• Forumumuzda merak edilen bir konu daha aydınlanıyor:

    **ALT RADYATÖR MONTAJI IÇIN SESSIZ VE GÜVENILIR 240MM AIO ÖNERILERI?**

    Merhaba, kasa altına monte edilebilecek, 240 mm radyatörlü, önerebileceğiniz iyi bir AIO sıvı soğutucu var mı? İdeal olarak, pompa CPU bloğunda değil, boru veya radyatörde bulunmalıdır. Beyaz iyi bir seçim olur. Bu, Cooler Master Cube 540 kasasında yapılacak bir sistem için geçerli; kasayı ters...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6369/

    #radyatör #montajı #sessiz #güvenilir #240mm #teknoloji #techforumtr
    💡 Forumumuzda merak edilen bir konu daha aydınlanıyor: 📌 **ALT RADYATÖR MONTAJI IÇIN SESSIZ VE GÜVENILIR 240MM AIO ÖNERILERI?** 📝 Merhaba, kasa altına monte edilebilecek, 240 mm radyatörlü, önerebileceğiniz iyi bir AIO sıvı soğutucu var mı? İdeal olarak, pompa CPU bloğunda değil, boru veya radyatörde bulunmalıdır. Beyaz iyi bir seçim olur. Bu, Cooler Master Cube 540 kasasında yapılacak bir sistem için geçerli; kasayı ters... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6369/ #radyatör #montajı #sessiz #güvenilir #240mm #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    4
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 997 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • TechForumTR’de yeni bir teknoloji tartışması başladı:

    **P14 PRO 1200 RPM’DE NEDEN BU KADAR SES YAPIYOR?**

    Eski 140 mm Enermax kasa fanım birkaç gün önce bozuldu (ve şans eseri bugün ikincisi de bozuldu), bu yüzden bazı gönderileri okuduktan sonra yerine P14 Pro aldım. Muhtemelen BIOS'ta fan eğrisini biraz ayarlamam gerekecek, ancak fanın 1200 RPM'de bile oldukça sesli olması normal mi? Sessiz olması...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6289/

    #1200 #rpmde #kadar #yapıyor #teknoloji #techforumtr
    📢 TechForumTR’de yeni bir teknoloji tartışması başladı: 📌 **P14 PRO 1200 RPM’DE NEDEN BU KADAR SES YAPIYOR?** 📝 Eski 140 mm Enermax kasa fanım birkaç gün önce bozuldu (ve şans eseri bugün ikincisi de bozuldu), bu yüzden bazı gönderileri okuduktan sonra yerine P14 Pro aldım. Muhtemelen BIOS'ta fan eğrisini biraz ayarlamam gerekecek, ancak fanın 1200 RPM'de bile oldukça sesli olması normal mi? Sessiz olması... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6289/ #1200 #rpmde #kadar #yapıyor #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 3B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • GTA VI Hakkında Bildiğimiz Her Şey (2026 Güncel)
    GTA 6, oyun dünyasının en çok beklenen yapımlarından biri olmaya devam ediyor. Rockstar Games, yıllar süren sessizliğin ardından oyunun geliştirme sürecini resmen doğruladı. Sızıntılar, söylentiler ve resmi açıklamalar ise GTA 6’nın şimdiye kadarki en büyük projelerden biri olabileceğini gösteriyor.

    Hemen hemen her oyuncu Grand Theft Auto serisini duymuştur. İlk oyunları oynamış olanlar azdır, ancak birçok kişi GTA V, IV ve III'ü bilir. En yeni Grand Theft Auto 2013'te piyasaya sürüldü ve oyuncular uzun zamandır yeni bir oyunu bekliyor. Bu süreçte Rockstar Games, ticari açıdan oldukça başarılı olmaya ve yeni satış rekorları kırmaya devam etti. Bugünkü yazımızda GTA VI'yı ele alacağız.

    Gelişim Tarihi

    Leslie Benzies'in belirttiğine göre, Rockstar North, Grand Theft Auto V'in Eylül 2013'te piyasaya sürülmesinin ardından altıncı bir GTA oyunu için ilk planlarını ortaya atmıştı. Ardından altı yıl süren bir sessizlik yaşandı ve yeni bilgiler ancak 2018'de ortaya çıktı.

    GTA 6'nın kod adının "Project Americas" olacağı söylentileri dolaşıyor. Oyun, kurgusal Leonidas eyaletindeki Vice City'de (Miami, Florida) geçecek. Ayrıca, kadın karakter olarak oynama seçeneğinin de ekleneceği ortaya çıktı.

    2020 yılında Kotaku, oyunun "erken geliştirme aşamasında" olduğunu bildirmişti. Bu, yedi yıl sonra oyunun henüz tam olarak geliştirilmediği anlamına geliyor. 2021'de Tom Henderson, şehrin zamanla gelişeceğini ve çıkış tarihinin en erken 2025 olacağını söylemişti.

    Jason Schreier daha sonra karakterlerin hikayesinin Bonnie ve Clyde'dan esinleneceğini ve kahramanın Latin kökenli olacağını açıkladı. Ancak oyunun, serinin bazı sivri dilli şakalarından uzaklaşabileceği de belirtiliyor.

    Şirket, yeni bir Grand Theft Auto oyununun geliştirildiğini Şubat 2022'de resmen doğruladı. Twitter'da (şimdiki adıyla X) yapılan Grand Theft Auto 6 duyurusu, en popüler video oyunu paylaşımlarından biri oldu. Altı ay sonra Rockstar, GTA'ya odaklanmak için Red Dead Online desteğini sonlandırdığını duyurdu. Ardından Take-Two CEO'su Strauss Zelnick, Rockstar'ın eğlence sektöründe çıtayı bir kez daha yükseltmeyi planladığını belirtti. Oyunun yeni bir oyun motoru da alabileceği konuşuluyor.

    Büyük Sızıntı (Oynanış Videosu)

    Grand Theft Auto serisiyle ilgili en büyük veri sızıntılarından biri Eylül 2022'de yaşandı. Yaklaşık 90 oynanış videosu da dahil olmak üzere 3 GB veri internete sızdırıldı. Jason Schreier, bunun doğruluğunu teyit etti ve Rockstar Games de sızıntıyı kabul etti.

    Sızıntının kaynağının, geliştiriciler arasındaki Slack yazışmaları olduğu iddia edildi. Korsanların yalnızca videoları değil, aynı zamanda Grand Theft Auto V ve Grand Theft Auto VI'nın oynanabilir sürümlerini ve bazı kaynak kodlarını da ele geçirdiği öne sürüldü.

    Bu olay, video oyun tarihinin en büyük sızıntılarından biri olarak kabul edildi. Rockstar, yaşananların geliştirme sürecini etkilemeyeceğini açıkladı.

    Oyunla İlgili Söylentiler (Spoiler İçerebilir)

    Grand Theft Auto 6'nın küçük DLC paketleri alacağı söyleniyor. Oyunun iki oynanabilir karaktere sahip olacağı, dört farklı şehirde (Vice City, Carcer City, Kolombiya ve Küba’da bir yer) geçeceği ve yıkılabilir binalar içereceği iddia ediliyor.

    Bazı iddialara göre, hikâye kartel tarafından ebeveynleri öldürülen bir erkek ve kız kardeşi konu alacak. Erkek karakter polis olurken, kız kardeş kartelin içine sızarak intikam almaya çalışacak.

    Başka bir versiyona göre, oyunun olayları aynı şehirde farklı zaman dilimlerinde geçebilir. Haritanın yaklaşık 140 mil kare büyüklüğünde olacağı ve GTA V’ten üç kat daha büyük olabileceği konuşuluyor.

    Harita, Pazarlama ve Gelecek Planları

    Take-Two CEO'su Strauss Zelnick, GTA 6 gibi büyük bir oyunun bile güçlü bir pazarlama kampanyasına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Oyunun, yaz aylarında başlayacak pazarlama süreciyle birlikte hem fiziksel hem de dijital olarak piyasaya sürülmesi bekleniyor.

    Zelnick ayrıca GTA 6'nın birçok oyuncuyu yeni nesil konsol almaya teşvik edeceğini düşünüyor. Yapay zekâ hakkında da konuşan CEO, bu teknolojinin GTA gibi büyük projelerde insan yaratıcılığının yerini alamayacağını ifade etti.

    Öte yandan, Take-Two Interactive'in yapay zekâ ekibini küçülttüğü de gelen bilgiler arasında.

    Güncelleme (30 Nisan 2026)

    Rockstar Games kısa süre önce bir siber saldırıya uğradı, ancak internete büyük bir veri sızıntısı yansımadı. İçeriden bilgi veren Jeff Grubb'a göre, Playground Games GTA 6’nın çıkışı nedeniyle Fable yeniden yapımını 2027’ye erteleyebilir.

    Strauss Zelnick ise GTA 6'nın “adil fiyatlandırma” politikasıyla piyasaya sunulacağını belirtti.

    Ayrıca Rockstar'ın, kanser hastası bir hayranına oyunu erken deneyimleme imkânı sunacağı ve GTA 6'nın çıkışından itibaren rol yapma (RP) sunucularını destekleyeceği de doğrulandı.

    Reddit kullanıcılarına göre, oyunun geliştirme maliyeti 3 milyar doları aşabilir.

    Sık Sorulan Sorular

    GTA 6 ne zaman çıkacak?
    Resmi tarih açıklanmadı ancak 2026 arası bekleniyor.

    GTA 6 hangi şehirde geçecek?
    Vice City (Miami) ve çevresinde geçmesi bekleniyor.

    GTA 6 haritası ne kadar büyük olacak?
    Söylentilere göre GTA V’ten yaklaşık 3 kat daha büyük olabilir.

    #GTA6 #RockstarGames #GTAVI #OyunHaberleri #TechForum #Gaming
    GTA 6, oyun dünyasının en çok beklenen yapımlarından biri olmaya devam ediyor. Rockstar Games, yıllar süren sessizliğin ardından oyunun geliştirme sürecini resmen doğruladı. Sızıntılar, söylentiler ve resmi açıklamalar ise GTA 6’nın şimdiye kadarki en büyük projelerden biri olabileceğini gösteriyor. Hemen hemen her oyuncu Grand Theft Auto serisini duymuştur. İlk oyunları oynamış olanlar azdır, ancak birçok kişi GTA V, IV ve III'ü bilir. En yeni Grand Theft Auto 2013'te piyasaya sürüldü ve oyuncular uzun zamandır yeni bir oyunu bekliyor. Bu süreçte Rockstar Games, ticari açıdan oldukça başarılı olmaya ve yeni satış rekorları kırmaya devam etti. Bugünkü yazımızda GTA VI'yı ele alacağız. Gelişim Tarihi Leslie Benzies'in belirttiğine göre, Rockstar North, Grand Theft Auto V'in Eylül 2013'te piyasaya sürülmesinin ardından altıncı bir GTA oyunu için ilk planlarını ortaya atmıştı. Ardından altı yıl süren bir sessizlik yaşandı ve yeni bilgiler ancak 2018'de ortaya çıktı. GTA 6'nın kod adının "Project Americas" olacağı söylentileri dolaşıyor. Oyun, kurgusal Leonidas eyaletindeki Vice City'de (Miami, Florida) geçecek. Ayrıca, kadın karakter olarak oynama seçeneğinin de ekleneceği ortaya çıktı. 2020 yılında Kotaku, oyunun "erken geliştirme aşamasında" olduğunu bildirmişti. Bu, yedi yıl sonra oyunun henüz tam olarak geliştirilmediği anlamına geliyor. 2021'de Tom Henderson, şehrin zamanla gelişeceğini ve çıkış tarihinin en erken 2025 olacağını söylemişti. Jason Schreier daha sonra karakterlerin hikayesinin Bonnie ve Clyde'dan esinleneceğini ve kahramanın Latin kökenli olacağını açıkladı. Ancak oyunun, serinin bazı sivri dilli şakalarından uzaklaşabileceği de belirtiliyor. Şirket, yeni bir Grand Theft Auto oyununun geliştirildiğini Şubat 2022'de resmen doğruladı. Twitter'da (şimdiki adıyla X) yapılan Grand Theft Auto 6 duyurusu, en popüler video oyunu paylaşımlarından biri oldu. Altı ay sonra Rockstar, GTA'ya odaklanmak için Red Dead Online desteğini sonlandırdığını duyurdu. Ardından Take-Two CEO'su Strauss Zelnick, Rockstar'ın eğlence sektöründe çıtayı bir kez daha yükseltmeyi planladığını belirtti. Oyunun yeni bir oyun motoru da alabileceği konuşuluyor. Büyük Sızıntı (Oynanış Videosu) Grand Theft Auto serisiyle ilgili en büyük veri sızıntılarından biri Eylül 2022'de yaşandı. Yaklaşık 90 oynanış videosu da dahil olmak üzere 3 GB veri internete sızdırıldı. Jason Schreier, bunun doğruluğunu teyit etti ve Rockstar Games de sızıntıyı kabul etti. Sızıntının kaynağının, geliştiriciler arasındaki Slack yazışmaları olduğu iddia edildi. Korsanların yalnızca videoları değil, aynı zamanda Grand Theft Auto V ve Grand Theft Auto VI'nın oynanabilir sürümlerini ve bazı kaynak kodlarını da ele geçirdiği öne sürüldü. Bu olay, video oyun tarihinin en büyük sızıntılarından biri olarak kabul edildi. Rockstar, yaşananların geliştirme sürecini etkilemeyeceğini açıkladı. Oyunla İlgili Söylentiler (Spoiler İçerebilir) Grand Theft Auto 6'nın küçük DLC paketleri alacağı söyleniyor. Oyunun iki oynanabilir karaktere sahip olacağı, dört farklı şehirde (Vice City, Carcer City, Kolombiya ve Küba’da bir yer) geçeceği ve yıkılabilir binalar içereceği iddia ediliyor. Bazı iddialara göre, hikâye kartel tarafından ebeveynleri öldürülen bir erkek ve kız kardeşi konu alacak. Erkek karakter polis olurken, kız kardeş kartelin içine sızarak intikam almaya çalışacak. Başka bir versiyona göre, oyunun olayları aynı şehirde farklı zaman dilimlerinde geçebilir. Haritanın yaklaşık 140 mil kare büyüklüğünde olacağı ve GTA V’ten üç kat daha büyük olabileceği konuşuluyor. Harita, Pazarlama ve Gelecek Planları Take-Two CEO'su Strauss Zelnick, GTA 6 gibi büyük bir oyunun bile güçlü bir pazarlama kampanyasına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Oyunun, yaz aylarında başlayacak pazarlama süreciyle birlikte hem fiziksel hem de dijital olarak piyasaya sürülmesi bekleniyor. Zelnick ayrıca GTA 6'nın birçok oyuncuyu yeni nesil konsol almaya teşvik edeceğini düşünüyor. Yapay zekâ hakkında da konuşan CEO, bu teknolojinin GTA gibi büyük projelerde insan yaratıcılığının yerini alamayacağını ifade etti. Öte yandan, Take-Two Interactive'in yapay zekâ ekibini küçülttüğü de gelen bilgiler arasında. Güncelleme (30 Nisan 2026) Rockstar Games kısa süre önce bir siber saldırıya uğradı, ancak internete büyük bir veri sızıntısı yansımadı. İçeriden bilgi veren Jeff Grubb'a göre, Playground Games GTA 6’nın çıkışı nedeniyle Fable yeniden yapımını 2027’ye erteleyebilir. Strauss Zelnick ise GTA 6'nın “adil fiyatlandırma” politikasıyla piyasaya sunulacağını belirtti. Ayrıca Rockstar'ın, kanser hastası bir hayranına oyunu erken deneyimleme imkânı sunacağı ve GTA 6'nın çıkışından itibaren rol yapma (RP) sunucularını destekleyeceği de doğrulandı. Reddit kullanıcılarına göre, oyunun geliştirme maliyeti 3 milyar doları aşabilir. Sık Sorulan Sorular GTA 6 ne zaman çıkacak? Resmi tarih açıklanmadı ancak 2026 arası bekleniyor. GTA 6 hangi şehirde geçecek? Vice City (Miami) ve çevresinde geçmesi bekleniyor. GTA 6 haritası ne kadar büyük olacak? Söylentilere göre GTA V’ten yaklaşık 3 kat daha büyük olabilir. #GTA6 #RockstarGames #GTAVI #OyunHaberleri #TechForum #Gaming
    Beğen
    13
    5 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • GeForce RTX 5070 12GB grafik kartı satışta
    NVIDIA, dizüstü bilgisayarlar için GeForce RTX 5070 12GB grafik kartını resmen tanıttı; bu, %50'lik bir artış anlamına geliyor.

