OpenAI’dan Londra Hamlesi: En Büyük Araştırma Merkezi Yolda
OpenAI, 26 Şubat 2026'da yaptığı açıklamayla Londra'yı Amerika Birleşik Devletleri dışındaki en büyük araştırma üssü ilan ettiğini duyurdu. ChatGPT'nin yaratıcısı olan şirket, İngiltere'nin teknoloji ekosistemini "yeni yapay zeka sistemlerini geliştirmek ve yatırım yapmak için ideal ortam" olarak tanımladı. Bu hamle, OpenAI'nin 2023'te açtığı Londra ofisini önemli ölçüde genişletecek ve şirketin küresel araştırma operasyonlarında Avrupa'daki ağırlığını artıracak.
Araştırma şefi Mark Chen, kararın gerekçesini net bir şekilde açıkladı: "İngiltere'nin yetenek havuzu, önde gelen üniversiteleri ve dünya çapında saygı gören bilim kurumları, küresel olarak stratejik öneme sahip bu sektörde bize büyük avantaj sağlıyor." Gerçekten de Oxford, Cambridge ve Imperial College gibi kurumlar, yapay zeka araştırmalarında uzun yıllardır öncü konumda. OpenAI'nin mevcut Londra ekibi 30 kişiyi aşmış durumda ve şirket, buradaki personeli yazılım, altyapı ve model geliştirme alanlarında yoğunlaştırıyor. Avrupa genel merkezinin Dublin'de olması da lojistik açıdan avantaj sağlıyor.
Bu genişleme, İngiltere hükümeti tarafından da büyük bir "güven oyu" olarak karşılandı. Teknoloji Bakanı Liz Kendall, açıklamayı "İngiltere'nin güvenli ve dönüştürücü yapay zeka inovasyonunda küresel liderliğini teyit eden muazzam bir adım" diye nitelendirdi. Hükümet, son yıllarda "AI süper gücü" olma hedefiyle Ulusal AI Stratejisi'ni devreye sokmuş, regülasyon ve yatırım paketleriyle sektörü desteklemişti. OpenAI'nin hamlesi, Google'ın DeepMind'ıyla Londra merkezli yetenek savaşını daha da kızıştıracak. DeepMind, yıllardır İngiltere'de en iyi araştırmacıları kendine çekiyordu; şimdi OpenAI de aynı havuzdan pay kapmak için kolları sıvadı.
Karar, yapay zeka sektöründeki daha geniş trendlerle örtüşüyor. OpenAI, San Francisco merkezli operasyonlarını çeşitlendirme ihtiyacı duyuyor. Hem yetenek kıtlığı hem de jeopolitik riskler nedeniyle uluslararası genişleme hız kazandı. Londra'nın seçilmesinde, İngiltere'nin yapay zeka güvenliği ve etik alanında attığı adımlar da etkili oldu. Şirket, burada geliştirilecek modellerin hem güçlü hem de güvenli olmasını hedefliyor. Bu, GPT serisinin yeni versiyonları ve Codex gibi kodlama araçlarının geliştirilmesinde Londra ekibinin rolünü artıracak.
Kimleri etkiliyor? Öncelikle İngiltere'deki binlerce yapay zeka araştırmacısı ve mühendisi. Yeni iş imkanları, maaş rekabetini yükseltecek ve beyin göçünü tersine çevirebilir. Londra ekonomisi için de önemli; teknoloji sektörü zaten şehrin lokomotifi konumunda. Küresel ölçekte ise, OpenAI'nin Londra yatırımı Avrupa'da AI araştırma yoğunlaşmasını tetikleyebilir. Diğer şirketler –Anthropic, Mistral veya Meta– benzer adımlar atarsa kıta genelinde bir yetenek akışı başlayabilir.
Sektöre olası etkileri ise çok yönlü. Bir yandan rekabet artacak, inovasyon hızlanacak. Öte yandan, yetenek maliyetleri yükselecek ve şirketler daha fazla maaş, hisse senedi paketi sunmak zorunda kalacak. İngiltere'nin "güvenli AI" vurgusu, regülasyon tartışmalarını da etkileyebilir; AB'nin AI Act'iyle uyumlu bir yaklaşım, OpenAI gibi oyuncuları Avrupa pazarına daha yakınlaştırabilir.
Uzmanlar, bu tür merkezlerin AI'nin geleceğini şekillendireceğini söylüyor. Cambridge Üniversitesi'nden bir profesör, "Londra artık sadece DeepMind'ın değil, OpenAI'nin de evi oluyor. Bu, İngiltere'yi yapay zeka haritasının vazgeçilmez noktasına yerleştiriyor" değerlendirmesini yaptı. Şirket tarafındansa resmi bir yatırım miktarı veya tam personel sayısı açıklanmadı, ancak genişlemenin "önemli" olacağı belirtiliyor.
Gelecek beklentileri parlak görünüyor. OpenAI'nin Londra üssü, 2027'ye kadar yüzlerce araştırmacıyı bünyesine katabilir. Bu, model eğitimlerinde çeşitlilik sağlayacak ve şirketin küresel regülasyonlara uyumunu kolaylaştıracak. İngiltere hükümeti ise yeni vergi teşvikleri veya fonlarla bu momentumu sürdürmeyi planlıyor. Sonuçta, San Francisco'nun tekeli kırılıyor; yapay zeka artık gerçekten küresel bir yarış haline geliyor. Londra'nın bu süreçteki rolü, önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşecek.
