bütün özelliklerini tamamen kazanmış değil.

    Cesur fakat zaman zaman düşünmeden hareket ediyor.

    Kendine güveniyor fakat her kararının sonucunu kolaylıkla kontrol edemiyor.

    Mizahı da karakterin gençliğiyle bağlantılı şekilde kullanılıyor.

    Tehlikeli durumlarda espri yapabiliyor fakat sahnenin ciddiyetini tamamen ortadan kaldırmıyor.

    Oyun ilerledikçe karakterin genç bir Bond oyuncusundan çok doğrudan James Bond gibi hissettirmeye başladığı belirtiliyor.

    Genel Değerlendirme

    007 First Light, bir James Bond filminin doğrudan oyun uyarlaması olarak hazırlanmamış.

    Hitman'in farklı bir karakterle yeniden yapılmış hali de değil.

    Genç James Bond'un Ajan 007 kimliğine doğru ilerlediği bağımsız bir hikâye sunuyor.

    Gizlilik, yakın dövüş, silahlı çatışma, teknolojik araçlar ve sinematik anlatım birbirinden tamamen ayrı sistemler gibi kullanılmak yerine aynı akışın parçaları olarak tasarlanmış.

    Kaynak değerlendirmede oyunun en güçlü tarafları arasında genç Bond'un karakter gelişimi, çatışma sistemi, çevrenin kullanımı, müzik, gizlilik ve sinematik sahneler gösteriliyor.

    En belirgin eleştiri ise bazı bulmacaların oyunun temposunu yavaşlatması.

    Değerlendirme: 9,5 / 10
    007 First Light, James Bond'un tamamlanmış halini göstermek yerine Ajan 007'nin nasıl şekillendiğini anlatan bir başlangıç hikâyesi olarak ele alınıyor.
    007 First Light, James Bond'un henüz herkesin tanıdığı deneyimli Ajan 007 olmadığı döneme odaklanıyor. Karşımızda genç, özgüvenli, zaman zaman dürtüsel davranan ve görev sırasında doğaçlama yapmak zorunda kalan bir James Bond bulunuyor. Yaklaşık 24 saatlik oyun süresi boyunca bölümler dikkatli şekilde keşfedildiğinde, oyunun yalnızca çatışmalara değil; gizlilik, çevreyi kullanma, farklı yollar bulma ve hikâye anlatımına da büyük önem verdiği görülüyor. [h2]Henüz Tam Anlamıyla Ajan 007 Olmayan Bir Bond[/h2] Oyunun en önemli noktalarından biri James Bond'un karakter gelişimi. Burada karşımıza her durumu önceden hesaplayan, tamamen soğukkanlı ve kusursuz bir ajan çıkmıyor. James genç, cesur, kendine güvenen fakat zaman zaman fazla hızlı karar veren biri. Bir operasyonu cesareti sayesinde kurtarabilirken birkaç dakika sonra aynı özgüveni yüzünden kendisini zor bir durumun içine sokabiliyor. Bu yaklaşım oyunun adına da uyuyor. First Light, Bond'un bilinen kişiliğine ulaşmadan önceki dönemini anlatıyor. Daniel Craig dönemindeki Bond'un fiziksel ve sert dövüş tarzının etkisi oyunda hissediliyor. Ancak buradaki James daha genç, daha neşeli ve risk almaktan daha fazla keyif alan bir karakter olarak işlenmiş. Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond da bu genç karakter yapısına uygun bir performans sergiliyor. [h2]Hitman Benzerliği Var Ama Aynı Oyun Değil[/h2] 007 First Light'ın geliştiricisi IO Interactive olduğu için oyunun Hitman serisine benzeyeceği düşünülüyordu. Gerçekten de iki oyun arasında bazı ortak noktalar bulunuyor. Büyük alanlarda dolaşmak, insanların konuşmalarını dinlemek, dikkat dağıtmak, alternatif yollar bulmak ve girilmemesi gereken alanlara farklı yöntemlerle ulaşmak oyunun önemli parçaları arasında. Ancak James Bond ile Ajan 47'nin yaklaşımı birbirinden oldukça farklı. Ajan 47 genellikle planlı, sakin ve görünmeden hareket eden bir karakterken genç Bond'un planları her zaman aynı şekilde ilerlemiyor. Bir görev sessiz şekilde başlayabiliyor, ardından bir güvenlik görevlisinin dikkatini dağıtmanız gerekebiliyor. Sonrasında fark edilip yakın dövüşe girebilir, düşmanın silahını alabilir ve çatışmayı tamamen farklı bir şekilde sürdürebilirsiniz. Oyunun temel yapısı da tam olarak bu değişkenlik üzerine kurulmuş. [h2]Plan Bozulduğunda Oyun Daha Hareketli Hale Geliyor[/h2] Oyunun dikkat çeken özelliklerinden biri yakın dövüş ile silahlı çatışmanın birbirinden kopuk hissettirilmemesi. James Bond bir düşmanı yakın dövüşle etkisiz hale getirip hemen ardından yerdeki silahı alabiliyor. Şarjör boşaldığında ise silahı yeniden doldurmak yerine düşmana fırlatarak tekrar yakın dövüşe geçebiliyor. Çevrede bulunan nesneler de çatışmalar sırasında kullanılabiliyor. Masalar, sandalyeler, yangın söndürücüler, kupalar, dosyalar ve çeşitli eşyalar yalnızca ortamı süsleyen nesneler değil. Çatışmanın bir parçası haline gelebiliyorlar. Bu nedenle dövüşlerde yalnızca elinizdeki silaha bağlı kalmıyorsunuz. Bulunduğunuz ortamı takip etmek ve neyi kullanabileceğinizi görmek önem kazanıyor. [h2]Silahlar Sürekli Kullanılan Bir Araç Değil[/h2] Oyunda ateşli silahlar bilinçli şekilde geçici tutulmuş. Mühimmat her zaman bol olmadığı için elde edilen bir tabanca bütün bölüm boyunca kullanılan temel araç haline gelmiyor. Silah belirli bir sorunu çözmek için kullanılabiliyor ve daha sonra tekrar yakın dövüşe veya çevredeki nesnelere dönmeniz gerekebiliyor. Bu sistem oyuncuyu sürekli aynı yöntemle ilerlemek yerine farklı çözümler kullanmaya yönlendiriyor. [h2]Öldürme İzni Sistemi[/h2] Oyundaki dikkat çekici sistemlerden biri de öldürme izni. Bond'un karşısındaki kişiler doğrudan ölümcül bir tehdit oluşturmuyorsa oyun hemen ateşli silah kullanmaya izin vermiyor. Bu bölümlerde gözlem yapmak, konuşmaları takip etmek, insanları yanıltmak ve farklı bir geçiş yolu bulmak gerekiyor. Ancak durum ölümcül çatışmaya dönüştüğünde öldürme izni devreye giriyor. Bu noktadan sonra oyunun çatışma sistemi daha serbest hale geliyor. Böylece sessiz ilerlenen bölümler ile büyük çatışmalar arasında belirgin bir tempo farkı oluşuyor. [h2]Gizlilik Sistemi Daha Esnek[/h2] 007 First Light'taki gizlilik sistemi, küçük bir hata yapıldığında oyuncuyu sürekli en son kayıt noktasına döndürmek üzerine kurulmamış. Bond fark edildiğinde her zaman görev başarısız sayılmıyor. Bazı durumlarda konuşarak şüpheyi azaltabiliyor, bazı durumlarda hızla ortamdan uzaklaşabiliyor veya kısa bir çatışmanın ardından görevine devam edebiliyor. Bu sistem özellikle genç Bond'un karakterine uyuyor. Çünkü karşıdaki karakter her şeyi kusursuz şekilde planlayan bir ajan değil. Risk alıyor, hata yapıyor ve oluşan durumdan çıkmanın bir yolunu buluyor. [h2]Sosyal Gizlilik[/h2] Büyük ve kalabalık alanlarda insanların konuşmalarını dinlemek önemli hale geliyor. Bir güvenlik görevlisinin yaşadığı sorun, kaybolmuş bir kart veya başka bir kişinin yaptığı konuşma yeni bir geçiş yolunun ortaya çıkmasını sağlayabiliyor. Bu nedenle mekânlar yalnızca güzel görünen arka planlardan oluşmuyor. Oyuncu çevredeki insanları ve olayları takip ettikçe alan içerisindeki bağlantılar ortaya çıkıyor. Bond kalabalığın arasında tamamen görünmez olmaya çalışmıyor. Daha çok orada bulunmaya hakkı olduğuna çevresindekileri ikna etmeye çalışıyor. [h2]Oyun Tamamen Serbest Bir Yapıya Sahip Değil[/h2] First Light büyük ve tamamen serbest bir dünya sunmuyor. Oyuncuya farklı yollar, araçlar ve yöntemler sunulsa da hikâyenin yönü büyük ölçüde geliştiriciler tarafından belirleniyor. Oyuncu bir bölümü nasıl geçeceğine karar verebiliyor fakat hikâyenin nereye gideceğini değiştiremiyor. Bu yapı daha kontrollü ve sinematik bir James Bond deneyimi oluşturmak için tercih edilmiş. [h2]Başlangıç Bölümü Oyunun Yapısını Gösteriyor[/h2] Oyunun eğitim bölümü klasik bir öğretici bölüm gibi hazırlanmak yerine James Bond'un gelişimini gösterecek şekilde tasarlanmış. Kısa süre içerisinde dövüş, araç kullanma, atış, parkur ve farklı görev türleri arasında geçiş yapılıyor. Bu bölüm aynı zamanda oyunun ilerleyen saatlerde de tek bir oynanış biçimine bağlı kalmayacağını gösteriyor. Oyunun temel özelliklerinden biri farklı sistemler arasında hızlı şekilde geçiş yapılması. [h2]Bond'un Teknolojik Araçları[/h2] James Bond oyununda teknolojik araçlar önemli bir yere sahip. Saat, çevreyi incelemek, önemli noktaları belirlemek ve elektronik cihazlarla etkileşim kurmak için kullanılabiliyor. Diğer araçlar ise güvenlik görevlilerinin dikkatini dağıtmak veya yeni geçiş yolları oluşturmak için kullanılabiliyor. Görevlerden önce kullanılacak ekipmanların seçilebildiği bölümler de bulunuyor. Araçların sayısı gereğinden fazla tutulmamış. Amaç, oyuncunun sürekli menüler arasında dolaşması değil, doğru zamanda doğru aracı kullanması. [h2]Bulmacalar Oyunun Temposunu Yavaşlatabiliyor[/h2] Kaynak değerlendirmede en fazla eleştirilen bölümlerden biri bulmacalar. Bazı alanlarda kapı kodlarını bulmak için çevreyi araştırmak, notları okumak ve çeşitli ipuçlarını takip etmek gerekiyor. Bu bölümler teorik olarak ajanlık temasına uygun olsa da hızlı ilerleyen bölümlerin ortasında oyunun temposunu düşürebiliyor. Özellikle hareketli bir gizlilik veya çatışma bölümünün hemen ardından şifre aramak, oyunun akışında belirgin bir yavaşlama oluşturabiliyor. Sorun bulmacaların çok zor olması değil, oyunun diğer bölümlerindeki hızlı tempoyla her zaman uyumlu olmaması. [h2]Sinematik Anlatım[/h2] 007 First Light belirli bir James Bond filmini doğrudan tekrar etmeye çalışmıyor. Bunun yerine Bond yapımlarının genel havasını kullanıyor. Lüks mekânlar, teknolojik alanlar, farklı ülkeler, ani çatışmalar, İngiliz mizahı ve büyük planların konuşulduğu sahneler oyunun atmosferini oluşturuyor. Ara sahneler ile oyuncunun kontrolü ele aldığı bölümler arasındaki geçişler de oldukça akıcı şekilde hazırlanmış. Bazı anlarda ara sahnenin bittiğini ve kontrolün yeniden oyuncuya geçtiğini hemen fark etmek mümkün olmayabiliyor. [h2]Çatışmalar Sinematik Yapının Önemli Bir Parçası[/h2] Oyunun sinematik yapısını en fazla destekleyen bölümler çatışmalar. Bond'un çevredeki nesneleri kullanması, düşmanın silahını alması, mesafeyi değiştirmesi ve yakın dövüşe geçmesi sahnelerin önceden hazırlanmış bir film sahnesi gibi görünmesini sağlayabiliyor. Ancak bütün hareketler tamamen önceden belirlenmiş değil. Aynı alan başka bir oyuncu tarafından farklı şekilde geçilebiliyor. Bu da çatışmaların hem sinematik hem de oyuncunun kararlarına bağlı kalmasını sağlıyor. [h2]Müzik James Bond'un Gelişimine Eşlik Ediyor[/h2] Oyunun müzik kullanımında genç Bond fikri devam ettirilmiş. James oyunun başında klasik 007 temasının tamamına sahip değil. Tanıdık ritimler ve müzikal öğeler zaman zaman duyuluyor ancak Bond geliştikçe klasik tema da daha belirgin hale geliyor. Müzik böylece yalnızca arka planda kullanılan bir unsur olmaktan çıkıyor ve karakter gelişiminin bir parçası haline geliyor. Gizlilik bölümlerinde daha sakin, çatışmalarda ise daha güçlü bir yapıya geçiyor. Bu geçişler aniden değil, oynanışla birlikte gerçekleşiyor. [h2]Patrick Gibson'ın James Bond Yorumu[/h2] Patrick Gibson'ın canlandırdığı Bond, önceki sinema oyuncularını doğrudan taklit etmeye çalışmıyor. Karakter henüz gelecekteki Ajan 007'nin bütün özelliklerini tamamen kazanmış değil. Cesur fakat zaman zaman düşünmeden hareket ediyor. Kendine güveniyor fakat her kararının sonucunu kolaylıkla kontrol edemiyor. Mizahı da karakterin gençliğiyle bağlantılı şekilde kullanılıyor. Tehlikeli durumlarda espri yapabiliyor fakat sahnenin ciddiyetini tamamen ortadan kaldırmıyor. Oyun ilerledikçe karakterin genç bir Bond oyuncusundan çok doğrudan James Bond gibi hissettirmeye başladığı belirtiliyor. [h2]Genel Değerlendirme[/h2] 007 First Light, bir James Bond filminin doğrudan oyun uyarlaması olarak hazırlanmamış. Hitman'in farklı bir karakterle yeniden yapılmış hali de değil. Genç James Bond'un Ajan 007 kimliğine doğru ilerlediği bağımsız bir hikâye sunuyor. Gizlilik, yakın dövüş, silahlı çatışma, teknolojik araçlar ve sinematik anlatım birbirinden tamamen ayrı sistemler gibi kullanılmak yerine aynı akışın parçaları olarak tasarlanmış. Kaynak değerlendirmede oyunun en güçlü tarafları arasında genç Bond'un karakter gelişimi, çatışma sistemi, çevrenin kullanımı, müzik, gizlilik ve sinematik sahneler gösteriliyor. En belirgin eleştiri ise bazı bulmacaların oyunun temposunu yavaşlatması. [b]Değerlendirme: 9,5 / 10[/b] [quote]007 First Light, James Bond'un tamamlanmış halini göstermek yerine Ajan 007'nin nasıl şekillendiğini anlatan bir başlangıç hikâyesi olarak ele alınıyor.[/quote]
    Beğen
    7
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 430 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Huawei FreeBuds Neo İncelemesi