    NVIDIA, 12 GB GDDR7 video belleğine sahip yeni bir GeForce RTX 5070 mobil grafik kartı sürümünü sessizce duyurdu. Bu hamle, standart RTX 5070 dizüstü bilgisayar konfigürasyonunun VRAM kapasitesini esasen ikiye katlıyor ve yalnızca daha fazla seçenek sunma isteğinden değil, aynı zamanda bellek kıtlığını giderme acil ihtiyacından da kaynaklanıyor.

    GPU mimarisinin kendisinin değişmediğini anlamak önemlidir. %50'lik artış (8 GB'tan 12 GB'a) yalnızca daha yüksek kapasiteli bellek yongalarına geçilmesiyle elde edildi. Daha önce 16 gigabit (2 GB) modüller kullanılırken, şimdi 24 gigabit (3 GB) yongalar kullanılıyor.

    Değişmeyenler şunlardı:

    GPU: 4608 CUDA çekirdeğine sahip aynı Blackwell GB206.
    Bellek veri yolu: 128 bit
    Bant genişliği: 384 GB/s
    TGP (Toplam Grafik Gücü) aralığı: 50 – 100 W

    Neler değişti:

    Yeni mikro devrelerin kullanımına geçilmesiyle bellek kapasitesi 8 GB'tan 12 GB'a (%50 artış) yükseldi.

    Dolayısıyla, ham işlem gücü açısından RTX 5070 ile aynı. Ancak, yüksek ayarlarda oynanan modern oyunlarda, yüksek çözünürlüklü dokularda ve yapay zeka ile yerel LLM görevlerinde ek VRAM kritik öneme sahip; zira bu tür görevlerde toplam video bellek kapasitesi genellikle darboğaz oluşturuyor. Yeni 12 GB'lık sürüm, mevcut 8 GB'lık modeli değiştirmiyor, aksine tamamlıyor.

    NVIDIA, resmi açıklamasında yeni konfigürasyonun piyasaya sürülmesini doğrudan bellek pazarındaki zorlu duruma bağladı:

    GeForce RTX'e olan talep yüksek kalmaya devam ediyor ve bellek tedariki sınırlı. Bellek kullanılabilirliğini en üst düzeye çıkarmak için, 12 GB belleğe ve 24 GB G7 modüllerine sahip bir GeForce RTX 5070 dizüstü bilgisayar yapılandırması piyasaya sürüyoruz. Bu, ortaklarımıza, çoğu GeForce GPU ile birlikte gönderilen 16 GB'lık çiplerin yanı sıra ek bellek kapasitesine erişim imkanı sağlıyor.

    Esasen bu pragmatik bir hamle. Daha popüler olan 16 Gb modüllerine olan talep arzı aştığı için NVIDIA, dizüstü bilgisayar üretimini sürdürmek ve OEM ortaklarına (ASUS, Lenovo, MSI, Mechrevo) daha fazla esneklik sağlamak amacıyla 3 Gb çiplerini kullanıyor.

    Yeni RTX 5070 12GB ekran kartlı ilk dizüstü bilgisayarların Haziran 2026 gibi erken bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor. Mechrevo, 16 Pro ve 18 Pro modelleri için 10.799 yuan'dan başlayan ön siparişleri şimdiden açtı. Önemli olan, fiyatın 8GB'lık versiyonla aynı olması ve bu konfigürasyonların tek bir fiyatlandırma politikası altında birbirinin yerine kullanılabileceği teorisini doğrulamasıdır.

    Ancak tüm üreticiler bu kadar iyimser değil. XMG, yeni modüllerin tedarik edilme şekli nedeniyle 12 GB'lık RTX 5070'in, başlangıçta 12 GB kullanan daha güçlü RTX 5070 Ti ile neredeyse aynı fiyata mal olabileceği konusunda uyarıyor. Bununla birlikte, genel olarak, 8 GB ve 12 GB sürümleri arasındaki fiyat farkının hata payı içinde kalması bekleniyor.

    12 GB belleğe sahip RTX 5070 dizüstü bilgisayarın piyasaya sürülmesi, sektörün nihayet 8 GB belleğin gelecekteki AAA oyunlarında yüksek çözünürlüklü oyun deneyimi için yetersiz olduğunu kabul ettiğinin açık bir işaretidir. NVIDIA sadece ürün yelpazesini genişletmekle kalmıyor; orta fiyat segmentinde pazara daha geleceğe dönük bir çözüm sunuyor. Bu arada, 8 GB'lık sürüm, bütçe dostu sistemler ve daha az talepkar senaryolar için ayrılmış olarak kalacak.
    NVIDIA, dizüstü bilgisayarlar için GeForce RTX 5070 12GB grafik kartını resmen tanıttı; bu, %50'lik bir artış anlamına geliyor. NVIDIA, 12 GB GDDR7 video belleğine sahip yeni bir GeForce RTX 5070 mobil grafik kartı sürümünü sessizce duyurdu. Bu hamle, standart RTX 5070 dizüstü bilgisayar konfigürasyonunun VRAM kapasitesini esasen ikiye katlıyor ve yalnızca daha fazla seçenek sunma isteğinden değil, aynı zamanda bellek kıtlığını giderme acil ihtiyacından da kaynaklanıyor. GPU mimarisinin kendisinin değişmediğini anlamak önemlidir. %50'lik artış (8 GB'tan 12 GB'a) yalnızca daha yüksek kapasiteli bellek yongalarına geçilmesiyle elde edildi. Daha önce 16 gigabit (2 GB) modüller kullanılırken, şimdi 24 gigabit (3 GB) yongalar kullanılıyor. Değişmeyenler şunlardı: GPU: 4608 CUDA çekirdeğine sahip aynı Blackwell GB206. Bellek veri yolu: 128 bit Bant genişliği: 384 GB/s TGP (Toplam Grafik Gücü) aralığı: 50 – 100 W Neler değişti: Yeni mikro devrelerin kullanımına geçilmesiyle bellek kapasitesi 8 GB'tan 12 GB'a (%50 artış) yükseldi. Dolayısıyla, ham işlem gücü açısından RTX 5070 ile aynı. Ancak, yüksek ayarlarda oynanan modern oyunlarda, yüksek çözünürlüklü dokularda ve yapay zeka ile yerel LLM görevlerinde ek VRAM kritik öneme sahip; zira bu tür görevlerde toplam video bellek kapasitesi genellikle darboğaz oluşturuyor. Yeni 12 GB'lık sürüm, mevcut 8 GB'lık modeli değiştirmiyor, aksine tamamlıyor. NVIDIA, resmi açıklamasında yeni konfigürasyonun piyasaya sürülmesini doğrudan bellek pazarındaki zorlu duruma bağladı: GeForce RTX'e olan talep yüksek kalmaya devam ediyor ve bellek tedariki sınırlı. Bellek kullanılabilirliğini en üst düzeye çıkarmak için, 12 GB belleğe ve 24 GB G7 modüllerine sahip bir GeForce RTX 5070 dizüstü bilgisayar yapılandırması piyasaya sürüyoruz. Bu, ortaklarımıza, çoğu GeForce GPU ile birlikte gönderilen 16 GB'lık çiplerin yanı sıra ek bellek kapasitesine erişim imkanı sağlıyor. Esasen bu pragmatik bir hamle. Daha popüler olan 16 Gb modüllerine olan talep arzı aştığı için NVIDIA, dizüstü bilgisayar üretimini sürdürmek ve OEM ortaklarına (ASUS, Lenovo, MSI, Mechrevo) daha fazla esneklik sağlamak amacıyla 3 Gb çiplerini kullanıyor. Yeni RTX 5070 12GB ekran kartlı ilk dizüstü bilgisayarların Haziran 2026 gibi erken bir tarihte piyasaya sürülmesi bekleniyor. Mechrevo, 16 Pro ve 18 Pro modelleri için 10.799 yuan'dan başlayan ön siparişleri şimdiden açtı. Önemli olan, fiyatın 8GB'lık versiyonla aynı olması ve bu konfigürasyonların tek bir fiyatlandırma politikası altında birbirinin yerine kullanılabileceği teorisini doğrulamasıdır. Ancak tüm üreticiler bu kadar iyimser değil. XMG, yeni modüllerin tedarik edilme şekli nedeniyle 12 GB'lık RTX 5070'in, başlangıçta 12 GB kullanan daha güçlü RTX 5070 Ti ile neredeyse aynı fiyata mal olabileceği konusunda uyarıyor. Bununla birlikte, genel olarak, 8 GB ve 12 GB sürümleri arasındaki fiyat farkının hata payı içinde kalması bekleniyor. 12 GB belleğe sahip RTX 5070 dizüstü bilgisayarın piyasaya sürülmesi, sektörün nihayet 8 GB belleğin gelecekteki AAA oyunlarında yüksek çözünürlüklü oyun deneyimi için yetersiz olduğunu kabul ettiğinin açık bir işaretidir. NVIDIA sadece ürün yelpazesini genişletmekle kalmıyor; orta fiyat segmentinde pazara daha geleceğe dönük bir çözüm sunuyor. Bu arada, 8 GB'lık sürüm, bütçe dostu sistemler ve daha az talepkar senaryolar için ayrılmış olarak kalacak.
    Beğen
    14
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Bir Kablo Yüzünden 4 TB Arşivimden Oluyordum
    Harici diskim bir anda sistemden kayboldu ve 4 TB verimi kaybetmek üzereydim. Sorunun nedeni ise şaşırtıcıydı: kasanın içinde sıkışmış bir SATA kablosu. Bu yazıda yaşadığım veri kaybı riskini, belirtileri ve DMDE ile nasıl kurtardığımı adım adım anlatıyorum.

    Tek Bir Kablo Yüzünden Neredeyse 4 TB Verimi Nasıl Kaybettim.

    Her şey nasıl başladı?
    4 TB'lık bir Western Digital HDD'ye sahibim. Bunu çoğunlukla depolama için kullandım: filmler, arşivler, önemli dosyalar; her şey orada sessizce duruyordu.

    Geçtiğimiz günlerde bilgisayar kasamı açtım ve içine eski bir SSD taktım. Sonrasında içeride daha fazla kablo vardı ve kasanın arka kapağı artık sıkıca kapalıydı. Bunun hakkında hiçbir şey düşünmedim: Her şeyi bir panelle bastırıp vidaları sıktım.

    Sonradan anlaşıldığı üzere, çabaları boşunaydı.

    İlk belirtiler
    Bir süre sonra bilgisayar garip davranmaya başladı:

    Fare periyodik olarak gecikme gösterdi;

    Sistem sebepsiz yere dondu.

    Windows çalışıyor gibi görünüyor, ancak hiçbir şeye basılamıyor.

    Her şey gecikmelerle açılıyor.

    İlk başta suçu tarayıcıya, işlemciye, yani sabit disk dışındaki her şeye attım.

    Ancak daha sonra HDD sistemden tamamen kayboldu.

    Korkutucu hale geldiğinde
    Kasanın kapağını açtım, SATA ve güç kablolarını yeniden bağladım, bilgisayarı tamamen kapattım, bekledim ve tekrar açtım.

    Disk canlandı.

    Ama bu sevinç kısa sürdü.

    İçeride şunları bulduk:

    Bazı dosyaların boyutu artık 0 KB.
    Dosyaların bazıları normal boyuttaydı, ancak açılmadı ;
    Klasör yapısı yerindeydi, ancak içerikleri yoktu.
    İşte o zaman her şey netleşti: bir şeyler ters gidiyordu.

    Yapmamanız gereken bir hata
    Standart bir disk hata kontrolü yaptım.

    Daha sonra, bir HDD'nin arızalanmak üzere olduğundan şüpheleniyorsanız, kalan verileri yok etmemek için onarım yapmamanızı veya diske herhangi bir şey yazmamanızı tavsiye eden birçok yazı okudum . Ama artık çok geçti. Neyse ki, durum daha da kötüleşmedi.

    Ne yardımcı oldu?
    Sinir ağından tavsiye almak için gittim. Bana DMDE'yi önerdiler .

    İlk başta program diski hiç açmadı ve hata verdi. İçimden dosyalara veda ettim.

    Ancak daha sonra Windows Güvenli Moduna geçtim ve disk birdenbire sorunsuz bir şekilde açıldı.

    Tam tarama başlattım.

    Yaklaşık 10 saatte 4 TB'lık veri tarandı.

    Sonuç olarak, program şunları buldu: mevcut dosyalar; silinmiş dosyalar; hasarlı yapılar; ve henüz kurtarılabilecek olanlar.

    Veri Kurtarma
    Başka işler için kullanmak üzere elimde yeni bir 4 TB HDD bulunuyordu.

    USB üzerinden bağladım ve önemli olan her şeyi oradan geri yüklemeye başladım.

    Öncelikle, Root klasörünü çıkardım.

    Sonuç:

    Dosyalar açılıyor;
    Veriler okunuyor;
    Çoğu kurtarıldı.
    En büyük olasılıkla olan şey
    Benim versiyonum:

    SATA kablosunun veya güç kaynağının sıkışması nedeniyle disk periyodik olarak arızalanmaya başladı, okuma/yazma hataları oluştu, sistem dondu ve zorunlu yeniden başlatmaların ardından dosya sistemi ve bazı veriler kayboldu.

    Yani sorun "eski HDD"de değil, tam anlamıyla kabloda ve dikkatsizlikteydi.

    Sonuçlar
    1. Kabloları kasanın içinde sıkıştırmayın.

    Kapak zorlanarak kapanıyorsa, bu zaten bir işarettir.

    2. Bilgisayarınızda garip bir şekilde yavaşlamalar başlarsa, depolama aygıtlarınızı kontrol edin.

    Özellikle de donmaların hiçbir nedeni yoksa.

    3. Sorunlar varsa, önce verileri kurtarın, sonra diski onarın.

    4. Yedeklemelerinizi saklayın.

    Ciddi söylüyorum. Tek bir kablo bile size bir hafta boyunca ağrı verebilir.

    Hikayenin ahlaki dersi
    Veri kaybı sadece yangın, virüs veya bilgisayar korsanlarının sonucu değildir. Bazen, kasanın yan panelini çok sıkı kapatmak bile yeterli olabilir.

    #HDD #SabitDisk #WD #WesternDigital #VeriKurtarma #DMDE #BozukDosyalar #PC #Bilgisayar #Windows #VeriKurtarma #Yedekleme #Donanım #SSD #SATA #PCOnarım #PCTarihi #TeknolojiBlogu #Kılavuz
    Harici diskim bir anda sistemden kayboldu ve 4 TB verimi kaybetmek üzereydim. Sorunun nedeni ise şaşırtıcıydı: kasanın içinde sıkışmış bir SATA kablosu. Bu yazıda yaşadığım veri kaybı riskini, belirtileri ve DMDE ile nasıl kurtardığımı adım adım anlatıyorum. Tek Bir Kablo Yüzünden Neredeyse 4 TB Verimi Nasıl Kaybettim. Her şey nasıl başladı? 4 TB'lık bir Western Digital HDD'ye sahibim. Bunu çoğunlukla depolama için kullandım: filmler, arşivler, önemli dosyalar; her şey orada sessizce duruyordu. Geçtiğimiz günlerde bilgisayar kasamı açtım ve içine eski bir SSD taktım. Sonrasında içeride daha fazla kablo vardı ve kasanın arka kapağı artık sıkıca kapalıydı. Bunun hakkında hiçbir şey düşünmedim: Her şeyi bir panelle bastırıp vidaları sıktım. Sonradan anlaşıldığı üzere, çabaları boşunaydı. İlk belirtiler Bir süre sonra bilgisayar garip davranmaya başladı: Fare periyodik olarak gecikme gösterdi; Sistem sebepsiz yere dondu. Windows çalışıyor gibi görünüyor, ancak hiçbir şeye basılamıyor. Her şey gecikmelerle açılıyor. İlk başta suçu tarayıcıya, işlemciye, yani sabit disk dışındaki her şeye attım. Ancak daha sonra HDD sistemden tamamen kayboldu. Korkutucu hale geldiğinde Kasanın kapağını açtım, SATA ve güç kablolarını yeniden bağladım, bilgisayarı tamamen kapattım, bekledim ve tekrar açtım. Disk canlandı. Ama bu sevinç kısa sürdü. İçeride şunları bulduk: Bazı dosyaların boyutu artık 0 KB. Dosyaların bazıları normal boyuttaydı, ancak açılmadı ; Klasör yapısı yerindeydi, ancak içerikleri yoktu. İşte o zaman her şey netleşti: bir şeyler ters gidiyordu. Yapmamanız gereken bir hata Standart bir disk hata kontrolü yaptım. Daha sonra, bir HDD'nin arızalanmak üzere olduğundan şüpheleniyorsanız, kalan verileri yok etmemek için onarım yapmamanızı veya diske herhangi bir şey yazmamanızı tavsiye eden birçok yazı okudum . Ama artık çok geçti. Neyse ki, durum daha da kötüleşmedi. Ne yardımcı oldu? Sinir ağından tavsiye almak için gittim. Bana DMDE'yi önerdiler . İlk başta program diski hiç açmadı ve hata verdi. İçimden dosyalara veda ettim. Ancak daha sonra Windows Güvenli Moduna geçtim ve disk birdenbire sorunsuz bir şekilde açıldı. Tam tarama başlattım. Yaklaşık 10 saatte 4 TB'lık veri tarandı. Sonuç olarak, program şunları buldu: mevcut dosyalar; silinmiş dosyalar; hasarlı yapılar; ve henüz kurtarılabilecek olanlar. Veri Kurtarma Başka işler için kullanmak üzere elimde yeni bir 4 TB HDD bulunuyordu. USB üzerinden bağladım ve önemli olan her şeyi oradan geri yüklemeye başladım. Öncelikle, Root klasörünü çıkardım. Sonuç: Dosyalar açılıyor; Veriler okunuyor; Çoğu kurtarıldı. En büyük olasılıkla olan şey Benim versiyonum: SATA kablosunun veya güç kaynağının sıkışması nedeniyle disk periyodik olarak arızalanmaya başladı, okuma/yazma hataları oluştu, sistem dondu ve zorunlu yeniden başlatmaların ardından dosya sistemi ve bazı veriler kayboldu. Yani sorun "eski HDD"de değil, tam anlamıyla kabloda ve dikkatsizlikteydi. Sonuçlar 1. Kabloları kasanın içinde sıkıştırmayın. Kapak zorlanarak kapanıyorsa, bu zaten bir işarettir. 2. Bilgisayarınızda garip bir şekilde yavaşlamalar başlarsa, depolama aygıtlarınızı kontrol edin. Özellikle de donmaların hiçbir nedeni yoksa. 3. Sorunlar varsa, önce verileri kurtarın, sonra diski onarın. 4. Yedeklemelerinizi saklayın. Ciddi söylüyorum. Tek bir kablo bile size bir hafta boyunca ağrı verebilir. Hikayenin ahlaki dersi Veri kaybı sadece yangın, virüs veya bilgisayar korsanlarının sonucu değildir. Bazen, kasanın yan panelini çok sıkı kapatmak bile yeterli olabilir. #HDD #SabitDisk #WD #WesternDigital #VeriKurtarma #DMDE #BozukDosyalar #PC #Bilgisayar #Windows #VeriKurtarma #Yedekleme #Donanım #SSD #SATA #PCOnarım #PCTarihi #TeknolojiBlogu #Kılavuz
    Beğen
    11
    2 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 1 Değerlendirmeler
  • Dreame X60 Ultra Complete: Küfür etmeye itmeyen bir robot!
    Dreame X60 Ultra Complete alınır mı?