OpenAI, 26 Şubat 2026'da yaptığı açıklamayla Londra'yı Amerika Birleşik Devletleri dışındaki en büyük araştırma üssü ilan ettiğini duyurdu. ChatGPT'nin yaratıcısı olan şirket, İngiltere'nin teknoloji ekosistemini "yeni yapay zeka sistemlerini geliştirmek ve yatırım yapmak için ideal ortam" olarak tanımladı. Bu hamle, OpenAI'nin 2023'te açtığı Londra ofisini önemli ölçüde genişletecek ve şirketin küresel araştırma operasyonlarında Avrupa'daki ağırlığını artıracak.
Araştırma şefi Mark Chen, kararın gerekçesini net bir şekilde açıkladı: "İngiltere'nin yetenek havuzu, önde gelen üniversiteleri ve dünya çapında saygı gören bilim kurumları, küresel olarak stratejik öneme sahip bu sektörde bize büyük avantaj sağlıyor." Gerçekten de Oxford, Cambridge ve Imperial College gibi kurumlar, yapay zeka araştırmalarında uzun yıllardır öncü konumda. OpenAI'nin mevcut Londra ekibi 30 kişiyi aşmış durumda ve şirket, buradaki personeli yazılım, altyapı ve model geliştirme alanlarında yoğunlaştırıyor. Avrupa genel merkezinin Dublin'de olması da lojistik açıdan avantaj sağlıyor.
Bu genişleme, İngiltere hükümeti tarafından da büyük bir "güven oyu" olarak karşılandı. Teknoloji Bakanı Liz Kendall, açıklamayı "İngiltere'nin güvenli ve dönüştürücü yapay zeka inovasyonunda küresel liderliğini teyit eden muazzam bir adım" diye nitelendirdi. Hükümet, son yıllarda "AI süper gücü" olma hedefiyle Ulusal AI Stratejisi'ni devreye sokmuş, regülasyon ve yatırım paketleriyle sektörü desteklemişti. OpenAI'nin hamlesi, Google'ın DeepMind'ıyla Londra merkezli yetenek savaşını daha da kızıştıracak. DeepMind, yıllardır İngiltere'de en iyi araştırmacıları kendine çekiyordu; şimdi OpenAI de aynı havuzdan pay kapmak için kolları sıvadı.
Karar, yapay zeka sektöründeki daha geniş trendlerle örtüşüyor. OpenAI, San Francisco merkezli operasyonlarını çeşitlendirme ihtiyacı duyuyor. Hem yetenek kıtlığı hem de jeopolitik riskler nedeniyle uluslararası genişleme hız kazandı. Londra'nın seçilmesinde, İngiltere'nin yapay zeka güvenliği ve etik alanında attığı adımlar da etkili oldu. Şirket, burada geliştirilecek modellerin hem güçlü hem de güvenli olmasını hedefliyor. Bu, GPT serisinin yeni versiyonları ve Codex gibi kodlama araçlarının geliştirilmesinde Londra ekibinin rolünü artıracak.
Kimleri etkiliyor? Öncelikle İngiltere'deki binlerce yapay zeka araştırmacısı ve mühendisi. Yeni iş imkanları, maaş rekabetini yükseltecek ve beyin göçünü tersine çevirebilir. Londra ekonomisi için de önemli; teknoloji sektörü zaten şehrin lokomotifi konumunda. Küresel ölçekte ise, OpenAI'nin Londra yatırımı Avrupa'da AI araştırma yoğunlaşmasını tetikleyebilir. Diğer şirketler –Anthropic, Mistral veya Meta– benzer adımlar atarsa kıta genelinde bir yetenek akışı başlayabilir.
Sektöre olası etkileri ise çok yönlü. Bir yandan rekabet artacak, inovasyon hızlanacak. Öte yandan, yetenek maliyetleri yükselecek ve şirketler daha fazla maaş, hisse senedi paketi sunmak zorunda kalacak. İngiltere'nin "güvenli AI" vurgusu, regülasyon tartışmalarını da etkileyebilir; AB'nin AI Act'iyle uyumlu bir yaklaşım, OpenAI gibi oyuncuları Avrupa pazarına daha yakınlaştırabilir.
Uzmanlar, bu tür merkezlerin AI'nin geleceğini şekillendireceğini söylüyor. Cambridge Üniversitesi'nden bir profesör, "Londra artık sadece DeepMind'ın değil, OpenAI'nin de evi oluyor. Bu, İngiltere'yi yapay zeka haritasının vazgeçilmez noktasına yerleştiriyor" değerlendirmesini yaptı. Şirket tarafındansa resmi bir yatırım miktarı veya tam personel sayısı açıklanmadı, ancak genişlemenin "önemli" olacağı belirtiliyor.
Gelecek beklentileri parlak görünüyor. OpenAI'nin Londra üssü, 2027'ye kadar yüzlerce araştırmacıyı bünyesine katabilir. Bu, model eğitimlerinde çeşitlilik sağlayacak ve şirketin küresel regülasyonlara uyumunu kolaylaştıracak. İngiltere hükümeti ise yeni vergi teşvikleri veya fonlarla bu momentumu sürdürmeyi planlıyor. Sonuçta, San Francisco'nun tekeli kırılıyor; yapay zeka artık gerçekten küresel bir yarış haline geliyor. Londra'nın bu süreçteki rolü, önümüzdeki yıllarda daha da belirginleşecek.