    Huawei FreeBuds Neo İncelemesi ANC, LDAC ve Bluetooth 6.0 Bir Arada

    Huawei FreeBuds Neo, kompakt tasarımıyla birlikte aktif gürültü engelleme, LDAC, Bluetooth 6.0 ve uzun pil ömrü gibi özellikleri bir araya getiriyor. Kağıt üzerinde oldukça güçlü görünen kulaklık, günlük kullanımda başarılı olduğu noktalar kadar bazı eksikleriyle de dikkat çekiyor.

    Huawei FreeBuds Neo Neler Sunuyor?

    FreeBuds Neo, Huawei'nin kulak içi kablosuz kulaklık ailesinde orta seviyeye konumlanan modellerden biri. Özellikle küçük tasarım, gelişmiş Bluetooth özellikleri, yüksek çözünürlüklü ses desteği ve aktif gürültü engelleme gibi özelliklerle öne çıkıyor.

    Kulaklıkta 11 mm dinamik sürücüler bulunuyor ve 20 Hz ile 40 kHz arasında frekans aralığı sunuluyor.

    Öne çıkan teknik özellikler:

    -Bluetooth 6.0
    -LDAC desteği
    -L2HC desteği
    -AAC ve SBC desteği
    -Aktif gürültü engelleme (ANC)
    -Şeffaflık modu
    -IP55 su ve toz dayanıklılığı
    -Çoklu cihaz bağlantısı
    -Kulaklık başına yaklaşık 4,9 gram ağırlık

    LDAC ve Yüksek Çözünürlüklü Ses

    FreeBuds Neo'nun dikkat çeken özelliklerinden biri yüksek kaliteli kablosuz ses desteği.

    Huawei telefonlarda L2HC 4.0 ile 48 kHz / 24 bit çözünürlükte 2,3 Mbps seviyesine kadar aktarım yapılabiliyor. Diğer uyumlu Android cihazlarda ise LDAC üzerinden 990 kbps seviyesine kadar ses aktarımı destekleniyor.

    AAC ve SBC desteğinin bulunması sayesinde kulaklık Android ve iPhone cihazlarla da kullanılabiliyor.

    Kompakt ve Hafif Tasarım

    Kulaklıkların her biri yaklaşık 4,9 gram ağırlığında. Sap uzunluğu ise 23 mm civarında. Bu kısa yapı FreeBuds Neo'ya oldukça kompakt bir görünüm kazandırıyor.

    Sap bölümünün tamamen kaldırılmamış olması anten ve mikrofonların daha uygun konumlandırılmasına da yardımcı oluyor.

    Dokunmatik kontrol alanı üzerinden müzik oynatma, duraklatma, şarkı değiştirme, ses seviyesini ayarlama ve gürültü engelleme modları arasında geçiş yapılabiliyor.

    Kontroller Tamamen Özelleştirilemiyor

    Kulaklığın dokunmatik kontrolleri günlük kullanım için yeterli olsa da her hareketi istediğiniz işleve atamak mümkün değil.

    Çift dokunma, üçlü dokunma, kaydırma ve basılı tutma hareketleri için belirli seçenekler bulunuyor fakat tamamen serbest bir kontrol sistemi sunulmuyor.

    Baş Hareketleri ve Takma Algılama

    FreeBuds Neo'da baş hareketleriyle gelen aramaları kabul etme veya reddetme özelliği bulunuyor.

    Kulaklık takma algılama sistemi de kulaklık çıkarıldığında müziği otomatik durdurabiliyor ve tekrar takıldığında oynatmaya devam edebiliyor.

    Ayrıca konuşmaya başladığınızda ortam seslerini daha fazla duymanızı amaçlayan uyarlanabilir ses özellikleri de mevcut.

    Ancak testlerde bu geçişlerin bazı rakiplere göre daha yavaş çalışabildiği görülmüş.

    IP55 Koruma ve Şarj Kutusu

    FreeBuds Neo kulaklıklar IP55 sertifikasına sahip.

    Bu sayede yağmur veya spor sırasında oluşabilecek su sıçramalarına karşı belirli seviyede koruma sağlanıyor. Ancak IP55 sertifikasının yalnızca kulaklıklar için geçerli olduğunu belirtmek gerekiyor. Şarj kutusunun özel bir su ve toz koruması bulunmuyor.

    Şarj kutusu yaklaşık 31 gram, kulaklıklarla birlikte toplam ağırlık ise yaklaşık 42 grama ulaşıyor.

    Pil Ömrü Nasıl?

    Huawei'nin verdiği değerlere göre FreeBuds Neo:
    1. ANC kapalıyken 10 saate kadar
    2. ANC açıkken 6,5 saate kadar
    3. Şarj kutusuyla ANC kapalıyken toplam 40 saate kadar
    4. ANC açıkken kutuyla birlikte yaklaşık 24 saate kadar
    kullanım süresi sunabiliyor.

    Gerçek kullanım testinde ANC açıkken yaklaşık 5 saat 53 dakikalık kullanım süresi elde edilmiş.

    Kulaklıkların yaklaşık 10 dakikalık hızlı şarjla 4 saate kadar müzik dinleme süresi sunabildiği belirtiliyor.

    Kablosuz şarj desteği ise bulunmuyor.

    Huawei Audio Connect Uygulaması

    FreeBuds Neo, Android ve iOS üzerinde Huawei Audio Connect uygulaması üzerinden yönetilebiliyor.

    Uygulama içerisinde:
    1. Pil durumunu görüntüleme
    2. ANC seviyesini değiştirme
    3. Şeffaflık modunu açma
    4. Ses efektlerini düzenleme
    5. 10 bantlı ekolayzır kullanma
    6. Çoklu bağlantıyı yönetme
    7. Takma algılamayı açıp kapatma
    8. Kulaklık uçlarının uyumunu test etme
    9. Yazılım güncelleme
    gibi birçok özellik bulunuyor.

    Ses Kalitesi

    FreeBuds Neo'nun ses performansı genel olarak başarılı.

    Ses tamamen nötr bir karaktere sahip olmasa da güçlü ve dinamik bir sunum yapıyor. Basların gereğinden fazla yükseltilmemiş olması olumlu bir detay.

    Orta frekanslar belirgin şekilde duyulurken tizlerde biraz daha fazla netlik ve parlaklık beklenebilir.

    Düşük ses seviyelerinde özellikle derin basların etkisi azalabiliyor. Çok yüksek ses seviyelerinde ise bas ve tizlerde sertleşme oluşabiliyor.

    Genel olarak günlük müzik dinleme açısından tatmin edici bir ses karakteri sunuyor.

    ANC Performansı

    FreeBuds Neo'da aktif gürültü engelleme bulunması önemli bir avantaj olsa da sistemin performansı üst seviye rakiplerle aynı seviyede değil.