    Kısa cevap: Eğer evinizde evcil hayvan, kablo karmaşası ve yoğun kullanım varsa, evet alınabilir. Ancak kusursuz değil.

    Dreame X60 Ultra Complete: Sonunda beni küfür etmeye itmeyen bir robot!

    Robot elektrikli süpürge üreticilerinin abartılı vaatlerine uzun zaman önce inanmayı bıraktım. Her yeni amiral gemisi "diğerlerinden daha akıllı", "her şeyi görüyor", "her şeyi kendi kendine yapıyor" diye övünüyor. Ama pratikte, bir hafta sonra yine dört ayak üstünde, bir kabloyu, bir çorabı veya köpeğinizin en sevdiği oyuncağı çekip çıkarıyorsunuz ve o plastik parçadan sessizce nefret ediyorsunuz.

    Dreame X60 Ultra Complete'i aldığımda, her şeyi eksiksiz yapmaya karar verdim. Hiçbir şeyi temizlemedim, alanı boşaltmadım, kabloları gizlemedim. Sadece bir köpeğin, bir ergenin ve sürekli, kontrollü bir dağınıklığın olduğu bir daireye yerleştirdim. Ve işte o zaman işler ilginçleşti...

    İlk birkaç temizlikten sonra garip bir hisse kapıldım peşinden koşmuyorum, beş dakikada bir kontrol etmiyorum, bir mucize beklemiyorum. Sadece çalışıyor. Mükemmel değil, reklamda gösterildiği gibi değil, ama oldukça iyi.

    Bu incelemenin özü de bu. Süslü kelimeler yok, pazarlama abartısı yok. Sadece bu robotun ev tamamen kaosa sürüklendiğinde hayatla nasıl başa çıktığı.

    Nasıl görünüyor ve ilk bakışta ne hissediyorsunuz?
    Gövdesi klasik ve yuvarlak, devrim niteliğinde bir şey yok. Ama diğer robotların yanına koyduğunuzda, büyük bir olay olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sadece 7,95 cm boyunda. Daha önce sahip olduğum modellerin çoğu yatağın veya kanepenin altına sürtünerek girer ve pes ederdi, ama bu zahmetsizce kayarak giriyor. Farkı daha ilk günden fark ediyorsunuz. Bu arada arkadaşlar söylemeyi başta unuttum bu yazı tamamen techforum.tr/sosyal için hazırladım. Neyse konumuza devam edelim.

    Üst panel pürüzsüz, açık renkli mat bir paneldir. Parmak izlerini neredeyse hiç tutmaz, bu da bir avantajdır. Lidar geri çekilebilir, normal modda yüksekte durur, ancak robot mobilyaların altına dalarken gövdeye doğru geri çekilir. Bu, onu alçakta tutarken yönünü de korumasını sağlar. Çok zekice bir fikir.

    Ön tamponda, OmniSight kamera sistemine sahip hareketli bir tampon bulunur. Bu sadece bir gözetleme deliği değil, kabloları, küçük oyuncakları, ayakkabıları ve diğer kalıntıları gerçekten görebilen tamamen işlevsel bir sistemdir. Karanlıkta aydınlatma sağlayan bir arka ışık mevcuttur. Tampon, dokunulduğunda sorunsuz bir şekilde çalışır ve hızlanırken herhangi bir şeye çarpmasını önler.

    Yan fırça da oldukça benzersiz. SideReach mekanizması kullanılarak uzatılıyor ve süpürgeliklerin kenarlarına ve köşelere kolayca ulaşıyor. Kullanılmadığında neredeyse görünmezken, kullanıldığında çıkıntısı hemen fark ediliyor.

    Robotu ters çevirdiğinizde işler daha da ilginçleşiyor. Ortada, saç ve tüylerin birbirine dolanmasını en aza indirmek için özel olarak tasarlanmış çift etkili HyperStream fırça bulunuyor. Bunun önünde, her şeyi etkili bir şekilde yere bastıran bir basınç plakası yer alıyor. Yanlarda ise iki adet döner paspas diski var. Bunlardan biri yana doğru 4 cm uzayabiliyor. Bu özellik, genellikle gözden kaçan duvar ve mobilya kenarlarını temizlerken gerçekten yardımcı oluyor.

    AgiLift tekerlekleri de son derece kullanışlı. Robot kendini kaldırabiliyor ve engelleri daha iyi aşabiliyor. Dışarıdan bakıldığında pek fark edilmiyor, ancak eşiklerden ve profillerden geçmeye başladığında, tasarımın alışılmıştan daha gelişmiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Toz haznesi üst kapağın altında yer alıyor ve kolayca erişilebiliyor. Herhangi bir şeyi sökmeye veya vidaları gevşetmeye gerek yok.

    İstasyon ayrı ve büyük bir olay.
    PowerDock çok büyük. Ciddi anlamda, büyük ve ağır. Hemen anlıyorsunuz ki, onu masanın altına sıkıştırıp unutamazsınız. Hemen kalıcı yerine koymanız gerekiyor. Dışarıdan derli toplu görünüyor, her şey kapalı. Üst kapağı açtığınızda iki su tankı (temiz ve kirli) bulacaksınız. Ön paneli çıkardığınızda, içinde bir toz torbası ve deterjan kabı var: normal ve özel evcil hayvan kokusu giderici. İstasyon deterjanı otomatik olarak dağıtıyor.

    Robot geri döndüğünde, üs tüm hizmeti devralır: döküntüleri vakumlar, paspasları 100°C'ye kadar sıcak suyla yıkar ve ardından sıcak hava ile kurutur. Bu işlem sırasında oldukça gürültülü olur, ancak bu beklenen bir durumdur.

    Gerçekten ne yapabilir ki?
    Navigasyon, lidar ve öne bakan OmniSight kameralara dayanmaktadır. Robot bir harita oluşturur, sürekli günceller ve yolunda yeni bir şey belirdiğinde hızla rotasını değiştirir. Kameralar küçük nesneleri kolayca tanıyabilir: kablolar, oyuncaklar ve evcil hayvan mama kapları. Karanlıkta, mobilyaların altındaki bir ışık yanarak robotun kör olmasını önler.

    En kullanışlı özelliği geri çekilebilir lidar sensörüdür. Açık alanlarda dik durur, ancak robot bir yatağın veya kanepenin altına daldığı anda geri çekilerek yüksekliğini sadece 7,95 cm'ye düşürür. Bu, diğer modellerin denemeye bile cesaret edemediği alanlarda gezinmesini sağlar. Engellerden kaçınmak için robot ProLeap ve AgiLift teknolojilerini kullanır. Robot gövdesini kaldırabilir ve tekerleklerinin konumunu ayarlayabilir. 4-4,5 cm'ye kadar tek basamaklarda güvenle hareket eder. Ayrıca 8,8 cm'ye kadar çift basamaklardan da geçebildiği iddia ediliyor, ancak bu büyük ölçüde şekle ve açıya bağlıdır. Havalı görünüyor, ancak mucizeler yaratmıyor.

    Kuru temizleme işlemi, maksimum 35.000 Pa güce sahip Vormax sistemi tarafından gerçekleştirilir. En önemli özelliği ise çift HyperStream fırçasıdır. Gerçekten de uzun tüyleri ve kılları çoğu rakibine göre daha az takıyor. Halılarda robot, basıncını ve gücünü otomatik olarak artırıyor; sanki sadece üzerinde dönmekle kalmıyor, halının tüylerini temizlemek için gerçekten çalışıyormuş gibi hissettiriyor.

    DreameGlide sistemi ile ıslak temizlik. Yaklaşık 15 N basınç ve 230 rpm'ye kadar hıza sahip dönen paspaslar. Mutfak ve koridordaki kurumuş lekeleri geleneksel robot paspaslardan çok daha iyi çıkarır. İlk seferde mükemmel olmasa da, tekrar tekrar gelip işi tamamlar.

    Geri çekilebilir elemanlar özellikle iyi tasarlanmış. SideReach fırçası uzanarak süpürgeliklerin kenarlarındaki döküntüleri etkili bir şekilde topluyor ve bir paspas da yana doğru 4 cm uzanıyor. Bu alanlar genellikle en kirli yerlerdir, ancak burada en azından düzgün bir şekilde temizlemek için çaba sarf edilmiş.

    Uygulama, halınızın ayarlarını en ince ayrıntısına kadar yapmanıza olanak tanıyor hatta robotun fırçaya dolamamasını sağlamak için halının püsküllü tarafını bile belirtebiliyorsunuz.

    PowerDock istasyonu neredeyse tüm kirli işleri kendi başına yapıyor döküntüleri vakumla çekiyor, paspasları 100°C'ye kadar sıcak suyla yıkıyor, sıcak hava ile kurutuyor ve su ile deterjanı yeniden dolduruyor. İki ayrı kimyasal tankı bulunuyor biri standart, diğeri ise özellikle evcil hayvan kokusu kontrolü için ve istasyon bunları otomatik olarak dağıtıyor.

    Normal kullanımda, torbayı birkaç ayda bir değiştirmeniz ve suyu tamamlamanız yeterli. Her torbanın 100 döngüye kadar dayanabileceği iddia ediliyor. Köpek ve kedi sahipleri için özel avantajlar da var: robot, onların aktif olduğu alanları daha iyi tanıyor ve bu alanlarda temizliği yoğunlaştırıyor. Ayrıca, kamera sayesinde evde neler olup bittiğini de görebilirsiniz.

    Onu evin içine sokunca neler oldu?
    Bilerek hiçbir şeyi temizlemedim. Köpeğin ve ergenin yaşadığı dairede test etmeye karar verdim. Zemin, süpürgeliklerin boyunca saçlarla, dağınık kablolarla, şarj aletleriyle, çoraplarla ve bir başka oyun felaketinden kalma küçük Orbeez'lerle kaplıydı. Her şey her zamanki gibiydi ve işin tuzu biberi de 20x40 mm'lik metal profilli mutfak masasıydı. Robot süpürgeler için klasik bir ölüm tuzağıdır: bazıları sıkışır, bazıları sonsuza kadar etrafta dolaşır ve sonra pes eder. Çalıştırdım. Haritalama yaparken arkama yaslanıp izledim.

    Temizlik başlıyor. Kabloya yaklaşıyor, yavaşlıyor, bir saniye düşünüyor ve ona dokunmadan etrafından dolanıyor. Çorapla da aynı şey: sadece etrafından dolanıyor, yutmaya çalışmıyor ve sürüklemiyor. Orbeez'ler ilginçti. Odanın her yerinde bir futbol maçı oynanacağına zaten hazırlıklıydım, ama hayır onları oldukça sakin bir şekilde topladı, ara sıra hafifçe itti ama çok sert değil. Bu bir sürprizdi.

    En şaşırtıcı an masada yaşandı. Normal modda, robot sadece ayakların etrafından dolanıyor. Uygulamada gelişmiş engelden kaçınma modunu açtım robot yaklaştı, durdu, biraz geri döndü, desteklerini uzattı ve o talihsiz profilin üzerinden geçti. Kelimenin tam anlamıyla orada kahkaha attım. Normalde tüm robotların ya tekerleklerini çılgınca döndürmesine ya da o noktada tamamen pes etmesine alışkınım. Ama bu robot yoluna devam etti, ki bu tüm robotların yapabileceği bir şey değil.

    Özellikle geri çekilebilir yan fırça ve geri çekilebilir paspası belirtmek isterim. Gerçekten çok kullanışlılar. İhtiyaç duyulduğunda dışarı çıkıyorlar, ihtiyaç duyulmadığında ise içeri çekiliyorlar. Bu, robotun boyutunu artırmıyor. Denediğim çoğu modele göre süpürgelik kenarlarını gözle görülür şekilde daha iyi temizliyor. Mükemmel bir temizlik sağlamıyor, ancak fark hissediliyor.

    Sonra ona günlerini göstermeye karar verdim. Bir alanda büyük bir karmaşa yarattım kablolar, ayakkabılar, her türlü küçük çöp. Robot hiç takılmadı, hiçbir şeye takılmadı ve toplayabildiği her şeyi topladı.

    Sonra işi daha da karmaşıklaştırdım ve karabuğday, pirinç, bezelye ve küçük kağıt parçalarından oluşan bir karışım ekledim. Robot tek bir geçiş yaptı ve neredeyse her şeyi topladı. Hava akımı hafif kağıt parçalarını biraz uçurdu ama önemli bir sorun olmadı.

    Evimde halı olmadığı için, bir parça halıyı bantla sabitledim ve üzerine her türlü kiri serptim. Robot bunları sorunsuz bir şekilde topladı. Sonra kiri halının yüzeyine hafifçe sürdüm ve işte o zaman robotun sınırları gerçekten ortaya çıkmaya başladı. Birkaç kez geri döndü, gücü 35.000 Pa'ya çıkardı ve temizliği bitirmeye çalıştı. Halının liflerine işlemiş kiri tamamen temizleyemedi, ancak dayanıklıydı.

    Uzun saç ve tüyler ekledim. Sonuç biraz karışıklık oldu ama çok hafif. Makasla kesip atacağınız türden karışık bir saç değil, daha çok temizliğin hafif bir kalıntısı gibi.

    Islak temizleme yönteminin mantığı beni şaşırttı. Kurumuş bir kahve lekesinde önce kendi etrafında döndü, sonra paspas istasyonuna gidip paspasları yıkadı ve geri döndü. İkinci geçişten sonra leke gözle görülür şekilde daha açık renkteydi. Sadece su ekleyerek de test ettim. Az sıvı varsa robot hızlıca temizliyor. Çok sıvı varsa temizleme istasyonuna birkaç kez gidiyor.

    Saçlarla kaplı duvarlara neredeyse tamamen yapışık şekilde ilerler, fırçasını uzatır ve normalde klasik bir elektrikli süpürge için bir parça döküntü olarak kalacak olan şeyleri toplar.

    Eşiklerden sorunsuz geçiyor küçük olanlardan sorun yok, daha yüksek ve kaygan olanlardan ise geçemeyebilir. Baş mesafesinin bol olduğu yatağın altında, sanki açık bir alandaymış gibi hareket ediyor. Kanepenin altında (yaklaşık 11 cm) ise lidar sensörü indirilmiş haldeyken ve hafızadan geri çekilirken, kontrolsüzce savrulmadan hareket ediyor.