    Monoton ve düşük frekanslı seslerin azaltılmasında etkili olabiliyor fakat konuşma, tren sesi, uçak uğultusu veya çevredeki çeşitli gürültüler tamamen ortadan kaldırılamıyor.

    ANC için farklı seviyeler seçilebiliyor.
    1. Rahat
    2. Dengeli
    3. Ultra
    Ayrıca ortam koşullarına göre seviyeyi otomatik belirleyen dinamik bir mod da bulunuyor.

    Ancak test sırasında otomatik sistemin her zaman en uygun seviyeyi seçmediği görülmüş.

    Şeffaflık Modu

    Şeffaflık modu çevredeki seslerin kulaklığa aktarılmasını sağlıyor.

    Ortam sesi anlaşılır şekilde duyulabiliyor fakat tamamen doğal bir deneyim oluşmuyor. Arka planda hafif bir hışırtı hissedilebiliyor.

    Rüzgarlı ortamlarda da rüzgarın mikrofonlara geliş açısına göre rahatsız edici sesler oluşabiliyor.

    Telefon Görüşmelerinde Mikrofon Kalitesi

    FreeBuds Neo'da telefon görüşmeleri için üç mikrofon ve kemik iletim sensörü kullanılıyor.

    Gürültülü ortamlarda çevredeki sesleri oldukça güçlü şekilde filtreleyebiliyor. Bunun olumlu tarafı karşı tarafa daha az çevre gürültüsü gitmesi.

    Ancak güçlü filtreleme kullanıcının sesini de etkileyebiliyor.

    Testlerde zaman zaman.
    1. Doğal olmayan ses tonu
    2. Yankı
    3. Eko hissi
    4. Aşırı ses filtreleme
    Bu nedenle mikrofon performansı kullanılabilir seviyede olsa da sınıfının en iyileri arasında görünmüyor.

    Gecikme Performansı

    FreeBuds Neo, özel ve evrensel bir düşük gecikme kodeğine sahip değil.

    Huawei uygulamasında oyunlar için düşük ses gecikmesi seçeneği bulunuyor ancak bu mod oyun dışında sürekli şekilde etkinleştirilemiyor.

    Normal kullanımda ölçülen ses gecikmesi yaklaşık 160-180 ms seviyesinde.

    Video izlerken cihazın ses ve görüntüyü senkronize ettiği uygulamalarda ciddi bir sorun hissedilmeyebilir. Ancak gerçek zamanlı tepki gerektiren oyunlarda daha düşük gecikmeli kulaklıklara göre fark oluşabilir.

    Kullanım Konforu

    Doğru silikon uç seçildiğinde FreeBuds Neo günlük kullanımda rahat.

    Ancak test sırasında kulaklıkların özellikle hareketli kullanımda her zaman tamamen sabit kalmadığı görülmüş. Spor yaparken veya yoğun hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlamak gerekebiliyor.

    Takma algılama sisteminin de bazı durumlarda fazla hassas davranabildiği belirtiliyor.

    İşçilik kalitesi tarafında ise FreeBuds Neo oldukça başarılı bulunmuş.

    Huawei FreeBuds Neo Artıları

    1. Başarılı ses kalitesi
    2. LDAC ve L2HC desteği
    3. Aktif gürültü engelleme
    4. Şeffaflık modu
    5. Bluetooth 6.0
    6. İyi pil ömrü
    7. Çoklu cihaz bağlantısı
    8. Tek kulaklıkla kullanım
    9. IP55 sertifikası
    10. Kompakt ve hafif tasarım
    11. Başarılı işçilik
    12. Gelişmiş mobil uygulama

    Huawei FreeBuds Neo Eksileri

    1. ANC performansı üst düzey rakipler kadar güçlü değil
    2. Şeffaflık modunda hafif arka plan gürültüsü oluşabiliyor
    3. Kulakta her zaman çok sıkı durmayabiliyor
    4. Takma algılama zaman zaman fazla hassas çalışabiliyor
    5. Telefon görüşmelerinde ses fazla filtrelenebiliyor
    6. Kontroller tamamen serbest şekilde özelleştirilemiyor
    7. Kablosuz şarj desteği bulunmuyor

    Genel Değerlendirme

    Huawei FreeBuds Neo, özellikle kompakt tasarım, iyi ses kalitesi, LDAC desteği, Bluetooth 6.0, uzun pil ömrü ve zengin uygulama özelliklerini bir arada isteyen kullanıcılar için dikkat çekici bir model.

    Ses performansı günlük kullanım açısından başarılı ve ürünün işçilik kalitesi de oldukça iyi.

    Bununla birlikte ANC performansı beklentiyi çok yükseltmemek gereken alanlardan biri. Gürültü engelleme çalışıyor fakat çevreyi tamamen sessiz hale getiren üst sınıf modeller seviyesine ulaşmıyor.

    Telefon görüşmelerindeki yoğun filtreleme ve kulaklıkların hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlanma ihtiyacı da dikkate alınması gereken noktalar arasında.
    FreeBuds Neo'nun en güçlü tarafları ses kalitesi, bağlantı özellikleri ve zengin yazılım desteği. En belirgin eksikleri ise ANC gücü, telefon görüşmelerindeki aşırı filtreleme ve kulakta her zaman tamamen sabit kalmaması.
    7250TL seviyesindeki fiyatıyla oldukça fazla özellik sunan FreeBuds Neo, özellik zenginliğini ön planda tutan kullanıcılar için değerlendirmeye değer bir kablosuz kulaklık olarak öne çıkıyor.
    [h2]Huawei FreeBuds Neo İncelemesi ANC, LDAC ve Bluetooth 6.0 Bir Arada [/h2] Huawei FreeBuds Neo, kompakt tasarımıyla birlikte aktif gürültü engelleme, LDAC, Bluetooth 6.0 ve uzun pil ömrü gibi özellikleri bir araya getiriyor. Kağıt üzerinde oldukça güçlü görünen kulaklık, günlük kullanımda başarılı olduğu noktalar kadar bazı eksikleriyle de dikkat çekiyor. [h2]Huawei FreeBuds Neo Neler Sunuyor?[/h2] FreeBuds Neo, Huawei'nin kulak içi kablosuz kulaklık ailesinde orta seviyeye konumlanan modellerden biri. Özellikle küçük tasarım, gelişmiş Bluetooth özellikleri, yüksek çözünürlüklü ses desteği ve aktif gürültü engelleme gibi özelliklerle öne çıkıyor. Kulaklıkta 11 mm dinamik sürücüler bulunuyor ve 20 Hz ile 40 kHz arasında frekans aralığı sunuluyor. [b]Öne çıkan teknik özellikler:[/b] -Bluetooth 6.0 -LDAC desteği -L2HC desteği -AAC ve SBC desteği -Aktif gürültü engelleme (ANC) -Şeffaflık modu -IP55 su ve toz dayanıklılığı -Çoklu cihaz bağlantısı -Kulaklık başına yaklaşık 4,9 gram ağırlık [h2]LDAC ve Yüksek Çözünürlüklü Ses[/h2] FreeBuds Neo'nun dikkat çeken özelliklerinden biri yüksek kaliteli kablosuz ses desteği. Huawei telefonlarda L2HC 4.0 ile 48 kHz / 24 bit çözünürlükte 2,3 Mbps seviyesine kadar aktarım yapılabiliyor. Diğer uyumlu Android cihazlarda ise LDAC üzerinden 990 kbps seviyesine kadar ses aktarımı destekleniyor. AAC ve SBC desteğinin bulunması sayesinde kulaklık Android ve iPhone cihazlarla da kullanılabiliyor. [h2]Kompakt ve Hafif Tasarım[/h2] Kulaklıkların her biri yaklaşık 4,9 gram ağırlığında. Sap uzunluğu ise 23 mm civarında. Bu kısa yapı FreeBuds Neo'ya oldukça kompakt bir görünüm kazandırıyor. Sap bölümünün tamamen kaldırılmamış olması anten ve mikrofonların daha uygun konumlandırılmasına da yardımcı oluyor. Dokunmatik kontrol alanı üzerinden müzik oynatma, duraklatma, şarkı değiştirme, ses seviyesini ayarlama ve gürültü engelleme modları arasında geçiş yapılabiliyor. [h3]Kontroller Tamamen Özelleştirilemiyor[/h3] Kulaklığın dokunmatik kontrolleri günlük kullanım için yeterli olsa da her hareketi istediğiniz işleve atamak mümkün değil. Çift dokunma, üçlü dokunma, kaydırma ve basılı tutma hareketleri için belirli seçenekler bulunuyor fakat tamamen serbest bir kontrol sistemi sunulmuyor. [h2]Baş Hareketleri ve Takma Algılama[/h2] FreeBuds Neo'da baş hareketleriyle gelen aramaları kabul etme veya reddetme özelliği bulunuyor. Kulaklık takma algılama sistemi de kulaklık çıkarıldığında müziği otomatik durdurabiliyor ve tekrar takıldığında oynatmaya devam edebiliyor. Ayrıca konuşmaya başladığınızda ortam seslerini daha fazla duymanızı amaçlayan uyarlanabilir ses özellikleri de mevcut. Ancak testlerde bu geçişlerin bazı rakiplere göre daha yavaş çalışabildiği görülmüş. [h2]IP55 Koruma ve Şarj Kutusu[/h2] FreeBuds Neo kulaklıklar IP55 sertifikasına sahip. Bu sayede yağmur veya spor sırasında oluşabilecek su sıçramalarına karşı belirli seviyede koruma sağlanıyor. Ancak IP55 sertifikasının yalnızca kulaklıklar için geçerli olduğunu belirtmek gerekiyor. Şarj kutusunun özel bir su ve toz koruması bulunmuyor. Şarj kutusu yaklaşık 31 gram, kulaklıklarla birlikte toplam ağırlık ise yaklaşık 42 grama ulaşıyor. [h2]Pil Ömrü Nasıl?[/h2] Huawei'nin verdiği değerlere göre FreeBuds Neo: [ol] [li]ANC kapalıyken 10 saate kadar[/li] [li]ANC açıkken 6,5 saate kadar[/li] [li]Şarj kutusuyla ANC kapalıyken toplam 40 saate kadar[/li] [li]ANC açıkken kutuyla birlikte yaklaşık 24 saate kadar[/li][/ol] kullanım süresi sunabiliyor. Gerçek kullanım testinde ANC açıkken yaklaşık 5 saat 53 dakikalık kullanım süresi elde edilmiş. Kulaklıkların yaklaşık 10 dakikalık hızlı şarjla 4 saate kadar müzik dinleme süresi sunabildiği belirtiliyor. Kablosuz şarj desteği ise bulunmuyor. [h2]Huawei Audio Connect Uygulaması[/h2] FreeBuds Neo, Android ve iOS üzerinde Huawei Audio Connect uygulaması üzerinden yönetilebiliyor. Uygulama içerisinde: [ol][li]Pil durumunu görüntüleme[/li] [li]ANC seviyesini değiştirme[/li] [li]Şeffaflık modunu açma[/li] [li]Ses efektlerini düzenleme[/li] [li]10 bantlı ekolayzır kullanma[/li] [li]Çoklu bağlantıyı yönetme[/li] [li]Takma algılamayı açıp kapatma[/li] [li]Kulaklık uçlarının uyumunu test etme[/li] [li]Yazılım güncelleme[/li][/ol] gibi birçok özellik bulunuyor. [h2]Ses Kalitesi[/h2] FreeBuds Neo'nun ses performansı genel olarak başarılı. Ses tamamen nötr bir karaktere sahip olmasa da güçlü ve dinamik bir sunum yapıyor. Basların gereğinden fazla yükseltilmemiş olması olumlu bir detay. Orta frekanslar belirgin şekilde duyulurken tizlerde biraz daha fazla netlik ve parlaklık beklenebilir. Düşük ses seviyelerinde özellikle derin basların etkisi azalabiliyor. Çok yüksek ses seviyelerinde ise bas ve tizlerde sertleşme oluşabiliyor. Genel olarak günlük müzik dinleme açısından tatmin edici bir ses karakteri sunuyor. [h2]ANC Performansı[/h2] FreeBuds Neo'da aktif gürültü engelleme bulunması önemli bir avantaj olsa da sistemin performansı üst seviye rakiplerle aynı seviyede değil. Monoton ve düşük frekanslı seslerin azaltılmasında etkili olabiliyor fakat konuşma, tren sesi, uçak uğultusu veya çevredeki çeşitli gürültüler tamamen ortadan kaldırılamıyor. ANC için farklı seviyeler seçilebiliyor. [ol]/[li]Rahat[/li] [li]Dengeli[/li] [li]Ultra[/li][/ol] Ayrıca ortam koşullarına göre seviyeyi otomatik belirleyen dinamik bir mod da bulunuyor. Ancak test sırasında otomatik sistemin her zaman en uygun seviyeyi seçmediği görülmüş. [h2]Şeffaflık Modu[/h2] Şeffaflık modu çevredeki seslerin kulaklığa aktarılmasını sağlıyor. Ortam sesi anlaşılır şekilde duyulabiliyor fakat tamamen doğal bir deneyim oluşmuyor. Arka planda hafif bir hışırtı hissedilebiliyor. Rüzgarlı ortamlarda da rüzgarın mikrofonlara geliş açısına göre rahatsız edici sesler oluşabiliyor. [h2]Telefon Görüşmelerinde Mikrofon Kalitesi[/h2] FreeBuds Neo'da telefon görüşmeleri için üç mikrofon ve kemik iletim sensörü kullanılıyor. Gürültülü ortamlarda çevredeki sesleri oldukça güçlü şekilde filtreleyebiliyor. Bunun olumlu tarafı karşı tarafa daha az çevre gürültüsü gitmesi. Ancak güçlü filtreleme kullanıcının sesini de etkileyebiliyor. Testlerde zaman zaman. [ol][li]Doğal olmayan ses tonu[/li] [li]Yankı[/li] [li]Eko hissi[/li] [li]Aşırı ses filtreleme[/li][/ol] Bu nedenle mikrofon performansı kullanılabilir seviyede olsa da sınıfının en iyileri arasında görünmüyor. [h2]Gecikme Performansı[/h2] FreeBuds Neo, özel ve evrensel bir düşük gecikme kodeğine sahip değil. Huawei uygulamasında oyunlar için düşük ses gecikmesi seçeneği bulunuyor ancak bu mod oyun dışında sürekli şekilde etkinleştirilemiyor. Normal kullanımda ölçülen ses gecikmesi yaklaşık 160-180 ms seviyesinde. Video izlerken cihazın ses ve görüntüyü senkronize ettiği uygulamalarda ciddi bir sorun hissedilmeyebilir. Ancak gerçek zamanlı tepki gerektiren oyunlarda daha düşük gecikmeli kulaklıklara göre fark oluşabilir. [h2]Kullanım Konforu[/h2] Doğru silikon uç seçildiğinde FreeBuds Neo günlük kullanımda rahat. Ancak test sırasında kulaklıkların özellikle hareketli kullanımda her zaman tamamen sabit kalmadığı görülmüş. Spor yaparken veya yoğun hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlamak gerekebiliyor. Takma algılama sisteminin de bazı durumlarda fazla hassas davranabildiği belirtiliyor. İşçilik kalitesi tarafında ise FreeBuds Neo oldukça başarılı bulunmuş. [h2]Huawei FreeBuds Neo Artıları[/h2] [ol] [li]Başarılı ses kalitesi[/li] [li]LDAC ve L2HC desteği[/li] [li]Aktif gürültü engelleme[/li] [li]Şeffaflık modu[/li] [li]Bluetooth 6.0[/li] [li]İyi pil ömrü[/li] [li]Çoklu cihaz bağlantısı[/li] [li]Tek kulaklıkla kullanım[/li] [li]IP55 sertifikası[/li] [li]Kompakt ve hafif tasarım[/li] [li]Başarılı işçilik[/li] [li]Gelişmiş mobil uygulama[/li] [/ol] [h2]Huawei FreeBuds Neo Eksileri[/h2] [ol] [li]ANC performansı üst düzey rakipler kadar güçlü değil[/li] [li]Şeffaflık modunda hafif arka plan gürültüsü oluşabiliyor[/li] [li]Kulakta her zaman çok sıkı durmayabiliyor[/li] [li]Takma algılama zaman zaman fazla hassas çalışabiliyor[/li] [li]Telefon görüşmelerinde ses fazla filtrelenebiliyor[/li] [li]Kontroller tamamen serbest şekilde özelleştirilemiyor[/li] [li]Kablosuz şarj desteği bulunmuyor[/li] [/ol] [h2]Genel Değerlendirme[/h2] Huawei FreeBuds Neo, özellikle kompakt tasarım, iyi ses kalitesi, LDAC desteği, Bluetooth 6.0, uzun pil ömrü ve zengin uygulama özelliklerini bir arada isteyen kullanıcılar için dikkat çekici bir model. Ses performansı günlük kullanım açısından başarılı ve ürünün işçilik kalitesi de oldukça iyi. Bununla birlikte ANC performansı beklentiyi çok yükseltmemek gereken alanlardan biri. Gürültü engelleme çalışıyor fakat çevreyi tamamen sessiz hale getiren üst sınıf modeller seviyesine ulaşmıyor. Telefon görüşmelerindeki yoğun filtreleme ve kulaklıkların hareket sırasında zaman zaman yeniden ayarlanma ihtiyacı da dikkate alınması gereken noktalar arasında. [quote]FreeBuds Neo'nun en güçlü tarafları ses kalitesi, bağlantı özellikleri ve zengin yazılım desteği. En belirgin eksikleri ise ANC gücü, telefon görüşmelerindeki aşırı filtreleme ve kulakta her zaman tamamen sabit kalmaması.[/quote] 7250TL seviyesindeki fiyatıyla oldukça fazla özellik sunan FreeBuds Neo, özellik zenginliğini ön planda tutan kullanıcılar için değerlendirmeye değer bir kablosuz kulaklık olarak öne çıkıyor.
    Beğen
    8
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 396 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Deus Ex: Mankind Divided Prag 2029 Rehberi

    Deus Ex: Mankind Divided Prag 2029 Rehberi: Oyundaki 6 Gizli Tur Noktası

    Merhaba.

    Bu yazıda Deus Ex: Mankind Divided içerisinde kendime koyduğum küçük ama oldukça ilginç bir hedefi ve bu hedefe ulaşırken yaşadığım süreci anlatacağım.

    Oyunun Prag haritasında fark edilmesi oldukça kolay olmayan bazı noktalar bulunuyor. Bunların izini sürdükçe, başlangıçta sıradan bir hikâye eşyası gibi görünen bir nesnenin aslında oyuncuyu Prag'ın farklı köşelerinde küçük bir keşif turuna çıkardığını fark ettim.

    Bu benim buradaki ilk uzun yazılarımdan biri olduğu için anlatım yer yer biraz kişisel olabilir. Ancak Deus Ex'in çevre tasarımını ve gizli detaylarını sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum.

    Juggernaut Collective bu kez bir seyahat acentesi gibi

    Juggernaut Collective'i oyunda küresel ölçekte faaliyet gösteren bir siber örgüt olarak tanıyoruz.

    Fakat görünen o ki Adam Jensen için küçük bir Prag turu da hazırlamışlar.

    Jensen'in dairesinde, yatağın ve pencerenin arasındaki zeminin altında gizli bir bölme bulunuyor. Burada "Juggernaut'tan Hoş Geldin Hediyesi" olarak tanımlanan bir eşya var.

    Bu nesne envanterde yalnızca bir hikâye öğesi olarak görünüyor ve herhangi bir görevde doğrudan kullanılmıyor.

    Fakat dikkatli incelendiğinde iş değişiyor.

    Zarfın içerisinde Prag'daki bazı yerlerin fotoğrafları ile işaretlenmiş konumlar bulunuyor.

    Yani aslında oyun, size açıkça söylemeden küçük bir şehir turu veriyor.

    Prag 2029 rehberli turu başlıyor

    İlk fotoğraftaki noktayı bulmak oldukça kolay.

    Konum, oyundaki araba bayisinin çevresinde bulunuyor ve fotoğraftaki açı neredeyse birebir yeniden oluşturulabiliyor.

    Burası aynı zamanda SM05: Samizdat yan görevi nedeniyle de tanıdık bir bölge.

    Görevin ilerleyen aşamalarından biri bu binanın çatısında gerçekleşiyor.

    Samizdat göreviyle bağlantılı bölge

    Görev sırasında amaçlardan biri şehir veri merkezinin kontrolünü ele geçirmek.

    Veri merkezine giderken Peter Chang, Jensen ile iletişime geçiyor. Jensen Samizdat meselesinin çözüldüğünü bildiriyor ve Chang kullanılan yönteme şaşırarak görüşmeyi sonlandırıyor.

    Bu yüzden rehberdeki ilk nokta yalnızca görsel olarak değil, görev bağlantısı açısından da dikkat çekici.

    Anıt İstasyonu

    Bir sonraki nokta Anıt İstasyonu çevresinde.

    Ana hikâyeyi takip eden oyuncular burayı zaten ziyaret ediyor.

    Bölgedeki çöplerin arasında Marchenko hakkında bilgiler içeren küçük bir cep defteri de bulunabiliyor.

    Fotoğraftaki açıyı yakalamak için çevrede biraz dolaşmak gerekiyor.

    En uğraştırıcı noktalardan biri

    Bir sonraki konum beni epey uğraştırdı.

    Fotoğrafın çekildiği yere çıkabilmek için çevredeki nesneleri kullanmaya çalışırken bölgedeki çöp kutularını çatıya taşımaya başladım.

    Amacım soldaki balkona ulaşabileceğim geçici bir yükselti oluşturmaktı.

    Çöp kutularından biri metal yapının arasına sıkışınca ortaya çıkabilecek küçük boşluğu kullanarak yukarı çıkmayı başardım.

    Bazen Deus Ex'in en eğlenceli tarafı tam olarak bu oluyor.
    Oyun size belirli bir yolu takip etmenizi söylemiyor. Çevreyi ve fizik sistemini kullanarak kendi çözümünüzü üretmenize izin veriyor.
    Böylece rehberdeki altı noktadan üçünü bulmuş oldum.