    Temizlik işlemi bittiğinde, istasyon üsse geri döner ve ardından görevi devralır konteyneri temizler, paspasları yıkar ve kurutur.

    Neredeyse sinir krizi geçirecekken sonunda talimatlara uzandım.
    Dedikleri doğru talimatları okumalısınız. Robotu ilk kez hazırlıyorum, manyetik paspasları yerleştiriyorum ve ikisi de hemen yere düşüyor. Her ikisi de. Sadece düşüyorlar.

    Orada durup onlara bakıyorum ve "Ah, işte bu. Bana kusurlu bir ürün göndermişler." diye düşünüyorum. Mıknatıslar zayıf, montaj aparatı yamuk, ya da belki de bana bozuk bir tane denk geldi. İkinci kez, üçüncü kez deniyorum, aynı şey. Paspaslar hiç yerinde durmuyor. Kafamda çoktan kötü bir yorum yazmaya ve bu harika şeyi nasıl iade edeceğimi düşünmeye başladım bile.

    Yapacak başka bir şey kalmadığı için talimatları şöyle bir gözden geçirdim. Normalde onları açmaya bile tenezzül etmem. Meğer bu bir hata değil, aksine bu şekilde tasarlanmış. Robot, halıların üzerine çıktığında veya paspasları kullanmaması için yapılandırıldığında otomatik olarak paspaslarını bırakabiliyor. Bu yüzden aparat sert değil, kolayca kırılacak şekilde tasarlanmış.

    İlk bakışta son derece şüpheli görünüyor. Bir şeyin düştüğünü ve her şeyin kırılmak üzere olduğunu düşünüyorsunuz. Ama mantığını anladığınızda, hatta hoşunuza bile gidiyor. Robot, ne zaman ıslak ne zaman kuru olduğuna kendisi karar veriyor.

    Davranışı gerçekten kontrol eden bir uygulama
    Buradaki uygulama sadece "başlat düğmesine bas ve çay içmeye git" türünden bir şey değil. Doğru kurulum yapılmazsa, robot garip ve hatta biraz aptalca görünebilir.

    Harita standart odaları sorunsuz bir şekilde işaretleyebilirsiniz. Ama asıl önemli nokta şu, sadece halıyı işaretlemekle kalmıyor, aynı zamanda hangi tarafının saçaklı olduğunu da doğrudan belirtebiliyorsunuz. Bundan sonra robot daha akıllıca gezinmeye başlıyor ve gereksiz yerlere dokunmuyor.

    Engel parkuru modu tam bir sihir. Tek bir düğmeye basıyorsunuz ve "dikkatli yürüyen" halinden, pençelerini uzatıp masanın altındaki metal profilin üzerinden koşan birine dönüşüyor. Nereden açacağınızı bilmiyorsanız, neden bu kadar zeki, sonra da bu kadar aptal olduğunu merak ederek öylece duracaksınız.

    Paspaslar ise farklı bir konu. Ayarlara bağlı olarak, ya paspasları alıyor, ya tabanda bırakıyor ya da bilerek yere düşürüyor. Dışarıdan bakıldığında bir şey düşmüş gibi görünüyor. Gerçekte ise, amaçlandığı gibi çalışıyor.

    Kirli alanlar için "temizle veya kaçın" seçeneği de mevcut. İfade biraz garip olsa da, önemli olan nokta şu: "Kaçın" olarak ayarlarsanız, o alanı görmezden gelir. Bu, özellikle köpeğin bir yere kaka yaptığı durumlarda çok faydalı.

    CleanGenius, kendi kendine temizlik yapan bir robottur. Pratikte, ayarlarınızı alır ve bunları birleştirmeye çalışır. Her şeyi yanlış yapılandırdıysanız, daha akıllı hale gelmeyecektir. İstasyon ayarları kesinlikle akıl almaz. Temizlik yoğunluğunu ne kadar yüksek ayarlarsanız, üsse o kadar sık ​​gider. Dışarıdan bakıldığında robot yorgun ve sürekli ileri geri koşuşturuyormuş gibi görünse de, gerçekte sadece sizden istediğinizi yapıyor.

    Fotoğraf makinamı neredeyse hiç kullanmam. Sadece çok canım sıkıldığında kullanırım.

    Özetle, durum ne?
    En değerli şey, Dreame X60 Ultra Complete ile artık her beş dakikada bir "Nerede, takıldı mı?" diye kontrol etmenize gerek kalmamasıdır. Sadece açın ve işine devam etsin. Benim için bu, bir robotun işlevselliğinin nihai testidir.

    Kablolar, saçlar, çoraplar ve diğer ufak tefek eşyalarla dolu tipik dağınık bir dairede oldukça yeterli bir performans sergiliyor. Hiçbir şeyi yutmuyor, mobilyaların altına giriyor ve süpürgeliklerde birçok süpürgeden belirgin şekilde daha iyi hareket ediyor. Halıları özenle temizliyor. Yüzey temizliğinde iyi iş çıkarıyor, ancak kalın tüylü halılardaki kirler normal bir elektrik süpürgesiyle temizlenmeli. Sert zeminlerde neredeyse hiç sorun yok. Islak temizlik de etkili ve lekeleri çıkarıyor, her zaman ilk denemede olmasa da, geri dönüp başladığı işi bitirmeye çalışıyor.

    Bu istasyon gerçekten hayat kurtarıcı. Otomatik olarak temizliyor, yıkıyor ve kurutuyor. Kanalizasyon sistemine bağlarsanız, robotun herhangi bir hizmeti olduğunu tamamen unutabilirsiniz. Evet, istasyon çok büyük ve oldukça fazla yer kaplıyor. Bazen paspasları yıkamak için çok sık çalışıyor. Manyetik paspaslar ilk başta can sıkıcı olabiliyor. Ancak tüm bu anlar, robotun bu karmaşada ne kadar sakin çalıştığını düşündüğünüzde daha az can sıkıcı hale geliyor.

    Kısacası, saygı kazanmış bir ürün. Mükemmel değil, ama gerçekten endişelenmeden çalışır halde bırakabileceğiniz robotlardan biri. Evcil hayvanları ve çocukları olan bir apartman dairesi için oldukça iyi bir seçenek.

    #RobotSüpgürge #DreameX60UltraComplete #DreameX60UltraCompleteAnalizi
    Dreame X60 Ultra Complete alınır mı? Kısa cevap: Eğer evinizde evcil hayvan, kablo karmaşası ve yoğun kullanım varsa, evet alınabilir. Ancak kusursuz değil. Dreame X60 Ultra Complete: Sonunda beni küfür etmeye itmeyen bir robot! Robot elektrikli süpürge üreticilerinin abartılı vaatlerine uzun zaman önce inanmayı bıraktım. Her yeni amiral gemisi "diğerlerinden daha akıllı", "her şeyi görüyor", "her şeyi kendi kendine yapıyor" diye övünüyor. Ama pratikte, bir hafta sonra yine dört ayak üstünde, bir kabloyu, bir çorabı veya köpeğinizin en sevdiği oyuncağı çekip çıkarıyorsunuz ve o plastik parçadan sessizce nefret ediyorsunuz. Dreame X60 Ultra Complete'i aldığımda, her şeyi eksiksiz yapmaya karar verdim. Hiçbir şeyi temizlemedim, alanı boşaltmadım, kabloları gizlemedim. Sadece bir köpeğin, bir ergenin ve sürekli, kontrollü bir dağınıklığın olduğu bir daireye yerleştirdim. Ve işte o zaman işler ilginçleşti... İlk birkaç temizlikten sonra garip bir hisse kapıldım peşinden koşmuyorum, beş dakikada bir kontrol etmiyorum, bir mucize beklemiyorum. Sadece çalışıyor. Mükemmel değil, reklamda gösterildiği gibi değil, ama oldukça iyi. Bu incelemenin özü de bu. Süslü kelimeler yok, pazarlama abartısı yok. Sadece bu robotun ev tamamen kaosa sürüklendiğinde hayatla nasıl başa çıktığı. Nasıl görünüyor ve ilk bakışta ne hissediyorsunuz? Gövdesi klasik ve yuvarlak, devrim niteliğinde bir şey yok. Ama diğer robotların yanına koyduğunuzda, büyük bir olay olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sadece 7,95 cm boyunda. Daha önce sahip olduğum modellerin çoğu yatağın veya kanepenin altına sürtünerek girer ve pes ederdi, ama bu zahmetsizce kayarak giriyor. Farkı daha ilk günden fark ediyorsunuz. Bu arada arkadaşlar söylemeyi başta unuttum bu yazı tamamen techforum.tr/sosyal için hazırladım. Neyse konumuza devam edelim. Üst panel pürüzsüz, açık renkli mat bir paneldir. Parmak izlerini neredeyse hiç tutmaz, bu da bir avantajdır. Lidar geri çekilebilir, normal modda yüksekte durur, ancak robot mobilyaların altına dalarken gövdeye doğru geri çekilir. Bu, onu alçakta tutarken yönünü de korumasını sağlar. Çok zekice bir fikir. Ön tamponda, OmniSight kamera sistemine sahip hareketli bir tampon bulunur. Bu sadece bir gözetleme deliği değil, kabloları, küçük oyuncakları, ayakkabıları ve diğer kalıntıları gerçekten görebilen tamamen işlevsel bir sistemdir. Karanlıkta aydınlatma sağlayan bir arka ışık mevcuttur. Tampon, dokunulduğunda sorunsuz bir şekilde çalışır ve hızlanırken herhangi bir şeye çarpmasını önler. Yan fırça da oldukça benzersiz. SideReach mekanizması kullanılarak uzatılıyor ve süpürgeliklerin kenarlarına ve köşelere kolayca ulaşıyor. Kullanılmadığında neredeyse görünmezken, kullanıldığında çıkıntısı hemen fark ediliyor. Robotu ters çevirdiğinizde işler daha da ilginçleşiyor. Ortada, saç ve tüylerin birbirine dolanmasını en aza indirmek için özel olarak tasarlanmış çift etkili HyperStream fırça bulunuyor. Bunun önünde, her şeyi etkili bir şekilde yere bastıran bir basınç plakası yer alıyor. Yanlarda ise iki adet döner paspas diski var. Bunlardan biri yana doğru 4 cm uzayabiliyor. Bu özellik, genellikle gözden kaçan duvar ve mobilya kenarlarını temizlerken gerçekten yardımcı oluyor. AgiLift tekerlekleri de son derece kullanışlı. Robot kendini kaldırabiliyor ve engelleri daha iyi aşabiliyor. Dışarıdan bakıldığında pek fark edilmiyor, ancak eşiklerden ve profillerden geçmeye başladığında, tasarımın alışılmıştan daha gelişmiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Toz haznesi üst kapağın altında yer alıyor ve kolayca erişilebiliyor. Herhangi bir şeyi sökmeye veya vidaları gevşetmeye gerek yok. İstasyon ayrı ve büyük bir olay. PowerDock çok büyük. Ciddi anlamda, büyük ve ağır. Hemen anlıyorsunuz ki, onu masanın altına sıkıştırıp unutamazsınız. Hemen kalıcı yerine koymanız gerekiyor. Dışarıdan derli toplu görünüyor, her şey kapalı. Üst kapağı açtığınızda iki su tankı (temiz ve kirli) bulacaksınız. Ön paneli çıkardığınızda, içinde bir toz torbası ve deterjan kabı var: normal ve özel evcil hayvan kokusu giderici. İstasyon deterjanı otomatik olarak dağıtıyor. Robot geri döndüğünde, üs tüm hizmeti devralır: döküntüleri vakumlar, paspasları 100°C'ye kadar sıcak suyla yıkar ve ardından sıcak hava ile kurutur. Bu işlem sırasında oldukça gürültülü olur, ancak bu beklenen bir durumdur. Gerçekten ne yapabilir ki? Navigasyon, lidar ve öne bakan OmniSight kameralara dayanmaktadır. Robot bir harita oluşturur, sürekli günceller ve yolunda yeni bir şey belirdiğinde hızla rotasını değiştirir. Kameralar küçük nesneleri kolayca tanıyabilir: kablolar, oyuncaklar ve evcil hayvan mama kapları. Karanlıkta, mobilyaların altındaki bir ışık yanarak robotun kör olmasını önler. En kullanışlı özelliği geri çekilebilir lidar sensörüdür. Açık alanlarda dik durur, ancak robot bir yatağın veya kanepenin altına daldığı anda geri çekilerek yüksekliğini sadece 7,95 cm'ye düşürür. Bu, diğer modellerin denemeye bile cesaret edemediği alanlarda gezinmesini sağlar. Engellerden kaçınmak için robot ProLeap ve AgiLift teknolojilerini kullanır. Robot gövdesini kaldırabilir ve tekerleklerinin konumunu ayarlayabilir. 4-4,5 cm'ye kadar tek basamaklarda güvenle hareket eder. Ayrıca 8,8 cm'ye kadar çift basamaklardan da geçebildiği iddia ediliyor, ancak bu büyük ölçüde şekle ve açıya bağlıdır. Havalı görünüyor, ancak mucizeler yaratmıyor. Kuru temizleme işlemi, maksimum 35.000 Pa güce sahip Vormax sistemi tarafından gerçekleştirilir. En önemli özelliği ise çift HyperStream fırçasıdır. Gerçekten de uzun tüyleri ve kılları çoğu rakibine göre daha az takıyor. Halılarda robot, basıncını ve gücünü otomatik olarak artırıyor; sanki sadece üzerinde dönmekle kalmıyor, halının tüylerini temizlemek için gerçekten çalışıyormuş gibi hissettiriyor. DreameGlide sistemi ile ıslak temizlik. Yaklaşık 15 N basınç ve 230 rpm'ye kadar hıza sahip dönen paspaslar. Mutfak ve koridordaki kurumuş lekeleri geleneksel robot paspaslardan çok daha iyi çıkarır. İlk seferde mükemmel olmasa da, tekrar tekrar gelip işi tamamlar. Geri çekilebilir elemanlar özellikle iyi tasarlanmış. SideReach fırçası uzanarak süpürgeliklerin kenarlarındaki döküntüleri etkili bir şekilde topluyor ve bir paspas da yana doğru 4 cm uzanıyor. Bu alanlar genellikle en kirli yerlerdir, ancak burada en azından düzgün bir şekilde temizlemek için çaba sarf edilmiş. Uygulama, halınızın ayarlarını en ince ayrıntısına kadar yapmanıza olanak tanıyor hatta robotun fırçaya dolamamasını sağlamak için halının püsküllü tarafını bile belirtebiliyorsunuz. PowerDock istasyonu neredeyse tüm kirli işleri kendi başına yapıyor döküntüleri vakumla çekiyor, paspasları 100°C'ye kadar sıcak suyla yıkıyor, sıcak hava ile kurutuyor ve su ile deterjanı yeniden dolduruyor. İki ayrı kimyasal tankı bulunuyor biri standart, diğeri ise özellikle evcil hayvan kokusu kontrolü için ve istasyon bunları otomatik olarak dağıtıyor. Normal kullanımda, torbayı birkaç ayda bir değiştirmeniz ve suyu tamamlamanız yeterli. Her torbanın 100 döngüye kadar dayanabileceği iddia ediliyor. Köpek ve kedi sahipleri için özel avantajlar da var: robot, onların aktif olduğu alanları daha iyi tanıyor ve bu alanlarda temizliği yoğunlaştırıyor. Ayrıca, kamera sayesinde evde neler olup bittiğini de görebilirsiniz. Onu evin içine sokunca neler oldu? Bilerek hiçbir şeyi temizlemedim. Köpeğin ve ergenin yaşadığı dairede test etmeye karar verdim. Zemin, süpürgeliklerin boyunca saçlarla, dağınık kablolarla, şarj aletleriyle, çoraplarla ve bir başka oyun felaketinden kalma küçük Orbeez'lerle kaplıydı. Her şey her zamanki gibiydi ve işin tuzu biberi de 20x40 mm'lik metal profilli mutfak masasıydı. Robot süpürgeler için klasik bir ölüm tuzağıdır: bazıları sıkışır, bazıları sonsuza kadar etrafta dolaşır ve sonra pes eder. Çalıştırdım. Haritalama yaparken arkama yaslanıp izledim. Temizlik başlıyor. Kabloya yaklaşıyor, yavaşlıyor, bir saniye düşünüyor ve ona dokunmadan etrafından dolanıyor. Çorapla da aynı şey: sadece etrafından dolanıyor, yutmaya çalışmıyor ve sürüklemiyor. Orbeez'ler ilginçti. Odanın her yerinde bir futbol maçı oynanacağına zaten hazırlıklıydım, ama hayır onları oldukça sakin bir şekilde topladı, ara sıra hafifçe itti ama çok sert değil. Bu bir sürprizdi. En şaşırtıcı an masada yaşandı. Normal modda, robot sadece ayakların etrafından dolanıyor. Uygulamada gelişmiş engelden kaçınma modunu açtım robot yaklaştı, durdu, biraz geri döndü, desteklerini uzattı ve o talihsiz profilin üzerinden geçti. Kelimenin tam anlamıyla orada kahkaha attım. Normalde tüm robotların ya tekerleklerini çılgınca döndürmesine ya da o noktada tamamen pes etmesine alışkınım. Ama bu robot yoluna devam etti, ki bu tüm robotların yapabileceği bir şey değil. Özellikle geri çekilebilir yan fırça ve geri çekilebilir paspası belirtmek isterim. Gerçekten çok kullanışlılar. İhtiyaç duyulduğunda dışarı çıkıyorlar, ihtiyaç duyulmadığında ise içeri çekiliyorlar. Bu, robotun boyutunu artırmıyor. Denediğim çoğu modele göre süpürgelik kenarlarını gözle görülür şekilde daha iyi temizliyor. Mükemmel bir temizlik sağlamıyor, ancak fark hissediliyor. Sonra ona günlerini göstermeye karar verdim. Bir alanda büyük bir karmaşa yarattım kablolar, ayakkabılar, her türlü küçük çöp. Robot hiç takılmadı, hiçbir şeye takılmadı ve toplayabildiği her şeyi topladı. Sonra işi daha da karmaşıklaştırdım ve karabuğday, pirinç, bezelye ve küçük kağıt parçalarından oluşan bir karışım ekledim. Robot tek bir geçiş yaptı ve neredeyse her şeyi topladı. Hava akımı hafif kağıt parçalarını biraz uçurdu ama önemli bir sorun olmadı. Evimde halı olmadığı için, bir parça halıyı bantla sabitledim ve üzerine her türlü kiri serptim. Robot bunları sorunsuz bir şekilde topladı. Sonra kiri halının yüzeyine hafifçe sürdüm ve işte o zaman robotun sınırları gerçekten ortaya çıkmaya başladı. Birkaç kez geri döndü, gücü 35.000 Pa'ya çıkardı ve temizliği bitirmeye çalıştı. Halının liflerine işlemiş kiri tamamen temizleyemedi, ancak dayanıklıydı. Uzun saç ve tüyler ekledim. Sonuç biraz karışıklık oldu ama çok hafif. Makasla kesip atacağınız türden karışık bir saç değil, daha çok temizliğin hafif bir kalıntısı gibi. Islak temizleme yönteminin mantığı beni şaşırttı. Kurumuş bir kahve lekesinde önce kendi etrafında döndü, sonra paspas istasyonuna gidip paspasları yıkadı ve geri döndü. İkinci geçişten sonra leke gözle görülür şekilde daha açık renkteydi. Sadece su ekleyerek de test ettim. Az sıvı varsa robot hızlıca temizliyor. Çok sıvı varsa temizleme istasyonuna birkaç kez gidiyor. Saçlarla kaplı duvarlara neredeyse tamamen yapışık şekilde ilerler, fırçasını uzatır ve normalde klasik bir elektrikli süpürge için bir parça döküntü olarak kalacak olan şeyleri toplar. Eşiklerden sorunsuz geçiyor küçük olanlardan sorun yok, daha yüksek ve kaygan olanlardan ise geçemeyebilir. Baş mesafesinin bol olduğu yatağın altında, sanki açık bir alandaymış gibi hareket ediyor. Kanepenin altında (yaklaşık 11 cm) ise lidar sensörü indirilmiş haldeyken ve hafızadan geri çekilirken, kontrolsüzce savrulmadan hareket ediyor. Temizlik işlemi bittiğinde, istasyon üsse geri döner ve ardından görevi devralır konteyneri temizler, paspasları yıkar ve kurutur. Neredeyse sinir krizi geçirecekken sonunda talimatlara uzandım. Dedikleri doğru talimatları okumalısınız. Robotu ilk kez hazırlıyorum, manyetik paspasları yerleştiriyorum ve ikisi de hemen yere düşüyor. Her ikisi de. Sadece düşüyorlar. Orada durup onlara bakıyorum ve "Ah, işte bu. Bana kusurlu bir ürün göndermişler." diye düşünüyorum. Mıknatıslar zayıf, montaj aparatı yamuk, ya da belki de bana bozuk bir tane denk geldi. İkinci kez, üçüncü kez deniyorum, aynı şey. Paspaslar hiç yerinde durmuyor. Kafamda çoktan kötü bir yorum yazmaya ve bu harika şeyi nasıl iade edeceğimi düşünmeye başladım bile. Yapacak başka bir şey kalmadığı için talimatları şöyle bir gözden geçirdim. Normalde onları açmaya bile tenezzül etmem. Meğer bu bir hata değil, aksine bu şekilde tasarlanmış. Robot, halıların üzerine çıktığında veya paspasları kullanmaması için yapılandırıldığında otomatik olarak paspaslarını bırakabiliyor. Bu yüzden aparat sert değil, kolayca kırılacak şekilde tasarlanmış. İlk bakışta son derece şüpheli görünüyor. Bir şeyin düştüğünü ve her şeyin kırılmak üzere olduğunu düşünüyorsunuz. Ama mantığını anladığınızda, hatta hoşunuza bile gidiyor. Robot, ne zaman ıslak ne zaman kuru olduğuna kendisi karar veriyor. Davranışı gerçekten kontrol eden bir uygulama Buradaki uygulama sadece "başlat düğmesine bas ve çay içmeye git" türünden bir şey değil. Doğru kurulum yapılmazsa, robot garip ve hatta biraz aptalca görünebilir. Harita standart odaları sorunsuz bir şekilde işaretleyebilirsiniz. Ama asıl önemli nokta şu, sadece halıyı işaretlemekle kalmıyor, aynı zamanda hangi tarafının saçaklı olduğunu da doğrudan belirtebiliyorsunuz. Bundan sonra robot daha akıllıca gezinmeye başlıyor ve gereksiz yerlere dokunmuyor. Engel parkuru modu tam bir sihir. Tek bir düğmeye basıyorsunuz ve "dikkatli yürüyen" halinden, pençelerini uzatıp masanın altındaki metal profilin üzerinden koşan birine dönüşüyor. Nereden açacağınızı bilmiyorsanız, neden bu kadar zeki, sonra da bu kadar aptal olduğunu merak ederek öylece duracaksınız. Paspaslar ise farklı bir konu. Ayarlara bağlı olarak, ya paspasları alıyor, ya tabanda bırakıyor ya da bilerek yere düşürüyor. Dışarıdan bakıldığında bir şey düşmüş gibi görünüyor. Gerçekte ise, amaçlandığı gibi çalışıyor. Kirli alanlar için "temizle veya kaçın" seçeneği de mevcut. İfade biraz garip olsa da, önemli olan nokta şu: "Kaçın" olarak ayarlarsanız, o alanı görmezden gelir. Bu, özellikle köpeğin bir yere kaka yaptığı durumlarda çok faydalı. CleanGenius, kendi kendine temizlik yapan bir robottur. Pratikte, ayarlarınızı alır ve bunları birleştirmeye çalışır. Her şeyi yanlış yapılandırdıysanız, daha akıllı hale gelmeyecektir. İstasyon ayarları kesinlikle akıl almaz. Temizlik yoğunluğunu ne kadar yüksek ayarlarsanız, üsse o kadar sık ​​gider. Dışarıdan bakıldığında robot yorgun ve sürekli ileri geri koşuşturuyormuş gibi görünse de, gerçekte sadece sizden istediğinizi yapıyor. Fotoğraf makinamı neredeyse hiç kullanmam. Sadece çok canım sıkıldığında kullanırım. Özetle, durum ne? En değerli şey, Dreame X60 Ultra Complete ile artık her beş dakikada bir "Nerede, takıldı mı?" diye kontrol etmenize gerek kalmamasıdır. Sadece açın ve işine devam etsin. Benim için bu, bir robotun işlevselliğinin nihai testidir. Kablolar, saçlar, çoraplar ve diğer ufak tefek eşyalarla dolu tipik dağınık bir dairede oldukça yeterli bir performans sergiliyor. Hiçbir şeyi yutmuyor, mobilyaların altına giriyor ve süpürgeliklerde birçok süpürgeden belirgin şekilde daha iyi hareket ediyor. Halıları özenle temizliyor. Yüzey temizliğinde iyi iş çıkarıyor, ancak kalın tüylü halılardaki kirler normal bir elektrik süpürgesiyle temizlenmeli. Sert zeminlerde neredeyse hiç sorun yok. Islak temizlik de etkili ve lekeleri çıkarıyor, her zaman ilk denemede olmasa da, geri dönüp başladığı işi bitirmeye çalışıyor. Bu istasyon gerçekten hayat kurtarıcı. Otomatik olarak temizliyor, yıkıyor ve kurutuyor. Kanalizasyon sistemine bağlarsanız, robotun herhangi bir hizmeti olduğunu tamamen unutabilirsiniz. Evet, istasyon çok büyük ve oldukça fazla yer kaplıyor. Bazen paspasları yıkamak için çok sık çalışıyor. Manyetik paspaslar ilk başta can sıkıcı olabiliyor. Ancak tüm bu anlar, robotun bu karmaşada ne kadar sakin çalıştığını düşündüğünüzde daha az can sıkıcı hale geliyor. Kısacası, saygı kazanmış bir ürün. Mükemmel değil, ama gerçekten endişelenmeden çalışır halde bırakabileceğiniz robotlardan biri. Evcil hayvanları ve çocukları olan bir apartman dairesi için oldukça iyi bir seçenek. #RobotSüpgürge #DreameX60UltraComplete #DreameX60UltraCompleteAnalizi
    Beğen
    Haha
    14
    6 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • En İyisi Denilen Kollar Neden Bu Kadar Çabuk Bozuluyor?
    DualSense hayranlarının joystick tartışmalarına katılıp "Bundan daha iyisi yok" dediklerini sık sık görüyorum.