    Geriye kalan üç konum

    Haritadaki işaretlere göre geriye üç nokta daha kalıyordu.
    1. Palisade Emlak Bankası'nın batı tarafındaki bölge
    2. Palisade çevresindeki ikinci işaretli nokta
    3. Čistá Čtvrť, yani Temiz Bölge tarafındaki konum
    Bunlardan birinde ilk dikkat çeken şey devasa bir 5 rakamı.

    Zarfın içerisindeki fotoğrafta da bu detay görülebiliyor ancak görüntü oldukça karanlık ve düşük kaliteli olduğu için ilk bakışta anlamak kolay değil.

    Duvar ve reklam panosu

    Başka bir fotoğrafta ise duvardaki girintiler ilk bakışta pencere gibi görünüyor.

    Bu da gerçek konumu bulmayı gereksiz yere zorlaştırıyor.

    Fotoğraftaki en önemli ipuçları aslında:
    1. Duvarın yapısı
    2. Girintilerin konumu
    3. Yakındaki reklam panosu
    oluyor.

    Bu detayları bir araya getirince doğru bölgeyi belirlemek çok daha kolaylaşıyor.

    Altıncı fotoğrafın gizemi

    Rehberdeki altıncı fotoğraf konusunda ise aynı başarıyı gösteremedim.

    Fotoğrafın oyundaki birebir karşılığını bulamadım.

    Bunun birkaç nedeni olabilir.

    Fotoğraf, geliştirme sürecindeki daha eski bir Prag tasarımından alınmış olabilir veya Deus Ex: Mankind Divided'ın son sürümünde ilgili bölge değiştirilmiş olabilir.

    Yine de fotoğrafa oldukça benzeyen bazı noktalar mevcut.

    Bir süre sonra önemli bir ayrıntı daha fark ettim.

    Fotoğraflarda KD tabelasının bulunduğu bölgelerde, oyunun kendisinde de buna karşılık gelen tebeşirle çizilmiş küçük işaretler bulunuyor.

    Bu detay, fotoğrafların rastgele seçilmediğini ve geliştiricilerin oyuncuyu gerçekten belirli noktalara yönlendirmek istediğini gösteriyor.

    Peki bütün bunların sonunda ne kazanıyoruz?

    Aslında hiçbir şey.

    Ne özel bir silah geliyor, ne başarım açılıyor, ne de gizli bir görev başlıyor ve bence bu, bütün olayın en güzel kısmı.
    Bu gerçekten bir şehir rehberi. Sizi Prag'ın farklı noktalarında dolaştırıyor, çevre tasarımını incelemenizi sağlıyor ve karşılığında hiçbir ödül vermiyor.
    Tek ödülünüz, normalde koşarak geçtiğiniz sokaklara biraz daha dikkatli bakmak.

    Deus Ex: Mankind Divided'ın Prag tasarımını özel yapan şeylerden biri de bu zaten.

    Şehir yalnızca görevleri birbirine bağlayan bir harita değil. Küçük tabelalar, gizli odalar, alternatif yollar ve fark edilmesi zor çevresel hikâyelerle dolu.

    Bu küçük Juggernaut rehberi de oyunun dünyasına yerleştirilmiş en hoş detaylardan biri.

    Siz bu altı noktayı daha önce fark etmiş miydiniz? Özellikle altıncı fotoğrafın kesin konumunu bulan varsa paylaşırsa oldukça güzel olur.

    #deusex #deusexmankinddivided #prag #prague2029 #adamjensen #oyun #oyunrehberi
    [h2]Deus Ex: Mankind Divided Prag 2029 Rehberi: Oyundaki 6 Gizli Tur Noktası[/h2] Merhaba. Bu yazıda [b]Deus Ex: Mankind Divided[/b] içerisinde kendime koyduğum küçük ama oldukça ilginç bir hedefi ve bu hedefe ulaşırken yaşadığım süreci anlatacağım. Oyunun Prag haritasında fark edilmesi oldukça kolay olmayan bazı noktalar bulunuyor. Bunların izini sürdükçe, başlangıçta sıradan bir hikâye eşyası gibi görünen bir nesnenin aslında oyuncuyu Prag'ın farklı köşelerinde küçük bir keşif turuna çıkardığını fark ettim. Bu benim buradaki ilk uzun yazılarımdan biri olduğu için anlatım yer yer biraz kişisel olabilir. Ancak Deus Ex'in çevre tasarımını ve gizli detaylarını sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum. [h2]Juggernaut Collective bu kez bir seyahat acentesi gibi[/h2] Juggernaut Collective'i oyunda küresel ölçekte faaliyet gösteren bir siber örgüt olarak tanıyoruz. Fakat görünen o ki Adam Jensen için küçük bir [i]Prag turu[/i] da hazırlamışlar. Jensen'in dairesinde, yatağın ve pencerenin arasındaki zeminin altında gizli bir bölme bulunuyor. Burada [b]"Juggernaut'tan Hoş Geldin Hediyesi"[/b] olarak tanımlanan bir eşya var. Bu nesne envanterde yalnızca bir hikâye öğesi olarak görünüyor ve herhangi bir görevde doğrudan kullanılmıyor. Fakat dikkatli incelendiğinde iş değişiyor. Zarfın içerisinde Prag'daki bazı yerlerin fotoğrafları ile işaretlenmiş konumlar bulunuyor. Yani aslında oyun, size açıkça söylemeden küçük bir şehir turu veriyor. [h2]Prag 2029 rehberli turu başlıyor[/h2] İlk fotoğraftaki noktayı bulmak oldukça kolay. Konum, oyundaki araba bayisinin çevresinde bulunuyor ve fotoğraftaki açı neredeyse birebir yeniden oluşturulabiliyor. Burası aynı zamanda [b]SM05: Samizdat[/b] yan görevi nedeniyle de tanıdık bir bölge. Görevin ilerleyen aşamalarından biri bu binanın çatısında gerçekleşiyor. [h3]Samizdat göreviyle bağlantılı bölge[/h3] Görev sırasında amaçlardan biri şehir veri merkezinin kontrolünü ele geçirmek. Veri merkezine giderken Peter Chang, Jensen ile iletişime geçiyor. Jensen Samizdat meselesinin çözüldüğünü bildiriyor ve Chang kullanılan yönteme şaşırarak görüşmeyi sonlandırıyor. Bu yüzden rehberdeki ilk nokta yalnızca görsel olarak değil, görev bağlantısı açısından da dikkat çekici. [h2]Anıt İstasyonu[/h2] Bir sonraki nokta [b]Anıt İstasyonu[/b] çevresinde. Ana hikâyeyi takip eden oyuncular burayı zaten ziyaret ediyor. Bölgedeki çöplerin arasında Marchenko hakkında bilgiler içeren küçük bir cep defteri de bulunabiliyor. Fotoğraftaki açıyı yakalamak için çevrede biraz dolaşmak gerekiyor. [h2]En uğraştırıcı noktalardan biri[/h2] Bir sonraki konum beni epey uğraştırdı. Fotoğrafın çekildiği yere çıkabilmek için çevredeki nesneleri kullanmaya çalışırken bölgedeki çöp kutularını çatıya taşımaya başladım. Amacım soldaki balkona ulaşabileceğim geçici bir yükselti oluşturmaktı. Çöp kutularından biri metal yapının arasına sıkışınca ortaya çıkabilecek küçük boşluğu kullanarak yukarı çıkmayı başardım. Bazen Deus Ex'in en eğlenceli tarafı tam olarak bu oluyor. [quote]Oyun size belirli bir yolu takip etmenizi söylemiyor. Çevreyi ve fizik sistemini kullanarak kendi çözümünüzü üretmenize izin veriyor.[/quote] Böylece rehberdeki altı noktadan üçünü bulmuş oldum. [h2]Geriye kalan üç konum[/h2] Haritadaki işaretlere göre geriye üç nokta daha kalıyordu. [ol] [li]Palisade Emlak Bankası'nın batı tarafındaki bölge[/li] [li]Palisade çevresindeki ikinci işaretli nokta[/li] [li]Čistá Čtvrť, yani Temiz Bölge tarafındaki konum[/li] [/ol] Bunlardan birinde ilk dikkat çeken şey devasa bir [b]5[/b] rakamı. Zarfın içerisindeki fotoğrafta da bu detay görülebiliyor ancak görüntü oldukça karanlık ve düşük kaliteli olduğu için ilk bakışta anlamak kolay değil. [h3]Duvar ve reklam panosu[/h3] Başka bir fotoğrafta ise duvardaki girintiler ilk bakışta pencere gibi görünüyor. Bu da gerçek konumu bulmayı gereksiz yere zorlaştırıyor. Fotoğraftaki en önemli ipuçları aslında: [ol] [li]Duvarın yapısı[/li] [li]Girintilerin konumu[/li] [li]Yakındaki reklam panosu[/li] [/ol] oluyor. Bu detayları bir araya getirince doğru bölgeyi belirlemek çok daha kolaylaşıyor. [h2]Altıncı fotoğrafın gizemi[/h2] Rehberdeki altıncı fotoğraf konusunda ise aynı başarıyı gösteremedim. Fotoğrafın oyundaki birebir karşılığını bulamadım. Bunun birkaç nedeni olabilir. Fotoğraf, geliştirme sürecindeki daha eski bir Prag tasarımından alınmış olabilir veya Deus Ex: Mankind Divided'ın son sürümünde ilgili bölge değiştirilmiş olabilir. Yine de fotoğrafa oldukça benzeyen bazı noktalar mevcut. Bir süre sonra önemli bir ayrıntı daha fark ettim. Fotoğraflarda [b]KD[/b] tabelasının bulunduğu bölgelerde, oyunun kendisinde de buna karşılık gelen tebeşirle çizilmiş küçük işaretler bulunuyor. Bu detay, fotoğrafların rastgele seçilmediğini ve geliştiricilerin oyuncuyu gerçekten belirli noktalara yönlendirmek istediğini gösteriyor. [h2]Peki bütün bunların sonunda ne kazanıyoruz?[/h2] Aslında hiçbir şey. Ne özel bir silah geliyor, ne başarım açılıyor, ne de gizli bir görev başlıyor ve bence bu, bütün olayın en güzel kısmı. [quote]Bu gerçekten bir şehir rehberi. Sizi Prag'ın farklı noktalarında dolaştırıyor, çevre tasarımını incelemenizi sağlıyor ve karşılığında hiçbir ödül vermiyor.[/quote] Tek ödülünüz, normalde koşarak geçtiğiniz sokaklara biraz daha dikkatli bakmak. Deus Ex: Mankind Divided'ın Prag tasarımını özel yapan şeylerden biri de bu zaten. Şehir yalnızca görevleri birbirine bağlayan bir harita değil. Küçük tabelalar, gizli odalar, alternatif yollar ve fark edilmesi zor çevresel hikâyelerle dolu. Bu küçük Juggernaut rehberi de oyunun dünyasına yerleştirilmiş en hoş detaylardan biri. [b]Siz bu altı noktayı daha önce fark etmiş miydiniz? Özellikle altıncı fotoğrafın kesin konumunu bulan varsa paylaşırsa oldukça güzel olur.[/b] #deusex #deusexmankinddivided #prag #prague2029 #adamjensen #oyun #oyunrehberi
    Beğen
    6
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 887 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Microsoft Defender yeni güvenlik açığı daha tespit edildi
    Microsoft Defender'da bir sıfır gün güvenlik açığı daha tespit edildi.

    Microsoft, Defender'daki bir güvenlik açığını kalıcı olarak kapatamıyor gibi görünüyor. ShieldBreak, RoguePlanet yamasını zaten atlatmışken, en son düzeltme de tam olarak işlevsel değil. ShieldCrash de bu durumu devam ettiriyor.

    Aynı problem sınıfına karşı üçüncü deneme

    Bu sıra dışı güvenlik açıkları serisinin başlangıç ​​noktası, Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'ndaki CVE-2026-50656 olarak tanımlanan RoguePlanet güvenlik açığıdır. Bu güvenlik açığı, Windows Defender aracılığıyla yerel ayrıcalık yükseltmesine olanak tanıyordu. Microsoft, Temmuz ayında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'na bir güncelleme yayınlayarak yanıt verdi.


    Ancak bu çözüm uzun sürmedi. Ağustos ayında, güvenlik araştırmacısı Nightmare Eclipse, koruma mekanizmasını atlatan ShieldBreak adlı yeni bir kavram kanıtı yayınladı . Microsoft daha sonra bu güvenlik açığını CVE-2026-69414 olarak doğruladı ve CVSS puanını 7.8 olarak belirledi. Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'nun 1.1.26080.3 öncesi sürümleri etkilenmişti.
    Bu sürümün Eylül başında ShieldBreak'i kapatması bekleniyordu. Ancak birkaç gün sonra ShieldCrash ortaya çıktı.
    Araştırmacı, Microsoft'un ShieldBreak açığını tamamen düzeltmediğini açıkça belirtiyor. Belirli koşullar altında, aynı temel sorun hala tetiklenebilir. Microsoft, yeniden istismar için çeşitli yolları ortadan kaldırmış olsa da, başka bir saldırı vektörünü gözden kaçırmıştır.

    Dosyaları SYSTEM ayrıcalıklarıyla okuyun.

    Yayınlanan ShieldCrash prototipi, Windows SYSTEM hesabının ayrıcalıklarıyla rastgele dosyalara erişimi göstermektedir. Geliştiriciye göre, güvenlik açığı Eylül 2026'dan itibaren Windows sürümleri ve Defender bileşenleriyle test edilmiştir. Geliştirici, şu anda desteklenen tüm Windows sürümlerinin etkilendiğini belirtmektedir.

    Herkese açık olan kod, açıkça yalnızca sınırlı bir kavram kanıtı olarak tasarlanmıştır. SYSTEM ayrıcalıklarıyla dosya okumayı göstermektedir, ancak örneğin keyfi yazma erişimi veya tam bir SYSTEM kabuğu sağlamamaktadır.

    Ancak Nightmare Eclipse, yayınlandıktan sonra yaptığı açıklamada, altta yatan sorunun tam yetki yükseltme saldırısı geliştirmek için de kullanılabileceğini belirtti. Bu, diğer şeylerin yanı sıra, yerel kullanıcı hesapları hakkında bilgi depolayan Windows SAM veritabanına erişime olanak tanıyacaktır. Bununla birlikte, bu saldırı için eksiksiz bir istismar kodu henüz yayınlanan belgelere dahil edilmemiştir.

    Bu nedenle, "sıfır gün açığı" terimi şu anda uygundur. ShieldCrash'in henüz kendi CVE kaydı veya Microsoft tarafından onaylanmış bir yaması bulunmamaktadır. Dahası, Microsoft, yeni geçici çözümün yayınlandığı sırada henüz kamuoyuna açık bir yorumda bulunmamıştır.

    Yama, geçici çözüm, yama ve bir başka geçici çözüm.

    Özellikle dikkat çekici olan olayların sıralamasıdır. RoguePlanet Haziran ayında kamuoyuna duyuruldu ve Temmuz ayında kapatıldı. ShieldBreak, Ağustos ayında bu düzeltmeyi atlattı. Microsoft ise Eylül başında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru 1.1.26080.3 ile ShieldBreak'i düzeltti. Şimdi, sadece birkaç gün sonra, ShieldCrash bu korumanın bile tamamen etkili olmadığını gösteriyor.


    Tek bir güvenlik açığı olarak başlayan durum, Microsoft'un önlemlerini aşmak için sürekli yeni olasılıklar zincirine dönüştü. Her üç saldırı yöntemi de Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motorunu hedef alıyor ve bu nedenle, ironik bir şekilde, Windows'un özellikle ayrıcalıklı bir güvenlik bileşenini hedef alıyor.

    Bir güvenlik güncellemesinin bilinen bazı saldırı yöntemlerini engellemesi, altta yatan güvenlik açığı sınıfının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. RoguePlanet, ShieldBreak ve ShieldCrash'in ardışık olarak ortaya çıkması tam da bunu gösteriyor.

    Uzaktan saldırı yok

    Ancak, pratik tehdit açısından önemli bir sınırlamaya dikkat çekmek gerekir: Bu, herhangi bir Windows bilgisayarının internet üzerinden kolayca ele geçirilmesine olanak tanıyan klasik bir uzaktan kod yürütme güvenlik açığı değildir. Şimdiye kadar gösterilen istismar için, saldırganın etkilenen bilgisayarda zaten kod çalıştırabiliyor olması gerekir.

    ShieldCrash daha sonra Defender'ın yükseltilmiş ayrıcalıklarını kötüye kullanarak normal bir kullanıcının normalde erişemeyeceği erişime ulaşmak için kullanılabilir. Bu durum, söz konusu güvenlik açığını daha büyük bir saldırı zincirinin parçası olarak özellikle ilgi çekici hale getiriyor.

    Microsoft henüz ShieldCrash'e karşı somut bir önlem yayınlamadı. Defender genellikle kötü amaçlı yazılım koruma motorunu otomatik olarak günceller, bu nedenle gelecekteki bir düzeltme muhtemelen geleneksel bir Windows yaması olmadan dağıtılabilir. O zamana kadar, Microsoft'un sadece başka bir saldırı vektörünü kapatıp kapatmayacağı veya bu üçüncü varyantın temel nedenini daha kökten ele alıp almayacağı henüz belli değil.
    Microsoft Defender'da bir sıfır gün güvenlik açığı daha tespit edildi. Microsoft, Defender'daki bir güvenlik açığını kalıcı olarak kapatamıyor gibi görünüyor. ShieldBreak, RoguePlanet yamasını zaten atlatmışken, en son düzeltme de tam olarak işlevsel değil. ShieldCrash de bu durumu devam ettiriyor. [h2]Aynı problem sınıfına karşı üçüncü deneme [/h2]Bu sıra dışı güvenlik açıkları serisinin başlangıç ​​noktası, Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'ndaki CVE-2026-50656 olarak tanımlanan RoguePlanet güvenlik açığıdır. Bu güvenlik açığı, Windows Defender aracılığıyla yerel ayrıcalık yükseltmesine olanak tanıyordu. Microsoft, Temmuz ayında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'na bir güncelleme yayınlayarak yanıt verdi. Ancak bu çözüm uzun sürmedi. Ağustos ayında, güvenlik araştırmacısı Nightmare Eclipse, koruma mekanizmasını atlatan ShieldBreak adlı yeni bir kavram kanıtı yayınladı . Microsoft daha sonra bu güvenlik açığını CVE-2026-69414 olarak doğruladı ve CVSS puanını 7.8 olarak belirledi. Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru'nun 1.1.26080.3 öncesi sürümleri etkilenmişti. [quote]Bu sürümün Eylül başında ShieldBreak'i kapatması bekleniyordu. Ancak birkaç gün sonra ShieldCrash ortaya çıktı.[/quote] Araştırmacı, Microsoft'un ShieldBreak açığını tamamen düzeltmediğini açıkça belirtiyor. Belirli koşullar altında, aynı temel sorun hala tetiklenebilir. Microsoft, yeniden istismar için çeşitli yolları ortadan kaldırmış olsa da, başka bir saldırı vektörünü gözden kaçırmıştır. [h2]Dosyaları SYSTEM ayrıcalıklarıyla okuyun.[/h2] Yayınlanan ShieldCrash prototipi, Windows SYSTEM hesabının ayrıcalıklarıyla rastgele dosyalara erişimi göstermektedir. Geliştiriciye göre, güvenlik açığı Eylül 2026'dan itibaren Windows sürümleri ve Defender bileşenleriyle test edilmiştir. Geliştirici, şu anda desteklenen tüm Windows sürümlerinin etkilendiğini belirtmektedir. Herkese açık olan kod, açıkça yalnızca sınırlı bir kavram kanıtı olarak tasarlanmıştır. SYSTEM ayrıcalıklarıyla dosya okumayı göstermektedir, ancak örneğin keyfi yazma erişimi veya tam bir SYSTEM kabuğu sağlamamaktadır. Ancak Nightmare Eclipse, yayınlandıktan sonra yaptığı açıklamada, altta yatan sorunun tam yetki yükseltme saldırısı geliştirmek için de kullanılabileceğini belirtti. Bu, diğer şeylerin yanı sıra, yerel kullanıcı hesapları hakkında bilgi depolayan Windows SAM veritabanına erişime olanak tanıyacaktır. Bununla birlikte, bu saldırı için eksiksiz bir istismar kodu henüz yayınlanan belgelere dahil edilmemiştir. Bu nedenle, "sıfır gün açığı" terimi şu anda uygundur. ShieldCrash'in henüz kendi CVE kaydı veya Microsoft tarafından onaylanmış bir yaması bulunmamaktadır. Dahası, Microsoft, yeni geçici çözümün yayınlandığı sırada henüz kamuoyuna açık bir yorumda bulunmamıştır. [h2]Yama, geçici çözüm, yama ve bir başka geçici çözüm. [/h2]Özellikle dikkat çekici olan olayların sıralamasıdır. RoguePlanet Haziran ayında kamuoyuna duyuruldu ve Temmuz ayında kapatıldı. ShieldBreak, Ağustos ayında bu düzeltmeyi atlattı. Microsoft ise Eylül başında Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motoru 1.1.26080.3 ile ShieldBreak'i düzeltti. Şimdi, sadece birkaç gün sonra, ShieldCrash bu korumanın bile tamamen etkili olmadığını gösteriyor. Tek bir güvenlik açığı olarak başlayan durum, Microsoft'un önlemlerini aşmak için sürekli yeni olasılıklar zincirine dönüştü. Her üç saldırı yöntemi de Microsoft Kötü Amaçlı Yazılım Koruma Motorunu hedef alıyor ve bu nedenle, ironik bir şekilde, Windows'un özellikle ayrıcalıklı bir güvenlik bileşenini hedef alıyor. Bir güvenlik güncellemesinin bilinen bazı saldırı yöntemlerini engellemesi, altta yatan güvenlik açığı sınıfının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. RoguePlanet, ShieldBreak ve ShieldCrash'in ardışık olarak ortaya çıkması tam da bunu gösteriyor. [h3]Uzaktan saldırı yok[/h3] Ancak, pratik tehdit açısından önemli bir sınırlamaya dikkat çekmek gerekir: Bu, herhangi bir Windows bilgisayarının internet üzerinden kolayca ele geçirilmesine olanak tanıyan klasik bir uzaktan kod yürütme güvenlik açığı değildir. Şimdiye kadar gösterilen istismar için, saldırganın etkilenen bilgisayarda zaten kod çalıştırabiliyor olması gerekir. ShieldCrash daha sonra Defender'ın yükseltilmiş ayrıcalıklarını kötüye kullanarak normal bir kullanıcının normalde erişemeyeceği erişime ulaşmak için kullanılabilir. Bu durum, söz konusu güvenlik açığını daha büyük bir saldırı zincirinin parçası olarak özellikle ilgi çekici hale getiriyor. Microsoft henüz ShieldCrash'e karşı somut bir önlem yayınlamadı. Defender genellikle kötü amaçlı yazılım koruma motorunu otomatik olarak günceller, bu nedenle gelecekteki bir düzeltme muhtemelen geleneksel bir Windows yaması olmadan dağıtılabilir. O zamana kadar, Microsoft'un sadece başka bir saldırı vektörünü kapatıp kapatmayacağı veya bu üçüncü varyantın temel nedenini daha kökten ele alıp almayacağı henüz belli değil.
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 709 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Far Cry 3 ilk kez bir Nintendo konsoluna geliyor
    Orijinal çıkışından 14 yıldan fazla bir süre sonra, Far Cry 3 nihayet bir Nintendo konsoluna geliyor. Ubisoft, açık dünya nişancı oyunu Far Cry 3'ü ve Far Cry 3: Blood Dragon'ı 2027 baharında Switch 2'ye getiriyor. Nintendo oyuncuları için bu, uzun bir aradan sonra serinin geri dönüşünü de işaret ediyor.