    Yani, soldaki iki şarj cihazı bugün düzgün çalışan tek cihazlar. PC'miz ve çeşitli dizüstü bilgisayarlarımız olduğu için PlayStation'ı pek kullanmıyoruz. Şahsen, PlayStation'da haftada birkaç FIFA oyunu oynuyorum ve tüm Uncharted oyunlarını bitirdim.

    Kumanda kollarındaki yırtılmış lastik bantları bir arıza olarak görmüyorum, daha ciddi sorunları örneğin kumanda kollarının veya düğmelerin takılı kalması veya çalışmaması gibi arıza olarak değerlendiriyorum.

    Geçenlerde çalışan maşa kalmadığı için soldaki iki maşayı satın aldım. Satıcıya nedenini sordum ve hemen maşada bir sorun olduğunu, maşaları bize getirmemi, manyetik kontaklarla tamir edeceklerini söyledi.

    Bilgisayarım için her zaman orijinal Xbox kumandalarını kullandım ve sanırım ilk kumandalarım Xbox 360'tan kalmaydı. Hiçbir şey bozulmadı. Hatta joystickler bile düşmedi.

    Evet, titreşim ve ses açısından daha düşük performans sergiliyorlar. Ancak Sony'nin bu bilinen sorunları neden çözmediği belirsiz. Ayrıca DualSense hayranlarının bu konuda neden sessiz kaldığı da belirsiz.

    DualSense #XboxController #DualSenseDrift #Gaming #PlayStation #XboxSeriesX #TechForumTR
    DualSense hayranlarının joystick tartışmalarına katılıp "Bundan daha iyisi yok" dediklerini sık sık görüyorum. Yani, soldaki iki şarj cihazı bugün düzgün çalışan tek cihazlar. PC'miz ve çeşitli dizüstü bilgisayarlarımız olduğu için PlayStation'ı pek kullanmıyoruz. Şahsen, PlayStation'da haftada birkaç FIFA oyunu oynuyorum ve tüm Uncharted oyunlarını bitirdim. Kumanda kollarındaki yırtılmış lastik bantları bir arıza olarak görmüyorum, daha ciddi sorunları örneğin kumanda kollarının veya düğmelerin takılı kalması veya çalışmaması gibi arıza olarak değerlendiriyorum. Geçenlerde çalışan maşa kalmadığı için soldaki iki maşayı satın aldım. Satıcıya nedenini sordum ve hemen maşada bir sorun olduğunu, maşaları bize getirmemi, manyetik kontaklarla tamir edeceklerini söyledi. Bilgisayarım için her zaman orijinal Xbox kumandalarını kullandım ve sanırım ilk kumandalarım Xbox 360'tan kalmaydı. Hiçbir şey bozulmadı. Hatta joystickler bile düşmedi. Evet, titreşim ve ses açısından daha düşük performans sergiliyorlar. Ancak Sony'nin bu bilinen sorunları neden çözmediği belirsiz. Ayrıca DualSense hayranlarının bu konuda neden sessiz kaldığı da belirsiz. DualSense #XboxController #DualSenseDrift #Gaming #PlayStation #XboxSeriesX #TechForumTR
    Beğen
    7
    2 Cevaplar 0 Paylaşımlar 2B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • 2026'nın en şık oyunu. Gelin Replaced hakkında konuşalım.
    Ben her zaman içeriğin güzel bir paketten çok daha önemli olduğuna inananlardan oldum ve bu yüzden Replaced'in çıkışından önce oldukça endişeliydim. Duyurulduğu andan itibaren oyunun şık ve inanılmaz derecede güzel olacağından şüphe yoktu, ancak geliştiricilerin düzgün bir oyun mekaniği oluşturup ilgi çekici bir hikaye anlatabileceklerinden emin değildim.


    Oyunun geliştirme süreci, kısmen 2022'deki olaylar nedeniyle gecikti; bu olaylarda personelin büyük bir kısmı ve stüdyonun kendisi Kıbrıs'a taşındı. Ancak nihayet 2026'da yaratıcılar eserlerini halka sundular ve biz de onu değerlendirmek ve tartışmak için çok mutluyuz.

    Oyun, alternatif bir 1980'ler Amerika'sında başlıyor. Yerel efsaneye göre, II. Dünya Savaşı'nın sonunda atom bombaları Japonya'ya değil, Amerika Birleşik Devletleri'ne düşmüş ve bu da devasa bir mega şirketin akıl almaz derecede büyük bir güç elde etmesine olanak sağlayan bir dizi krize yol açmıştır. Ve şunu da belirtmek gerekir ki, bu dünyanın anlatısı başlı başına inanılmaz derecede büyüleyici; çünkü kurgusal olaylar, Watergate skandalı ve Küba Füze Krizi gibi gerçek hayattaki olaylarla iç içe geçerek, sadece bir arka plan olsa da, canlı ve unutulmaz benzersiz bir dünya yaratıyor.

    Aynı zamanda, yerel dünya hakkında, Şirketin toplumu devasa bir duvarla ikiye nasıl böldüğü hakkında daha fazla şey öğreniyoruz: bir tarafta çorak arazi, kıyamet sonrası bir dünya ve hayatın diğer sefaletleri varken, diğer tarafta refah ve cesur yeni bir dünya uzanıyor. Bu iki dünya arasında bir bağlantı var, ancak bunun detaylarına girmek istemiyorum, çünkü gerçekten büyüleyici olduğu için kendiniz keşfedebilirsiniz.

    Ayrıca nadiren özel bir şeye dönüşen, genellikle kahramana küçük avantajlar sağlayan önemsiz eşya getir-götür görevleri de var; ancak bunlar dünyanın genel tablosuna katkıda bulunuyor ve birkaç kez gerçekten etkileyici olabiliyorlar. Küçük bir kızdan babasından kalan son hatıra olan dürbünü aldıktan sonra, ağzımda kötü bir tat kaldı ve hatta o görevi tamamladığım için üzüldüm.

    Ancak, oyunun genel havası genellikle melankolik bir tondadır; bu melankolik hava bazen şiddetli saldırganlık patlamalarıyla kesintiye uğrar, ancak çoğunlukla tam olarak bu sessiz hüzün, ya da İngilizlerin dediği gibi spleen, hakimdir.

    Ancak oyun zaman zaman mizah da içeriyor; Kino şarkılarından alıntılar veya komik bir Metal Gear göndermesi gibi birkaç zekice gönderme var. Oyunda bunlardan çok fazla yok, bu yüzden endişelenmeyin, kesinlikle komediye dönüşmüyor.

    Genel olarak, buradaki hikaye beklenmedik bir şekilde beklediğimden çok daha iyi çıktı. Açıkçası, hiç hikaye olmayacağını, sadece ana karakterin eylemlerinin temel bir motivasyonu olacağını düşünmüştüm. Bunun yerine, William Gibson ve Philip K. ****'ten açıkça esinlenilmiş oldukça iyi bir olay örgüsüyle karşılaştım. Bu yüzden yazarlara büyük bir alkış ve şimdi de kişisel olarak şüphelerim olan bir sonraki konuya geçelim. Gördüğünüz gibi, şimdi oyun mekaniğini tartışmak için mükemmel bir zaman. Hadi başlayalım.


    Replaced'in oynanışı üç ana bileşene, daha doğrusu iki büyük bileşene ve nefes almak için bir küçük bileşene ayrılabilir. İlk olarak bundan başlayalım, çünkü her bölümün sonunda oyun bizi tren istasyonuna, etrafta dolaşabileceğimiz, insanlarla sohbet edebileceğimiz ve çeşitli yan mini görevleri tamamlayabileceğimiz yerel bir merkeze geri döndürüyor. Buna biraz RPG diyebilirsiniz, tam anlamıyla bir RPG değil ama bazı yönleri eklenmiş. Genel olarak, bu bölümler ilkel ve özellikle ilgi çekici bir şeyden yoksun, ancak uzun, adrenalin dolu bölümlerden sonra nefes almak için güzel bir yol sunuyorlar. Ve ben buna gerçekten karşı değilim.

    https://www.youtube.com/watch?v=h7pKOeBUyCk
    Ben her zaman içeriğin güzel bir paketten çok daha önemli olduğuna inananlardan oldum ve bu yüzden Replaced'in çıkışından önce oldukça endişeliydim. Duyurulduğu andan itibaren oyunun şık ve inanılmaz derecede güzel olacağından şüphe yoktu, ancak geliştiricilerin düzgün bir oyun mekaniği oluşturup ilgi çekici bir hikaye anlatabileceklerinden emin değildim. Oyunun geliştirme süreci, kısmen 2022'deki olaylar nedeniyle gecikti; bu olaylarda personelin büyük bir kısmı ve stüdyonun kendisi Kıbrıs'a taşındı. Ancak nihayet 2026'da yaratıcılar eserlerini halka sundular ve biz de onu değerlendirmek ve tartışmak için çok mutluyuz. Oyun, alternatif bir 1980'ler Amerika'sında başlıyor. Yerel efsaneye göre, II. Dünya Savaşı'nın sonunda atom bombaları Japonya'ya değil, Amerika Birleşik Devletleri'ne düşmüş ve bu da devasa bir mega şirketin akıl almaz derecede büyük bir güç elde etmesine olanak sağlayan bir dizi krize yol açmıştır. Ve şunu da belirtmek gerekir ki, bu dünyanın anlatısı başlı başına inanılmaz derecede büyüleyici; çünkü kurgusal olaylar, Watergate skandalı ve Küba Füze Krizi gibi gerçek hayattaki olaylarla iç içe geçerek, sadece bir arka plan olsa da, canlı ve unutulmaz benzersiz bir dünya yaratıyor. Aynı zamanda, yerel dünya hakkında, Şirketin toplumu devasa bir duvarla ikiye nasıl böldüğü hakkında daha fazla şey öğreniyoruz: bir tarafta çorak arazi, kıyamet sonrası bir dünya ve hayatın diğer sefaletleri varken, diğer tarafta refah ve cesur yeni bir dünya uzanıyor. Bu iki dünya arasında bir bağlantı var, ancak bunun detaylarına girmek istemiyorum, çünkü gerçekten büyüleyici olduğu için kendiniz keşfedebilirsiniz. Ayrıca nadiren özel bir şeye dönüşen, genellikle kahramana küçük avantajlar sağlayan önemsiz eşya getir-götür görevleri de var; ancak bunlar dünyanın genel tablosuna katkıda bulunuyor ve birkaç kez gerçekten etkileyici olabiliyorlar. Küçük bir kızdan babasından kalan son hatıra olan dürbünü aldıktan sonra, ağzımda kötü bir tat kaldı ve hatta o görevi tamamladığım için üzüldüm. Ancak, oyunun genel havası genellikle melankolik bir tondadır; bu melankolik hava bazen şiddetli saldırganlık patlamalarıyla kesintiye uğrar, ancak çoğunlukla tam olarak bu sessiz hüzün, ya da İngilizlerin dediği gibi spleen, hakimdir. Ancak oyun zaman zaman mizah da içeriyor; Kino şarkılarından alıntılar veya komik bir Metal Gear göndermesi gibi birkaç zekice gönderme var. Oyunda bunlardan çok fazla yok, bu yüzden endişelenmeyin, kesinlikle komediye dönüşmüyor. Genel olarak, buradaki hikaye beklenmedik bir şekilde beklediğimden çok daha iyi çıktı. Açıkçası, hiç hikaye olmayacağını, sadece ana karakterin eylemlerinin temel bir motivasyonu olacağını düşünmüştüm. Bunun yerine, William Gibson ve Philip K. Dick'ten açıkça esinlenilmiş oldukça iyi bir olay örgüsüyle karşılaştım. Bu yüzden yazarlara büyük bir alkış ve şimdi de kişisel olarak şüphelerim olan bir sonraki konuya geçelim. Gördüğünüz gibi, şimdi oyun mekaniğini tartışmak için mükemmel bir zaman. Hadi başlayalım. Replaced'in oynanışı üç ana bileşene, daha doğrusu iki büyük bileşene ve nefes almak için bir küçük bileşene ayrılabilir. İlk olarak bundan başlayalım, çünkü her bölümün sonunda oyun bizi tren istasyonuna, etrafta dolaşabileceğimiz, insanlarla sohbet edebileceğimiz ve çeşitli yan mini görevleri tamamlayabileceğimiz yerel bir merkeze geri döndürüyor. Buna biraz RPG diyebilirsiniz, tam anlamıyla bir RPG değil ama bazı yönleri eklenmiş. Genel olarak, bu bölümler ilkel ve özellikle ilgi çekici bir şeyden yoksun, ancak uzun, adrenalin dolu bölümlerden sonra nefes almak için güzel bir yol sunuyorlar. Ve ben buna gerçekten karşı değilim. https://www.youtube.com/watch?v=h7pKOeBUyCk
    Beğen
    10
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 817 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Resident Evil'ın 30 Yılı: Bizi Titreten En İkonik Anlar
    22 Mart 2026'da Capcom'un ikonik serisi 30. yıl dönümünü kutladı ve bu süre zarfında sadece popülaritesini korumakla kalmadı, aynı zamanda Resident Evil Requiem'in başarısının da gösterdiği gibi sektörün en önemli serilerinden biri olmaya devam etti.

    Yıllar içinde dizi, tartışmalı deneyler de dahil olmak üzere iniş çıkışlar yaşadı, ancak sürekli olarak izleyicilerin ilgisini çekmeyi başardı. Hayatta kalma korku türü için standartları belirleyen projelerden, hararetli tartışmalara yol açan tartışmalı kararlara kadar, her yeni bölüm önemli bir olay olarak kaldı.

    Bu süre zarfında, hayranların hala tüylerini diken diken eden sayısız sahne birikti. Aşağıda, yan oyunlar da dahil olmak üzere ana serideki çeşitli oyunlardan ikonik sahneler yer almaktadır. Lütfen olay örgüsüyle ilgili spoiler içerebileceğini unutmayın.

    Prolog Treni - Resident Evil Zero

    Ön bölüm, orijinal hikayeden bir gün önce geçiyor ve Rebecca Chambers ile Bravo Ekibinin kaderini ortaya koyuyor. Görevi, yakın zamanda bir felaket yaşayan Umbrella Şirketi'ne ait Ecliptic Express treninde başlıyor: James Marcus, enfekte sülükler kullanarak yolcuları T-virüsüyle enfekte etmişti.

    Dar bir tren vagonunun içinde kahramanımız mutantlarla karşılaşır ve firari Billy Cohen ile tanışır; hayatta kalmak için onunla iş birliği yapmak zorunda kalır. Nispeten kısa süresine rağmen, bu bölüm oyunun en unutulmaz bölümlerinden biri olarak kabul edilir: alışılmadık mekan, yoğun seviye tasarımı, sıra dışı bulmacalar ve dev bir akreple yapılan dövüş, açılışı gerçekten akılda kalıcı kılıyor.

    Zombilerle ilk karşılaşma – Resident Evil

    Tüm dizinin hikayesi burada başladı. Şehrin yakınlarındaki ormanda gizlenmiş Spencer malikanesinde, kahramanlar Chris Redfield ve Jill Valentine, batı kanadından gelen garip sesleri araştırıyorlar.

    Karşılaştıkları görüntü, oyun tarihinin en tanınabilir görüntülerinden biri haline geldi: yoldaşlarının cesedini yiyen bir zombi, yavaşça kahramanlara doğru dönüyor. Bu an, tüm serinin tonunu belirledi: gergin, rahatsız edici ve gerçekten korkutucu. 2002'deki yeniden yapım, geliştirilmiş grafikler ve seslerle bu etkiyi daha da artırarak sahneyi daha da etkileyici hale getirdi.

    Polis Karakolu - Resident Evil 2
    Devam filmi kaosla başlıyor: Leon S. Kennedy ve Claire Redfield kendilerini bir salgının pençesine düşmüş bir şehirde buluyorlar. Enfekte olmuş kalabalıklardan kaçarak, sığınacak yer bulma umuduyla polis karakoluna yöneliyorlar.

    Kahramanlar sonunda içeri girdiklerinde, oyuncu görkemli RPD lobisiyle karşılaşır; bu, bir sonraki korku turundan önce kısa bir nefes alma anıdır. Bu sahne sadece atmosferiyle değil, aynı zamanda güvenlik yanılsaması ile ötesinde yatanlar arasındaki zıtlıkla da akılda kalıcıdır. 2019 yeniden yapımında bile, sunumdaki değişikliklere rağmen, bu sahne ikonik statüsünü koruyor.

    Nemesis ile ilk karşılaşma - Resident Evil 3: Nemesis

    Olaylar bir kez daha Raccoon City'de geçiyor, ancak bu sefer Leon S. Kennedy ve Claire Redfield'ın gelişinden bir gün önce. Oyuncular burada serinin en korkunç yaratıklarından biri olan Nemesis ile ilk kez karşılaşıyor. Jill Valentine polis karakoluna giderken ortaya çıkan Nemesis, Brad Vickers'ı anında öldürüyor ve acımasız bir av başlatıyor.

    Bu Umbrella biyolojik canavarı kalıcı bir izlenim bıraktı: Ani ortaya çıkışları, neredeyse yenilmezliği ve her mutasyonla daha da güçlenme yeteneği, her karşılaşmayı bir hayatta kalma sınavı haline getirdi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Nemesis oyunun kült statüsünün büyük ölçüde sorumlusuydu. 2020 yeniden yapımında, ilk ortaya çıkışı yeniden düzenlendi: Hikayenin en başında aniden ortaya çıkıyor ve daha dinamik, ancak daha az sembolik bir ton belirliyor.

    Lanetli Tiranla Savaş - Resident Evil Code: Veronica

    Bu oyun, karmaşık seviye tasarımı, tartışmalı tasarım kararları ve zorlu kaynak yönetimi nedeniyle haklı olarak serinin en zorlu oyunlarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak oyuncular arasında öne çıkan bir sahne var: deniz uçağında Tyrant ile yapılan dövüş.

    Bu savaş, Claire Redfield'in hikayesinde çok önemli bir anda gerçekleşir ve sadece dayanıklılık değil, aynı zamanda doğru hazırlık da gerektirir. Amaç, canavarı zayıflatıp denize atmaktır, ancak bu son derece zordur: düşman oldukça dirençli ve saldırgandır.

    Cephane veya sağlık kiti eksikliği, bir çatışmayı kolayca çıkmaza sokarak birçok oyuncunun oyunu yeniden başlatmasına neden oluyordu. Bu vahşet, bu sahneyi en çok konuşulan ve akılda kalan sahnelerden biri haline getirdi.

    Köye Varış - Resident Evil 4

    Dördüncü oyun, tüm sektör için bir dönüm noktası oldu ve türe yaklaşımı önemli ölçüde değiştirdi. Gerilim dolu atmosferi kaybetmeden oynanışı daha dinamik hale getirdi. Açılış sahnesi bile bu değişiklikleri gösteriyor.

    Leon S. Kennedy, Ashley Graham'ı aramak için İspanya'nın ücra bir köyüne gelir, ancak hemen saldırgan yerlilerle karşılaşır. Kendini merkez meydanda, bıçaklı silahlar ve motorlu testerelerle donanmış düzinelerce düşmanla çevrili halde bulunca durum hızla kontrolden çıkar.

    Oyuncu, ani bir zil sesiyle saldırı sona erene kadar sınırlı kaynaklarla savaşmak zorundadır: sanki bir işaret verilmiş gibi, düşmanlar dağılır ve kahramanı tam bir sessizlik içinde bırakır. Bu keskin zıtlık gerilimi artırır ve Leon'un meşhur repliğiyle mühürlenen, serinin tarihindeki en ikonik sahnelerden birini sonlandırır.

    Skagded ile Savaş - Resident Evil Revelations

    Serinin ana hikayesine bağlı bu yan oyun, ilk olarak Nintendo 3DS'te yayınlanmış olup küresel biyoterörizm ve BSAA'nın ilk operasyonlarına odaklanmaktadır. Queen Zenobia gemisinde yapılan bir soruşturma sırasında Jill Valentine ve Parker Luciani, T-Abyss virüsü tarafından üretilen korkunç bir yaratık olan Scagded ile karşılaşırlar.

    Bu canavar, dönüşümden önce kaçmaya çalışan mutasyona uğramış bir mürettebat üyesidir. İnsan kalıntıları, şekilsiz kütleyle kaynaşmış halde hala görülebilir ve kolu ölümcül bir dairesel testereye dönüşmüştür.

    Durum, yaratığın bilincinin bazı kalıntılarını korumasıyla daha da kötüleşiyor: kahramanlara hitap eden cümle parçaları söylüyor. Bütün bunlar savaşı özellikle huzursuz edici hale getiriyor; geminin dar alanı, izolasyon ve diğer canavarların baskısı umutsuzluk duygusunu yoğunlaştırıyor.

    Chris ve Boulder - Resident Evil 5

    Bu bölüm, tamamen farklı bir nedenle tarihe geçti: aşırı gösterişliliği ve tam anlamıyla absürtlüğü. Chris Redfield, Albert Wesker ile son yüzleşmenin ortasında, lavın üzerinden geçici bir köprü olarak kullanmak üzere devasa bir kayayı yumruklarıyla itiyor.

    Sahne kasıtlı olarak abartılı görünüyor ve önceki oyunların daha ciddi tonuyla tezat oluşturarak çok tartışmaya yol açtı. Zamanla bu an, seriye ait en ünlü memlerden biri haline geldi. Dahası, yıllar sonra Capcom, Resident Evil Village'da bu olaya ironik bir gönderme yaparak bir tür hayran memnuniyeti unsuru yarattı.

    T-Phobos Virüsünün Aktifleşmesi - Resident Evil Revelations 2

    Resident Evil Revelations 2, serinin en korkunç virüs türlerinden biri olan T-Phobos virüsünü tanıtıyor. Bu, T-virüsünün benzersiz bir özelliği olan bir varyasyonudur: Sadece kişinin duygularının kontrolünü kaybettiği, aşırı korku anlarında aktif hale gelir.

    Claire Redfield ve Moira Burton, TerraSave'in diğer üyeleriyle birlikte Alex Wesker tarafından kaçırılır ve enfekte edilir. Wesker onları, insan ruhunun terör baskısı altında ne kadar ileri gidebileceğini test etmek için denek olarak kullanır.

    Enfeksiyonun etkileri en çarpıcı şekilde ikinci bölümde gösteriliyor. Kahramanlar, enfekte olmuş kişilerin kuşattığı terk edilmiş bir balıkçı köyündeki harap bir barda sığınak buluyorlar. Gergin bir savunmanın ortasında, Pedro Fernandez psikolojik baskıya yenik düşüyor: panik virüsü tetikliyor ve o canavarca bir yaratığa dönüşüyor.

    Claire, bir yandan düşmanların akınına karşı koyarken diğer yandan da yoldaşını öldürmek zorunda kalır. Bu sahne, yüksek düzeyde dram ve gerilim içererek oyunun en etkileyici sekanslarından biri olmaya devam ediyor.

    Piers Nivans'ın Kurbanı - Resident Evil 6

    Resident Evil 6, özellikle aksiyona aşırı derecede odaklanması nedeniyle hayranları arasında sık sık tartışmalara yol açıyor. Ancak oyunun gerçekten etkileyici anları da var; bunlardan biri de Chris Redfield'ın senaryosunun finali.

    BSAA'nın sadık bir savaşçısı olan Piers Nivans, Chaos ile yapılan belirleyici savaşta ağır yaralanır, bir kolunu kaybeder ve Chris'i canavarla tek başına baş başa bırakır. Durumun kritikliğini fark eden Nivans, radikal bir karar alır: Kendine C-virüsü enjekte eder; bu da kısmi bir mutasyona neden olur ve kaybettiği kolunun yerinde enfekte olmuş bir uzuv büyür. Bu sayede savaşa geri döner ve kaptanın düşmanı yenmesine yardımcı olur.

    Ancak Pierce, geri dönüşün olmadığını anlar. Kurtarılma fırsatı doğduğunda, Chris'e kaçma şansı vermek için geride kalır. Son saniyelerde, mutasyona uğramış Kaos kaçış kapsülünü yok etmeye çalışırken, Pierce son gücünü kullanarak son darbeyi indirir ve canavarı yok eder. Fedakarlığı Chris'i kurtarır ve Chris daha sonra ortağına saygı göstererek mücadeleye devam edeceğine yemin eder.

    "Ailemize hoş geldin, oğlum!" - Resident Evil 7: Biohazard

    Resident Evil 7: Biohazard, seriyi bir anlamda yeniden başlatarak hayatta kalma korkusu köklerine geri döndürdü ve atmosfer ile sürükleyicilik açısından yeni standartlar belirledi. Oyun en başından itibaren sürükleyici: Savaş deneyimi olmayan sıradan bir adam olan Ethan Winters, üç yıl önce ortadan kaybolan karısı Mia'yı bulmak umuduyla Louisiana bataklıklarındaki terk edilmiş bir malikaneye gider. Karşılaşma gerçekleşir, ancak bu bir kabusa dönüşür; Mia, ona adeta bir şeytan ele geçirmiş gibi bir halde saldırır.

    Ethan kendini savunmak ve görünüşte onu öldürmek zorunda kalır, ancak bu dehşetin sadece başlangıcıdır. Aniden bir yabancı ortaya çıkar—Jack Baker—ve korkutucu bir sakinlikle onu aileye "hoş geldiniz" diyerek bir darbeyle sersemletir. Kendine gelen Ethan, Baker ailesinin üyeleriyle birlikte yemek masasında bulur kendini: Jack, Margarita, Lucas ve garip, sessiz yaşlı bir kadın.

    Sahne hızla dizinin en bilindik sahnelerinden birine dönüşüyor: Kahraman, etrafının insan etine benzeyen bir şey yiyen delilerle çevrili olduğunu fark ediyor. Bu andan itibaren, tuzaklarla ve ölümcül tehditlerle dolu uğursuz evden kaçmak için umutsuz girişimi başlıyor.

    Canavar Bebek - Resident Evil Köyü

    Ethan'ın hikayesini devam ettiren Resident Evil Village, klasik korku unsurlarını daha dinamik aksiyonla birleştirerek büyük ölçüde Resident Evil 4'ün izinden gidiyor. Ancak oyun, saf korkuyu terk etmiyor ve tüm serinin en rahatsız edici ve tuhaf bölümlerinden birini sunuyor.

    Donna Benevento'nun evinin yeraltı odalarında, bir dizi gerilim dolu bulmacanın ardından Ethan, gerçekten korkunç bir hayaletle karşılaşır: çarpık, korkutucu özelliklere sahip, uğursuz sesler çıkaran ve kahramanı yutmak niyetiyle takip eden dev bir bebek. Silahsız olan Ethan, sadece kaçıp saklanabilir ve bir çıkış yolu bulmaya çalışabilir.

    Sonradan anlaşıldığı üzere bu yaratık, Benevento'nun kendisinin neden olduğu bir halüsinasyonun sonucu olduğundan, onunla doğrudan mücadele mümkün değildir. Bununla birlikte, sahne güçlü bir izlenim bırakır ve haklı olarak Köy'deki en korkutucu sahnelerden biri olarak kabul edilir.

    Leon 28 yıl sonra polis karakoluna geri dönüyor – Resident Evil Requiem

    Resident Evil Requiem'i serinin 30. yıl dönümü projesi olarak yaratan geliştiriciler, ilk fragmandan itibaren oyuncuların bir kez daha Raccoon City'yi ziyaret edeceklerini -daha doğrusu, Resident Evil 3'ün sonunda şehrin yıkımından sonraki kalıntılarını- açıkça ortaya koydular. Bu yere geri dönüş, özellikle Leon'un olayların merkezinde olduğu düşünüldüğünde, güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Uzun süredir serinin hayranı olanlar için bu sadece bir mekan değil, tüm hikayenin başlangıç ​​noktası.

    Bu nostaljik yolculuğun doruk noktası, RPD polis karakoluna yapılan bir ziyarettir. İçeri girdiğinde Leon, Umbrella Corporation'ın yarattığı kaostan mucizevi bir şekilde kurtulduğu Eylül 1998'deki o trajik gecenin olaylarını yeniden yaşar. Resident Evil 2'deki klasik karakol müziğini anımsatan tanıdık motifler, zamanda geriye yolculuk hissini pekiştirir.

    İlginç bir şekilde, bu bölümde serinin alışılagelmiş yoğun oynanışı yok: savaşlar veya açık tehditler bulunmuyor. Bunun yerine, oyuncu sakin bir şekilde boş odaları keşfetmeye, koridorlarda tamamen sessizce dolaşmaya ve geçmiş olaylara dair göndermeler bulmaya davet ediliyor. Bu yaklaşım, sahneyi bir tür duygusal duraklamaya dönüştürüyor; efsanenin nereden başladığının sessiz ama güçlü bir hatırlatıcısı. Capcom serisinin şu anki en yeni oyunu olan Requiem, böylece sadece hikayeyi devam ettirmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisini mirasına özenle yerleştiriyor.

    22 Mart 2026'da Capcom'un ikonik serisi 30. yıl dönümünü kutladı ve bu süre zarfında sadece popülaritesini korumakla kalmadı, aynı zamanda Resident Evil Requiem'in başarısının da gösterdiği gibi sektörün en önemli serilerinden biri olmaya devam etti. Yıllar içinde dizi, tartışmalı deneyler de dahil olmak üzere iniş çıkışlar yaşadı, ancak sürekli olarak izleyicilerin ilgisini çekmeyi başardı. Hayatta kalma korku türü için standartları belirleyen projelerden, hararetli tartışmalara yol açan tartışmalı kararlara kadar, her yeni bölüm önemli bir olay olarak kaldı. Bu süre zarfında, hayranların hala tüylerini diken diken eden sayısız sahne birikti. Aşağıda, yan oyunlar da dahil olmak üzere ana serideki çeşitli oyunlardan ikonik sahneler yer almaktadır. Lütfen olay örgüsüyle ilgili spoiler içerebileceğini unutmayın. Prolog Treni - Resident Evil Zero Ön bölüm, orijinal hikayeden bir gün önce geçiyor ve Rebecca Chambers ile Bravo Ekibinin kaderini ortaya koyuyor. Görevi, yakın zamanda bir felaket yaşayan Umbrella Şirketi'ne ait Ecliptic Express treninde başlıyor: James Marcus, enfekte sülükler kullanarak yolcuları T-virüsüyle enfekte etmişti. Dar bir tren vagonunun içinde kahramanımız mutantlarla karşılaşır ve firari Billy Cohen ile tanışır; hayatta kalmak için onunla iş birliği yapmak zorunda kalır. Nispeten kısa süresine rağmen, bu bölüm oyunun en unutulmaz bölümlerinden biri olarak kabul edilir: alışılmadık mekan, yoğun seviye tasarımı, sıra dışı bulmacalar ve dev bir akreple yapılan dövüş, açılışı gerçekten akılda kalıcı kılıyor. Zombilerle ilk karşılaşma – Resident Evil Tüm dizinin hikayesi burada başladı. Şehrin yakınlarındaki ormanda gizlenmiş Spencer malikanesinde, kahramanlar Chris Redfield ve Jill Valentine, batı kanadından gelen garip sesleri araştırıyorlar. Karşılaştıkları görüntü, oyun tarihinin en tanınabilir görüntülerinden biri haline geldi: yoldaşlarının cesedini yiyen bir zombi, yavaşça kahramanlara doğru dönüyor. Bu an, tüm serinin tonunu belirledi: gergin, rahatsız edici ve gerçekten korkutucu. 2002'deki yeniden yapım, geliştirilmiş grafikler ve seslerle bu etkiyi daha da artırarak sahneyi daha da etkileyici hale getirdi. Polis Karakolu - Resident Evil 2 Devam filmi kaosla başlıyor: Leon S. Kennedy ve Claire Redfield kendilerini bir salgının pençesine düşmüş bir şehirde buluyorlar. Enfekte olmuş kalabalıklardan kaçarak, sığınacak yer bulma umuduyla polis karakoluna yöneliyorlar. Kahramanlar sonunda içeri girdiklerinde, oyuncu görkemli RPD lobisiyle karşılaşır; bu, bir sonraki korku turundan önce kısa bir nefes alma anıdır. Bu sahne sadece atmosferiyle değil, aynı zamanda güvenlik yanılsaması ile ötesinde yatanlar arasındaki zıtlıkla da akılda kalıcıdır. 2019 yeniden yapımında bile, sunumdaki değişikliklere rağmen, bu sahne ikonik statüsünü koruyor. Nemesis ile ilk karşılaşma - Resident Evil 3: Nemesis Olaylar bir kez daha Raccoon City'de geçiyor, ancak bu sefer Leon S. Kennedy ve Claire Redfield'ın gelişinden bir gün önce. Oyuncular burada serinin en korkunç yaratıklarından biri olan Nemesis ile ilk kez karşılaşıyor. Jill Valentine polis karakoluna giderken ortaya çıkan Nemesis, Brad Vickers'ı anında öldürüyor ve acımasız bir av başlatıyor. Bu Umbrella biyolojik canavarı kalıcı bir izlenim bıraktı: Ani ortaya çıkışları, neredeyse yenilmezliği ve her mutasyonla daha da güçlenme yeteneği, her karşılaşmayı bir hayatta kalma sınavı haline getirdi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Nemesis oyunun kült statüsünün büyük ölçüde sorumlusuydu. 2020 yeniden yapımında, ilk ortaya çıkışı yeniden düzenlendi: Hikayenin en başında aniden ortaya çıkıyor ve daha dinamik, ancak daha az sembolik bir ton belirliyor. Lanetli Tiranla Savaş - Resident Evil Code: Veronica Bu oyun, karmaşık seviye tasarımı, tartışmalı tasarım kararları ve zorlu kaynak yönetimi nedeniyle haklı olarak serinin en zorlu oyunlarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak oyuncular arasında öne çıkan bir sahne var: deniz uçağında Tyrant ile yapılan dövüş. Bu savaş, Claire Redfield'in hikayesinde çok önemli bir anda gerçekleşir ve sadece dayanıklılık değil, aynı zamanda doğru hazırlık da gerektirir. Amaç, canavarı zayıflatıp denize atmaktır, ancak bu son derece zordur: düşman oldukça dirençli ve saldırgandır. Cephane veya sağlık kiti eksikliği, bir çatışmayı kolayca çıkmaza sokarak birçok oyuncunun oyunu yeniden başlatmasına neden oluyordu. Bu vahşet, bu sahneyi en çok konuşulan ve akılda kalan sahnelerden biri haline getirdi. Köye Varış - Resident Evil 4 Dördüncü oyun, tüm sektör için bir dönüm noktası oldu ve türe yaklaşımı önemli ölçüde değiştirdi. Gerilim dolu atmosferi kaybetmeden oynanışı daha dinamik hale getirdi. Açılış sahnesi bile bu değişiklikleri gösteriyor. Leon S. Kennedy, Ashley Graham'ı aramak için İspanya'nın ücra bir köyüne gelir, ancak hemen saldırgan yerlilerle karşılaşır. Kendini merkez meydanda, bıçaklı silahlar ve motorlu testerelerle donanmış düzinelerce düşmanla çevrili halde bulunca durum hızla kontrolden çıkar. Oyuncu, ani bir zil sesiyle saldırı sona erene kadar sınırlı kaynaklarla savaşmak zorundadır: sanki bir işaret verilmiş gibi, düşmanlar dağılır ve kahramanı tam bir sessizlik içinde bırakır. Bu keskin zıtlık gerilimi artırır ve Leon'un meşhur repliğiyle mühürlenen, serinin tarihindeki en ikonik sahnelerden birini sonlandırır. Skagded ile Savaş - Resident Evil Revelations Serinin ana hikayesine bağlı bu yan oyun, ilk olarak Nintendo 3DS'te yayınlanmış olup küresel biyoterörizm ve BSAA'nın ilk operasyonlarına odaklanmaktadır. Queen Zenobia gemisinde yapılan bir soruşturma sırasında Jill Valentine ve Parker Luciani, T-Abyss virüsü tarafından üretilen korkunç bir yaratık olan Scagded ile karşılaşırlar. Bu canavar, dönüşümden önce kaçmaya çalışan mutasyona uğramış bir mürettebat üyesidir. İnsan kalıntıları, şekilsiz kütleyle kaynaşmış halde hala görülebilir ve kolu ölümcül bir dairesel testereye dönüşmüştür. Durum, yaratığın bilincinin bazı kalıntılarını korumasıyla daha da kötüleşiyor: kahramanlara hitap eden cümle parçaları söylüyor. Bütün bunlar savaşı özellikle huzursuz edici hale getiriyor; geminin dar alanı, izolasyon ve diğer canavarların baskısı umutsuzluk duygusunu yoğunlaştırıyor. Chris ve Boulder - Resident Evil 5 Bu bölüm, tamamen farklı bir nedenle tarihe geçti: aşırı gösterişliliği ve tam anlamıyla absürtlüğü. Chris Redfield, Albert Wesker ile son yüzleşmenin ortasında, lavın üzerinden geçici bir köprü olarak kullanmak üzere devasa bir kayayı yumruklarıyla itiyor. Sahne kasıtlı olarak abartılı görünüyor ve önceki oyunların daha ciddi tonuyla tezat oluşturarak çok tartışmaya yol açtı. Zamanla bu an, seriye ait en ünlü memlerden biri haline geldi. Dahası, yıllar sonra Capcom, Resident Evil Village'da bu olaya ironik bir gönderme yaparak bir tür hayran memnuniyeti unsuru yarattı. T-Phobos Virüsünün Aktifleşmesi - Resident Evil Revelations 2 Resident Evil Revelations 2, serinin en korkunç virüs türlerinden biri olan T-Phobos virüsünü tanıtıyor. Bu, T-virüsünün benzersiz bir özelliği olan bir varyasyonudur: Sadece kişinin duygularının kontrolünü kaybettiği, aşırı korku anlarında aktif hale gelir. Claire Redfield ve Moira Burton, TerraSave'in diğer üyeleriyle birlikte Alex Wesker tarafından kaçırılır ve enfekte edilir. Wesker onları, insan ruhunun terör baskısı altında ne kadar ileri gidebileceğini test etmek için denek olarak kullanır. Enfeksiyonun etkileri en çarpıcı şekilde ikinci bölümde gösteriliyor. Kahramanlar, enfekte olmuş kişilerin kuşattığı terk edilmiş bir balıkçı köyündeki harap bir barda sığınak buluyorlar. Gergin bir savunmanın ortasında, Pedro Fernandez psikolojik baskıya yenik düşüyor: panik virüsü tetikliyor ve o canavarca bir yaratığa dönüşüyor. Claire, bir yandan düşmanların akınına karşı koyarken diğer yandan da yoldaşını öldürmek zorunda kalır. Bu sahne, yüksek düzeyde dram ve gerilim içererek oyunun en etkileyici sekanslarından biri olmaya devam ediyor. Piers Nivans'ın Kurbanı - Resident Evil 6 Resident Evil 6, özellikle aksiyona aşırı derecede odaklanması nedeniyle hayranları arasında sık sık tartışmalara yol açıyor. Ancak oyunun gerçekten etkileyici anları da var; bunlardan biri de Chris Redfield'ın senaryosunun finali. BSAA'nın sadık bir savaşçısı olan Piers Nivans, Chaos ile yapılan belirleyici savaşta ağır yaralanır, bir kolunu kaybeder ve Chris'i canavarla tek başına baş başa bırakır. Durumun kritikliğini fark eden Nivans, radikal bir karar alır: Kendine C-virüsü enjekte eder; bu da kısmi bir mutasyona neden olur ve kaybettiği kolunun yerinde enfekte olmuş bir uzuv büyür. Bu sayede savaşa geri döner ve kaptanın düşmanı yenmesine yardımcı olur. Ancak Pierce, geri dönüşün olmadığını anlar. Kurtarılma fırsatı doğduğunda, Chris'e kaçma şansı vermek için geride kalır. Son saniyelerde, mutasyona uğramış Kaos kaçış kapsülünü yok etmeye çalışırken, Pierce son gücünü kullanarak son darbeyi indirir ve canavarı yok eder. Fedakarlığı Chris'i kurtarır ve Chris daha sonra ortağına saygı göstererek mücadeleye devam edeceğine yemin eder. "Ailemize hoş geldin, oğlum!" - Resident Evil 7: Biohazard Resident Evil 7: Biohazard, seriyi bir anlamda yeniden başlatarak hayatta kalma korkusu köklerine geri döndürdü ve atmosfer ile sürükleyicilik açısından yeni standartlar belirledi. Oyun en başından itibaren sürükleyici: Savaş deneyimi olmayan sıradan bir adam olan Ethan Winters, üç yıl önce ortadan kaybolan karısı Mia'yı bulmak umuduyla Louisiana bataklıklarındaki terk edilmiş bir malikaneye gider. Karşılaşma gerçekleşir, ancak bu bir kabusa dönüşür; Mia, ona adeta bir şeytan ele geçirmiş gibi bir halde saldırır. Ethan kendini savunmak ve görünüşte onu öldürmek zorunda kalır, ancak bu dehşetin sadece başlangıcıdır. Aniden bir yabancı ortaya çıkar—Jack Baker—ve korkutucu bir sakinlikle onu aileye "hoş geldiniz" diyerek bir darbeyle sersemletir. Kendine gelen Ethan, Baker ailesinin üyeleriyle birlikte yemek masasında bulur kendini: Jack, Margarita, Lucas ve garip, sessiz yaşlı bir kadın. Sahne hızla dizinin en bilindik sahnelerinden birine dönüşüyor: Kahraman, etrafının insan etine benzeyen bir şey yiyen delilerle çevrili olduğunu fark ediyor. Bu andan itibaren, tuzaklarla ve ölümcül tehditlerle dolu uğursuz evden kaçmak için umutsuz girişimi başlıyor. Canavar Bebek - Resident Evil Köyü Ethan'ın hikayesini devam ettiren Resident Evil Village, klasik korku unsurlarını daha dinamik aksiyonla birleştirerek büyük ölçüde Resident Evil 4'ün izinden gidiyor. Ancak oyun, saf korkuyu terk etmiyor ve tüm serinin en rahatsız edici ve tuhaf bölümlerinden birini sunuyor. Donna Benevento'nun evinin yeraltı odalarında, bir dizi gerilim dolu bulmacanın ardından Ethan, gerçekten korkunç bir hayaletle karşılaşır: çarpık, korkutucu özelliklere sahip, uğursuz sesler çıkaran ve kahramanı yutmak niyetiyle takip eden dev bir bebek. Silahsız olan Ethan, sadece kaçıp saklanabilir ve bir çıkış yolu bulmaya çalışabilir. Sonradan anlaşıldığı üzere bu yaratık, Benevento'nun kendisinin neden olduğu bir halüsinasyonun sonucu olduğundan, onunla doğrudan mücadele mümkün değildir. Bununla birlikte, sahne güçlü bir izlenim bırakır ve haklı olarak Köy'deki en korkutucu sahnelerden biri olarak kabul edilir. Leon 28 yıl sonra polis karakoluna geri dönüyor – Resident Evil Requiem Resident Evil Requiem'i serinin 30. yıl dönümü projesi olarak yaratan geliştiriciler, ilk fragmandan itibaren oyuncuların bir kez daha Raccoon City'yi ziyaret edeceklerini -daha doğrusu, Resident Evil 3'ün sonunda şehrin yıkımından sonraki kalıntılarını- açıkça ortaya koydular. Bu yere geri dönüş, özellikle Leon'un olayların merkezinde olduğu düşünüldüğünde, güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Uzun süredir serinin hayranı olanlar için bu sadece bir mekan değil, tüm hikayenin başlangıç ​​noktası. Bu nostaljik yolculuğun doruk noktası, RPD polis karakoluna yapılan bir ziyarettir. İçeri girdiğinde Leon, Umbrella Corporation'ın yarattığı kaostan mucizevi bir şekilde kurtulduğu Eylül 1998'deki o trajik gecenin olaylarını yeniden yaşar. Resident Evil 2'deki klasik karakol müziğini anımsatan tanıdık motifler, zamanda geriye yolculuk hissini pekiştirir. İlginç bir şekilde, bu bölümde serinin alışılagelmiş yoğun oynanışı yok: savaşlar veya açık tehditler bulunmuyor. Bunun yerine, oyuncu sakin bir şekilde boş odaları keşfetmeye, koridorlarda tamamen sessizce dolaşmaya ve geçmiş olaylara dair göndermeler bulmaya davet ediliyor. Bu yaklaşım, sahneyi bir tür duygusal duraklamaya dönüştürüyor; efsanenin nereden başladığının sessiz ama güçlü bir hatırlatıcısı. Capcom serisinin şu anki en yeni oyunu olan Requiem, böylece sadece hikayeyi devam ettirmekle kalmıyor, aynı zamanda kendisini mirasına özenle yerleştiriyor.
    Beğen
    8
    0 Cevaplar 0 Paylaşımlar 754 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Hız kesmeden teknoloji gündemini takip etmeye devam ediyoruz:

    **SHIFTDELETE.NET FORUM'DA NEDEN ESKISI GIBI KIMSE YOK?**

    Eskiden teknoloji denince akla gelen ilk duraklardan biriydi ShiftDelete.net forum ama son zamanlarda sessizliğe büründü. Sizce kemik kitle neden dağıldı? Samimiyet mi bitti, yoksa mobil uygulamalar ve sosyal medya forum kültürünü mü öldürdü? Eskiden ShiftDelete.net forum'da takılırdım, eski...

    ───────────────
    Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz:

    https://techforum.tr/threads/6120/

    #shiftdeletenet #forumda #eskisi #gibi #kimse #teknoloji #techforumtr
    ⚡ Hız kesmeden teknoloji gündemini takip etmeye devam ediyoruz: 📌 **SHIFTDELETE.NET FORUM'DA NEDEN ESKISI GIBI KIMSE YOK?** 📝 Eskiden teknoloji denince akla gelen ilk duraklardan biriydi ShiftDelete.net forum ama son zamanlarda sessizliğe büründü. Sizce kemik kitle neden dağıldı? Samimiyet mi bitti, yoksa mobil uygulamalar ve sosyal medya forum kültürünü mü öldürdü? Eskiden ShiftDelete.net forum'da takılırdım, eski... ─────────────── 👉 Konunun detaylarını forumdan inceleyebilirsiniz: 🔗 https://techforum.tr/threads/6120/ #shiftdeletenet #forumda #eskisi #gibi #kimse #teknoloji #techforumtr
    Beğen
    2
    1 Cevaplar 0 Paylaşımlar 260 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Detective Sherlock: Shadow Hunter Oyun Çıkış Tarihi Ertelendi
    2025 yılının başlarında, bağımsız oyun stüdyosu Gamercury AI, ilk oyunu Detective Sherlock: Shadow Stalker'ı duyurdu.

    Bu türdeki diğer oyunların çoğundan farklı olarak, önceden tanımlanmış seçenekler arasından seçim yapmak yerine tüm NPC'lerle serbest diyalog kurma olanağı sunması beni çok etkiledi . Bu, yerleşik dil modeli (LLM) sayesinde mümkün oluyordu.

    Dahası, avantajları arasında seslendirme de dahil olmak üzere tam Türkçe yerelleştirme yer alıyor. Son olaylar göz önüne alındığında, bu başlı başına önemli bir avantaj gibi görünüyor, özellikle de Frogwares'in en yeni Sherlock Holmes oyununun resmi bir metin yerelleştirmesi bile almadığı düşünüldüğünde.

    Oyunun transferi hakkında

    Ancak tüm bu avantajlara rağmen, bir dezavantajı da var. Steam, 2025 yılında oyunun yıl sonuna kadar piyasaya sürüleceğini duyurmuştu. Geliştiriciler de aynı yılın Ekim ayında bu bilgiyi oyunun topluluğuna iletmişti.

    Aralık ayı geldiğinde, çıkış tarihi 2026 yılının ilk çeyreğine, yani Ocak, Şubat veya Mart aylarına ertelendi. Geliştiriciler daha önce son tarihin ertelenebileceği konusunda uyarıda bulundukları için bunu sorun etmedim.

    Ayrıca, söz verdiğim gibi, bir demo yayınlandı şimdilik sadece İngilizce olarak. 2025 yılının sonlarında yaklaşık 10 dakika oynama fırsatım oldu.

    Ancak Mart ayı geldiğinde, yayın tarihi tekrar ertelendi, bu sefer Nisan ayına. Ancak bu da işin sonu değildi. Şimdi Nisan ayı geldi ve yayın tarihinin tekrar ertelendiğini, bu sefer Mayıs ayına alındığını fark ettim.

    Son haberler

    Son haberler arasında, Steam ve YouTube'da yayınlanan resmi tanıtım videosu da yer alıyor. Ancak, videonun gerçek oyun deneyimiyle pek bir ilgisi olmadığı, tamamen bir sinir ağı tarafından oluşturulduğu anlaşılıyor.

    Bu yazının yazıldığı sırada, X, TikTok ve Çin'in BiliBili ve Qun gibi diğer sosyal ağlar tamamen sessizdi.

    Oyunun Steam topluluğu da son birkaç aydır pek yeni haber görmedi. Geliştirici haberleri ve tartışmaları için de durum aynı, tek istisna benim yazım; onu başka bir forumda yazmam tavsiye edilmişti.

    Aynı zamanda, önceki topluluk tartışmaları oyunun hala oldukça bitmemiş olduğunu gösteriyor. Bir yandan geliştiriciler oyunculara yanıt veriyor, geri bildirim alıyor ve kademeli olarak düzeltmeler yapıyor, yani proje teknik olarak canlı. Öte yandan, hatalar, tartışmalı kararlar, seslendirme sorunları, demo lansmanları ve yapay zeka etkileşimlerinin genel kalitesiyle ilgili oldukça fazla şikayet var. Bu bağlamda, gecikmelerin sadece yerelleştirmeyle değil, oyunun henüz istenen duruma ulaşmamış olmasıyla da ilgili olduğu görülüyor.

    Bu bağlamda, aklımda birden birkaç soru beliriyor. Sürekli ertelenen çıkış tarihlerinin sebebi ne olabilir? Bu oyunun ne zaman piyasaya sürüleceğini nasıl bilebiliriz? Ve muhtemelen fiyatı ne kadar olacak?
    2025 yılının başlarında, bağımsız oyun stüdyosu Gamercury AI, ilk oyunu Detective Sherlock: Shadow Stalker'ı duyurdu. Bu türdeki diğer oyunların çoğundan farklı olarak, önceden tanımlanmış seçenekler arasından seçim yapmak yerine tüm NPC'lerle serbest diyalog kurma olanağı sunması beni çok etkiledi . Bu, yerleşik dil modeli (LLM) sayesinde mümkün oluyordu. Dahası, avantajları arasında seslendirme de dahil olmak üzere tam Türkçe yerelleştirme yer alıyor. Son olaylar göz önüne alındığında, bu başlı başına önemli bir avantaj gibi görünüyor, özellikle de Frogwares'in en yeni Sherlock Holmes oyununun resmi bir metin yerelleştirmesi bile almadığı düşünüldüğünde. Oyunun transferi hakkında Ancak tüm bu avantajlara rağmen, bir dezavantajı da var. Steam, 2025 yılında oyunun yıl sonuna kadar piyasaya sürüleceğini duyurmuştu. Geliştiriciler de aynı yılın Ekim ayında bu bilgiyi oyunun topluluğuna iletmişti. Aralık ayı geldiğinde, çıkış tarihi 2026 yılının ilk çeyreğine, yani Ocak, Şubat veya Mart aylarına ertelendi. Geliştiriciler daha önce son tarihin ertelenebileceği konusunda uyarıda bulundukları için bunu sorun etmedim. Ayrıca, söz verdiğim gibi, bir demo yayınlandı şimdilik sadece İngilizce olarak. 2025 yılının sonlarında yaklaşık 10 dakika oynama fırsatım oldu. Ancak Mart ayı geldiğinde, yayın tarihi tekrar ertelendi, bu sefer Nisan ayına. Ancak bu da işin sonu değildi. Şimdi Nisan ayı geldi ve yayın tarihinin tekrar ertelendiğini, bu sefer Mayıs ayına alındığını fark ettim. Son haberler Son haberler arasında, Steam ve YouTube'da yayınlanan resmi tanıtım videosu da yer alıyor. Ancak, videonun gerçek oyun deneyimiyle pek bir ilgisi olmadığı, tamamen bir sinir ağı tarafından oluşturulduğu anlaşılıyor. Bu yazının yazıldığı sırada, X, TikTok ve Çin'in BiliBili ve Qun gibi diğer sosyal ağlar tamamen sessizdi. Oyunun Steam topluluğu da son birkaç aydır pek yeni haber görmedi. Geliştirici haberleri ve tartışmaları için de durum aynı, tek istisna benim yazım; onu başka bir forumda yazmam tavsiye edilmişti. Aynı zamanda, önceki topluluk tartışmaları oyunun hala oldukça bitmemiş olduğunu gösteriyor. Bir yandan geliştiriciler oyunculara yanıt veriyor, geri bildirim alıyor ve kademeli olarak düzeltmeler yapıyor, yani proje teknik olarak canlı. Öte yandan, hatalar, tartışmalı kararlar, seslendirme sorunları, demo lansmanları ve yapay zeka etkileşimlerinin genel kalitesiyle ilgili oldukça fazla şikayet var. Bu bağlamda, gecikmelerin sadece yerelleştirmeyle değil, oyunun henüz istenen duruma ulaşmamış olmasıyla da ilgili olduğu görülüyor. Bu bağlamda, aklımda birden birkaç soru beliriyor. Sürekli ertelenen çıkış tarihlerinin sebebi ne olabilir? Bu oyunun ne zaman piyasaya sürüleceğini nasıl bilebiliriz? Ve muhtemelen fiyatı ne kadar olacak?
    Beğen
    6
    3 Cevaplar 0 Paylaşımlar 1B Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
  • Forza Horizon 6 İncelemesi
    Forza Horizon 6 İNCELEMESİ - Bu, serinin şimdiye kadarki en büyük oyunu gibi görünüyor.

    ➡ Tokyo etkileyici: Şehir, otoyollar ve dar sokaklardan oluşan canlı bir labirent gibi hissettiriyor ve keşfetmek gerçekten çok ilgi çekici.

    ➡ Büyükşehirin dışında, kıvrımlı yollara ve karla kaplı manzaralara sahip sessiz dağ yolları bulunmaktadır.

    ➡ Harita daha da büyüdü - FH5'e göre yaklaşık %25 daha büyük.

    ➡ Normal bir arabayla başlamanız gerekecek; süper arabalar hemen açılmayacak.

    ➡ Atmosfere büyük önem verilmiş: neon ışıklar, yağmur, yansımalar ve FH4'teki gibi tam anlamıyla mevsim değişiklikleri.

    ➡ Artık ikinci el ve modifiye edilmiş araçları indirimli fiyata satın almak mümkün.

    ➡ Artık garajınızı özelleştirebilirsiniz. Gazeteciler hemfikir: Forza Horizon 6, serinin en iyisi.

    Yayın tarihi 19 Mayıs olarak planlanıyor.
    Forza Horizon 6 İNCELEMESİ - Bu, serinin şimdiye kadarki en büyük oyunu gibi görünüyor. ➡ Tokyo etkileyici: Şehir, otoyollar ve dar sokaklardan oluşan canlı bir labirent gibi hissettiriyor ve keşfetmek gerçekten çok ilgi çekici. ➡ Büyükşehirin dışında, kıvrımlı yollara ve karla kaplı manzaralara sahip sessiz dağ yolları bulunmaktadır. ➡ Harita daha da büyüdü - FH5'e göre yaklaşık %25 daha büyük. ➡ Normal bir arabayla başlamanız gerekecek; süper arabalar hemen açılmayacak. ➡ Atmosfere büyük önem verilmiş: neon ışıklar, yağmur, yansımalar ve FH4'teki gibi tam anlamıyla mevsim değişiklikleri. ➡ Artık ikinci el ve modifiye edilmiş araçları indirimli fiyata satın almak mümkün. ➡ Artık garajınızı özelleştirebilirsiniz. Gazeteciler hemfikir: Forza Horizon 6, serinin en iyisi. Yayın tarihi 19 Mayıs olarak planlanıyor.
    Beğen
    5
    2 Cevaplar 0 Paylaşımlar 325 Görüntülemeler 0 Değerlendirmeler
Daha Fazla Sonuç
Oyun Gündemi
Yükleniyor...
Forum Son Yazılan Konular
TechForumTR https://techforum.tr/sosyal