    Switch 2 için iki klasik oyun

    Ubisoft, geçtiğimiz günlerdeki Nintendo Direct sunumunda Far Cry 3 Classic Edition ve Far Cry 3: Blood Dragon Classic Edition'ı duyurdu. Henüz kesin bir çıkış tarihi açıklanmadı, ancak her iki oyunun da 2027 baharında Switch 2 için piyasaya sürülmesi planlanıyor.


    Far Cry 3, ilk olarak 2012'nin sonlarında piyasaya sürüldü ve serinin en etkili oyunlarından biri olarak kabul ediliyor. Oyuncular, tropikal bir adada felaketle sonuçlanan bir tatilin ardından hayatta kalma mücadelesi veren Jason Brody rolünü üstleniyor. Özellikle deliliğin tanımı üzerine yaptığı monologla serinin en unutulmaz karakterlerinden biri olan antagonist Vaas Montenegro ikonik bir figür.

    Far Cry 3'ün oynanışı, karakollar, avcılık, üretim, gizlilik ve serbestçe düzenlenmiş dövüş içeren açık bir ada dünyasına odaklanmıştı. Bu unsurların çoğu daha sonra serinin sonraki oyunları için temel oluşturdu.

    Blood Dragon, neon ışıklarını ve 80'leri geri getiriyor.

    Far Cry 3: Blood Dragon, ilk olarak 2013 yılında bağımsız bir yan oyun olarak piyasaya sürüldü. Tropikal bir ada ve korsanlar yerine, 1980'lerin bilim kurgu ve aksiyon filmlerinin tarzında abartılı, neon ışıklarıyla dolu bir geleceği konu alıyor. Oyuncular, siber komando Rex "Power" Colt olarak, siber askerlere, mutasyona uğramış düşmanlara ve adını taşıyan Kan Ejderhalarına karşı savaşıyor.

    Daha önce duyurulan Klasik Sürümler de Switch 2'de yayınlanacak. Ubisoft'un Nintendo'nun mevcut konsolu için planladığı teknik düzenlemeler henüz net değil. Yayıncı, duyuruda çözünürlük, kare hızı veya diğer olası iyileştirmelerle ilgili herhangi bir bilgi vermedi.

    Bu durum ayrıca ilginç çünkü Ubisoft, Far Cry 3 ve Blood Dragon oyunlarını PlayStation 5 ve Xbox Series X|S'te 60 FPS'ye ancak Ocak ayında ücretsiz bir güncelleme ile getirmişti. Ancak bu, Switch 2 sürümlerinin de 60 FPS'de çalışıp çalışmayacağını doğrulamıyor.

    Far Cry Nintendo'ya geri dönüyor

    Serinin kendisi için bu sürüm, Nintendo donanımına dönüşü işaret ediyor. Ancak Far Cry, Nintendo konsolları için tamamen yeni değil: Far Cry Vengeance, 2006 yılında Wii için piyasaya sürülmüştü. Öte yandan Far Cry 3 ve Blood Dragon, hiçbir zaman Nintendo konsolu için piyasaya sürülmedi.

    Bu iki yeniden yapımla Ubisoft, yeni içerikten ziyade serinin tarihindeki en ikonik iki oyuna odaklanıyor. Far Cry 3 için Switch 2 portu, Vaas ve Rook Adası'nı bir Nintendo platformunda deneyimleme fırsatı sunan ilk oyun olma özelliğini de taşıyor.
    Orijinal çıkışından 14 yıldan fazla bir süre sonra, Far Cry 3 nihayet bir Nintendo konsoluna geliyor. Ubisoft, açık dünya nişancı oyunu Far Cry 3'ü ve Far Cry 3: Blood Dragon'ı 2027 baharında Switch 2'ye getiriyor. Nintendo oyuncuları için bu, uzun bir aradan sonra serinin geri dönüşünü de işaret ediyor. [h3]Switch 2 için iki klasik oyun [/h3]Ubisoft, geçtiğimiz günlerdeki Nintendo Direct sunumunda Far Cry 3 Classic Edition ve Far Cry 3: Blood Dragon Classic Edition'ı duyurdu. Henüz kesin bir çıkış tarihi açıklanmadı, ancak her iki oyunun da 2027 baharında Switch 2 için piyasaya sürülmesi planlanıyor. Far Cry 3, ilk olarak 2012'nin sonlarında piyasaya sürüldü ve serinin en etkili oyunlarından biri olarak kabul ediliyor. Oyuncular, tropikal bir adada felaketle sonuçlanan bir tatilin ardından hayatta kalma mücadelesi veren Jason Brody rolünü üstleniyor. Özellikle deliliğin tanımı üzerine yaptığı monologla serinin en unutulmaz karakterlerinden biri olan antagonist Vaas Montenegro ikonik bir figür. Far Cry 3'ün oynanışı, karakollar, avcılık, üretim, gizlilik ve serbestçe düzenlenmiş dövüş içeren açık bir ada dünyasına odaklanmıştı. Bu unsurların çoğu daha sonra serinin sonraki oyunları için temel oluşturdu. [h3]Blood Dragon, neon ışıklarını ve 80'leri geri getiriyor.[/h3] Far Cry 3: Blood Dragon, ilk olarak 2013 yılında bağımsız bir yan oyun olarak piyasaya sürüldü. Tropikal bir ada ve korsanlar yerine, 1980'lerin bilim kurgu ve aksiyon filmlerinin tarzında abartılı, neon ışıklarıyla dolu bir geleceği konu alıyor. Oyuncular, siber komando Rex "Power" Colt olarak, siber askerlere, mutasyona uğramış düşmanlara ve adını taşıyan Kan Ejderhalarına karşı savaşıyor. Daha önce duyurulan Klasik Sürümler de Switch 2'de yayınlanacak. Ubisoft'un Nintendo'nun mevcut konsolu için planladığı teknik düzenlemeler henüz net değil. Yayıncı, duyuruda çözünürlük, kare hızı veya diğer olası iyileştirmelerle ilgili herhangi bir bilgi vermedi. Bu durum ayrıca ilginç çünkü Ubisoft, Far Cry 3 ve Blood Dragon oyunlarını PlayStation 5 ve Xbox Series X|S'te 60 FPS'ye ancak Ocak ayında ücretsiz bir güncelleme ile getirmişti. Ancak bu, Switch 2 sürümlerinin de 60 FPS'de çalışıp çalışmayacağını doğrulamıyor. [h3]Far Cry Nintendo'ya geri dönüyor [/h3]Serinin kendisi için bu sürüm, Nintendo donanımına dönüşü işaret ediyor. Ancak Far Cry, Nintendo konsolları için tamamen yeni değil: Far Cry Vengeance, 2006 yılında Wii için piyasaya sürülmüştü. Öte yandan Far Cry 3 ve Blood Dragon, hiçbir zaman Nintendo konsolu için piyasaya sürülmedi. Bu iki yeniden yapımla Ubisoft, yeni içerikten ziyade serinin tarihindeki en ikonik iki oyuna odaklanıyor. Far Cry 3 için Switch 2 portu, Vaas ve Rook Adası'nı bir Nintendo platformunda deneyimleme fırsatı sunan ilk oyun olma özelliğini de taşıyor.
    Beğen
    11
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 638 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Apple Watch 12 ve Ultra 4 Yeni sağlık sensörleri 60 kata kadar daha fazla şeyi algılıyor.
    Apple, Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra Series 4 ile yeni akıllı saatlerini tanıtıyor. Kalp atış hızı izleme için kullanılan sağlık sensörü önemli ölçüde geliştirildi ve artık verileri çok daha sık ve doğru bir şekilde kaydediyor. Siri ve Apple Intelligence de Apple Watch'larda yeni özellikler kazanıyor.

    Yeni sağlık sensörü kayıtları çok daha sık

    En önemli yenilik, Apple Watch Series 12 ve Ultra 4'ün alt tarafında bulunan yeni optik ve elektriksel kalp sensörlerine sahip yeni "Sağlık Algılama Sistemi"dir. Apple, bu sistem için elektrot alanını yeniden tasarladı ve genişletti. Fotodiyotlar da yeniden tasarlandı ve artık bir daire şeklinde düzenlendi. Apple'a göre, daha büyük ve daha parlak yeşil LED'ler kalp atış hızı verilerinin yakalanmasını daha da iyileştiriyor.

    Bu değişiklikler, Apple'ın artık gün boyunca her 5 saniyede bir kalp atış hızını takip ettiği anlamına geliyor; bu da önceki duruma göre 60 kat daha sık demek. Kalp atış hızı değişkenliği ise artık her 5 dakikada bir ölçülüyor; bu da önceki duruma göre 24 kat daha sık demek. Apple'a göre, yeni saatler giyilebilir cihazlar için şimdiye kadar yapılmış en doğru kalp atış hızı ölçümünü sunuyor.

    Bu sürekli, pasif ölçüm, kullanıcılara fitness ve fizyolojik durumları hakkında daha iyi bir anlayış kazandırmak ve egzersiz ve hareket için aktivite halkalarını daha hassas hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Ek olarak, saat kadranındaki yeni kalp atış hızı göstergesi, kullanıcıların gün boyunca kalp atış hızlarını gerçek zamanlı olarak görüntülemelerine olanak tanır.

    Yeni günlük form değerlendirme sistemi, toparlanma ve antrenmana yardımcı olacak.
    Apple ayrıca her sabah bir hazır olma puanı, yani performans veya günlük form puanı da sağlayacak. Önceki gün ve geceye ait verilere dayanan bu puan, kişinin o gün dinlenmeye mi yoksa yoğun egzersize mi odaklanması gerektiğini göstermeyi amaçlıyor.

    Apple, tüm bu bilgileri yeni bir Sağlık uygulamasına entegre edecek. Bu uygulama, daha ayrıntılı analizler sunacak ve diğer özelliklerinin yanı sıra kullanıcılara gerçek yaşlarına kıyasla "Sağlık Yaşlarını" göstererek çeşitli sağlık alanlarındaki fitness seviyelerini belirtecek. Yeni Sağlık uygulaması bu yılın sonlarında piyasaya sürülecek ve başlangıçta İngilizce olarak kullanıma sunulacak. Diğer diller daha sonra eklenecektir.

    Ses Tanıma özelliği, saatin mikrofonlarını kullanarak siren, alarm veya bebek ağlaması gibi sesleri algılar ve kullanıcıyı akıllı saat üzerinde uyarır. Bu özellik, işitme engelli veya işitme sorunu olan kişilerin önemli sesleri algılamasına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır.

    Canlı Geri Sarma özelliği ise, bir konuşmanın son 15 saniyesini sanal olarak geri sarar ve içeriği saatin ekranında özetler. Dolayısıyla, olaylar çok hızlı geliştiyse, bu özelliği kullanarak son 15 saniyenin içeriğini gözden geçirebilirsiniz. Bunu yapmak için Apple Watch'un Dijital Kurma Koluna iki kez basmanız yeterlidir.

    Siri Özeti ise, konuşmaların notlarını arka planda otomatik olarak alır ve bunları doğrudan ayrı ayrı etkinlikler halinde düzenler. Bu sayede Siri uygulamasında bir toplantının notlarını görüntüleyebilir veya bir veli-öğretmen toplantısının özetini çıkarabilirsiniz. Siri Özetleri gün boyunca otomatik olarak veya yalnızca bir programa göre, örneğin çalışma saatleriyle sınırlandırılacak şekilde kaydedilebilir. Ayrıca, konuşmaların kaydedilmesini istemiyorsanız istediğiniz zaman devre dışı bırakabilirsiniz. Dahası, ses kayıtları kaydedilmez ve Apple tarafından erişilemez cihazda yalnızca özetler oluşturulur.

    Yeni Apple Watch, yeni S11 çipi

    Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra 4, özellikle akıllı saatlerdeki yeni Siri özelliklerinden dolayı S11 SoC'den performans artışı alıyor. S11'in, özellikle CPU, GPU ve NPU'sunda iPhone 18 Pro'daki A20 Pro'dan teknoloji içerdiği söyleniyor. Apple Watch Series 11 ve Ultra 3'teki S10, 2023'teki S9 ile büyük ölçüde aynı olduğundan, üç yıl sonra yeni bir çip gerçekten de gelişmiş performans vaat ediyor.

    Daha doğru adım sayımı

    S11 çipi ayrıca daha doğru adım sayımı sağlamak üzere tasarlandı. Apple, iç mekanlarda yürüyüş veya koşu egzersizleri sırasında daha hassas mesafe ölçümleri sağlamak için yeni makine öğrenimi algoritmalarıyla adım algılama özelliğini tamamen yeniledi. Apple'a göre, S11 çipi ayrıca kullanıcıların adımlarını gerçek zamanlı olarak doğrudan saat kadranında takip etmelerini sağlayan yeni Adımlar özelliğini de mümkün kılıyor.

    Daha büyük bataryalı Ultra 4

    Apple Watch Ultra 4, yukarıda bahsedilen tüm özelliklere ve yeni S11 çipine sahip olmasının yanı sıra, iki güne kadar pil ömrü sunacağı söylenen daha büyük bir bataryaya da sahip. Tıpkı Watch 12 gibi, Ultra 4'ün şarjı da eskisinden daha hızlı olacak. Apple'a göre, 15 dakikalık bir şarj, Watch 12'de 12 saate kadar ek pil ömrü için yeterli oluyor; bu da önceki modele göre %50 daha fazla.

    Apple, Watch 12'nin pil ömrünün 24 saate kadar olduğunu belirtmeye devam ediyor, ancak açık hava egzersizlerinde bu sürenin 10 saate kadar çıktığı, yani Watch 11'e göre %25 daha fazla olduğu söyleniyor.
    Apple, Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra Series 4 ile yeni akıllı saatlerini tanıtıyor. Kalp atış hızı izleme için kullanılan sağlık sensörü önemli ölçüde geliştirildi ve artık verileri çok daha sık ve doğru bir şekilde kaydediyor. Siri ve Apple Intelligence de Apple Watch'larda yeni özellikler kazanıyor. [h2]Yeni sağlık sensörü kayıtları çok daha sık[/h2] En önemli yenilik, Apple Watch Series 12 ve Ultra 4'ün alt tarafında bulunan yeni optik ve elektriksel kalp sensörlerine sahip yeni "Sağlık Algılama Sistemi"dir. Apple, bu sistem için elektrot alanını yeniden tasarladı ve genişletti. Fotodiyotlar da yeniden tasarlandı ve artık bir daire şeklinde düzenlendi. Apple'a göre, daha büyük ve daha parlak yeşil LED'ler kalp atış hızı verilerinin yakalanmasını daha da iyileştiriyor. Bu değişiklikler, Apple'ın artık gün boyunca her 5 saniyede bir kalp atış hızını takip ettiği anlamına geliyor; bu da önceki duruma göre 60 kat daha sık demek. Kalp atış hızı değişkenliği ise artık her 5 dakikada bir ölçülüyor; bu da önceki duruma göre 24 kat daha sık demek. Apple'a göre, yeni saatler giyilebilir cihazlar için şimdiye kadar yapılmış en doğru kalp atış hızı ölçümünü sunuyor. Bu sürekli, pasif ölçüm, kullanıcılara fitness ve fizyolojik durumları hakkında daha iyi bir anlayış kazandırmak ve egzersiz ve hareket için aktivite halkalarını daha hassas hale getirmek üzere tasarlanmıştır. Ek olarak, saat kadranındaki yeni kalp atış hızı göstergesi, kullanıcıların gün boyunca kalp atış hızlarını gerçek zamanlı olarak görüntülemelerine olanak tanır. Yeni günlük form değerlendirme sistemi, toparlanma ve antrenmana yardımcı olacak. Apple ayrıca her sabah bir hazır olma puanı, yani performans veya günlük form puanı da sağlayacak. Önceki gün ve geceye ait verilere dayanan bu puan, kişinin o gün dinlenmeye mi yoksa yoğun egzersize mi odaklanması gerektiğini göstermeyi amaçlıyor. Apple, tüm bu bilgileri yeni bir Sağlık uygulamasına entegre edecek. Bu uygulama, daha ayrıntılı analizler sunacak ve diğer özelliklerinin yanı sıra kullanıcılara gerçek yaşlarına kıyasla "Sağlık Yaşlarını" göstererek çeşitli sağlık alanlarındaki fitness seviyelerini belirtecek. Yeni Sağlık uygulaması bu yılın sonlarında piyasaya sürülecek ve başlangıçta İngilizce olarak kullanıma sunulacak. Diğer diller daha sonra eklenecektir. Ses Tanıma özelliği, saatin mikrofonlarını kullanarak siren, alarm veya bebek ağlaması gibi sesleri algılar ve kullanıcıyı akıllı saat üzerinde uyarır. Bu özellik, işitme engelli veya işitme sorunu olan kişilerin önemli sesleri algılamasına yardımcı olmak amacıyla tasarlanmıştır. Canlı Geri Sarma özelliği ise, bir konuşmanın son 15 saniyesini sanal olarak geri sarar ve içeriği saatin ekranında özetler. Dolayısıyla, olaylar çok hızlı geliştiyse, bu özelliği kullanarak son 15 saniyenin içeriğini gözden geçirebilirsiniz. Bunu yapmak için Apple Watch'un Dijital Kurma Koluna iki kez basmanız yeterlidir. Siri Özeti ise, konuşmaların notlarını arka planda otomatik olarak alır ve bunları doğrudan ayrı ayrı etkinlikler halinde düzenler. Bu sayede Siri uygulamasında bir toplantının notlarını görüntüleyebilir veya bir veli-öğretmen toplantısının özetini çıkarabilirsiniz. Siri Özetleri gün boyunca otomatik olarak veya yalnızca bir programa göre, örneğin çalışma saatleriyle sınırlandırılacak şekilde kaydedilebilir. Ayrıca, konuşmaların kaydedilmesini istemiyorsanız istediğiniz zaman devre dışı bırakabilirsiniz. Dahası, ses kayıtları kaydedilmez ve Apple tarafından erişilemez cihazda yalnızca özetler oluşturulur. [h3]Yeni Apple Watch, yeni S11 çipi [/h3]Apple Watch Series 12 ve Apple Watch Ultra 4, özellikle akıllı saatlerdeki yeni Siri özelliklerinden dolayı S11 SoC'den performans artışı alıyor. S11'in, özellikle CPU, GPU ve NPU'sunda iPhone 18 Pro'daki A20 Pro'dan teknoloji içerdiği söyleniyor. Apple Watch Series 11 ve Ultra 3'teki S10, 2023'teki S9 ile büyük ölçüde aynı olduğundan, üç yıl sonra yeni bir çip gerçekten de gelişmiş performans vaat ediyor. [h3]Daha doğru adım sayımı [/h3]S11 çipi ayrıca daha doğru adım sayımı sağlamak üzere tasarlandı. Apple, iç mekanlarda yürüyüş veya koşu egzersizleri sırasında daha hassas mesafe ölçümleri sağlamak için yeni makine öğrenimi algoritmalarıyla adım algılama özelliğini tamamen yeniledi. Apple'a göre, S11 çipi ayrıca kullanıcıların adımlarını gerçek zamanlı olarak doğrudan saat kadranında takip etmelerini sağlayan yeni Adımlar özelliğini de mümkün kılıyor. [h3]Daha büyük bataryalı Ultra 4 [/h3]Apple Watch Ultra 4, yukarıda bahsedilen tüm özelliklere ve yeni S11 çipine sahip olmasının yanı sıra, iki güne kadar pil ömrü sunacağı söylenen daha büyük bir bataryaya da sahip. Tıpkı Watch 12 gibi, Ultra 4'ün şarjı da eskisinden daha hızlı olacak. Apple'a göre, 15 dakikalık bir şarj, Watch 12'de 12 saate kadar ek pil ömrü için yeterli oluyor; bu da önceki modele göre %50 daha fazla. Apple, Watch 12'nin pil ömrünün 24 saate kadar olduğunu belirtmeye devam ediyor, ancak açık hava egzersizlerinde bu sürenin 10 saate kadar çıktığı, yani Watch 11'e göre %25 daha fazla olduğu söyleniyor.
    Beğen
    3
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 748 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal